2007-02-20 - 14:00
ANAVATAN GRUBU TOPLANDI
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu: "Ülkeye sahte bahar havası pompalanıyor."
Anavatan Partisi TBMM grup toplantısı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup konuşmasının uzun sürmesi nedeniyle 50 dakika geç başladı. Bu gecikme üzerine, salonda bekleyen partililere hitap eden Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu, ''Önce Hazine yardımımızı kestiler, şimdi sesimizi kesmek istiyorlar ama kestirmeyiz. Parasız, pulsuz bile olsak kalbimizle varız. Önümüzü ne kadar kesmek isterlerse istesinler başarılı olamayacaklar'' dedi.

Daha sonra kürsüye gelen ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu, muhalefet olarak iletişim kaynaklarının son derece sınırlı; en önemli iletişim araçlarının ise grup toplantılarının canlı yayınlandığı Meclis Televizyonu olduğunu söyledi.

''SAHTE BAHAR HAVASI POMPALANIYOR''

Hükümetin halen bir enkaz edebiyatının peşinde olduğunu öne süren Mumcu, ''Sahte bahar havası, her yerde pompalanıyor. Şubat ayında çiçeklerin açması karşısında 'kar yağması lazım, yarın kuraklık, açlık olur' diyene deli gözüyle bakıyorlar. Sahte bahar havasında Türkiye, altından kalkamayacağı maceraya sürükleniyor'' dedi. Merkez Bankası döviz rezervinin 64 milyar dolar olduğunu kaydeden Erkan Mumcu, şöyle devam etti: ''Döviz rezervi sıfır lira olmalı. Biriken rezerv, ülke ekonomisinin geldiği borçlanma karşısında devlet olarak üstlenilen faturanın karşılığıdır. Gecelik yüzde 17 faizle borç alınıp, Avrupa bnkalarında yüzde yarım faizle tutuluyor. Yüzde 16.5 faizi, elektrik, doğalgaz, mazot alan çiftçi ödüyor. Devlete vergi vermesi gerekenler, borç veriyorlar. Hükümet, utanmadan bu sıcak paranın saltanatını sürüyor. Hükümetin yaptığı her şey, Veli Göçer'in yaptığından farklı değil.''

Mumcu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in, ''4.5 milyon ton kömür dağıtılmasıyla'', Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ise ''13 milyon kişinin yeşil kart sahibi olmasıyla'' övündüğünü ifade etti. ''Bu ülke, bunu mu özledi, özlediğimiz şey bu muydu?'' diye soran Mumcu,
Türkiye'de sürekli gündem saptırma ve gündem bombalama operasyonları yapıldığını savundu. Bir hafta İstanbul'a vize uygulamasının, bir hafta Kerkük'ün, bir hafta derin devletin tartışıldığını anlatan Mumcu, şunları kaydetti: ''Ne oldu derin devlete? Hani devlet içinde hukuk dışı, yasa dışı
örgütlenmeler vardı, ne oldu? Millete mi havale ettiniz, millet mi bakacak icabına? Hiçbir şey yok. Sadece olay, milletin devletinden kuşku duymasından ibaret kaldı, milleti devletinden soğutmaktan ibaret bir neticeden başka elimizde bir şey yok.''

Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın, ''Kuzey Irak yönetimi ile iyi ilişkiler kurmak istediği'' yönündeki sözler sarfettiğini belirterek, ''Tam da adına devlet
başkanı ibaresini zorla koyduran Mesut Barzani'nin, Fransız gazetesinde alenen Türkiye'yi bölmekle tehdit eden sözlerinin üstüne... Ne oldu devletin bölge politikası, Türkiye'nin birlik politikası... Hemen arkasından Barzani, Türkiye'de AKP'nin iktidara gelmesini destekleyeceğini söylüyor. Ondan, başka ne beklenebilir ki?'' dedi.

