2023-10-11 - 13:39
SAADET PARTİSİ TBMM GRUP TOPLANTISI
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "İsrail ve hamileri bu zulme son vermek zorundadır. İsrail ve onun zulmüne sessiz kalarak ortak olanlar, bu ateşin eninde sonunda kendilerini de yakacağını bilmelidirler." dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını endişe ile takip ettiklerini; akıllarının Filistin'de, dillerinin mazlumlar için duada olduğunu, kalplerinin ise Mescid-i Aksa'da attığını söyledi.

Filistin meselesini cumartesi gününden itibaren gündemlerine alanların, kendilerinin bu konudaki hassasiyetini anlayamayacaklarını ifade eden Karamollaoğlu, "Üç çeyrek asırdır akan kan ve gözyaşını görmezden gelenler, mazlumların feryatlarına kulak tıkayanlar, bizim öfkemizi ve hüznümüzü asla anlayamazlar. Velisinin ABD olduğunu bildikleri bu şımartılmış çocuğun zulümleri karşısında diğer ülkeler her daim üç maymunu oynamayı tercih etmişlerdir. Hırsıza hırsız, işgalciye işgalci, katile katil, zalime ise zalim diyemedi bu insanlar. Bunu diyemeyenler mazlumu suçlu ilan etmekten hiç çekinmediler hiç utanmadılar." diye konuştu.

Temel Karamollaoğlu, İsrail'in tarihinin katliamlar ile dolu olduğunu, Birleşmiş Milletler kararlarını ve uluslararası hukuk kurallarını en çok çiğneyen ülkenin de İsrail olduğunu belirtti.

"Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatının gücü bir İsrail'e yetmiyor mu?" diye soran Karamollaoğlu, şunları kaydetti:

"İnsanım diyen; 75 yıldır emzikli bebeklerin, kundaktaki çocukların bombalar altında can verişi karşısında sessiz kalabilir mi? Müslümanım diyen; ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'nın kirli postallarla çiğnenmesine, namaz kılanların gaz bombalarıyla hedef alınmasına nasıl sessiz kalabilir? Zalim ile mazlum arasında tarafsız kalmak züldür ve zulümdür. 5 milyonluk Filistin halkı üç çeyrek asırdır tek başına zulme karşı direniyor. Oturdukları yerlerden amalı, fakatlı cümleler kurarak akıl vermeye kalkanlara, tahkir edici yorumlar yapanlara da diyoruz ki en azından gölge bari etmeyin. Faydanız yok, hiç olmazsa zararınız olmasın. Bugünü anlamak için dünü mutlaka iyi bilmek mecburiyetindeyiz. Yarınları öngörebilmek için ise bugünleri iyi okumak, iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Şunu iyi bilmeliyiz ki Büyük Ortadoğu Projesi, büyük İsrail projesinin ta kendisidir. Coğrafyamızda her ne acı yaşanıyorsa bilinmelidir ki Büyük Ortadoğu Projesi'nden bağımsız değildir. Büyük Ortadoğu Projesi'nde nihai hedef Türkiye'mizdir."

Kudüs'ün özgürlüğünün bir avuç mazlum Filistin halkının omuzlarına yüklenecek bir sorumluluk olmadığını dile getiren Karamollaoğlu, başta Türkiye olmak üzere, tüm İslam aleminin bu konuda ağır sorumluluğunun bulunduğunu vurguladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, şöyle devam etti:

"Rusya ve Ukrayna savaşında iki taraf arasında fır dönenler, Ukrayna'ya yardım sırasına girenler, bugün Filistin'de yaşananlar karşısında eli kolu bağlı oturuyorlar maalesef. Mazlumlara herkes sırt çevirse de biz her daim mazlum Filistin halkının yanında saf tutmaya devam edeceğiz. İsrail ve hamileri bu zulme son vermek zorundadır. İsrail ve onun zulmüne sessiz kalarak ortak olanlar, bu ateşin eninde sonunda kendilerini de yakacağını bilmelidirler. Filistin özgür olana dek bölgemizde hiçbir ülke kendi özgürlüğünü garanti altına almış sayılamaz. Filistin, huzur ve barışa kavuşana dek yeryüzü üzerinde kalıcı bir barış asla tesis edilemez. Dünya kamuoyu iki yüzlü davranmaktan vazgeçmeli, İslam alemi de bu uyuşukluktan bir an evvel kurtulmalıdır.

Özellikle sivillerin, çocukların ve kadınların can güvenliği mutlaka sağlanmalıdır. Esir değişimi konusunda bir an evvel üçüncü taraflar devreye girmelidir. Adeta dünyanın en büyük açık hava hapishanesi haline getirilmiş olan Gazze'deki abluka bir an evvel ortadan kaldırılmalıdır. ABD başta olmak üzere, diğer ülkelerin askeri güç kullanımı, özellikle de sadece İsrail'e yardım babında güç kullanmaları mutlaka önlenmelidir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatını acilen toplantıya çağırmalı ve kuru bir bildiri değil kalıcı çözüm olacak yaptırımları devreye almalıdır. Netanyahu başta olmak üzere, tüm dünyanın gözü önünde savaş çığırtkanlığı yapan yetkililer hakkında derhal ama derhal gerekli tepkiler gösterilmeli ve gerekiyorsa uluslararası mahkemelerde yargılanmaları gündeme getirilmelidir. Nihai olarak İsrail'in işgaline son verecek, Filistinlilerin meşru haklarını gözetecek şekilde kalıcı bir çözüm teşhis edilmelidir."