2014-07-21 - 16:18
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, gündem dışı konuşmasında İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısına değinerek, vahşetin İsrail-Filistin meselesi olmaktan çıktığını, İsrail ile insanlık arasındaki meseleye döndüğünü söyledi.
İsrail'in insanlık suçu ve soykırım işlediğini dile getiren Önal, "Ramazan?da Anadolu?da top atılınca insanlar iftara, Gazze?de top atılınca şehadete koşuyor" dedi.
Vicdanı olan herkesin dünyayı hiçe sayan İsrail'e tepki vermesi gerektiğini vurgulayan Önal, "Vahşete duyarsızlık ve tarafsızlık zulme ortak olmaktan başka bir şey değildir. Ninnilerle uyuması gereken bebeklerin kurşunlarla susturulduğu dünyada susanlar alçaktır" diye konuştu.
AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla da Hopa'da iftar düzenleyen İnsani Yardım Vakfı'na (İHH) yönelik saldırıya değindiği gündem dışı konuşmasında, saldırıyı kınadı.
Hopa'da 2011 seçimi öncesinde de bir grup militanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın otobüsüne taşlı saldırıda bulunduğunu anımsatan Kışla, "Bu çirkin saldırıdan hep utanç ve mahcubiyet duydum. Artvinli her yerde insani meziyetleriyle takdir toplarken, Hopa'daki 50-60 kişilik gözü dönmüş aşırı sol militanlar Artvin'e bu mahcubiyeti yaşatmıştır. Ne yazık ki CHP bu olayları sahiplenmiş, cesaretlendirmiş ve bu olaylar üzerinden siyasi rant devşirmenin peşine düşmüştür" diye konuştu.
İHH'nın dünyadaki en büyük düşmanının İsrail olduğunu ifade eden Kışla, "İHH'yı terörist örgütlere yardım eden örgüt diye gösterme gayretine giren İsrail ve yerli işbirlikçilerinin bildirilerinin Hopa'da dağıtılması olayların perde arkasında kimlerin olduğunu gösteriyor. Kin ve nefret dolu, halkı isyana teşvik eden bildiri, paralel yapının lojistik desteğiyle hazırlanmıştır. Hopa üzerinde gizli bir el tarafından oyun oynanmak isteniyor" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Bu bir sataşma değil, çirkin bir iftira. Eğer o saldırıların içinde bir tane CHP yöneticisi, alelade parti üyesi varsa ve siz bize bu isimleri verirseniz gereğini yaparız. Veremezseniz bütün CHP ailesinden özür dilemeniz gerekir. Yarına kadar bu isimleri vermezseniz sizi müfteri ilan edeceğim" diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir de kışlalardaki sorunları dile getirdi.
TSK bünyesinde 465 bin yükümlünün askerlik yaptığını anlatan Demir, en önemli sorunlardan birinin asker intiharları ve ölümleri olduğunu söyledi.
Bu şekilde hayatını kaybedenlerin şehit sayılmadığına dikkati çeken Demir, astsubaylar ve resen emekli olanların sorunlarının çözümü için de çaba harcanması gerektiğini dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, HDP Grubu'na yönelik, "Yıllarca bu memlekette terör estirenler, teröristlerin arkasında duranlar, onları alkışlayanlar, güvenlik güçlerini 'terörist' diye itham edemezler. Güvenlik güçlerine saldıracaksınız, güvenlik güçlerini öldüreceksiniz, askeri şehit edeceksiniz, şehit edenleri alkışlayacaksınız, sonra 'terör estiriyor' diyeceksiniz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Diyarbakır'da 14 Temmuz 2012 tarihinde düzenlenen mitingde, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ile ilgili araştırma önergesinin görüşülmesine ilişkin grup önergesi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, valilerin "derebeyi özgürlüğüne sahip" bir şekilde tavır sergilediklerini, anayasal hakları çiğnediklerini savundu. Diyarbakır'daki söz konusu mitingde de aynı tavrın sergilendiğini öne süren Kürkcü, güvenlik güçlerinin sergilediği orantısız güç nedeniyle partisinin milletvekilleri de dahil olmak üzere çok sayıda kişinin yaralandığını ifade etti.
Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere değinen Kürkcü, iktidarın politikasını eleştirerek, "Türkiye'nin Ortadoğu'daki biricik dostu, sınırın dört bir yanında yaşayan Kürtlerdir. Onlara karşı saldırgan siyaset izlemeniz yanlış" dedi.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ne zaman izin verileceği ya da ne zaman izin verilmeyeceğinin anayasada düzenlendiğini anımsattı. Diyarbakır'da söz konusu mitingin düzenlenmek istendiği günün, 13 askerin şehit edilmesinin yıl dönümüne denk geldiğini belirten Kavaklıoğlu, ayrıca halkın yanlış bilgilendirilerek sokağa çekilmesi unsuru da göz önünde bulundurularak mitinge izin verilmediğini vurguladı.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır'daki mitingde, milletvekillerine yönelik polis terörü uygulandığını iddia ederek, bunun sorumluluğunun AK Parti iktidarında olduğunu savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise yasa dışı eylemlerde vatandaşı arkasına toplayarak güvenlik güçlerine karşı saldırmalarını teşvik etmenin milletvekillerinin görevleri arasında olmadığını söyledi. Elitaş, şöyle konuştu: "Yıllarca bu memlekette terör estirenler, teröristlerin arkasında duranlar, onları alkışlayanlar, güvenlik güçlerini 'terörist' diye itham edemezler. Güvenlik güçlerine saldıracaksınız, güvenlik güçlerini öldüreceksiniz, askeri şehit edeceksiniz, şehit edenleri alkışlayacaksınız, onları alkışlayacaksınız sonra 'terör estiriyor' diyeceksiniz. Terör estirenleri alkışlayanlar, Türkiye'nin askerine, polisine 'terör estiriyor' diyemezler."
