2007-10-09 - 15:01
Partisinin Meclis Grubunda konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, vatandaşlara, 21 Ekimde yapılacak referanduma destek olmaması çağrısında bulanarak, ''Sorumluluğunu üstlenmeyin, referandumun mahcubiyeti içinde yer almayın'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,
vatandaşlara, 21 Ekimde yapılacak referanduma destek olmaması çağrısında
bulunarak, ''Sorumluluğunu üstlenmeyin, referandumun mahcubiyeti içinde
yer almayın'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubundaki konuşmasında, 21 Ekimde yapılacak
referandum oylamasını ele aldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''referandum kültürüne alışmak
gerekir'' dediğini anımsatan Baykal, ''Önce sen referandum çıkarmaya
alış. Hukuka ters düşmeyen bir referandum çıkarmayı başar da millet
referandum kültürüne daha sonra alışsın'' diye konuştu.
Vatandaşlardan, referandumun sorumluluğunu üstlenmemesini isteyen
Baykal, ''Eğer vicdanınız varsa, bu tablo karşısında, hiçbirinizin bu
referanduma destek olma sorumluluğunu taşımaması gerekir. CHP olarak,
vatandaşlara önerimimiz, bu referanduma destek olmayın, sorumluluğunu
üstlenmeyin, referandumun mahcubiyeti içinde yer almayın'' dedi.
Referandumda sandık başına gitmemenin, oy vermemenin suç olmadığını
bildiren Baykal, seçime katılmamanın siyasi bir tavır olduğunu belirtti.
Baykal, ''Bu kadar haksız, bu kadar tepeden bakan, adalet, hukuk,
eşitliği dikkate almadan, bir ucube referandumu, milletin 200 trilyonunu
harcatarak, referandumu gerçekleştirmek isteyenlere alet olmamak lazım''
ifadesini kullandı.
HP TBMM Grup Toplantısında, Şırnak ve Diyarbakır'da şehit olan
askerler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasından sonra kürsüye
gelen Baykal, konuşmasında, Türkiye'nin son bir hafta içinde 27 evladını
teröre kurban verdiğini belirtti.
Terörle mücadele için kararlı, iyi düşünülmüş tedbirlerin hala ortaya
konamadığını savunan Baykal, artık terör konusunda Türkiye'nin avutulma
imkanı kalmadığını söyledi.
Hükümetin ortaya koyduğu politikaları eleştiren Baykal, terör mücadele
özel temsilcilik mekanizmasının ortaya atıldığını, ancak bir işe
yaramadığını belirterek, ''Ne oldu temsilcilik mekanizması? Ne yapıyor?
Temsilciler ne diye çalışıyor? Bu iş için niye 1.5 yıl kaybettik? Ne
getirdi terörle mücadeleye? Bunların cevabı var mı? Bunların cevabı yok?
Ortada ölüler var, şehitler var'' diye konuştu.
Irak ile yapılan terörle mücadele anlaşmasına da değinen Baykal, ''O
anlaşmanın mürekkebi kurumadan 27 şehit verdik. Demek ki bu anlaşmalar
boş. İnsanları avutmaya yönelik anlaşmalar'' dedi.
-ERDOĞAN-BUSH GÖRÜŞMESİ-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''1 ay sonra ABD'ye gideceğini, Bush'la
görüşeceğini, yeni bir anlayışı ortaya çıkaracaklarını umut ettiğini''
söylediğini anımsatan Baykal, ''Bunların hepsi temelsiz, avutma,
savsaklama ve ciddi karar almaktan kaçınma yaklaşımlarıdır'' ifadesini
kullandı.
Başbakan Erdoğan'ın kısa bir süre önce ABD'de bulunduğu, ancak ABD
Başkanı Bush ile temas kurma imkanı elde edemediğini iddia eden Baykal,
şöyle konuştu:
''Türkiye'nin maruz kaldığı ağır terör tehdidi karşısında tedbir alması
için 1 ay sonra Başbakan'ın, ABD'ye gidişini beklemek zorunluluğu mu
var? Hangi çağda yaşıyoruz. Hangi teknoloji, hangi iletişim olanakları
söz konusudur. Türkiye bir kararlılık içine girdiği anda, o 1 ay sonraki
tatili beklemeden Bush, Başbakanla temasa geçer. Yeter ki sen bir şey
yapma kararını al. Şimdi sen bir kararlılığın içine gir, ciddi tedbirler
ilan et, kararlı bir şekilde Türkiye'nin 'bıçak kemiği dayandı, kabul
edemeyiz, gerekeni yapacağız' noktasına geldiğini bir ortaya koy. O
zaman ABD'si, Bush'u, yetkilileri, hiç kuşku yok 'ne oluyor, ne
yapıyoruz, durun bakalım, birlikte yapalım' demeye başlar. Burada eksik
olan, bu siyasi iradedir. Siyasi irade zafiyeti vardır.''
