2014-05-20 - 13:08
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Soma'daki maden faciasıyla ilgili adli soruşturma sürecinin maden şirketinin sahibine ve ortaklarına kadar uzanmasının zorunlu olduğunu belirterek, "301 canımızın kaybında kimlerin doğrudan ya da dolaylı parmağı varsa gerekli yaptırımlar adım adım uygulanmalıdır" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Soma'daki maden faciasıyla ilgili adli soruşturma sürecinin maden şirketinin sahibine ve ortaklarına kadar uzanmasının zorunlu olduğunu belirterek, "301 canımızın kaybında kimlerin doğrudan ya da dolaylı parmağı varsa gerekli yaptırımlar adım adım uygulanmalıdır" dedi.
Bahçeli, Soma'daki maden faciasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Soma'da Türkiye'nin en büyük iş kazasının yaşandığını ifade eden Bahçeli, "Acımızı tarif etmek için kelimeler kifayetsizdir" dedi. Maden kazasında yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileyen Bahçeli, kazanın uzun yıllar hafızalardan çıkmayacağını söyledi.
Bahçeli, Soma faciasının her şeyi gün yüzüne çıkardığını belirterek, bu çağda madenlerdeki iptidai şartlara göz yummanın, muhtemel ölümlü kazalara azmettirmek ve sebebiyet vermek anlamına geleceğine dikkati çekti.
Felakete devletin anında müdahale ettiğini, devletin tüm imkan ve gücüyle seferber olduğunu anlatan Bahçeli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın olayın başından sonuna kadar pozitif, olgun, sabırlı, anlayışlı, iyi niyetli ve çatışmaya mesafeli tutumunu koruduğunu söyledi. Bahçeli, Yıldız ile arama kurtarma çalışmalarına katılanlara, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, uzman ekiplere ve kamu görevlilerine teşekkür etti.
Bahçeli, MHP'nin koalisyon ortağı olduğu 57. Hükümet'in kurulmasından kısa süre sonra 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin meydana geldiğini anımsatarak, o dönemde de MHP'li bakanlar Osman Durmuş ve Koray Aydın'ın Yıldız gibi mücadele ortaya koyduğunu söyledi. Durmuş ve Aydın'a o dönemdeki çalışmalarından dolayı bir kez daha teşekkür eden Bahçeli, "Başbakan bunu görmezden geliyor, biz hatırlatıyoruz" diye konuştu.
Madenin Soma Kömür İşletmeleri firmasına rödovans usulüyle kiralandığını anımsatan Bahçeli, firmanın ürettiği kömürü ihalesiz ve protokol karşılığı Türkiye Kömür İşletmeleri'ne sattığını kaydetti. Hükümetin hukuken kuşkulu ve tartışmalı bir uygulamanın tarafı olduğunu savunan Bahçeli, "Siyasete kömür torbasıyla yön vermek, mağdur ve muhtaç vatandaşlarımızın aklını çelmek için mevzuata alenen aykırı işlemlere imza atılmış, toprak altında faaliyet gösteren işçilerimize ek külfetler yüklenmiştir" dedi.
Bahçeli, kazanın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin henüz tam anlamıyla açıklığa kavuşmadığına dikkati çekerek, denetim eksikliğinin had safhada olduğunun anlaşıldığını söyledi. Mezara dönen maden ocağında düşük mekanizasyonla çalışıldığını dile getiren Bahçeli, "Üretim maliyetini azaltabilmek için iş güvenliği ve işçi sağlığı ilkelerinden ahlaksızca tavizler verilmiştir" diye konuştu.
Firma yetkilileriyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in, madenin denetiminde herhangi sorun belirlenmediğine ilişkin açıklamalarının "trajikomik ve akla ziyan" olduğunu ifade eden Bahçeli, "Madem müfettişler bir sorun bulmamıştır, madem teftişlerde her şey normal çıkmıştır, o halde 301 işçimizin ölümüne neden olan hatalar yığını nasıl izah ve telafi edilecektir. Ölüm madeninde çalışanların aleyhine olacak tüm olumsuzluklar varken, bu madene 'uygundur' raporu veren, 'herhangi bir sorun yoktur' diye belge tanzim eden her kim ya da kimlerse teşhis edilip haklarında gerekli işlemler gecikmeksizin yapılmalıdır" dedi.