İdris Baluken ise "Asker, polisin şehit olmasına sebep olan zihniyet, Kürt meselesi ve demokratikleşme sorununu çözümsüz bırakan sizin zihniyetinizdir. Bu meselenin barışçıl yoldan çözülmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Siz operasyonlar yaparak, siyasi soykırım operasyonlarını yaparak; orada yaşamını yitiren, askerin de polisin de gerillanın da canından birinci derecede hükümet sorumludur" ifadelerini kullandı.
CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, iktidarın politikaları nedeniyle, polisin, karşısında milletvekili gördüğü zaman düşmanını görmüş gibi olduğunu savundu. İktidarın, gösteri yapan herkesi terörist olarak değerlendirdiğini öne süren Işık, bu gidişatın iyi olmadığını dile getirdi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, topluma örnek olması gereken milletvekillerinin, eylemlere katılıp polisin karşısında durmasının yanlış olduğunu ifade etti.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Kuzey Irak petrolünün Türk özel şirketleri tarafından İsrail'e satıldığını savunarak, "Sorulduğu zaman 'kamu tarafından gönderilen bir yakıt yok' diyeceksiniz. Bu bir bahane değil, olamaz" dedi.
MHP, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı alanlarıyla çakıştığı bölgelerinde İsrail'e bağlı firmaların izinsiz petrol ve doğalgaz aramasına ilişkin araştırma önergesinin gündeme alınmasını grup önerisi olarak getirdi.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye'nin kıta sahanlığında ya da hak iddia ettiği alanlarda petrol ve doğalgaz aradığını belirtti.
Kuzey Kıbrıs'taki tüm petrol ve gaz aramalarının arkasında İsrail'in olduğunu savunan Çirkin, İsrail'in bunun için Güney Kıbrıs'ta 5 bin konutluk alana yerleştiğini ve KKTC topraklarında liman yaptığını söyledi.
Dışişleri Bakanlığı tarafından soru önergesine verilen yanıtta, Türkiye'nin hak iddia ettiği sahalarda Rum kesimi ile İsrail'in ortak arama faaliyetinde bulunduğunun bildirildiğini kaydeden Çirkin, şöyle konuştu:
"Yüksek perdeden 'Ey, Netanyahu...', 'Ey İsrail...' açıklamalarının, İsrail nezdinde hiçbir değerinin olmadığı ortada. Bu aradan geçen sürede ne yaptırımı yapmışız? Ticaretimiz artmış, bir sürü gizli anlaşmalar yapılmış. Gazze'deki zulmü sözde kınayıp İsrail'in tüm bu yaptıklarına sesini çıkarmamak tam manasıyla ikircikli ve bugün Gazze için dökülen gözyaşlarının sahteliğini ortaya çıkaracak bir belgedir. Türkiye'nin İsrail'e karşı bir yaptırım gücü vardır ama hükümetin böyle bir niyeti yoktur. Bir de bakıyoruz ki İsrail'de petrol ve gaz arayan bu şirketlerin ortağı maalesef meşhur Çalık şirketidir. Kuzey Irak'taki petrol tankerlerle Hatay Dörtyol'a taşınıp yine Çalık tarafından dış piyasaya sürülmekte ve bu da İsrail tarafından alınmaktadır. Siz İsrail jetlerinin yakıtını Mersin'den göndereceksiniz ama sorulduğu zaman 'kamu tarafından gönderilen bir yakıt yok' diyeceksiniz. Kim gönderiyor bunu? Özel şirketler. Bu bir bahane değil, olamaz."
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Türkiye'nin İsrail'in katliamını kınadığını, ancak elinden başka bir şey gelmediğini belirtti.
Türkiye'nin son dönemde giderek etkisizleştiğini savunan Korutürk, Rum kesiminin Kıbrıs'ın tamamına ait doğalgaz ve petrol zenginliklerinin bulunması ve kullanılmasıyla ilgili Mısır, Lübnan ve İsrail ile anlaşmalar yaptığını anımsattı.
TPAO'nun Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama çalışması yapacağını ilan ettiği bölgelerin Rum kesiminin İsrail ile anlaşma imzaladığı 5 parselle çakıştığına dikkati çeken Korutürk, "Biz daha hiçbir şey yapmazken, İsrail ile birlikte bu bölgeleri işletiyorlar. Bu, yarın öbür gün bu üçlü ile Türkiye arasında ciddi bir çatışma çıkmasına yol açabilecek çok önemli bir konudur" diye konuştu.
Korutürk, Gazze'ye yönelik saldırılara da değinerek, ateşkes sağlamaya yönelik görüşmelere Türkiye'nin dahil edilmediğini söyledi. Türkiye'nin buna layık olmadığını ifade eden Korutürk, "Bu yaşıma geldim telefon diplomasisi, gözyaşı diplomasisi, acayip acayip birtakım yeni yöntemler duyuyorum, işitiyorum. Ama, görüyoruz, bu yöntemlerden de bir şey çıkmıyor" dedi.
HDP Van Milletvekili Nazmi Gür ise İsrail'in Gazze'ye yönelik sınır tanımayan şiddeti sonucu sivil ölümlerinin hızla arttığını vurguladı.
İsrail'in, Gazze'nin bütün altyapısını çökertmek, Filistin'i, Gazze'yi yaşanmaz hale getirmek için elinden geleni yaptığını ifade eden Gür, başta İslam dünyası olmak üzere İsrail'i durduracak hiçbir gücün olmadığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e tepki gösteren açıklamalarından örnekler veren Gür, "Aslında AKP Hükümeti ile İsrail ilişkilerinde hiçbir sıfırlama olmamıştır. Ekonomik, ticari ve savunma işbirliği anlaşmaları olduğu gibi yürürlüktedir. Savunma sanayi alanında 2 milyar dolarlık işbirliği anlaşması mevcut. Bir taraftan da Filistinliler'e sahip çıktığımızı iddia ediyoruz" diye konuştu.
