2008-02-05 - 12:30
AK Parti Grubu toplandı. Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör örgütüne yönelik sınır ötesi harekata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti Grubu toplandı. Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör örgütüne yönelik sınır ötesi harekata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kuzey Irak'taki PKK hedeflerine yönelik operasyonların, belirlenen hedefler doğrultusunda devam ettiğini belirten Erdoğan, dün gece saat 03.00'ten itibaren Hava Kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının, Avaşin-Basyan ve Hakurk bölgelerinde tespit edilen terörist hedeflere yönelik çok başarılı bir harekat gerçekleştirdiğini anlattı. Ağır kış şartlarında yapılan bu son harekatın da öncekiler gibi başarılı bir şekilde yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, bölücü terör örgütüne ait olduğu titizlikle tespit edilen çok sayıda hedefin vurulduğunu kaydetti.
-''GENELKURMAY BAŞKANIMIZI KUTLUYORUM''-
Başbakan Erdoğan, ''Bir kez daha bu harekatların planlama ve icrasında
görev alan Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere kuvvet komutanları,
kahraman pilotlarımız ve subayından erine askerlerimizi şahsım,
hükümetim, milletim adına kutluyorum'' diye konuştu.
Bunların, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda ne kadar kararlı ve
ciddi olduğunu gösteren operasyonlar olduğunu bildiren Erdoğan, terör
örgütünün, bu operasyonlarda ciddi zayiat verdiğini, haberleşme ve
lojistik alt yapısının büyük darbe aldığını dile getirdi.
''Bu vesileyle tekrar vurgulamakta yarar görüyorum; terör örgütüne
yönelik mücadelemiz siyasi, askeri, diplomatik, sosyal ve ekonomik,
bütün alanlarda aynı kararlılıkla devam edecektir'' diyen
Erdoğan, terörist faaliyetlerle Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne zarar
verebileceklerini zannedenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunun, her
geçen gün biraz daha net biçimde anlaşıldığını söyledi.
-''BÖLGEDE HAYATI TEHDİT EDEN TERÖR ÖRGÜTÜ''-
Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan sosyo-ekonomik sıkıntıların büyük
bir kısmının temelinde, bölgede hayatı tehdit etmekte olan terör
örgütünün bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu tehdidin ortadan kalkmasıyla birlikte inanıyorum ki Türkiye, huzura
kavuşacak, bu bölgelerde yatırımlar hızlanacak, bütün şehirlerimiz daha
süratle kalkınacaktır. Biz, yıllar yılı terörün bedelini yoksullukla
ödemiş bu bölgelerimizin en kısa zamanda Türkiye'nin değişim hızını
yakalayacaklarına da samimiyetle inanıyoruz.
Girişimcilerin bir çoğu, özellikle bu bölgede yatırım yapmak isteyenler,
maalesef buradaki güven tehdidi, terör eylemleri nedeniyle yatırım
yapmaktan kaçıyorlar, yatırım yapmayı düşünmüyorlar. Bütün bunlara
rağmen üzerlerine gidiyoruz, onlarla görüşüyoruz. Bu bölgeler, teşvik
kapsamı içinde olduğu için, 'Böyle bir imkanı onlara seferber edelim'
istiyoruz, ancak bu terör tehdidi buralardaki yatırımı asgariye
indiriyor. Devlet olarak, hükümet olarak üstümüze düşen şu ana kadar
sosyo ekonomik anlamda bütün adımları attık, altyapıyla ilgili
yatırımları yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Burada durmak yok. Eğitim,
sağlık alanında bu bölgelerdeki yatırımlarımız devam ediyor. Ulaşım,
otobanlar noktasında buralardaki çalışmalarımız aynı şekilde devam
ediyor. 42 bini yakalayan toplu konut yatırımlarımız gerçekleşti. Batı
da et kombinaları özelleştirilirken, bu bölgelerdeki tesisler
özelleştirme kapsamından çıkarılarak, hayvancılığımızı teşvik ederek,
vatandaşımızın kendi ayakları üzerinde durabilmesini ayrıca teşvik
ediyoruz.
Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz 70 milyon insanımızın, 81
vilayetimizin hükümetiyiz. Bu ülke insanının canına, birlik ve
beraberliğine, mutluluk ve refahına kastedenlere de asla izin veremeyiz,
vermeyeceğiz.''
-''HEDEFİMİZ, TERÖR ÖRGÜTÜDÜR''-
Başbakan Erdoğan, bu mücadelenin başarıya ulaşmasından sadece
Türkiye'nin kazançlı çıkmayacağını ifade ederek, ''Başından beri
söyledik; dost ve kardeş Irak'ın toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini
bugüne kadar hep destekledik, desteklemeye devam edeceğiz'' dedi.
Kardeş Irak halkının bir an önce huzur, refah ve istikrara kavuşmasını
arzu ettiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu konuda Türkiye olarak üzerimize düşeni de yaptığımıza inanıyorum.
Silahlı Kuvvetlerimizin icra ettiği sınır ötesi harekatlarda da kardeş
Irak halkının zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmakta, buna
azami dikkat ve özen gösterilmektedir.
Bizim hedefimiz, Irak'ın kuzeyinde konuşlanan terör örgütüdür, terör
örgütüne ait kamplardır. Birlik ve beraberliğimize, toprak
bütünlüğümüze, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine yönelen bölücü
terör tehdidini bertaraf etmek, bizim meşru, doğal hakkımızdır. Bu
mücadelemizi, müttefikimiz ABD, Irak ve İran, buralarla da görüşerek
sürdürmekteyiz. İşbirliği ve yakın çalışma içinde sürdürmekte de bundan
sonra kararlıyız.''
-ALMANYA'DAKİ OLAYIN AYDINLANMASI-
Hükümet olarak olayın aydınlanması için ellerinden geleni yapacaklarını
bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sadece Türk vatandaşlarının hayatlarını kaybettiği bu yangında
akıllara ilk gelen, ihmal ya da kasıt ihtimali, bizi büyük endişeye sevk
etmiştir.
