2011-02-03 - 09:48
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen maddelerle, tasarının 68. maddesine gelindi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce,
İstanbul'dan Ankara'ya gelmek isteyen DİSK üyelerini taşıyan 4 otobüse polisin el
koyduğunu öne sürerek, ''Hüsnü Mübarek'e akıl vermek kolay. Ona, 'halkı anla'
diyeceksin ama kendi halkının bir olaya tepki göstermesini engelleyeceksin''
dedi.
İnce, ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim
alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler içeren,
''Torba Tasarı''nın üçüncü bölümü üzerinde görüşmeler sürerken yerinden söz
aldı.
İstanbul'dan Ankara'ya gelmek isteyen DİSK üyelerini taşıyan 4 otobüse
polisin el koyduğunu ileri süren İnce, ''Tutanaklara geçsin diye konuştum. Böyle
bir şey olamaz. İnsanların demokratik tepkilerinin önünü polis zoruyla
kesemezsiniz. Bakanlar burada. İçişleri Bakanı'nı aramak istemiyorum. Buradaki
bakanlar, bu otobüslerin salınmasını sağlayamazsa anlayacağız ki zaten emri onlar
vermiş. Hüsnü Mübarek'e akıl vermek kolay. Ona, 'halkı anla' diyeceksin ama kendi
halkının bir olaya tepki göstermesini engelleyeceksin'' diye konuştu.
Bu arada, CHP'nin, önergelerin oylanması öncesinde sık sık yoklama talep
etmesine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi. Yoklama taleplerini,
alkışlarla ve ''bravo'' diyerek protesto eden AK Parti'li milletvekilleri,
''ayıp, ayıp'' diyerek tepkilerini gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, tepkiler üzerine AK Parti'li
milletvekillerinin oturduğu sıralara doğru, ''Dışarıda oturacaksın öyle mi?
Oturamayacaksın. Yoklama talep ederken size mi soracağız'' diye bağırdı. Bazı AK
Parti'li milletvekilleri ise İnce'ye ''Devam et devam'' şeklinde yanıt verdi.
Tasarının 56. maddesinde verilen önerge üzerinde söz alan CHP İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen ise ''AKP'li milletvekili arkadaşlarımın gerçekten ne
kadar çalışkan olduklarını görüyoruz. Sayın Başbakan, Muharrem Bey'e teşekkür
edecek, yoklamalarla kendi sağlayamadığı birliği sağladığı için'' diye konuştu.
AK Parti'li milletvekillerine, ''Anlamadığınız şeyi millete nasıl
anlatacaksınız'' sorusunu yönelten Sevigen, şöyle devam etti:
''Yoklama istenirken milletvekili arkadaşlarımın koşarak içeri nasıl
girdiğini görüyorum. Dünyanın hangi parlamentosunda böyle bir çalışma var? Ne var
bu maddeler içinde milleti ilgilendirecek? Çok ilkel şartlarda çalışıyoruz. Bu
yasanın yanlış olduğunu anlatmak için insanlar çıkmış Ankara'ya geliyor, yolları
kesiliyor. Size karşı olanı, baş kaldıranı yok ediyorsunuz. Şurada yoklama
isteyenlere bağıranları görüyorum. CHP yoklama istemeseydi yevmiye
kazanamayacaktınız. Devlet size 'dışarıda oturun' diye para vermiyor. Böyle bir
uygulama olur mu? Çoğu arkadaş uykulu. Gözleri uykudan kapalı bir şekilde içeri
doğru koşan arkadaşlarımın çıkaracağı yasadan ne fayda gelir?''
Sevigen'in sözlerine tepki gösteren bazı AK Parti'li milletvekilleri,
''Sen kaç kere geldin Meclise'' diye bağırdı. Sevigen de ''Gelirim, gelmem size
ne? Meclisi iktidar çalıştırır, sen geleceksin'' şeklinde yanıt verdi.
CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner de partisinin verdiği önerge üzerinde
konuşurken, Mısır'daki olaylara değindi.
Mısır'da halkın açlık ve yoksulluk karşısında direniş gösterdiğini ifade
eden Güner, şöyle konuştu:
''Bu, bütün güçlerin tek elde toplandığının kanıtıdır. Sayın Başbakan,
Mübarek'e bırakıp gitmesini söyledi. Türkiye'de olan olaylara ve uygulamalara
karşı, CHP olarak biz de aynı uyarıları yapıyoruz. Nasıl ki bir liderin yürütme,
yargı organını tekeline alma mücadelesi varsa, bugün Başbakan hem yasama hem de
yürütme organına hükmetmekte. Şimdi mücadele yargı organı içindir.
Halkın isteklerini belirtmesine tahammül edemiyorsunuz ama diyorsunuz ki
'Sayın Mübarek gitsin, sizin bugün oluşturmak istediğiniz yönetim biçiminin
Mübarek'in yönetiminden farkı var mı? Siz de yürütmeyi, yasamayı, yargıyı
aldınız. Dünyadaki olayları örnek alın ve Türkiye'yi böyle bir maceraya
sürüklemeyin. Türk halkı böyle bir macera yaşamak istemiyor.''
Tasarının, üçüncü bölümünde şu ana kadar 8 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, ağırlıklı olarak kamunun
vergi ile sosyal güvenlik prim alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma
hayatına ilişkin düzenlemeler içeren, ''torba tasarı''nın 16 maddesi daha kabul
edildi.
