2014-06-25 - 15:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmayı Uygun Bulan Tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.Tasarının kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Mumcu, gündeme geçmeden önce iki milletvekiline gündemdışı söz verdi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Karahan Uslu, uyuşturucu ile mücadelede uluslararası iş birliğinin önemine dikkati çekti. Uslu, Türkiye'nin 2002-2014 yılları arasında uyuşturucu kaçakçılığına karşı 36 ülkeyle iş birliği yaptığını, bu kapsamda 230 operasyon düzenlendiğini ifade etti.
Uyuşturucu kullanımı ve ticaretine karşı başarılı çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Uslu, Türkiye'nin bu anlamda transit ülke konumundan çıktığını, uyuşturucu şebekeleri kendilerine başka rotalar aramak zorunda kaldığını söyledi.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Susurluk Belediyesi'nde, "AKP'li olmadıkları" gerekçesiyle 76 kişinin işten çıkarıldığını iddia etti. Havutça, aynı dönemde 150 kişinin de taşeron şirketlerde işe başlatıldığını savundu.
Hükümetin politikasını eleştiren Havutça, "Köylüden mazot üzerinden alınan KDV ve ÖTV'nin kaldırılmasını istedik, kabul etmediniz. 'Asgari ücretliden vergi alınmasın' dedik kabul etmediniz. 'Öğretmenlerin, memurların toplu sözleşme hakları olsun' dedik, kabul etmediniz. 'Taşeron sistemi kaldırılsın' dedik, kabul etmediniz. Soma ile ilgili araştırma önergesi verdik, kabul etmediniz; sonuçta 301 kişi yaşamını yitirdi" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda Irak'taki Türkmenlerin durumu gündeme geldi.
CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Musul'daki son gelişmelere ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Meclis'in, Türkmenler konusuna duyarsız kaldığını savundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Irak Türkmen Cephesi Başkanı'nı, Ankara'da kabul ettiğini ifade eden Korutürk, görüşmenin, "mezhepçilik yapmayın, aranızda bölünmeyin" şeklinde nasihatten ibaret olduğunu öne sürdü. Korutürk, Irak Türkmenleri arasında mezhepçilik olmadığını, Türkmen kimliğini her zaman koruduğunu söyledi.
Hükümet'in alması gereken acil önlemler olduğunu belirten Korutürk, bunları şöyle sıraladı:
"Irak Hükümeti, hayatta kalma mücadelesi veren Türkmenlere karşı merkezi yönetim olarak sorumluluklarını yerine getirmeye davet edilmelidir. Türkmenlerin güvenliklerinin sağlanması, insani yardım ve bu yardımın ulaştırılması için gerekli insani destek harekatına yetki temelini sağlamak amacıyla BM Güvenlik Konseyi'nin alacağı karara Türkiye öncülük etmelidir. Yardım harekatına Irak için, Iraklılar'ın ortak harekatı niteliği kazandırabilmek için Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile de iş birliğine olanak sağlayacak mekanizmalar geliştirilmelidir. Irak merkezi yönetiminin bilgisi dahilinde, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak'ın toprak ve siyasi bütünlüğünü tehdit eden gelişmelerle, merkezi yönetimle ortaklaşa oluşturacağı siyasi ve önlemlerle birlikte mücadele etmeye yönlendirilmelidir.Türkmenler'in yaşadıkları dram daha da derinleşmeden, sınırlarımıza da yakın ve daha istikrarlı olan, ulaşım olanaklarına da sahip bulunan Zaho bölgesinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile işbirliği halinde insani yardım kampları oluşturulması planlanmalı, Türkmenler bu bölgelerde güvenlik içinde iskan edilmelidir. Telafer başta olmak üzere, Türkmenler'in yaşadığı bölgelere yönelik olası saldırılara ön almak ve bunları caydırmak üzere bir askeri hazırlık yapılması gerekliliği de gözardı edilmemelidir. Hükümeti, kendilerinin de geliştirecekleri ilave planları işleme koyarak BM'yi, BM'nin insani yardım kuruluşlarını, Irak merkezi hükümetini, Kürdistan Bölgesel Yönetimini, Türkmen Cephesi ile diğer Türkmen kuruluşlarını ve bütün Türkmen unsurlarını Türkiye'nin imkanlarıyla birleştirmeye ve Türkiye'nin ön aldığı bir operasyonu süratle başlatmaya davet ediyoruz."
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan da öneri lehinde söz aldı. Oğan, Meclis'te, Musul gibi bir dert olmadığının anlaşıldığını öne sürerek, TBMM Dışişleri Komisyonu'nun bugünkü toplantısında konuyla ilgili bilgi istediklerini ancak taleplerinin karşılanmadığını belirtti. Oğan, Dışişleri Komisyonu'nun kukla komisyon olmasına izin vermeyeceklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Vatandaşlarımızın hayatı söz konusu, elbette dikkat edeceğiz, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Ama Dışişleri Bakanı, üzerindeki sorumluluğu bir kenara atamaz. Türkmenler'in yanında niye durmuyorsunuz? Türkmen şehitlerine taziye diliyorum, Başbakan'dan da bekliyorum. Mursi'ye yandığınız kadar biraz da Türkmenlere yanın, biraz da Türkmen şehitlerine hiç olmazsa dilinizin ucuyla başsağlığı dileyin. İktidar ve muhalefetiyle kol kola verelim, Türkmen kardeşlerimize sahip çıkalım. Ancak Türkmene akıl veriyor, onun ötesinde 'Türkmen orada sahipsiz değildir' sözünü Başbakan, Dışişleri Bakanı'ndan duymak istiyoruz."
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yakın çevresinde yaşadığı sorunlara ilişkin katılımcı bir tartışmanın önemine işaret etti.
Bostancı, Türklüğün, kimsenin uhdesinde olmadığını ifade ederek, Oğan'a, "Buradaki insanların milliliğinden şüphe edemezsiniz, o zaman oy verenlerin aklından ve milliliğinden şüphe edersiniz. Türkmen kardeşlerimiz yalnız değildir" diye karşılık verdi.
