2012-03-21 - 14:15
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudiyetinin Afganistan'da stratejik bir önemi kalmamıştır. Bu nedenle, Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli, Hükümet gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 97. yıldönümünde geçmişin anılarını kalplerinde dalgalandırdıklarını söyledi.
''Biliyor ve teyit ediyoruz ki Çanakkale elleri öpülesi bir neslin, rengi kıpkırmızı olan inanç ve iman mürekkebiyle yazdığı fedakarlık manifestosudur'' diyen Bahçeli, ''Çanakkale, ürkmeyen, çekinmeyen, korkmayan ve yenilmeyi aklından bile geçirmeyen millet kudretinin uyanışı ve şahlanışıdır. Çanakkale, milletimizi 36'ya ayırma konusunda ayak direyen, etnik kimlikleri birer birer sayarak bu konuda gözünü hırs bürüyen Başbakan Erdoğan'a da bir sonuç vermelidir'' ifadelerini kullandı.
Afganistan'dan gelen acı haberle milletin yasa boğulduğunu belirten Bahçeli, Türkiye'nin komuta ettiği Kabil Bölge Komutanlığı emrinde görev yapan bir helikopterin düşmesiyle milletin 12 evladının, ''ne yazık ki'' şehit olduğunu söyledi.
Şehit ailelerinin gösterdiği vakar ve metanetin de fazlasıyla dikkatlerini çektiğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Elbette şehitlerimizle övünüyoruz, onları şükranla yad ediyoruz. Ancak doğal ve doğru olanın da önce insanı yaşatmak, güçlü, sağlıklı ve değerli kılmak olduğunu hiç aklımızdan çıkarmıyoruz. Açıktır ki hem vatanımızdan hem de dışarıdan gelen şehit haberleri, milletimizin dayanma ve hazmetme gücünü sürekli aşındırmakta ve irtifa kaybettirmektedir.
Afganistan'da meydana gelen elim helikopter kazası, üzerinde mutlaka durulması ve iyi irdelenmesi gereken bazı gerçekleri de gün yüzüne çıkarmıştır. 12 evladımızı taşırken bir binanın üstüne çakılan helikopterin, teknik sorundan mı yoksa kalleşçe yapılan saldırıdan mı böyle bir akıbete uğradığı hususu kısa süre içinde netleştirilmelidir.
Dost ve kardeş ülke Afganistan'ın yaşadığı işgal ve esaret, özellikle son günlerde iyice gerilen sosyal ve siyasal yapısı, bu kazanın tesadüfen olmadığı yönündeki kanaatimizi ister istemez belirginleştirmektedir.
ABD askerlerinin Bagram hava üssünde Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'i yakmaları, arkasından Kandahar'da, aralarında çocukların ve kadınlarında da bulunduğu 16 sivil Afgan'ın katledilmesi provokasyona açık bir ortamı ziyadesiyle teşekkül ettirmiştir. Başbakan Erdoğan, bu izansızlığı ve yüz karası gelişmeleri nedense suya sabuna dokunmayan ifadelerle gündemine almış ve hemen geçiştirmeyi tercih etmiştir.''
Afganistan'ın yıllarca terörist avı bahanesiyle esir edildiğini, ülkede istikrar ve toplumsal düzenin bir türlü tesis edilemediğini vurgulayan Bahçeli, yapılan açıklamalardan 2014 yılına kadar ABD'nin ve diğer ülke askerlerinin bu ülkeden çekileceğinin anlaşıldığını söyledi. Bahçeli, ''Bu kapsamda, Türk silahlı Kuvvetleri mevcudiyetinin Afganistan'da stratejik bir önemi kalmamış, üstelik burada bulunmamız can ve mal kaybımıza neden olmaya başlamıştır. Bu nedenle, Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli, buradaki sayıları 1850'ye yaklaşan askeri varlığımızı geri çekmek amacıyla Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır'' diye konuştu.
