2012-11-20 - 10:32
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda; Sağlık Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Prodüktivite Merkezi, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi'nin bütçeleri kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin görüşülmesine başlandı.
Sağlık Bakanlığı ile birlikte Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'nun bütçeleri de alınacak.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının bütçesi üzerinde sunum yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, görevde 10. yılını tamamladığını, bu süreçte Sağlıkta Dönüşüm Programı ile önemli bir reform gerçekleştirildiğini söyledi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, obeziteyle mücadelenin gündemlerindeki en önemli konu olduğunu bildirdi.
Sağlıklı yaşamı teşvik ettiklerini ifade eden Akdağ, ''Sağlıklı yaşamı teşvik ediyoruz, bu konu önemli. Burada başarılı olamazsak önümüzdeki 10 yıllarda Türkiye'nin sağlık harcamaları artar'' dedi.
Bu süre içinde beklenen yaşam süresinin öngörülenden önce yakalandığını, 2025'de ulaşılması planlanan 75 rakamına 2009'da ulaşıldığını belirten Akdağ, anne ve bebek ölüm oranlarında da ciddi düşüşler yaşandığına işaret etti.
Bebek ölüm hızının binde 7,7, anne ölüm oranının ise yüz bin canlı doğumda 15,5 olduğunu kaydeden Akdağ, bunlarla gelişmiş ülkelerin oranlarının yakalandığına dikkati çekti.
Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 76'ya ulaştığını, bu başarılara ulaşılmasında sağlık çalışanlarının büyük rolü olduğunu ifade eden Akdağ, kişi başına hekime müracaat oranı geçmişte 3 iken 8'e çıktığını bildirdi.
Sağlık personeli açığının hala sürdüğünü, ama Türkiye genelindeki dağılım bozukluğunun giderildiğini vurgulayan Akdağ, ''Uzman hekim başına düşen nüfusun en fazla olduğu il ile en az olduğu il arasındaki oran 2002'de 1/13 iken 2012'de 1/3 oldu'' diye konuştu.
Türkiye'nin acil sağlık hizmetinde de dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer aldığını, Van'daki depremde UMKE ekiplerinin 20 dakika içinde müdahaleye başladığını anlatan Akdağ, aşılama oranlarının 10 yılda yüzde 78'den yüzde 97'ye çıktığını, aşı takvimine bugüne kadar 6 aşı eklediklerini söyledi.
Aile hekimliğiyle ilgili de bilgi veren Sağlık Bakanı Akdağ, ''2002'de sağlık ocaklarında muayene sayısı 69 milyon iken aile hekimliğine geçişle bu sayı 2012'de 240 milyona ulaştı'' diye konuştu.
Obezite ile mücadele programına değinen Akdağ, ''Türkiye'de obeziteyle mücadele gündemimizdeki en önemli konu. Halkımızın üçte biri şişman, üçte biri kilolu. Türkiye bu konuda ciddi mücadele vermesi gereken ülkelerden biri haline geldi'' şeklinde konuştu.
Halkın yüzde 72'sinin hiç egzersiz yapmadığını bildiren Akdağ, vatandaşlara vücut kitle indeksi bilincinin kazandırılmasıyla hareket etmenin öneminin anlatılacağını, kişisel bilincin bu konuda büyük önem taşıdığını ifade etti.
Sağlık Bakanı Akdağ, sigarayla mücadelede büyük yol alındığını, Türkiye'nin başarısının Dünya Sağlık Örgütü'nden de övgü aldığını anlattı.
Ruh sağlığı kontrol programı ile 48 ilde 55 toplum ruh sağlığı merkezi kurduklarını, gelecek yıl 81 ilde 185 merkezle modeli tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmayı hedeflediklerini bildiren Akdağ, çocuğa yönelik istismarla etkin mücadelenin parçası olarak Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) oluşturduklarını, böylece bu çocukların konuşmalarının video ile kaydedilerek mahkemeye çıkarılmalarına gerek kalmadığını söyledi.
Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) konusunda zaman zaman gündeme gelen iddialara da değinen Akdağ, randevu için bu hattı arayanların kendi tarifesinden ücret ödediğini, bundan daha fazla ücret alınmasının söz konusu olmadığını bildirdi.
Kamu hastane birlikleriyle hastane yöneticilerinin performansının ölçülebileceğini ifade eden Akdağ, sağlıkta uygulanan programın sürdürülebilir olmasının önemine işaret etti.
