2006-11-21 - 16:00
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Baykal: ''(Sıfırları attık) diyorsun, bununla övünme Sayın Başbakan! Sıfırları attınız evet ama millete de sıfırı tükettirdiniz"
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
ekonomik durumdan söz ederken TL'den sıfır atılmasıyla övündüğünü belirterek,
''Bununla övünme Sayın Başbakan! Sıfırları attınız evet ama millete de sıfırı
tükettirdiniz'' diye konuştu.

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomiyle ilgili
değerlendirmelerde bulundu. Tarımda üreticilerin büyük sıkıntılar yaşadığını
belirten Baykal, narenciyede fiyatların 3 yıl öncesinden daha düşük olduğunu,
pamukta da benzer bir tablonun yaşandığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan'ın, yaptığı konuşmalarda sık sık ekonominin rayına
girdiğini ve refahın arttığını dile getirdiğine dikkati çeken Baykal, halkın,
yaşanan gerçeği çok iyi bildiğini ve bu açıklamaların kabul görmediğini söyledi.
Baykal, ''Türk ekonomisinin çok ağır bir borç yükü altına girdiğini, ekonominin
kendi kaderi üzerinde kontrolünü kaybetmeye başladığını'' savundu.

Dış ticaret açığının 52 milyar doları bulduğunu, cari açığın 34 milyar dolar
olduğunu vurgulayan Baykal, AK Parti iktidara geldiğinde, 4 yıl önce cari açığın
1.5 milyar dolar düzeyinde bulunduğuna dikkati çekti.

Baykal, bu tabloyla Türkiye'nin ayakları üzerinde durduğunun,
toparlandığının söylenemeyeceğini ifade ederek, ''Şimdilik borç bulabiliyor,
şimdilik açığını yeni borçlanmalarla kapatabiliyor diye ülkenin sorunları
çözülmüş olur mu? Borca, sıcak paraya muhtaç, riski, bağımlılığı, borç alma
mecburiyeti artmış bir ekonomi tablosuyla karşı karşıyayız'' diye konuştu.

''ÇOK DAHA BORÇLU BİR ÜLKE''

AK Parti iktidara geldiğinde toplam iç ve dış borç miktarının 220 milyar
dolar olduğunu, aradan geçen 4 yıllık sürede bu rakamın 360 milyar dolara
ulaştığını savunan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu, 80 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nin birikmiş borcunu, AKP iktidarının 4
yılda yüzde 70 artırdığını ortaya koyuyor. Bugün Türkiye, AKP iktidarının
işbaşında bulunduğu 4 yılın sonunda çok daha borçlu bir ülke haline gelmiştir.
Sadece devlet borçlu değil. Vatandaş da bugün geçmişten çok daha borçlu bir
noktaya gelmiştir. Banka kredileriyle, kredi kartlarıyla, tüketici kredileriyle
vatandaşın borçluluğu, AKP iktidarı döneminde 10 kata yakın artmıştır. Türkiye'de
artık vatandaşlarımız günlük yaşantısını sürdürebilmek için giderek daha
borçlanmak durumunda kalmaktadır.''

Protesto edilen senet ve geri dönen çeklerin tutarının da 2002 yılına göre
3,5 kat arttığını, bunun çok riskli bir ekonomik tablonun göstergesi olduğunu
kaydeden Baykal, şöyle devam etti:
''Başbakan, 'IMF borçlarını azalttık' diyor. Evet IMF borçları azaldı ama
Türkiye'nin genel borçları arttı. IMF borçlarının faizi daha uygundu. Daha uygun
faizli IMF borçları ödenmiş, daha yüksek faizle borçlanma yapılmıştır.
Türkiye'nin IMF borçlarının azalmasının, sanki borç tablosunda bir azalma varmış,
borçlanma Türkiye'nin gündeminden çıkıyormuş gibi kullanıldığına tanık oluyoruz.
Bu, gerçekleri yansıtmıyor. Türkiye, tam tersi her kesimiyle çok ağır bir borç
yükü altına giriyor.
Bir de 'Faizden para kazanma, paradan para kazanma dönemi bitti' deniyor.
Türkiye'de üretim, alınteri ödüllendirilmiyor ama ödüllendirilen bir kesim var, o
da faiz kesimidir. Türkiye, faiz ve rant kaynaklı yapay bir büyüme gerçeğiyle
üreticinin, yatırımcının, esnafın, sanayicinin gelir kaybına uğradığı bir
sıkışıklık dönemi içinden geçiyor.''