Kuzey Irak'a müdahale için Genelkurmay Başkanının yetki talep ettiğini,
ancak bu yetkinin Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmediğini ileri süren
Baykal, 2003 yılında Meclisten alınan 2 yetkinin de kullanılmadığını
bildirdi. Baykal, ''Şimdi bulunduğumuz noktada Hükümet yetki dahi
isteyemiyor. 'Teröristler sabrımızı taşırmayın' diyor. Teröristlerin bu
hükümetin sabrını taşırması için daha kaç tane şehit vermemiz gerekiyor?
Yetmedi mi verdiklerimiz?'' diye sordu.
-GATA İZLENİMLERİNİ ANLATTI-
Baykal, bugün GATA'da gazileri ziyaret ettiğini, yaşadığı manzarayı
anlatmasının mümkün olmadığını söyledi. ''Bu mücadele içinde paramparça
olmuş, kolları, bacakları perişan olmuş gencecik evlatlarımız gözlerimin
içine bakıyorlar. Türkiye, bu manzarayı göremiyor'' diyen Baykal,
yetkililerin bu manzarayı Türkiye'nin önüne sunmaktan uzak durduklarını
ileri sürdü. Baykal, ''Ama orada bir manzara var, orada bir gerçek var.
Onu hiçbir vatandaşımızın yok saymaya hakkı yok'' dedi.
-BAYKAL'IN DANSÖZ TEPKİSİ-
Terörle mücadele sadece örgütle olmadığını; cephenin arkasında terörle
mücadele edenlere sahip çıkılması gerektiğini anlatan Baykal,
Türkiye'nin bu konuda çok ciddi bir duyarsızlık içinde gözüktüğünü
kaydetti.
Baykal, şöyle devam etti:
''2 gün önce 13 vatandaşımız bir saldırıda hayatını kaybetti. Televizyon
ekranlarında dansöz oynuyor, altında '13 şehit' haberi geçiyor. Bu
çarpıklıklar yeter. Orada ölen insanın acısını yüreğinden silmeye ve
fütursuzca dansöz seyretmeye hiçbir vatandaşımızın hakkı yoktur. 13
vatandaşlarımız, evladımız şehit olmuşken, o dansözleri seyrettirmeye
hiç kimsenin hakkı yoktur. O acıyı hep yaşarsak, bu olayı aşarız. Herkes
bir durum değerlendirmesi yapmalıdır. Terörle mücadele bir bütündür.
Terör mücadelenin bir bütün olduğunu, hükümet de toplumun bütün
kesimleri de kavramak zorunda. Terörü himaye ederek hiçbir yere
ulaşmanın mümkün olmadığını herkes görmelidir. Terör ve siyaset,
birbirinden kesin ayrılmalıdır.''
-''AB NE DEDİ?''
İspanya'da terör örgütü ETA'nın siyasi uzantısı içinde yer alan 17
yöneticisinin tutuklandığına dikkati çeken Baykal, ''Buna,
AB ne dedi? Herhangi bir açıklama var mı? 'Demokrasi, buna izin
verilemez, terörist faaliyetler haktır' diyen birisi var mı? Ama aynı
şeyi Türkiye'de biz yapmış olsak yer yerinden oynar'' diye konuştu.
Baykal, terörü kalleşçe himaye etmeye çalışan çevrelere karşı bir
girişim yapılması durumunda Türkiye'de kıyamet kopacağını belirterek,
''Bu anlayışları değiştirmek zorundayız. Bu anlayışları değiştirmeden
terörle mücadeleyi başarıya ulaştırmak mümkün değil'' dedi.