Sağlık Bakanı Akdağ, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını dile getirerek, şunları belirtti:
''Sağlıklı yaşamı teşvik ediyoruz, bu konu önemli. Burada başarılı olamazsak önümüzdeki 10 yıllarda Türkiye'nin sağlık harcamaları artar. Şişmanlık, hareketsizlik devam eder, sigara içme oranları yüksek kalırsa bunlara bağlı çok ciddi hastalıklar var. Onun için bunlarla ciddi mücadele etmek durumundayız.''
Akdağ, sayıları artırılacak şehir hastaneleriyle sisteme 45 bin yatağın daha ekleneceğini sözlerine ekledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin görüşmeleri sürüyor.
CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, bakanların konuşmasında bir yılı değil 10 yıllık süreyi ele almalarını eleştirdi.
Ayaydın'ın konuşmasına başlamasından sonra AK Parti Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün'ün ''siz de 10 yıl öncesinden başladınız'' sözleri üzerine, Ayaydın, ''Bakan 10 yıldan bahsettiğine göre ben de konuşmamı 10 yıla göre yapacağım. Sabah 4.30'a kadar katkı vermek için konuşma hazırlıyoruz, karşılaştığımız muameleye bak'' dedi.
Ayaydın, AK Parti döneminde sağlık politikalarının ve uygulamalarının geçmiş dönemden koparak bambaşka mecraya girdiğini ifade etti.
Ayaydın, tam gün uygulamasıyla, nitelikli akademik personelin üniversiteden örtülü olarak kovulmak istendiğini öne sürdü.
Komisyonda konuşma süreleriyle ilgili tartışma da yaşandı.
Komisyon Başkanı Lütfi Elvan, milletvekillerine süre konusunda tolerans gösterdiğini bunun karşılığında hükümete de bu toleransı gösterdiğini ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, konuşma sürelerinin komisyon üyeleri için 20'şer dakika, dışarıdan gelen milletvekilleri için 10'ar dakika olması önerisini getirdi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, ''Öncelikle bizim sağlığımızı koruyamıyorsunuz. Bir insan maksimum günde kaç saat çalışabilir- Hele bu arka arkaya bir ay oluyorsa. Milletvekillerinin sağlığını korumakla yükümlüsünüz. Bu kadar uzun çalışmak doğru değil'' dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt'un Milli Savunma Bakanlığı bütçesine ilişkin eleştirisi üzerine, ''Milli Savunma Bakanlığı tüm bütçesini sizin bölgeye ayırıyor'' diye laf attı.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu'nun, ikram ettiğini Malatya kayısıları için teşekkür ederken, ''İkram ettiğiniz her şey çok güzeldi ama biber gazını da sayenizde tatmış olduk'' dedi.
BDP'li Kurt da Baloğlu'na ''Biz sayenizde sürekli tadıyoruz'' karşılığını verdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, ''Biber gazı sağlığa faydalı mı zararlı mı-'' diye sordu.
Son görüşmelere bakıldığı zaman Meclis'te çalışma saatlerinin insan kapasitesinin üstünde olduğunu ifade eden Kaplan, ''Uludere'de 34 yurttaşımız katledirilirken doktorlar, ambulanslar niye zamanında gelmedi-'' sorusunu da yöneltti.
Kaplan, Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin artışının yeterli olmadığını savundu.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, ''Performans sistemi, haktan, adaletten uzak olmasının yanında vatandaşı soyan, eli vatandaşın cebinde olan, vatandaşı para kaynağı gibi gören hekimlerin önünü açmış, onların zaten yıllardır yaptıklarını legalleştirmiştir'' dedi.
Çetin, sağlıkta herkesi memnun eden değişimlerin performans sistemi nedeniyle ''kısır kaldığını'' öne sürdü.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a bakan oluşunun 10. yıl dönümü nedeniyle pasta sürprizi yapıldı.
Komisyonun AK Parti'li milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin görüşülmesi sırasında, Akdağ için sürpriz hazırladı. Akdağ, üzerinde ''Sağlık Bakanlığı 10. yıl'' yazan pastayı kesti.
Komisyon Başkanı Lütfi Elvan, ''Sayın bakanımıza bugüne kadar yaptığı hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki çalışmalarında da başarılar diliyoruz'' dedi.
