2013-12-12 - 11:42
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, BDDK, Sermaye Piyasası Kurulu, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, BDDK ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına İstanbul Milletvekili Celal Dinçer aldı. Dinçer, iktidarın muhalif olan ve sorunlarını dile getiren herkese darbeci yakıştırmasını yaptığını iddia etti.
Gezi olaylarında yaralananlara değinen Dinçer, nüfusu bu kadar genç olan bir ülkede gençleri sıkıştırmak ve dövmek gibi bir güvenlik konsepti olmaması gerektiğini belirtti.
Dinçer, kürsüde, Uludere'deki olayda ölenler ile şiddet gören bazı vatandaşların resimlerini gösterdi.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Türkiye'de bugüne kadar yaşanılan afetlerin yeni ve bütünleşik bir afet yönetim düzeninin bir an önce kurulmasını gerektirdiğini ifade etti.
Acil Durum Yönetim Başkanlığı'nın (AFAD), 2014 bütçe teklifinin 840 milyon lira olduğunu belirten Eyidoğan, "Ama afet sonrası müdahale ve iyileştirmeye ayrılan pay ise bütçenin yüzde 40'ıdır. Yani, bütçe risk azaltma değil müdahale üzerine kurgulanmıştır" dedi.
Van depremine değinen Eyidoğan, AFAD'ın risk yönetimi konusunda yetkinleşmesi için köklü bir değişiklik gerektiğini, risk yönetimi kanadını oluşturmak üzere 5 ya da 6 yeni daire başkanlığı ile planlama kadrolarının geliştirilmesi zorunluluğu bulunduğunu söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Atatürk'ün kurduğu Diyanet'in, okuttuğu mevlitlerde Atatürk'e bir Fatiha'yı bile çok gördüğünü ileri sürerek, "Camilerde Atatürk'ün adının anılması adeta yasaklanmıştır. Halbuki Atatürk olmasa ne Diyanet olurdu ne de Diyanet Başkanı olurdu. Bu kadar vefasızlık Müslümanlığa sığar mı? Diyanet, dini konularda halkı aydınlatsın diye kurulmuştu ancak ülkede cinci, büyücü, üfürükçü, muskacı, hurafeci kol geziyor. Zira, Diyanet, din işlerinden başka siyaset, ticaret gibi her işi yapıyor" iddiasında bulundu.
Cemevlerinin yasal statüye kavuşması, Diyanet'te Alevilerin de temsil edildiği bir idari yapı oluşması gerektiğini ifade eden Özkes, hacıların parasından Diyanet İşleri Başkanı'nın lojman tamiratına 400 bin lira harcandığını öne sürdü ve bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.
Özkes, müftü, vaiz, imam, müezzin ve Kur'an kursu öğretmenlerinin atamalarının iktidar milletvekillerinin il, ilçe başkanlarının isteklerine göre değil, mesleki başarılarına göre yapılması, vaizlerin özlük hakları iyileştirilmesini, İlahiyat mezunları ile diğer fakülte mezunları arasındaki ek gösterge farkının giderilmesi gerektiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, ekonomi yönetiminin "seçim ekonomisi yok" dediğini belirterek, "Orta Vadeli Program pek öyle demiyor. 2014 yılında kamu tasarruf oranında düşüş var, buna paralel şekilde bütçe açığı 2014 yılında artıyor. Merak ediyorum, 2014'ün bu özelliği nereden geliyor? Eğer seçimleri saymazsak doğru olabilir" dedi.
Son yıllarda enflasyon tahminlerinin hiçbiri tutmayan bir Merkez Bankası'nın piyasa tarafından ciddiye alınmasını beklemenin fazlasıyla saflık olacağını belirten Ayaydın, şöyle devam etti:
"Piyasalar da bu çerçevede kendi faizini de, kendi döviz kurunu da bulmakta, tüm bu olup bitenler ise Merkez Bankası tarafından ancak seyredilmektedir. Bu noktada yeri gelmişken sormak istiyorum: 'Yıl sonu dolar 1,92' diye kur taahhüdünü vermek doğru mudur? İşte, yıl bitiyor, 1,92 nerede kaldı? Merkez Bankası Başkanı'na güvenen bir kişi zarar eder ki ediyor, bunun bedelini kim ödeyecek? Bankanın ve de kendi itibarını ayaklar altına alan Sayın Başçı hangi yüzle o koltukta oturmaya devam ediyor?"
