2004-12-03 - 12:50
TBMM BAŞKANI ARINÇ: ''BEKLENTİMİZ, 17 ARALIK ZİRVESİNDE, 2005 YILININ İLK YARISINDA ÜLKEMİZLE TAM ÜYELİK GÖRÜŞMELERİNE GECİKMEKSİZİN BAŞLANMASINA YÖNELİK KOŞULSUZ BİR KARAR ALINMASIDIR"
Arınç, AP Başkanı Borrell Fontelles ile birlikte yaptıkları ortak basın açıklamasında, TBMM'nin son iki yılda "devrim" niteliğinde önemli yasa ve anayasa değişikliklerini gerçekleştirerek Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğini" söyledi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Avrupa Parlamentosu Başkanı Sayın Josep Borrell Fontelles'le TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Fontelles'in AP Başkanlığına seçildikten sonra Türkiye'ye ilk kez geldiğine işaret etti ve bu ziyaretin, 17 Aralık Zirvesi'nden kısa bir süre önce gerçekleşiyor olmasının önem taşıdığını kaydetti.

TBMM'nin son iki yılda ''devrim'' niteliğinde önemli yasa ve anayasa değişikliklerini iktidar ve muhalefetiyle dayanışma içerisinde gerçekleştirdiğini hatırlatan Arınç, ''Bu reform atılımları ile Kopenhag Siyasi Kriterlerini yerine getirdik. Beklentimiz, 17 Aralık Zirvesi'nde, 2005 yılının ilk yarısında ülkemizle tam üyelik görüşmelerine gecikmeksizin başlanmasina yönelik koşulsuz bir karar alınmasıdır'' dedi.

Arınç,Josep Borrell Fontelles ile yaptıkları görüşmede, Avrupa Birliği üyeliğine uzanan yolda, Türkiye'nin üzerine düşen görev ve sorumlulukları, Türkiye'nin bundan sonraki hedefini ayrıntılarıyla değenlendirdiklerini ifade ederek, 17 Aralık Zirvesi'nde Türkiye'ye katılım müzakerelerine başlanması konusunda alınacak karar hakkındaki düşüncelerini ve Türkiye'nin beklentilerini paylaştıklarını kaydetti.

''Avrupa Parlamentosu'nda son zamanlarda Türkiye'nin üyeliği ile ilgili hararetli tartışmaları yakından izliyoruz'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

'' Sayın Eurlings'in ülkemize ilişkin raporu da Avrupalı parlamenterler arasında farklı tepkiler görmüştür. Her demokratik ortamda olduğu gibi, Avrupa Parlamentosu'nda da ülkemizin AB'ye katılımı konusunda farklı görüşler olması doğaldır.

Ancak bu farklı görüşlerle birlikte, Türkiye'nin AB'ye sağlayacaği yarar ve katkıların da vurgulanması, ayrıca Helsinki ve Kopenhag zirvelerinin lafzına ve ruhuna bağlı kalınması bizim açımızdan önem taşımaktadır. Sayın Borrell Fontelles ve seçkin heyetinin ziyareti, tüm bu ayrıntıların gözden geçirilip, değerlendirilmesi için çok yararlı bir vesile sağlamıştır.

TBMM Başkanı Arınç, TBMM olarak parlamentolararası ilişkilerin geliştirilmesi, halklar arasındaki dostlukların pekiştirilmesine büyük önem verdiklerini, bu temel düşünceyle üye parlamentolarıyla mevcut yakın ve dostane ilişkileri daha da ileriye götürme kararında olduklarını söyledi.

Borrell Fontelles'in Başkanlığında beş yıl süreyle görev yapacak olan Avrupa Parlamentosu ile daha yakın, sık temas ve işbirliği içinde olmayı arzuladıklarını vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

''Avrupa kamuoyları eğilimlerini yansıtan Avrupa Parlamentosu'nun, Türkiye'nin üyeliği aleyhindeki önyargıların üstesinden gelinebilmesi için önemli platform olduğunu düşünüyoruz. Sayın Başkan'ın bu yönde bize gereken destek ve ilgiyi göstereceğine, yardımcı olacağına güveniyorum."