Akdağ da, 10 yıl boyunca Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan her zaman büyük katkı gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:
''Plan ve Bütçe Komisyonu, Türkiye'nin her zaman en seçkin, en güzide uzman komisyonlarından birisi olarak hizmet veriyor. Şu anda da bu katkıyı, desteği ziyadesiyle alıyoruz. 10 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçti, ama şükürler olsun ki AK Parti iktidarları bu 10 yılı Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık alanında çok başarılı olarak geçirdi. Bugün bütün dünya Türkiye'yi sağlıkta bir model, örnek ülke olarak görüyor. Bunu devam ettirmek, geliştirmek, bizim boynuzumun borcudur. Bizim için insan önemli, herkesin sağlığı önemli, 7'den 70'e. Daha doğrusu anne karnından mezara kadar, fakir fukaranın, garip gurebanın, orta halli vatandaşın, herkesin sağlığı bizim için çok önemli. Biz vatandaşımıza bu anlamda da hizmetkarlık yapabiliyorsak ne mutlu bize.''
Bakan Akdağ, bir soru üzerine, küçük bir dilim pastanın kilo sorunu yaratmayacağını belirterek, ''Az yeriz. Sağlık Bakanlığı olarak komisyonda meyve dağıttık. Burada sayı olarak fazlayız. Küçük parçalar yeriz, böylece obeziteden de korunuruz'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, 10 yılık AK Parti iktidarı döneminde en çok müdahale edilen alanlardan birinin sağlık olduğunu, bu süreçte kamu sağlık sisteminin çökertildiğini, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin arttığını, tüm çalışanların taşeron, güvencesiz olduğunu bir sistemin hayata geçirildiğini öne sürdü.
Sağlıkta dönüşümü programıyla tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de sağlık hizmetini hak olmaktan çıkartıp ticarileştirildiğini savunan Çam, ''Bugün taşeron çalıştırmanın en fazla ve yaygın olduğu işkolu sağlık haline gelmiştir'' dedi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Türkiye'de 22 milyon 400 bin depresyon hastası olduğuna inanmadığını ancak ilaç kullanma rakamlarının buna işaret ettiğini kaydetti.
Acil servislerde ''kırmızı hat'' uygulamasının vatandaş ile sağlık personelini karşı karşıya getirdiğini belirten Akçay, ''Aile hekimliği sistemi fiiliyatta reçete düzenleme sistemi haline dönüşmüş durumda'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, ''Sayın Bakan, eğer her şey sizin bize gösterdiğiniz gibi güzel olsaydı ben bir milletvekili olarak zamanımın çoğunu hastalara randevu almak için geçirir miydim-'' sorusunu yöneltti.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, bütün dünyada ilaç fiyatlarının düştüğünü, dünyada eczacıları koruyan tedbirler alırken bu konuda Türkiye'de dişe dokunur bir önlem alınmadığını söyledi.
Beslenmeye yardımcı ürünler şeklinde tanıtılan maddelerin insan sağlığını riske attığını belirten Özel, 4 ayda bir bununla bağlantılı ölümler olduğunu, 15 gün farkına varıldığını ancak sonra unutulduğunu söyledi.
Özel, bu tür maddelerin ruhsatlandırılmasının Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan alınarak Sağlık Bakanlığı'na geçirilmesini istedi.
AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, yapılanların kıymetini anlayabilmek için 2002 ve öncesine bakılması gerektiğini kaydetti.
Sağlıkta sağlıksız olan sistemi masaya yatırdıklarını ve sağlıkta dönüşüm programını hazırladıklarını belirten Aydemir, ''Programımızın merkezinde insan yer almaktadır. Kişi sağlığını toplum sağlığıyla birlikte ele aldık'' diye konuştu.
Sağlığı tek çatı altında birleştirdiklerin anımsatan Aydemir, ''Gelinen noktaya baktığımızda bu birleştirmeden halkımızın çok mutlu ve memnun olduğunu gözlemliyoruz'' dedi.
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, 2002'de bütçesinde aşıya ayrılan rakam 14 milyon TL iken bugün 407 milyon TL olduğunu ifade etti.
Sağlıkta uygulanan projeleri anlatan Ünüvar, ortada bir başarı varsa bunun sahiplenilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerini eleştiri ve sorularını yanıtladı. Türkiye'deki sağlık personeli sayısının yetersiz olduğunu, geçmişte bu sorunu aşmak için ortaya koydukları çabaların meslek örgütünce engellenmeye çalışıldığını ifade eden Akdağ, tam gün tartışmalarının ''kategorik'' tartışmalar olduğunu söyledi.