''Madem Türk askerinin bulunduğu her yerde huzur vardır, o halde Adalet ve Kalkınma Partisi, 9 yılı aşkın bir süredir 'darbeci' diyerek kiminle mücadele etmektedir-'' sorusunu yönelten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dışarıda itibar, içeride itham altında bulunan Mehmetçiği, yan gelip yatmakla suçlayan bu hastalıklı siyaset anlayışı değil midir- 'Vesayetten kurtuluyoruz, darbecilerden temizleniyoruz, kirlerden arınıyoruz, yükleri atıyoruz, demokrasiye kavuşuyoruz ve eski Türkiye'yi geride bırakıyoruz' diyen Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi, acaba bu sözlerin birinci dereden muhatabı olarak, Türk ordusunu gördüğünü itiraf edecek midir-
Bizim tavsiyemiz, gözlerinden yaş eksik olmayan Başbakan Yardımcısı'nın, 'Söz gümüşse sukut altındır' nasihatinden nasiplenmesi, biraz dilini tutması, fakat bundan dolayı bunalırsa da dizine vurarak hıçkıra hıçkıra ağlamayı sürdürmesidir.''
Bahçeli, konuşmasında, vatandaşların Nevruz Bayramı'nı kutladı.
İzinsiz Nevruz kutlamaları sırasında Diyarbakır ve İstanbul'da yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, ''Gözü dönmüş bölücüler meydanları, sokak aralarını ve caddeleri savaş alanına çevirmiştir. Nefret ve kinle Nevruz'u kirleten, bu tarihi bayramı lekelemeye çalışan çapulcular, çapsızlar ve çürümüşler, kaldırım taşlarını sökmüşler, cam ve çerçeveleri indirmişler, kamu araçlarını taşlamışlar ve dikili ağaçlara dahi zarar vermişlerdir. Şu kadarını söyleyebilirim ki ortalıkta maskeyle zehir saçan bu güruha insan denilmesi en başta insanlığa hakaret ve vefasızlık olacaktır'' diye konuştu.
''Maalesef bölücü çevrelerin azmasında ve zıvanadan çıkmasında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yönlendirmesi ve cesaretlendirici tutumu etkili olmuştur'' diyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
''Yıkım projesinin her hamlesi, bu kapsamda atılan her adımı ve kurulan her müzakere masası terörist odakların suyu, ekmeği ve oksijeni haline dönüşmüştür. Başbakan Erdoğan kuvvetle muhtemel bu olayları değerlendirecek ve eleştirecektir. Bununla da yetinmeyecek siyasi bölücü BDP'yi sözde hedef tahtası yapabilecektir.
Terörün Meclis kadrosu, işbirlikçiler ve dağdaki çete başları koro halinde aynı ihanet nakaratlarını tekrarlamışlar ve dayatmaları kabul edilmezse baharda kan akacağını alçakça ilan etmişlerdir. Baharda kanlı dereler, barut kokan çiçekler, kurşun sesleriyle kuşatılmış ovalar, tuzaklarla doldurulmuş dağlar ve şehit anasının feryadını görmek isteyen hainler, inşallah milletimizin kahrı karşısında çaresiz kalacaklardır.''
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifini değerlendirdi.
''AK Parti'nin eğitim sistemini bütünüyle ele alan kanun teklifi, tartışmaların ve karşılıklı atışmaların odağı olmayı sürdürmektedir'' diyen Bahçeli, ''meselenin aşırı siyasileştirilmesinin, üstelik hınç ve intikam duygularıyla hareket edilmesinin, milli eğitimde umut edilen değişim ve reform hamlelerinin yapılamayacağını gösterdiğini'' öne sürdü. Bahçeli, ''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin uzlaşmaz, bencil, diyaloğa ve işbirliğine kapalı siyaseti, eğitim hayatımızı yeni ve daha büyük sorunların ortasına sürükleyecektir. Üzülerek ifade etmek isterim ki milyonlarca evladımız ve ailesi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin neden olduğu kavga ve gerginlik halinden dolayı bezgin ve kaygı içindedir'' diye konuştu.
Kanun teklifi hazırlanırken, ''ideolojik endişeler ve siyasi hesapların eğitimdeki ihtiyaçların önüne geçtiğini'' ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:
'Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin nasıl ve ne durumda olacakları esas olarak hiç gündeme getirilmemiştir. Bizim açımızdan, Başbakan Erdoğan'ın 'yaptığımız reform, ideolojik değil, pedagojik reformdur' sözleri de bir hüküm ve inandırıcılık tonu içermemektedir. Eğitim sistemiyle ilgili görüşlerin 28 Şubat ile ilişkilendirilmesi ve imam hatipler özelinde yürütülmesi tabiatıyla Adalet ve Kalkınma Partisi istismarının bir başka sonucudur. Parti olarak, 28 Şubat'ın tarafgir ve dikte ettirici yaklaşımını ne kadar çirkin ve kabul edilemez buluyorsak, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin de siyasi uygulamalarını aynı ölçü ve ayarda değerlendiriyoruz.
