2010-07-13 - 12:36
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Balkanlarda barış ve istikrarın tesisi için yoğun gayret gösterdiğini, bugün de yeni savaşların yaşanmaması için özverili çalışma yürüttüklerini söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Türkiye'nin Balkanlarda barış ve istikrarın tesisi için yoğun gayret
gösterdiğini, bugün de yeni savaşların yaşanmaması için özverili çalışma
yürüttüklerini söyledi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın ilk bölümünde,
Bosna-Hersek'e yaptığı ziyaret hakkında bilgi verdi, düzenlenen anma ve cenaze
törenine ilişkin izlenimlerini, duygularını dile getirdi; değerlendirmelerde
bulundu.
Bosna'da 1992-1995 yılları arasında Avrupa tarihinin en kanlı, en vahşi
ve en kuralsız saldırılarının gerçekleştiğini, yüz binden fazla insanın hayatını
kaybettiğini belirten Erdoğan, yaşanan savaş kadar acı olanın, Bosna Hersek
halkının o günlerdeki yalnızlığı ve terk edilmişliği olduğunu kaydetti. Erdoğan,
''Ne yazık ki Avrupa'nın tam ortasındaki bu etnik temizlik girişimi adeta bir
korku filmi izler gibi sadece izlendi. Zamanında müdahale yapılmadı. Bölgeye
gönderilen barış gücü kendisini dahi korumaktan aciz kalırken, güvenli bölge
olarak ilan edilen yerler en acı katliamlara sahne oldu'' diye konuştu.
Türkiye'nin o günlerde Bosna'ya ile dayanışma için seferber olduğunu
belirten Erdoğan, Türkiye'nin insani dayanışmasının bugün Bosna'da hayırla yad
edildiğini anlattı.
Srebrenitsa'da savaşın en acı kısmını oluşturduğunu belirten Erdoğan,
Srebrenitsa'da yaşananları anımsattı.
Erdoğan, BM kamplarındaki 10 binden fazla kişinin toplu olarak
katledildiğini ve iş makineleri ile toplu mezarlara gömüldüğünü belirterek,
aradan 15 yıl geçmesine rağmen bu etnik temizliğin halen tüm atmosfere hakim
olduğunu söyledi.
Yan yana dizilmiş 755 tabutun Srebrenitsa'nın nasıl bir acıya şahitlik
etttiğinin anlamlı bir görüntüsünü oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, soykırımın
işlendiği günden tam 15 yıl sonra bir mezar taşına kavuşabilen bu cesetlerin
farklı toplu mezarlardan toplanmış DNA testi ile bir araya getirilmiş kemiklerden
oluştuğunu ifade etti.Erdoğan, bugün bile nerede olduğu ve nereye gömüldüğü belli
olmayan ve mezar taşı bulunmayan binlerce kaybın olduğunu kaydetti.
Erdoğan, şunları söyledi:
''Srebrenitsa, insanlık onurunun çok ağır bir yara aldığı yerdir.
Srebrenitsa, Balkan ve Avrupa tarihinin çok ağır bir leke aldığı yerdir.
Srebrenitsa, sorumluları adalete teslim edilinceye kadar, bütün kayıplar, bütün
toplu mezarlar ortaya çıkarılıncaya kadar insanlığın kanayan yarası olmaya devam
edecektir.
Srebrenitsa'yı, orada yaşanan acıyı, oradaki soykırımı unutmayacak,
unutulmasına da asla izin vermeyeceğiz.
O gün Srebrenitsa'yı karartan insanlık dışı duygunun, bugünümüzü ve
geleceğimizi de karartmasını engellemek için hep beraber çalışmaya devam
edeceğiz. Türkiye olarak başta Bosna Hersek olarak tüm Balkanlarda barış ve
istikrarın tesisi yönünde her zaman yoğun gayret içinde olduk ve bunun somut
neticelerini de alıyoruz. Dün savaşın sona ermesi ve yaraların sarılması için
seferber olan Türkiye, bugün de yeni savaşların, çatışmaların, katliamların
yaşanmaması, Balkanlara dostluğun, kardeşliğin, dayanışmanın hakim olması için
özverili bir çalışma yürütüyor.''
Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye arasında kurulan üçlü mekanizmanın son
toplantısını İstanbul'da yaptığını, toplantının ardından Sırbistan
parlamentosunun Srebrenitsa katliamına ilişkin tarihi bir karar aldığını belirten
Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Tadiç'in Bosna'daki anma törenine katıldığını
anımsattı. Erdoğan, bunun husumetin tarihe havale edilmesi yönünde önemli adım
olduğunu vurguladı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Terörden nemalanan bu iki partiyle görüşmeyi biz teröre destek olarak
gördük ve her ikisiyle de görüşmeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, partisini grup toplantısında yaptığı konuşmada değişik konulara
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkardığı konular ve bunlara ilişkin
ifadeleri şöyle:
Büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bazı
kesimlerin ''rekor'' düzeydeki oranı bile eleştirdiğini söyledi. ''Bunların
büyüme diye bir derdi yok. Bunların tek derdi var: AK Parti'yi iktidardan nasıl
indiririz...'' diyen Erdoğan, ''Biz milletimizi sevindirmeye, onları da üzmeye
devam edeceğiz'' şeklinde konuştu.
Bazı kesimlerin ''referandumdan sonra erken seçim beklediğini anlatan
Erdoğan, ''Kimse erken seçim beklemesin. Bizim kitabımızda bu yok'' ifadesini
kullandı. Daha önce 16 ayda bir iktidar değiştiğini anlatan Erdoğan, ''Dört yılda
seçimimizi yapacağız. Türkiye bu takvim üzerinde çalışmalarını yürütecektir.
Gelişmiş ülkenin karakteri budur, seçim kültürü budur. Bunu yaşayacağız.
Yatırımcı da şunu bilecek: Dört yılda bir seçim olur, bundan önce seçim bu ülkede
olmaz. Ona göre yatırımın yapacak'' dedi.
Anayasa değişikliğine ilişkin referandumda ''Halkın, 'evet' oyuyla darbe
anayasasını tarihe gömeceğine inandığını'' belirten Erdoğan, 81 vilayeti
dolaşarak anayasa değişikliğini halka anlatacaklarını bildirdi. Erdoğan, anayasa
değişikliğine ilişkin ''40 Soru, 40 cevap'' başlıklı bir kitap hazırlandığını,
ayrıca broşürlerin de bastırılacağını kaydetti.
Terörle mücadelenin ulusal bir konu olduğunu ifade eden Erdoğan,
''Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren böyle hayati bir meselede MHP ile istişare
niyetimiz, maalesef MHP tarafından daha en başından reddedilmiştir'' diye
konuştu.
Erdoğan, 2007 seçimlerinden hemen sonra, birçok konuda MHP'ye işbirliği
önerdiklerini dile getirerek, ''Böyle en hayati konularda, böyle önemli ve acil
konularda MHP işbirliğine yanaşmadı... Ama iş 'adam asmaca' oyununa gelince son
derece iştahlı bir şekilde 'gel beraber oynayalım' diye bize çağrıda bulundu.
Terörle mücadelede MHP yok. Erzurum meydanında halat atmakla bir yere varamazsın.
Yasal değişiklikler olmadığı zaman halat elindeydi, o zaman niye gereğini
yapmadın?'' diye sordu.
Ülkenin sorunlarında ''MHP yönetimi, MHP zihniyeti diye bir anlayış''
olmadığını savunan Erdoğan, ''MHP yönetiminin anlayışı ile tabanın anlayışının,
özellikle bu referandum sürecinde bir örtüştüğüne inanmadığını'' söyledi.
Erdoğan, ''İnanıyorum ki bu referandum sürecinde de her ne kadar yönetim
demokratikleşmede yoksa da MHP tabanı bu demokratikleşmede yerini alacak ve bu
referandumda inanıyorum 'evet' diyecektir'' dedi.
''MHP ile aynı paralelde, ayni minvalde siyaset üreten BDP'yi aziz
milletime havale ediyorum'' diyen Erdoğan, ''Onun desteğinin nereden geldiğini
benim aziz milletim çok iyi biliyor. Neyin avukatlığına, şu çatı altında
soyunduğunu gayet iyi görüyoruz, biliyoruz. Yaptıkları konuşmalarda, yaptıkları
açıklamalarda bunu görüyoruz. Terör örgütünün bir temsilcisi olarak neleri
yaptığını yaptığını bizzat görüyoruz. Dolayısıyla terörden nemalanan bu iki
partiyle görüşmeyi biz teröre destek olarak gördük ve her ikisiyle de
görüşmeyeceğiz'' şeklinde konuştu.