Devlet Bahçeli, adli soruşturma sürecinin şirketin sahibine ve ortaklarına kadar uzanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "301 canımızın kaybında kimlerin doğrudan ya da dolaylı parmağı varsa gerekli yaptırımlar adım adım uygulanmalıdır. Soma faciasının sorumluluğu alınmayan güvenlik tedbirlerinden dolayı firmada, sağlıklı ve objektif yapılmayan denetimlerden dolayı hükümette, çalışma hayatıyla ilgili üzerine düşeni yapmayan sendikalardan başkasında değildir" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kazayla ilgili, "Bunlar olağan şeylerdir, bunun fıtratında bunlar var" dediğini, benzer şeyleri 2010 yılında Zonguldak Kozlu'daki maden kazasından sonra da söylediğini anımsatan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Bu nasıl bir fıtrattır ki sürekli madencilerimizi bulmaktadır? Bu nasıl olağan bir şeydir ki sadece emeğiyle geçinen vatan evlatlarını vurmaktadır? Başbakan'ın fıtratında hortumlayarak zenginleşmek, Somalı madencinin fıtratında toprak altında can vermek vardır. Başbakan'ın fıtratında koruma ordusuyla gezmek, önüne gelene tokat atmak, suçsuz, günahsız vatandaşlarımıza galiz küfürler savurmak, Somalı madencinin fıtratında kömürden rızkını çıkarırken zehirlenmek vardır. Başbakan'ın fıtratında aşağılık müşavirlerinin yerde kıvranan insanlara tekme vurması, Somalı madencinin fıtratında ödenmeyen banka borçları ve hayat pahalılığı altında ezilmek vardır. Başbakan'ın fıtratında milyarlarca lirayı götürmek, Somalı ve Zonguldaklı kardeşlerimizin fıtratında madene gömülmek vardır. Bu nasıl bir fıtrattır, bu nasıl bir talihtir, bu nasıl bir düzendir?
Başbakan Erdoğan Soma'ya gitmiş ve terör estirmiştir. Yaslı Somalılar'a meydan okumuş, tepkiler karşısında öfke nöbetleri geçirmiştir. Neredeyse ulu orta vatandaşlarımızla yumruk yumruğa kavga etmeye bile niyetlenmiş, ringe çıkan boksörler gibi gardını almıştır. Başbakan Erdoğan'da merhamet, anlayış, tolerans kalmamıştır. Her tepkiyi hükümete ve kendisine darbe olarak gören ucube bir fıtrata mahkum olmuştur."
Başbakan Erdoğan'ın, Soma'daki kayıpları normal gösterebilmek için İngiltere'de 1800'lü yıllarda, Fransa'da 1906'da, Japonya'da 1914 ve 1963'te, Çin'de 1942 ve 1960'da, Hindistan'da 1965 ve 1975'teki maden kazalarından örnekler verdiğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bu misallerin veriliş ve anlatılış şekli Türkiye'yi nasıl bir kafa yapısının yönettiğini göstermektedir. Yani Başbakan?a göre 301 işçimizin ölümü sıradandır ve literatüre uygundur. Allah?tan Başbakan, 14. yüzyılda Avrupa?yı inim inim inleten veba salgınından bahsetmemiştir. Allah?tan, Birinci Dünya Savaşı?ndan hemen sonra dünyayı kasıp kavuran ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan grip salgını aklına gelmemiştir. Başbakan eğer dur durak bilmeseydi, eğer önüne koyulsaydı, Titanik isimli yolcu gemisinin 1912?de buzdağına çarpmasıyla denize gömülen binlerce kişiden bile örnekler verebilirdi. Nasılsa saçmalamak moda ve maliyetsizdir. Yüreğimizi ateşe veren maden yıkımını batı ülkelerinde yaşanan 19 ve 20. yüzyıllardaki kazalarla mukayese etmek; tekerleği bulan ilk insanla aya çıkan ilk insanı kıyaslamak veya atı evcilleştiren ilk insanla otomobili yapan ilk insanı karşılaştırmak kadar hezeyan ötesidir."
Bahçeli, tedbir olmadan tevekkülün yararı olmayacağını belirterek, "Gelişmiş ülkelerde çok düşük seviyelerde olan iş kazaları artık bir övünç konusu değil, insani bir ödev ve mecburiyet olarak addedilmektedir. Başbakan?ın fıtrat dediğine, gelişmiş ülkeler cinayet demektedir" diye konuştu.