İran'ın, kendisine yönelik terör olayları karşısında gerekli tedbirleri
alarak tavrını ortaya koyduğunu bildiren Baykal, İran'ın bu tavrı
karşısında Irak'ın, Kuzey Irak yetkilileri ve ABD'nin ne yaptığını
sordu. ''Herkesin gücü Türkiye'ye mi yetiyor?'' diyen Baykal, ''Türkiye,
bu konularda yüksek sesle şikayet göstermeye kalksa, Irak'ın, Kuzey
Irak'ın yetkili yetkisiz ne kadar konuşanı varsa, her birisinde bir
pabuç dil... Türkiye de bunu seyrediyor. Bu kabul edilemez. Böyle bir
tablo olmaz'' ifadesini kullandı.
-''HÜKÜMET, KONUMUNU YENİDEN DÜŞÜNMELİ''-
Baykal; konuşmasında, Hükümetin konumunu yeniden düşünmesi gerektiği
belirterek, ''Bu hükümetin bütün mesaisi terör karşısında yükselen
infiali etkisiz kılacak, içini boşaltacak açıklamalarla durumu
gevşetmeye çalışmaktır. Yapılan budur. Hükümetin görevi, halkın
tepkisini yönetmek, yönlendirmek, etkisizleştirmek değil, halkın
tepkisinden güç alarak Türkiye'nin kararlığını ortaya koymak ve terörü
etkisiz kılacak tedbirleri ortaya koyup uygulamaktır'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, 21 Ekimde
referanduma sunulacak Anayasa değişikliğine ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
CHP Genel Başkanı Baykal, referandum düğmesine basıldığını, ancak halen
hangi referandum yasasının halkın önüne konulacağının netleşmediğini
belirtti. 21 Ekimde referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliği
paketinde 11. Cumhurbaşkanının seçimini düzenleyen geçici 18 ve 19.
maddenin metinden çıkarılmasını öngören Anayasa değişikliği teklifinin
ilk tur oylamasının yarın yapılacağını anımsatan Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Ayın 17'sinde, referanduma sunulacak metnin ne olacağı netlik
kazanacak, referandum ayın 21'inde yapılacak. 40 günlük süre ne zaman
başlayacak? Referandum yasasının yürürlüğe girdiği andan itibaren 40 gün
geçecek, sonraki ilk pazar günü olacak. Ancak 4 gün sonra seçim var.
Başbakan, 'Referandum kültürüne alışın' diyor. Önce sen bir referandum
çıkarmaya alış bakalım. Doğru dürüst, hukuka ters düşmeyen bir
referandum yapmayı bir başar da milleti referandum kültürüne daha sonra
alıştıralım.
Ayın 17'sine, yeni referandum yasası çıkıncaya kadar gümrükte kullanılan
oyların tümü, anlamsız, bir işe yaramaz olarak sayılacak. Böyle bir
garabet olur mu?''
-''OY VERMEMEK SUÇ DEĞİL''-
Baykal, Anayasa değişikliği paketinde, cumhurbaşkanın görev süresinin
yanı sıra Meclis Genel Kurulundaki karar yetersayısının yer aldığını
hatırlatarak, ''Cumhurbaşkanı seçiminin ipoteği altına, Meclisteki karar
yeter sayısını yerleştirmek mümkün mü?'' diye sordu.
Referandumu, ''haksız, demokrasiye karşı, halkın iradesine ipotek koyan
ve dayatmacı'' olarak nitelendiren Baykal, şöyle konuştu:
''(Bu referandum karşısında ne yapacağız) diye soranlara söylüyorum;
Eğer vicdanınız varsa, bu tablo karşısında, hiçbirinizin bu referanduma
destek olma sorumluluğunu taşımaması gerekir. CHP olarak vatandaşlara
önerimiz; bu referanduma destek olmayın, sorumluluğunu üstlenmeyin.
Referandumun mahcubiyeti içinde yer almayın. Söylediğimiz yanlışlıkları
içeren, hukuken, anayasal olarak, siyaseten, adaletsiz, dengesiz,
uygunsuz düzenlemeyi, devletin, milletin 200 trilyonunu gereksiz yere
harcayarak Türkiye'ye dayatma uygulamasına destek vermeyin.