''SIFIRI TÜKETTİRDİNİZ''

Deniz Baykal, AK Parti iktidarı döneminde gerçekleştirilen iç ve dış borç
faiz toplamının 145 milyar dolar olduğunu vurgulayarak, ''Bu 145 milyar dolar,
hiç kuşku yok ki müthiş bir zenginleşme kaynağı olmuştur. Bütçemizin üzerinde bir
kaynak, AKP iktidarı döneminde rantiye kesimine transfer edilmiş demektir. Bu
tablo varken, siz 'AKP iktidarı döneminde paradan kazanma dönemi sana ermiştir,
Türkiye'nin borçları ödenmiştir' diyebilir misiniz'' diye sordu.

Başbakan Erdoğan'ın sık sık TL'den sıfır atmakla övündüğünü belirten Baykal,
enflasyonun, bu iktidardan önce alınan ekonomik kararlar sonucunda düştüğünü,
bunun sonucunda paradan sıfır atılmasının mümkün olduğu söyledi. Baykal,
''(Sıfırları attık) diyorsun, bununla övünme Sayın Başbakan! Sıfırları attınız
evet ama millete de sıfırı tükettirdiniz'' dedi.

KEMENÇELİ AÇILIŞ

Öte yandan, CHP Grup toplantısını izlemek üzere Gebze'den gelen Şaban Balcı
isimli vatandaş, Baykal salona gelmeden, kemençesiyle kendi yazdığı şarkıyı
seslendirdi.

Baykal, kürsüye çıktığında da kemençesini alarak kürsüye çıkan Balcı'ya,
''Çok dertlisin anlaşılan. Bütün Karadenizlilerin derdini dile getirmek
istiyorsun'' diye izin verdi. Gebzeli Şaban Balcı da Baykal'a yazdığı şiirin bir
bölümünü, kemençe eşliğinde alkışlar arasında seslendirdi.

''NATO'YA DEVİR, SORUNUN DEVAMINA NEDEN OLUR''

Irak'taki gelişmelere de değinen Baykal, bölgede 3 yıldır sürdürülen
politikanın tıkandığını, bölgenin istikrarsızlığa sürüklendiğini söyledi.

CHP lideri Baykal, Irak'ın, kültürel ve siyasi olarak parçalandığını,
ABD'nin bölgeden çekilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

ABD'de ekonominin iyi olmasına rağmen, ABD'lilerin, seçimlerde iktidarı
cezalandırdığını belirten Baykal, bu cezanın altında Irak'ın yattığını ifade
etti. Baykal, ABD halkının, Irak'a, CHP'nin 3 yıl önce baktığı gibi bakma
aşamasına geldiğini söyledi.

ABD'nin bölgede çekilmesinin kaçınılmaz hale geldiğini yineleyen Baykal,
''Bunun yerine, NATO birliklerine devretmesi, ABD'nin etkisinde bir güç olan NATO
askeri varlığının sürdürülmesi, sorunun aynen devam etmesi sonucunu doğurur. NATO
sistemi içinde bulunan diğer ülkelere ciddi zararlar doğurmasına yol açar'' diye
konuştu.
Baykal, Türkiye'yi angaje edecek bir takım girişimlerde bulunulmaması
gerektiğini söyledi. Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, NATO birliklerinin
Irak'a sevk edilmesi önerisinin ''havai'' öneriler olmaktan çıkarak, uluslararası
gündeme girmeye başladığını belirtti.