Tasarının 3. bölümünde kabul edilen maddelere göre, Milli Eğitim
Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında uzman ve usta öğretici olanlar, bu
düzenlemenin yürürlük tarihinden önceki çalışmalarından dolayı, bir ay içinde 30
günden eksik kalan sürelerini borçlanabilecek. Borçlanılan bu süreler,
sigortalılık süresine sayılacak.
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,
köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve
hesabına bağımsız çalışanların 2011 yılından önce bağlanan aylıkları; Ocak ayında
60 TL, Temmuz ayında ise yüzde 4 artırılacak.
Tasarıyla, 12 Eylül mağdurlarının, gözaltında veya cezaevinde geçen
süreleri için borçlanabilmesine imkan sağlandı.
Buna göre, sıkıyönetim mahkemelerinin görev alanına giren suçlar
nedeniyle yakalanan veya tutuklananlardan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el
koyduğu 12 Eylül 1980'den sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına ya da
beraatlerine karar verilenler, gözaltında ve tutuklulukta geçen süreleri için
borçlanabilecek.
Bu kişilerin durumlarını belgelemeleri, tasarının yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden sonra 6 ay içinde talepte bulunmaları gerekecek. Prime esas günlük
kazanç alt sınırının yüzde 32'si üzerinden hesaplanacak primlerini, bu
durumlarından dolayı dava açıp tazminat alanların kendileri, tazminat
almayanların ise Hazine ödeyecek.
Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, sigortalılıklarından
dolayı gelir veya aylık bağlananlar ile tutukluluk veya gözaltı sürelerini
herhangi bir şekilde sigortalı olarak değerlendirenler ise borçlanamayacak.
Aylık bağlanmayan ile toptan ödeme yapılmak suretiyle hizmetleri tasfiye
edilenlerden, borçlanacakları süreler ile birlikte emekli veya yaşlılık aylığı
alacak olanlara, geçmişe yönelik aylık ve fark ödenmeyecek. Tutuklu ve
gözaltındaki süreler, emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmayacak.
Tasarıyla, araçların tescili ve hurdaya ayrılması işlemlerinin trafik
tescil kuruluşlarının yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenen kamu kurum
ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerince de yapılmasına imkan
tanınıyor.
Buna göre, araç sahipleri, tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan
araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren 3 ay içinde,
araçların hurda durumuna gelmesi halinde ise 1 ay içinde, tescilin silinmesi için
ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği
kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak
zorunda olacak.
İlk tescili yapılan araçlar için düzenlenen geçici belgelerin geçerlilik
süresi içinde, trafik belgesi alma zorunluluğu aranmayacak. Böylece, araç tescil
ve sürücü belgesi işlemlerinin elektronik ortamda yapılması amacıyla yürütülen
proje kapsamında, ilk tescili yapılacak araçlar için trafik belgesi yerine
düzenlenecek ''tescile ilişkin geçici belgenin'' geçerlilik süresi içinde bu
araçlara ceza uygulanamayacak.
Yeni araçların tescilleri, belge düzenlenmesi, kişiselleştirilmesi,
belgelerin basımı, ilgililerine elden veya posta aracılığıyla teslimi işlemleri,
Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacak.
Emniyet Genel Müdürlüğü, ilk tescil işlemlerini elektronik ortamda yapmak,
elektronik ortamda oluşturulan bir ay süre ile geçerli tescile ilişkin geçici
belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile
gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirebilecek. Araca ait
kişiselleştirilen belgelerin basımı ve araç sahiplerine elden veya posta yoluyla
teslimi, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine de
yaptırılabilecek.
Böylece, ikinci el araçların trafik tescil bürolarına ve vergi
dairelerine gidilmeden sadece notere gidilerek satış ve devir işlemlerinin
yapılması, ruhsatın ve diğer belgelerin posta yoluyla araç sahibine gönderilmesi
uygulamasında olduğu gibi, yeni araçların satışında da ruhsat, posta yoluyla araç
sahibine gönderilecek ve bürokrasi azaltılmış olacak.
Tescil belgesinin bir ay içinde teslim edilememesi halinde, araç sahibine
sorumluluk yüklenemeyecek.
Bu işlemler sırasında, kanun ve yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara
aykırı hareket edenlere 10 bin TL idari para cezası verilecek.
Yabancı plakalı araçların Türkiye'de geçerli sigortaları yoksa, zorunlu
mali sorumluluk sigortasını ülkeye girerken yaptıracak.
Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi
ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri,
kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından
karşılanacak.
Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta
şirketlerince yazılan primlerin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı
paylarının yüzde 15'ini aşmamak üzere, Hazine Müsteşarlığınca belirlenen tutarın
tamamı sigorta şirketleri ve güvence hesabı tarafından SGK'ya aktarılacak. Bu
tutar, ilgili sigorta şirketleri için ayrı ayrı belirlenecek. Aktarım ile sigorta
şirketlerinin ve güvence hesabının teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona
erecek. Bakanlar Kurulu, bu tutarı yüzde 50'sine kadar artırmaya ve azaltmaya
yetkili olacak.
Sigorta şirketleri ve güvence hesabınca ödenecek tutarın, süresinde
ödenmemesi halinde gecikme cezası uygulanacak.