Umuyorum ki soruşturma en kısa zamanda sonuçlanacaktır ve olay aydınlığa
kavuşacaktır. Hükümet olarak olayın bir an önce aydınlatılması için
yakın takipçisi olacağımızdan herkesin emin olmasını istiyorum. Bu elim
olayın arkasındaki esas saik, son zamanlardaki 'yabancı düşmanlığı'
anlayışına dayalı bir gelişme midir, değil midir? İstiyoruz ki bu
olmasın.
Alman makamlarıyla yaptığımız görüşmelerde Türkiye'den de bir uzman
heyetin olayla ilgili incelemelere katkıda bulunması için mutabık
kaldık. Bu akşam Devlet Bakanımız Mustafa Said Yazıcıoğlu, emniyetten 4
kişilik bir heyetle birlikte olay yerine giderek, bu elim olaydan
etkilenen vatandaşlarımızla beraber olacak ve buradaki çalışmaları
yerinde tespit ederek, kendileri de oradaki teknik çalışmaya katılacak.
Soruşturmanın seyri hakkında bilgi alacak. Allah acıları kimseye
yaşatmasın. Gelişmeye göre de Mustafa Bey'den (Sait Yazıcıoğlu) alacağım
bilgiye göre de gerekirse Perşembe günü ben de olay yerine giderek,
olayın yerinde yapılan çalışmayı görmek ve incelemelerde bulunmak
istiyorum. Bakan arkadaşlarımla birlikte orada olacağım.''
Erdoğan, Türkiye'nin sorunlarının birbiriyle doğrudan ilgili olduğuna işaret ederek,
demokrasi ile ekonomi, hukuk devleti ile kalkınma, adalet ile sosyal
barış, eğitim ile özgürlük, iç politikadaki istikrar ile dış
politikadaki saygınlık, üretim, yatırım, kalite, rekabet ile serbest
piyasanın doğrudan birbiriyle ilgili, birbirini belirleyen konular
olduğunu söyledi.
''Demokrasinin çıtasını yükseltmeden, özgürlük ortamını geliştirmeden
ekonomiyi büyütemezsiniz'' diyen Erdoğan, içeride istikrar ve güven
tesis edilmeden uluslararası camiada ülkenin itibarının
yükseltilemeyeceğini vurguladı. Hukuk devletinin temellerini sağlamlaştırmadan, evrensel hukukun
gereğini yapmadan, bütün vatandaşların haklarını güvenceye almadan
kalkınmanın gerçekleşemeyeceğini anlatan Erdoğan, ''Adaletin bütün
vatandaşlarımızı kuşatmasını sağlamadan, Türkiye Cumhuriyeti devletine
vatandaşlarımızın aidiyetini güçlendirmeden, o çok özlediğimiz sosyal
barışı temin edemeyiz'' dedi.
Erdoğan, Türkiye'yi çeyrek asırdır yoran, vatandaş ile devlet arasındaki
güven ilişkisini zedeleyen bir tartışma konusunu tedavülden kaldırmak
istediklerine işaret ederek, bu konuda MHP ile AK Parti
milletvekillerinin TBMM'ye sunduğu Anayasa değişiklik teklifinin yarın
TBMM Genel Kurulunda ele alınacağını hatırlattı.
Yapmaya çalıştıkları şeyin iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan
Erdoğan, ''Bizim yaptığımız; bütünüyle yüksek öğretimde eğitim hakkı,
eğitim özgürlüğü kapsamında evrensel hukuk ilkelerini hayata geçirmeye
yönelik bir düzenlemedir.Kimse bunu başka yerlere çekmesin. Buna gayret
etmesin. Temel hak ve özgürlükler içinde değerlendirilmesi gereken bir
konuyu farklı yerlere çekmek,ülkedeki toplumsal barışa gölge düşürme
gayretidir'' dedi.
Üniversitelerde bu özgürlükler üzerindeki sınırlamaları kaldırarak,
laikliği güçlendiren bir düzenlemeye AK Parti ile MHP milletvekillerinin
imzalarını koyduğunu anlatan Erdoğan, bu konuda kamuoyunda dile
getirilen bazı kaygı ve eleştirileri de dikkatle takip etiklerini
bildirdi. Bu eleştiri ve kaygıları, çözüm arayışlarına katkı olarak
gördüklerini ve değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kimsenin endişesi olmasın; biz siyasi tercihine, yaşam biçimine
bakmaksızın bütün vatandaşlarımızın yanındayız. Bunu 5 yıl göstermiştir.
Ama ben şunu anlatmak istiyorum. Değerli kardeşlerim, sevgili
vatandaşlarım; şu anda koparılan fırtınalar yeni değil. Şu anda bir
Başbakan olarak bunları izliyorum. Ama aynı senaryoları 1994'te
İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum zaman da izledim. Yine
aynı senaristler, aynı aktörler vardı. Yine aynı şeyleri söylüyorlardı.
Yapmadıklarımızla bizleri bir iftira kampanyası içinde suçlamaya
çalışıyorlardı. Dikkat ederseniz aynı şey şimdi de var. Neler demediler?
Otobüslerden ayırdığımızı, aşağıya attığımızı, trenlerden
attığımızı...Bu tür şeyleri, kampanyaları söylediler, sürdürdüler. Bizim
İstanbul'a hizmetten başka bir aşkımız yoktur ve hamd olsun o dönem,
hizmetleriyle anılan bir İstanbul... İşte buyurun şimdi yine AK Parti'li
bir belediye var. İstanbul'da yaşam, her şey ortada...Haa aradıktan
sonra bir şeyler bulursunuz, rahat bulursunuz. Ben de istediğim zaman
istediğim yerde neler bulurum neler...Ama dürüst olalım, samimi olalım.
Bardağın boş tarafıyla değil, dolu tarafıyla ilgilenelim, buna bakalım.