Bu referandumda sandık başına gitmemek, oy vermemek suç değildir. Bu
kadar haksız, tepeden bakan, adalet, hukuk, eşitlik dikkate alınmadan,
bütün bu ihlalleri gerçekleştirmiş olan ucube referandumu, milletin 200
trilyonunu harcatarak gerçekleştirmek isteyenlere alet olmamak lazım.''
-''SEÇİME KATILMAMA, SİYASİ TAVIRDIR''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, milletle bu kadar kolayca ve sorumsuzca
oynanamayacağını göstermeleri gerektiğini ifade eden Baykal, ''Milleti,
hak edilmiş bu dersi vermeye çağırıyorum'' dedi.
''Oy vermemek bana yetmez, gideceğim 'hayır' oyu kullanacağım''
diyenlerin sandık başına gitmeleri gerektiğini kaydeden Baykal,
''Milletimize sakın alet olmayın, diyoruz. Ortada yanlış bir referandum
var. 'Meclisin süresi 4 mü 5 yıl mı olsun?' Milleti 4 yılda seçime
götürmek istedin de elinden tutan mı var? Bu referandumu kabul etmezsek,
devletin, milletin kaybı mı olacak? Cumhurbaşkanı seçilmiş... Yeni bir
cumhurbaşkanı seçme sorunuyla mı karşı karşıyayız?'' diye sordu.
Baykal, referandumda seçime katılmamanın, siyasi bir tavır olduğunu
vurguladı.
-''TERÖR, HÜKÜMETİ AŞTI''-
Terörle ilgili değerlendirmelerde de bulunduğu konuşmasında Baykal,
sahipsiz bir tabloda ortaya çıkan bir risk bulunduğunu ifade etti.
Baykal, dağınık manzara içinde acı olaylar yaşanabildiğini belirterek,
''Yarın çok daha büyük olaylar da ortaya çıkabilir, yönetmek artık
imkansız hale gelebilir. Böyle bir tablo karşısında Türkiye, belki de
iyi hazırlanmamış, altyapısı oluşturulmamış, şartları yerine
getirilmemiş bir takım eylemlere de sürüklenmek zorunda kalabilir'' diye
konuştu.
Bütün bunların çok iyi değerlendirilmesini isteyen Baykal, terörün
Hükümeti aştığını belirtti. Baykal, Hükümetin yapısı ve kadrolarının,
Türkiye'nin terör karşısında etkili bir mücadeleyi başarıya
ulaştırmasında en ciddi engeli oluşturduğunu savundu.
Terörle mücadele ihtiyacının iktidarı aştığını belirten Baykal, terörle
mücadelenin milli politika olarak ortaya konulması, bu politika anlayışı
içinde, Hükümeti aşan bir kararlılıkla Türkiye'nin terör karşısında
önlemlerini belirlemesi gerektiğini vurguladı.
-''MESAJ SEVİYESİNİ YÜKSELTİN''-
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin 1915 olaylarıyla
ilgili Ermeni iddialarını destekleyen tasarısına da değinen Baykal,
Hükümetin yetkisiz milletvekili ağzıyla değil, yukarı düzeyde siyasi
temsilciler ağzıyla tavır takınması gerektiğini kaydetti.
Hükümetin, milletvekillerinin arkasına saklanmaması gerektiğini ifade
eden Baykal, ''Cumhurbaşkanı, başbakan ve dışişleri bakanı bunun için
vardır. 'Ermeni tasarısının geçmesi halinde Türkiye ne yapar?' sorusuna,
en yukarı düzeyde, ciddi bir kararlılıkla tavır takınılmalıdır. Bu
kararlılığın olmaması, Türkiye'nin fazla bir şey yapmayacağının bir
işareti olarak algılanmaktadır'' dedi.
''Mesaj seviyesini yükseltin. Ciddi düzeyde mesaj verin, ne yapacağınızı
açıkça söyleyin'' diyen Baykal, ABD'nin Ankara Büyükelçisinin, ABD
Hükümetinin tavrını çok açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Baykal,
''Yine o düzeyde bir cevap bekliyoruz. Bu cevabı söyleyecek kişi, ABD'ye
gönderilmiş bir milletvekili değildir'' diye konuştu.