Gür, hükümetin Filistinliler'in yanında olduğunu göstermesi için İsrail ile ekonomik ilişkilerini dondurmasını ve başta savunma sanayi anlaşmaları olmak üzere uluslararası sözleşmeleri askıya almasını istedi.
AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran da İsrail'e karşı hükümet ve parlamentonun gerekli tedbiri almak durumunda olduğunu ifade etti.
AB'nin üye olarak kabul etmesinin Güney Kıbrıs'ı şımarttığını dile getiren Demirkıran, "Küçücük bir Kıbrıs, devasa AB'yi bir şekilde esir almış bulunuyor. Bu şımarıklık sonucunda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi münhasır ekonomik bölgeler de oluşturarak güneydeki bazı parselleri ihaleye çıkardı" dedi.
Demirkıran, doğu Akdeniz'deki doğal kaynaklarla ilgili Türkiye'nin duruşunun belli olduğunu kaydederek, kaynakların Kıbrıs'taki herkese ait olduğunu ve dolayısıyla Ada'daki soruna çözüm bulunduktan sonra nasıl paylaşılacağına karar verilmesi gerektiği yönünde tavır ortaya koyduğunu söyledi.
Kıbrıs Türkü'nün haklarına halel gelmemesi için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Demirkıkan, "Güney Kıbrıs Rum yönetiminin açtığı ihaleleri alan firmanın Türkiye'deki enerji ihalelerine girmesini engelledik" diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi reddedildi.
Genel Kurul'da daha sonra, CHP'nin, Edirne'de 16 Temmuz'da meydana gelen sel felaketi ile ilgili grup önerisinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli, selin özellikle Uzunköprü ilçesinde ciddi hasara neden olduğunu, çok sayıda evin kullanılamaz hale geldiğini, hayvanların telef olduğunu anlattı. Değirmendereli, selin temel nedenlerinden birinin, DSİ'nin, ödenek yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği dere ıslahı olduğunu söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, Edirne'de 13 saat süren yoğun yağışta, metrekareye 220 kilogram yağış düştüğünü, bunun çok ciddi bir rakam olduğunu belirtti. Kaynarca, aynı zamanda Edirne Milletvekili olan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun ertesi gün bölgede inceleme yaptığını ve bugün konuyu Bakanlar Kurulu'nda da gündeme getireceğini kaydetti.
Selin hemen ardından acil ihtiyaçların giderildiğini anlatan Kaynarca, hasarla ilgili çalışmaların devam ettiğini, mağduriyetin giderileceğini söyledi.
MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen, Edirne'deki selin nedeninin, bitirilemeyen baraj ve göletler ile temizlenemeyen kanal ve dere yatakları olduğunu savundu.
Belen ayrıca, Çin'in Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri'ne yönelik planlı bir soykırım uyguladığını, hükümetin bu konuda harekete geçmesi gerektiğini dile getirdi.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra madencilere yönelik iyileştirici düzenlemeler, kamu alacaklarının yapılandırılması ve çeşitli kanunlarda değişiklik yapan "torba kanun tasarısı"nın görüşmelerine geçildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, dün Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, Suriye sınır bölgesinde yaşanan gerginliğe ilişkin, "Olaylar sınırı ihlal etme boyutuna geliyorsa, güvenlik güçlerinin orada yapacağı tek şey vardır, gerekli hassasiyeti dikkate alarak olaya müdahale etmektir. Çünkü toplumsal olay, 3 bin kişiden bahsediyoruz. Karşıdan gelen 2-3 bin kişiden bahsediyoruz. Nereye varacağı belli olmaz. Çok daha vahim durumlarla karşılaşılabilirdi" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, torba tasarının görüşmelerinde söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Suruç'ta yapılan gösterilerde orantısız güç kullanıldığını, partisinin Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'ın da yaralandığını ifade etti. Baluken, özellikle Meclis'teki kadın milletvekillerinin olayı kınamalarını beklediklerini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. İdris Baluken ayrıca, yaşanan olaylarla ilgili bilgi almak istediklerini ancak Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük'ün, telefonlarına çıkmadığını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır ise Vali Küçük ile görüştüğünü ve yaşananlarla ilgili bilgi aldığını ifade etti. HDP milletvekillerince, Vali Küçük'ün evinin 6 kez arandığını ve not bırakıldığını belirten Satır, oysa Vali'ye cep telefonundan da ulaşılabileceğini kaydetti. Satır, Vali Küçük'ün dün ve bugün 30 kez HDP'li milletvekilleri ile görüştüğünü anlattı.
Dün yaşanan olaylarla ilgili bilgi veren Satır, yaklaşık 300 kişinin PKK bayrakları ile IŞİD'in tam karşısındaki bölgede çadır kurup nümayiş yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:
"Güvenlik güçleri bu nümayişi önlemek adına çadırların kaldırılması çalışmasında bulunmuş. Bu sırada bir takım olaylar meydana gelmiş ve maalesef bir takım araçlar güvenlik güçleri tarafından tahrip edilmiş. Sayın Vali, bu işi yapan güvenlik güçleri hakkında soruşturma açmış. Bunu da Valilik sitesine koymuş.
Nursel Hanım o bölgeye gitmek istemiş ama gitmemesinin kendisi için uygun olacağı söylenmiş. Kendisinin yaralandığı ya da herhangi bir travmaya uğradığına yönelik bilgi verilmedi.