Buna kimse bakmıyor. Ülkemiz nereden nereye gelmiş, özgürlüklerde nereye
gelmiş, buna kimse bakmıyor. Allah aşkına söylüyorum; dünyanın gelişmiş,
gelişmekte olan ülkelerine, batılı ülkelere bir bakalım. Acaba bizim
benzerimiz bir başka ülke var mı? Özgürlükler noktasında bunu söylüyorum
var mı? Yok. Herkesin hakkına, hukukuna sahip çıkmayı biz görev telakki
ettik. Bu yola böyle çıktık. Hak ve özgürlükleri bütün vatandaşlarımız
için istiyoruz.''
-''LAİKLİK İLKESİNİN ANAYASAYA GİRİŞİ...''-
Erdoğan, laiklik ilkesinin, Anayasaya girişinin 71. yıl dönümünün
kutlandığına dikkati çekerek, bu ilkenin kimsenin tasarrufu altında
olmadığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bugün ülkemizde şu Parlamento çatısı altında, laiklik ilkesine karşı
olduğunu söyleyen bir parti mi var veyahut bunun karşısında olduğunu
söyleyen bir milletvekili mi var? Nereden çıkıyor bunlar? Önüne gelen
orayla kendine göre bir ilinti kurmaya gayret ediyor. Bunlar çok yanlış
şeyler. Bu kadar açık ve net her şeyi söyleyeceksiniz ve partinizin
tüzüğüne, programına her şeyi buna göre yerleştireceksiniz,
uygulamalarınızı buna göre yapacaksınız ve Anayasal tanımıyla,
demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin birbirini
tamamlayan temel niteliklerinden biri olarak ona kuvvetle
sarılacaksınız. Ama birileri de çıkacak hemen bunun ilintisini kurmaya
gayret edecek.
Cumhuriyetimizin kuruluş ideallerine ulaşmamız, hiç şüphesiz, bu
nitelikleri lafzına ve ruhuna uygun bir biçimde tam olarak hayata
geçirmemizle mümkündür. Mutlulukla ifade etmeliyim ki, milletimiz,
cumhuriyetimizin temel niteliklerini benimsemiş, laiklik gibi demokrasi
ve hukukun üstünlüğü ilkelerini de içselleştirmiştir. İşte bu nedenle
aziz milletimiz, bütün ilke ve kurumlarıyla Cumhuriyetimizin de
demokrasimizin de en büyük güvencesidir. Cumhuriyetimizin en büyük
başarısı, bana göre, kısa bir zamanda milletimizle bu ölçüde kucaklaşmış
olmasıdır.
Laiklik ilkesinin, Anayasamızda yer almasının 71. yıl dönümünde bugün,
farklı inanç ve yaşam biçimleri için özgürleştirici bir güvence olarak
ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu çok daha iyi görüyoruz.''
Millet olarak bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği
çağdaşlaşma hedeflerine her zamankinden daha yakın olmanın da
bahtiyarlığını yaşadıklarını belirten Erdoğan, ''Bu noktaya gelmemizde,
laiklik gibi Cumhuriyetin temel değer ve ilkelerinin millet tarafından
ortak payda olarak kabul görmesinin belirleyici bir role sahip''
olduğunu ifade etti.
Bundan sonra da millet olarak kendilerini bekleyen çok önemli bir
sorumlulukları olduğuna inancını dile getiren Erdoğan, bunun da
''Laikliği, ayrıştırıcı değil birleştirici bir ilke olarak yaşatıp
gelecek nesillere taşımak'' olduğunu belirtti.
Erdoğan, ''Bütün Cumhuriyet değerlerimiz gibi laiklik ilkesini de her
türlü gündelik siyasi tartışmanın üstünde tutmaya büyük bir özen ve
dikkat göstermeliyiz. Ama laiklik ilkesi üzerinden geçinmeye değil...AK
Parti olarak bu sorumluluk şuuruyla, Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi
daha da güçlendirmek için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı
kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz'' dedi. -''SORUNA MUHATAP OLMAYAN PARTİ YOK''-
Erdoğan, üniversitelerde kılık kıyafetle ilgili soruna işaret ederek,
şunları söyledi:
''Açık söyleyelim, üniversitelerde fiili kılık kıyafet yasağı konusu,
hangi siyasi parti iktidarda olursa olsun o iktidarın çözmesi gereken
bir konudur. Bu soruna muhatap olmayan parti yoktur. Siyasi iktidarlar
sorun çözerler, ülkelerindeki sorunları azaltmanın gayreti içinde olmak
durumundadırlar. Sorun üretmek gibi bir görevleri olamaz. Bu güzel
ülkemizde böyle bir sorun var mı, var. O zaman bu sorunu çözmek, siyasi
iktidarların görevidir. İşte şu anda iki siyasi parti, bu noktada bir
karar birliğine varmış, bir mutabakat sağlamış ve bununla da bu adımı
atmıştır.
Sorun bugün ne kadar iktidarı ilgilendiriyorsa muhalefeti de aynı ölçüde
ilgilendirmektedir. Siyasetin temel görevi, eğer vatandaş ile devlet
arasındaki sorunları çözmek ise -ki biz buna inanıyoruz- aradaki
mesafeyi kaldırmaktır. Bu milletin hukuku, ancak ve ancak birliğimizi ve
beraberliğimizi savunarak korunabilir. CHP'linin, MHP'linin, AK
Parti'linin hukuku, başını örtenin ya da örtmeyenin hukuku ayrı ayrı
değildir. Onun için diyoruz ki diğer partilerimizde varsa çözüm için
önerileri, gelsinler Mecliste ortaya koysunlar. Bu sorunu artık geride
bırakmamıza katkıda bulunsunlar.''
-MEDYAYA ELEŞTİRİ...-
Dün DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ile görüştüğünü, kendilerine de aynı
şeyi söylediğini anlatan Erdoğan, ''Ama bakıyorum bugün, yine malüm
gazetelerden biri başlığına koymuş, 'Uzlaşmaya varılamadı'
diye...Verilen cevap şu; 'Eğer bize hukuk noktasında bir katkınız
olacaksa, buz buna açığız.' Buyursunlar hukuken ne gibi katkıları varsa,
nereden bize bir katkı gelirse gelsin, oturur konuşuruz ve onu da bu
çözüm içine alırız'' diye konuştu.