Acıyı istismar etmek için hazır kıta bekleyenlerin Somalılar'ın hayatını zehir ettiğine de işaret eden Bahçeli, "Soma?nın karantinaya alınması, giriş ve çıkışların kontrollü yapılması ganimet avcısı fırsatçıların eseri, sonra da hükümetin korkaklığıdır. Maden felaketi henüz çok yeniyken, görevli ve sokak müdavimi bazı marjinal unsurların Soma?yı mesken tutması ve fiilen olağanüstü hale sebebiyet vermeleri vicdansızlıktır. Türkiye?yi karıştırmak için el ovuşturanların faal hale geçmesi ve kışkırtmalarına Somalı kardeşlerimizi alet etme niyetleri inşallah dikiş tutmayacaktır" dedi.
Soma'daki acıyı gidermek için dayanışma ve kardeşlik ruhundan ödün verilmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Bir avuç kömür için bir ömür verenlerin geride bıraktıkları millet vicdanına emanettir" diye konuştu.
Bahçeli, bundan sonraki maden facialarının önlenmesi için tüm yasal ve idari tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizerek, "Tehlike ve ölüm saçan madenler derhal kapatılmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır. İşçilerin hayatına mal olan iş kazalarını kökten bitirmek veya en aza indirmek için modern çalışma yöntemleri acilen tatbik edilmelidir" dedi.
Devlet Bahçeli, MHP'nin Soma?daki yaraların sarılmasına ve bu kapsamda alınacak tedbirlere ön şartsız katkı ve destek vereceğini, üzerine ne düşüyorsa yerine getireceğini de kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gençlerin iradelerini birilerine rehin vermemesi, duygularını ipotek ettirmemesi gerektiğini belirterek, "Sokaklarda TOMA ile cebelleşmek yerine, sandıkta demokratik tepkiyle nasıl bir ülkede yaşamak, hangi haklara sahip olmak istediklerini topluca ispat etmelidirler" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün Atatürk'ün doğumunun 133 ve Samsun?a çıkışının 95. yıl dönümünün Soma'daki maden faciası nedeniyle buruk bir şekilde kutlandığını söyledi.
Samsun'a Türk milletinin kurtuluş hayallerinin ayak bastığını dile getiren Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin Samsun kıyılarından Ankara?nın bereketli vadisine kadar aşama aşama büyüyen, öbek öbek yayılan istiklal ve istikbal mücadelesinin ana dinamiği ve ana fikri olduğunu ifade etti.
"19 Mayıs 1919?u anlamak milliyetçiliği anlamaktır" diyen Bahçeli, Türk milletinin 19 Mayıs?tan itibaren kaçınılmaz hale gelen kurtuluşunu tüm varlığıyla istediğini, bunun için gücünü tek bir noktaya odaklandırdığını belirtti.
Samsun?dan başlayan bağımsızlık mücadelesi sürecinin, Erzurum ve Sivas kongreleriyle anlam ve güç kazandığını anlatan Bahçeli, "19 Mayıs tarihiyle gelişen olaylar zinciri, atıl duran ve bir ivme bekleyen millet varlığından, nasıl bir mücadele yöntemi çıkabileceğinin de eşi bulunmaz bir örneği olmuştur" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin milletin kazanımlarını sekteye uğratmak, 19 Mayıs?ın emanetlerini anlamsızlaştırmak için pervasız ve ölçüsüzce gayret ettiğini öne süren Bahçeli, şunları söyledi:
"Türk milletinin bin yıllık kaynaşmasını ve kucaklaşmasını tehlikeye atacak her türlü yozlaşmış uygulama ve teklifin patent sahibinin Başbakan Erdoğan olduğunu yıllardır acı deneyimlerle biliyoruz. Başbakan Erdoğan ve hükümeti için 19 Mayıs zaman kaybı, maceraperestlerin sığınağıdır. Gazi Mustafa Kemal?in Samsun?a hareketinden evvel İstanbul?da bulunan ve yabancı komiserlerin şamar oğlanına dönmüş teslimiyetçi güruhun 95 yıl sonra, bugünkü iktidarda tıpa tıp vücut bulması tarihin cilvesi değilse, çok vahim bir trajedidir."
Bahçeli, ekonomik gelişmesini istikrarlı şekilde sürdüren, kişi hak ve hürriyetlerine önem ve öncelik veren, demokrasiyi kural ve teamülleriyle benimseyen ülkelerin ortak özelliğinin gençliğe ayrıcalıklı yer vermesinde yattığını belirtti.
