2011-04-07 - 12:52
23. DÖNEMİN SON TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, 23. Dönemin son toplantısını yapıyor. Genel Kurulda, Deprem Araştırma Komisyonu raporu ile Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beş kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve sonrasındaki arama kurtarma faaliyetleriyle ilgili Meclis Araştırma Komisyonu Raporu görüşüldü.
TBMM Genel Kurulu, 23. Dönemin son toplantısını
yapıyor.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplanan Genel Kurulda, üç
milletvekili gündem dışı söz aldı.

AK Parti Düzce Milletvekili Celal Erbay, seçim bölgesine yapılan
yatırımlara ilişkin yaptığı gündem dışı konuşmada, Düzce'nin, Teşvik Kanunu
kapsamına alınmasıyla sanayi alanında gösterdiği hızlı gelişmeyi sürdürdüğünü
söyledi. Erbay, ilde iki organize sanayi bölgesinin kurulduğunu, üçüncüsünün
çalışmalarına da başlandığını söyledi.

Erbay, adalet sarayı, emniyet sarayının hizmete sunulduğunu, DSİ
yatırımların ara vermeden devam ettiğini ifade ederek, 2003'te bin 981 olan
derslik sayısının 2 bin 940'a ulaştığını, okullarda 11 bin 96 bilgisayar
bulunduğunu kaydetti.

Çalışma hayatındaki sorunlara ilişkin gündem dışı söz alan CHP İstanbul
Milletvekili Bayram Meral, ''4-C'yi çıkardınız, 12 Haziran'dan sonra yarınızdan
fazlanız 4-C'li olacaksınız'' dedi.

Meral, birçok işçinin, kısa süreli çalıştığı için emeklilik hakkının
elinden alındığını, ücretlerin dondurulduğunu, yatırım yapılmadığını, üreten
değil, tüketen topluma doğru gidildiğini belirtti.

Birçok iş yerinin, ''yıldırım hızıyla baba gibi satıldığını, yok pahasına
peşkeş çekildiğini'' öne süren Meral, ''Bir bölümünüz terhis olursanız, elinizi
şakağınıza dayayıp ne kadar yanlış şeyler yaptığınızı düşünün diye konuşuyorum,
gerçi 4 yıl boyunca davul zurna çaldık duyuramadık'' dedi.

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu da esnaf ve sanatkarın
sorunlarını gündeme getirdi.

İktidarın, ''esnafın durumu çok iyi'' dese de binlerce esnafın dükkanını
kapattığını ifade eden Serdaroğlu, işçinin, memurun, emeklinin, tüketicinin alım
gücünün düşmesinin esnafı olumsuz etkilediğini, piyasada para dolaşımı kısıtlı
olması nedeniyle esnafın siftah yapamadan kepenk kapattığını söyledi.

Serdaroğlu, esnafın büyük marketler nedeniyle can çekiştiğini, şehir
merkezlerindeki büyük mağaza ve marketlerin esnafı bitirdiğini kaydetti.

Market ve mağazalara karşı olmadıklarını dile getiren Serdaroğlu, ''Ama
sokak aralarından çıkararak, şehrin dokusuna, mimarisine, trafiğine zarar
vermeyecek noktaya taşınıp, küçük esnafa yaşama şansı tanınmasını istiyoruz''
diye konuştu.

Bu arada polis tarafından kendilerine verilen kırmızı karanfiller takan,
taşıyan milletvekilleri, Türk Polis Teşkilatının 166. kuruluş yıl dönümünü
yerlerinden söz alarak kutladı.

Milletvekilleri, meclis fotoğrafçısına hatıra fotoğrafı çektirdi, ayrıca
cep telefonlarıyla da birbirlerini görüntüledi.

TBMM Genel Kurulunda, Deprem Araştırma
Komisyonunun raporu görüşüldü.

Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken
Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun raporu
üzerinde CHP Grubu adına Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük söz aldı.

Küçük, parlamentoda bulunduğu süre içinde hiçbir komisyon raporunun
içeriği ve tespitlerinin ele alınarak, parlamentonun bir yasa çalışması, yürütme
üzerinde yönlendirme yaptığını görmediğini kaydederek, ''Bu yasak savma, baştan
savmadır'' dedi.

Yapılan çalışmanın amacına uygun olmadığını ifade eden Küçük, araştırma
komisyonuna bilgi veren kurumların kendini tanıtmaktan, çalışmalarını abartmaktan
başka hiçbir şey yapılamadığını, parlamentonun kurumları tanımaya ihtiyacının
bulunmadığını kaydetti. Küçük, ''Böyle bir rapor olur mu?'' diye sordu.