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan da Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın görevinin kamu düzenini sağlamak değil, "toplumu ayrıştırmak, ortalığı karıştırmak ve ülkenin birliğine, dirliğine kasteden teröristleri meşrulaştırmak" olduğunu iddia etti.
Erdoğan, şunları söyledi:
"Başlangıçta merak ettik, 'bu kurum ne iş yapacak?' diye ama çok geçmeden gördük ki açılım denen zırvanın koordinasyonunu sağlamakmış. Eskiden teröristlerle görüşmek gizli işlerdendi, ayıptı, 'siz teröristlerle görüşüyorsunuz' denilince, 'ispat etmeyen şerefsizdir' deniliyordu. Şimdi işler ilerledi. Teröristler için Habur'da karşılama törenleri düzenleniyor.Artık Diyarbakır'da Türk bayrağı olmayan, İstiklal Marşı'nın okunmadığı nevruz mitingleri yapılıyor. Teröristler ellerinde paçavralar teröristbaşının posterleri, mesajları oradan okunuyor. Bu ucube durumu ne polisler ne valiler ne savcılar görüyor."
Erdoğan'ın konuşması sırasında BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan zaman zaman tepki gösterdi.
MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, TİKA'nın AK Parti iktidarında önce adının değiştirildiğini, sonra kurumun amacı dışına çıkarak, Türk dünyasının dışında da faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.
Türk dünyasında ve Avrupa'da yaşayan Türkler'in çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Doğru, "Kerkük, Musul, Telafer'de Türkler büyük baskıyla karşı karşıya. Doğu Türkistan'da katliamlar yapılıyor. Türkiye, buralardaki sorunları uluslararası kamuoyunun gündemine taşımalı" dedi.
Doğru, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın daha aktif hale gelmesi ve TİKA'nın boşluğunu doldurması gerektiğini ifade etti.
MHP Manisa Milletvekili Sümer Oral, kamu bankalarıyla ilgili en köklü düzenlemelerin AK Parti iktidarından önce yapıldığını belirterek, "Nasıl olur da bu hükümet, 'bankacılık sistemini ben yaptım' diyebilir?" dedi. Koalisyon hükümeti döneminde oluşturulan sağlam yapının titizlikle korunması gerekirken, yeterli özenin gösterilmediğini savunan Oral, kamu maliyesinde önemli kırılmalar yaşanmaya başlandığını söyledi.
Oral, Türkiye'nin AK Parti iktidarında dünyanın en yüksek cari açık veren ülkelerinden biri haline geldiğini belirtti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, kar yağışı nedeniyle Güneydoğu Anadolu'da yaşanan sorunları anlattı. Bölgeye yardım gitmediğini ve insanların zor durumda olduğunu dile getiren Kaplan, "Kar yağınca sadece istanbul'da kriz oluyor, okullar tatil oluyor" diye konuştu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan çözüm sürecinin hassas döneme girdiğini savunarak, terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan'ın gazeteci ve akademisyen heyetiyle görüşmesi gerektiğini öne sürdü. Demokratikleşme paketini eleştiren Aydoğan, "Seçim barajını düşürmeyen, ana dilde eğitimi içermeyen, koruculuğu kaldırmayan, köye dönüşleri sağlamayan paket, demokrasi paketi değildir" dedi.