Olayı yapan yaklaşık 300 kişi içinde, elinde molotof kokteyller, bombalar bulunanlar var. Bunlara savcılıkça el konulmuş. Gözaltında olan vatandaşlarımız da var.
Hiçbir kadının, hiçbir kimsenin şiddete maruz kalmasını istemeyiz. Hele bir kadın milletvekilinin şiddete maruz kalmasını ben de istemem. Ama kamuoyunu da yanlış bilgi. Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenliği her zaman daha önemlidir."
Satır'ın konuşmasının ardından Baluken yeniden söz istedi. Baluken kürsüde konuşmasına başlarken, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile Belma Satır arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi. Kürsü'den ayrılan Baluken, Belma Satır'ın oturduğu sıraya yöneldi. AK Parti Ankara Milletvekili Haluk İpek, Baluken'e, "Yerine geç" dedi. Bunun üzerine Baluken ile İpek arasında tartışma başladı. Tartışmaya diğer bazı AK Parti'li milletvekilleri de katıldı. Araya giren milletvekilleri kavgayı önledi.
Aranın ardından söz alan Baluken, Satır'ın konuşmasına tepki göstererek, hükümet adına bir Bakanın vermesi gereken bilgiyi Satır'ın verdiğini söyledi. Şanlıurfa Valisi'nin telefonlarına çıkmadığını yineleyen Baluken, bunun Meclis santralinden de anlaşılabileceğini ifade etti. Baluken, Satır'ı, bir kadın milletvekiline uygulanan şiddeti meşrulaştırmaya çalışmakla suçladı.
İdris Baluken, bu sırada kendisine tepki gösteren AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'a, "Biz sizi muhatap almıyoruz" dedi. AK Parti'li milletvekillerinin tepkisi üzerine Baluken, "O seçilmiş milletvekili değil atanmış milletvekili" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Atay da Şanlıurfa'da yaşanan olaylarla ilgili hükümet adına bir Bakanın bilgi vermesi gerekirken AK Parti Grup Başkanvekili'nin bilgi vermesinin yanlış olduğunu söyledi. Altay, "Yüce Türk milleti adına Bakanı buraya davet ediyorum" diye konuştu. Altay, polisin bir milletvekiline şiddet uygulamasını da asla kabul edemeyeceklerini dile getirdi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da valilerin icraatları ile ilgili hükümetin bilgi vermesi gerektiğini belirterek, bu konuda Satır'ın bilgi vermesini eleştirdi. Korkmaz, "Bu bile devletin artık bir parti devleti haline geldiğinin göstergesidir" dedi.
Yeniden söz alan Satır ise "Sayın Baluken, daha önce, Şanlıurfa Valisi'ni, uyguladığı şiddetten dolayı istifaya davet etmem gerektiğini söyledi. Bunun üzerine olayı direkt birinci ağızdan öğrenmek istedim. Usule aykırı davrandığımı düşünmüyorum. Bütün valiler, bütün güvenlik güçlerinin istifa edip etmemeleri konusu İçişleri Bakanlığımızın kararıdır. Vali Bey ile yaptığım görüşmeden ben tatmin oldum. IŞİD güçlerine karşı orada toplanan grup, molotof kokteylli, bombalı grup, olay yaratmak istemektedir. Güvenlik güçleri bunun için gerekli tedbirleri almıştır" diye konuştu.
Daha sonra söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa'nın bu şekilde gündeme getirilmesinin kendilerini üzdüğünü ifade etti.
Şanlıurfa Valisi ile kendisinin de görüştüğünü belirten ve aldığı bilgileri aktaran Çelik, Suruç'ta 2-3 bin kişinin buluştuğunu ve sınıra doğru hareket ettiğini belirtti. Kalabalığın arasında HDP'li milletvekillerinin de bulunduğuna dikkati çeken Çelik, Vali Küçük'ün, bölgede bulunan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile 7-8 kez görüştüğünü, Van milletvekilleri ile sürekli irtibat halinde olduğunu söyledi.
Çelik, şöyle devam etti:
"Suruç'ta Suriye sınırına doğru eylem gerçekleştirileceği ifade edildi. Fakat, kısa bir süre sonra karşı taraftan Rojova bölgesinde de bir yoğunluk söz konusu olmuş. Sınır ihlaline dönük bir tabloyla karşı karşıya kalınmış. Bundan dolayı da güvenlik güçlerinin müdahale etmek zorunda kaldığı şeklinde ifade ettiler.
Tabii ki sınır meselesi. Devletin güvenlik güçleri, sınırın ihlal edilmemesi konusunda hassasiyetlerini göstereceklerdir. Ama bir milletvekilimizin bu olaylarda zarar görmesini tasvip etmemiz söz konusu değil. Mümkün değil. Böyle bir olay olmuş ise bu olayın nedenlerini İçişleri Bakanlığı araştırır. Burada milletvekiline kasti bir fiili durum söz konusu ise bu ortaya çıkacaktır.
'Sınır bölgesinde bir eylem yapacağım' derken sınırı ihlal etme boyutuna olaylar geliyorsa, güvenlik güçlerinin orada yapacağı tek şey vardır, gerekli hassasiyeti dikkate alarak olaya müdahale etmektir. Güvenlik güçlerinin görevlerini yaptıklarını belirtmemiz gerekiyor. Çünkü toplumsal olay, 3 bin kişiden bahsediyoruz. karşıdan gelen 2-3 bin kişiden bahsediyoruz. Nereye varacağı belli olmaz. Çok daha vahim durumlarla karşılaşılabilirdi. Bunun için müdahale oldu. Ama bu müdahalenin ölçüleri dikkatli yapılmalı. Hele hele bir milletvekiline dönük bir şeyi tasvip etmemiz söz konusu değil."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, gündem dışı konuşmasında İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısına değinerek, vahşetin İsrail-Filistin meselesi olmaktan çıktığını, İsrail ile insanlık arasındaki meseleye döndüğünü söyledi.