Gençliğin sustuğu veya susturulduğu bir ülkenin demokrasi sicilinin kapkara olacağını dile getiren Bahçeli, gençlere şiddet, zulüm ve baskının reva görüldüğü bir ülkenin sürdürülebilir bir kalkınma ve dengeli büyüme güzergahına girmesinin imkansız olduğunu kaydetti.
Bir milletin en büyük kozunun; iyi yetişmiş, iyi eğitim almış, milli kimliğinden kopmamış, maneviyatından uzaklaşmamış, dünyanın ve insanlığın istikametini özüne ve kültürüne uygun olarak yorumlama kabiliyetini ve kapasitesini gösterebilmiş genç kuşağı olduğunu anlatan Bahçeli, "Gençlerimiz söylenecek sözümüz, gerçekleşmesini umduğumuz hedeflerimizdir" dedi.
Bahçeli, Türkiye?nin genç nüfusunun birçok ülkeye oranla fazla olduğunu, ancak stratejik üstünlük ve milli servet olarak değerlendirilen bu gerçeğin hak ettiği ilgi ve yakınlığı göremediğini söyledi.
Eğitim, iş imkanları ve hayat standardının gençler açısından yeterli olduğunun söylenemeyeceğini savunan Bahçeli, "Milyonlarca gencimiz iş aramakta, yuva kurmayı istemekte, kimseye muhtaç olmadan insanca bir iş ve gelir imkanına sahip olmayı talep etmektedir. Bu onların en tabii hakkıdır" diye konuştu.
Türk gençliğinin çaresiz, atıl ve bezgin olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bu ülkemiz için çok büyük bir açmaz ve sorundur. Unutulmasın ki işi ve aşı olmayan gençler fitili ateşlenmiş sosyal dinamittir. Eşitsizlikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler önce gençleri harekete geçirecek ve onları etkileyecektir" dedi.
Hükümetin, Türkiye?nin acil çözüm bekleyen birikmiş ağır sorunlarından önce gençliğin sorunlarına eğilmesini beklediklerini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Başbakan gençlerden korkmamalıdır. Onların haklı eleştirilerine kulak tıkamamalıdır. Gezi Parkı?ndan beri kabus görmeyi bırakmalı, her gösteriyi kendisine komplo olarak kabullenmemelidir. Türk gençliğini azarlayıp hakaret etmek, dışlayıp kenara itmek hiçbir iktidarın yanına kalmamış, bundan sonra da kalmayacaktır. Türk gençliği kendisine güvendiği müddetçe, provokatörlerin oyunlarına alet olmadığı sürece demokratik yollardan iktidar değiştirecek ehliyet ve imkana sahiptir. Gençlerimiz iradelerini birilerine rehin vermemeli, duygularını ipotek ettirmemelidir. Sokaklarda TOMA ile cebelleşmek yerine, sandıkta demokratik tepkiyle nasıl bir ülkede yaşamak, hangi haklara sahip olmak istediklerini topluca ispat etmelidirler.
Türk gençliği isterse Recep Tayyip Erdoğan?dan iz ve eser kalmayacaktır. Türk gençliği isterse villalarda soygun parası eritmekle meşgul, vakıflar yoluyla kamu arazilerini üzerine tapulamakla meşhur, çıkar karşılığı milyon dolarlarca bağış alma meraklısı Başbakan ve bakan çocuklarının saltanatına son verilecektir. Haksızlık karşısında ahlaklı Türk gençliği kayıtsız kalmamalıdır. Ayakkabı kutuları karşında Türk gençliği ihmalkar davranmamalıdır. Şarlatanı hayırsever yapan, katili ödüllendiren, hırsızı aklayan, caniyi dost gören, gençlerin hakkını yandaşlara bölüştüren bugünkü günahkarlara Türk gençliği haddini bildirmelidir. Başbakan Erdoğan?ın otoriter mizacına, demokrasi ve özgürlükle bağdaşmayan ilkel tavırlarına Türk gençliği duyarsız durmamalı, sandıkta ve özellikle Cumhurbaşkanı seçiminde tarihi vazifesini ifa etmelidir."
Bahçeli, Türk gençliğinin doğrunun yanında, hoşgörünün, mizahın, tebessümün, çağa yön verme iddiasının tarafında olduğunu belirterek, "Türk gençliği teknolojinin nimetlerini, sosyal medyanın imkanlarını, haiz olduğu edep ve milli terbiyeyi mutlaka geleceğine tahvil etmelidir. Buradan gençlerimize sesleniyorum; Türkiye?nin kurtuluşuna katkı vermek sizlerin elindedir. Gölgesinden korkan, çevresine duvar ören, milleti tehdit gören ceberrut Başbakan?ın 12 yıllık karanlık serüvenini mahkeme koridorlarıyla sonlandırmak ve hesap gününe dönüştürmek sizlerle mümkün olacaktır" dedi.