33 bin uzman hekim ve 9 bin klinisyenin tam gün görev yaptığını ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:
''Dışarıyla muayenehane, özel hastane bağlantısı olmayan 9 bin hoca kötü hoca da dışarıyla bağlantısı olan bin hoca mı cici hoca- Bu ülkenin bir tek hocaları onlar mı- Üniversitelerde tam gün çalışan hocalara büyük bir haksızlık yapıyoruz. Tartıştığınız eğitimci olan arkadaşlar bin hocadır. Gerek YÖK gerekse SGK'nın verdiği mütalaaya göre her türlü tıbbi işlemi yapmalarına müsaade edilmektedir. Hastayı birincil olarak kendisi alamaz diyor. Neden- Dışarıyla içeri ilişkisi kurulmasın diye. Bu kadar basit bir tedbir alınmıştır. Bir uzmana, yardımcı doçente ya da doçente hasta getirilir, yatırılır ameliyatı yapılır, her şeyi yapılır, o hoca da o ameliyata eğitici olarak girer. Ameliyatı da gerçekleştirir, insanlara öğretir. Hoca buna rağmen öğretmenler odasında oturuyorsa kusura bakmayın o üniversitenin rektörüne ya da yöneticisine gidip hesap sormak lazım. O bin hocayla ilgili mesele başka şekilde de çözülebilir, ama hiç kimse bizden, AK Parti hükümetinden bu ülkenin insanını, çocuğunu, engellisini, her kimse onlar muayenehanelere mahkum etme yönünde bir adım beklemesin. Öyle bir şey yapmayacağız, buna kararlıyız.''
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın bununla ilgili farklı kararları olduğunu hatırlatan Akdağ, sorunun ''Arap saçına döndüğünü'', bu sorunu çözmenin boyunlarının borcu olduğunu ifade etti.
Kamu hastane birliklerini, satın alma ve insan kaynaklarını kullanma gibi konularda birliktelik sağlamak amacıyla uygulamaya geçirdiklerini bildiren Akdağ, bu hastanelerin yine kamuya ait olduğunu, özelleştirme yapmak gibi bir niyetleri bulunmadığını vurguladı.
Muayene ve ilaç katkı paylarıyla ilgili değerlendirmelere de yanıt veren Akdağ, organ ve kemik iliği nakli gibi tedavilerden hiç bir ücret alınmadığını, bu katkı paylarının acil servise gereksiz başvuruları önlemek ya da aile hekimine başvuruları teşvik etmek amacıyla getirildiğini ifade etti.
Vatandaşların yıkıcı sağlık harcamasıyla karşı karşıya kalmadığını belirten Akdağ, kronik hastalıklarda bu katkı paylarının alınmadığını anımsattı.
Türkiye'de artık kızamık vakası görülmediğini, bu sayede artık yeni SSPE vakaları ortaya çıkmadığını kaydeden Sağlık Bakanı Akdağ, ''Bir daha bu ülkede SSPE vakası görmeyeceğiz'' dedi.
Sağlığı özelleştirmek gibi bir niyetleri olmadığını belirten Akdağ, ''Böyle bir niyetimiz olsaydı 10 yıldır yapardık'' dedi.
Akdağ, hizmet alımı yaptıkları kurumlardan zaman zaman bazı cihazlar için uzman desteği istediklerini ifade etti.
Kelepçeli muayene konusunda hassas olduğunu, bu tür durumlarda müdahale ettiğini bildiren Akdağ, ana dilde sağlık hizmeti verilmesi konusunda da sorun olmadığını, Kürtçe bilen personelin bu konuda destek olduğunu söyledi.
Sağlık Bakanı Akdağ, Doğu ve Güneydoğu'da sağlık hizmetinin iyi işlemesi için terör örgütünün baskısına son verilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini çok önemsediğini dile getiren Akdağ, ''Bir tek sağlıkçıya vurulan fiskeyi bana vurulmuş sayarım. Çok ciddi tedbirler alacağız'' dedi.
Sağlık Bakanlığı'nın 2013 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bütçesinin görüşülmesine başlandı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bütçe üzerinde sunum yapıyor.