AKP zihniyeti açıkça kendi 28 Şubatını oluşturmakta ve bunu da insafsızca sürdürmektedir. Başbakan tarafından geçtiğimiz günlerde sarf edilen, 'topla, tankla, Sincan'da yürütülen tanklarla gelen bir uygulamayı, biz millet iradesiyle düzeltiyoruz' beyanı bu çerçevede son derece manidardır.
Vesayetin panzehiri, darbeci zihnin ilacı toleranstan vazgeçmek değil, dinlemek, konuşmak ve iletişim kurmaktır. Oysa ki Başbakan Erdoğan, demokrasi karşıtı bir siyasi tutumla hareket etmiş ve partisinin 28 Şubatın hormonlu bir ürünü olduğunu yeniden tescil etmiştir. Dün demokrasinin kafasında tank geziyordu, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin balyozu durmaktadır. İmam hatipler dün hedefti, bugün de istismarın merkezindedir.''
''Milliyetçi Hareket Partisi'nin imam hatip liselerinden rahatsız olduğunu söylemek için bir insanının ya beyninde ileri düzeyde hasar ya da Recep Tayyip Erdoğan olması yeterlidir'' ifadesini kullanan Bahçeli, ''Bizim rahatsız olduğumuz tek konu, böylesi kıymetli liselerimizden Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yönetiminde bulunan zevatın çıkmış olmasıdır'' dedi.
İmam hatiplerin varlığının tıpkı diğer liseler ve eğitim kurumları gibi memnuniyet verici olduğunu ifade eden Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a samimi bir çağrıda bulunmak ve bir teklif iletmek istediğini söyledi. Bahçeli, ''Sayın Başbakan, muğlak ifadelerle konuşma, muallak duruş sergileme, bin dereden su getirerek niyetini gizleme. Toplama ve çıkarmalarla uğraşma, bizi tariz yollu eleştirdiğin aritmetik işlemlerden asıl sen vazgeç. Sayın Başbakan, samimiysen, içtensen, yüreğin varsa gel her şeyi bir kenara bırakalım ve imam hatip liselerinin orta kısmını birlikte ve güç birliği yaparak açalım. Biz hazırız ve buna varız'' diye konuştu.
İmam hatip liselerinde okumak isteyenlerin önünün açılması ve haklarının teslim edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, Kuran-ı Kerim'in de okullarda seçmeli ders yapılmasını teklif etti.
Başbakan Erdoğan'ın geçen haftaki grup toplantısında, partilerini, ''CHP'nin vagonu'' olmakla itham ettiğini hatırlatan Bahçeli, şunları söyledi:
''Esasen hem lafın ciddiyeti, hem de söyleyenin kalitesi fazlasıyla bulanıktır. Geçmişte, kimi zaman Adalet ve Kalkınma Partisi'ne koltuk değneği olmakla, kimi zaman da CHP'nin yanında durmakla eleştirildik. Ancak unutulmasın ki Milliyetçi Hareket, büyük Türk milletinin haricinde herkese eşit uzaklıkta duran bir partidir. Kendi partisinin, okyanus ötesinin filikası, haçlıların muhbiri, küresel operasyonların furgonu ve vahşi Batı'nın sureti haktan görünen çakma Red Kit'i olduğunu ne zaman fark edecektir.''
Suriye'de yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, ''Arap Baharı, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'ya, BOP kılavuzluğunda yerleştirilmiş zaman ayarlı bomba olup, arkası arkasına patlamaktadır'' dedi.
Bahçeli, şöyle konuştu: ''Türk askerinin başına çuval geçirenler, acaba şimdi de Başbakan ve hükümetinin başına, Suriye'den göç edenleri mazeret yaparak yeni bir çuval mı geçirecektir- Bu kapsamda, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti son derece dikkatli yaklaşmalı, şaibeli ilişkilere taraf olmaktan ve Türkiye'ye ek külfetler yükleyecek irtibatlardan mutlaka kaçınmalıdır. Suriye meselesine aklıselim ve sağduyu içinde bakmalı, tarihi ve akrabalık bağlarını gözetmeli, komşuluk hukukunu çiğnememeli ve aziz milletimizi riske atacak her adımdan uzak durmalıdır.''