Irak'ta Saddam Hüseyin sonrası yaşanan kriz döneminin, herkeste güvenlik endişesi doğurduğunu belirten Bostancı, bir bölgede kişiler kendilerini güvensiz hissettiğinde silahlanmayı, varlıklarını korumak için amansız mücadeleye girmeyi kaderleri bakımından gerekli görmeye başladıklarını söyledi.
Bostancı, Ortadoğu'da kan, vahşet, ölüm meseleleri anlatıldığında bunun İslam ve bölgedeki insanların az gelişmişliğiyle bağlantılı bir okuma bulunduğunu, bunun haksız olduğunu kaydetti.
Son dönemde IŞİD denilen bir örgütün çıktığını ifade eden Bostancı, hiçbir şekilde şiddeti, zulmü desteklemediklerini belirtti. Bostancı, Türkiye'nin, Ortadoğu coğrafyasında vahşet ve teröre karşı çizgisi olan bir devlet olduğunu söyledi.
Bostancı, Türkmenlerin, o bölgede zor durumda olduğunu dile getirerek, Türkmenlerin acısını, insanlığın bağrında anlamı olan karşılığı olan bir dram olarak gördüklerini anlattı.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, kürsüye çıkan muhalefet milletvekillerinin, Meclis'in duyarsız olduğunu söylediklerini anımsatarak, "Bindiğimiz dalı kesiyoruz. Böyle konuşmanın kime faydası var? AK Parti, hiçbir zaman meseleleri halının altına süpürmedi" dedi.
Özel, konuya duyarsız olmadıklarını dile getirerek, uluslararası platformlarda, BM, NATO nezdinde, A'dan Z'ye ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Bu konunun, milli bir konu olduğunu, üzerinde siyaset yapılmaması gerektiğini ifade eden Özel, "Hassas olan konuları siyaset malzemesi yaparak, dışarıdan birilerinin bize gülmesine izin vermeyin. Oradaki vatandaşlarımızın güvenliği sorunu var, hesap edin ona göre burada gelin konuşun" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis'in 1 Temmuz'da tatile girmeyerek 25 Temmuz'a kadar çalışması kararlaştırıldı.
Genel Kurul'da, AK Parti'nin, Ar-Ge Kanun Tasarısı ile bazı uluslararası anlaşmaları gündemin ön sıralarına alan ve Meclis'in 1 Temmuz'da tatile girmeyerek 25 Temmuz'a kadar çalışmasını içeren önerisi görüşüldü.
Öneri üzerine söz alan Grup Başkanvekili Engin Altay, "İktidar bunu hazırlarken Ramazan'ı unuttu herhalde. Bu sene oruç tutmayacaksınız galiba. Bu mübarek aya girerken insan Allah'tan korkar, Meclis personelini düşünür. Ne kadar ayıp ve günah. Muhalefet partisi olarak söylüyorum; biz burada Temmuz ayı boyunca her 5 dakikada bir 185 milletvekilini göreceğiz" dedi.
Altay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen Torba Tasarı'daki Soma ve vergi affı ile ilgili düzenlemeleri ayırarak hemen geçirebileceklerini, ancak söz konusu tasarının içinde Anayasa'ya aykırı olan düzenlemelere destek vermeyeceklerini ifade etti.
Engin Altay, dört eski Bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu kurulmasına karar verildiğini, ancak AK Parti Grubu'nun üye bildiriminde bulunmadığı için komisyonun kurulamadığını söyledi. Altay, bunun milli iradeye saygısızlık olduğunu ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise CHP'nin, soruşturma komisyonuna ilişkin İçtüzüğe uygun hareket etmediğini, komisyonun bu nedenle kurulamadığını kaydetti. Elitaş, İçtüzük'te, soruşturma komisyonuna isimleri bildirilen üyelerin, konuyla ilgili olarak daha önce görüşlerini açıklamaması şartı olduğunu anımsattı.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da AK Parti'nin grup önerisine tepki gösterdi. Yılmaz, "Cumhurbaşkanı seçiminde toplumun tüm kesimlerinin oylarını almak için bazı tasarılar getirmeyi planlıyorsunuz. Bunun içinde bebek katiline verdiğiniz sözler de var" dedi.
Terör örgütü IŞİD'in Musul'u işgaline değinen Yılmaz, "Bu barbar, eli kanlı terör örgütünün büyümesinde zerre kadar dahiliniz varsa, buna el kaldıran milletvekilleri olarak vicdan azabından nasıl kurtulacak?" diye konuştu.
Konuşmaların ardından AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, Meclis 25 Temmuz'a kadar, salı günleri 15.00-21.00, çarşamba ve perşembe günleri 14.00-21.00 saatleri arasında çalışacak.
TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasını Uygun Bulan Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, anlaşmanın, 3 yıl içinde Türkiye'ye vizelerin kalkacağı, halka vize müjdesi şeklinde sunulduğunu söyledi. Korutürk, ancak anlaşmanın, "Eğer 3 yıl içinde anlaşmayı düzgün şekilde, benim istediğim gibi uyguladığını görürsem, o zaman vize rejimini yumuşatayım mı düşüneceğim, gerekirse oylayacağım" dediğini savundu.
Korutürk, Türkiye?ye yasa dışı olarak gelip, batıya, Avrupa?ya sürekli insan geçtiğini, geri kabulle bu kişilerin kabul edilmek zorunda kalınacağını belirtti.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "Türkiye'nin, AB kapısında onurunu, gururunu ayaklar altına alarak yıllardır devam ettiğini" öne sürdü.
Türkkan, Avrupa'ya 500 bin mültecinin gittiğini, bunun yüzde 50'sinin Türkiye üzerinden olduğunu belirtti.