Dertlerinin sorunu çözmek ve ortadan kaldırmak olduğuna dikkati çeken
Erdoğan, sorunla daha gündeme gelmeden birçok kamuoyu araştırma
şirketinin çalışma yaptığını söyledi. ''Şu anda bunu körükleyen medya
gurubu da bununla ilgili araştırmalar yaptı ve o araştırmalarda da
Türkiye'de nasıl bir sorun olduğu ve çözülmesi noktasında milletimizin
hassasiyeti ortaya çıktı'' diyen Erdoğan, konuyla ilgili sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Ama buna rağmen bakıyorSunuz aynı medya grubu veriyor, veriştiriyor.
Bu araştırmayı o zaman sen niye yaptırdın? Milletin nabzını yoklamak
için değil mi? Milletin nabzı hangi istikamette, çözümü
istikametinde...Peki sen milletin beklentilerine mi cevap arıyorsun
yoksa kendi duygularına mı cevap arıyorsun? Burası çok önemli. Bizler
her türlü kaygı ve eleştiriyi dikkate alıyoruz. Genel kabul görecek bir
çözüm üretelim ki laiklik ilkesi de birlik ve beraberliğimiz de
güçlensin istiyoruz.''
Erdoğan, iktidara geldikleri ilk günden bu yana Cumhuriyetin temel
değerlerine, milletin beklenti ve taleplerine yönelik hassasiyetleri
yitirmeden, ortak değer ve hedefleri akıllarından çıkarmadan hareket
etiklerini anlattı.
Beş yıllık icraatlarının yaptıklarının ve yapacaklarınızın en güzel
örneği ve bir nevi teminatı olduğunu belirten Erdoğan, ilk gün niyet
okuyuculuğuna soyunup gizli gündem uyarısında bulunanların, geçen beş
yılda mahcup olduklarını, tahriklerine karşılık bulamadıklarını,
bayatlamış senaryolarıyla baş başa kaldıklarını söyledi. Erdoğan, ''Yine
biz onların tahriklerine cevap vermeyeceğiz, o oyuna AK Parti Grubu
olarak gelmeyeceğiz. Bizim işimiz var. Biz 'durmak yok, yola devam'
diyoruz'' dedi.
22 Temmuz'da Türk milletinin hem geçen dönemdeki icraatlarına güvenoyu
verdiğini, hem de gelecek döneme yönelik vizyonlarını paylaştıklarını
gösterdiğini kaydeden Erdoğan, ''Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki niyet
okuyucular, gizli gündem çığırtkanları alışkanlıklarından
kurtulamadılar. Şunu herkes çok iyi bilmelidir: Ak Parti hukukun,
demokrasinin, laikliğin çerçevesi dışında hiçbir adım atmaz, hiçbir
gerilimin tarafı olmaz'' dedi.
-''HERKESİ SEVİNDİREN SONUÇLAR...''-
Erdoğan, konuşmasının son bölümünde ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde
bulundu. Erdoğan, ''Tüm bu alanlar bir tarafa...Şöyle kenara koyuyoruz.
Dünyadaki ekonomik gelişmeleri görüyorsunuz. Dünya, özellikle finans
sektöründeki o kabarık rakamların, kabartılmış, abartılmış rakamların şu
anda bedelini ödüyor'' dedi.
2007 yılına ilişkin ekonomik gerçekleşmelerin netleşmeye başladığını ve
yine temel göstergelerde herkesi sevindiren sonuçlar alındığını ve 2008
yılına iyi bir başlangıç yapıldığını anlatan Erdoğan, geçen yıl
ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 25.3 oranında artış göstererek,
ocak ayı sonu itibarıyla 107 milyar 154 milyon dolar seviyesine
ulaştığını bildirdi.
Erdoğan, ''Biliyorsunuz ki yıl sonu için ihracat hedefimiz 100 milyar
dolardı. Bunun üzerine 7 milyar dolar daha ekledik ve yılı 107 milyar
dolar ile kapattık'' dedi.
Aynı dönemde ithalatın da yüzde 21.8 oranında arttığını ve 170 milyar
dolar olarak gerçekleştiğini belirten Erdoğan, 2007 sonu itibariyle,
Türkiye'nin dış ticaret hacminin 277 milyar 141 milyon dolar seviyesine
ulaştığını kaydetti.
Cari açığın finansmanında da en etkili kalemlerden olan turizm
gelirlerinin tarihi bir seviyeye ulaştığını ifade eden Erdoğan, 2007
yılında turizm gelirinin 18 milyar 487 milyon dolar olarak
gerçekleştiğini, bunun da bir rekor olduğunu söyledi. Bu dönemde
Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısında da bir rekora imzalarını
attıklarını ve 27 milyon 215 bin kişiye ulaştığını kaydeden Erdoğan,
Türkiye'ye gelen turistler arasında Almanların 4 milyon 200 bin turistle
ilk sırada yer aldığını, ikinci sırada Rusların 2 milyon 465 bin
turistle yer aldığını, İngilizlerin de 1 milyon 916 bin turistle üçüncü
sırada yer aldığını bildirdi.
Erdoğan, ''Bu seviyeler, tarihimizde ilk kez gördüğümüz, ilk kez
ulaştığımız seviyelerdir. Turizm alanındaki bu büyük başarıyı artırarak
devam ettirmekte kararlıyız'' dedi.
Erdoğan, yoğun bir hafta geçireceklerini belirterek, yarın ve
cumartesi günkü Anayasa değişikliği çalışmalarında milletvekilleri
olarak herkesin bütün hassasiyetiyle Genel Kurulda yerini almasını
istedi.
Başbakan Erdoğan, ''Bu çalışmalar vesilesiyle tüm arkadaşlarımı şimdiden
tebrik ediyorum'' dedi.