Ayrıca, Milli Prodüktivite Merkezi, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi'nin bütçeleri de ele alınacak.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Sağlık Bakanlığı ile birlikte Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'nun bütçeleri de alınacak.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının bütçesi üzerinde sunum yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, görevde 10. yılını tamamladığını, bu süreçte Sağlıkta Dönüşüm Programı ile önemli bir reform gerçekleştirildiğini söyledi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, obeziteyle mücadelenin gündemlerindeki en önemli konu olduğunu bildirdi.
Sağlıklı yaşamı teşvik ettiklerini ifade eden Akdağ, ''Sağlıklı yaşamı teşvik ediyoruz, bu konu önemli. Burada başarılı olamazsak önümüzdeki 10 yıllarda Türkiye'nin sağlık harcamaları artar'' dedi.
Bu süre içinde beklenen yaşam süresinin öngörülenden önce yakalandığını, 2025'de ulaşılması planlanan 75 rakamına 2009'da ulaşıldığını belirten Akdağ, anne ve bebek ölüm oranlarında da ciddi düşüşler yaşandığına işaret etti.
Bebek ölüm hızının binde 7,7, anne ölüm oranının ise yüz bin canlı doğumda 15,5 olduğunu kaydeden Akdağ, bunlarla gelişmiş ülkelerin oranlarının yakalandığına dikkati çekti.
Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 76'ya ulaştığını, bu başarılara ulaşılmasında sağlık çalışanlarının büyük rolü olduğunu ifade eden Akdağ, kişi başına hekime müracaat oranı geçmişte 3 iken 8'e çıktığını bildirdi.
Sağlık personeli açığının hala sürdüğünü, ama Türkiye genelindeki dağılım bozukluğunun giderildiğini vurgulayan Akdağ, ''Uzman hekim başına düşen nüfusun en fazla olduğu il ile en az olduğu il arasındaki oran 2002'de 1/13 iken 2012'de 1/3 oldu'' diye konuştu.
Türkiye'nin acil sağlık hizmetinde de dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer aldığını, Van'daki depremde UMKE ekiplerinin 20 dakika içinde müdahaleye başladığını anlatan Akdağ, aşılama oranlarının 10 yılda yüzde 78'den yüzde 97'ye çıktığını, aşı takvimine bugüne kadar 6 aşı eklediklerini söyledi.
Aile hekimliğiyle ilgili de bilgi veren Sağlık Bakanı Akdağ, ''2002'de sağlık ocaklarında muayene sayısı 69 milyon iken aile hekimliğine geçişle bu sayı 2012'de 240 milyona ulaştı'' diye konuştu.
Obezite ile mücadele programına değinen Akdağ, ''Türkiye'de obeziteyle mücadele gündemimizdeki en önemli konu. Halkımızın üçte biri şişman, üçte biri kilolu. Türkiye bu konuda ciddi mücadele vermesi gereken ülkelerden biri haline geldi'' şeklinde konuştu.
Halkın yüzde 72'sinin hiç egzersiz yapmadığını bildiren Akdağ, vatandaşlara vücut kitle indeksi bilincinin kazandırılmasıyla hareket etmenin öneminin anlatılacağını, kişisel bilincin bu konuda büyük önem taşıdığını ifade etti.
Sağlık Bakanı Akdağ, sigarayla mücadelede büyük yol alındığını, Türkiye'nin başarısının Dünya Sağlık Örgütü'nden de övgü aldığını anlattı.
Ruh sağlığı kontrol programı ile 48 ilde 55 toplum ruh sağlığı merkezi kurduklarını, gelecek yıl 81 ilde 185 merkezle modeli tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmayı hedeflediklerini bildiren Akdağ, çocuğa yönelik istismarla etkin mücadelenin parçası olarak Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) oluşturduklarını, böylece bu çocukların konuşmalarının video ile kaydedilerek mahkemeye çıkarılmalarına gerek kalmadığını söyledi.
Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) konusunda zaman zaman gündeme gelen iddialara da değinen Akdağ, randevu için bu hattı arayanların kendi tarifesinden ücret ödediğini, bundan daha fazla ücret alınmasının söz konusu olmadığını bildirdi.
Kamu hastane birlikleriyle hastane yöneticilerinin performansının ölçülebileceğini ifade eden Akdağ, sağlıkta uygulanan programın sürdürülebilir olmasının önemine işaret etti.
