2014-11-25 - 16:14
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda kadına yönelik şiddet ile ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasının kabul edilmesinin ardından kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesine geçildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ve milletvekilleri 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutladı.

Bahçekapılı, öğretmenliğin önemine değinerek, "Öğretmenlerimizle ilişkilerimiz karnemizi, diplomamızı aldıktan sonra hayatımızdan çıkardığımız ilişki değildir. Öğretmenlerimiz yanımızda olmasalar da tercihlerimize, davranışımıza, kararlarımıza, üslubumuza zevklerimize yansıyan gerçek olarak içimizde yaşarlar" dedi.

Başka hiçbir mesleğin insanların hayatında bu kadar derin iz bırakamayacağını dile getiren Bahçekapılı, Başöğretmen Atatürk başta olmak üzere ebediyete intikal etmiş öğretmenleri rahmet ve minnetle andığını, hayattaki tüm öğretmenlerin ellerinden öptüğünü söyledi.

Bahçekapılı, bugünün Kadına Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü olduğunu da anımsatarak, kime karşı, nerede olursa olsun demokratik yaşam biçiminde, hukuk devletinde şiddetin asla kabul edilemeyeceğini vurguladı. Kadına şiddetin büyük ayıp ve utanç olduğunu belirten Bahçekapılı, "Toplumsal yaşantımızın temel direği kadınlara şiddetin son bulmasını diliyor, güçlünün değil, eşitliğin hüküm sürdüğü dünya ümit ediyorum" diye konuştu.

Daha sonra gündemdışı konuşmalara geçildi.

AK Parti İzmir Milletvekili Nesrin Ulema, öğretmenlerin insan yetiştirmek gibi kutsal bir vazifeyi yerine getirdiğini söyledi. Türkiye'nin iyi yetişmiş nüfusuyla muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma yolunda ilerlediğini dile getiren Ulema, bu başarıda en büyük emeğin öğretmenlere ait olduğunu belirtti.

AK Parti'nin eğitime her dönemde birinci derecede önem verdiğinin altını çizen Ulema, 2005'ten itibaren bütçeden en fazla payı eğitimin aldığını kaydetti.

Türk kültür ve medeniyetinde öğretmenlerin anne ve babalar kadar değerli ve muteber sayıldığını ifade eden Ulema, "Öğretmenlerimiz bu kutsal görevi yaparken geçmişte büyük baskılara maruz kaldılar. AK Parti iktidarı öncesinde kişisel tercihi gereği başını örtmek isteyen ancak, okul yolunda bile örtünmesi yasaklanan, üniversitelerde rencide edilen, ikna odalarında inançlarının gereğini yapmamaları telkin edilen öğretmenlerimiz bugün hiçbir engel ve yasağa takılmadan özgürce ders vermekteler" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, AK Parti döneminde, öğretmenlerin onur kaybına uğradığını, itibarlarının toplum nezdinde ciddi ölçüde zedelendiğini, kamu çalışanları içinde en düşük maaşı öğretmenlerin aldığını savundu.

Türkiye'deki öğretmenlerin OECD ülkeleri ortalamasının 4 kat altında maaş aldığını anlatan Serter, "Öğretmenlerin yüzde 79'u bankalara borçludur, yüzde 40'ı ailesinin yardımıyla geçinmektedir, üçte biri ek işte çalışmak zorundadır. Atama bekleyen öğretmenler bekleye bekleye yaşlanmaktadır. Öğretmenler Günü'nü bayram gibi kutlayanlar, bu tablo karşısında hiç mahcubiyet duymaz mı?" dedi.

MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut da öğretmenlerin 24 Kasım'da siyasilerden övgü beklemediğini, büyük sorunlar yaşadığını söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 yıldır eğitim politikası olmadığını savunan Bulut, "Öğretmenler her gelen bakanın yoğurt yiyişine uymak zorunda. Siyasi kadrolaşma uğruna bir gecede 8 bin okul yöneticisi görevinden edildi" diye konuştu.

Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, öğretmenlerin sorunlarına Meclis çatısı altında ortak çözüm bulunması gerektiğini belirtirken, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili Meclis araştırması açılması için yarın önerge vereceklerini ifade ederek, önergelerine destek istedi.

HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ise kadına yönelik şiddetin durması için hükümetin sorumluluk üstlenmesini ve gerekli mekanizmaları işletmesini istediklerini söyledi.

Bu arada, HDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız'ın Adalet Komisyonu, HDP Mardin Milletvekili Erol Dora'nın Çevre Komisyonu, HDP Muş Milletvekili Demir Çelik'in Çevre Komisyonu ve HDP Van Milletvekili Nazmi Gür'ün AB Uyum Komisyonu üyeliklerinden istifa ettiklerine dair yazılar da TBMM Genel Kurulu'nda okundu.

Genel Kurul'da gündemdışı konuşmaların ardından TBMM Başkanlığı'nın Tezkeresi okundu. TBMM Başkanı Çiçek'in, beraberinde Parlamento heyeti ile Umman Sultanlığı Şura Meclis Başkanı'nın daveti üzerine 6-8 Aralık tarihleri arasında Umman'a, Ürdün Temsilciler Meclisi'nin daveti üzerine 8-9 Aralık'ta ise Ürdün'e resmi ziyarette bulunmasını içeren Tezkere kabul edildi.

Genel Kurul'da, ayrıca kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, sığınma evleri ve ayrımcılıkla ilgili AK Parti, CHP, MHP ve HDP milletvekillerinin verdiği Araştırma önergelerinin bugün birleştirilerek görüşülmesini içeren Danışma Kurulu önerisi de kabul edildi.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'nın öğretmen maaşlarıyla ilgili yasa teklifinin doğrudan gündeme alınması ise kabul edilmedi.

Genel Kurul'da daha sonra kadına yönelik şiddetle ilgili Araştırma önergelerinin görüşülmesine başlandı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, muhalefet partilerine, kadına yönelik şiddet konusunda birlikte çalışmayı teklif ederek, "Artık birbirimizi hırpalamaktan vazgeçelim. Birlikte çalışalım, güçlerimizi birleştirelim, bir sinerji oluşturalım. Sorunun çözüm için Hükümet'in bakanı olarak sizlere elimi uzatıyorum. Elimi boş çevirmeyin" çağrısında bulundu.

TBMM Genel Kurulu'nda; AK Parti, CHP, MHP ve HDP'li milletvekillerinin verdiği 32 Araştırma Önergesi'nin birleştirilerek görüşülmesine başlandı. Önerge üzerinde Hükümet adına konuşan İslam, son 12 yılda insanı merkeze alan politikalar izleyerek kadının toplumsal hayata etken katılımı için çeşitli çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Kadına yönelik şiddetin toplumsal şiddetin ve aile içi şiddetin bir parçası olduğuna işaret eden İslam, AB ülkelerinde son yapılan araştırmalara göre her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığını kaydetti. "Türkiye'nin doğusunda, batısında, güneyinde, kuzeyinde, bütün dünyada aile içi şiddete, toplumsal şiddet, kadına yönelik şiddet var ve bununla şiddetli bir şekilde mücadele etmek durumundayız" diyen İslam, şiddetin ortadan kaldırılması için toplumun tüm kesimlerinin ortak, kararlı ve bütüncül mücadele etmesi gerekliliğine dikkati çekti.

Konuya ilişkin çalışmaları mevzuat düzenlemeleri, eğitim ve farkındalık, kurumlar arası işbirliği ve koordinasyon, şiddet mağduru kadınların korunmasına yönelik mekanizmaları güçlendirme üzerinde sürdürdüklerini ifade eden İslam, "Biz de bunu başarmaya çalışıyoruz. 12 yılda Anayasa ve yasalarda yapılan düzenlemelerle kadın erkek fırsat eşitliği güçlendirilmeye çalışıldı. Eşitlikçi reformlarla kadın erkek eşitliğini özeten ve kadına yönelik şiddete sıfır tolerans ilkesi gözetildi" dedi.

