2011-02-22 - 16:07
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Son
zamanlarda Ortadoğu'da dikta rejimler altında yönetilen halkların isyan ruhunun
kabardığını'' söyledi.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, genel
seçimlerde, biri seçim, diğeri de ''demokratik özerklik ve anadilde eğitim
istiyor musunuz?'' sorusunun yöneltileceği referandum olmak üzere Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki seçmenin önüne iki sandık konulmasını önerdi.
Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Son
zamanlarda Ortadoğu'da dikta rejimler altında yönetilen halkların isyan ruhunun
kabardığını'' söyledi. Türkiye'nin, yaşanan bu gelişmelere karşı nasıl bir
ilkesel tutum sergilediğinin önemli olduğuna işaret eden Demirtaş, ''Hükümetin,
dikta rejimlerine karşı ilk günden bu yana herhangi bir tavır koymadığını'' ileri
sürdü.
Demirtaş, ''Çünkü AKP'nin yürüttüğü dış politika nedeniyle onlarla
ilişkisi, 'tencere dibin kara benimki senden kara' ilişkisidir. Sayın Başbakan,
geçmişteki bu ilişkiler nedeniyle Kaddafi'ye bir itirazda bulunamaz ama
Kaddafi'nin koltuğu sallanır ve Obama telefon açarsa, kim tutar bizim
Başbakanımızı'' diye konuştu.
Türkiye'nin bir yandan seçime hazırlandığını, diğer yandan henüz
çözülmeyen sorunları tartıştığını anlatan Demirtaş, bunların en önemlisinin Kürt
sorunu olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, NATO'nun en büyük ordusuna sahip olmasına rağmen sözleşmeli
askerlik sisteminin getirilmek istenmesinin nedenini merak ettiklerini belirten
Demirtaş, şunları kaydetti:
''Zaten Kürt sorunu çözülecekse, barış olacaksa, sınırda görev yapacak
150 bin kişilik orduya neden ihtiyaç duyuyorsunuz? AKP, kendi derin devletini
yarattı, şimdi kendi özel ordusunu yaratıyor. Doğrudan Başbakan'ın emri altına
girmiş özel birliklerden söz ediyoruz. Tansu Çiller döneminde bu yapıldı. Bu özel
ordu, yine böyle bir amaç için mi kullanılacak merak ediyoruz. Kaddafi'nin de
özel ordusu var, şu anda kendi halkını katlediyor. Böyle bir ordu mu yaratmak
istiyor Sayın Başbakan, biz anlamak istiyoruz.''
Önümüzdeki dönemde 10 milyar dolara 116 yeni savaş uçağı alınacağı dile
getiren Demirtaş, bunların alınma amacının da açıklanması gerektiğini söyledi.
Demirtaş, ''12 milyar liramız olsa aile sigortası oluşturacağız'' diyen CHP'nin
de sosyal demokrat bir parti olarak bu uçaklara harcanan parayı sormadığını ifade
etti.
CHP'nin ''sosyal yardım projesi''ni de eleştiren Demirtaş, ''13 milyon
insana sosyal yardım yapacağım' demek, bu 13 milyon insanın yoksulluktan
çıkmayacağı, bunların yoksul olarak artık ilelebet kabul edildiği anlamına gelir.
Hangi sosyal demokrat çözüm? Gerçek çözüm, bunlara kendi emeği ile üretebileceği
istihdam koşullarını yaratmaktır'' diye konuştu.
Çok sayıda üniversite mezununun işsiz olduğunu, öğrenciyken aldıkları
kredileri ödeyemediklerini belirten Demirtaş, devletin ise bu durum karşısında
''tefeci gibi'' kredilerin peşine düştüğünü savundu. İşsiz kalan öğrencilere,
''hükümete tazminat davası açın'' çağrısında bulunduğunu belirten Demirtaş,
''Rahat olsunlar. Sayın Başbakan tazminatlar konusunda çok rahat. Herkese karşı
tazminat davası açma konusunda içi çok rahat'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, basın özgürlüğü ihlalleri ile ilgili olarak, ''Bizim
dönemimizde tek bir örnek gösteremezsiniz'' dediğini belirten Demirtaş, ''Doğru,
tek bir örnek değil, binlerce örnek gösterebiliriz. Bunlardan gerçekten haberi mi
yok, bu kadar iyi niyetli mi, yoksa her ortama uyum sağlayan iyi bir oyuncu mu?