Türkiye'de, kimliği, nerede yaşadığı belli olmayan 1 milyon Suriyeli bulunduğunu ifade eden Türkkan, "Toplumsal terör olaylarının kaynağında bu kişilerin kullanılmayacağını kim garanti edecek?" diye sordu.
Türkkan, "Suriyelileri geri göndermeyi düşünüyor musunuz, 1 milyon Suriyeli hangi şartlarda Türkiye'yi terk edecekler? Türkiye'de böyle bir plan yok, sadece kapıları açtık. Türkiye'nin kapıları kevgir olmuş" dedi.
Türkiye'nin şartlarının, komşu ülkelerden gelenleri ekonomik ve fiziki açıdan barındıracak durumda olmadığını savunan Türkkan, Türkiye'nin demografik yapısının ciddi şekilde değiştirildiğini kaydetti.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, vize muafiyetinin bu şekilde sağlanmayacağını ifade etti. Vize muafiyetinde karşılıklılık kuralı bulunduğunu dile getiren Kaplan, "VIP Salonları yol geçen hanı gibi, IŞİD, El Nusra, El Kaide, konsolosluğun alt üst kademesinden herkes geçiyor. Siz milletvekili olarak onların VIP salonundan geçemezsiniz. Vizelerde, dolaşımda, Avrupa Adalet Divanı'nda mahkemelerde kapılardasınız, imtiyazlı ortaklıkla sınanan bir kapıdasınız. Bu sözleşmeyi çekin, yoksa baltayı önce kendi ayağınıza vurursunuz. Önce kendi vatandaşlarınız geri kabule takılacak, ülkenizden gidenler, garantileri olmadan sınırdışı edilebilir tehlikesinde kalacaklar" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasını Uygun Bulan Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, anlaşmanın, 3 yıl içinde Türkiye'ye vizelerin kalkacağı, halka vize müjdesi şeklinde sunulduğunu söyledi. Korutürk, ancak anlaşmanın, "Eğer 3 yıl içinde anlaşmayı düzgün şekilde, benim istediğim gibi uyguladığını görürsem, o zaman vize rejimini yumuşatayım mı düşüneceğim, gerekirse oylayacağım" dediğini savundu.
Korutürk, Türkiye?ye yasa dışı olarak gelip, batıya, Avrupa?ya sürekli insan geçtiğini, geri kabulle bu kişilerin kabul edilmek zorunda kalınacağını belirtti.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "Türkiye'nin, AB kapısında onurunu, gururunu ayaklar altına alarak yıllardır devam ettiğini" öne sürdü.
Türkkan, Avrupa'ya 500 bin mültecinin gittiğini, bunun yüzde 50'sinin Türkiye üzerinden olduğunu belirtti.
Türkiye'de, kimliği, nerede yaşadığı belli olmayan 1 milyon Suriyeli bulunduğunu ifade eden Türkkan, "Toplumsal terör olaylarının kaynağında bu kişilerin kullanılmayacağını kim garanti edecek?" diye sordu.
Türkkan, "Suriyelileri geri göndermeyi düşünüyor musunuz, 1 milyon Suriyeli hangi şartlarda Türkiye'yi terk edecekler? Türkiye'de böyle bir plan yok, sadece kapıları açtık. Türkiye'nin kapıları kevgir olmuş" dedi.
Türkiye'nin şartlarının, komşu ülkelerden gelenleri ekonomik ve fiziki açıdan barındıracak durumda olmadığını savunan Türkkan, Türkiye'nin demografik yapısının ciddi şekilde değiştirildiğini kaydetti.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, vize muafiyetinin bu şekilde sağlanmayacağını ifade etti. Vize muafiyetinde karşılıklılık kuralı bulunduğunu dile getiren Kaplan, "VIP Salonları yol geçen hanı gibi, IŞİD, El Nusra, El Kaide, konsolosluğun alt üst kademesinden herkes geçiyor. Siz milletvekili olarak onların VIP salonundan geçemezsiniz. Vizelerde, dolaşımda, Avrupa Adalet Divanı'nda mahkemelerde kapılardasınız, imtiyazlı ortaklıkla sınanan bir kapıdasınız. Bu sözleşmeyi çekin, yoksa baltayı önce kendi ayağınıza vurursunuz. Önce kendi vatandaşlarınız geri kabule takılacak, ülkenizden gidenler, garantileri olmadan sınırdışı edilebilir tehlikesinde kalacaklar" diye konuştu.
- AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, "AB aday ülkelerin içinde vizesiz seyahat etme hakkı olmayan tek vatandaş, bizim vatandaşımız. Bu, AB'nin çifte standardıdır. AB'nin, geri kabul anlaşmasıyla, çifte standardı kökten kaldıracağına inanıyorum" dedi.
Çavuşoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulun Kanun Tasarısı üzerine Hükümet adına söz aldı.
AB sürecinde önemli bir anlaşmayı görüştüklerini dile getiren Çavuşoğlu, böyle bir anlaşma üzerinde farklı görüşlerin bulunmasının doğal olduğunu kaydetti.
Çavuşoğlu, anlaşmanın 16 Aralık 2013'de imzalandığını, Avrupa Parlamentosu ve AB kurumları tarafından onaylandığını anımsattı. Anlaşmanın, TBMM tarafından onaylanmasının ardından 3 yıl sonra uygulamaya geçeceğini dile getiren Çavuşoğlu, 3 yıl içinde hem Türkiye'nin hem AB'nin hem de birlikte alınması gereken önlemlerin bulunduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, AB'nin sınır güvenliği ve kaçak göçle mücadele, Türkiye'nin de pasaport ve iç güvenlikle ilgili atması gereken adımların olduğunu söyledi.