İsrail'in insanlık suçu ve soykırım işlediğini dile getiren Önal, "Ramazan?da Anadolu?da top atılınca insanlar iftara, Gazze?de top atılınca şehadete koşuyor" dedi.
Vicdanı olan herkesin dünyayı hiçe sayan İsrail'e tepki vermesi gerektiğini vurgulayan Önal, "Vahşete duyarsızlık ve tarafsızlık zulme ortak olmaktan başka bir şey değildir. Ninnilerle uyuması gereken bebeklerin kurşunlarla susturulduğu dünyada susanlar alçaktır" diye konuştu.
AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla da Hopa'da iftar düzenleyen İnsani Yardım Vakfı'na (İHH) yönelik saldırıya değindiği gündem dışı konuşmasında, saldırıyı kınadı.
Hopa'da 2011 seçimi öncesinde de bir grup militanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın otobüsüne taşlı saldırıda bulunduğunu anımsatan Kışla, "Bu çirkin saldırıdan hep utanç ve mahcubiyet duydum. Artvinli her yerde insani meziyetleriyle takdir toplarken, Hopa'daki 50-60 kişilik gözü dönmüş aşırı sol militanlar Artvin'e bu mahcubiyeti yaşatmıştır. Ne yazık ki CHP bu olayları sahiplenmiş, cesaretlendirmiş ve bu olaylar üzerinden siyasi rant devşirmenin peşine düşmüştür" diye konuştu.
İHH'nın dünyadaki en büyük düşmanının İsrail olduğunu ifade eden Kışla, "İHH'yı terörist örgütlere yardım eden örgüt diye gösterme gayretine giren İsrail ve yerli işbirlikçilerinin bildirilerinin Hopa'da dağıtılması olayların perde arkasında kimlerin olduğunu gösteriyor. Kin ve nefret dolu, halkı isyana teşvik eden bildiri, paralel yapının lojistik desteğiyle hazırlanmıştır. Hopa üzerinde gizli bir el tarafından oyun oynanmak isteniyor" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Bu bir sataşma değil, çirkin bir iftira. Eğer o saldırıların içinde bir tane CHP yöneticisi, alelade parti üyesi varsa ve siz bize bu isimleri verirseniz gereğini yaparız. Veremezseniz bütün CHP ailesinden özür dilemeniz gerekir. Yarına kadar bu isimleri vermezseniz sizi müfteri ilan edeceğim" diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir de kışlalardaki sorunları dile getirdi.
TSK bünyesinde 465 bin yükümlünün askerlik yaptığını anlatan Demir, en önemli sorunlardan birinin asker intiharları ve ölümleri olduğunu söyledi.
Bu şekilde hayatını kaybedenlerin şehit sayılmadığına dikkati çeken Demir, astsubaylar ve resen emekli olanların sorunlarının çözümü için de çaba harcanması gerektiğini dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, HDP Grubu'na yönelik, "Yıllarca bu memlekette terör estirenler, teröristlerin arkasında duranlar, onları alkışlayanlar, güvenlik güçlerini 'terörist' diye itham edemezler. Güvenlik güçlerine saldıracaksınız, güvenlik güçlerini öldüreceksiniz, askeri şehit edeceksiniz, şehit edenleri alkışlayacaksınız, sonra 'terör estiriyor' diyeceksiniz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Diyarbakır'da 14 Temmuz 2012 tarihinde düzenlenen mitingde, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ile ilgili araştırma önergesinin görüşülmesine ilişkin grup önergesi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, valilerin "derebeyi özgürlüğüne sahip" bir şekilde tavır sergilediklerini, anayasal hakları çiğnediklerini savundu. Diyarbakır'daki söz konusu mitingde de aynı tavrın sergilendiğini öne süren Kürkcü, güvenlik güçlerinin sergilediği orantısız güç nedeniyle partisinin milletvekilleri de dahil olmak üzere çok sayıda kişinin yaralandığını ifade etti.
Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere değinen Kürkcü, iktidarın politikasını eleştirerek, "Türkiye'nin Ortadoğu'daki biricik dostu, sınırın dört bir yanında yaşayan Kürtlerdir. Onlara karşı saldırgan siyaset izlemeniz yanlış" dedi.
AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ne zaman izin verileceği ya da ne zaman izin verilmeyeceğinin anayasada düzenlendiğini anımsattı. Diyarbakır'da söz konusu mitingin düzenlenmek istendiği günün, 13 askerin şehit edilmesinin yıl dönümüne denk geldiğini belirten Kavaklıoğlu, ayrıca halkın yanlış bilgilendirilerek sokağa çekilmesi unsuru da göz önünde bulundurularak mitinge izin verilmediğini vurguladı.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır'daki mitingde, milletvekillerine yönelik polis terörü uygulandığını iddia ederek, bunun sorumluluğunun AK Parti iktidarında olduğunu savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise yasa dışı eylemlerde vatandaşı arkasına toplayarak güvenlik güçlerine karşı saldırmalarını teşvik etmenin milletvekillerinin görevleri arasında olmadığını söyledi. Elitaş, şöyle konuştu: "Yıllarca bu memlekette terör estirenler, teröristlerin arkasında duranlar, onları alkışlayanlar, güvenlik güçlerini 'terörist' diye itham edemezler. Güvenlik güçlerine saldıracaksınız, güvenlik güçlerini öldüreceksiniz, askeri şehit edeceksiniz, şehit edenleri alkışlayacaksınız, onları alkışlayacaksınız sonra 'terör estiriyor' diyeceksiniz. Terör estirenleri alkışlayanlar, Türkiye'nin askerine, polisine 'terör estiriyor' diyemezler."