Bahçeli, Suriye'de hala haber alınamayan iki gazetecinin bulunması için her temas ve girişim acilen gerçekleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
''Biliyor ve teyit ediyoruz ki Çanakkale elleri öpülesi bir neslin, rengi kıpkırmızı olan inanç ve iman mürekkebiyle yazdığı fedakarlık manifestosudur'' diyen Bahçeli, ''Çanakkale, ürkmeyen, çekinmeyen, korkmayan ve yenilmeyi aklından bile geçirmeyen millet kudretinin uyanışı ve şahlanışıdır. Çanakkale, milletimizi 36'ya ayırma konusunda ayak direyen, etnik kimlikleri birer birer sayarak bu konuda gözünü hırs bürüyen Başbakan Erdoğan'a da bir sonuç vermelidir'' ifadelerini kullandı.
Afganistan'dan gelen acı haberle milletin yasa boğulduğunu belirten Bahçeli, Türkiye'nin komuta ettiği Kabil Bölge Komutanlığı emrinde görev yapan bir helikopterin düşmesiyle milletin 12 evladının, ''ne yazık ki'' şehit olduğunu söyledi.
Şehit ailelerinin gösterdiği vakar ve metanetin de fazlasıyla dikkatlerini çektiğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
''Elbette şehitlerimizle övünüyoruz, onları şükranla yad ediyoruz. Ancak doğal ve doğru olanın da önce insanı yaşatmak, güçlü, sağlıklı ve değerli kılmak olduğunu hiç aklımızdan çıkarmıyoruz. Açıktır ki hem vatanımızdan hem de dışarıdan gelen şehit haberleri, milletimizin dayanma ve hazmetme gücünü sürekli aşındırmakta ve irtifa kaybettirmektedir.
Afganistan'da meydana gelen elim helikopter kazası, üzerinde mutlaka durulması ve iyi irdelenmesi gereken bazı gerçekleri de gün yüzüne çıkarmıştır. 12 evladımızı taşırken bir binanın üstüne çakılan helikopterin, teknik sorundan mı yoksa kalleşçe yapılan saldırıdan mı böyle bir akıbete uğradığı hususu kısa süre içinde netleştirilmelidir.
Dost ve kardeş ülke Afganistan'ın yaşadığı işgal ve esaret, özellikle son günlerde iyice gerilen sosyal ve siyasal yapısı, bu kazanın tesadüfen olmadığı yönündeki kanaatimizi ister istemez belirginleştirmektedir.
ABD askerlerinin Bagram hava üssünde Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'i yakmaları, arkasından Kandahar'da, aralarında çocukların ve kadınlarında da bulunduğu 16 sivil Afgan'ın katledilmesi provokasyona açık bir ortamı ziyadesiyle teşekkül ettirmiştir. Başbakan Erdoğan, bu izansızlığı ve yüz karası gelişmeleri nedense suya sabuna dokunmayan ifadelerle gündemine almış ve hemen geçiştirmeyi tercih etmiştir.''
Afganistan'ın yıllarca terörist avı bahanesiyle esir edildiğini, ülkede istikrar ve toplumsal düzenin bir türlü tesis edilemediğini vurgulayan Bahçeli, yapılan açıklamalardan 2014 yılına kadar ABD'nin ve diğer ülke askerlerinin bu ülkeden çekileceğinin anlaşıldığını söyledi. Bahçeli, ''Bu kapsamda, Türk silahlı Kuvvetleri mevcudiyetinin Afganistan'da stratejik bir önemi kalmamış, üstelik burada bulunmamız can ve mal kaybımıza neden olmaya başlamıştır. Bu nedenle, Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli, buradaki sayıları 1850'ye yaklaşan askeri varlığımızı geri çekmek amacıyla Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır'' diye konuştu.
''Madem Türk askerinin bulunduğu her yerde huzur vardır, o halde Adalet ve Kalkınma Partisi, 9 yılı aşkın bir süredir 'darbeci' diyerek kiminle mücadele etmektedir-'' sorusunu yönelten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dışarıda itibar, içeride itham altında bulunan Mehmetçiği, yan gelip yatmakla suçlayan bu hastalıklı siyaset anlayışı değil midir- 'Vesayetten kurtuluyoruz, darbecilerden temizleniyoruz, kirlerden arınıyoruz, yükleri atıyoruz, demokrasiye kavuşuyoruz ve eski Türkiye'yi geride bırakıyoruz' diyen Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi, acaba bu sözlerin birinci dereden muhatabı olarak, Türk ordusunu gördüğünü itiraf edecek midir-
Bizim tavsiyemiz, gözlerinden yaş eksik olmayan Başbakan Yardımcısı'nın, 'Söz gümüşse sukut altındır' nasihatinden nasiplenmesi, biraz dilini tutması, fakat bundan dolayı bunalırsa da dizine vurarak hıçkıra hıçkıra ağlamayı sürdürmesidir.''