Baykal, sözlerini, ''Türkiye'nin bu manzarası karşısında, gerekeni
yapmaktan halen kaçınanlar bir an önce derslerini alsınlar. Türkiye'ye
hep beraber sahip çıkalım. Şehitsiz, gazisiz, el ele, barış içinde nice
bayramları beraber yaşayalım'' diyerek tamamladı.
vatandaşlara, 21 Ekimde yapılacak referanduma destek olmaması çağrısında
bulunarak, ''Sorumluluğunu üstlenmeyin, referandumun mahcubiyeti içinde
yer almayın'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubundaki konuşmasında, 21 Ekimde yapılacak
referandum oylamasını ele aldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''referandum kültürüne alışmak
gerekir'' dediğini anımsatan Baykal, ''Önce sen referandum çıkarmaya
alış. Hukuka ters düşmeyen bir referandum çıkarmayı başar da millet
referandum kültürüne daha sonra alışsın'' diye konuştu.
Vatandaşlardan, referandumun sorumluluğunu üstlenmemesini isteyen
Baykal, ''Eğer vicdanınız varsa, bu tablo karşısında, hiçbirinizin bu
referanduma destek olma sorumluluğunu taşımaması gerekir. CHP olarak,
vatandaşlara önerimimiz, bu referanduma destek olmayın, sorumluluğunu
üstlenmeyin, referandumun mahcubiyeti içinde yer almayın'' dedi.
Referandumda sandık başına gitmemenin, oy vermemenin suç olmadığını
bildiren Baykal, seçime katılmamanın siyasi bir tavır olduğunu belirtti.
Baykal, ''Bu kadar haksız, bu kadar tepeden bakan, adalet, hukuk,
eşitliği dikkate almadan, bir ucube referandumu, milletin 200 trilyonunu
harcatarak, referandumu gerçekleştirmek isteyenlere alet olmamak lazım''
ifadesini kullandı.
HP TBMM Grup Toplantısında, Şırnak ve Diyarbakır'da şehit olan
askerler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasından sonra kürsüye
gelen Baykal, konuşmasında, Türkiye'nin son bir hafta içinde 27 evladını
teröre kurban verdiğini belirtti.
Terörle mücadele için kararlı, iyi düşünülmüş tedbirlerin hala ortaya
konamadığını savunan Baykal, artık terör konusunda Türkiye'nin avutulma
imkanı kalmadığını söyledi.
Hükümetin ortaya koyduğu politikaları eleştiren Baykal, terör mücadele
özel temsilcilik mekanizmasının ortaya atıldığını, ancak bir işe
yaramadığını belirterek, ''Ne oldu temsilcilik mekanizması? Ne yapıyor?
Temsilciler ne diye çalışıyor? Bu iş için niye 1.5 yıl kaybettik? Ne
getirdi terörle mücadeleye? Bunların cevabı var mı? Bunların cevabı yok?
Ortada ölüler var, şehitler var'' diye konuştu.
Irak ile yapılan terörle mücadele anlaşmasına da değinen Baykal, ''O
anlaşmanın mürekkebi kurumadan 27 şehit verdik. Demek ki bu anlaşmalar
boş. İnsanları avutmaya yönelik anlaşmalar'' dedi.
-ERDOĞAN-BUSH GÖRÜŞMESİ-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''1 ay sonra ABD'ye gideceğini, Bush'la
görüşeceğini, yeni bir anlayışı ortaya çıkaracaklarını umut ettiğini''
söylediğini anımsatan Baykal, ''Bunların hepsi temelsiz, avutma,
savsaklama ve ciddi karar almaktan kaçınma yaklaşımlarıdır'' ifadesini
kullandı.
Başbakan Erdoğan'ın kısa bir süre önce ABD'de bulunduğu, ancak ABD
Başkanı Bush ile temas kurma imkanı elde edemediğini iddia eden Baykal,
şöyle konuştu:
''Türkiye'nin maruz kaldığı ağır terör tehdidi karşısında tedbir alması
için 1 ay sonra Başbakan'ın, ABD'ye gidişini beklemek zorunluluğu mu
var? Hangi çağda yaşıyoruz. Hangi teknoloji, hangi iletişim olanakları
söz konusudur. Türkiye bir kararlılık içine girdiği anda, o 1 ay sonraki
tatili beklemeden Bush, Başbakanla temasa geçer. Yeter ki sen bir şey
yapma kararını al. Şimdi sen bir kararlılığın içine gir, ciddi tedbirler
ilan et, kararlı bir şekilde Türkiye'nin 'bıçak kemiği dayandı, kabul
edemeyiz, gerekeni yapacağız' noktasına geldiğini bir ortaya koy. O
zaman ABD'si, Bush'u, yetkilileri, hiç kuşku yok 'ne oluyor, ne
yapıyoruz, durun bakalım, birlikte yapalım' demeye başlar. Burada eksik
olan, bu siyasi iradedir. Siyasi irade zafiyeti vardır.''