Bahçeli, Soma'daki maden faciasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Soma'da Türkiye'nin en büyük iş kazasının yaşandığını ifade eden Bahçeli, "Acımızı tarif etmek için kelimeler kifayetsizdir" dedi. Maden kazasında yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileyen Bahçeli, kazanın uzun yıllar hafızalardan çıkmayacağını söyledi.
Bahçeli, Soma faciasının her şeyi gün yüzüne çıkardığını belirterek, bu çağda madenlerdeki iptidai şartlara göz yummanın, muhtemel ölümlü kazalara azmettirmek ve sebebiyet vermek anlamına geleceğine dikkati çekti.
Felakete devletin anında müdahale ettiğini, devletin tüm imkan ve gücüyle seferber olduğunu anlatan Bahçeli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın olayın başından sonuna kadar pozitif, olgun, sabırlı, anlayışlı, iyi niyetli ve çatışmaya mesafeli tutumunu koruduğunu söyledi. Bahçeli, Yıldız ile arama kurtarma çalışmalarına katılanlara, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, uzman ekiplere ve kamu görevlilerine teşekkür etti.
Bahçeli, MHP'nin koalisyon ortağı olduğu 57. Hükümet'in kurulmasından kısa süre sonra 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin meydana geldiğini anımsatarak, o dönemde de MHP'li bakanlar Osman Durmuş ve Koray Aydın'ın Yıldız gibi mücadele ortaya koyduğunu söyledi. Durmuş ve Aydın'a o dönemdeki çalışmalarından dolayı bir kez daha teşekkür eden Bahçeli, "Başbakan bunu görmezden geliyor, biz hatırlatıyoruz" diye konuştu.
Madenin Soma Kömür İşletmeleri firmasına rödovans usulüyle kiralandığını anımsatan Bahçeli, firmanın ürettiği kömürü ihalesiz ve protokol karşılığı Türkiye Kömür İşletmeleri'ne sattığını kaydetti. Hükümetin hukuken kuşkulu ve tartışmalı bir uygulamanın tarafı olduğunu savunan Bahçeli, "Siyasete kömür torbasıyla yön vermek, mağdur ve muhtaç vatandaşlarımızın aklını çelmek için mevzuata alenen aykırı işlemlere imza atılmış, toprak altında faaliyet gösteren işçilerimize ek külfetler yüklenmiştir" dedi.
Bahçeli, kazanın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin henüz tam anlamıyla açıklığa kavuşmadığına dikkati çekerek, denetim eksikliğinin had safhada olduğunun anlaşıldığını söyledi. Mezara dönen maden ocağında düşük mekanizasyonla çalışıldığını dile getiren Bahçeli, "Üretim maliyetini azaltabilmek için iş güvenliği ve işçi sağlığı ilkelerinden ahlaksızca tavizler verilmiştir" diye konuştu.
Firma yetkilileriyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in, madenin denetiminde herhangi sorun belirlenmediğine ilişkin açıklamalarının "trajikomik ve akla ziyan" olduğunu ifade eden Bahçeli, "Madem müfettişler bir sorun bulmamıştır, madem teftişlerde her şey normal çıkmıştır, o halde 301 işçimizin ölümüne neden olan hatalar yığını nasıl izah ve telafi edilecektir. Ölüm madeninde çalışanların aleyhine olacak tüm olumsuzluklar varken, bu madene 'uygundur' raporu veren, 'herhangi bir sorun yoktur' diye belge tanzim eden her kim ya da kimlerse teşhis edilip haklarında gerekli işlemler gecikmeksizin yapılmalıdır" dedi.