Erdoğan, milletin ''şehit cenazelerini istismar ederek siyaset yapanları
gördüğünü ve bu istismarcılara cevabı demokratik yollardan vereceğini'' ifade
etti. Başbakan Erdoğan, ''Onlara göre bir cenaze namazı... Caminin önüne intikam
pankartı asanların bu ülkede barış demeye hakları yoktur. Böyle bir barış
yaklaşımı olamaz, bir barış anlayışı olamaz. Burada kürsüye çıkıp 'barış, barış'
diyeceksin; ondan sonra gelip caminin önünde intikam diyeceksin. Bizim
camilerimizin önünde intikam naraları atılamaz. Bizim kültürümüz, bizim
medeniyetimiz bunu asla kabul edemez'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ''Böyle milli bir meselede kapılarını bizlere açtıkları
için gerek CHP'ye, gerek DSP'ye, gerek Saadet Partisi'ne ve BBP'ye şimdiden
şükranlarımız sunuyorum'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Malum çevreler
büyüme oranlarını bir kenara bırakmış, rekor kelimesine takılmışlar. Çünkü
hayatlarında rekor yok. Rekor, AK Partiye ait olan bir şey'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Sırbistan'ı
ziyaret ettiklerini ve bu ülkeyle de vizelerin kaldırıldığını anımsattı.
Belgrad-Karadağ Otoyol Projesi'nin Türk girişimciler tarafından
üstlenilmesi konusunda 3 mutabakat muhtırasını imzalandığını ifade eden Erdoğan,
Sancak Bölgesini de ziyaret ettiklerini, burada soydaş ve akraba topluluklarla
bir araya geldiklerini, görülmeye değer bir karşılama olduğunu söyledi.
Sancak Bölgesinde bir Türk kültür evinin açılışını gerçekleştirdiklerini
kaydeden Başbakan Erdoğan, ''Bölgede yeni bir dönem başlıyor. Tarihi husumetlerin
giderildiği, anlaşmazlıkların tatlıya bağlandığı, acıların olgunlaştığı yeni bir
dönemin kapıları aralanıyor. Türkiye olarak bu yeni sürecin imarında ve
idamesinde çok büyük rol oynadık. Balkanların daha fazla istikrara, huzura ve
güvenliğe kavuşması için de aynı yoğunlukta gayretlerimizi sürdüreceğiz'' dedi.
Vefatının arifesinde ziyaret ettiği merhum Aliya İzzet Begoviç'in
kendisine ''Bosna'yı bırakmayın. Bosna'yı ihmal etmeyin. Osmanlı'nın torunları
olarak burada sizin üzerinizde önemli görevler var'' dediğini aktaran Erdoğan,
''Birlikte ağlaşmıştık ve ardından vefat haberini almıştık. Allah'ın izniyle
bizler de nefes alıp verdiğimiz sürece Bosna Hersek'in, Balkanların barışı,
huzuru ve refahı için çalışmaya, ter dökmeye devam edeceğim, devam edeceğiz''
diye konuştu.
Önceki hafta 2010 yılının birinci çeyreğine dair büyüme verilerinin
açıklandığını hatırlatan Erdoğan, hala ''AK Parti iktidarı ne yaptı, ne yapıyor''
diyenlerin olduğunu söyledi.
''180 kez de olsa tekrarda büyük fayda var'' diyen Erdoğan, konuşmasını
şöyle sürdürdü:
''Türkiye 2010 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11,7 büyüyerek dünya
genelinde en hızlı büyüyen 4. ülke, Avrupa'da ise en hızlı büyüyen ülke konumuna
gelmiştir. Buraya durup dururken gelmedik. Bu, işi ne kadar sıkı tuttuğumuzun
ifadesidir, alametidir. Aynı zamanda Türkiye OECD ülkeleri arasında en hızlı
büyüyen ülke olmuştur. AB'nin de üyesi olduğu ve dünyanın en önemli 19
ekonomisinin bulunduğu G-20'de, Çin'den sonra en hızlı büyüyen ülke olmuştur.