İslam, "İstanbul Sözleşmesi" olarak bilinen "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi"ni 2011 yılında çekincesi imzalanıp yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, bunun kadına yönelik şiddet konusunda çok önemli adım olarak görüldüğünü, hükümlerinin henüz yürürlüğe girmeden 2011 yılından başlayarak Hükümet tarafından geçerli sayıldığını ve mevzuatta uygulandığını söyledi.

"Kadına yönelik şiddetin kapsamlı, eşgüdüm ve bütüncül yaklaşım gerektirdiğini hepimiz farkındayız ve bu bilinçle hareket ediyoruz" diyen İslam, 2012-2015 yıllarını kapsayan bir Eylem Planı uyguladıklarını kaydetti. Konuyla ilgili ilerleme sağlanmasında yasal düzenlemeler ve kurumsal mekanizma kadar konuyla ilgili bilinç ve duyarlılığın artırılması, toplumsal farkındalık yaratılmasının da önemli olduğuna işaret eden İslam, aynı şekilde mağdurlara yönelik koruyucu tedbirlerin de önemini vurguladı.

Türkiye'de şiddet mağduru kadınlara yönelik 131 kadın konukevinin 3 bin 400 kapasitesi olduğunu anlatan İslam, "Kendimizi sürekli yeniliyoruz, güçlendiriyoruz. Bu kapasite ülke ihtiyacına yanıt verecek niteliktedir. Her an bir ilde ihtiyaç olduğunda, bu ihtiyacı tespit ettiğimiz andan itibaren bir-iki gün içinde yeni konukevleri açabiliyoruz. Ayrıca 14 ilde şiddet önleme ve izleme merkezleri var. Şiddetin engellenebilmesi için halka yönelik eğitim programları yürütüyoruz. Ayrıca protokoller yaptığımız kamu kurum ve kuruluşlara yönelik eğitimler var; İçişleri, Sağlık, Adalet bakanlıkları ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan eğitim protokolleri var. Aile içi şiddet araştırmamız güncelliyoruz. Kanunlarla ilgili etki analiz çalışmaları yapıyoruz. Çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu.

İslam, kadına şiddetin engellenmesi için kadını güçlendiren farklı program ve çalışmalar yaptıklarını, sağlık ve gebelik yardımı, şartlı nakil transferlerinde yardımların kadına yapıldığını, kız çocuklarına yapılan yardım oranının erkek çocuklara göre daha yüksek olduğunu anlattı. İslam, şunları söyledi: "Kampanya ve destekler sayesinde kız ve erkek çocuklar arasındaki eğitim uçurumu kapandı, kapanmak üzere. Hedefimiz kız çocuklarını yüzde 100 eğitime katılımını sağlamak konusunda elimden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Kadının istihdama, iş hayatına katılımını son derece önemsiyoruz. Bundan dolaylı olarak kadına ve aile içi şiddetle mücadelenin parçası olduğunu düşünüyoruz. Bunun için ülkemizde kadını güçlendirmek için çalışmalar yaptık ve yapmaya devam edeceğiz."

Kadını güçlendirmenin toplumu, aileyi güçlendirmek olduğunu vurgulayan İslam, aileyi ön plana çıkarttıkları, kadının arka planda kaldığına yönelik eleştirilere karşılık, "Aileyi güçlendirmeye çalışmak, kadını arka plana atmak demek değildir. Kadını birey olarak güçlendirmek ayrı bir programdır, aileyi güçlü tutarak toplumu güçlendirmek ayrı bir programdır. Bunlar birbirinin tersi, zıddı politikalar değildir, biri diğerini ortadan kaldırmaz. Biz her iki politikayı da güçlü şekilde uygulamaya çalışan hükümetiz. Kadınlar güçlü olduğu müddetçe güçlü ve iyi aileler olacaktır toplumda. Aile ve güçlü aile yapısını önemsiyoruz ama kadını asla ihmal etmiyoruz. Kadını ihmal ettiğimize dair sadece ortada bir söylem var, bu hakikat değil" diye konuştu.