AK Parti Grup toplantısı, bu hafta izleyiciye kapalı tutuldu.
Kuzey Irak'taki PKK hedeflerine yönelik operasyonların, belirlenen hedefler doğrultusunda devam ettiğini belirten Erdoğan, dün gece saat 03.00'ten itibaren Hava Kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının, Avaşin-Basyan ve Hakurk bölgelerinde tespit edilen terörist hedeflere yönelik çok başarılı bir harekat gerçekleştirdiğini anlattı. Ağır kış şartlarında yapılan bu son harekatın da öncekiler gibi başarılı bir şekilde yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, bölücü terör örgütüne ait olduğu titizlikle tespit edilen çok sayıda hedefin vurulduğunu kaydetti.
-''GENELKURMAY BAŞKANIMIZI KUTLUYORUM''-
Başbakan Erdoğan, ''Bir kez daha bu harekatların planlama ve icrasında
görev alan Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere kuvvet komutanları,
kahraman pilotlarımız ve subayından erine askerlerimizi şahsım,
hükümetim, milletim adına kutluyorum'' diye konuştu.
Bunların, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda ne kadar kararlı ve
ciddi olduğunu gösteren operasyonlar olduğunu bildiren Erdoğan, terör
örgütünün, bu operasyonlarda ciddi zayiat verdiğini, haberleşme ve
lojistik alt yapısının büyük darbe aldığını dile getirdi.
''Bu vesileyle tekrar vurgulamakta yarar görüyorum; terör örgütüne
yönelik mücadelemiz siyasi, askeri, diplomatik, sosyal ve ekonomik,
bütün alanlarda aynı kararlılıkla devam edecektir'' diyen
Erdoğan, terörist faaliyetlerle Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne zarar
verebileceklerini zannedenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunun, her
geçen gün biraz daha net biçimde anlaşıldığını söyledi.
-''BÖLGEDE HAYATI TEHDİT EDEN TERÖR ÖRGÜTÜ''-
Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan sosyo-ekonomik sıkıntıların büyük
bir kısmının temelinde, bölgede hayatı tehdit etmekte olan terör
örgütünün bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu tehdidin ortadan kalkmasıyla birlikte inanıyorum ki Türkiye, huzura
kavuşacak, bu bölgelerde yatırımlar hızlanacak, bütün şehirlerimiz daha
süratle kalkınacaktır. Biz, yıllar yılı terörün bedelini yoksullukla
ödemiş bu bölgelerimizin en kısa zamanda Türkiye'nin değişim hızını
yakalayacaklarına da samimiyetle inanıyoruz.
Girişimcilerin bir çoğu, özellikle bu bölgede yatırım yapmak isteyenler,
maalesef buradaki güven tehdidi, terör eylemleri nedeniyle yatırım
yapmaktan kaçıyorlar, yatırım yapmayı düşünmüyorlar. Bütün bunlara
rağmen üzerlerine gidiyoruz, onlarla görüşüyoruz. Bu bölgeler, teşvik
kapsamı içinde olduğu için, 'Böyle bir imkanı onlara seferber edelim'
istiyoruz, ancak bu terör tehdidi buralardaki yatırımı asgariye
indiriyor. Devlet olarak, hükümet olarak üstümüze düşen şu ana kadar
sosyo ekonomik anlamda bütün adımları attık, altyapıyla ilgili
yatırımları yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Burada durmak yok. Eğitim,
sağlık alanında bu bölgelerdeki yatırımlarımız devam ediyor. Ulaşım,
otobanlar noktasında buralardaki çalışmalarımız aynı şekilde devam
ediyor. 42 bini yakalayan toplu konut yatırımlarımız gerçekleşti. Batı
da et kombinaları özelleştirilirken, bu bölgelerdeki tesisler
özelleştirme kapsamından çıkarılarak, hayvancılığımızı teşvik ederek,
vatandaşımızın kendi ayakları üzerinde durabilmesini ayrıca teşvik
ediyoruz.
Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz 70 milyon insanımızın, 81
vilayetimizin hükümetiyiz. Bu ülke insanının canına, birlik ve
beraberliğine, mutluluk ve refahına kastedenlere de asla izin veremeyiz,
vermeyeceğiz.''
-''HEDEFİMİZ, TERÖR ÖRGÜTÜDÜR''-
Başbakan Erdoğan, bu mücadelenin başarıya ulaşmasından sadece
Türkiye'nin kazançlı çıkmayacağını ifade ederek, ''Başından beri
söyledik; dost ve kardeş Irak'ın toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini
bugüne kadar hep destekledik, desteklemeye devam edeceğiz'' dedi.
Kardeş Irak halkının bir an önce huzur, refah ve istikrara kavuşmasını
arzu ettiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu konuda Türkiye olarak üzerimize düşeni de yaptığımıza inanıyorum.
Silahlı Kuvvetlerimizin icra ettiği sınır ötesi harekatlarda da kardeş
Irak halkının zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmakta, buna
azami dikkat ve özen gösterilmektedir.
Bizim hedefimiz, Irak'ın kuzeyinde konuşlanan terör örgütüdür, terör
örgütüne ait kamplardır. Birlik ve beraberliğimize, toprak
bütünlüğümüze, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine yönelen bölücü
terör tehdidini bertaraf etmek, bizim meşru, doğal hakkımızdır. Bu
mücadelemizi, müttefikimiz ABD, Irak ve İran, buralarla da görüşerek
sürdürmekteyiz. İşbirliği ve yakın çalışma içinde sürdürmekte de bundan
sonra kararlıyız.''
-ALMANYA'DAKİ OLAYIN AYDINLANMASI-
Hükümet olarak olayın aydınlanması için ellerinden geleni yapacaklarını
bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sadece Türk vatandaşlarının hayatlarını kaybettiği bu yangında
akıllara ilk gelen, ihmal ya da kasıt ihtimali, bizi büyük endişeye sevk
etmiştir.