Devlet Bahçeli, adli soruşturma sürecinin şirketin sahibine ve ortaklarına kadar uzanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "301 canımızın kaybında kimlerin doğrudan ya da dolaylı parmağı varsa gerekli yaptırımlar adım adım uygulanmalıdır. Soma faciasının sorumluluğu alınmayan güvenlik tedbirlerinden dolayı firmada, sağlıklı ve objektif yapılmayan denetimlerden dolayı hükümette, çalışma hayatıyla ilgili üzerine düşeni yapmayan sendikalardan başkasında değildir" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kazayla ilgili, "Bunlar olağan şeylerdir, bunun fıtratında bunlar var" dediğini, benzer şeyleri 2010 yılında Zonguldak Kozlu'daki maden kazasından sonra da söylediğini anımsatan Bahçeli, şöyle konuştu:
"Bu nasıl bir fıtrattır ki sürekli madencilerimizi bulmaktadır? Bu nasıl olağan bir şeydir ki sadece emeğiyle geçinen vatan evlatlarını vurmaktadır? Başbakan'ın fıtratında hortumlayarak zenginleşmek, Somalı madencinin fıtratında toprak altında can vermek vardır. Başbakan'ın fıtratında koruma ordusuyla gezmek, önüne gelene tokat atmak, suçsuz, günahsız vatandaşlarımıza galiz küfürler savurmak, Somalı madencinin fıtratında kömürden rızkını çıkarırken zehirlenmek vardır. Başbakan'ın fıtratında aşağılık müşavirlerinin yerde kıvranan insanlara tekme vurması, Somalı madencinin fıtratında ödenmeyen banka borçları ve hayat pahalılığı altında ezilmek vardır. Başbakan'ın fıtratında milyarlarca lirayı götürmek, Somalı ve Zonguldaklı kardeşlerimizin fıtratında madene gömülmek vardır. Bu nasıl bir fıtrattır, bu nasıl bir talihtir, bu nasıl bir düzendir?
Başbakan Erdoğan Soma'ya gitmiş ve terör estirmiştir. Yaslı Somalılar'a meydan okumuş, tepkiler karşısında öfke nöbetleri geçirmiştir. Neredeyse ulu orta vatandaşlarımızla yumruk yumruğa kavga etmeye bile niyetlenmiş, ringe çıkan boksörler gibi gardını almıştır. Başbakan Erdoğan'da merhamet, anlayış, tolerans kalmamıştır. Her tepkiyi hükümete ve kendisine darbe olarak gören ucube bir fıtrata mahkum olmuştur."
Başbakan Erdoğan'ın, Soma'daki kayıpları normal gösterebilmek için İngiltere'de 1800'lü yıllarda, Fransa'da 1906'da, Japonya'da 1914 ve 1963'te, Çin'de 1942 ve 1960'da, Hindistan'da 1965 ve 1975'teki maden kazalarından örnekler verdiğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bu misallerin veriliş ve anlatılış şekli Türkiye'yi nasıl bir kafa yapısının yönettiğini göstermektedir. Yani Başbakan?a göre 301 işçimizin ölümü sıradandır ve literatüre uygundur. Allah?tan Başbakan, 14. yüzyılda Avrupa?yı inim inim inleten veba salgınından bahsetmemiştir. Allah?tan, Birinci Dünya Savaşı?ndan hemen sonra dünyayı kasıp kavuran ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan grip salgını aklına gelmemiştir. Başbakan eğer dur durak bilmeseydi, eğer önüne koyulsaydı, Titanik isimli yolcu gemisinin 1912?de buzdağına çarpmasıyla denize gömülen binlerce kişiden bile örnekler verebilirdi. Nasılsa saçmalamak moda ve maliyetsizdir. Yüreğimizi ateşe veren maden yıkımını batı ülkelerinde yaşanan 19 ve 20. yüzyıllardaki kazalarla mukayese etmek; tekerleği bulan ilk insanla aya çıkan ilk insanı kıyaslamak veya atı evcilleştiren ilk insanla otomobili yapan ilk insanı karşılaştırmak kadar hezeyan ötesidir."
Bahçeli, tedbir olmadan tevekkülün yararı olmayacağını belirterek, "Gelişmiş ülkelerde çok düşük seviyelerde olan iş kazaları artık bir övünç konusu değil, insani bir ödev ve mecburiyet olarak addedilmektedir. Başbakan?ın fıtrat dediğine, gelişmiş ülkeler cinayet demektedir" diye konuştu.
Acıyı istismar etmek için hazır kıta bekleyenlerin Somalılar'ın hayatını zehir ettiğine de işaret eden Bahçeli, "Soma?nın karantinaya alınması, giriş ve çıkışların kontrollü yapılması ganimet avcısı fırsatçıların eseri, sonra da hükümetin korkaklığıdır. Maden felaketi henüz çok yeniyken, görevli ve sokak müdavimi bazı marjinal unsurların Soma?yı mesken tutması ve fiilen olağanüstü hale sebebiyet vermeleri vicdansızlıktır. Türkiye?yi karıştırmak için el ovuşturanların faal hale geçmesi ve kışkırtmalarına Somalı kardeşlerimizi alet etme niyetleri inşallah dikiş tutmayacaktır" dedi.