BDP Van Milletvekili Nazmi Gür de Van depreminden sonra yaşanan sorunların devam ettiğini belirterek, "Van'da TOKİ konutları dışında, iş yapan müteahhitler tek bir konut yapmadı. Van'da çivi dahi çakılmıyor" ifadesini kullandı.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise ekonomi politikalarını eleştirirken, "Milli Piyango kumardır, at yarışı kumardır. Her gün at koşturuyorsunuz. Kumar ve faize dayalı ekonomi politikası, helal değil. Bu kumarı, din istismarı yapan iktidar meşrulaştırıyor. Türkiye'de adettir her işi zıttına yaptırırlar" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Gezi Parkı olayları sırasında İstanbul'daki Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne girilmesiyle ilgili olarak, "Bu ülkede camiler hiçbir zaman böyle bir saygısızlığa, kabalığa muhatap olmamıştır" dedi.
Başbakan Yardımcıları Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri sırasında, Gezi Parkı olayları esnasında Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne girilmesi ve oradaki görüntüler iktidarla muhalefet arasında bir kez daha tartışma konusu oldu.
Kendisine bağlı ve ilişkili kuruluşların bütçeleri üzerinde hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mezhep ve tarikatlara göre yapılandırılmadığını, İslam'ın doğru anlatılması, ibadet yerlerinin yönetilmesiyle ilgili faaliyetler yürüttüğünü belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nı mezhep ya da tarikat eksenli göstermenin çok yanlış olduğunu vurgulayan Bozdağ, başkanlığın dini hayat araştırması yapmasının da Anayasa ve yasaların verdiği görevlerin içinde olduğunu ifade etti. Bozdağ, birçok kurumun aynı konuda araştırma yaptığına dikkati çekerek, "Diyanet kendi görev alanıyla ilgili araştırma neden yapmasın?" dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in açılışlarda dua etmesine yönelik eleştirileri de yanıtlayan Bozdağ, dua etmenin İslami açıdan ve bütün farklı dinlere inanan insanlar bakımından kıymetli olduğunu dile getirdi. Bozdağ, "Başkan, Çanakkale'de dua ederken Atatürk başta şehit ve gazilerimizin ruhlarına ve onları yetiştiren anne ve babaların ruhlarına hediye ediyoruz demiş. Kötü mü etmiş? Bunu her yerde yapmak doğru değildir çünkü duanın yeri, yapıldığı anlar önemli. Her yerde dua ederseniz, dini figür olmayan kişileri o duaların içine koyarsanız doğru olmaz" diye konuştu.
AK Parti iktidarında Aleviler ile ilgili ciddi çalışmalar yapıldığını ve önemli adımlar atıldığını anlatan Bozdağ, çalıştaylarda devletin Alevi vatandaşları ilk kez muhatap kabul ettiğini kaydetti. Madımak olayının 1993'te meydana geldiğini anımsatan Bozdağ, "Bize kadar pek çok hükümet geldi geçti ama orada döner kesmeye devam ettiler. Yangının olduğu oteli ve altındaki yerleri kamulaştırıp bilim ve kültür merkezi haline getirdik, anı köşesi ve kütüphane oluşturduk" şeklinde konuştu.
Din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında da Alevilikle ilgili içerik konulduğunu ifade eden Bozdağ, "En samimi, gerçek ve somut adımları biz attık. Lafını değil, icraatını yaptık. Şimdi de yeni adımlar atılması konusunda Başbakanımız görev verdi, çalışıyoruz" dedi.
Bozdağ, İstanbul'daki Gezi Parkı olayları sırasında Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne girilmesine de değinerek, şunları söyledi:
"Ayakkabılarıyla oraya giren, camilerin adabına aykırı orada bulunan bira kutularını, sigara izmaritlerini koyan, sarhoş dolaşan, birbirlerini kadınlı erkekli öpenler saygısızlıktır, bu milletin değerlerine saygısızlıktır diye cümle beklerdim. Kimse böyle cümle kurmadı. Bu ülkede camiler hiçbir zaman böyle bir saygısızlığa, kabalığa muhatap olmamıştır. Milli, manevi değerlerimiz böylesine ayaklar altına alınmamıştır."