İdris Baluken ise "Asker, polisin şehit olmasına sebep olan zihniyet, Kürt meselesi ve demokratikleşme sorununu çözümsüz bırakan sizin zihniyetinizdir. Bu meselenin barışçıl yoldan çözülmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Siz operasyonlar yaparak, siyasi soykırım operasyonlarını yaparak; orada yaşamını yitiren, askerin de polisin de gerillanın da canından birinci derecede hükümet sorumludur" ifadelerini kullandı.
CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, iktidarın politikaları nedeniyle, polisin, karşısında milletvekili gördüğü zaman düşmanını görmüş gibi olduğunu savundu. İktidarın, gösteri yapan herkesi terörist olarak değerlendirdiğini öne süren Işık, bu gidişatın iyi olmadığını dile getirdi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, topluma örnek olması gereken milletvekillerinin, eylemlere katılıp polisin karşısında durmasının yanlış olduğunu ifade etti.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Kuzey Irak petrolünün Türk özel şirketleri tarafından İsrail'e satıldığını savunarak, "Sorulduğu zaman 'kamu tarafından gönderilen bir yakıt yok' diyeceksiniz. Bu bir bahane değil, olamaz" dedi.
MHP, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı alanlarıyla çakıştığı bölgelerinde İsrail'e bağlı firmaların izinsiz petrol ve doğalgaz aramasına ilişkin araştırma önergesinin gündeme alınmasını grup önerisi olarak getirdi.
MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye'nin kıta sahanlığında ya da hak iddia ettiği alanlarda petrol ve doğalgaz aradığını belirtti.
Kuzey Kıbrıs'taki tüm petrol ve gaz aramalarının arkasında İsrail'in olduğunu savunan Çirkin, İsrail'in bunun için Güney Kıbrıs'ta 5 bin konutluk alana yerleştiğini ve KKTC topraklarında liman yaptığını söyledi.
Dışişleri Bakanlığı tarafından soru önergesine verilen yanıtta, Türkiye'nin hak iddia ettiği sahalarda Rum kesimi ile İsrail'in ortak arama faaliyetinde bulunduğunun bildirildiğini kaydeden Çirkin, şöyle konuştu:
"Yüksek perdeden 'Ey, Netanyahu...', 'Ey İsrail...' açıklamalarının, İsrail nezdinde hiçbir değerinin olmadığı ortada. Bu aradan geçen sürede ne yaptırımı yapmışız? Ticaretimiz artmış, bir sürü gizli anlaşmalar yapılmış. Gazze'deki zulmü sözde kınayıp İsrail'in tüm bu yaptıklarına sesini çıkarmamak tam manasıyla ikircikli ve bugün Gazze için dökülen gözyaşlarının sahteliğini ortaya çıkaracak bir belgedir. Türkiye'nin İsrail'e karşı bir yaptırım gücü vardır ama hükümetin böyle bir niyeti yoktur. Bir de bakıyoruz ki İsrail'de petrol ve gaz arayan bu şirketlerin ortağı maalesef meşhur Çalık şirketidir. Kuzey Irak'taki petrol tankerlerle Hatay Dörtyol'a taşınıp yine Çalık tarafından dış piyasaya sürülmekte ve bu da İsrail tarafından alınmaktadır. Siz İsrail jetlerinin yakıtını Mersin'den göndereceksiniz ama sorulduğu zaman 'kamu tarafından gönderilen bir yakıt yok' diyeceksiniz. Kim gönderiyor bunu? Özel şirketler. Bu bir bahane değil, olamaz."
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Türkiye'nin İsrail'in katliamını kınadığını, ancak elinden başka bir şey gelmediğini belirtti.
Türkiye'nin son dönemde giderek etkisizleştiğini savunan Korutürk, Rum kesiminin Kıbrıs'ın tamamına ait doğalgaz ve petrol zenginliklerinin bulunması ve kullanılmasıyla ilgili Mısır, Lübnan ve İsrail ile anlaşmalar yaptığını anımsattı.
TPAO'nun Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama çalışması yapacağını ilan ettiği bölgelerin Rum kesiminin İsrail ile anlaşma imzaladığı 5 parselle çakıştığına dikkati çeken Korutürk, "Biz daha hiçbir şey yapmazken, İsrail ile birlikte bu bölgeleri işletiyorlar. Bu, yarın öbür gün bu üçlü ile Türkiye arasında ciddi bir çatışma çıkmasına yol açabilecek çok önemli bir konudur" diye konuştu.
Korutürk, Gazze'ye yönelik saldırılara da değinerek, ateşkes sağlamaya yönelik görüşmelere Türkiye'nin dahil edilmediğini söyledi. Türkiye'nin buna layık olmadığını ifade eden Korutürk, "Bu yaşıma geldim telefon diplomasisi, gözyaşı diplomasisi, acayip acayip birtakım yeni yöntemler duyuyorum, işitiyorum. Ama, görüyoruz, bu yöntemlerden de bir şey çıkmıyor" dedi.
HDP Van Milletvekili Nazmi Gür ise İsrail'in Gazze'ye yönelik sınır tanımayan şiddeti sonucu sivil ölümlerinin hızla arttığını vurguladı.
İsrail'in, Gazze'nin bütün altyapısını çökertmek, Filistin'i, Gazze'yi yaşanmaz hale getirmek için elinden geleni yaptığını ifade eden Gür, başta İslam dünyası olmak üzere İsrail'i durduracak hiçbir gücün olmadığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e tepki gösteren açıklamalarından örnekler veren Gür, "Aslında AKP Hükümeti ile İsrail ilişkilerinde hiçbir sıfırlama olmamıştır. Ekonomik, ticari ve savunma işbirliği anlaşmaları olduğu gibi yürürlüktedir. Savunma sanayi alanında 2 milyar dolarlık işbirliği anlaşması mevcut. Bir taraftan da Filistinliler'e sahip çıktığımızı iddia ediyoruz" diye konuştu.