Kitlesel ölümlere yol açan, ülkelerin ekonomisini, siyasetini, sosyal
yaşantısını etkileyen doğal afetlerin en büyüğünün başında depremin geldiğine
işaret eden Küçük, dünyanın en önemli deprem fay hattı üzerinde yer alan
Türkiye'nin, depremle beraber yaşaması ve yaşamını ondan koruyacak şekilde
şekillendirmesi gerektiğini söyledi.

Küçük, doğaya karşı mücadelede en büyük araç olan konutların yüze
67'sinin kaçak olduğunu, tedbirsiz yapıldığını, vatandaşların emniyetli olmayan
konutlarda yaşadığını kaydetti.

Dünyanın bir yerinde deprem olduğunda 1 hafta boyunca bunu
tartıştıklarını ancak bu konuda Türkiye'nin milli bir politikasının olmadığını
belirten Küçük, hastaneler başta olmak üzere kamu binalarının güçlendirilmesinin
süratle tamamlanması, köprü, yol, viyadük, tünellerin depreme karşı
dayanıklılığının tespit edilmesini önerdi.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, bu komisyonun raporunda, diğer
araştırma komisyonu raporlarında olmayan bir şekilde muhalefet şerhleri ve
iktidar partisinden bir milletvekilinin ek önerisinin yer aldığına işaret etti.
Işık, bunun, komisyonun gereği gibi çalışmadığını ya da çalıştırılmadığını
gösterdiğini öne sürerek, ''Sadece 4 ay sonucunda, yasak savma sonunda bir raporu
Meclise sevk ederek görüşülmesine aracılık etmiştir. Tespit raporundan öteye
geçemeyen bir rapor olmaktan daha ileri olmasını beklerdik. Bu rapor, Meclise
yakışmamıştır'' dedi.

Son 55 yıl içindeki depremlerde yaklaşık 55 bin vatandaşın hayatını
kaybettiğini, 90 binden fazla kişinin yaralandığını dile getiren Işık, deprem
konusunda halen kesin çözümler bulunamadığını kaydetti. Işık, deprem riskinin
önüne geçilmesinde başta eğitim, bilimsel araştırmaların öne çıktığını
vurgulayarak, depremle yaşamaya alışkın olma eğitiminin daha ilköğretim
aşamasından başlanılması gerektiğini belirtti.

Işık, standart altı inşaat malzemeleri kullanımının engellenmesi,
büyükşehirlerde siyasi ve ekonomik rant uğruna olumsuz jeolojik zemin üzerinde
yerleşim izni verilmemesi gerektiğini kaydetti.

Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti
İstanbul Milletvekili İdris Güllüce, diğer ihtisas komisyonları gibi Deprem
Komisyonunun da meclisin sürekli komisyonu olmasını önerdi.

Güllüce, TBMM Genel Kurulunda Deprem Araştırma Komisyonunun raporu
üzerinde milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.

Komisyon raporunda, kişisel görüşlerin, siyasetin değil, bilim
adamlarının görüşlerini yazdıklarını ifade eden Güllüce, depremin siyasetinin
olmayacağını, bunun bir devlet politikası olması gerektiğini söyledi.

Güllüce, raporda 1999 depreminin ardından dönemin hükümetinin
yaptıklarının da sayfalarca yer aldığını belirtti.

Depremin, çok ciddi araştırma isteyen bir konu olduğuna işaret eden
Güllüce, diğer ihtisas komisyonları gibi Deprem Komisyonunun da meclisin sürekli
komisyonu haline getirilmesini önerdiklerini kaydetti.

Enkaz kaldırmanın, başlı başına bir tez konusu olduğunu dile getiren
Güllüce, hasar tespitleri üzerinde de çalışmalar yaptıklarını bildirdi. Güllüce,
hasar tespitinin doğru yapılamamasının vatandaşların mağduriyetine neden
olacağını ifade ederek, ''Hasar tespitinde çok iyi noktada değiliz. Her kurumun
çalışma yapması gerekiyor'' dedi.

Güllüce, 1999 depremi öncesinde yapı denetiminin doğru dürüst
yapılamadığını, depremin ardından çıkarılan yasayla yapı denetiminin şu anda
oldukça iyi düzeyde olduğuna dikkati çekti.

İstanbul'un, Marmara'nın birinci derece deprem bölgesi olmasına rağmen o
günkü teknik şartlar nedeniyle 2. derece olarak nitelendirildiğini anımsatan
Güllüce, bilim adamlarının, ''Hayır birinci derece'' diyerek itiraz ettiğini
söyledi.