Sağlık Bakanı Akdağ, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını dile getirerek, şunları belirtti:
''Sağlıklı yaşamı teşvik ediyoruz, bu konu önemli. Burada başarılı olamazsak önümüzdeki 10 yıllarda Türkiye'nin sağlık harcamaları artar. Şişmanlık, hareketsizlik devam eder, sigara içme oranları yüksek kalırsa bunlara bağlı çok ciddi hastalıklar var. Onun için bunlarla ciddi mücadele etmek durumundayız.''
Akdağ, sayıları artırılacak şehir hastaneleriyle sisteme 45 bin yatağın daha ekleneceğini sözlerine ekledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin görüşmeleri sürüyor.
CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, bakanların konuşmasında bir yılı değil 10 yıllık süreyi ele almalarını eleştirdi.
Ayaydın'ın konuşmasına başlamasından sonra AK Parti Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün'ün ''siz de 10 yıl öncesinden başladınız'' sözleri üzerine, Ayaydın, ''Bakan 10 yıldan bahsettiğine göre ben de konuşmamı 10 yıla göre yapacağım. Sabah 4.30'a kadar katkı vermek için konuşma hazırlıyoruz, karşılaştığımız muameleye bak'' dedi.
Ayaydın, AK Parti döneminde sağlık politikalarının ve uygulamalarının geçmiş dönemden koparak bambaşka mecraya girdiğini ifade etti.
Ayaydın, tam gün uygulamasıyla, nitelikli akademik personelin üniversiteden örtülü olarak kovulmak istendiğini öne sürdü.
Komisyonda konuşma süreleriyle ilgili tartışma da yaşandı.
Komisyon Başkanı Lütfi Elvan, milletvekillerine süre konusunda tolerans gösterdiğini bunun karşılığında hükümete de bu toleransı gösterdiğini ifade etti.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, konuşma sürelerinin komisyon üyeleri için 20'şer dakika, dışarıdan gelen milletvekilleri için 10'ar dakika olması önerisini getirdi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, ''Öncelikle bizim sağlığımızı koruyamıyorsunuz. Bir insan maksimum günde kaç saat çalışabilir- Hele bu arka arkaya bir ay oluyorsa. Milletvekillerinin sağlığını korumakla yükümlüsünüz. Bu kadar uzun çalışmak doğru değil'' dedi.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt'un Milli Savunma Bakanlığı bütçesine ilişkin eleştirisi üzerine, ''Milli Savunma Bakanlığı tüm bütçesini sizin bölgeye ayırıyor'' diye laf attı.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu'nun, ikram ettiğini Malatya kayısıları için teşekkür ederken, ''İkram ettiğiniz her şey çok güzeldi ama biber gazını da sayenizde tatmış olduk'' dedi.
BDP'li Kurt da Baloğlu'na ''Biz sayenizde sürekli tadıyoruz'' karşılığını verdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, ''Biber gazı sağlığa faydalı mı zararlı mı-'' diye sordu.
Son görüşmelere bakıldığı zaman Meclis'te çalışma saatlerinin insan kapasitesinin üstünde olduğunu ifade eden Kaplan, ''Uludere'de 34 yurttaşımız katledirilirken doktorlar, ambulanslar niye zamanında gelmedi-'' sorusunu da yöneltti.
Kaplan, Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin artışının yeterli olmadığını savundu.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, ''Performans sistemi, haktan, adaletten uzak olmasının yanında vatandaşı soyan, eli vatandaşın cebinde olan, vatandaşı para kaynağı gibi gören hekimlerin önünü açmış, onların zaten yıllardır yaptıklarını legalleştirmiştir'' dedi.
Çetin, sağlıkta herkesi memnun eden değişimlerin performans sistemi nedeniyle ''kısır kaldığını'' öne sürdü.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a bakan oluşunun 10. yıl dönümü nedeniyle pasta sürprizi yapıldı.
Komisyonun AK Parti'li milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin görüşülmesi sırasında, Akdağ için sürpriz hazırladı. Akdağ, üzerinde ''Sağlık Bakanlığı 10. yıl'' yazan pastayı kesti.
Komisyon Başkanı Lütfi Elvan, ''Sayın bakanımıza bugüne kadar yaptığı hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki çalışmalarında da başarılar diliyoruz'' dedi.