Kuzey Irak'a müdahale için Genelkurmay Başkanının yetki talep ettiğini,
ancak bu yetkinin Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmediğini ileri süren
Baykal, 2003 yılında Meclisten alınan 2 yetkinin de kullanılmadığını
bildirdi. Baykal, ''Şimdi bulunduğumuz noktada Hükümet yetki dahi
isteyemiyor. 'Teröristler sabrımızı taşırmayın' diyor. Teröristlerin bu
hükümetin sabrını taşırması için daha kaç tane şehit vermemiz gerekiyor?
Yetmedi mi verdiklerimiz?'' diye sordu.
-GATA İZLENİMLERİNİ ANLATTI-
Baykal, bugün GATA'da gazileri ziyaret ettiğini, yaşadığı manzarayı
anlatmasının mümkün olmadığını söyledi. ''Bu mücadele içinde paramparça
olmuş, kolları, bacakları perişan olmuş gencecik evlatlarımız gözlerimin
içine bakıyorlar. Türkiye, bu manzarayı göremiyor'' diyen Baykal,
yetkililerin bu manzarayı Türkiye'nin önüne sunmaktan uzak durduklarını
ileri sürdü. Baykal, ''Ama orada bir manzara var, orada bir gerçek var.
Onu hiçbir vatandaşımızın yok saymaya hakkı yok'' dedi.
-BAYKAL'IN DANSÖZ TEPKİSİ-
Terörle mücadele sadece örgütle olmadığını; cephenin arkasında terörle
mücadele edenlere sahip çıkılması gerektiğini anlatan Baykal,
Türkiye'nin bu konuda çok ciddi bir duyarsızlık içinde gözüktüğünü
kaydetti.
Baykal, şöyle devam etti:
''2 gün önce 13 vatandaşımız bir saldırıda hayatını kaybetti. Televizyon
ekranlarında dansöz oynuyor, altında '13 şehit' haberi geçiyor. Bu
çarpıklıklar yeter. Orada ölen insanın acısını yüreğinden silmeye ve
fütursuzca dansöz seyretmeye hiçbir vatandaşımızın hakkı yoktur. 13
vatandaşlarımız, evladımız şehit olmuşken, o dansözleri seyrettirmeye
hiç kimsenin hakkı yoktur. O acıyı hep yaşarsak, bu olayı aşarız. Herkes
bir durum değerlendirmesi yapmalıdır. Terörle mücadele bir bütündür.
Terör mücadelenin bir bütün olduğunu, hükümet de toplumun bütün
kesimleri de kavramak zorunda. Terörü himaye ederek hiçbir yere
ulaşmanın mümkün olmadığını herkes görmelidir. Terör ve siyaset,
birbirinden kesin ayrılmalıdır.''
-''AB NE DEDİ?''
İspanya'da terör örgütü ETA'nın siyasi uzantısı içinde yer alan 17
yöneticisinin tutuklandığına dikkati çeken Baykal, ''Buna,
AB ne dedi? Herhangi bir açıklama var mı? 'Demokrasi, buna izin
verilemez, terörist faaliyetler haktır' diyen birisi var mı? Ama aynı
şeyi Türkiye'de biz yapmış olsak yer yerinden oynar'' diye konuştu.
Baykal, terörü kalleşçe himaye etmeye çalışan çevrelere karşı bir
girişim yapılması durumunda Türkiye'de kıyamet kopacağını belirterek,
''Bu anlayışları değiştirmek zorundayız. Bu anlayışları değiştirmeden
terörle mücadeleyi başarıya ulaştırmak mümkün değil'' dedi.