Belediyelerin kendi bütçelerini kullanarak, düzenli ve güvenli trafik
akışını temin etmek için kuracakları elektronik sistemlerinin Emniyet Genel
Müdürlüğünce trafik ihlallerinin tespiti amacıyla kullanılması durumunda, kesilen
trafik idari para cezalarının yüzde 30'u oranındaki tutar, belediyelere sistem
kullanımı hizmet bedeli olarak ödenecek.
Tasarıyla mesleki eğitim gören öğrencilerin staj yapabilecekleri işyeri
sayısı artırılıyor.
10'un üzerinde işçi çalıştıran işyerleri, stajyer uygulama kapsamına
alınacak. İşyerinde staj yapan öğrencilerden 18 yaşını bitirenlere asgari ücretin
üçte biri oranında ücret verilecek. 20'nin üzerinde işçi çalıştıran
işyerlerindeki stajyerlere ise asgari ücretin üçte ikisi oranında ücret
ödenecek.
Mevcut düzenlemede yalnızca 20'nin üzerinde işçi çalıştırılan işyerleri
stajyer uygulama kapsamında bulunuyor ve stajyerlere de asgari ücretin üçte ikisi
oranında ücret veriliyordu.
Yeşil kart sahibinin, sigortalı olarak işe başlaması ve genel sağlık
hizmetleri sigortasından yararlanması halinde kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu
kişilerin yeşil kartları askıya alınacak. Bu kişinin genel sağlık hizmetlerinden
yararlanma hakkı sona erdiğinde, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin
yeşil kart sahipliği devam edecek.
65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık
Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık alanların düzenledikleri belgelerin gerçeğe
uymadığının tespit edilmesi durumunda ödenen aylıklar, TÜFE oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarıyla birlikte geri alınacak. Mevcut düzenlemede,
ödenen aylıklar yüzde 50 fazlası ile geri alınıyordu.
Tasarıyla, silikozis hastalarına malulen emekli olma hakkı tanınıyor.
Buna göre, sigortalı olmayan ve silikozis hastalığı nedeniyle meslekte
kazanma gücünü en az yüzde 15 kaybedenlere, Sosyal Güvenlik Kurumunca aylık
bağlanacak.
Bu kişilerin, tasarının yasalaşıp yayımlanmasından itibaren 3 ay içinde
başvurmaları gerekecek. Kişinin meslekte kazanma gücünü kaybettiğine, SGK Sağlık
Kurulunca, meslek hastalıkları tespit hükümleri çerçevesinde karar verilecek.
Aylık almakta iken ölen silikozis hastasının eşine ve çocuklarına da
aylık bağlanabilecek. Eş ve çocuklara bağlanacak aylıkların toplamı, hastanın
kendisine bağlanan aylık tutarı geçemeyecek. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse
eş ve çocukların aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılabilecek. Bu
şekilde aylık alanların çalışmaya başlamaları halinde, aylıkları kesilecek.
Bugün kabul edilen maddelerle, tasarının 68. maddesine gelindi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli,
''Türkiye'de tek parti dönem ve zihniyetinin uygulamalarına bakıldığında, bunun
Mısır ve Tunus'taki yönetimlerle birebir örtüştüğünün görüleceğini'' söyledi.
Canikli, ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim
alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler içeren,
''Torba Tasarı''nın 67. maddesinde verilen önerge üzerinde söz aldı.
Tasarının bu maddesinin önemli bir sorunu ortadan kaldırdığını belirten
Canikli, ''Silikozis hastalarının bugüne kadar çözümlenemeyen problemlerine büyük
oranda çözüm getiren bir düzenleme. Bu önerge ile daha da iyileştiriyoruz. Bu
sorun yeni değil, uzun yıllardan beri gelen bir sorun. AK Parti hükümetlerinden
önce de var ama çözümü yine birçok alanda olduğu gibi AK Parti hükümetleri
döneminde oluyor'' diye konuştu
Kendisinden önce konuşan bazı milletvekillerinin sözlerine değinmek
istediğini ifade eden Canikli, ''Cumhuriyetin kazanımlarının satıldığı, peşkeş
çekildiği'' şeklinde değerlendirmeler yapıldığını anımsattı. Canikli, şöyle devam
etti:
''Özelleştirme kastediliyorsa, 1986 yılında yılında bir devlet politikası
olarak başladı özelleştirme. 1986 yılından sonra iktidara gelen tüm yönetimler,
siyasi partiler tarafından bu işlem gerçekleştirilmiştir istisnasız. Sağdan
soldan hangi parti olursa olsun. Dolayısıyla bu ifade, tırnak içerisinde
söylüyorum, '1986'dan beri iktidara gelen tüm yönetimleri içermektedir,
kapsamaktadır'. Yani, bu tür konuşmalar yapılırken bu gerçeğin gözönünde
bulundurulması gerekir. Böyle mesnetsiz, dayanağı olmayan ifadelerle suçlamada
bulunmak doğru değil.''
Özellikle son günlerde Türkiye'nin yakın bölgesinde yapılan olaylarla
ilgili değerlendirmeler de yapıldığını hatırlatan Canikli, ''Bu değerlendirmeleri
yapan bazı arkadaşların gerçekten Türkiye'de mi bu dünyada mı yoksa başka
gezegende mi yaşıyorlar, şaşırıyorum, hayret ediyorum'' diye konuştu.