AB'nin, bu süreçte Türkiye'nin atması gereken adımlar konusunda fonlar aktaracağına işaret eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürsüdeki konuşmacıların, AB'nin 3 yıl içinde Türkiye'ye talimat vereceği denilen şeylere bakıldığında, Türkiye'nin iç güvenliğiyle ilgili önlem alınması zaten hepimizin arzu. Pasaport çalışması, hükümetimizin yaptığı bir çalışma. Sınır güvenliği ve kaçak göçle mücadele hem Türkiye hem de AB'nin bir sorunu. Bu konuda önlem alıyoruz ve almaya devam etmemiz lazım. Bazılarını AB ile almak daha sağlıklı. Bugün kaçak göçle mücadelede ülkeler tek başına başarılı değildir, hatta uluslararası örgütler de başarılı olmamıştır. O nedenle işbirliğinin önemi var.
Göçmen akışı ya da yasadışı göç, özellikle göçmen akışı engellenemiyor, engellenemez de. Önümüzdeki 10, 20 yıl Avrupa'nın en çok ihtiyaç duyacağı konu da yaşlılık ve nüfus azalmasından dolayı yeni göçmenlerin, sürdürülebilir ekonomi ve toplumun sağlanabilmesi için Avrupa'ya gelmesidir. İstatistiklere göre AB'nin göçe ihtiyacı var. Önemli olan kaçak göçle mücadele, kontrollü göçün sağlanması."
Çavuşoğlu, AB'nin çifte standartını, AB'nin mahkeme kararlarını uygulamadığını gördüklerini belirterek, AB Adalet Divanı kararlarına bakıldığında hizmet almak ve iş kurmak isteyen vatandaşlara vizesiz gitme hakkı verdiğini, özellikle para harcamak için giden vatandaşların davalarına ret kararı verildiğini söyledi. Bunun siyasi karar olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "İş kurmak ya da hizmet sunmak için vatandaşlarımızın kazandığı davaları da tüm AB ülkeleri uygulamamaktadır. Bu işin kökten çözümü, tüm vatandaşlarımızın ayırım yapılmaksızın vizesiz dolaşım hakkını elde etmesidir. Bu çok önemli kazanımdır" dedi.
Çavuşoğlu, AB'nin 3 yılın sonunda 6 ay içinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz dolaşım hakkı vermemesi halinde, sözleşmenin fesh edileceğine işaret ederek, "AB sürecini, bunu fesh ettik diye durdurmak istiyorsa AB, zaten herhangi bir nedenden de durdurabilir. Zaten siyasi engellerle bir çok müzakere faslının açılmadığını söylüyoruz" diye konuştu.
Suriye'de savaş, zulüm, kan, kendi insanını öldüren zalim bir rejim ve ortaya çıkan terörist grupların olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Bu insanları çatışmanın ortasında mı bıraksaydık yoksa kapımızı açıp, ülkemizde barındırsa mıydık, hangisi daha iyi? Şu ortada halen orada istikrarsızlık, savaş, kan, gözyaşı varken bu insanlara 'gidin siz de ölün' demek, insanlığımıza, anlayışımıza sığmaz.
Maalesef aday ülkelerin içinde vizesiz seyahat etme hakkı olmayan tek vatandaş, bizim vatandaşımız. Bu, AB'nin çifte standardıdır. Ki biz müzakere eden ülkeyiz. Balkan ülkelerinde, aday ülkelere bile vizesiz seyahat hakkı veriliyor. Balkanlardaki kardeşlerimizin bu hakkı elde etmesine karşı değiliz ama maalesef Türkiye'ye bunun uygulanması başka bir şey. Bu, 12 Eylül'ün başka bir yansımasıdır. 12 Eylül'den sonra özellikle Almanya gibi ülkelere çok sayıda mültecilik başvurusu yapılınca, Türkiye'ye vize uygulaması geldi. AB'nin bu anlaşmayla, bu çifte standardı kökten kaldıracağına inanıyorum. Geri kabul anlaşması ve karşılığında 77 milyon insanımızın vizesiz dolaşım hakkı Türkiye'nin yararınadır, AB sürecimiz için de önemlidir. "
Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmayı Uygun Bulan Tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Anlaşmayı uygun bulan tasarının gerekçesinde, geri kabul anlaşmalarının, yasadışı yollardan başka ülkelere geçmiş kişilerin vatandaşı oldukları ya da geldikleri ülkelere düzenli, hızlı, güvenli ve insan onuruna yaraşır şekilde geri gönderilmeleri için hukuki zemin oluşturduğu belirtildi.
Yasadışı göç üzerinde caydırıcı rol oynayan geri kabul anlaşmalarının, aynı zamanda ülkeleri yasadışı göçe karşı önlem almaya teşvik eden etkin bir araç olduğu kaydedildi.
Bulunduğu coğrafyada, dünyanın istikrarsız bölgeleriyle sınırdaş ve aynı zamanda Avrupa Birliği?ne komşu olan Türkiye'nin önemli ölçüde yasadışı göçe maruz kaldığına işaret edilen gerekçede, şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye?nin doğusunda yer alan ekonomik ve siyasi açıdan istikrarsız ülkelerin vatandaşları ülkemizi Batı ülkelerine geçişte transit güzergah olarak kullanmaktadır. Diğer taraftan, son dönemde siyasi ilişkilerimizin stratejik boyuta eriştiği, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin derinlik kazandığı ve özellikle kuvvetli tarihi, kültürel ve insani bağlarımızın bulunduğu komşu ve çevre ülkelerle vize serbestisi tesisine yönelik olarak çalışmalar başlatılmıştır.
Ülkemiz üzerinden Avrupa?ya yönelik yasadışı göçle mücadele mecburiyeti Avrupa Birliği'yle behemehal yakın işbirliği geliştirilmesini zorunlu kılmakta ve AB ile işbirliğinin yasadışı göç trafiğinin bölgemizi etkileyen sonuçları üzerinde caydırıcı etki yapacağına inanılmaktadır.
Geri Kabul Anlaşması bu bağlamda etkin bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Sözkonusu Anlaşma ile ülkemiz üzerinden Avrupa?ya yönelik yasadışı göçle mücadelede, Avrupa Birliği ile yakın işbirliğinin geliştirilmesi mümkün olabilecektir."