Güllüce, ''1999 dönemindeki ile bugünkü Kızılay aynı düzeyde değil, depo,
yönetim, organizasyon alanlarında aynı değil. O günü kınamak için söylemiyorum, o
gün öyleydi. 2011'in Kızılayı 1999'unkinden çok daha iyi'' diye konuştu.

''Bütün binalar yıkılıp, yeniden yapılmalı'' sözünün bir temenni olduğunu
dile getiren Güllüce, raporlarındakinin temenni değil, kesin öneriler ve teknik
çözümler olduğunu anlattı.

Bu arada AK Parti milletvekillerine, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan imzalı ve üzerinde ''23. Dönem TBMM çalışmalarına
katkılarınızdan dolayı teşekkür eder sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim''
yazılı tabak dağıtıldı.

Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile
beş kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve sonrasındaki arama kurtarma
faaliyetleriyle ilgili Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, TBMM Genel Kurulunda
görüşüldü.

Rapor üzerinde CHP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Tacidar Seyhan,
Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopter kazası ve sonrasında
yaşananların benzeri durumlarda kaza yerine giden siyasetçilerin oradaki
çalışmalara engel olduklarını gösterdiğini belirterek, ''Görevliler onların
peşinde koşturmaktan, meselenin çözümüne katkı koymuyorlar'' dedi.

Kazadan iki saat sonra Kahramanmaraş istihbaratından, ''Kaza yerine
ulaşıldığı, Yazıcıoğlu'nun ayağının kırık olduğu, beraberindekilerin yaralı
olduğu ve hastaneye götürüldüğü'' açıklaması yapıldığını, ancak yarım saat sonra
bunun doğru olmadığının açıklandığını anlatan Seyhan, bunun arama kurtarma
çalışmalarını yavaşlattığını savundu.

''Bu bilginin yasadışı dinlemeyle elde edildiği'' iddiasının olduğunu,
ancak Komisyon olarak bunu inceleyemediklerini kaydeden Seyhan, ''Buradan suç
duyurusunda bulunuyorum. Bu bilginin nasıl alındığı açıklanmalıdır. Ne büyük
tesadüftür ki enkazın bulunduğu yer ile yalanlanan bu bilgide tanımlanan yer
aynı...'' dedi.

Seyhan, GSM haritasının kriz masasında olmamasının önemli olduğuna işaret
ederek, ''Bu haritaya erişememek duyarsızlıktır, sorumsuzluktur, ihmaldir. Bu
ihmalin sorumluları mutlaka hesap vermeli. Acil durum yer belirleme (ELT)
cihazının olduğunu tespit ettik. Cihazın çalışıyor olduğu söylenmiştir. Biz bu
sinyali niye alamadık, yerlerini niye bulamadık? O zaman niye 'cihaz yok'
denildi, şimdi niye 'var' deniliyor? Sivil Havacılığın elinde kayıt yok muydu?''
diye sordu.

Kazadan sonra arama kurtarma çalışmalarının tam bir fiyasko olduğunu
ileri süren Seyhan, köylülerin beyanının dikkate alınmadığını, ancak helikopter
enkazının onların söylediği yerde bulunduğunu kaydetti. Seyhan, olayla ilgili
olarak Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğünün ciddi ihmali bulunduğunu belirterek, ''Olayda zafiyeti olan siyaset
kurumudur. Biz bu olayda gereğini yapamadık'' dedi.

MHP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Kürşat Atılgan, arama kurtarma
çalışmalarıyla ilgili yönetmeliğin 2001 yılında çıkarıldığını hatırlatarak, ancak
bu yönetmelikle devlet kuruluşlarına verilen görev ve sorumlulukların yerine
getirilemediğini, bu konuda üzerine düşeni yapan tek kurumun TSK olduğunu
söyledi.

Atılgan, arama kurtarma çalışmaları konusunda Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğü içinde bir birim ve uzman personeli olmadığını kaydederek, ''Olayla
ilgili büyük zafiyet, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğündedir. Bunun gereği
yapılmazsa, kurum uluslararası platformda güvensiz ilan edilir. Bundan sonraki
kazalarda ah, vah etmemek için bu kazadan çok iyi dersler çıkarmak çıkarmalı, 10
yıl önce çıkarılan yönetmeliği çağın ihtiyaçlarına ve teknik gelişmeler ölçüsünde
yeniden gözden geçirmeliyiz'' diye konuştu.

Helikopterde ELT cihazı olup olmadığı konusundaki tartışmalara dikkati
çeken Atılgan, ''Ya cihaz helikopterin üzerinde yoktu ya da ehil kişiler
tarafından helikoptere monte edilmedi. Zamanla yarışılan bu durumlarda cep
telefonlarının lokasyon bilgilerine, mahkeme kararına gerek kalmadan ulaşılmasına
izin verilmeli'' görüşünü savundu.