Daha hangi belgeyi vereyim? 2010 yılının ilk çeyreğinde Bulgaristan yüzde 3.6
küçüldü, Romanya 2.6 küçüldü, Yunanistan 2.3 küçüldü, Danimarka ve Finlandiya
yüzde 0.6 küçüldü, İngiltere yüzde 0.2 küçüldü. Hollanda yüzde 0.1, İtalya 0.6,
Fransa 1.2, Almanya 1.5, İsviçre 1.7, Kanada 2.2, ABD 2.3 büyüyebildi. Ama
Türkiye 11.7 büyüdü. Yılın ilk çeyreğinde büyümenin dinamiklerine baktığımızda
büyümenin özel sektör ve iç talep tarafından desteklendiğini de görüyoruz. Netice
itibariyle ekonomimiz özel sektörün desteğiyle kamu harcamalarına ihtiyaç
duymadan sağlıklı bir şekilde büyümeyi gerçekleştirmiştir. Son açıklanan büyüme
rakamlarını yıllık hale getirdiğimizde milli gelirimizi son 12 ay içinde yaklaşık
1 trilyon Türk lirasına, gerçek anlamda 988 milyar Türk lirasına, dolar bazında
ise milli gelirimiz bütün krize rağmen 652 milyar dolara ulaşmıştır. 2010 Mayıs
ayında ihracatımız 2009'un aynı ayıyla karşılaştırıldığında yüzde 34.5 artış
gösterdi. Sanayi üretim endeksi ise Mayıs ayında yüzde 15.6, yılın ilk beş ayında
ortalama yüzde 17 oranında artış göstererek ciddi bir büyüme kaydetti.''
2010'un birinci çeyreği itibariyle küresel krize rağmen, son iki aydaki
kamu net borç stokunun milli gelire oranının yüzde 45'te tutulduğunu ifade eden
Erdoğan, ''2002'de yüzde 73.7, 2009 yüzde 45,4... Aynı şekilde bütçe açığının
milli gelire oranı ise yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu iki gösterge ekonomik
güvenirliğin en temel göstergeleridir. İstikrarın, istikrarsızlığın, popülizmin,
savurganlığın, disiplinin en net, en somut olarak izlenebileceği göstergeler bu
göstergelerdir. Sağa sola bu işi kaçırmaya, kaydırmaya kimsenin hakkı yok. Biraz
ekonomi mürekkebi yalamış olan bunu gayet iyi bilir'' dedi.
Küresel krize rağmen borç oranını ve bütçe açığını bu kadar düşük
seviyelerde olmasının ülke, millet ve ekonomi adına taktire şayan bir gelişme
olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Ne referandum sürecinin ne de bir yıl
sonraki genel seçimlerin ekonomiye olumsuz bir etki yapmaması için biz,
tedbirlerimizi aldık ve bunları son derece disiplinli şekilde uyguluyoruz'' diye
konuştu.
Önceki hafta grup toplantısında rekor bir büyümeden bahsettiğini ''yarın
bu göstergeler, büyüme rakamları açıklanacak ve ümit ediyorum ki; rekor bir
büyüme açıklanacak'' dediğini anımsatan Başbakan Erdoğan, ''Açıklanınca baktık,
malum çevreler büyüme oranlarını bir kenara bırakmış, rekor kelimesine
takılmışlar. Çünkü hayatlarında rekor yok. Rekor, AK Partiye ait olan bir şey''
dedi. Erdoğan, şunları söyledi:
''Avrupa'da rekor kırmışız, OECD ülkeleri arasında rekor kırmışız bunları
tatmin etmiyor. G-20'de ikinciyiz, dünyada dördüncüyüz bunları tatmin etmiyor.
2004'teki AK Parti rekorundan sadece binde 3'lük bir sapma olmuş, evire çevire
konuyu oraya getiriyorlar. Yani bu uluslararası finans krizi, ekonomik kriz,
bütün bunlara rağmen burada olan bir Türkiye var. Adam kalkar bir gün de teşekkür
eder. Bunların kitabında o da yok. Çok açık söylüyorum; Türkiye'nin
başarılarından, rekorlarından, sevincinden, coşkusundan ciddi şekilde rahatsız
olanlar var ama ben milletimizin memnuniyetini biliyorum.
Çok ilginç bir şey oldu bu sabah; baktım bir televizyon kanalında
vatandaşla söyleşi yapıyorlar. Bir vatandaş enteresan bir cevap verdi. 'Kardeşim
ben 4 sene önce zeytinyağını hangi rakamla alıyorsam bugün de aynı rakamla
alıyorum, daha ne isteyeceğim' dedi. Bakın bu çok önemli bir şey. Bunlar bunu
bile hala tespit edemediler. Yani şurada bırak 4 sene öncesini 7 sene öncesi
fiyatlarla bugünkü fiyatları bir karşılaştır, oradaki farkları gördüğün zaman AK
Parti iktidarının Türkiye'ye ne kazandırdığını göreceksin. Artı değer var eksi
değer yok ve bu süreci bu karalılıkla devam ettireceğiz.''
" HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ."
(12.36)
Erdoğan, Türkiye'nin Balkanlarda barış ve istikrarın tesisi için yoğun gayret
gösterdiğini, bugün de yeni savaşların yaşanmaması için özverili çalışma
yürüttüklerini söyledi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın ilk bölümünde,
Bosna-Hersek'e yaptığı ziyaret hakkında bilgi verdi, düzenlenen anma ve cenaze
törenine ilişkin izlenimlerini, duygularını dile getirdi; değerlendirmelerde
bulundu.
Bosna'da 1992-1995 yılları arasında Avrupa tarihinin en kanlı, en vahşi
ve en kuralsız saldırılarının gerçekleştiğini, yüz binden fazla insanın hayatını
kaybettiğini belirten Erdoğan, yaşanan savaş kadar acı olanın, Bosna Hersek
halkının o günlerdeki yalnızlığı ve terk edilmişliği olduğunu kaydetti. Erdoğan,
''Ne yazık ki Avrupa'nın tam ortasındaki bu etnik temizlik girişimi adeta bir
korku filmi izler gibi sadece izlendi. Zamanında müdahale yapılmadı. Bölgeye
gönderilen barış gücü kendisini dahi korumaktan aciz kalırken, güvenli bölge
olarak ilan edilen yerler en acı katliamlara sahne oldu'' diye konuştu.
Türkiye'nin o günlerde Bosna'ya ile dayanışma için seferber olduğunu
belirten Erdoğan, Türkiye'nin insani dayanışmasının bugün Bosna'da hayırla yad
edildiğini anlattı.
Srebrenitsa'da savaşın en acı kısmını oluşturduğunu belirten Erdoğan,
Srebrenitsa'da yaşananları anımsattı.
Erdoğan, BM kamplarındaki 10 binden fazla kişinin toplu olarak
katledildiğini ve iş makineleri ile toplu mezarlara gömüldüğünü belirterek,
aradan 15 yıl geçmesine rağmen bu etnik temizliğin halen tüm atmosfere hakim
olduğunu söyledi.
Yan yana dizilmiş 755 tabutun Srebrenitsa'nın nasıl bir acıya şahitlik
etttiğinin anlamlı bir görüntüsünü oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, soykırımın
işlendiği günden tam 15 yıl sonra bir mezar taşına kavuşabilen bu cesetlerin
farklı toplu mezarlardan toplanmış DNA testi ile bir araya getirilmiş kemiklerden
oluştuğunu ifade etti.Erdoğan, bugün bile nerede olduğu ve nereye gömüldüğü belli
olmayan ve mezar taşı bulunmayan binlerce kaybın olduğunu kaydetti.
Erdoğan, şunları söyledi:
''Srebrenitsa, insanlık onurunun çok ağır bir yara aldığı yerdir.
Srebrenitsa, Balkan ve Avrupa tarihinin çok ağır bir leke aldığı yerdir.
Srebrenitsa, sorumluları adalete teslim edilinceye kadar, bütün kayıplar, bütün
toplu mezarlar ortaya çıkarılıncaya kadar insanlığın kanayan yarası olmaya devam
edecektir.
Srebrenitsa'yı, orada yaşanan acıyı, oradaki soykırımı unutmayacak,
unutulmasına da asla izin vermeyeceğiz.
O gün Srebrenitsa'yı karartan insanlık dışı duygunun, bugünümüzü ve
geleceğimizi de karartmasını engellemek için hep beraber çalışmaya devam
edeceğiz. Türkiye olarak başta Bosna Hersek olarak tüm Balkanlarda barış ve
istikrarın tesisi yönünde her zaman yoğun gayret içinde olduk ve bunun somut
neticelerini de alıyoruz. Dün savaşın sona ermesi ve yaraların sarılması için
seferber olan Türkiye, bugün de yeni savaşların, çatışmaların, katliamların
yaşanmaması, Balkanlara dostluğun, kardeşliğin, dayanışmanın hakim olması için
özverili bir çalışma yürütüyor.''
Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye arasında kurulan üçlü mekanizmanın son
toplantısını İstanbul'da yaptığını, toplantının ardından Sırbistan
parlamentosunun Srebrenitsa katliamına ilişkin tarihi bir karar aldığını belirten
Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Tadiç'in Bosna'daki anma törenine katıldığını
anımsattı. Erdoğan, bunun husumetin tarihe havale edilmesi yönünde önemli adım
olduğunu vurguladı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Terörden nemalanan bu iki partiyle görüşmeyi biz teröre destek olarak
gördük ve her ikisiyle de görüşmeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, partisini grup toplantısında yaptığı konuşmada değişik konulara
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkardığı konular ve bunlara ilişkin
ifadeleri şöyle:
Büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bazı
kesimlerin ''rekor'' düzeydeki oranı bile eleştirdiğini söyledi. ''Bunların
büyüme diye bir derdi yok. Bunların tek derdi var: AK Parti'yi iktidardan nasıl
indiririz...'' diyen Erdoğan, ''Biz milletimizi sevindirmeye, onları da üzmeye
devam edeceğiz'' şeklinde konuştu.
Bazı kesimlerin ''referandumdan sonra erken seçim beklediğini anlatan
Erdoğan, ''Kimse erken seçim beklemesin. Bizim kitabımızda bu yok'' ifadesini
kullandı. Daha önce 16 ayda bir iktidar değiştiğini anlatan Erdoğan, ''Dört yılda
seçimimizi yapacağız. Türkiye bu takvim üzerinde çalışmalarını yürütecektir.
Gelişmiş ülkenin karakteri budur, seçim kültürü budur. Bunu yaşayacağız.
Yatırımcı da şunu bilecek: Dört yılda bir seçim olur, bundan önce seçim bu ülkede
olmaz. Ona göre yatırımın yapacak'' dedi.
Anayasa değişikliğine ilişkin referandumda ''Halkın, 'evet' oyuyla darbe
anayasasını tarihe gömeceğine inandığını'' belirten Erdoğan, 81 vilayeti
dolaşarak anayasa değişikliğini halka anlatacaklarını bildirdi. Erdoğan, anayasa
değişikliğine ilişkin ''40 Soru, 40 cevap'' başlıklı bir kitap hazırlandığını,
ayrıca broşürlerin de bastırılacağını kaydetti.
Terörle mücadelenin ulusal bir konu olduğunu ifade eden Erdoğan,
''Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren böyle hayati bir meselede MHP ile istişare
niyetimiz, maalesef MHP tarafından daha en başından reddedilmiştir'' diye
konuştu.
Erdoğan, 2007 seçimlerinden hemen sonra, birçok konuda MHP'ye işbirliği
önerdiklerini dile getirerek, ''Böyle en hayati konularda, böyle önemli ve acil
konularda MHP işbirliğine yanaşmadı... Ama iş 'adam asmaca' oyununa gelince son
derece iştahlı bir şekilde 'gel beraber oynayalım' diye bize çağrıda bulundu.
Terörle mücadelede MHP yok. Erzurum meydanında halat atmakla bir yere varamazsın.
Yasal değişiklikler olmadığı zaman halat elindeydi, o zaman niye gereğini
yapmadın?'' diye sordu.
Ülkenin sorunlarında ''MHP yönetimi, MHP zihniyeti diye bir anlayış''
olmadığını savunan Erdoğan, ''MHP yönetiminin anlayışı ile tabanın anlayışının,
özellikle bu referandum sürecinde bir örtüştüğüne inanmadığını'' söyledi.
Erdoğan, ''İnanıyorum ki bu referandum sürecinde de her ne kadar yönetim
demokratikleşmede yoksa da MHP tabanı bu demokratikleşmede yerini alacak ve bu
referandumda inanıyorum 'evet' diyecektir'' dedi.
''MHP ile aynı paralelde, ayni minvalde siyaset üreten BDP'yi aziz
milletime havale ediyorum'' diyen Erdoğan, ''Onun desteğinin nereden geldiğini
benim aziz milletim çok iyi biliyor. Neyin avukatlığına, şu çatı altında
soyunduğunu gayet iyi görüyoruz, biliyoruz. Yaptıkları konuşmalarda, yaptıkları
açıklamalarda bunu görüyoruz. Terör örgütünün bir temsilcisi olarak neleri
yaptığını yaptığını bizzat görüyoruz. Dolayısıyla terörden nemalanan bu iki
partiyle görüşmeyi biz teröre destek olarak gördük ve her ikisiyle de
görüşmeyeceğiz'' şeklinde konuştu.