Umuyorum ki soruşturma en kısa zamanda sonuçlanacaktır ve olay aydınlığa
kavuşacaktır. Hükümet olarak olayın bir an önce aydınlatılması için
yakın takipçisi olacağımızdan herkesin emin olmasını istiyorum. Bu elim
olayın arkasındaki esas saik, son zamanlardaki 'yabancı düşmanlığı'
anlayışına dayalı bir gelişme midir, değil midir? İstiyoruz ki bu
olmasın.
Alman makamlarıyla yaptığımız görüşmelerde Türkiye'den de bir uzman
heyetin olayla ilgili incelemelere katkıda bulunması için mutabık
kaldık. Bu akşam Devlet Bakanımız Mustafa Said Yazıcıoğlu, emniyetten 4
kişilik bir heyetle birlikte olay yerine giderek, bu elim olaydan
etkilenen vatandaşlarımızla beraber olacak ve buradaki çalışmaları
yerinde tespit ederek, kendileri de oradaki teknik çalışmaya katılacak.
Soruşturmanın seyri hakkında bilgi alacak. Allah acıları kimseye
yaşatmasın. Gelişmeye göre de Mustafa Bey'den (Sait Yazıcıoğlu) alacağım
bilgiye göre de gerekirse Perşembe günü ben de olay yerine giderek,
olayın yerinde yapılan çalışmayı görmek ve incelemelerde bulunmak
istiyorum. Bakan arkadaşlarımla birlikte orada olacağım.''
Erdoğan, Türkiye'nin sorunlarının birbiriyle doğrudan ilgili olduğuna işaret ederek,
demokrasi ile ekonomi, hukuk devleti ile kalkınma, adalet ile sosyal
barış, eğitim ile özgürlük, iç politikadaki istikrar ile dış
politikadaki saygınlık, üretim, yatırım, kalite, rekabet ile serbest
piyasanın doğrudan birbiriyle ilgili, birbirini belirleyen konular
olduğunu söyledi.
''Demokrasinin çıtasını yükseltmeden, özgürlük ortamını geliştirmeden
ekonomiyi büyütemezsiniz'' diyen Erdoğan, içeride istikrar ve güven
tesis edilmeden uluslararası camiada ülkenin itibarının
yükseltilemeyeceğini vurguladı. Hukuk devletinin temellerini sağlamlaştırmadan, evrensel hukukun
gereğini yapmadan, bütün vatandaşların haklarını güvenceye almadan
kalkınmanın gerçekleşemeyeceğini anlatan Erdoğan, ''Adaletin bütün
vatandaşlarımızı kuşatmasını sağlamadan, Türkiye Cumhuriyeti devletine
vatandaşlarımızın aidiyetini güçlendirmeden, o çok özlediğimiz sosyal
barışı temin edemeyiz'' dedi.
Erdoğan, Türkiye'yi çeyrek asırdır yoran, vatandaş ile devlet arasındaki
güven ilişkisini zedeleyen bir tartışma konusunu tedavülden kaldırmak
istediklerine işaret ederek, bu konuda MHP ile AK Parti
milletvekillerinin TBMM'ye sunduğu Anayasa değişiklik teklifinin yarın
TBMM Genel Kurulunda ele alınacağını hatırlattı.
Yapmaya çalıştıkları şeyin iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan
Erdoğan, ''Bizim yaptığımız; bütünüyle yüksek öğretimde eğitim hakkı,
eğitim özgürlüğü kapsamında evrensel hukuk ilkelerini hayata geçirmeye
yönelik bir düzenlemedir.Kimse bunu başka yerlere çekmesin. Buna gayret
etmesin. Temel hak ve özgürlükler içinde değerlendirilmesi gereken bir
konuyu farklı yerlere çekmek,ülkedeki toplumsal barışa gölge düşürme
gayretidir'' dedi.
Üniversitelerde bu özgürlükler üzerindeki sınırlamaları kaldırarak,
laikliği güçlendiren bir düzenlemeye AK Parti ile MHP milletvekillerinin
imzalarını koyduğunu anlatan Erdoğan, bu konuda kamuoyunda dile
getirilen bazı kaygı ve eleştirileri de dikkatle takip etiklerini
bildirdi. Bu eleştiri ve kaygıları, çözüm arayışlarına katkı olarak
gördüklerini ve değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kimsenin endişesi olmasın; biz siyasi tercihine, yaşam biçimine
bakmaksızın bütün vatandaşlarımızın yanındayız. Bunu 5 yıl göstermiştir.
Ama ben şunu anlatmak istiyorum. Değerli kardeşlerim, sevgili
vatandaşlarım; şu anda koparılan fırtınalar yeni değil. Şu anda bir
Başbakan olarak bunları izliyorum. Ama aynı senaryoları 1994'te
İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum zaman da izledim. Yine
aynı senaristler, aynı aktörler vardı. Yine aynı şeyleri söylüyorlardı.
Yapmadıklarımızla bizleri bir iftira kampanyası içinde suçlamaya
çalışıyorlardı. Dikkat ederseniz aynı şey şimdi de var. Neler demediler?
Otobüslerden ayırdığımızı, aşağıya attığımızı, trenlerden
attığımızı...Bu tür şeyleri, kampanyaları söylediler, sürdürdüler. Bizim
İstanbul'a hizmetten başka bir aşkımız yoktur ve hamd olsun o dönem,
hizmetleriyle anılan bir İstanbul... İşte buyurun şimdi yine AK Parti'li
bir belediye var. İstanbul'da yaşam, her şey ortada...Haa aradıktan
sonra bir şeyler bulursunuz, rahat bulursunuz. Ben de istediğim zaman
istediğim yerde neler bulurum neler...Ama dürüst olalım, samimi olalım.
Bardağın boş tarafıyla değil, dolu tarafıyla ilgilenelim, buna bakalım.