Tasarının kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Mumcu, gündeme geçmeden önce iki milletvekiline gündemdışı söz verdi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Karahan Uslu, uyuşturucu ile mücadelede uluslararası iş birliğinin önemine dikkati çekti. Uslu, Türkiye'nin 2002-2014 yılları arasında uyuşturucu kaçakçılığına karşı 36 ülkeyle iş birliği yaptığını, bu kapsamda 230 operasyon düzenlendiğini ifade etti.
Uyuşturucu kullanımı ve ticaretine karşı başarılı çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Uslu, Türkiye'nin bu anlamda transit ülke konumundan çıktığını, uyuşturucu şebekeleri kendilerine başka rotalar aramak zorunda kaldığını söyledi.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Susurluk Belediyesi'nde, "AKP'li olmadıkları" gerekçesiyle 76 kişinin işten çıkarıldığını iddia etti. Havutça, aynı dönemde 150 kişinin de taşeron şirketlerde işe başlatıldığını savundu.
Hükümetin politikasını eleştiren Havutça, "Köylüden mazot üzerinden alınan KDV ve ÖTV'nin kaldırılmasını istedik, kabul etmediniz. 'Asgari ücretliden vergi alınmasın' dedik kabul etmediniz. 'Öğretmenlerin, memurların toplu sözleşme hakları olsun' dedik, kabul etmediniz. 'Taşeron sistemi kaldırılsın' dedik, kabul etmediniz. Soma ile ilgili araştırma önergesi verdik, kabul etmediniz; sonuçta 301 kişi yaşamını yitirdi" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda Irak'taki Türkmenlerin durumu gündeme geldi.
CHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için Musul'daki son gelişmelere ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Meclis'in, Türkmenler konusuna duyarsız kaldığını savundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Irak Türkmen Cephesi Başkanı'nı, Ankara'da kabul ettiğini ifade eden Korutürk, görüşmenin, "mezhepçilik yapmayın, aranızda bölünmeyin" şeklinde nasihatten ibaret olduğunu öne sürdü. Korutürk, Irak Türkmenleri arasında mezhepçilik olmadığını, Türkmen kimliğini her zaman koruduğunu söyledi.
Hükümet'in alması gereken acil önlemler olduğunu belirten Korutürk, bunları şöyle sıraladı:
"Irak Hükümeti, hayatta kalma mücadelesi veren Türkmenlere karşı merkezi yönetim olarak sorumluluklarını yerine getirmeye davet edilmelidir. Türkmenlerin güvenliklerinin sağlanması, insani yardım ve bu yardımın ulaştırılması için gerekli insani destek harekatına yetki temelini sağlamak amacıyla BM Güvenlik Konseyi'nin alacağı karara Türkiye öncülük etmelidir. Yardım harekatına Irak için, Iraklılar'ın ortak harekatı niteliği kazandırabilmek için Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile de iş birliğine olanak sağlayacak mekanizmalar geliştirilmelidir. Irak merkezi yönetiminin bilgisi dahilinde, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak'ın toprak ve siyasi bütünlüğünü tehdit eden gelişmelerle, merkezi yönetimle ortaklaşa oluşturacağı siyasi ve önlemlerle birlikte mücadele etmeye yönlendirilmelidir.Türkmenler'in yaşadıkları dram daha da derinleşmeden, sınırlarımıza da yakın ve daha istikrarlı olan, ulaşım olanaklarına da sahip bulunan Zaho bölgesinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile işbirliği halinde insani yardım kampları oluşturulması planlanmalı, Türkmenler bu bölgelerde güvenlik içinde iskan edilmelidir. Telafer başta olmak üzere, Türkmenler'in yaşadığı bölgelere yönelik olası saldırılara ön almak ve bunları caydırmak üzere bir askeri hazırlık yapılması gerekliliği de gözardı edilmemelidir. Hükümeti, kendilerinin de geliştirecekleri ilave planları işleme koyarak BM'yi, BM'nin insani yardım kuruluşlarını, Irak merkezi hükümetini, Kürdistan Bölgesel Yönetimini, Türkmen Cephesi ile diğer Türkmen kuruluşlarını ve bütün Türkmen unsurlarını Türkiye'nin imkanlarıyla birleştirmeye ve Türkiye'nin ön aldığı bir operasyonu süratle başlatmaya davet ediyoruz."
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan da öneri lehinde söz aldı. Oğan, Meclis'te, Musul gibi bir dert olmadığının anlaşıldığını öne sürerek, TBMM Dışişleri Komisyonu'nun bugünkü toplantısında konuyla ilgili bilgi istediklerini ancak taleplerinin karşılanmadığını belirtti. Oğan, Dışişleri Komisyonu'nun kukla komisyon olmasına izin vermeyeceklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Vatandaşlarımızın hayatı söz konusu, elbette dikkat edeceğiz, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Ama Dışişleri Bakanı, üzerindeki sorumluluğu bir kenara atamaz. Türkmenler'in yanında niye durmuyorsunuz? Türkmen şehitlerine taziye diliyorum, Başbakan'dan da bekliyorum. Mursi'ye yandığınız kadar biraz da Türkmenlere yanın, biraz da Türkmen şehitlerine hiç olmazsa dilinizin ucuyla başsağlığı dileyin. İktidar ve muhalefetiyle kol kola verelim, Türkmen kardeşlerimize sahip çıkalım. Ancak Türkmene akıl veriyor, onun ötesinde 'Türkmen orada sahipsiz değildir' sözünü Başbakan, Dışişleri Bakanı'ndan duymak istiyoruz."
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yakın çevresinde yaşadığı sorunlara ilişkin katılımcı bir tartışmanın önemine işaret etti.
Bostancı, Türklüğün, kimsenin uhdesinde olmadığını ifade ederek, Oğan'a, "Buradaki insanların milliliğinden şüphe edemezsiniz, o zaman oy verenlerin aklından ve milliliğinden şüphe edersiniz. Türkmen kardeşlerimiz yalnız değildir" diye karşılık verdi.