''Bugün Mısır'da, Tunus'ta sallanan baskıcı yönetimler, tek parti
yönetimi döneminin uygulamalarını örnek almaktadırlar'' diyen Nurettin Canikli,
şöyle konuştu:
''Bu gerçek. Türkiye'de tek parti dönem ve zihniyetinin uygulamalarına
baktığımız zaman bugün sallanan Mısır'daki ve Tunus'taki yönetimlerle birebir
örtüştüğünü görürsünüz. Bu bir realite. Zulme başkaldıran oradaki halkın örnek
aldığı da AK Parti ve onun Genel Başkanı Sayın Başbakanımızdır. Öyle ki Mısır'da
o meydanda toplanan milyonlarca insan Sayın Başbakanımızın konuşmasını canlı
olarak izliyor, bu önemli olay. Bu gurur sadece bizim değil, sizlerin de.
Yurtdışına çıktığınız zaman MHP'li, CHP'li diye bakılmıyor. Türk milletinin bir
evladı bir kişisi ve Sayın Erdoğan'ın Başbakanı olduğu ülkenin vatandaşı olarak
değerlendiriliyor. Dünyanın bütün belli başlı ajansları Sayın Başbakanımızın
konuşmasını flaş haber olarak geçiyor. Bugüne kadar hangi Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı'na ve bir parti liderine nasip oldu bu onur? Bir tane gösterebilir
misiniz? Milyonlarca, yüz milyonlarca insan Sayın Başbakanımızın ağzından çıkan
kelimeyi dinlemek için televizyonlara akın ediyor. Bunu tüm dünya söylüyor.''
Birilerinin tek parti döneminin özlemi içerisinde olabileceğini belirten
Canikli, ''Tek partinin baskıcı, zulüm dönemlerinin özlemi içerisinde olabilir
ama artık bunlar geçti. Milletimiz, bağımsızlığın, özgürlüğün, hizmetin tadına
vardı AK Parti iktidarıyla. Artık boşuna uğraşmayın. Suyu geriye akıtamazsınız,
bu iş bitti. Bu millet artık her zaman ileriye, ileri demokrasiye bakacaktır.
Bunu inşallah 12 Haziran'da bir kez daha göreceğiz. O zaman herkes boyunun
ölçüsünü alacak'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de yerinden söz alarak, ''Nurettin
Canikli'nin yanlış bilgi vererek, kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini'' öne sürdü.
Canikli'nin, ''Türkiye'nin özgürleşmesinden'' söz ettiğine dikkati çeken
İnce, ''Şu anda Türkiye'nin bütün vilayetlerinde polis yolları kesmiş, insanlar
seyahat özgürlüğünü kullanamıyorlar. Ne özgürlüğünden bahsediyor? İkincisi,
1930'larla 2011'in Türkiyesini kıyaslamak doğru olmaz. 1930'da Fransa, İngiltere,
Türkiye neydi şimdi ne oldu? Kıyaslama böyle yapılır. 1930'da tüm dünyada tek
partiler vardı. Önemli olan 2011'de tek parti dönemini yeniden yaratmaktır, bu
mantığı yeniden egemen kılmaktır'' diye konuştu.
İnce, 1986'dan 2002 yılına kadar 3,5 milyar dolar civarında özelleştirme
yapıldığını ifade ederek, ''Sadece AKP döneminde 2002'den 2011'e kadar yapılan
özelleştirme 33 milyar dolardır. Sadece Ocak ayı içinde yapılan 30 milyon
dolardır. Yılbaşından hemen sonra'' dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, verdikleri bir önerge üzerinde
konuştu. AK Parti'li bir milletvekilinin laf atması üzerine Ağyüz, ''Zenginleşme
yok, sen kendini aldatma, belki sen zenginleşiyorsun yavrum...'' dedi. AK
Parti'li milletvekilleri, Ağyüz'e tepki gösterdi.
CHP'li Ağyüz, ''Bilgeye sormuşlar, 'en iyi neyi bilirsin?' diye. O da
'haddimi bilirim' demiş. Sayın Başbakan da herşeyi biliyor da bir tek haddini
bilmiyor, haddini'' diye konuştu.
İşçilerin Ankara'ya gelmek için bu akşam yola çıktıklarını belirten
Ağyüz, ''Meclis'e de gelecekler, onları karşılayın sakın unutmayın'' dedi.
''Halkın haykırışına kulak ver Mübarek'' başlıklı gazeteyi gösteren
Ağyüz, şöyle konuştu:
''Ey Tayyip, ey Tayyip'in partisinin üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri,
başta Sayın Başbakan olmak üzere bu örgütlerin sesine kulak verin. İşsizlik
artmış. Bu insanları yolda durdurarak o tepkiyi önleyemezsiniz. Mübarek'e akıl
veriyorsunuz, o aklı vereceğinize 'ne yapmamız lazım' diye biraz düşünün. Yarın o
gelenlere saygılı olalım. Eğer o insanların başına demokratik haklarını
kullanırken bir şey gelirse, var ya bu gökkubbeyi iktidarın başına yıkarız.''
AK Parti'li milletvekilleri, laf atarak Ağyüz'ün bu sözlerine de tepki
gösterdi.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, birleşime ara verdi. Pakdil, aranın
ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak
üzere kapattı.