Bahçeli, konuşmasında, vatandaşların Nevruz Bayramı'nı kutladı.
İzinsiz Nevruz kutlamaları sırasında Diyarbakır ve İstanbul'da yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, ''Gözü dönmüş bölücüler meydanları, sokak aralarını ve caddeleri savaş alanına çevirmiştir. Nefret ve kinle Nevruz'u kirleten, bu tarihi bayramı lekelemeye çalışan çapulcular, çapsızlar ve çürümüşler, kaldırım taşlarını sökmüşler, cam ve çerçeveleri indirmişler, kamu araçlarını taşlamışlar ve dikili ağaçlara dahi zarar vermişlerdir. Şu kadarını söyleyebilirim ki ortalıkta maskeyle zehir saçan bu güruha insan denilmesi en başta insanlığa hakaret ve vefasızlık olacaktır'' diye konuştu.
''Maalesef bölücü çevrelerin azmasında ve zıvanadan çıkmasında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yönlendirmesi ve cesaretlendirici tutumu etkili olmuştur'' diyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
''Yıkım projesinin her hamlesi, bu kapsamda atılan her adımı ve kurulan her müzakere masası terörist odakların suyu, ekmeği ve oksijeni haline dönüşmüştür. Başbakan Erdoğan kuvvetle muhtemel bu olayları değerlendirecek ve eleştirecektir. Bununla da yetinmeyecek siyasi bölücü BDP'yi sözde hedef tahtası yapabilecektir.
Terörün Meclis kadrosu, işbirlikçiler ve dağdaki çete başları koro halinde aynı ihanet nakaratlarını tekrarlamışlar ve dayatmaları kabul edilmezse baharda kan akacağını alçakça ilan etmişlerdir. Baharda kanlı dereler, barut kokan çiçekler, kurşun sesleriyle kuşatılmış ovalar, tuzaklarla doldurulmuş dağlar ve şehit anasının feryadını görmek isteyen hainler, inşallah milletimizin kahrı karşısında çaresiz kalacaklardır.''
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifini değerlendirdi.
''AK Parti'nin eğitim sistemini bütünüyle ele alan kanun teklifi, tartışmaların ve karşılıklı atışmaların odağı olmayı sürdürmektedir'' diyen Bahçeli, ''meselenin aşırı siyasileştirilmesinin, üstelik hınç ve intikam duygularıyla hareket edilmesinin, milli eğitimde umut edilen değişim ve reform hamlelerinin yapılamayacağını gösterdiğini'' öne sürdü. Bahçeli, ''Adalet ve Kalkınma Partisi'nin uzlaşmaz, bencil, diyaloğa ve işbirliğine kapalı siyaseti, eğitim hayatımızı yeni ve daha büyük sorunların ortasına sürükleyecektir. Üzülerek ifade etmek isterim ki milyonlarca evladımız ve ailesi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin neden olduğu kavga ve gerginlik halinden dolayı bezgin ve kaygı içindedir'' diye konuştu.
Kanun teklifi hazırlanırken, ''ideolojik endişeler ve siyasi hesapların eğitimdeki ihtiyaçların önüne geçtiğini'' ileri süren Bahçeli, şöyle devam etti:
'Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin nasıl ve ne durumda olacakları esas olarak hiç gündeme getirilmemiştir. Bizim açımızdan, Başbakan Erdoğan'ın 'yaptığımız reform, ideolojik değil, pedagojik reformdur' sözleri de bir hüküm ve inandırıcılık tonu içermemektedir. Eğitim sistemiyle ilgili görüşlerin 28 Şubat ile ilişkilendirilmesi ve imam hatipler özelinde yürütülmesi tabiatıyla Adalet ve Kalkınma Partisi istismarının bir başka sonucudur. Parti olarak, 28 Şubat'ın tarafgir ve dikte ettirici yaklaşımını ne kadar çirkin ve kabul edilemez buluyorsak, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin de siyasi uygulamalarını aynı ölçü ve ayarda değerlendiriyoruz.