İran'ın, kendisine yönelik terör olayları karşısında gerekli tedbirleri
alarak tavrını ortaya koyduğunu bildiren Baykal, İran'ın bu tavrı
karşısında Irak'ın, Kuzey Irak yetkilileri ve ABD'nin ne yaptığını
sordu. ''Herkesin gücü Türkiye'ye mi yetiyor?'' diyen Baykal, ''Türkiye,
bu konularda yüksek sesle şikayet göstermeye kalksa, Irak'ın, Kuzey
Irak'ın yetkili yetkisiz ne kadar konuşanı varsa, her birisinde bir
pabuç dil... Türkiye de bunu seyrediyor. Bu kabul edilemez. Böyle bir
tablo olmaz'' ifadesini kullandı.
-''HÜKÜMET, KONUMUNU YENİDEN DÜŞÜNMELİ''-
Baykal; konuşmasında, Hükümetin konumunu yeniden düşünmesi gerektiği
belirterek, ''Bu hükümetin bütün mesaisi terör karşısında yükselen
infiali etkisiz kılacak, içini boşaltacak açıklamalarla durumu
gevşetmeye çalışmaktır. Yapılan budur. Hükümetin görevi, halkın
tepkisini yönetmek, yönlendirmek, etkisizleştirmek değil, halkın
tepkisinden güç alarak Türkiye'nin kararlığını ortaya koymak ve terörü
etkisiz kılacak tedbirleri ortaya koyup uygulamaktır'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, 21 Ekimde
referanduma sunulacak Anayasa değişikliğine ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
CHP Genel Başkanı Baykal, referandum düğmesine basıldığını, ancak halen
hangi referandum yasasının halkın önüne konulacağının netleşmediğini
belirtti. 21 Ekimde referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliği
paketinde 11. Cumhurbaşkanının seçimini düzenleyen geçici 18 ve 19.
maddenin metinden çıkarılmasını öngören Anayasa değişikliği teklifinin
ilk tur oylamasının yarın yapılacağını anımsatan Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Ayın 17'sinde, referanduma sunulacak metnin ne olacağı netlik
kazanacak, referandum ayın 21'inde yapılacak. 40 günlük süre ne zaman
başlayacak? Referandum yasasının yürürlüğe girdiği andan itibaren 40 gün
geçecek, sonraki ilk pazar günü olacak. Ancak 4 gün sonra seçim var.
Başbakan, 'Referandum kültürüne alışın' diyor. Önce sen bir referandum
çıkarmaya alış bakalım. Doğru dürüst, hukuka ters düşmeyen bir
referandum yapmayı bir başar da milleti referandum kültürüne daha sonra
alıştıralım.
Ayın 17'sine, yeni referandum yasası çıkıncaya kadar gümrükte kullanılan
oyların tümü, anlamsız, bir işe yaramaz olarak sayılacak. Böyle bir
garabet olur mu?''
-''OY VERMEMEK SUÇ DEĞİL''-
Baykal, Anayasa değişikliği paketinde, cumhurbaşkanın görev süresinin
yanı sıra Meclis Genel Kurulundaki karar yetersayısının yer aldığını
hatırlatarak, ''Cumhurbaşkanı seçiminin ipoteği altına, Meclisteki karar
yeter sayısını yerleştirmek mümkün mü?'' diye sordu.
Referandumu, ''haksız, demokrasiye karşı, halkın iradesine ipotek koyan
ve dayatmacı'' olarak nitelendiren Baykal, şöyle konuştu:
''(Bu referandum karşısında ne yapacağız) diye soranlara söylüyorum;
Eğer vicdanınız varsa, bu tablo karşısında, hiçbirinizin bu referanduma
destek olma sorumluluğunu taşımaması gerekir. CHP olarak vatandaşlara
önerimiz; bu referanduma destek olmayın, sorumluluğunu üstlenmeyin.
Referandumun mahcubiyeti içinde yer almayın. Söylediğimiz yanlışlıkları
içeren, hukuken, anayasal olarak, siyaseten, adaletsiz, dengesiz,
uygunsuz düzenlemeyi, devletin, milletin 200 trilyonunu gereksiz yere
harcayarak Türkiye'ye dayatma uygulamasına destek vermeyin.
Bu referandumda sandık başına gitmemek, oy vermemek suç değildir. Bu
kadar haksız, tepeden bakan, adalet, hukuk, eşitlik dikkate alınmadan,
bütün bu ihlalleri gerçekleştirmiş olan ucube referandumu, milletin 200
trilyonunu harcatarak gerçekleştirmek isteyenlere alet olmamak lazım.''