Kaza Kırım Kurulunun Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne bağlı olmasının
yanlış olduğunu, bağımsız yapıda çalışması gerektiğine işaret eden Atılgan, şöyle
konuştu:

''Kurul, kazayla ilgili kesin kanaate varamamış, tahmini nedenler
üzerinden bir kanaate varmıştır. Kazayı Vertigo olayına bağlamış. Vertigo, 'his
yanılmasıdır.' Oysa helikopter düz uçuşa yakın şekilde yere çarpmıştır. Bu kaza
kırım raporu doğru değildir, yeniden incelenmeliydi ama yapılmamıştır. Kazanın
nedeni Vertigo değildir. Sonuçlar kazanın gerçek nedeni değil. Pilot uçmaması
gereken bir havada uçmuştur. En büyük nedeni budur. Neden uçtu diye kimse soruyor
mu? Bunun asıl sebeplerinden biri pilotların iş güvencesinin patronların iki
dudağının arasında olmasıdır. Pilotların İş Kanunu 4 yıldır bu Mecliste
bekliyor.''

AK Parti Grubu adına konuşan Kahramanmaraş Milletvekili ve Araştırma
Komisyonu Başkanı Veysi Kaynak, kazayla ilgili iki komisyon kurulduğunu
hatırlatarak, raporun bu çalışmaların sonucunda oluştuğunu kaydetti. Her türlü
iddia ciddiye alınarak üzerine kararlılıkla gidildiğini belirten Kaynak, 135
kişinin bilgisine başvurulduğunu söyledi.

Komisyon çalışmaları hakkında bilgi veren Kaynak, kazanın oluşu ile arama
kurtarma faaliyetleri üzerinde yoğunlaştıklarını anlattı. Kazanın meydana geldiği
coğrafi konum ve hava şartlarına işaret eden Kaynak, ''Helikopterin dağlık
alandan geçişi sırasında atmosferik koşullar itibarıyla görerek uçuş için
elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır'' dedi.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından elde edilen
haritaların, nokta şeklindeki konum bilgisinin ana arama kurtarma koordinasyon
merkezine gönderilmemesini ''vahim bir durum'' olarak tanımlayan Kaynak, TİB ve
Jandarma Genel Komutanlığınca kaza günü ve sonrasında üretilen haritaların kriz
merkezine, arama ve kurtarma ekiplerine ulaştırılmadığının da anlaşıldığını
söyledi.

Kaynak, arama kurtarma çalışmalarında her bilgi, belge, doküman ve
ihbarın sağlıklı olarak değerlendirilmediğini, eldeki tek teknik veri olan
telefon sinyallerinin ciddi analize tabi tutulmadan sahada çalışma yapan ekiplere
aktarıldığını söyledi.

Helikopterin düşmesine sebep verecek teknik bir bulguya rastlanmadığını
belirten Kaynak, ''Ancak helikopter firmasının özensiz olduğunu Komisyon olarak
tespit ettik. Birçok uçuşu, yapması gereken teknik kontroller olmadan yapılmış.
Ama bu ihmal ve eksiklikler, tek başına helikopterin düşmesine sebep olmayacağı
anlaşılmıştır. Kaza günü olumsuz hava koşulları, coğrafi şartlar unutulmamalı.
Helikopterde ELT cihazının sinyal vermemesi konusunda verilen yanıtlar, bizi
tatmin etmemiştir'' dedi.

Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğüne ait istihbari bilginin, teyide muhtaç
ve ne şekilde elde edildiği konusunda belirsizlikler ve tutarsızlık olduğunu
kaydeden Kaynak, kazanın meydana gelmesi, arama kurtarma faaliyetleri konusunda
adli ve idari soruşturmaların sürdüğünü, Komisyon çalışmalarından da
yararlanılacağını söyledi.

Birleşimi yöneten ve Yazıcıoğlu'nun kayınbiraderi olan Nevzat Pakdil,
raporun görüşmeleri tamamlandıktan sonra kısa bir konuşma yaptı.

Yazıcıoğlu ve beraberinde hayatını kaybeden 5 kişiye Allah'tan rahmet,
ailelerine başsağlığı dileyen Pakdil, ''Meclisce elde edilen neticeler
çerçevesinde, milletimize bir nebze de olsa ferahlık vermesi için yargı sürecinin
hızlandırılmasını temenni ediyorum. Milletimizin tekrar başı sağolsun, sabır
diliyorum'' dedi.

Pakdil, Komisyonda görev alan milletvekillerine, desteğini esirgemeyen
BBP yetkililerine de teşekkür etti. (12.52)