2010-11-02 - 12:20
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Hükümetin artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve İmralı'dan örgütünü yönetmeye devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti gelmiş ve hatta geçmektedir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
''Hükümetin artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve İmralı'dan örgütünü yönetmeye
devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti gelmiş ve hatta geçmektedir''
dedi.

Bahçeli, TBMM'nin sınır ötesi askeri harekat izninin kağıt üstünde
kalmaması için gereğinin yapılmasının da bir zorunluluk haline geldiğini
söyledi.

Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Taksim'de meydana gelen terör eyleminin milleti derinden sarstığını ve
endişelendirdiğini ifade etti.

Bu eylemin kimler tarafından planlandığı ve gerçekleştirildiğinin yanı
sıra arkasındaki güçlerin bir an önce ortaya çıkartılmasının, iktidarın önündeki
en acil görev ve sorumluluk olduğunu belirten Bahçeli, ''Sorumlular eğer
biliniyorsa, bir an önce açıklanmalı ve puslu ortam bekleyen hainlere fırsat
verilmemelidir'' dedi.

Taksim'deki vahşetin, PKK terör örgütünün eylemsizlik kararının biteceği
son güne rastlamasının da son derece dikkat çekici olduğunu dile getiren Bahçeli,
''Terör örgütünün yeni bir eylemsizlik haberine kendilerini ve milletimizi
hazırlayanlar, canlı bomba rezilliğiyle sarsılmışlardır. Dün itibarıyla ilan
edilen ve 2011 yılı genel seçimlerine kadar uzatılan sözde eylemsizlik kararının
da milletimiz açısından bu haliyle hiçbir anlam ve önemi bulunmamaktadır'' diye
konuştu.

Bahçeli, terör örgütünün ''AK Parti'ye beş şarttan oluşan dayatma
listesini ilettiğini'' öne sürerek, ''Terörle pazarlık çıkmaz bir sokaktır.
Kendisine saygısı olan hiçbir devletin ve hükümetin başvurmayacağı bir zillettir.
Geldiğimiz bu aşamada Taksim'deki canlı bomba ne ise, Başbakan'ın PKK açılımı da
aynısıdır'' dedi.

PKK'nın, İstanbul'daki saldırıyı kabul etmeyerek, kafaları bulandırmaya
ve kendisini aklamaya çalıştığını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Geçitli'de, üç yaşındaki çocuğu öldürenler ve onların siyasi uzantıları
sevgiden, hoşgörüden, karşılıklı anlayıştan bahsedecek kadar münafıkça bir tavra
sahip olduklarını sürekli ortaya koymuşlardır.

Üstelik bu tip alçakça eylemlerin provokasyon ya da devlet tertibi
olduğunu ileri sürebilecek denli de müfteri ve çürümüş bir görüntü
çizebilmişlerdir.

Nitekim Kandil çetesi elebaşlarının, yakın bir zaman içinde, bir gazeteye
verdikleri demeçlerinde, vatandaşlarımıza yönelik saldırılarından pişmanlık
duyduklarına dönük bir izlenim vermeye çalıştıklarını da hepimiz gördük ve
okuduk. Bölücü terör örgütünün söz konusu beyanatıyla, yapacağı hain eylemlerin
odak noktası olmaktan kurtulabilmek için hükümet ve kamuoyu üzerinde psikolojik
bir harekat yürütmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.

Terör, artık herkesi doğrudan doğruya tehdit etmektedir. Bu işin şakaya
gelir tarafı, hafife alınacak yanı kalmamıştır. Kaynağı ne olursa olsun, teröre
karşı mutlaka milli bir duruş gösterilmelidir. İktidar partisi aklını başına
almalı, ayrılıkçı emellere ümit vermekten tamamen uzaklaşmalıdır. Özellikle
bölücülerle yaptığı görüşmeleri bitirmeli, terörün kökünü kurutmak ve son
mensubuna kadar etkisiz hale getirmek için milletimizin kendisine verdiği yetkiyi
sonuna kadar kullanmalıdır.