(09.48)
İstanbul'dan Ankara'ya gelmek isteyen DİSK üyelerini taşıyan 4 otobüse polisin el
koyduğunu öne sürerek, ''Hüsnü Mübarek'e akıl vermek kolay. Ona, 'halkı anla'
diyeceksin ama kendi halkının bir olaya tepki göstermesini engelleyeceksin''
dedi.
İnce, ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim
alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler içeren,
''Torba Tasarı''nın üçüncü bölümü üzerinde görüşmeler sürerken yerinden söz
aldı.
İstanbul'dan Ankara'ya gelmek isteyen DİSK üyelerini taşıyan 4 otobüse
polisin el koyduğunu ileri süren İnce, ''Tutanaklara geçsin diye konuştum. Böyle
bir şey olamaz. İnsanların demokratik tepkilerinin önünü polis zoruyla
kesemezsiniz. Bakanlar burada. İçişleri Bakanı'nı aramak istemiyorum. Buradaki
bakanlar, bu otobüslerin salınmasını sağlayamazsa anlayacağız ki zaten emri onlar
vermiş. Hüsnü Mübarek'e akıl vermek kolay. Ona, 'halkı anla' diyeceksin ama kendi
halkının bir olaya tepki göstermesini engelleyeceksin'' diye konuştu.
Bu arada, CHP'nin, önergelerin oylanması öncesinde sık sık yoklama talep
etmesine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi. Yoklama taleplerini,
alkışlarla ve ''bravo'' diyerek protesto eden AK Parti'li milletvekilleri,
''ayıp, ayıp'' diyerek tepkilerini gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, tepkiler üzerine AK Parti'li
milletvekillerinin oturduğu sıralara doğru, ''Dışarıda oturacaksın öyle mi?
Oturamayacaksın. Yoklama talep ederken size mi soracağız'' diye bağırdı. Bazı AK
Parti'li milletvekilleri ise İnce'ye ''Devam et devam'' şeklinde yanıt verdi.
Tasarının 56. maddesinde verilen önerge üzerinde söz alan CHP İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen ise ''AKP'li milletvekili arkadaşlarımın gerçekten ne
kadar çalışkan olduklarını görüyoruz. Sayın Başbakan, Muharrem Bey'e teşekkür
edecek, yoklamalarla kendi sağlayamadığı birliği sağladığı için'' diye konuştu.
AK Parti'li milletvekillerine, ''Anlamadığınız şeyi millete nasıl
anlatacaksınız'' sorusunu yönelten Sevigen, şöyle devam etti:
''Yoklama istenirken milletvekili arkadaşlarımın koşarak içeri nasıl
girdiğini görüyorum. Dünyanın hangi parlamentosunda böyle bir çalışma var? Ne var
bu maddeler içinde milleti ilgilendirecek? Çok ilkel şartlarda çalışıyoruz. Bu
yasanın yanlış olduğunu anlatmak için insanlar çıkmış Ankara'ya geliyor, yolları
kesiliyor. Size karşı olanı, baş kaldıranı yok ediyorsunuz. Şurada yoklama
isteyenlere bağıranları görüyorum. CHP yoklama istemeseydi yevmiye
kazanamayacaktınız. Devlet size 'dışarıda oturun' diye para vermiyor. Böyle bir
uygulama olur mu? Çoğu arkadaş uykulu. Gözleri uykudan kapalı bir şekilde içeri
doğru koşan arkadaşlarımın çıkaracağı yasadan ne fayda gelir?''
Sevigen'in sözlerine tepki gösteren bazı AK Parti'li milletvekilleri,
''Sen kaç kere geldin Meclise'' diye bağırdı. Sevigen de ''Gelirim, gelmem size
ne? Meclisi iktidar çalıştırır, sen geleceksin'' şeklinde yanıt verdi.
CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner de partisinin verdiği önerge üzerinde
konuşurken, Mısır'daki olaylara değindi.
Mısır'da halkın açlık ve yoksulluk karşısında direniş gösterdiğini ifade
eden Güner, şöyle konuştu:
''Bu, bütün güçlerin tek elde toplandığının kanıtıdır. Sayın Başbakan,
Mübarek'e bırakıp gitmesini söyledi. Türkiye'de olan olaylara ve uygulamalara
karşı, CHP olarak biz de aynı uyarıları yapıyoruz. Nasıl ki bir liderin yürütme,
yargı organını tekeline alma mücadelesi varsa, bugün Başbakan hem yasama hem de
yürütme organına hükmetmekte. Şimdi mücadele yargı organı içindir.
Halkın isteklerini belirtmesine tahammül edemiyorsunuz ama diyorsunuz ki
'Sayın Mübarek gitsin, sizin bugün oluşturmak istediğiniz yönetim biçiminin
Mübarek'in yönetiminden farkı var mı? Siz de yürütmeyi, yasamayı, yargıyı
aldınız. Dünyadaki olayları örnek alın ve Türkiye'yi böyle bir maceraya
sürüklemeyin. Türk halkı böyle bir macera yaşamak istemiyor.''
Tasarının, üçüncü bölümünde şu ana kadar 8 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, ağırlıklı olarak kamunun
vergi ile sosyal güvenlik prim alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma
hayatına ilişkin düzenlemeler içeren, ''torba tasarı''nın 16 maddesi daha kabul
edildi.