Irak'ta Saddam Hüseyin sonrası yaşanan kriz döneminin, herkeste güvenlik endişesi doğurduğunu belirten Bostancı, bir bölgede kişiler kendilerini güvensiz hissettiğinde silahlanmayı, varlıklarını korumak için amansız mücadeleye girmeyi kaderleri bakımından gerekli görmeye başladıklarını söyledi.
Bostancı, Ortadoğu'da kan, vahşet, ölüm meseleleri anlatıldığında bunun İslam ve bölgedeki insanların az gelişmişliğiyle bağlantılı bir okuma bulunduğunu, bunun haksız olduğunu kaydetti.
Son dönemde IŞİD denilen bir örgütün çıktığını ifade eden Bostancı, hiçbir şekilde şiddeti, zulmü desteklemediklerini belirtti. Bostancı, Türkiye'nin, Ortadoğu coğrafyasında vahşet ve teröre karşı çizgisi olan bir devlet olduğunu söyledi.
Bostancı, Türkmenlerin, o bölgede zor durumda olduğunu dile getirerek, Türkmenlerin acısını, insanlığın bağrında anlamı olan karşılığı olan bir dram olarak gördüklerini anlattı.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, kürsüye çıkan muhalefet milletvekillerinin, Meclis'in duyarsız olduğunu söylediklerini anımsatarak, "Bindiğimiz dalı kesiyoruz. Böyle konuşmanın kime faydası var? AK Parti, hiçbir zaman meseleleri halının altına süpürmedi" dedi.
Özel, konuya duyarsız olmadıklarını dile getirerek, uluslararası platformlarda, BM, NATO nezdinde, A'dan Z'ye ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Bu konunun, milli bir konu olduğunu, üzerinde siyaset yapılmaması gerektiğini ifade eden Özel, "Hassas olan konuları siyaset malzemesi yaparak, dışarıdan birilerinin bize gülmesine izin vermeyin. Oradaki vatandaşlarımızın güvenliği sorunu var, hesap edin ona göre burada gelin konuşun" diye konuştu.
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis'in 1 Temmuz'da tatile girmeyerek 25 Temmuz'a kadar çalışması kararlaştırıldı.
Genel Kurul'da, AK Parti'nin, Ar-Ge Kanun Tasarısı ile bazı uluslararası anlaşmaları gündemin ön sıralarına alan ve Meclis'in 1 Temmuz'da tatile girmeyerek 25 Temmuz'a kadar çalışmasını içeren önerisi görüşüldü.
Öneri üzerine söz alan Grup Başkanvekili Engin Altay, "İktidar bunu hazırlarken Ramazan'ı unuttu herhalde. Bu sene oruç tutmayacaksınız galiba. Bu mübarek aya girerken insan Allah'tan korkar, Meclis personelini düşünür. Ne kadar ayıp ve günah. Muhalefet partisi olarak söylüyorum; biz burada Temmuz ayı boyunca her 5 dakikada bir 185 milletvekilini göreceğiz" dedi.
Altay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen Torba Tasarı'daki Soma ve vergi affı ile ilgili düzenlemeleri ayırarak hemen geçirebileceklerini, ancak söz konusu tasarının içinde Anayasa'ya aykırı olan düzenlemelere destek vermeyeceklerini ifade etti.
Engin Altay, dört eski Bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu kurulmasına karar verildiğini, ancak AK Parti Grubu'nun üye bildiriminde bulunmadığı için komisyonun kurulamadığını söyledi. Altay, bunun milli iradeye saygısızlık olduğunu ifade etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise CHP'nin, soruşturma komisyonuna ilişkin İçtüzüğe uygun hareket etmediğini, komisyonun bu nedenle kurulamadığını kaydetti. Elitaş, İçtüzük'te, soruşturma komisyonuna isimleri bildirilen üyelerin, konuyla ilgili olarak daha önce görüşlerini açıklamaması şartı olduğunu anımsattı.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da AK Parti'nin grup önerisine tepki gösterdi. Yılmaz, "Cumhurbaşkanı seçiminde toplumun tüm kesimlerinin oylarını almak için bazı tasarılar getirmeyi planlıyorsunuz. Bunun içinde bebek katiline verdiğiniz sözler de var" dedi.
Terör örgütü IŞİD'in Musul'u işgaline değinen Yılmaz, "Bu barbar, eli kanlı terör örgütünün büyümesinde zerre kadar dahiliniz varsa, buna el kaldıran milletvekilleri olarak vicdan azabından nasıl kurtulacak?" diye konuştu.
Konuşmaların ardından AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, Meclis 25 Temmuz'a kadar, salı günleri 15.00-21.00, çarşamba ve perşembe günleri 14.00-21.00 saatleri arasında çalışacak.
TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasını Uygun Bulan Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, anlaşmanın, 3 yıl içinde Türkiye'ye vizelerin kalkacağı, halka vize müjdesi şeklinde sunulduğunu söyledi. Korutürk, ancak anlaşmanın, "Eğer 3 yıl içinde anlaşmayı düzgün şekilde, benim istediğim gibi uyguladığını görürsem, o zaman vize rejimini yumuşatayım mı düşüneceğim, gerekirse oylayacağım" dediğini savundu.
Korutürk, Türkiye?ye yasa dışı olarak gelip, batıya, Avrupa?ya sürekli insan geçtiğini, geri kabulle bu kişilerin kabul edilmek zorunda kalınacağını belirtti.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "Türkiye'nin, AB kapısında onurunu, gururunu ayaklar altına alarak yıllardır devam ettiğini" öne sürdü.
Türkkan, Avrupa'ya 500 bin mültecinin gittiğini, bunun yüzde 50'sinin Türkiye üzerinden olduğunu belirtti.
Türkiye'de, kimliği, nerede yaşadığı belli olmayan 1 milyon Suriyeli bulunduğunu ifade eden Türkkan, "Toplumsal terör olaylarının kaynağında bu kişilerin kullanılmayacağını kim garanti edecek?" diye sordu.