Başbakan Erdoğan'ın en son yaptığı açıklamalarından meseleyi hala tam ve
sağlıklı bir şekilde idrak edemediği anlaşılmaktadır. AKP Hükümeti'nin terörün
hayat alanlarını beslediği ve genişlettiği bir süreçte, meydana gelen eylemlere
esasen şaşırmamak da lazımdır. Bir taraftan sözde Milli Birlik ve Kardeşlik
Projesi adı altında canilere umut vereceksiniz, verdikçe de daha fazla azan
bölücü taleplere boyun eğeceksiniz, diğer taraftan da saldırıları kınayacaksınız.
Elbette bu sahte ve riya yüklü siyasi duruşa kimsenin inanması
beklenmemelidir.''

Terörü destekleyen, etnik bölücülüğü körükleyen ve PKK'ya himaye sağlayan
ülkeler ve odakların tüm çıplaklığıyla bilindiğini dile getiren Bahçeli,
''Bunların bir kısmı Başbakan'ın hayali AB yolculuğunda yol arkadaşlarıdır.
Kardeşi Silvio ve Yorgo'dur, arkadaşı Sarkozy'dir, dostu Merkel'dir. Irak'ın
kuzeyinde PKK'nın en büyük destekçisi de Dışişleri Bakanı'nın 'ağabey' olarak
hitap ettiği, Başbakan'ın ayaklarının altına kırmızı halı serdiği peşmerge reisi
Barzani'dir'' dedi.

Türk milletinin Başbakan'dan ''Türkiye'nin milli varlığına yönelen bu
suikastı boşa çıkaracak inandırıcı adımlar atmasını beklediğini'' belirten
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Başkalarından somut hamleler bekleyen Başbakan, öncelikle kendisi
bölücü mihraklar karşısında gerçekçi, milli ve şahsiyetli duruş sergilemelidir.
Şayet bunu yapabilirse, kimseden yardım talep etmesine gerek olmayacaktır ve
zaten milletimiz ihtiyacı olan himmeti kendisine ziyadesiyle gösterecektir. AKP
hükümeti bilmelidir ki, Türk milleti artık terörün cepheden ve doğrudan doğruya
hedefindedir. Birliğimiz ve bekamız bozulmak istenmektedir.

Kandil'e gidip, terör maşalarının sözlerini milletimize taşıyanlar da
terörün sözcülüğünü yaptıklarını artık fark etmelidirler. Milletimizin bölücü
katillerin ne düşündüğü ve meselelere nasıl baktığıyla ilgili bir kaygısı yoktur.
Böyle bir beklentisi de bulunmamaktadır. PKK elebaşlarının yaptıkları en son
açıklamalarında; geçmişte sivillere yönelik eylemlerinden dolayı açıkça özür
dilemedikleri halde, özür dilemiş gibi sunulması, bir anlamda teröre ortak olmak
ve saldırılarını meşrulaştırmak anlamına gelecektir. Herkes aklını başına
toplamalıdır.

Metroda, alışveriş merkezlerinde, kalabalık meydanlarda, sokak aralarında
sinsi ve karanlık niyetli caniler ölüm kusmak için uygun ortam gözlemektedir.
Nitekim İstanbul'un en işlek ve kalabalık semtlerinden birisi olan Taksim'in
hedef seçilmesi, teröristlerin bundan sonra eylemlerini büyük şehirlere
taşıyacağına da işaret etmiştir. Gelişmeler, pis bedenlerine bombaları sararak ve
ellerindeki uzaktan kumandalarla ölüm saçmaya niyetlenenlerin şimdi
metropollerde, şehirlerde uygun ortamı beklemeye koyulduğunu göstermektedir.

Terör, artık milletimizin her bir ferdini hedef almaktadır ve kan akıtmak
için adeta fırsat kollamaktadır.