Buna kimse bakmıyor. Ülkemiz nereden nereye gelmiş, özgürlüklerde nereye
gelmiş, buna kimse bakmıyor. Allah aşkına söylüyorum; dünyanın gelişmiş,
gelişmekte olan ülkelerine, batılı ülkelere bir bakalım. Acaba bizim
benzerimiz bir başka ülke var mı? Özgürlükler noktasında bunu söylüyorum
var mı? Yok. Herkesin hakkına, hukukuna sahip çıkmayı biz görev telakki
ettik. Bu yola böyle çıktık. Hak ve özgürlükleri bütün vatandaşlarımız
için istiyoruz.''
-''LAİKLİK İLKESİNİN ANAYASAYA GİRİŞİ...''-
Erdoğan, laiklik ilkesinin, Anayasaya girişinin 71. yıl dönümünün
kutlandığına dikkati çekerek, bu ilkenin kimsenin tasarrufu altında
olmadığını belirterek, şöyle devam etti:
''Bugün ülkemizde şu Parlamento çatısı altında, laiklik ilkesine karşı
olduğunu söyleyen bir parti mi var veyahut bunun karşısında olduğunu
söyleyen bir milletvekili mi var? Nereden çıkıyor bunlar? Önüne gelen
orayla kendine göre bir ilinti kurmaya gayret ediyor. Bunlar çok yanlış
şeyler. Bu kadar açık ve net her şeyi söyleyeceksiniz ve partinizin
tüzüğüne, programına her şeyi buna göre yerleştireceksiniz,
uygulamalarınızı buna göre yapacaksınız ve Anayasal tanımıyla,
demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin birbirini
tamamlayan temel niteliklerinden biri olarak ona kuvvetle
sarılacaksınız. Ama birileri de çıkacak hemen bunun ilintisini kurmaya
gayret edecek.
Cumhuriyetimizin kuruluş ideallerine ulaşmamız, hiç şüphesiz, bu
nitelikleri lafzına ve ruhuna uygun bir biçimde tam olarak hayata
geçirmemizle mümkündür. Mutlulukla ifade etmeliyim ki, milletimiz,
cumhuriyetimizin temel niteliklerini benimsemiş, laiklik gibi demokrasi
ve hukukun üstünlüğü ilkelerini de içselleştirmiştir. İşte bu nedenle
aziz milletimiz, bütün ilke ve kurumlarıyla Cumhuriyetimizin de
demokrasimizin de en büyük güvencesidir. Cumhuriyetimizin en büyük
başarısı, bana göre, kısa bir zamanda milletimizle bu ölçüde kucaklaşmış
olmasıdır.
Laiklik ilkesinin, Anayasamızda yer almasının 71. yıl dönümünde bugün,
farklı inanç ve yaşam biçimleri için özgürleştirici bir güvence olarak
ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu çok daha iyi görüyoruz.''
Millet olarak bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği
çağdaşlaşma hedeflerine her zamankinden daha yakın olmanın da
bahtiyarlığını yaşadıklarını belirten Erdoğan, ''Bu noktaya gelmemizde,
laiklik gibi Cumhuriyetin temel değer ve ilkelerinin millet tarafından
ortak payda olarak kabul görmesinin belirleyici bir role sahip''
olduğunu ifade etti.
Bundan sonra da millet olarak kendilerini bekleyen çok önemli bir
sorumlulukları olduğuna inancını dile getiren Erdoğan, bunun da
''Laikliği, ayrıştırıcı değil birleştirici bir ilke olarak yaşatıp
gelecek nesillere taşımak'' olduğunu belirtti.
Erdoğan, ''Bütün Cumhuriyet değerlerimiz gibi laiklik ilkesini de her
türlü gündelik siyasi tartışmanın üstünde tutmaya büyük bir özen ve
dikkat göstermeliyiz. Ama laiklik ilkesi üzerinden geçinmeye değil...AK
Parti olarak bu sorumluluk şuuruyla, Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi
daha da güçlendirmek için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı
kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz'' dedi. -''SORUNA MUHATAP OLMAYAN PARTİ YOK''-
Erdoğan, üniversitelerde kılık kıyafetle ilgili soruna işaret ederek,
şunları söyledi:
''Açık söyleyelim, üniversitelerde fiili kılık kıyafet yasağı konusu,
hangi siyasi parti iktidarda olursa olsun o iktidarın çözmesi gereken
bir konudur. Bu soruna muhatap olmayan parti yoktur. Siyasi iktidarlar
sorun çözerler, ülkelerindeki sorunları azaltmanın gayreti içinde olmak
durumundadırlar. Sorun üretmek gibi bir görevleri olamaz. Bu güzel
ülkemizde böyle bir sorun var mı, var. O zaman bu sorunu çözmek, siyasi
iktidarların görevidir. İşte şu anda iki siyasi parti, bu noktada bir
karar birliğine varmış, bir mutabakat sağlamış ve bununla da bu adımı
atmıştır.
Sorun bugün ne kadar iktidarı ilgilendiriyorsa muhalefeti de aynı ölçüde
ilgilendirmektedir. Siyasetin temel görevi, eğer vatandaş ile devlet
arasındaki sorunları çözmek ise -ki biz buna inanıyoruz- aradaki
mesafeyi kaldırmaktır. Bu milletin hukuku, ancak ve ancak birliğimizi ve
beraberliğimizi savunarak korunabilir. CHP'linin, MHP'linin, AK
Parti'linin hukuku, başını örtenin ya da örtmeyenin hukuku ayrı ayrı
değildir. Onun için diyoruz ki diğer partilerimizde varsa çözüm için
önerileri, gelsinler Mecliste ortaya koysunlar. Bu sorunu artık geride
bırakmamıza katkıda bulunsunlar.''
-MEDYAYA ELEŞTİRİ...-
Dün DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ile görüştüğünü, kendilerine de aynı
şeyi söylediğini anlatan Erdoğan, ''Ama bakıyorum bugün, yine malüm
gazetelerden biri başlığına koymuş, 'Uzlaşmaya varılamadı'
diye...Verilen cevap şu; 'Eğer bize hukuk noktasında bir katkınız
olacaksa, buz buna açığız.' Buyursunlar hukuken ne gibi katkıları varsa,
nereden bize bir katkı gelirse gelsin, oturur konuşuruz ve onu da bu
çözüm içine alırız'' diye konuştu.