TBMM Başkanı Arınç, basın açıklamasının sonunda, AP Başkanı Josep Borrell Forelles'in bugün saat 16'30'da TBMM Genel Kuruluna hitap edeceğini hatırlatarak, ''bu vesilenin TBMM ve AP bakımından özel anlamı olduğunu düşünüyorum." dedi.
Arınç, Borrell Fontelles ve beraberindeki heyetin ziyaret ve temaslarının karşılıklı anlayış ve güçbirliğine katkıda bulunacağına inandığını kaydetti.

BORRELL'İN AÇIKLAMALARI

AP Başkanı Borrell Fontelles de Türkiye ile AB arasında ''tarihi anların yaşandığını'' ifade ederek başladığı konuşmasında, ''Bazı dönemlerde tarih şaşırır. Ne tarafa dönmesi gerektiğini bilemeyebilir, belki öyle bir andayız. Ve bundan sonra alacağımız kararlarda; dünyanın izleyeceği yol, çok değişebilecektir. Bu aldığımız kararlarla, sadece Türkiye değil, sadece AB de değil, tüm dünya değişecektir'' dedi. AP'nin alacağı kararın, AB Konseyi için hukuken ''bağlayıcı bir nitelik taşımadığını ifade eden Borrell, şunları kaydetti:

''Ancak, özellikle son dönemlerde yaşanan olayların gösterdiği üzere, AP'nin kararı, gerçekten siyasi açıdan önemlidir. Ancak, bu süreç başlarsa, devam eder ve sonuçlanırsa, sonuçlandığı anda son söz Parlamento'nun olacaktır. Çünkü, Parlamento'nun onayı olmadan, tüm ülkeler katılıma taraftar olsalar da böyle bir katılım gerçekleşemez.

AP içinde çok farklı siyasi gruplar, farklı delegasyonlar var. Bunların, Türkiye'nin katılımına yönelik fikirleri birbirinden çok farklı. Hatta öylesine faklı ki ilk başta kimilerine göre, Türkiye konusunda güçlü, temelleri yerinde bir karar alınması mümkün değildi. Aynı zamanda, demokrasi için olağanüstü bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu şekilde, AB vatandaşları, alacakları kararın iyi ve kötü yönlerini tartışabilir, ülkeler de kendi halklarını görüşlerini dikkate alabilirler.

AP Dış İlişkiler Komitesi, bir taslak metni ele aldı ve bu konuda, genel kurulunda oylama yapacak. Bütün bunlar AB Zirvesi'nden önce gerçekleşecek. Bu görüşmelerin de kararın tartışılmasında, tüm yönleriyle ele alınmasında önemli olduğunu düşünüyorum.''

AP'nin üzerinde durduğu 6 yasa bulunduğu ifade eden Borrell, Arınç ile yaptığı görüşmede, bunlarla ilgili çalışmaların başladığını ve
zamanında biteceği bilgisini almaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

TBMM Başkanı Bülent Arınç ve AP Başkanı Josep Borrell Fontelles, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Borrell Fontelles, bir gazetecinin, ''Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik müzakerelerin başlaması için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tanıması gerektiği'' yönündeki görüşleri değerlendirmesini istemesi üzerine, ''Müzakereler konusunda, Kıbrıs'ın durumuna gelince herhangi bir
müzakerede olduğu gibi, bu müzakerede de müzakere ettiğiniz tarafı tanımak zorundasınız; karşı tarafta olanı tanımak durumundasınız. AB ile müzakere demek, sonuçta karşı tarafı tanımak demek olacaktır ve Kıbrıs'ın da tanınmasını içerecektir'' dedi.

Borrell Fontelles, bir gazetecinin ''Türkiye ziyaretim sırasında (Kürdistan'ı da ziyaret edeceğim) ifadeniz dil sürçmesi miydi?'' sorusuna, ''Evet bu bir dil sürçmesiydi. Bunu daha öncede açıklamaya çalıştım. (Kürdistan) derken tamamen bir coğrafi alana atıfta bulunmaya çalışıyordum. Bir siyasi açıklama değildi. Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu'sunu kastediyordum'' karşılığını verdi.

Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik müzakerelerin başlaması için Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tanıması gerektiği şeklindeki görüşleri değerlendirmesini istemesi üzerine Borrell Fontelles, ''Müzakereler konusunda, Kıbrıs'ın durumuna gelince herhangi bir müzakerede olduğu gibi, bu müzakerede de müzakere ettiğiniz tarafı tanımak zorundasınız. Karşı tarafta olanı tanımak durumundasınız. AB ile müzakere demek, sonuçta karşı tarafı tanımak demek olacaktır ve Kıbrıs'ın da tanınmasını içerecektir. Şu anda komisyonun üzerinde çalıştığı ve kararın içinde de yer alan esas unsur da budur zaten'' dedi.

İNSAN HAKLARI KONUSUNDA STANDART
AB'nin insan hakları konusunda Türkiye'ye sürekli ev ödevi verdiğini ifade eden bir gazeteci, AB üyesi İngiltere'nin Irak'ta insan hakları ihlalleri yaptığını dile getirerek, '' AB standartları oraya üye olmak isteyen ülkeler için mi, yoksa üye olunca standart kalkıyor mu?'' sorusuna da Josep Borrell Fontelles, şu karşılığı verdi:

''Hayır... Aslında siz değişik bir yorum getirdiniz. Şunu söylemek istiyorum: İngiltere'nin kendi içinde insan hakları sorunu yok. Varsa da insan hakları ile ilgili sorunları ele almak için kuruluşlar var. Savaş, insanların ölümüne yol açıyor. Maalesef elimizde olmayan bir şey... Ancak, savaşın kendi kuralları var. Onu da düzenlemek için kurulan uluslararası kuruluşlar var. Ama yine de bir ülkenin içindeki insan hakları ihlalleri ile bir savaş alanındaki insan hakları ihlalleri aynı düzeyde değildir. Farklı iki unsurdur ve insan haklarına saygı, bir anda, son saniyeyi çok hızlı koşarak sprint yaparak elde edilecek bir sonuç değildir, bir maratondur. Hepimizde onun için koşuyoruz.''

''TÜRKİYE'NİN SINIRLARI BELLİDİR''
Borrell Fontelles, ''Kürdistan ifadesinden Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni kastettiği'' sözlerinin bir kez daha ne anlama geldiğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

''Lütfen kelimelerle oynamayalım. AP ve AB, Türkiye'nin coğrafi ve siyasi sınırlarının gayet belli bir ülke olduğunu birçok defa vurgulamıştır. AB aynı zamanda Türkiye'nin siyasi ve toprak bütünlüğünü tamamen desteklemektedir. Onun için benim bir coğrafi alan için kullandığım bir sözcük, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne sahip olmadığı anlamına gelemez.''

''PALAVRA''
Borrel Fontellesl'in sözlerini bitirmesi üzerine Arınç araya girerek, bir soru daha alınacağını ifade etti. Arınç, ''Şunu anladım; İspanyolca'da 'palavras' var. Bizde de 'palavra' var. Demek ki aynı kökenden gelen kelimeler bunlar... Sayın Başkan Türkiye'yi yeni tanıyacak. Bizim basınımızın bir kısmı bir sorudan 10 soru çıkarmada mahirdir'' dedi.

EKÜMENLİK VE RUHBAN OKULU
AP Başkanı Josep Borrell Fontelles, ''ekümenlik ve ruhban okulu'' tartışmalarına ilişkin soruyu yanıtlarken de kendisinin dini konularda uzman olmadığını söyledi. Ekümenlik sıfatının Rum Patriki'ne uygulandığında, bunun ne tür anlamlara geldiğinin de ''uzmanı'' olmadığını ifade eden Borrell Fontelles, ''AB, tüm din ve inançlara saygılı olmayı benimsemiştir. Aynı zamanda hiç bir inanç ve dine ayrımcılık yapılmaması için, sivil, siyasi ve dini erklerin birbirinden ayrılması gerektiği üzerinde durur. Ekümenlik sıfatının Rum Patrikhanesi açısından öneminin ayrıntılarını bilmiyorum'' diye konuştu.