AKP zihniyeti açıkça kendi 28 Şubatını oluşturmakta ve bunu da insafsızca sürdürmektedir. Başbakan tarafından geçtiğimiz günlerde sarf edilen, 'topla, tankla, Sincan'da yürütülen tanklarla gelen bir uygulamayı, biz millet iradesiyle düzeltiyoruz' beyanı bu çerçevede son derece manidardır.
Vesayetin panzehiri, darbeci zihnin ilacı toleranstan vazgeçmek değil, dinlemek, konuşmak ve iletişim kurmaktır. Oysa ki Başbakan Erdoğan, demokrasi karşıtı bir siyasi tutumla hareket etmiş ve partisinin 28 Şubatın hormonlu bir ürünü olduğunu yeniden tescil etmiştir. Dün demokrasinin kafasında tank geziyordu, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin balyozu durmaktadır. İmam hatipler dün hedefti, bugün de istismarın merkezindedir.''
''Milliyetçi Hareket Partisi'nin imam hatip liselerinden rahatsız olduğunu söylemek için bir insanının ya beyninde ileri düzeyde hasar ya da Recep Tayyip Erdoğan olması yeterlidir'' ifadesini kullanan Bahçeli, ''Bizim rahatsız olduğumuz tek konu, böylesi kıymetli liselerimizden Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yönetiminde bulunan zevatın çıkmış olmasıdır'' dedi.
İmam hatiplerin varlığının tıpkı diğer liseler ve eğitim kurumları gibi memnuniyet verici olduğunu ifade eden Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a samimi bir çağrıda bulunmak ve bir teklif iletmek istediğini söyledi. Bahçeli, ''Sayın Başbakan, muğlak ifadelerle konuşma, muallak duruş sergileme, bin dereden su getirerek niyetini gizleme. Toplama ve çıkarmalarla uğraşma, bizi tariz yollu eleştirdiğin aritmetik işlemlerden asıl sen vazgeç. Sayın Başbakan, samimiysen, içtensen, yüreğin varsa gel her şeyi bir kenara bırakalım ve imam hatip liselerinin orta kısmını birlikte ve güç birliği yaparak açalım. Biz hazırız ve buna varız'' diye konuştu.
İmam hatip liselerinde okumak isteyenlerin önünün açılması ve haklarının teslim edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, Kuran-ı Kerim'in de okullarda seçmeli ders yapılmasını teklif etti.
Başbakan Erdoğan'ın geçen haftaki grup toplantısında, partilerini, ''CHP'nin vagonu'' olmakla itham ettiğini hatırlatan Bahçeli, şunları söyledi:
''Esasen hem lafın ciddiyeti, hem de söyleyenin kalitesi fazlasıyla bulanıktır. Geçmişte, kimi zaman Adalet ve Kalkınma Partisi'ne koltuk değneği olmakla, kimi zaman da CHP'nin yanında durmakla eleştirildik. Ancak unutulmasın ki Milliyetçi Hareket, büyük Türk milletinin haricinde herkese eşit uzaklıkta duran bir partidir. Kendi partisinin, okyanus ötesinin filikası, haçlıların muhbiri, küresel operasyonların furgonu ve vahşi Batı'nın sureti haktan görünen çakma Red Kit'i olduğunu ne zaman fark edecektir.''
Suriye'de yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, ''Arap Baharı, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'ya, BOP kılavuzluğunda yerleştirilmiş zaman ayarlı bomba olup, arkası arkasına patlamaktadır'' dedi.
Bahçeli, şöyle konuştu: ''Türk askerinin başına çuval geçirenler, acaba şimdi de Başbakan ve hükümetinin başına, Suriye'den göç edenleri mazeret yaparak yeni bir çuval mı geçirecektir- Bu kapsamda, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti son derece dikkatli yaklaşmalı, şaibeli ilişkilere taraf olmaktan ve Türkiye'ye ek külfetler yükleyecek irtibatlardan mutlaka kaçınmalıdır. Suriye meselesine aklıselim ve sağduyu içinde bakmalı, tarihi ve akrabalık bağlarını gözetmeli, komşuluk hukukunu çiğnememeli ve aziz milletimizi riske atacak her adımdan uzak durmalıdır.''
Bahçeli, Suriye'de hala haber alınamayan iki gazetecinin bulunması için her temas ve girişim acilen gerçekleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