Akdağ da, 10 yıl boyunca Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan her zaman büyük katkı gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:
''Plan ve Bütçe Komisyonu, Türkiye'nin her zaman en seçkin, en güzide uzman komisyonlarından birisi olarak hizmet veriyor. Şu anda da bu katkıyı, desteği ziyadesiyle alıyoruz. 10 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçti, ama şükürler olsun ki AK Parti iktidarları bu 10 yılı Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık alanında çok başarılı olarak geçirdi. Bugün bütün dünya Türkiye'yi sağlıkta bir model, örnek ülke olarak görüyor. Bunu devam ettirmek, geliştirmek, bizim boynuzumun borcudur. Bizim için insan önemli, herkesin sağlığı önemli, 7'den 70'e. Daha doğrusu anne karnından mezara kadar, fakir fukaranın, garip gurebanın, orta halli vatandaşın, herkesin sağlığı bizim için çok önemli. Biz vatandaşımıza bu anlamda da hizmetkarlık yapabiliyorsak ne mutlu bize.''
Bakan Akdağ, bir soru üzerine, küçük bir dilim pastanın kilo sorunu yaratmayacağını belirterek, ''Az yeriz. Sağlık Bakanlığı olarak komisyonda meyve dağıttık. Burada sayı olarak fazlayız. Küçük parçalar yeriz, böylece obeziteden de korunuruz'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, 10 yılık AK Parti iktidarı döneminde en çok müdahale edilen alanlardan birinin sağlık olduğunu, bu süreçte kamu sağlık sisteminin çökertildiğini, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin arttığını, tüm çalışanların taşeron, güvencesiz olduğunu bir sistemin hayata geçirildiğini öne sürdü.
Sağlıkta dönüşümü programıyla tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de sağlık hizmetini hak olmaktan çıkartıp ticarileştirildiğini savunan Çam, ''Bugün taşeron çalıştırmanın en fazla ve yaygın olduğu işkolu sağlık haline gelmiştir'' dedi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Türkiye'de 22 milyon 400 bin depresyon hastası olduğuna inanmadığını ancak ilaç kullanma rakamlarının buna işaret ettiğini kaydetti.
Acil servislerde ''kırmızı hat'' uygulamasının vatandaş ile sağlık personelini karşı karşıya getirdiğini belirten Akçay, ''Aile hekimliği sistemi fiiliyatta reçete düzenleme sistemi haline dönüşmüş durumda'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, ''Sayın Bakan, eğer her şey sizin bize gösterdiğiniz gibi güzel olsaydı ben bir milletvekili olarak zamanımın çoğunu hastalara randevu almak için geçirir miydim-'' sorusunu yöneltti.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, bütün dünyada ilaç fiyatlarının düştüğünü, dünyada eczacıları koruyan tedbirler alırken bu konuda Türkiye'de dişe dokunur bir önlem alınmadığını söyledi.
Beslenmeye yardımcı ürünler şeklinde tanıtılan maddelerin insan sağlığını riske attığını belirten Özel, 4 ayda bir bununla bağlantılı ölümler olduğunu, 15 gün farkına varıldığını ancak sonra unutulduğunu söyledi.
Özel, bu tür maddelerin ruhsatlandırılmasının Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan alınarak Sağlık Bakanlığı'na geçirilmesini istedi.
AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, yapılanların kıymetini anlayabilmek için 2002 ve öncesine bakılması gerektiğini kaydetti.
Sağlıkta sağlıksız olan sistemi masaya yatırdıklarını ve sağlıkta dönüşüm programını hazırladıklarını belirten Aydemir, ''Programımızın merkezinde insan yer almaktadır. Kişi sağlığını toplum sağlığıyla birlikte ele aldık'' diye konuştu.
Sağlığı tek çatı altında birleştirdiklerin anımsatan Aydemir, ''Gelinen noktaya baktığımızda bu birleştirmeden halkımızın çok mutlu ve memnun olduğunu gözlemliyoruz'' dedi.
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, 2002'de bütçesinde aşıya ayrılan rakam 14 milyon TL iken bugün 407 milyon TL olduğunu ifade etti.
Sağlıkta uygulanan projeleri anlatan Ünüvar, ortada bir başarı varsa bunun sahiplenilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerini eleştiri ve sorularını yanıtladı. Türkiye'deki sağlık personeli sayısının yetersiz olduğunu, geçmişte bu sorunu aşmak için ortaya koydukları çabaların meslek örgütünce engellenmeye çalışıldığını ifade eden Akdağ, tam gün tartışmalarının ''kategorik'' tartışmalar olduğunu söyledi.