Tasarının 3. bölümünde kabul edilen maddelere göre, Milli Eğitim
Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında uzman ve usta öğretici olanlar, bu
düzenlemenin yürürlük tarihinden önceki çalışmalarından dolayı, bir ay içinde 30
günden eksik kalan sürelerini borçlanabilecek. Borçlanılan bu süreler,
sigortalılık süresine sayılacak.
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,
köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve
hesabına bağımsız çalışanların 2011 yılından önce bağlanan aylıkları; Ocak ayında
60 TL, Temmuz ayında ise yüzde 4 artırılacak.
Tasarıyla, 12 Eylül mağdurlarının, gözaltında veya cezaevinde geçen
süreleri için borçlanabilmesine imkan sağlandı.
Buna göre, sıkıyönetim mahkemelerinin görev alanına giren suçlar
nedeniyle yakalanan veya tutuklananlardan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el
koyduğu 12 Eylül 1980'den sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına ya da
beraatlerine karar verilenler, gözaltında ve tutuklulukta geçen süreleri için
borçlanabilecek.
Bu kişilerin durumlarını belgelemeleri, tasarının yasalaşıp yürürlüğe
girmesinden sonra 6 ay içinde talepte bulunmaları gerekecek. Prime esas günlük
kazanç alt sınırının yüzde 32'si üzerinden hesaplanacak primlerini, bu
durumlarından dolayı dava açıp tazminat alanların kendileri, tazminat
almayanların ise Hazine ödeyecek.
Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, sigortalılıklarından
dolayı gelir veya aylık bağlananlar ile tutukluluk veya gözaltı sürelerini
herhangi bir şekilde sigortalı olarak değerlendirenler ise borçlanamayacak.
Aylık bağlanmayan ile toptan ödeme yapılmak suretiyle hizmetleri tasfiye
edilenlerden, borçlanacakları süreler ile birlikte emekli veya yaşlılık aylığı
alacak olanlara, geçmişe yönelik aylık ve fark ödenmeyecek. Tutuklu ve
gözaltındaki süreler, emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmayacak.
Tasarıyla, araçların tescili ve hurdaya ayrılması işlemlerinin trafik
tescil kuruluşlarının yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenen kamu kurum
ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerince de yapılmasına imkan
tanınıyor.
Buna göre, araç sahipleri, tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan
araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren 3 ay içinde,
araçların hurda durumuna gelmesi halinde ise 1 ay içinde, tescilin silinmesi için
ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği
kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak
zorunda olacak.
İlk tescili yapılan araçlar için düzenlenen geçici belgelerin geçerlilik
süresi içinde, trafik belgesi alma zorunluluğu aranmayacak. Böylece, araç tescil
ve sürücü belgesi işlemlerinin elektronik ortamda yapılması amacıyla yürütülen
proje kapsamında, ilk tescili yapılacak araçlar için trafik belgesi yerine
düzenlenecek ''tescile ilişkin geçici belgenin'' geçerlilik süresi içinde bu
araçlara ceza uygulanamayacak.
Yeni araçların tescilleri, belge düzenlenmesi, kişiselleştirilmesi,
belgelerin basımı, ilgililerine elden veya posta aracılığıyla teslimi işlemleri,
Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacak.
Emniyet Genel Müdürlüğü, ilk tescil işlemlerini elektronik ortamda yapmak,
elektronik ortamda oluşturulan bir ay süre ile geçerli tescile ilişkin geçici
belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile
gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirebilecek. Araca ait
kişiselleştirilen belgelerin basımı ve araç sahiplerine elden veya posta yoluyla
teslimi, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine de
yaptırılabilecek.
Böylece, ikinci el araçların trafik tescil bürolarına ve vergi
dairelerine gidilmeden sadece notere gidilerek satış ve devir işlemlerinin
yapılması, ruhsatın ve diğer belgelerin posta yoluyla araç sahibine gönderilmesi
uygulamasında olduğu gibi, yeni araçların satışında da ruhsat, posta yoluyla araç
sahibine gönderilecek ve bürokrasi azaltılmış olacak.
Tescil belgesinin bir ay içinde teslim edilememesi halinde, araç sahibine
sorumluluk yüklenemeyecek.
Bu işlemler sırasında, kanun ve yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara
aykırı hareket edenlere 10 bin TL idari para cezası verilecek.
Yabancı plakalı araçların Türkiye'de geçerli sigortaları yoksa, zorunlu
mali sorumluluk sigortasını ülkeye girerken yaptıracak.
Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi
ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri,
kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından
karşılanacak.
Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta
şirketlerince yazılan primlerin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı
paylarının yüzde 15'ini aşmamak üzere, Hazine Müsteşarlığınca belirlenen tutarın
tamamı sigorta şirketleri ve güvence hesabı tarafından SGK'ya aktarılacak. Bu
tutar, ilgili sigorta şirketleri için ayrı ayrı belirlenecek. Aktarım ile sigorta
şirketlerinin ve güvence hesabının teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona
erecek. Bakanlar Kurulu, bu tutarı yüzde 50'sine kadar artırmaya ve azaltmaya
yetkili olacak.
Sigorta şirketleri ve güvence hesabınca ödenecek tutarın, süresinde
ödenmemesi halinde gecikme cezası uygulanacak.