Benim kişisel kanaatim Sayın Başbakan'ın iyi bir oyuncu olduğu yönündedir.
Görüştüğü her kesimin nabzına göre şerbet veren, en iyi erkek oyuncu dalında
ödülü hak eden gerçek bir oyuncudur kendisi'' şeklinde konuştu.
AK Parti döneminde eşleri, yakınları ya da başka erkekler tarafından
öldürülen kadın sayısının 4 bin 289'a ulaştığını anlatan Demirtaş, devletin,
koruma isteyen kadınları koruyamadığını, bu katliama göz yumduğunu söyledi.
Mardin'de, 12 yaşındaki N.Ç'nin, 33 kişinin cinsel istismarına uğramasına ilişkin
davaya değinen Demirtaş, çıkan kararın, Türkiye'de herkesin vicdanını kanattığını
ifade etti.
Demirtaş, domuz bağı ile 180 kişinin katliamının sorumlularının dışarıda
olduğunu, ancak 12 yaşındaki çocuğa tecavüz edenlerin aldığı cezaların 3-4 yıl
olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan'ın, manevi tazminat davalarını ''gelir kapısı'' haline
getirdiğini ileri süren Demirtaş, Erdoğan'ın en son, Diyarbakır Büyükşehir
Belediye Başkanı Osman Baydemir'den 30 bin lira tazminat kazandığını söyledi.
Erdoğan'ın bugüne kadar toplam 3 milyon liralık tazminat davası açtığını
ve 500 bin lira tazminat aldığını öne süren Demirtaş, ''Faizi ile birlikte
hepsini almış. Parayı ödemeyene haciz, icra yapmış. Servet kazanmış bu işten.
Hakaret var ise ve bu işten zenginleşme niyetin yoksa sembolik 1 liralık tazminat
davaları neden açmıyorsun?
Sayın Başbakan'daki büyü nedir anlamadım. Davlar iki ayda bir duruşmada
sonuçlanıyor, hızlı bir şekilde de bu gelir kapısını kaybetmemek için tazminat
davası açmaya devam ediyor. Abdülhamit'ten bu yana, Abdülhamit'i geçen tek lider
oldu, kutluyoruz kendisini. Kendi muhaliflerine karşı açtığı soruşturma ve dava
sayısı ile istibdat döneminin paşasını, padişahını geçmiş durumda kendisi'' diye
konuştu.
21 Şubatın Dünya Anadil Günü olduğunu anlatan Demirtaş, ''Türkiye'de
Türkçe dışındaki bütün anadillerin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu''
görüşünü savundu. Hükümetin bu konudaki politikasının ''oyalama ve kandırma''
politikası olduğunu iddia eden Demirtaş, şöyle devam eti:
''Buradan bir çağrı yapıyorum. 12 Haziranda seçim olacaksa Türkiye'nin
Doğu ve Güneydoğusuna iki sandık koyalım. Biri seçim diğer referandum sandığı
olsun. Referandumda soralım, 'demokratik özerklik ve anadilde eğitim istiyor
musunuz, istemiyor musunuz?' Çıkacak sonucuna herkes razı olsun, biz kabul
ediyoruz. Oradaki insanlar buna 'evet' diyorlarsa Anayasada gereğini yapalım,
'hayır' diyorlarsa biz de bundan ders çıkaralım. Yine AKP ve CHP asimilasyon
konusunda gerçekten duyarlı ise buna Andımızı kaldırarak başlayalım. Her sabah
çocuklara neden ırkçı yemin ettiriliyor?''