Ayşenur İslam, milletvekillerine seslenirken şu çağrıda bulundu:

"Parti farkı gözetmeksizin size bir teklifim var; dünya görüşlerimiz farklı olabilir, dünyaya farklı pencerelerden bakıyor olabiliriz. Önemli olan, hangi noktaya doğru baktığımız. Önemli olan, farklı pencerelerden nereye baktığımız. Kadınlar konusunda özellikle toplumsal şiddet, aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet konusunda sizlere birlikte çalışmayı teklif ediyorum. Artık birbirimizi hırpalamaktan vazgeçelim. 'Sen bunu söyledin, ben bunu söyledim' bunlardan vazgeçelim. Birlikte çalışalım, güçlerimizi birleştirelim, bir sinerji oluşturalım ve bu lanetlemesi gereken sorunu ülkemizden başlayarak, başka ülkelere de örnek olabilecek şekilde ortadan kaldıralım, kaldırmaya çalışalım. Buraya geldiğinizde eleştirilerinizi yapacaksınız ama eleştirilerinizi yaparken sizlerden çözüme yönelik bir kaç cümle de söylemenizi rica ediyorum. Çözüm için Hükümet'in Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak size elimi uzatıyorum. Elimi geriye boş çevirmeyin, bunu rica ediyorum. Size ve tüm STK'lara...."

İslam, dün bir olay yaşadıklarını belirterek, "Ben konuşma yaparken çok nezaketsiz biçimde bir arkadaşım sözümü kesti. Bu bir nezaketsizliktir. Bana yapılan davranış son derece nezaketsizdi. Ama bu nezaketsizliği yapanlara müdahale edenleri uyardım, 'lütfen nezaketle davranın' diye. Sonradan öğrendim ki bu sözüm çok da kale alınmamış, o arkadaşımıza da nezaketsizce davranılmış. Her ikisi de yanlış. Ben artık bütün bu yanlışlıkları düzeltelim istiyorum. Birbirimize nezaketle, iyi niyetle davranalım ve sorunu çözmeye odaklanalım. O arkadaşlarımıza da buradan sesleniyorum; bakanlığımızın kapıları bütün STK'lara, bütün çözümcü önerilere açık. En kısa sürede davet edeceğim, kendileriyle görüşeceğim. Sizlerle de öyle. Yeter ki bir şeyi inşa etmeye çalışalım" dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, kadını sahip olunacak, üzerinde her türlü tasarrufta bulunulacak nesneye indirgeyen bakış açısının değişmesi gerektiğini belirterek, "Evlilik cüzdanı erkek ile kadının bir ömrü paylaşma kararlılığının sözleşmesidir, kadına sahip olunduğunu tescilleyen bir belge değildir" dedi.

Kadına yönelik şiddete karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi için verilen araştırma önergesinin öngörüşmelerinde CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, "kadın ve şiddet", "kadın ve cinayet" kavramlarının çok sık gündeme geldiğini söyledi.

Her yıl yüzlerce kadının sudan sebeplerle öldürüldüğünü ifade eden Küçük, "Sayısı belirsiz cinayet olayları bir şeylerin yolunda gitmediğini açıkça gösteriyor" diye konuştu. Küçük, Şefkat Der'in araştırmasına göre perdeyi yeterince kapatmamanın, telefonun sürekli meşgul çalmasının, çayı iyi demlememenin, zayıflamak ya da şişmanlamanın hatta erkeğin tuttuğu takımın yenilmesinin kadına şiddetin bahanesi olabildiğini anlatarak, kadınların Türkiye'de "güvercin ürkekliği" ile yaşadığını vurguladı.

Kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için bazı düzenlemeler yapılmasına rağmen gelişme kaydedilmediğine dikkati çeken Küçük, uygulama ve zihinlerdeki sorunların aşılamadığını dile getirdi. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin siyaset üstü mesele olduğunun altını çizen Küçük, bu alanda yapılacak her düzenlemeyi desteklediklerini ve desteklemeye devam edeceklerini kaydetti.

Kadınlarla erkekler eşit haklara sahip olana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade eden Küçük, "Bu ülkede kadın olmanın fıtratında dayak yemek, şiddet görmek olmasın, ölmek olmasın" dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, kadına yönelik şiddetin önlenememesinin nedeninin kadın-erkek eşitliğine inanmamak olduğunu söyledi.

Toplumdaki geleneksel yaklaşımların Meclis'te devam ettirildiğini dile getiren Tuncel, "Yurdumuz Anadolu, Meclisimiz baba dolu" diye konuştu.

Kadınların savaşlarda da şiddet gördüğünü anlatan Tuncel, "Ezidi kadınların IŞİD tarafından ganimet olarak değerlendirildiğini gördük. Savaş demek sadece cinsel saldırı değil, göç ve sefalet demek" dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın siyasi parti gruplarından destek talebine olumlu baktıklarını belirten Tuncel, "Ancak Sayın Bakan, bakan olduğunuzdan beri bırakın sivil toplumla görüşmeyi, Meclis'teki kadın milletvekilleriyle buluşmadınız, önerilerimizi almadınız. Kutlamak için aradığımızda size ulaşamadık" diye konuştu.

MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, kadına yönelik şiddetin önüne geçmek için yapılan düzenlemelerin kağıt üstünde kaldığını belirtti.

Kadınlara gerçek bir koruma sağlanamadığını ifade eden Öz, 15 yaşından 60 yaşına kadar her yaş grubundaki kadının şiddet mağduru olduğuna işaret etti.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde sosyolojik çalışma yapılmasının önemine değinen Öz, ailelere psikolojik destek verilmesi, aile danışmanlığında sosyologların da görevlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

"Madalyonun bir de öbür tarafı var. Kadına şiddeti erkek uyguluyor" diyen Öz, yanlış uygulanan politikaların kadınların daha çok şiddete maruz kalmasına ve cinayetlere yol açtığını öne sürdü.

Şiddeti önleme çalışmalarında erkeğin dışlanmamasının şart olduğunu vurgulayan Öz, şöyle devam etti:

"Kolluk kuvvetlerine verdiğimiz yetkilerle evden atılan erkek toplumdan dışlanıyor. Buna sebep olarak da hayat arkadaşını görüyor, ondan da intikam alma hırsıyla hareket ediyor. Kadına yönelik şiddetin sorumlusu erkekler olduğu için şiddet önleme çalışmalarında erkekler dışlanmamalıdır. Şiddet uygulayanların ruh sağlığıyla ilgili ciddi bir inceleme yapılmalı ve teşhise göre tedavi yoluna gidilmelidir. Aile terapisi zorunlu tutulmalı ve buna erkeğin katılımı mutlaka sağlanmalıdır."

Öz, sağlık ocaklarında aile danışmanlığı kurulması gerektiğini ifade ederek, bu yolla sorunlar büyümeden çözüm sağlanabileceğini, okullarda da sosyologların görevlendirilebileceğini söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, yasal düzenlemelere, devletin kadın ve aileye bakışının değişmesine rağmen koruma altındaki kadınların yüzde 9'unun tedbir kararlarına rağmen öldürüldüğünü belirtti.

Saldırganlığın altyapısının yok edilmesine yönelik eylem planlarının ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Satır, "Öldürme konusunda kendisini ikna etmiş, yok etmeyi çözüm olarak gören kişi için polisiye ve adli tedbirler yetersiz kalmaya devam edecektir" diye konuştu.

Aile birliğini korumak gibi anayasal, insan hayatını korumak gibi kutsal görevle karşı karşıya olduklarını ifade eden Satır, kadına şiddet ve cinayetle sonuçlanan bakışın evrilmesi gerektiğini anlattı.

Aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin toplum sağlığı sorunu haline geldiğine işaret eden Satır, şiddet sonucu ortaya çıkan etkilerin uzun yıllar sürdüğünü belirtti. Satır, "Aile içi şiddetin bumerang gibi geri geldiği çocuklar, kendilerinin veya annelerinin gördüğü şiddeti bir sonraki nesle bu sorunu taşıma potansiyeli taşıyor" dedi.

Sadece yasal düzenlemeyle çözümün zor olduğu kanıtlanmış sorunla karşı karşıya olduklarını ifade eden Satır, "Kadına bakış açısını evirecek çalışmalar ortaya çıkarmalıyız. Kadını sahip olunacak, kontrol edilebilecek, üzerinde her türlü tasarruf yapılabilecek nesneye indirgeyen bakış açısı değişmelidir. Evlilik cüzdanı erkek ile kadının bir ömrü paylaşma kararlılığının sözleşmesidir, kadına sahip olunduğunu tescilleyen bir belge değildir" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda kadına yönelik şiddet ile ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasının kabul edilmesinin ardından gündemdeki kanun tasarı ve tekliflerinin görüşmelerine geçildi.

Komisyon ve hükümetin yerini almasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, teklifin birçok maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürerek, önce Anayasa Komisyonu'nda Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılması gerektiğini söyledi. Gök, teklifin görüşülemeyeceğini savundu.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Genel Kurul gündemine alındıktan sonra teklif ile ilgili tasarruf yetkisi olmadığını belirtmesi üzerine Gök, usul tartışması açılmasını istedi.

Usul tartışması üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, İçtüzüğe göre bir kanun tasarı ya da teklifi komisyonlarda görüşüldükten sonra Genel Kurul aşamasına geldiğinde Anayasa'ya aykırılık iddiasının ileri sürülemeyeceğini belirtti.

Adalet Komisyonu'nun teklifin Anayasa'ya aykırılığını tespit etmediğini dile getiren Aydın, Genel Kurul aşamasında maddeler üzerinde Anayasa'ya aykırılık önergesi verilebileceğini kaydetti.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, kanun teklifinin Türk yargı sisteminin temel kurumlarını ve kurallarını alt üst edici nitelikte olduğunu savundu. Teklifin çoğu maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu görüşünü tekrarlayan Gök, "Sayısal çoğunluğa güvenilerek, yargı sistemiyle bu denli oynanması ve kurumların çökertilmesi kabul edilemez. Bu kanun Anayasa Komisyonu'na iade edilmelidir. Yaptığımız basit bir iş değil, hiçbirimiz altında kalmayalım" diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da kanun teklifinin noterlerle hakim ve savcıların ücretleriyle ilgili geldiğini, ancak eklemelerle torbaya dönüştüğünü söyledi. Bal, "Masum düzenlemelerin yanına yapılan eklemelerle HSYK'daki, Danıştay'daki, Yargıtay'daki çoğunluğu elde etmek amaçlanıyor" dedi.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da teklifteki bazı düzenlemelerin Anayasa'daki haberleşme hürriyeti ve konut dokunulmazlığı hükümlerine aykırı olduğunu iddia etti.

AK Parti iktidarının iki günde bir kanun yapmaya alıştığını savunan Kaplan, "Anayasa Mahkemesi'ne toslayacaksınız" ifadesini kullandı.

Başkanvekili Bahçekapılı'nın tutumunda değişiklik olmadığını açıklaması üzerine, teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.

Siyasi parti grupları adına ilk sözü HDP'li Hasip Kaplan aldı.

AK Parti'li milletvekillerinin verdiği kanun teklifi hakim ve savcı ücretlerinde artış, makul şüphe üzerine üst ve yer araması yapılabilmesi, Yargıtay ve Danıştay'ın üye ve daire sayısının artırılmasını da içeren 52 maddeden oluşuyor.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****