Belediyelerin kendi bütçelerini kullanarak, düzenli ve güvenli trafik
akışını temin etmek için kuracakları elektronik sistemlerinin Emniyet Genel
Müdürlüğünce trafik ihlallerinin tespiti amacıyla kullanılması durumunda, kesilen
trafik idari para cezalarının yüzde 30'u oranındaki tutar, belediyelere sistem
kullanımı hizmet bedeli olarak ödenecek.
Tasarıyla mesleki eğitim gören öğrencilerin staj yapabilecekleri işyeri
sayısı artırılıyor.
10'un üzerinde işçi çalıştıran işyerleri, stajyer uygulama kapsamına
alınacak. İşyerinde staj yapan öğrencilerden 18 yaşını bitirenlere asgari ücretin
üçte biri oranında ücret verilecek. 20'nin üzerinde işçi çalıştıran
işyerlerindeki stajyerlere ise asgari ücretin üçte ikisi oranında ücret
ödenecek.
Mevcut düzenlemede yalnızca 20'nin üzerinde işçi çalıştırılan işyerleri
stajyer uygulama kapsamında bulunuyor ve stajyerlere de asgari ücretin üçte ikisi
oranında ücret veriliyordu.
Yeşil kart sahibinin, sigortalı olarak işe başlaması ve genel sağlık
hizmetleri sigortasından yararlanması halinde kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu
kişilerin yeşil kartları askıya alınacak. Bu kişinin genel sağlık hizmetlerinden
yararlanma hakkı sona erdiğinde, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin
yeşil kart sahipliği devam edecek.
65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık
Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık alanların düzenledikleri belgelerin gerçeğe
uymadığının tespit edilmesi durumunda ödenen aylıklar, TÜFE oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarıyla birlikte geri alınacak. Mevcut düzenlemede,
ödenen aylıklar yüzde 50 fazlası ile geri alınıyordu.
Tasarıyla, silikozis hastalarına malulen emekli olma hakkı tanınıyor.
Buna göre, sigortalı olmayan ve silikozis hastalığı nedeniyle meslekte
kazanma gücünü en az yüzde 15 kaybedenlere, Sosyal Güvenlik Kurumunca aylık
bağlanacak.
Bu kişilerin, tasarının yasalaşıp yayımlanmasından itibaren 3 ay içinde
başvurmaları gerekecek. Kişinin meslekte kazanma gücünü kaybettiğine, SGK Sağlık
Kurulunca, meslek hastalıkları tespit hükümleri çerçevesinde karar verilecek.
Aylık almakta iken ölen silikozis hastasının eşine ve çocuklarına da
aylık bağlanabilecek. Eş ve çocuklara bağlanacak aylıkların toplamı, hastanın
kendisine bağlanan aylık tutarı geçemeyecek. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse
eş ve çocukların aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılabilecek. Bu
şekilde aylık alanların çalışmaya başlamaları halinde, aylıkları kesilecek.
Bugün kabul edilen maddelerle, tasarının 68. maddesine gelindi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli,
''Türkiye'de tek parti dönem ve zihniyetinin uygulamalarına bakıldığında, bunun
Mısır ve Tunus'taki yönetimlerle birebir örtüştüğünün görüleceğini'' söyledi.
Canikli, ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim
alacaklarını yeniden yapılandıran, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler içeren,
''Torba Tasarı''nın 67. maddesinde verilen önerge üzerinde söz aldı.
Tasarının bu maddesinin önemli bir sorunu ortadan kaldırdığını belirten
Canikli, ''Silikozis hastalarının bugüne kadar çözümlenemeyen problemlerine büyük
oranda çözüm getiren bir düzenleme. Bu önerge ile daha da iyileştiriyoruz. Bu
sorun yeni değil, uzun yıllardan beri gelen bir sorun. AK Parti hükümetlerinden
önce de var ama çözümü yine birçok alanda olduğu gibi AK Parti hükümetleri
döneminde oluyor'' diye konuştu
Kendisinden önce konuşan bazı milletvekillerinin sözlerine değinmek
istediğini ifade eden Canikli, ''Cumhuriyetin kazanımlarının satıldığı, peşkeş
çekildiği'' şeklinde değerlendirmeler yapıldığını anımsattı. Canikli, şöyle devam
etti:
''Özelleştirme kastediliyorsa, 1986 yılında yılında bir devlet politikası
olarak başladı özelleştirme. 1986 yılından sonra iktidara gelen tüm yönetimler,
siyasi partiler tarafından bu işlem gerçekleştirilmiştir istisnasız. Sağdan
soldan hangi parti olursa olsun. Dolayısıyla bu ifade, tırnak içerisinde
söylüyorum, '1986'dan beri iktidara gelen tüm yönetimleri içermektedir,
kapsamaktadır'. Yani, bu tür konuşmalar yapılırken bu gerçeğin gözönünde
bulundurulması gerekir. Böyle mesnetsiz, dayanağı olmayan ifadelerle suçlamada
bulunmak doğru değil.''
Özellikle son günlerde Türkiye'nin yakın bölgesinde yapılan olaylarla
ilgili değerlendirmeler de yapıldığını hatırlatan Canikli, ''Bu değerlendirmeleri
yapan bazı arkadaşların gerçekten Türkiye'de mi bu dünyada mı yoksa başka
gezegende mi yaşıyorlar, şaşırıyorum, hayret ediyorum'' diye konuştu.