AKP hükümetinin ise artık yıkım projesinden tamamıyla vazgeçmesinin ve
İmralı'dan örgütünü yönetmeye devam eden canavarın ağzını kapatmasının vakti
gelmiş ve hatta geçmektedir.''

MHP lideri, Başbakan Erdoğan'a, ''Terörün iç ve dış unsurlarını, siyasi
destek ve finans kaynaklarını, sorunun ekonomik ve sosyal boyutlarını bir
bütünlük içinde ve kapsamlı bir şekilde kavrayan bir stratejiyi bir an önce
ortaya koyması ve terörle topyekun mücadele dönemi başlatması'' çağrısında
bulundu.

Bahçeli, ''ABD'nin, Irak'ın kuzeyindeki terör tehdidinin tasfiyesi için
müttefikliğin gereği olan adımları bir an önce atması, terör yöneticilerinin
siyasi sığınak bulduğu ve terör finansmanının merkezi konumuna gelen AB
ülkelerinin, terörle gerçek anlamda mücadele için harekete geçmesi amacıyla
gerekli girişimlerin kararlılıkla başlatılması, terörün her bakımdan hamisi ve
destekçisi olan Barzani'nin yola getirilmesi için ciddi bir caydırıcılık
stratejisinin uygulamaya konulması artık kaçınılmazdır'' diye konuştu.

TBMM'nin son olarak 17 Ekim 2010 tarihinden itibaren bir yıl süreyle
uzattığı sınır ötesi askeri harekat izninin kağıt üstünde kalmaması için
gereğinin yapılmasının da bir zorunluluk haline geldiğini ifade eden Bahçeli,
hükümetin terörle yapacağı mücadele için alacağı etkili tedbirleri ve atacağı
adımları desteklemeye ve bu sürece olumlu katkıda bulunmaya hazır olduklarını
bildirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti ve
CHP'yi, başörtüsünü siyasi amaçlarla kullanan, ''başörtüsü rantiyecileri'' ve
''istismar ikizleri'' olarak niteledi. ''Bu konudaki siyasi, vicdani ve ahlaki
sorumluluklarından kaçmak için iki partinin çamur atma yarışına girdiğini ve
gerçek yüzlerinin net olarak belirginleştiğini'' öne süren Bahçeli, şunları
söyledi:

''12 Eylül 2010 Anayasa halk oylamasında, CHP liderinin içi boş olduğu
şimdi daha iyi anlaşılan sözde çıkışıyla, yeniden başörtüsüne sarılan Başbakan,
yine bunun arkasını getirememiş ve kaçmıştır. Başbakan Erdoğan'ın başörtüsü
sorununu çözme niyeti olmadığı, genç kızlarımızın başörtüsünü, AKP'nin su alan
köhne teknesinin siyaset yolculuğunda, yelkenini dolduracak bir malzeme olarak
gördüğü ve 2011 seçimleri sonrasını adres göstererek önümüzdeki yıl yapılacak
seçim sürecinde başörtüsü istismarını sürdüreceği bir kere daha anlaşılmış ve
tescil edilmiştir. Artık başörtüsü mağdurlarının AKP ve CHP mağduru olduğu ortaya
çıkmıştır. Maalesef üniversitelerde başörtüsü sorunu, bu iki siyasi zihniyetin
istismar ve rant hesabına kurban edilmiştir.

Başbakan Erdoğan'ın, 'gelin çözelim, desteğe hazırız' çağrılarımız
karşısında arkasına bakmadan kaçması ve bir de bizimle samimiyet tartışmasına
girmesi, sahip olduğu ikiyüzlülüğü ve siyasi ahlak düşüklüğünü bir kez daha
gözler önüne sermesi bakımından anlamlı olmuştur. Parti olarak, 70
milletvekilimizle başörtüsü sorununun çözümü için sonuna kadar destek vereceğimiz
ortadayken, AKP ve CHP tarafından adım atılmaması milletimizi kandırmaktan başka
bir anlama gelmeyecektir. Ancak, bizim unuttuğumuz ya da ihmal ettiğimiz hakikat
ise AKP ve CHP'nin iyi niyet, samimiyet, dürüstlük, vicdandan mahrum oldukları
gerçeğidir.''