33 bin uzman hekim ve 9 bin klinisyenin tam gün görev yaptığını ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:
''Dışarıyla muayenehane, özel hastane bağlantısı olmayan 9 bin hoca kötü hoca da dışarıyla bağlantısı olan bin hoca mı cici hoca- Bu ülkenin bir tek hocaları onlar mı- Üniversitelerde tam gün çalışan hocalara büyük bir haksızlık yapıyoruz. Tartıştığınız eğitimci olan arkadaşlar bin hocadır. Gerek YÖK gerekse SGK'nın verdiği mütalaaya göre her türlü tıbbi işlemi yapmalarına müsaade edilmektedir. Hastayı birincil olarak kendisi alamaz diyor. Neden- Dışarıyla içeri ilişkisi kurulmasın diye. Bu kadar basit bir tedbir alınmıştır. Bir uzmana, yardımcı doçente ya da doçente hasta getirilir, yatırılır ameliyatı yapılır, her şeyi yapılır, o hoca da o ameliyata eğitici olarak girer. Ameliyatı da gerçekleştirir, insanlara öğretir. Hoca buna rağmen öğretmenler odasında oturuyorsa kusura bakmayın o üniversitenin rektörüne ya da yöneticisine gidip hesap sormak lazım. O bin hocayla ilgili mesele başka şekilde de çözülebilir, ama hiç kimse bizden, AK Parti hükümetinden bu ülkenin insanını, çocuğunu, engellisini, her kimse onlar muayenehanelere mahkum etme yönünde bir adım beklemesin. Öyle bir şey yapmayacağız, buna kararlıyız.''
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın bununla ilgili farklı kararları olduğunu hatırlatan Akdağ, sorunun ''Arap saçına döndüğünü'', bu sorunu çözmenin boyunlarının borcu olduğunu ifade etti.
Kamu hastane birliklerini, satın alma ve insan kaynaklarını kullanma gibi konularda birliktelik sağlamak amacıyla uygulamaya geçirdiklerini bildiren Akdağ, bu hastanelerin yine kamuya ait olduğunu, özelleştirme yapmak gibi bir niyetleri bulunmadığını vurguladı.
Muayene ve ilaç katkı paylarıyla ilgili değerlendirmelere de yanıt veren Akdağ, organ ve kemik iliği nakli gibi tedavilerden hiç bir ücret alınmadığını, bu katkı paylarının acil servise gereksiz başvuruları önlemek ya da aile hekimine başvuruları teşvik etmek amacıyla getirildiğini ifade etti.
Vatandaşların yıkıcı sağlık harcamasıyla karşı karşıya kalmadığını belirten Akdağ, kronik hastalıklarda bu katkı paylarının alınmadığını anımsattı.
Türkiye'de artık kızamık vakası görülmediğini, bu sayede artık yeni SSPE vakaları ortaya çıkmadığını kaydeden Sağlık Bakanı Akdağ, ''Bir daha bu ülkede SSPE vakası görmeyeceğiz'' dedi.
Sağlığı özelleştirmek gibi bir niyetleri olmadığını belirten Akdağ, ''Böyle bir niyetimiz olsaydı 10 yıldır yapardık'' dedi.
Akdağ, hizmet alımı yaptıkları kurumlardan zaman zaman bazı cihazlar için uzman desteği istediklerini ifade etti.
Kelepçeli muayene konusunda hassas olduğunu, bu tür durumlarda müdahale ettiğini bildiren Akdağ, ana dilde sağlık hizmeti verilmesi konusunda da sorun olmadığını, Kürtçe bilen personelin bu konuda destek olduğunu söyledi.
Sağlık Bakanı Akdağ, Doğu ve Güneydoğu'da sağlık hizmetinin iyi işlemesi için terör örgütünün baskısına son verilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini çok önemsediğini dile getiren Akdağ, ''Bir tek sağlıkçıya vurulan fiskeyi bana vurulmuş sayarım. Çok ciddi tedbirler alacağız'' dedi.
Sağlık Bakanlığı'nın 2013 yılı bütçesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bütçesinin görüşülmesine başlandı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bütçe üzerinde sunum yapıyor.
Ayrıca, Milli Prodüktivite Merkezi, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi'nin bütçeleri de ele alınacak.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***