(16.07)
seçimlerde, biri seçim, diğeri de ''demokratik özerklik ve anadilde eğitim
istiyor musunuz?'' sorusunun yöneltileceği referandum olmak üzere Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki seçmenin önüne iki sandık konulmasını önerdi.
Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Son
zamanlarda Ortadoğu'da dikta rejimler altında yönetilen halkların isyan ruhunun
kabardığını'' söyledi. Türkiye'nin, yaşanan bu gelişmelere karşı nasıl bir
ilkesel tutum sergilediğinin önemli olduğuna işaret eden Demirtaş, ''Hükümetin,
dikta rejimlerine karşı ilk günden bu yana herhangi bir tavır koymadığını'' ileri
sürdü.
Demirtaş, ''Çünkü AKP'nin yürüttüğü dış politika nedeniyle onlarla
ilişkisi, 'tencere dibin kara benimki senden kara' ilişkisidir. Sayın Başbakan,
geçmişteki bu ilişkiler nedeniyle Kaddafi'ye bir itirazda bulunamaz ama
Kaddafi'nin koltuğu sallanır ve Obama telefon açarsa, kim tutar bizim
Başbakanımızı'' diye konuştu.
Türkiye'nin bir yandan seçime hazırlandığını, diğer yandan henüz
çözülmeyen sorunları tartıştığını anlatan Demirtaş, bunların en önemlisinin Kürt
sorunu olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, NATO'nun en büyük ordusuna sahip olmasına rağmen sözleşmeli
askerlik sisteminin getirilmek istenmesinin nedenini merak ettiklerini belirten
Demirtaş, şunları kaydetti:
''Zaten Kürt sorunu çözülecekse, barış olacaksa, sınırda görev yapacak
150 bin kişilik orduya neden ihtiyaç duyuyorsunuz? AKP, kendi derin devletini
yarattı, şimdi kendi özel ordusunu yaratıyor. Doğrudan Başbakan'ın emri altına
girmiş özel birliklerden söz ediyoruz. Tansu Çiller döneminde bu yapıldı. Bu özel
ordu, yine böyle bir amaç için mi kullanılacak merak ediyoruz. Kaddafi'nin de
özel ordusu var, şu anda kendi halkını katlediyor. Böyle bir ordu mu yaratmak
istiyor Sayın Başbakan, biz anlamak istiyoruz.''
Önümüzdeki dönemde 10 milyar dolara 116 yeni savaş uçağı alınacağı dile
getiren Demirtaş, bunların alınma amacının da açıklanması gerektiğini söyledi.
Demirtaş, ''12 milyar liramız olsa aile sigortası oluşturacağız'' diyen CHP'nin
de sosyal demokrat bir parti olarak bu uçaklara harcanan parayı sormadığını ifade
etti.
CHP'nin ''sosyal yardım projesi''ni de eleştiren Demirtaş, ''13 milyon
insana sosyal yardım yapacağım' demek, bu 13 milyon insanın yoksulluktan
çıkmayacağı, bunların yoksul olarak artık ilelebet kabul edildiği anlamına gelir.
Hangi sosyal demokrat çözüm? Gerçek çözüm, bunlara kendi emeği ile üretebileceği
istihdam koşullarını yaratmaktır'' diye konuştu.
Çok sayıda üniversite mezununun işsiz olduğunu, öğrenciyken aldıkları
kredileri ödeyemediklerini belirten Demirtaş, devletin ise bu durum karşısında
''tefeci gibi'' kredilerin peşine düştüğünü savundu. İşsiz kalan öğrencilere,
''hükümete tazminat davası açın'' çağrısında bulunduğunu belirten Demirtaş,
''Rahat olsunlar. Sayın Başbakan tazminatlar konusunda çok rahat. Herkese karşı
tazminat davası açma konusunda içi çok rahat'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, basın özgürlüğü ihlalleri ile ilgili olarak, ''Bizim
dönemimizde tek bir örnek gösteremezsiniz'' dediğini belirten Demirtaş, ''Doğru,
tek bir örnek değil, binlerce örnek gösterebiliriz. Bunlardan gerçekten haberi mi
yok, bu kadar iyi niyetli mi, yoksa her ortama uyum sağlayan iyi bir oyuncu mu?