Gür, hükümetin Filistinliler'in yanında olduğunu göstermesi için İsrail ile ekonomik ilişkilerini dondurmasını ve başta savunma sanayi anlaşmaları olmak üzere uluslararası sözleşmeleri askıya almasını istedi.
AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran da İsrail'e karşı hükümet ve parlamentonun gerekli tedbiri almak durumunda olduğunu ifade etti.
AB'nin üye olarak kabul etmesinin Güney Kıbrıs'ı şımarttığını dile getiren Demirkıran, "Küçücük bir Kıbrıs, devasa AB'yi bir şekilde esir almış bulunuyor. Bu şımarıklık sonucunda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi münhasır ekonomik bölgeler de oluşturarak güneydeki bazı parselleri ihaleye çıkardı" dedi.
Demirkıran, doğu Akdeniz'deki doğal kaynaklarla ilgili Türkiye'nin duruşunun belli olduğunu kaydederek, kaynakların Kıbrıs'taki herkese ait olduğunu ve dolayısıyla Ada'daki soruna çözüm bulunduktan sonra nasıl paylaşılacağına karar verilmesi gerektiği yönünde tavır ortaya koyduğunu söyledi.
Kıbrıs Türkü'nün haklarına halel gelmemesi için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Demirkıkan, "Güney Kıbrıs Rum yönetiminin açtığı ihaleleri alan firmanın Türkiye'deki enerji ihalelerine girmesini engelledik" diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi reddedildi.
Genel Kurul'da daha sonra, CHP'nin, Edirne'de 16 Temmuz'da meydana gelen sel felaketi ile ilgili grup önerisinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli, selin özellikle Uzunköprü ilçesinde ciddi hasara neden olduğunu, çok sayıda evin kullanılamaz hale geldiğini, hayvanların telef olduğunu anlattı. Değirmendereli, selin temel nedenlerinden birinin, DSİ'nin, ödenek yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği dere ıslahı olduğunu söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, Edirne'de 13 saat süren yoğun yağışta, metrekareye 220 kilogram yağış düştüğünü, bunun çok ciddi bir rakam olduğunu belirtti. Kaynarca, aynı zamanda Edirne Milletvekili olan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun ertesi gün bölgede inceleme yaptığını ve bugün konuyu Bakanlar Kurulu'nda da gündeme getireceğini kaydetti.
Selin hemen ardından acil ihtiyaçların giderildiğini anlatan Kaynarca, hasarla ilgili çalışmaların devam ettiğini, mağduriyetin giderileceğini söyledi.
MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen, Edirne'deki selin nedeninin, bitirilemeyen baraj ve göletler ile temizlenemeyen kanal ve dere yatakları olduğunu savundu.
Belen ayrıca, Çin'in Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri'ne yönelik planlı bir soykırım uyguladığını, hükümetin bu konuda harekete geçmesi gerektiğini dile getirdi.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra madencilere yönelik iyileştirici düzenlemeler, kamu alacaklarının yapılandırılması ve çeşitli kanunlarda değişiklik yapan "torba kanun tasarısı"nın görüşmelerine geçildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, dün Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, Suriye sınır bölgesinde yaşanan gerginliğe ilişkin, "Olaylar sınırı ihlal etme boyutuna geliyorsa, güvenlik güçlerinin orada yapacağı tek şey vardır, gerekli hassasiyeti dikkate alarak olaya müdahale etmektir. Çünkü toplumsal olay, 3 bin kişiden bahsediyoruz. Karşıdan gelen 2-3 bin kişiden bahsediyoruz. Nereye varacağı belli olmaz. Çok daha vahim durumlarla karşılaşılabilirdi" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, torba tasarının görüşmelerinde söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Suruç'ta yapılan gösterilerde orantısız güç kullanıldığını, partisinin Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'ın da yaralandığını ifade etti. Baluken, özellikle Meclis'teki kadın milletvekillerinin olayı kınamalarını beklediklerini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. İdris Baluken ayrıca, yaşanan olaylarla ilgili bilgi almak istediklerini ancak Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük'ün, telefonlarına çıkmadığını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır ise Vali Küçük ile görüştüğünü ve yaşananlarla ilgili bilgi aldığını ifade etti. HDP milletvekillerince, Vali Küçük'ün evinin 6 kez arandığını ve not bırakıldığını belirten Satır, oysa Vali'ye cep telefonundan da ulaşılabileceğini kaydetti. Satır, Vali Küçük'ün dün ve bugün 30 kez HDP'li milletvekilleri ile görüştüğünü anlattı.
Dün yaşanan olaylarla ilgili bilgi veren Satır, yaklaşık 300 kişinin PKK bayrakları ile IŞİD'in tam karşısındaki bölgede çadır kurup nümayiş yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:
"Güvenlik güçleri bu nümayişi önlemek adına çadırların kaldırılması çalışmasında bulunmuş. Bu sırada bir takım olaylar meydana gelmiş ve maalesef bir takım araçlar güvenlik güçleri tarafından tahrip edilmiş. Sayın Vali, bu işi yapan güvenlik güçleri hakkında soruşturma açmış. Bunu da Valilik sitesine koymuş.
Nursel Hanım o bölgeye gitmek istemiş ama gitmemesinin kendisi için uygun olacağı söylenmiş. Kendisinin yaralandığı ya da herhangi bir travmaya uğradığına yönelik bilgi verilmedi.