''IRAK'A KOMŞU ÜLKELER KONFERANSI DÜZENLENSİN''

Türkiye'nin inisiyatif alması gerektiğini vurgulayan Baykal, ABD'nin tek
taraflı askeri müdahalesinin, bölgeyi istikrara kavuşturmayacağını kaydetti.

CHP Genel Başkanı Baykal, Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) temenniden ibaret
kaldığının ortaya çıktığını dile getirdi.

Irak'ın yandığını, parçalandığını, toparlanması ve bütünlüğünü güvence
altına alması gerektiğini ifade eden Baykal, ''ABD denedi olmadı. Bölgeyi kendi
kaderine bırakmak mümkün değil'' dedi.

Irak'a komşu ülkelerin konferans düzenlemesini isteyen Baykal, burada
Irak'ın geleceğinin ele alınması, ABD askerinin çekilmesinin takvime bağlanması,
barış için mutabakatın sağlanmasını önerdi. Baykal, Türkiye, İran ve Suriye'nin
yer almadığı, bölge dışı Müslüman ülkelerin, bölgede askeri güç yerleştirmesine
ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Baykal, bölgenin istikrarı ve bütünlüğünü sağlayan model ortaya konulması
gerektiğini söyledi.

''ŞURAYA 'MİLLİ' DEMEYE DİLİM VARMIYOR''

CHP lideri Deniz Baykal, Milli Eğitim Şurası'na da yer verdiği konuşmasında,
şuraya, ''milli'' demeye dilinin varmadığını söyledi.

Şuranın, ''milli'' olmaktan çıktığını belirten Baykal, ''Şura, AKP'nin, Türk
eğitim sistemi üzerindeki planlarının ortaya çıkması, niyetlerinin anlaşılması ve
ellerine fırsat geçtiğinde nelerin yapılacağının görülmesi açısından faydalı
olmuştur'' dedi.

Baykal, eğitim sisteminde sorunlar ve sıkıntılar olmasına rağmen şurada bu
sorunların hiçbirinin konuşulmadığını ileri sürdü. Baykal, şuraya, ''iki siyasi
takıntı'' olarak nitelendirdiği katsayı ve özel eğitimi, devlet eğitimi yerine
ikame etme arayışlarının egemen olduğunu söyledi.

Şurayı, ''siyasi parti kongresi gibi'' diye değerlendiren Baykal,
''Amaçları, gençleri en ileri düzeye ulaştırmak değil, kendi hesaplarına en uygun
hale getirmek'' dedi.

''TALAN, RANT TASARISI''

Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısına da eleştiriler yönelten Deniz
Baykal, tasarıyı, ''tapu delme, insanları yerinden etme, talan ve rant'' tasarısı
olarak nitelendirdi.

''2B ile yapamadıklarını, bu tasarı ile yapmaya çalışıyorlar'' diyen CHP
lideri Baykal, tasarının, dar gelirlinin değer kazanmış rant alanlarını, belirli
kesimlere vererek, kendi zenginini yaratmayı amaçladığını öne sürdü.

Baykal, tasarının, ''depreme karşı önlem tasarısı'' olmadığını da ifade
etti.

''ULUSAL DUYARLILIKLAR DİNAMİĞİ''

Yeni yükselişin altında yatan temel dinamiğin, ulusal duyarlılıklar dinamiği
olduğunu vurgulayan Baykal, Türkiye'nin yeni dönemi, ulusal duyarlılıkların daha
önem, değer ve güç kazandığı bir yeni bir dönem olarak şekillendireceğini
kaydetti.

