2013-02-20 - 15:42
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, sağlıkta kamu-özel ortaklığını öngören kanun tasarısının 7 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.

CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda tartışmaya yol açtı.

CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, ''Milletvekillerinin Görev ve Sorumlulukları'' konulu gündemdışı konuşmasında, tüm milletvekillerine, içinde 30 Ocak'ta BBC'de yayınlanan ve Hatay'da bir imalathanede çekilmiş görüntülerin bulunduğu CD dağıttığını belirterek, programda, Türkiye'de imal edilen bombaların Suriye'ye gönderildiğinin yer aldığını söyledi.

Güneş, milletvekili sorumluluğu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla, patlamanın yaşandığı Cilvegözü sınır kapısını denetlemek için olay yerine gittiğini, Başsavcılığın kamera görüntüleriyle ilgili gizlilik kararı olduğunu söylediğini, ancak bakanların, TOBB başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu'nun bu görüntüleri gördüğünü ileri sürdü. Güneş, ''İçişleri Bakanı, oradaki olan olayların kendi iddia ettiği gibi görünmesi için görüntülerin bir kısmının Anadolu Ajansı'na servis edildiğini söyledi''' diye konuştu.

Milletvekillerinin yürütmenin denetleyicisi olduğunu belirten Güneş, bunu yapmak istediklerinde ayrımcılıkla karşı karşıya kaldıklarını savundu. Güneş, ''Sayın Başbakan, 'sen zabıta mısın, izansız, insafsız, onursuz' diyor bizim için. Bu edepsizlik. Bir Başbakan'a hiç yakışmıyor. Bu, Başbakan'ın bu Parlamento'nun üyelerinin görev ve sorumluluklarını hazmetmediğini, muhalefet milletvekillerine hak tanımadığını gösteriyor. Sayın Çiçek, sakın bunun üzerine beni arayıp özür dilemesin, gereğini yapsın. Sayın Başbakan benim milletvekili görevimi yapmamı engellemeye çalışıyor, Sayın Çiçek de buna kayıtsız kalıyor'' dedi.

AK Parti'li bazı milletvekillerinin ''Başbakan ile ilgili sözlerini geri al'' diye laf atması üzerine Güneş, ''Sayın Başbakan geri alırsa, ben de alırım. Parlamento'nun görevini yapmasını kimse engelleyemez'' karşılığını verdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Güneş'in ''sorumsuz bir konuşma yaptığını'' belirtti. Aydın, Meclis kürsüsünde herkesin edebiyle konuşması gerektiğini söyledi. Aydın, ''Hele ki bir ülkenin Başbakanı, yüzde 50 seçmenin oy verdiği bir başbakan ile ilgili ağzınıza o ifadeyi aldığınız zaman ağzınızın temiz olması, doğru konuşmanız lazım. Hiçkimseye hakaret etme hakkınız yok. Başbakan ile ilgili onurla alakalı, edep sınırlarını aşan ifadelerde bulunmaya asla hakkı yoktur. Herkesin edebine uygun dil kullandığını biliyoruz. Eğer edepsiz ifade kullanıyorsa, o arkadaşın edebinde bir problem vardır'' diye konuştu.

Güneş, sataşma gerekçesiyle söz alarak, herhangi bir yurttaşı onursuz, insafsız, izansız olmakla suçlamanın edepli bir davranış olmadığını belirterek, ''Bunun edepli davranış olduğunu iddia ediyorsanız, Başbakanlık'tan ayrılın'' dedi.

BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, ''Dünya Anadili Günü'' konusundaki gündemdışı konuşmasına başlarken, ''Kendi anadilimle sizi selamlamak istiyorum'' diyerek kısa bir süre Kürtçe konuştu. Anadili yasaklamanın mümkün olmadığını belirten Zenderlioğlu, geçmişte dünyada 6 bin dil konuşulurken bugün bu sayının 2 bin 750'ye düştüğünü, bunların çoğunun 200 ülkede konuşulduğunu anlattı.

Demokrasilerde iki dilliliğin geliştiğini ifade eden Zenderlioğlu, ''Irkçı, tekçi, kirli politikalardan dolayı bugün diller yok oluyor. Bir halkın dili yasaklanmışsa kimliği de yasaklanmıştır'' dedi.

Öte yandan, Kosova-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu üyeleri TBMM Genel Kurulu'nun çalışmalarını bir süre izledi.

Halkların Demokratik Kongresi üyesi milletvekillerine yönelik Sinop'ta meydana gelen olaylar, Meclis Genel Kurul'un gündeme geldi.

BDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için ''son yıllarda artan ırkçılık, milliyetçilik ve nefret suçlarına'' ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, bir milletvekilinin, bir ile seyahatinin, gerçekte var olmayan sınırlarla sınırlanıyorsa bir sorun bulunduğunu ve kendilerinin de bu sorunla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Türkiye'nin, bir barış imkanının ucunun görüldüğü süreçte, bunu kaldıracak, çok ciddi bir iç çatışmanın nedeni olabilecek bir felaket ihtimalinden tesadüfen kurtulduğunu savunan Kürkcü, ''İçişleri Bakanı'nın, bu tertibin bir parçası görünmek istemiyorsa, vali ve emniyet müdürünü görevden alma mecburiyeti vardır. Burada sadece şiddet ve saldırganlık olmadı, nefret söylemi de en doruk noktada yaşandı. İnsan kanından beslenen, insan eti yiyen gladio çetesi, Türkiye'nin bütün geleceğine meydan okumaktadır. Kışkırtabildikleri bir kaç genç, ne Samsun ne Sinop halkının ifadesidir'' dedi.

Öneri lehinde söz alan CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, nefret söyleminin üzerinde durmaları gerektiren bir mesele olduğunu ifade etti.

CHP'li Sinop Belediye Başkanı'na özür borçları olduğunu ifade eden Erdemir, Belediye Başkanı'nın, Sinop'taki olaylar nedeniyle itibarsızlaştırıldığını, eşinin ağır hastalığı nedeniyle il dışında bulunduğu sırada, suçlayıcı ithamlara maruz kaldığını kaydetti. Erdemir, ''İtibarsızlaştırma, hedef gösterme, bir özürle geçiştirilemeyecek kadar büyük. Kendisine Meclis adına özür gönderiyoruz. Kendisinin barış sever, eşit yurttaşlığı savunan bir belediye başkanı olduğunu biliyoruz'' diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, önerge aleyhinde yaptığı konuşmada, nefret söylemlerinin, nefret suçuna zemin hazırladığını, bunun da toplumsal barışı etkilediğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, Anayasa'nın 10. maddesinde herkesin kanun önünde eşit olduğunun belirtildiğine işaret ederek, TCK'da adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesinin koruma altında alındığını anımsattı.

Bir BDP temsilcisinin Balkanlar'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalanlara, ''Bu ülkenin gerçek sahibi siz değilsiniz' dediğini, bir CHP milletvekilinin Kürtler ve Türkler'in eşit olmadığını söylediğini kaydeden Çavuşoğlu, bunların, sorgulanması gereken davranışlar olduğunu dile getirdi.

Çavuşoğlu, nefret suçu ve söylemine zemin hazırlayacak hiçbir ilkeyi benimsemediklerini, yaratılanı yaratandan ötürü sevdiklerini kaydederek, ''Toplumsal barışın tesisi için bu aşamada önergeyi verenlerin, destekleyenlerin kendi içlerinde özeleştiri mekanizmasını oluşturarak, muhasebe yapması gerektiğine inanıyoruz'' dedi.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada, BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP'nin, yargının sorunlarıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını içeren grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, yargının tarafsız ve bağımsız olması, yargılama sürecinin hukukun üstünlüğü ve insan hakları temelinde tamamlanmasını beklediklerini, ancak bugün Türkiye'de tam tersi bir durum yaşandığını savundu.

Yargının şaşırtan bazı emsal kararlarının olduğunu, buna örnek olarak Zahit Akman ile ilgili ''3 aydan fazla tutukluluk ceza olur'' kararını gösteren Oran, ''Yargı herkes için eşit olmalı. Fatih Hilmioğlu 4 yıldır tutuklu, cezaevinde evladını kaybetti, kendisine eziyet edildi, hastalığıyla ilgili raporlara rağmen tutuklu. Balbay ile Haberal da 5 yıldır tutuklu. Başbakan ile ilgili dokunulmazlık dosyalarında, dolandırıcılık ve kalpazanlık iddiaları var. Masumiyet karinesi herkes için vardır. Başbakan için masumiyet karinesi neyse, Hilmioğlu için de odur'' diye konuştu.

Oran, 10 yıldır hukukun geldiği durumun ortada olduğunu, tutuklu sayısının 60 binden 138 bine çıktığını belirterek, ''Ortada sorun var, bunu birlikte çözmek zorundayız. Size el uzatıyoruz, gelin bu eli tutun'' dedi.

AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, CHP'nin Türkiye'yi ''en fazla tutuklu gazetecinin olduğu ülke'' olarak dünyaya şikayet ettiğini söyledi. Doğrudan şiddete bulaşmış kişilerin gazeteci olarak görülmesinin, geçmişte başka çevreler için yapıldığını ileri süren Bilgin, tutukluluğun makul sürelere indirilmesi için kendi dönemlerinde önemli çalışmalar yapıldığını anlattı.

MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Türkiye'de bugün gelinen noktada ''adalet mülkün temelidir'' sözünün korunmadığını, Meclis'in çoğunluğun mahkumu durumuna getirildiğini ileri sürdü. Uzunırmak, ''Bilginin, kuralların, samimiyetin olmadığı, siyasetin şov olduğu, yalan, riya ve iftiranın hakim olduğu Türkiye'yi yaşıyoruz. Adalet hüküm sürmüyor, gücü yeten yetene'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milliyetçilikle ilgili sözlerine işaret eden Uzunırmak, ''Dinsel milliyetçiliğe karşıyım demek yalanın daniskasıdır. Hitler ırkçıdır, milliyetçi değildir. Irkçılık ile milliyetçiliği karıştırmayın. İslamdan kaynağını alan milliyetçiliği savunuyoruz'' dedi.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ise kimsenin adalette imtiyaz talep edemeyeceğini, ancak adil yargılama talep edebileceğini belirterek, yargı paketlerinden istenen amaca ulaşıldığını, iş yükünün azaldığını söyledi. Can, ''Demek ki iyi yoldayız'' dedi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da daha sonra, sağlıkta kamu özel ortaklığını öngören yasa tasarısının görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, sağlıkta kamu-özel ortaklığını öngören kanun tasarısının 7 maddesi kabul edildi.

Genel Kurul'da, Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.

İki bölüm halinde, ''temel'' kanun olarak ele alınan tasarının, ilk 7 maddesi kabul edildi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, verdiği önerge üzerinde yaptığı konuşmada Ergene Nehri'ndeki kirliliği gündeme getirdi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da Köprülü'ye yanıt verdi. Müezzinoğlu, ''Keşke şu anda Ergene'yi yaklaşık 20 yıldır, en az yüzde 70 kirleten CHP'li belediyelere de bu duyarlılığı gösterseydiniz. Ergene'nin nasıl temizlendiğini vatandaş görüyor. Sayın Bakanımız ile iki kez toplantı yaptık, bütün milletvekilleri davetliydi. Bir tanesinde bile yoktunuz'' dedi.

Müezzinoğlu, Ergene'nin temizliğinin AK Parti'ye nasip olacağını ifade ederek, bir tarafı suçlayarak, Ergene'nin kirliliğinde sorumluluktan kaçarak, bir suçlu bulunamayacağını söyledi. Müezzinoğlu, ''Suçlu ararsanız kendinizi bulursunuz'' dedi.

Tasarının görüşmeleri devam ediyor.

Sağlıkta kamu-özel ortaklığını öngören tasarının, 1. bölümü TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Temel kanun olarak iki bölüm halinde görüşülen Sağlık Bakanlığı'nca Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması Hakkında Kanun Tasarısı'nın, ilk bölümündeki 14 maddesi kabul edildi.

Tasarı, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca yapılmasına ihtiyaç duyulan tesislerin ön fizibilite raporu ve belirlenecek standartlar çerçevesinde Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde, 30 yılı geçmemek üzere bağımsız ve sürekli nitelikte üst hakkı tesis edilmesi suretiyle yaptırılması, mevcut tesislerin yenilenmesinin sağlanması ve bu projeler için alınacak danışmanlık, araştırma ve geliştirme hizmetleriyle ileri teknoloji ya da yüksek mali kaynak gerektiren bazı hizmetlerin gördürülmesine ilişkin usul ve esasları belirliyor.

Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları, Maliye Bakanlığı'nca yükleniciye bedelsiz olarak tesis edilecek Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde, sözleşmede belirlenecek bedel karşılığında tesis yaptırabilecek. Yapım işlerine ilişkin ön fizibilite raporu ile belgeler, Sağlık Bakanı'nın imzasıyla Yüksek Planlama Kurulu'nun onayına sunulacak. Yapım işlerinin ihalesi, Yüksek Planlama Kurulu'ndan yetkilendirme kararı alındıktan sonra gerçekleştirilecek. Hastane yerleşkeleri, sağlık tesisi ve ticari hizmet alanlarından oluşacak.

Bakanlık, kullanımında olan tesislerin yenilenmesi işlerini, tesislerdeki belli hizmetlerin sunulması, ticari hizmet alanlarının işletilmesi ya da bedelinin ödenmesi karşılığında yaptırabilecek.

Bakanlık merkez teşkilatında ilgili birimin, Bakanlık onayıyla taşra birimlerince yapılmasına karar verilen işlerde ise ilgili taşra biriminin en üst yöneticisi ihale yetkilisi olacak.

İhalelerde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini ve kaynakların verimli kullanılmasını, ihtiyaçların uygun şartlarda ve zamanında karşılanmasını sağlamak esas olacak. Her proje için, ihale iş ve işlemlerinde kullanılmak üzere, ön proje, ön fizibilite raporu, fizibilite raporu, temel standartlar dokümanı ve ihale dokümanı hazırlanacak. İhalelerde, proje bazında işin niteliğine göre en az maliyetle en yüksek fayda sağlayan teklif, ekonomik açıdan en avantajlı teklif kabul edilecek.