-''SEÇİME KATILMAMA, SİYASİ TAVIRDIR''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, milletle bu kadar kolayca ve sorumsuzca
oynanamayacağını göstermeleri gerektiğini ifade eden Baykal, ''Milleti,
hak edilmiş bu dersi vermeye çağırıyorum'' dedi.
''Oy vermemek bana yetmez, gideceğim 'hayır' oyu kullanacağım''
diyenlerin sandık başına gitmeleri gerektiğini kaydeden Baykal,
''Milletimize sakın alet olmayın, diyoruz. Ortada yanlış bir referandum
var. 'Meclisin süresi 4 mü 5 yıl mı olsun?' Milleti 4 yılda seçime
götürmek istedin de elinden tutan mı var? Bu referandumu kabul etmezsek,
devletin, milletin kaybı mı olacak? Cumhurbaşkanı seçilmiş... Yeni bir
cumhurbaşkanı seçme sorunuyla mı karşı karşıyayız?'' diye sordu.
Baykal, referandumda seçime katılmamanın, siyasi bir tavır olduğunu
vurguladı.
-''TERÖR, HÜKÜMETİ AŞTI''-
Terörle ilgili değerlendirmelerde de bulunduğu konuşmasında Baykal,
sahipsiz bir tabloda ortaya çıkan bir risk bulunduğunu ifade etti.
Baykal, dağınık manzara içinde acı olaylar yaşanabildiğini belirterek,
''Yarın çok daha büyük olaylar da ortaya çıkabilir, yönetmek artık
imkansız hale gelebilir. Böyle bir tablo karşısında Türkiye, belki de
iyi hazırlanmamış, altyapısı oluşturulmamış, şartları yerine
getirilmemiş bir takım eylemlere de sürüklenmek zorunda kalabilir'' diye
konuştu.
Bütün bunların çok iyi değerlendirilmesini isteyen Baykal, terörün
Hükümeti aştığını belirtti. Baykal, Hükümetin yapısı ve kadrolarının,
Türkiye'nin terör karşısında etkili bir mücadeleyi başarıya
ulaştırmasında en ciddi engeli oluşturduğunu savundu.
Terörle mücadele ihtiyacının iktidarı aştığını belirten Baykal, terörle
mücadelenin milli politika olarak ortaya konulması, bu politika anlayışı
içinde, Hükümeti aşan bir kararlılıkla Türkiye'nin terör karşısında
önlemlerini belirlemesi gerektiğini vurguladı.
-''MESAJ SEVİYESİNİ YÜKSELTİN''-
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin 1915 olaylarıyla
ilgili Ermeni iddialarını destekleyen tasarısına da değinen Baykal,
Hükümetin yetkisiz milletvekili ağzıyla değil, yukarı düzeyde siyasi
temsilciler ağzıyla tavır takınması gerektiğini kaydetti.
Hükümetin, milletvekillerinin arkasına saklanmaması gerektiğini ifade
eden Baykal, ''Cumhurbaşkanı, başbakan ve dışişleri bakanı bunun için
vardır. 'Ermeni tasarısının geçmesi halinde Türkiye ne yapar?' sorusuna,
en yukarı düzeyde, ciddi bir kararlılıkla tavır takınılmalıdır. Bu
kararlılığın olmaması, Türkiye'nin fazla bir şey yapmayacağının bir
işareti olarak algılanmaktadır'' dedi.
''Mesaj seviyesini yükseltin. Ciddi düzeyde mesaj verin, ne yapacağınızı
açıkça söyleyin'' diyen Baykal, ABD'nin Ankara Büyükelçisinin, ABD
Hükümetinin tavrını çok açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Baykal,
''Yine o düzeyde bir cevap bekliyoruz. Bu cevabı söyleyecek kişi, ABD'ye
gönderilmiş bir milletvekili değildir'' diye konuştu.
Baykal, sözlerini, ''Türkiye'nin bu manzarası karşısında, gerekeni
yapmaktan halen kaçınanlar bir an önce derslerini alsınlar. Türkiye'ye
hep beraber sahip çıkalım. Şehitsiz, gazisiz, el ele, barış içinde nice
bayramları beraber yaşayalım'' diyerek tamamladı.