Erdoğan, milletin ''şehit cenazelerini istismar ederek siyaset yapanları
gördüğünü ve bu istismarcılara cevabı demokratik yollardan vereceğini'' ifade
etti. Başbakan Erdoğan, ''Onlara göre bir cenaze namazı... Caminin önüne intikam
pankartı asanların bu ülkede barış demeye hakları yoktur. Böyle bir barış
yaklaşımı olamaz, bir barış anlayışı olamaz. Burada kürsüye çıkıp 'barış, barış'
diyeceksin; ondan sonra gelip caminin önünde intikam diyeceksin. Bizim
camilerimizin önünde intikam naraları atılamaz. Bizim kültürümüz, bizim
medeniyetimiz bunu asla kabul edemez'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ''Böyle milli bir meselede kapılarını bizlere açtıkları
için gerek CHP'ye, gerek DSP'ye, gerek Saadet Partisi'ne ve BBP'ye şimdiden
şükranlarımız sunuyorum'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Malum çevreler
büyüme oranlarını bir kenara bırakmış, rekor kelimesine takılmışlar. Çünkü
hayatlarında rekor yok. Rekor, AK Partiye ait olan bir şey'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Sırbistan'ı
ziyaret ettiklerini ve bu ülkeyle de vizelerin kaldırıldığını anımsattı.
Belgrad-Karadağ Otoyol Projesi'nin Türk girişimciler tarafından
üstlenilmesi konusunda 3 mutabakat muhtırasını imzalandığını ifade eden Erdoğan,
Sancak Bölgesini de ziyaret ettiklerini, burada soydaş ve akraba topluluklarla
bir araya geldiklerini, görülmeye değer bir karşılama olduğunu söyledi.
Sancak Bölgesinde bir Türk kültür evinin açılışını gerçekleştirdiklerini
kaydeden Başbakan Erdoğan, ''Bölgede yeni bir dönem başlıyor. Tarihi husumetlerin
giderildiği, anlaşmazlıkların tatlıya bağlandığı, acıların olgunlaştığı yeni bir
dönemin kapıları aralanıyor. Türkiye olarak bu yeni sürecin imarında ve
idamesinde çok büyük rol oynadık. Balkanların daha fazla istikrara, huzura ve
güvenliğe kavuşması için de aynı yoğunlukta gayretlerimizi sürdüreceğiz'' dedi.
Vefatının arifesinde ziyaret ettiği merhum Aliya İzzet Begoviç'in
kendisine ''Bosna'yı bırakmayın. Bosna'yı ihmal etmeyin. Osmanlı'nın torunları
olarak burada sizin üzerinizde önemli görevler var'' dediğini aktaran Erdoğan,
''Birlikte ağlaşmıştık ve ardından vefat haberini almıştık. Allah'ın izniyle
bizler de nefes alıp verdiğimiz sürece Bosna Hersek'in, Balkanların barışı,
huzuru ve refahı için çalışmaya, ter dökmeye devam edeceğim, devam edeceğiz''
diye konuştu.
Önceki hafta 2010 yılının birinci çeyreğine dair büyüme verilerinin
açıklandığını hatırlatan Erdoğan, hala ''AK Parti iktidarı ne yaptı, ne yapıyor''
diyenlerin olduğunu söyledi.
''180 kez de olsa tekrarda büyük fayda var'' diyen Erdoğan, konuşmasını
şöyle sürdürdü:
''Türkiye 2010 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11,7 büyüyerek dünya
genelinde en hızlı büyüyen 4. ülke, Avrupa'da ise en hızlı büyüyen ülke konumuna
gelmiştir. Buraya durup dururken gelmedik. Bu, işi ne kadar sıkı tuttuğumuzun
ifadesidir, alametidir. Aynı zamanda Türkiye OECD ülkeleri arasında en hızlı
büyüyen ülke olmuştur. AB'nin de üyesi olduğu ve dünyanın en önemli 19
ekonomisinin bulunduğu G-20'de, Çin'den sonra en hızlı büyüyen ülke olmuştur.