Olayı yapan yaklaşık 300 kişi içinde, elinde molotof kokteyller, bombalar bulunanlar var. Bunlara savcılıkça el konulmuş. Gözaltında olan vatandaşlarımız da var.
Hiçbir kadının, hiçbir kimsenin şiddete maruz kalmasını istemeyiz. Hele bir kadın milletvekilinin şiddete maruz kalmasını ben de istemem. Ama kamuoyunu da yanlış bilgi. Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenliği her zaman daha önemlidir."
Satır'ın konuşmasının ardından Baluken yeniden söz istedi. Baluken kürsüde konuşmasına başlarken, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile Belma Satır arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi. Kürsü'den ayrılan Baluken, Belma Satır'ın oturduğu sıraya yöneldi. AK Parti Ankara Milletvekili Haluk İpek, Baluken'e, "Yerine geç" dedi. Bunun üzerine Baluken ile İpek arasında tartışma başladı. Tartışmaya diğer bazı AK Parti'li milletvekilleri de katıldı. Araya giren milletvekilleri kavgayı önledi.
Aranın ardından söz alan Baluken, Satır'ın konuşmasına tepki göstererek, hükümet adına bir Bakanın vermesi gereken bilgiyi Satır'ın verdiğini söyledi. Şanlıurfa Valisi'nin telefonlarına çıkmadığını yineleyen Baluken, bunun Meclis santralinden de anlaşılabileceğini ifade etti. Baluken, Satır'ı, bir kadın milletvekiline uygulanan şiddeti meşrulaştırmaya çalışmakla suçladı.
İdris Baluken, bu sırada kendisine tepki gösteren AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'a, "Biz sizi muhatap almıyoruz" dedi. AK Parti'li milletvekillerinin tepkisi üzerine Baluken, "O seçilmiş milletvekili değil atanmış milletvekili" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Atay da Şanlıurfa'da yaşanan olaylarla ilgili hükümet adına bir Bakanın bilgi vermesi gerekirken AK Parti Grup Başkanvekili'nin bilgi vermesinin yanlış olduğunu söyledi. Altay, "Yüce Türk milleti adına Bakanı buraya davet ediyorum" diye konuştu. Altay, polisin bir milletvekiline şiddet uygulamasını da asla kabul edemeyeceklerini dile getirdi.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz da valilerin icraatları ile ilgili hükümetin bilgi vermesi gerektiğini belirterek, bu konuda Satır'ın bilgi vermesini eleştirdi. Korkmaz, "Bu bile devletin artık bir parti devleti haline geldiğinin göstergesidir" dedi.
Yeniden söz alan Satır ise "Sayın Baluken, daha önce, Şanlıurfa Valisi'ni, uyguladığı şiddetten dolayı istifaya davet etmem gerektiğini söyledi. Bunun üzerine olayı direkt birinci ağızdan öğrenmek istedim. Usule aykırı davrandığımı düşünmüyorum. Bütün valiler, bütün güvenlik güçlerinin istifa edip etmemeleri konusu İçişleri Bakanlığımızın kararıdır. Vali Bey ile yaptığım görüşmeden ben tatmin oldum. IŞİD güçlerine karşı orada toplanan grup, molotof kokteylli, bombalı grup, olay yaratmak istemektedir. Güvenlik güçleri bunun için gerekli tedbirleri almıştır" diye konuştu.
Daha sonra söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa'nın bu şekilde gündeme getirilmesinin kendilerini üzdüğünü ifade etti.
Şanlıurfa Valisi ile kendisinin de görüştüğünü belirten ve aldığı bilgileri aktaran Çelik, Suruç'ta 2-3 bin kişinin buluştuğunu ve sınıra doğru hareket ettiğini belirtti. Kalabalığın arasında HDP'li milletvekillerinin de bulunduğuna dikkati çeken Çelik, Vali Küçük'ün, bölgede bulunan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile 7-8 kez görüştüğünü, Van milletvekilleri ile sürekli irtibat halinde olduğunu söyledi.
Çelik, şöyle devam etti:
"Suruç'ta Suriye sınırına doğru eylem gerçekleştirileceği ifade edildi. Fakat, kısa bir süre sonra karşı taraftan Rojova bölgesinde de bir yoğunluk söz konusu olmuş. Sınır ihlaline dönük bir tabloyla karşı karşıya kalınmış. Bundan dolayı da güvenlik güçlerinin müdahale etmek zorunda kaldığı şeklinde ifade ettiler.
Tabii ki sınır meselesi. Devletin güvenlik güçleri, sınırın ihlal edilmemesi konusunda hassasiyetlerini göstereceklerdir. Ama bir milletvekilimizin bu olaylarda zarar görmesini tasvip etmemiz söz konusu değil. Mümkün değil. Böyle bir olay olmuş ise bu olayın nedenlerini İçişleri Bakanlığı araştırır. Burada milletvekiline kasti bir fiili durum söz konusu ise bu ortaya çıkacaktır.
'Sınır bölgesinde bir eylem yapacağım' derken sınırı ihlal etme boyutuna olaylar geliyorsa, güvenlik güçlerinin orada yapacağı tek şey vardır, gerekli hassasiyeti dikkate alarak olaya müdahale etmektir. Güvenlik güçlerinin görevlerini yaptıklarını belirtmemiz gerekiyor. Çünkü toplumsal olay, 3 bin kişiden bahsediyoruz. karşıdan gelen 2-3 bin kişiden bahsediyoruz. Nereye varacağı belli olmaz. Çok daha vahim durumlarla karşılaşılabilirdi. Bunun için müdahale oldu. Ama bu müdahalenin ölçüleri dikkatli yapılmalı. Hele hele bir milletvekiline dönük bir şeyi tasvip etmemiz söz konusu değil."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