İstanbul-Bursa-Balıkesir-İzmir otoyol projesinin ihalesinin 2000 yılında,
57. Hükümet döneminde, MHP'nin sorumluluğundaki yatırımcı Bakanlık tarafından
yapıldığını anımsatan Bahçeli, ''O tarihlerde Fransa'nın Ermeni politikasındaki
sorunlar nedeniyle ihale doğal olarak askıya alınmıştır. Eğer bu iş, AKP iktidara
geldiğinde tekrar ihale edilebilmiş olsaydı Başbakan'ın sahiplendiği ve sanki
kendi dönemlerinin bir icraatıymış gibi sunduğu projenin Körfez Geçiş Köprüsü
ayağı 2006 yılında, projenin tümü ise 2010 yılında tamamlanmış olacaktı'' dedi.

Her türlü alt yapısı hazır olan bu projenin, 2010 yılında ihale edilip
2017 yılında bitirilecek olmasının, ''devletin 10 yıl zarara uğratılmasına ve
milletin de bu hizmetten mahrum kalmasına'' neden olduğunu savunan Bahçeli, ''Bu
proje yeni değildir. Ancak Başbakan'ın, kendisinden önceki dönemlerde projeyi
planlayıp belirli bir aşamaya getirenlere teşekkür etmek yerine, bütünüyle yeni
bir şey gibi sahiplenmesi ve büyük bir proje olarak takdim etmesi tam bir şovdur
ve kandırmacadır'' dedi.

Bahçeli, 2011 bütçesinin güvenilirliğinin şimdiden tartışmaya açık
olduğunu ileri sürdü.

Gelecek yıl için hedeflenen yüzde 4,5'lik büyüme oranının hiçbir derde
deva olmayacağını, bu büyüme seviyesiyle işsizliğin üstesinden gelmenin neredeyse
imkansız olduğunu söyleyen Bahçeli, ''Özellikle tehlike sinyallerini çoktandır
veren cari açığa ve oransal bir gerileme içinde olsa da gerçekte çok ciddi
boyutlarda bulunan işsizliğe yönelik olarak bütçede ümit verici bir çare yoktur''
diye konuştu.

Cari açığa dayalı olarak sürdürülen ekonomik büyümenin, sağladıklarından
fazlasını geri alma riskinin gelecek süreçte daha da belirginlik kazanacağını
dile getiren Bahçeli, ''Bir diğer problem odağı olan işsizlik konusunda, AKP
iktidarının ne kadar başarısız ve aynı zaman da vurdumduymaz olduğu milletimiz
tarafından çok iyi bilinmektedir. İşsizliğe çözüm bulamayacağını tam olarak idrak
eden AKP hükümeti, bu soruna karşı gerekçeler oluşturma kolaylığıyla milletimizi
oyalamayı bir kez daha tercih etmiştir. Kim ne derse desin, hükümet ne yalan
söylerse söylesin; milletimiz için işsizlik çok büyük bir sorundur'' dedi.

MHP'nin, Doğu'su, Batı'sı, Kuzey'i ve Güneyi ile tüm Türkiye'nin partisi
olduğunu belirten Bahçeli, ''Sivas'ın ve Gavurdağı'nın doğusu da, batısı da
bizimdir. Sünni'si de bizimdir, Alevi'si de bizimdir. Hangi etnik kökenden
gelirse gelsin tüm Türk vatandaşları bizimdir. Biz onlarız. Başörtülü
kardeşlerimiz de bizimdir, başı açık kardeşlerimiz de bizimdir. Gayri Müslim
vatandaşlarımız da bizimdir'' diye konuştu. (12.20)