Soma'daki acıyı gidermek için dayanışma ve kardeşlik ruhundan ödün verilmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Bir avuç kömür için bir ömür verenlerin geride bıraktıkları millet vicdanına emanettir" diye konuştu.
Bahçeli, bundan sonraki maden facialarının önlenmesi için tüm yasal ve idari tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizerek, "Tehlike ve ölüm saçan madenler derhal kapatılmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır. İşçilerin hayatına mal olan iş kazalarını kökten bitirmek veya en aza indirmek için modern çalışma yöntemleri acilen tatbik edilmelidir" dedi.
Devlet Bahçeli, MHP'nin Soma?daki yaraların sarılmasına ve bu kapsamda alınacak tedbirlere ön şartsız katkı ve destek vereceğini, üzerine ne düşüyorsa yerine getireceğini de kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gençlerin iradelerini birilerine rehin vermemesi, duygularını ipotek ettirmemesi gerektiğini belirterek, "Sokaklarda TOMA ile cebelleşmek yerine, sandıkta demokratik tepkiyle nasıl bir ülkede yaşamak, hangi haklara sahip olmak istediklerini topluca ispat etmelidirler" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün Atatürk'ün doğumunun 133 ve Samsun?a çıkışının 95. yıl dönümünün Soma'daki maden faciası nedeniyle buruk bir şekilde kutlandığını söyledi.
Samsun'a Türk milletinin kurtuluş hayallerinin ayak bastığını dile getiren Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin Samsun kıyılarından Ankara?nın bereketli vadisine kadar aşama aşama büyüyen, öbek öbek yayılan istiklal ve istikbal mücadelesinin ana dinamiği ve ana fikri olduğunu ifade etti.
"19 Mayıs 1919?u anlamak milliyetçiliği anlamaktır" diyen Bahçeli, Türk milletinin 19 Mayıs?tan itibaren kaçınılmaz hale gelen kurtuluşunu tüm varlığıyla istediğini, bunun için gücünü tek bir noktaya odaklandırdığını belirtti.
Samsun?dan başlayan bağımsızlık mücadelesi sürecinin, Erzurum ve Sivas kongreleriyle anlam ve güç kazandığını anlatan Bahçeli, "19 Mayıs tarihiyle gelişen olaylar zinciri, atıl duran ve bir ivme bekleyen millet varlığından, nasıl bir mücadele yöntemi çıkabileceğinin de eşi bulunmaz bir örneği olmuştur" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin milletin kazanımlarını sekteye uğratmak, 19 Mayıs?ın emanetlerini anlamsızlaştırmak için pervasız ve ölçüsüzce gayret ettiğini öne süren Bahçeli, şunları söyledi:
"Türk milletinin bin yıllık kaynaşmasını ve kucaklaşmasını tehlikeye atacak her türlü yozlaşmış uygulama ve teklifin patent sahibinin Başbakan Erdoğan olduğunu yıllardır acı deneyimlerle biliyoruz. Başbakan Erdoğan ve hükümeti için 19 Mayıs zaman kaybı, maceraperestlerin sığınağıdır. Gazi Mustafa Kemal?in Samsun?a hareketinden evvel İstanbul?da bulunan ve yabancı komiserlerin şamar oğlanına dönmüş teslimiyetçi güruhun 95 yıl sonra, bugünkü iktidarda tıpa tıp vücut bulması tarihin cilvesi değilse, çok vahim bir trajedidir."
Bahçeli, ekonomik gelişmesini istikrarlı şekilde sürdüren, kişi hak ve hürriyetlerine önem ve öncelik veren, demokrasiyi kural ve teamülleriyle benimseyen ülkelerin ortak özelliğinin gençliğe ayrıcalıklı yer vermesinde yattığını belirtti.
Gençliğin sustuğu veya susturulduğu bir ülkenin demokrasi sicilinin kapkara olacağını dile getiren Bahçeli, gençlere şiddet, zulüm ve baskının reva görüldüğü bir ülkenin sürdürülebilir bir kalkınma ve dengeli büyüme güzergahına girmesinin imkansız olduğunu kaydetti.