Türkkan, "Suriyelileri geri göndermeyi düşünüyor musunuz, 1 milyon Suriyeli hangi şartlarda Türkiye'yi terk edecekler? Türkiye'de böyle bir plan yok, sadece kapıları açtık. Türkiye'nin kapıları kevgir olmuş" dedi.
Türkiye'nin şartlarının, komşu ülkelerden gelenleri ekonomik ve fiziki açıdan barındıracak durumda olmadığını savunan Türkkan, Türkiye'nin demografik yapısının ciddi şekilde değiştirildiğini kaydetti.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, vize muafiyetinin bu şekilde sağlanmayacağını ifade etti. Vize muafiyetinde karşılıklılık kuralı bulunduğunu dile getiren Kaplan, "VIP Salonları yol geçen hanı gibi, IŞİD, El Nusra, El Kaide, konsolosluğun alt üst kademesinden herkes geçiyor. Siz milletvekili olarak onların VIP salonundan geçemezsiniz. Vizelerde, dolaşımda, Avrupa Adalet Divanı'nda mahkemelerde kapılardasınız, imtiyazlı ortaklıkla sınanan bir kapıdasınız. Bu sözleşmeyi çekin, yoksa baltayı önce kendi ayağınıza vurursunuz. Önce kendi vatandaşlarınız geri kabule takılacak, ülkenizden gidenler, garantileri olmadan sınırdışı edilebilir tehlikesinde kalacaklar" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasını Uygun Bulan Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, anlaşmanın, 3 yıl içinde Türkiye'ye vizelerin kalkacağı, halka vize müjdesi şeklinde sunulduğunu söyledi. Korutürk, ancak anlaşmanın, "Eğer 3 yıl içinde anlaşmayı düzgün şekilde, benim istediğim gibi uyguladığını görürsem, o zaman vize rejimini yumuşatayım mı düşüneceğim, gerekirse oylayacağım" dediğini savundu.
Korutürk, Türkiye?ye yasa dışı olarak gelip, batıya, Avrupa?ya sürekli insan geçtiğini, geri kabulle bu kişilerin kabul edilmek zorunda kalınacağını belirtti.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, "Türkiye'nin, AB kapısında onurunu, gururunu ayaklar altına alarak yıllardır devam ettiğini" öne sürdü.
Türkkan, Avrupa'ya 500 bin mültecinin gittiğini, bunun yüzde 50'sinin Türkiye üzerinden olduğunu belirtti.
Türkiye'de, kimliği, nerede yaşadığı belli olmayan 1 milyon Suriyeli bulunduğunu ifade eden Türkkan, "Toplumsal terör olaylarının kaynağında bu kişilerin kullanılmayacağını kim garanti edecek?" diye sordu.
Türkkan, "Suriyelileri geri göndermeyi düşünüyor musunuz, 1 milyon Suriyeli hangi şartlarda Türkiye'yi terk edecekler? Türkiye'de böyle bir plan yok, sadece kapıları açtık. Türkiye'nin kapıları kevgir olmuş" dedi.
Türkiye'nin şartlarının, komşu ülkelerden gelenleri ekonomik ve fiziki açıdan barındıracak durumda olmadığını savunan Türkkan, Türkiye'nin demografik yapısının ciddi şekilde değiştirildiğini kaydetti.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, vize muafiyetinin bu şekilde sağlanmayacağını ifade etti. Vize muafiyetinde karşılıklılık kuralı bulunduğunu dile getiren Kaplan, "VIP Salonları yol geçen hanı gibi, IŞİD, El Nusra, El Kaide, konsolosluğun alt üst kademesinden herkes geçiyor. Siz milletvekili olarak onların VIP salonundan geçemezsiniz. Vizelerde, dolaşımda, Avrupa Adalet Divanı'nda mahkemelerde kapılardasınız, imtiyazlı ortaklıkla sınanan bir kapıdasınız. Bu sözleşmeyi çekin, yoksa baltayı önce kendi ayağınıza vurursunuz. Önce kendi vatandaşlarınız geri kabule takılacak, ülkenizden gidenler, garantileri olmadan sınırdışı edilebilir tehlikesinde kalacaklar" diye konuştu.
- AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, "AB aday ülkelerin içinde vizesiz seyahat etme hakkı olmayan tek vatandaş, bizim vatandaşımız. Bu, AB'nin çifte standardıdır. AB'nin, geri kabul anlaşmasıyla, çifte standardı kökten kaldıracağına inanıyorum" dedi.
Çavuşoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulun Kanun Tasarısı üzerine Hükümet adına söz aldı.
AB sürecinde önemli bir anlaşmayı görüştüklerini dile getiren Çavuşoğlu, böyle bir anlaşma üzerinde farklı görüşlerin bulunmasının doğal olduğunu kaydetti.
Çavuşoğlu, anlaşmanın 16 Aralık 2013'de imzalandığını, Avrupa Parlamentosu ve AB kurumları tarafından onaylandığını anımsattı. Anlaşmanın, TBMM tarafından onaylanmasının ardından 3 yıl sonra uygulamaya geçeceğini dile getiren Çavuşoğlu, 3 yıl içinde hem Türkiye'nin hem AB'nin hem de birlikte alınması gereken önlemlerin bulunduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, AB'nin sınır güvenliği ve kaçak göçle mücadele, Türkiye'nin de pasaport ve iç güvenlikle ilgili atması gereken adımların olduğunu söyledi.