''BARAJLARI YIKIN''

Mumcu, Türkiye'de sürekli bir anket enflasyonu bulunduğunu ifade ederek, seçim yapmadan anketlerle bu işin bitirilebileceğini söyledi. Geçmiş dönemdeki anket sonuçlarının doğruluğuna bakılmasını isteyen Mumcu, ''Eğer bu anketler doğru olsaydı, bugünkü iktidar yoktu'' dedi. Mumcu, anketler üzerinden kamuoyunun manipüle edilmek istendiğini öne sürerek, şöyle devam etti: ''Kendi tercihlerine göre kamuoyu yönlendiriliyor. Ey millet, bu barajlar size kurulmuş barajlardır. Yönlendirmek istediğiniz, sürüklenmek istediğiniz yerde; sizin iktidarınız, sizin geleceğiniz, sizin hakkınız yok. Onların işbirliği içinde kurmak istedikleri düzen var. Size karşı kurulan düzenler var. Bu oyuna gelmeyin. Önünüze konulan barajları yıkıp geçmek, sizin elinizde. Sizi korkutmayı, size çaresizliği dayatmaya çalışıyorlar. Buna meydan okuyun. Milletinize, vatanınıza, kardeşlerinize inanın. Sürüklenmek istendiğiniz, kamplaşma, kutuplaşma oyununa düşmeyin. Türkiye fukaralığı, geri kalmışlığı, taşeron bir ekonomiyi hak etmiyor. Türkiye rekabet etmeyi, meydan okumayı hak ediyor.''

-TÜRK PETROL KANUNU-

ANAVATAN Lİderi Mumcu, ''utanmazca, IMF'ye ödenmiş borçtan bahsedildiğini'' belirterek, ''Niye stand-by'ın Türkiye'ye maliyetinden bahsetmiyorsunuz?'' dedi. IMF'ye madenlerin, bankaların, doğalgaz şebekelerinin satılacağının taahhüdünün verildiğini ifade eden Mumcu, Türk Petrol Kanununu eleştirdi. Mumcu, kanunu ''yüz karası'' olarak nitelendirerek, adının Türk olmasına rağmen, kanunun hiçbir yerinde ne Türklük, ne de Türkiye'nin menfaatlerinin bulunduğunu söyledi. Mumcu, Cumhurbaşkanlığı konusunda ''beş beş' diye bağırıldığını dile getiren Mumcu, ''Birileri beş sene daha devam etse iyi olurmuş. Onlar için iyi olacağı muhakkak, ama o beş başka bir beş. O beş, beşi bir yerde çağrısı. Ha onu
yaparlar mı, bugünkü parlamento güçleri altında yaparlar. Ama ben soruyorum, eğer o köşkte, onların gönderdiği bir cumhurbaşkanı olsaydı, petrol kanunu böyle geçseydi, ne olacaktı?'' diye sordu. Mumcu, kanunun bugünkü haliyle yürürlüğe girmesi durumunda TPAO'nın yabancı
şirketlere peşkeş çekileceğini ileri sürerek, ''Dünyanın neresinde özel bir imtiyazın, lisansın konusu olan alanlarda, milli sermaye dışlanır ve yabancı
sermayeye sınırsız hürriyet verilir. Bankacılık sektörünün yabancıyla teslim edildiği başka neresi var? Bunun Türkçesi, çayın taşıyla çayın kuşunu vurmaktır'' dedi.

-BAYKAL'A TEŞEKKÜR...-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gruptaki konuşmasının uzun sürmesi üzerine toplantıya 50 dakika geç başlayan Mumcu, yaklaşık 17 dakika konuştu. CHP'nin grup toplantısı saati yaklaşırken, Mumcu, ''kendisinin de konuşmasını uzattığını'' ifade etti. Mumcu, bu sırada arkadaşlarının, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan bir not getirdiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: ''Sayın Baykal, kalan süreyi benimle paylaşmaktan memnuniyet duyacağını ifade etmiş. Sayın Baykal'a çok teşekkür ediyorum. Ama bunu yapmayacağım. Sözlerime burada son vereceğim. Biz sözlerimizi çıkıp sokaklarda, meydanlarda söyleriz. Biz sesimizin yankısını televizyonlarda, radyolarda duymasak da milletimizin vicdanında duyuyoruz.''