''Bugün Mısır'da, Tunus'ta sallanan baskıcı yönetimler, tek parti
yönetimi döneminin uygulamalarını örnek almaktadırlar'' diyen Nurettin Canikli,
şöyle konuştu:
''Bu gerçek. Türkiye'de tek parti dönem ve zihniyetinin uygulamalarına
baktığımız zaman bugün sallanan Mısır'daki ve Tunus'taki yönetimlerle birebir
örtüştüğünü görürsünüz. Bu bir realite. Zulme başkaldıran oradaki halkın örnek
aldığı da AK Parti ve onun Genel Başkanı Sayın Başbakanımızdır. Öyle ki Mısır'da
o meydanda toplanan milyonlarca insan Sayın Başbakanımızın konuşmasını canlı
olarak izliyor, bu önemli olay. Bu gurur sadece bizim değil, sizlerin de.
Yurtdışına çıktığınız zaman MHP'li, CHP'li diye bakılmıyor. Türk milletinin bir
evladı bir kişisi ve Sayın Erdoğan'ın Başbakanı olduğu ülkenin vatandaşı olarak
değerlendiriliyor. Dünyanın bütün belli başlı ajansları Sayın Başbakanımızın
konuşmasını flaş haber olarak geçiyor. Bugüne kadar hangi Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı'na ve bir parti liderine nasip oldu bu onur? Bir tane gösterebilir
misiniz? Milyonlarca, yüz milyonlarca insan Sayın Başbakanımızın ağzından çıkan
kelimeyi dinlemek için televizyonlara akın ediyor. Bunu tüm dünya söylüyor.''
Birilerinin tek parti döneminin özlemi içerisinde olabileceğini belirten
Canikli, ''Tek partinin baskıcı, zulüm dönemlerinin özlemi içerisinde olabilir
ama artık bunlar geçti. Milletimiz, bağımsızlığın, özgürlüğün, hizmetin tadına
vardı AK Parti iktidarıyla. Artık boşuna uğraşmayın. Suyu geriye akıtamazsınız,
bu iş bitti. Bu millet artık her zaman ileriye, ileri demokrasiye bakacaktır.
Bunu inşallah 12 Haziran'da bir kez daha göreceğiz. O zaman herkes boyunun
ölçüsünü alacak'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de yerinden söz alarak, ''Nurettin
Canikli'nin yanlış bilgi vererek, kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini'' öne sürdü.
Canikli'nin, ''Türkiye'nin özgürleşmesinden'' söz ettiğine dikkati çeken
İnce, ''Şu anda Türkiye'nin bütün vilayetlerinde polis yolları kesmiş, insanlar
seyahat özgürlüğünü kullanamıyorlar. Ne özgürlüğünden bahsediyor? İkincisi,
1930'larla 2011'in Türkiyesini kıyaslamak doğru olmaz. 1930'da Fransa, İngiltere,
Türkiye neydi şimdi ne oldu? Kıyaslama böyle yapılır. 1930'da tüm dünyada tek
partiler vardı. Önemli olan 2011'de tek parti dönemini yeniden yaratmaktır, bu
mantığı yeniden egemen kılmaktır'' diye konuştu.
İnce, 1986'dan 2002 yılına kadar 3,5 milyar dolar civarında özelleştirme
yapıldığını ifade ederek, ''Sadece AKP döneminde 2002'den 2011'e kadar yapılan
özelleştirme 33 milyar dolardır. Sadece Ocak ayı içinde yapılan 30 milyon
dolardır. Yılbaşından hemen sonra'' dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, verdikleri bir önerge üzerinde
konuştu. AK Parti'li bir milletvekilinin laf atması üzerine Ağyüz, ''Zenginleşme
yok, sen kendini aldatma, belki sen zenginleşiyorsun yavrum...'' dedi. AK
Parti'li milletvekilleri, Ağyüz'e tepki gösterdi.
CHP'li Ağyüz, ''Bilgeye sormuşlar, 'en iyi neyi bilirsin?' diye. O da
'haddimi bilirim' demiş. Sayın Başbakan da herşeyi biliyor da bir tek haddini
bilmiyor, haddini'' diye konuştu.
İşçilerin Ankara'ya gelmek için bu akşam yola çıktıklarını belirten
Ağyüz, ''Meclis'e de gelecekler, onları karşılayın sakın unutmayın'' dedi.
''Halkın haykırışına kulak ver Mübarek'' başlıklı gazeteyi gösteren
Ağyüz, şöyle konuştu:
''Ey Tayyip, ey Tayyip'in partisinin üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri,
başta Sayın Başbakan olmak üzere bu örgütlerin sesine kulak verin. İşsizlik
artmış. Bu insanları yolda durdurarak o tepkiyi önleyemezsiniz. Mübarek'e akıl
veriyorsunuz, o aklı vereceğinize 'ne yapmamız lazım' diye biraz düşünün. Yarın o
gelenlere saygılı olalım. Eğer o insanların başına demokratik haklarını
kullanırken bir şey gelirse, var ya bu gökkubbeyi iktidarın başına yıkarız.''
AK Parti'li milletvekilleri, laf atarak Ağyüz'ün bu sözlerine de tepki
gösterdi.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, birleşime ara verdi. Pakdil, aranın
ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak
üzere kapattı.
(09.48)