AB'nin, bu süreçte Türkiye'nin atması gereken adımlar konusunda fonlar aktaracağına işaret eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürsüdeki konuşmacıların, AB'nin 3 yıl içinde Türkiye'ye talimat vereceği denilen şeylere bakıldığında, Türkiye'nin iç güvenliğiyle ilgili önlem alınması zaten hepimizin arzu. Pasaport çalışması, hükümetimizin yaptığı bir çalışma. Sınır güvenliği ve kaçak göçle mücadele hem Türkiye hem de AB'nin bir sorunu. Bu konuda önlem alıyoruz ve almaya devam etmemiz lazım. Bazılarını AB ile almak daha sağlıklı. Bugün kaçak göçle mücadelede ülkeler tek başına başarılı değildir, hatta uluslararası örgütler de başarılı olmamıştır. O nedenle işbirliğinin önemi var.
Göçmen akışı ya da yasadışı göç, özellikle göçmen akışı engellenemiyor, engellenemez de. Önümüzdeki 10, 20 yıl Avrupa'nın en çok ihtiyaç duyacağı konu da yaşlılık ve nüfus azalmasından dolayı yeni göçmenlerin, sürdürülebilir ekonomi ve toplumun sağlanabilmesi için Avrupa'ya gelmesidir. İstatistiklere göre AB'nin göçe ihtiyacı var. Önemli olan kaçak göçle mücadele, kontrollü göçün sağlanması."
Çavuşoğlu, AB'nin çifte standartını, AB'nin mahkeme kararlarını uygulamadığını gördüklerini belirterek, AB Adalet Divanı kararlarına bakıldığında hizmet almak ve iş kurmak isteyen vatandaşlara vizesiz gitme hakkı verdiğini, özellikle para harcamak için giden vatandaşların davalarına ret kararı verildiğini söyledi. Bunun siyasi karar olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "İş kurmak ya da hizmet sunmak için vatandaşlarımızın kazandığı davaları da tüm AB ülkeleri uygulamamaktadır. Bu işin kökten çözümü, tüm vatandaşlarımızın ayırım yapılmaksızın vizesiz dolaşım hakkını elde etmesidir. Bu çok önemli kazanımdır" dedi.
Çavuşoğlu, AB'nin 3 yılın sonunda 6 ay içinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vizesiz dolaşım hakkı vermemesi halinde, sözleşmenin fesh edileceğine işaret ederek, "AB sürecini, bunu fesh ettik diye durdurmak istiyorsa AB, zaten herhangi bir nedenden de durdurabilir. Zaten siyasi engellerle bir çok müzakere faslının açılmadığını söylüyoruz" diye konuştu.
Suriye'de savaş, zulüm, kan, kendi insanını öldüren zalim bir rejim ve ortaya çıkan terörist grupların olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Bu insanları çatışmanın ortasında mı bıraksaydık yoksa kapımızı açıp, ülkemizde barındırsa mıydık, hangisi daha iyi? Şu ortada halen orada istikrarsızlık, savaş, kan, gözyaşı varken bu insanlara 'gidin siz de ölün' demek, insanlığımıza, anlayışımıza sığmaz.
Maalesef aday ülkelerin içinde vizesiz seyahat etme hakkı olmayan tek vatandaş, bizim vatandaşımız. Bu, AB'nin çifte standardıdır. Ki biz müzakere eden ülkeyiz. Balkan ülkelerinde, aday ülkelere bile vizesiz seyahat hakkı veriliyor. Balkanlardaki kardeşlerimizin bu hakkı elde etmesine karşı değiliz ama maalesef Türkiye'ye bunun uygulanması başka bir şey. Bu, 12 Eylül'ün başka bir yansımasıdır. 12 Eylül'den sonra özellikle Almanya gibi ülkelere çok sayıda mültecilik başvurusu yapılınca, Türkiye'ye vize uygulaması geldi. AB'nin bu anlaşmayla, bu çifte standardı kökten kaldıracağına inanıyorum. Geri kabul anlaşması ve karşılığında 77 milyon insanımızın vizesiz dolaşım hakkı Türkiye'nin yararınadır, AB sürecimiz için de önemlidir. "
Türkiye ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmayı Uygun Bulan Tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Anlaşmayı uygun bulan tasarının gerekçesinde, geri kabul anlaşmalarının, yasadışı yollardan başka ülkelere geçmiş kişilerin vatandaşı oldukları ya da geldikleri ülkelere düzenli, hızlı, güvenli ve insan onuruna yaraşır şekilde geri gönderilmeleri için hukuki zemin oluşturduğu belirtildi.
Yasadışı göç üzerinde caydırıcı rol oynayan geri kabul anlaşmalarının, aynı zamanda ülkeleri yasadışı göçe karşı önlem almaya teşvik eden etkin bir araç olduğu kaydedildi.
Bulunduğu coğrafyada, dünyanın istikrarsız bölgeleriyle sınırdaş ve aynı zamanda Avrupa Birliği?ne komşu olan Türkiye'nin önemli ölçüde yasadışı göçe maruz kaldığına işaret edilen gerekçede, şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye?nin doğusunda yer alan ekonomik ve siyasi açıdan istikrarsız ülkelerin vatandaşları ülkemizi Batı ülkelerine geçişte transit güzergah olarak kullanmaktadır. Diğer taraftan, son dönemde siyasi ilişkilerimizin stratejik boyuta eriştiği, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin derinlik kazandığı ve özellikle kuvvetli tarihi, kültürel ve insani bağlarımızın bulunduğu komşu ve çevre ülkelerle vize serbestisi tesisine yönelik olarak çalışmalar başlatılmıştır.
Ülkemiz üzerinden Avrupa?ya yönelik yasadışı göçle mücadele mecburiyeti Avrupa Birliği'yle behemehal yakın işbirliği geliştirilmesini zorunlu kılmakta ve AB ile işbirliğinin yasadışı göç trafiğinin bölgemizi etkileyen sonuçları üzerinde caydırıcı etki yapacağına inanılmaktadır.
Geri Kabul Anlaşması bu bağlamda etkin bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Sözkonusu Anlaşma ile ülkemiz üzerinden Avrupa?ya yönelik yasadışı göçle mücadelede, Avrupa Birliği ile yakın işbirliğinin geliştirilmesi mümkün olabilecektir."
Tasarının kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