Bir milletin en büyük kozunun; iyi yetişmiş, iyi eğitim almış, milli kimliğinden kopmamış, maneviyatından uzaklaşmamış, dünyanın ve insanlığın istikametini özüne ve kültürüne uygun olarak yorumlama kabiliyetini ve kapasitesini gösterebilmiş genç kuşağı olduğunu anlatan Bahçeli, "Gençlerimiz söylenecek sözümüz, gerçekleşmesini umduğumuz hedeflerimizdir" dedi.
Bahçeli, Türkiye?nin genç nüfusunun birçok ülkeye oranla fazla olduğunu, ancak stratejik üstünlük ve milli servet olarak değerlendirilen bu gerçeğin hak ettiği ilgi ve yakınlığı göremediğini söyledi.
Eğitim, iş imkanları ve hayat standardının gençler açısından yeterli olduğunun söylenemeyeceğini savunan Bahçeli, "Milyonlarca gencimiz iş aramakta, yuva kurmayı istemekte, kimseye muhtaç olmadan insanca bir iş ve gelir imkanına sahip olmayı talep etmektedir. Bu onların en tabii hakkıdır" diye konuştu.
Türk gençliğinin çaresiz, atıl ve bezgin olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bu ülkemiz için çok büyük bir açmaz ve sorundur. Unutulmasın ki işi ve aşı olmayan gençler fitili ateşlenmiş sosyal dinamittir. Eşitsizlikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler önce gençleri harekete geçirecek ve onları etkileyecektir" dedi.
Hükümetin, Türkiye?nin acil çözüm bekleyen birikmiş ağır sorunlarından önce gençliğin sorunlarına eğilmesini beklediklerini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Başbakan gençlerden korkmamalıdır. Onların haklı eleştirilerine kulak tıkamamalıdır. Gezi Parkı?ndan beri kabus görmeyi bırakmalı, her gösteriyi kendisine komplo olarak kabullenmemelidir. Türk gençliğini azarlayıp hakaret etmek, dışlayıp kenara itmek hiçbir iktidarın yanına kalmamış, bundan sonra da kalmayacaktır. Türk gençliği kendisine güvendiği müddetçe, provokatörlerin oyunlarına alet olmadığı sürece demokratik yollardan iktidar değiştirecek ehliyet ve imkana sahiptir. Gençlerimiz iradelerini birilerine rehin vermemeli, duygularını ipotek ettirmemelidir. Sokaklarda TOMA ile cebelleşmek yerine, sandıkta demokratik tepkiyle nasıl bir ülkede yaşamak, hangi haklara sahip olmak istediklerini topluca ispat etmelidirler.
Türk gençliği isterse Recep Tayyip Erdoğan?dan iz ve eser kalmayacaktır. Türk gençliği isterse villalarda soygun parası eritmekle meşgul, vakıflar yoluyla kamu arazilerini üzerine tapulamakla meşhur, çıkar karşılığı milyon dolarlarca bağış alma meraklısı Başbakan ve bakan çocuklarının saltanatına son verilecektir. Haksızlık karşısında ahlaklı Türk gençliği kayıtsız kalmamalıdır. Ayakkabı kutuları karşında Türk gençliği ihmalkar davranmamalıdır. Şarlatanı hayırsever yapan, katili ödüllendiren, hırsızı aklayan, caniyi dost gören, gençlerin hakkını yandaşlara bölüştüren bugünkü günahkarlara Türk gençliği haddini bildirmelidir. Başbakan Erdoğan?ın otoriter mizacına, demokrasi ve özgürlükle bağdaşmayan ilkel tavırlarına Türk gençliği duyarsız durmamalı, sandıkta ve özellikle Cumhurbaşkanı seçiminde tarihi vazifesini ifa etmelidir."
Bahçeli, Türk gençliğinin doğrunun yanında, hoşgörünün, mizahın, tebessümün, çağa yön verme iddiasının tarafında olduğunu belirterek, "Türk gençliği teknolojinin nimetlerini, sosyal medyanın imkanlarını, haiz olduğu edep ve milli terbiyeyi mutlaka geleceğine tahvil etmelidir. Buradan gençlerimize sesleniyorum; Türkiye?nin kurtuluşuna katkı vermek sizlerin elindedir. Gölgesinden korkan, çevresine duvar ören, milleti tehdit gören ceberrut Başbakan?ın 12 yıllık karanlık serüvenini mahkeme koridorlarıyla sonlandırmak ve hesap gününe dönüştürmek sizlerle mümkün olacaktır" dedi.