Dertlerinin sorunu çözmek ve ortadan kaldırmak olduğuna dikkati çeken
Erdoğan, sorunla daha gündeme gelmeden birçok kamuoyu araştırma
şirketinin çalışma yaptığını söyledi. ''Şu anda bunu körükleyen medya
gurubu da bununla ilgili araştırmalar yaptı ve o araştırmalarda da
Türkiye'de nasıl bir sorun olduğu ve çözülmesi noktasında milletimizin
hassasiyeti ortaya çıktı'' diyen Erdoğan, konuyla ilgili sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Ama buna rağmen bakıyorSunuz aynı medya grubu veriyor, veriştiriyor.
Bu araştırmayı o zaman sen niye yaptırdın? Milletin nabzını yoklamak
için değil mi? Milletin nabzı hangi istikamette, çözümü
istikametinde...Peki sen milletin beklentilerine mi cevap arıyorsun
yoksa kendi duygularına mı cevap arıyorsun? Burası çok önemli. Bizler
her türlü kaygı ve eleştiriyi dikkate alıyoruz. Genel kabul görecek bir
çözüm üretelim ki laiklik ilkesi de birlik ve beraberliğimiz de
güçlensin istiyoruz.''
Erdoğan, iktidara geldikleri ilk günden bu yana Cumhuriyetin temel
değerlerine, milletin beklenti ve taleplerine yönelik hassasiyetleri
yitirmeden, ortak değer ve hedefleri akıllarından çıkarmadan hareket
etiklerini anlattı.
Beş yıllık icraatlarının yaptıklarının ve yapacaklarınızın en güzel
örneği ve bir nevi teminatı olduğunu belirten Erdoğan, ilk gün niyet
okuyuculuğuna soyunup gizli gündem uyarısında bulunanların, geçen beş
yılda mahcup olduklarını, tahriklerine karşılık bulamadıklarını,
bayatlamış senaryolarıyla baş başa kaldıklarını söyledi. Erdoğan, ''Yine
biz onların tahriklerine cevap vermeyeceğiz, o oyuna AK Parti Grubu
olarak gelmeyeceğiz. Bizim işimiz var. Biz 'durmak yok, yola devam'
diyoruz'' dedi.
22 Temmuz'da Türk milletinin hem geçen dönemdeki icraatlarına güvenoyu
verdiğini, hem de gelecek döneme yönelik vizyonlarını paylaştıklarını
gösterdiğini kaydeden Erdoğan, ''Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki niyet
okuyucular, gizli gündem çığırtkanları alışkanlıklarından
kurtulamadılar. Şunu herkes çok iyi bilmelidir: Ak Parti hukukun,
demokrasinin, laikliğin çerçevesi dışında hiçbir adım atmaz, hiçbir
gerilimin tarafı olmaz'' dedi.
-''HERKESİ SEVİNDİREN SONUÇLAR...''-
Erdoğan, konuşmasının son bölümünde ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde
bulundu. Erdoğan, ''Tüm bu alanlar bir tarafa...Şöyle kenara koyuyoruz.
Dünyadaki ekonomik gelişmeleri görüyorsunuz. Dünya, özellikle finans
sektöründeki o kabarık rakamların, kabartılmış, abartılmış rakamların şu
anda bedelini ödüyor'' dedi.
2007 yılına ilişkin ekonomik gerçekleşmelerin netleşmeye başladığını ve
yine temel göstergelerde herkesi sevindiren sonuçlar alındığını ve 2008
yılına iyi bir başlangıç yapıldığını anlatan Erdoğan, geçen yıl
ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 25.3 oranında artış göstererek,
ocak ayı sonu itibarıyla 107 milyar 154 milyon dolar seviyesine
ulaştığını bildirdi.
Erdoğan, ''Biliyorsunuz ki yıl sonu için ihracat hedefimiz 100 milyar
dolardı. Bunun üzerine 7 milyar dolar daha ekledik ve yılı 107 milyar
dolar ile kapattık'' dedi.
Aynı dönemde ithalatın da yüzde 21.8 oranında arttığını ve 170 milyar
dolar olarak gerçekleştiğini belirten Erdoğan, 2007 sonu itibariyle,
Türkiye'nin dış ticaret hacminin 277 milyar 141 milyon dolar seviyesine
ulaştığını kaydetti.
Cari açığın finansmanında da en etkili kalemlerden olan turizm
gelirlerinin tarihi bir seviyeye ulaştığını ifade eden Erdoğan, 2007
yılında turizm gelirinin 18 milyar 487 milyon dolar olarak
gerçekleştiğini, bunun da bir rekor olduğunu söyledi. Bu dönemde
Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısında da bir rekora imzalarını
attıklarını ve 27 milyon 215 bin kişiye ulaştığını kaydeden Erdoğan,
Türkiye'ye gelen turistler arasında Almanların 4 milyon 200 bin turistle
ilk sırada yer aldığını, ikinci sırada Rusların 2 milyon 465 bin
turistle yer aldığını, İngilizlerin de 1 milyon 916 bin turistle üçüncü
sırada yer aldığını bildirdi.
Erdoğan, ''Bu seviyeler, tarihimizde ilk kez gördüğümüz, ilk kez
ulaştığımız seviyelerdir. Turizm alanındaki bu büyük başarıyı artırarak
devam ettirmekte kararlıyız'' dedi.
Erdoğan, yoğun bir hafta geçireceklerini belirterek, yarın ve
cumartesi günkü Anayasa değişikliği çalışmalarında milletvekilleri
olarak herkesin bütün hassasiyetiyle Genel Kurulda yerini almasını
istedi.
Başbakan Erdoğan, ''Bu çalışmalar vesilesiyle tüm arkadaşlarımı şimdiden
tebrik ediyorum'' dedi.
AK Parti Grup toplantısı, bu hafta izleyiciye kapalı tutuldu.