Tesislerin yenileme veya yapım işlerinde; açık ihale usulü, belli istekliler arasında ihale usulü veya pazarlık usullerinden biri uygulanabilecek.

İdare, teklif edilen fiyatı fizibilitesine uygun bulmazsa ihaleyi iptal edebilecek. İhalenin iptalinden dolayı isteklilere karşı idarenin herhangi bir sorumluluğu doğmayacak. Yaptırılacak işlerdeki sabit yatırım içerisinde yer alan tıbbi donanımın en az yüzde 20'si yerli üretim olacak.

Kamu İhale Kanunu'na göre ihalelere katılamayacak olanlar, bu düzenleme kapsamındaki ihalelere de katılamayacak.

Sözleşme özel hukuk hükümlerine tabi olacak ve süresi, tesisin özelliklerine ve fizibilite raporuna bağlı olarak sözleşmede belirtilen sabit yatırım dönemi hariç 30 yılı geçmemek üzere idarece belirlenecek.

Tesisin ve ticari hizmet alanlarının yapım işlerinin projelendirilmesinden ve finansmanının sağlanmasından, yapımından, bakım ve onarımından, yükleniciye bırakılan hizmetlerin yerine getirilmesiyle ticari hizmet alanlarının işletilmesinden, sözleşme süresi sonunda yerleşkenin her türlü borç ve taahhütten ari, bakımlı, çalışır ve kullanılabilir durumda bakanlığa devredilmesinden yüklenici sorumlu olacak.

Sözleşmenin feshi halinde, Maliye Bakanlığı'nca Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde yüklenici lehine tesis edilen üst hakkı, herhangi bir yargı kararı aranmaksızın iptal edilecek.

Taşınmaz üzerindeki tüm yapı ve tesisler sağlam ve işler durumda Hazine'ye intikal edecek. Taşınmaza veya üzerinde bulunan yapı, tesis ve müştemilata yüklenici tarafından zarar verilmesi halinde, zarar bedeli de yükleniciden alınacak.

Bedel ve sözleşme süresinin tespitinde; yatırımın maliyeti ve projenin mahiyeti, ekipman ve tıbbi donanımın yüklenici tarafından sağlanıp sağlanmayacağı, yüklenicinin karı, yatırım konusu taşınmaz ve tesisteki hizmetlerin ve ticari hizmet alanlarının işletilmesinin yükleniciye verilip verilmeyeceği hususları dikkate alınacak.

Yapım işinin tamamlanmasından önce hiçbir şekilde bedel ödemesi yapılmayacak. Bedel, bakanlığa veya bağlı kuruluşlara ait döner sermaye bütçesinden veya merkezi yönetim bütçesinden ödenecek.

Yerleşke sözleşme süresi sonunda çalışır ve kullanılabilir durumda bedelsiz olarak kendiliğinden idareye geçecek.

Tasarı kapsamında yatırımlarla ilgili yapılacak iş ve işlemler, damga vergisi ile harçlardan muaf olacak.

Kamu özel ortaklığıyla yapılacak iş ve işlemler, Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacak.

Tasarı, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da değişiklik yapıyor.

Buna göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilmesi planlanan ve tutarı asgari 1 milyar lira olması öngörülen yatırım ve hizmetlere ilişkin uygulama sözleşmeleri ve yap-kirala-devret modeliyle gerçekleştirilmesi planlanan, tutarı asgari 500 milyon lira olan sözleşmelerde; sözleşmelerin süresinden önce feshedilerek tesisin ilgili idareler tarafından devralınması hükmünün bulunması halinde, söz konusu yatırım ve hizmetler için yurt dışından sağlanan finansman ve bu finansmana ilişkin mali yükümlülüklerin Hazine Müsteşarlığı tarafından üstlenilmesine karar vermeye, üstlenime konu mali yükümlülüklerin kapsam, unsur ve ödeme koşullarını belirlemeye ilişkin usul ve esasları düzenlemeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak.

Mali yıl içinde taahhüt edilecek borç üstleniminin limiti, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile belirlenecek. Bakanlar Kurulu, limiti bir katına kadar artırmaya yetkili olacak.

Giderin kaydı için gerekli olan ödenek, Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan yedek ödenek tertibinden karşılanacak. Müsteşarlık tarafından gerçekleştirilen üstlenim tutarları devlet dış borcu olarak kaydedilecek. Dış borcun tahsisi yapılabilen idareler dışında kalan idarelerin yürüttüğü projelerden kaynaklanan borç üstlenimlerinde, ilgili idare Hazine Müsteşarlığı'na üstlenilen tutarda borçlandırılacak.

Tasarının 1. bölümünün kabulünden sonra TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.