Yükselen temel siyasi dinamik olarak, ulusal duyarlılıklar döneminin kendini
gösterdiğini kaydeden Baykal, şöyle konuştu:
''Bu, Türkiye'nin yaşadığı gerçeklere tepki ihtiyacından böyle oldu. Acı,
üzüntü verici olaylar, toplumu, tepki arayışına sokmuştur. Bu yeni yükselen
değer, yeni yükselen siyaset anlayışı olarak ortaya çıkmıştır. Kimsenin,
Türkiye'nin ulusal duyarlılığına duyarsız kalma imkanı kalmamıştır. Türkiye'yi
köşeye sıkıştırma, suçlama, eziklik duygusu içine itecek bir söylemi bayrak gibi
dalgalandırma döneminin sonuna gelinmiştir. Herkes artık yerini alacaktır. Bu
dinamik, önümüzdeki dönem siyasetini kuracak olan dinamiktir.
Türkiye'nin önümüzdeki dönem siyaseti, ulusal duyarlılıkların hakkı olan
saygınlığını, değerini kazandığı yeni bir dönem olacaktır. Bunu kimsenin
küçümsemeye, dudak bükmeye hakkı yoktur.''

''TÜRKİYE'Yİ İTME-KAKMA DÖNEMİ BİTTİ''

Türk toplumunun, tarihini, hukukunu, özdeğerlerini sahiplendiğini belirten
Baykal, Türkiye'nin, herkesten, hakkı olan saygıyı talep etme noktasına geldiğini
söyledi.

Baykal, Türkiye'yi, itme-kakma döneminin bittiğini belirterek, ''Yeni dönem,
yeni iktidar, yeni Türkiye, kendisine saygı talep eden bir Türkiye ortaya
çıkaracaktır'' dedi.

''Türkiye kabuğuna çekilecek mi, dünyaya sırtını dönecek mi?'' sorularının
gündeme gelebileceğini kaydeden Baykal, Türkiye'de ulusal duyarlılıkların
yükseleceğini dile getirdi. Baykal, ''Ulusal duyarlılıkların yükseldiği bir
Türkiye'de yönetim, dünyaya sırtını dönmek bir yana, tam tersine dünyayla
kucaklaşan, kendine, halkına, milletine güvenen bir ülke olarak çıkacaktır'' diye
konuştu.

''GELİN BERABER OLALIM''

Baykal, dünyadan, Avrupa'dan korkmadıklarını kaydederek, kendilerine saygı
talep ettiklerini, herkesle eşit konumda, her türlü uluslararası oluşuma açık
olduklarını kaydetti. Baykal, bu duruşlarının altında, kendilerine olan güvenin
yattığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'ye güveniyoruz. İnsanımızın çalışkanlığına, ekonomik
potansiyelimine, işçimize, yatırımcımıza inanıyoruz. Ekonomimize, demokrasimize
güveniyoruz. Mustafa Kemal Atatürk'ün laik, demokratik Cumhuriyetine inanıyoruz.
Bu inanç içinde, herkese gelin beraber olalım diyoruz. Kimsenin kimseden
korkmasına gerek yok, biz korkmuyoruz, onlar da bizden korkmasınlar. Açsınlar
kapıları beraber olalım, beraber üretelim, tartışalım. Biz kendimize güveniyoruz,
herkes de güvensin.
İçedönük, kompleksli bir ulusal duyarlılık anlayışının ülkeye hiçbir zaman
egemen olmayacağını biliyoruz. Kabımıza sığamıyoruz. Biz kaçmak üzere değil,
kucaklaşmak üzere, ama ulusal duyarlılık anlayışı içinde, kimliğimize dokunmadan,
özümüzü koruyarak yapacağız.''

''RESİMLER ZORLA ASILMADI''

Baykal, ''Atatürk'ün modası geçti'', ''Atatürk'ün resimlerini, heykellerini
kapatalım'' denildiğini, bunu söyleyenin, ne söylediğinin farkında olmadığını
kaydetti

Atatürk resimlerinin zorla asılmadığını, Atatürk'ün, milletin gönlünde
yattığını vurgulayan Baykal, ''Bu sözleri kim söylerse söylesin, yanlıştır. Bunu
söyleyenler profesör oldu diye, AB ağzıyla konuşuyor diye doğru olacak değil.
Kompleksimiz yok, kendimize, tarihimize güveniyoruz. Dünyaya diyoruz ki
geliyoruz, bekle Türkiye geliyor'' diye konuştu.