Daha hangi belgeyi vereyim? 2010 yılının ilk çeyreğinde Bulgaristan yüzde 3.6
küçüldü, Romanya 2.6 küçüldü, Yunanistan 2.3 küçüldü, Danimarka ve Finlandiya
yüzde 0.6 küçüldü, İngiltere yüzde 0.2 küçüldü. Hollanda yüzde 0.1, İtalya 0.6,
Fransa 1.2, Almanya 1.5, İsviçre 1.7, Kanada 2.2, ABD 2.3 büyüyebildi. Ama
Türkiye 11.7 büyüdü. Yılın ilk çeyreğinde büyümenin dinamiklerine baktığımızda
büyümenin özel sektör ve iç talep tarafından desteklendiğini de görüyoruz. Netice
itibariyle ekonomimiz özel sektörün desteğiyle kamu harcamalarına ihtiyaç
duymadan sağlıklı bir şekilde büyümeyi gerçekleştirmiştir. Son açıklanan büyüme
rakamlarını yıllık hale getirdiğimizde milli gelirimizi son 12 ay içinde yaklaşık
1 trilyon Türk lirasına, gerçek anlamda 988 milyar Türk lirasına, dolar bazında
ise milli gelirimiz bütün krize rağmen 652 milyar dolara ulaşmıştır. 2010 Mayıs
ayında ihracatımız 2009'un aynı ayıyla karşılaştırıldığında yüzde 34.5 artış
gösterdi. Sanayi üretim endeksi ise Mayıs ayında yüzde 15.6, yılın ilk beş ayında
ortalama yüzde 17 oranında artış göstererek ciddi bir büyüme kaydetti.''
2010'un birinci çeyreği itibariyle küresel krize rağmen, son iki aydaki
kamu net borç stokunun milli gelire oranının yüzde 45'te tutulduğunu ifade eden
Erdoğan, ''2002'de yüzde 73.7, 2009 yüzde 45,4... Aynı şekilde bütçe açığının
milli gelire oranı ise yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu iki gösterge ekonomik
güvenirliğin en temel göstergeleridir. İstikrarın, istikrarsızlığın, popülizmin,
savurganlığın, disiplinin en net, en somut olarak izlenebileceği göstergeler bu
göstergelerdir. Sağa sola bu işi kaçırmaya, kaydırmaya kimsenin hakkı yok. Biraz
ekonomi mürekkebi yalamış olan bunu gayet iyi bilir'' dedi.
Küresel krize rağmen borç oranını ve bütçe açığını bu kadar düşük
seviyelerde olmasının ülke, millet ve ekonomi adına taktire şayan bir gelişme
olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Ne referandum sürecinin ne de bir yıl
sonraki genel seçimlerin ekonomiye olumsuz bir etki yapmaması için biz,
tedbirlerimizi aldık ve bunları son derece disiplinli şekilde uyguluyoruz'' diye
konuştu.
Önceki hafta grup toplantısında rekor bir büyümeden bahsettiğini ''yarın
bu göstergeler, büyüme rakamları açıklanacak ve ümit ediyorum ki; rekor bir
büyüme açıklanacak'' dediğini anımsatan Başbakan Erdoğan, ''Açıklanınca baktık,
malum çevreler büyüme oranlarını bir kenara bırakmış, rekor kelimesine
takılmışlar. Çünkü hayatlarında rekor yok. Rekor, AK Partiye ait olan bir şey''
dedi. Erdoğan, şunları söyledi:
''Avrupa'da rekor kırmışız, OECD ülkeleri arasında rekor kırmışız bunları
tatmin etmiyor. G-20'de ikinciyiz, dünyada dördüncüyüz bunları tatmin etmiyor.
2004'teki AK Parti rekorundan sadece binde 3'lük bir sapma olmuş, evire çevire
konuyu oraya getiriyorlar. Yani bu uluslararası finans krizi, ekonomik kriz,
bütün bunlara rağmen burada olan bir Türkiye var. Adam kalkar bir gün de teşekkür
eder. Bunların kitabında o da yok. Çok açık söylüyorum; Türkiye'nin
başarılarından, rekorlarından, sevincinden, coşkusundan ciddi şekilde rahatsız
olanlar var ama ben milletimizin memnuniyetini biliyorum.
Çok ilginç bir şey oldu bu sabah; baktım bir televizyon kanalında
vatandaşla söyleşi yapıyorlar. Bir vatandaş enteresan bir cevap verdi. 'Kardeşim
ben 4 sene önce zeytinyağını hangi rakamla alıyorsam bugün de aynı rakamla
alıyorum, daha ne isteyeceğim' dedi. Bakın bu çok önemli bir şey. Bunlar bunu
bile hala tespit edemediler. Yani şurada bırak 4 sene öncesini 7 sene öncesi
fiyatlarla bugünkü fiyatları bir karşılaştır, oradaki farkları gördüğün zaman AK
Parti iktidarının Türkiye'ye ne kazandırdığını göreceksin. Artı değer var eksi
değer yok ve bu süreci bu karalılıkla devam ettireceğiz.''
" HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ."
(12.36)