Benim kişisel kanaatim Sayın Başbakan'ın iyi bir oyuncu olduğu yönündedir.
Görüştüğü her kesimin nabzına göre şerbet veren, en iyi erkek oyuncu dalında
ödülü hak eden gerçek bir oyuncudur kendisi'' şeklinde konuştu.
AK Parti döneminde eşleri, yakınları ya da başka erkekler tarafından
öldürülen kadın sayısının 4 bin 289'a ulaştığını anlatan Demirtaş, devletin,
koruma isteyen kadınları koruyamadığını, bu katliama göz yumduğunu söyledi.
Mardin'de, 12 yaşındaki N.Ç'nin, 33 kişinin cinsel istismarına uğramasına ilişkin
davaya değinen Demirtaş, çıkan kararın, Türkiye'de herkesin vicdanını kanattığını
ifade etti.
Demirtaş, domuz bağı ile 180 kişinin katliamının sorumlularının dışarıda
olduğunu, ancak 12 yaşındaki çocuğa tecavüz edenlerin aldığı cezaların 3-4 yıl
olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan'ın, manevi tazminat davalarını ''gelir kapısı'' haline
getirdiğini ileri süren Demirtaş, Erdoğan'ın en son, Diyarbakır Büyükşehir
Belediye Başkanı Osman Baydemir'den 30 bin lira tazminat kazandığını söyledi.
Erdoğan'ın bugüne kadar toplam 3 milyon liralık tazminat davası açtığını
ve 500 bin lira tazminat aldığını öne süren Demirtaş, ''Faizi ile birlikte
hepsini almış. Parayı ödemeyene haciz, icra yapmış. Servet kazanmış bu işten.
Hakaret var ise ve bu işten zenginleşme niyetin yoksa sembolik 1 liralık tazminat
davaları neden açmıyorsun?
Sayın Başbakan'daki büyü nedir anlamadım. Davlar iki ayda bir duruşmada
sonuçlanıyor, hızlı bir şekilde de bu gelir kapısını kaybetmemek için tazminat
davası açmaya devam ediyor. Abdülhamit'ten bu yana, Abdülhamit'i geçen tek lider
oldu, kutluyoruz kendisini. Kendi muhaliflerine karşı açtığı soruşturma ve dava
sayısı ile istibdat döneminin paşasını, padişahını geçmiş durumda kendisi'' diye
konuştu.
21 Şubatın Dünya Anadil Günü olduğunu anlatan Demirtaş, ''Türkiye'de
Türkçe dışındaki bütün anadillerin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu''
görüşünü savundu. Hükümetin bu konudaki politikasının ''oyalama ve kandırma''
politikası olduğunu iddia eden Demirtaş, şöyle devam eti:
''Buradan bir çağrı yapıyorum. 12 Haziranda seçim olacaksa Türkiye'nin
Doğu ve Güneydoğusuna iki sandık koyalım. Biri seçim diğer referandum sandığı
olsun. Referandumda soralım, 'demokratik özerklik ve anadilde eğitim istiyor
musunuz, istemiyor musunuz?' Çıkacak sonucuna herkes razı olsun, biz kabul
ediyoruz. Oradaki insanlar buna 'evet' diyorlarsa Anayasada gereğini yapalım,
'hayır' diyorlarsa biz de bundan ders çıkaralım. Yine AKP ve CHP asimilasyon
konusunda gerçekten duyarlı ise buna Andımızı kaldırarak başlayalım. Her sabah
çocuklara neden ırkçı yemin ettiriliyor?''
(16.07)