TİKA'nın ABD Oregon'da Kızılderili okulunun su tankını yapma konusunda adım attığını dile getiren Bozdağ, bununla ilgili Türk Amerikan Konseyi Başkanı'nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ABD kongresinin memnuniyetini ilettiğini söyledi. Türkiye'nin mağdur olan, zor durumda olanlara yardım ettiğini belirten Bozdağ, "Oradaki barajlar, işletmeler onların değil. ABD Kızılderililere özel imkanlar, özel şeyler yapıyor. Orada da büyük mağduriyet var" dedi.
TİKA'nın faaliyetleri hakkında da Genel Kurul'a bilgi veren Bozdağ, dünyanın dört bir yanındaki Türk soydaşlar ve akraba topluluklarla daha iyi ilişkiler kurmak için Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı'nı kurduklarını, Anadolu Ajansı'nı dünya ajansı haline getirdiklerini, TRT'nin yeni kanallarını hayata geçirdiklerini ifade etti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, camilerin herkes için kutsal olduğunu ve buralara girmenin kuralı olduğunu dile getirdi. Gezi Parkı olayları sırasında insanların zorunlu olarak camiye sığındığını belirten İnce, "Dışarıda felaket var. Bir Müslüman da Hristiyan da Musevi de sığınabilir, ayakkabıyla da sığınabilir. Bu bilinçli, eğlenceden dönüşte yapılmış bir şey değil. Bunu sıcak siyasetin konusu yapmayalım. 'Bira içtiler, cuma günü görüntüleri yayınlayacağız' dendi, görüntü hala yok. Can havliyle camiye girenleri eleştiriyorsunuz ama İncirlik'teki, Irak'taki Amerikan askerlerinin camilere postalla, silahla girmesini, laylaylom yapmasını eleştiremiyorsunuz" diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de camide içki içilmediğini, cami müezzininin söylediğini ve bunu AK Parti'ye yakın bir gazetecinin yayınladığını ifade ederek, "Bu, inandırıcılığını yitirmiş kara propagandaya döndü. Sayın Bakan'ın bundan kaçınmasını dilerim" dedi.
Önder, Ankara'nın Cebeci semtinde Sokullu Mehmet Paşa Camisi'nin duvarının yıkılarak bahçesine bankamatik konulduğunu ifade ederek, "İslam'da böyle bir şey yok" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ da cami avlusuna kurulan bankamatikle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı ve müftülüğün izni olmadığını kaydederek, "Cami derneği müftülük ve Diyanet'e rağmen adım atmıştır. Böyle bir şey olmaması için genelge yayınlayacağız. Cami derneğinin yaptığı saygısızlıktır" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, AK Parti döneminin demokrasi mücadelesi olduğunu belirterek, "Sessiz Devrim" kitabının da bu dönemin envanteri olduğunu söyledi.
2014 bütçesinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde, bağlı ve ilişkili kuruluşların bütçeleri üzerinde hükümet adına konuşan Atalay, AFAD'ın kurulmasıyla farklı kurumlardaki afetle mücadele birimlerinin bir araya getirildiğini ifade etti.
Afetle mücadelede bilinçlenmeyi önemli bulduklarını vurgulayan Atalay, afet riskini azaltma yönünde özellikle okullara, iş yerlerine ve bütün topluma dönük Afete Hazır Türkiye çalışmasının devam ettiğini dile getirdi. Atalay, bir afet durumunda istenilen lojistiğin zamanında temin edilmesi için Türkiye'yi 15 bölgeye ayırdıklarını ve her bölgeye lojistik depoları yapmaya başladıklarını kaydetti. Lojistik depolarında ısıtmadan aydınlatmaya ve arama kurtarma ekipmanına kadar geniş yelpazede malzeme bulunacağını anlatan Atalay, daha önce Kızılay'ın 50 bin olan çadır stokunu da 112 bine çıkardıklarını söyledi.
Afet halinde kurumların koordinasyon içinde çalışmasına büyük önem verdiklerini de dile getiren Atalay, "Afet anında sıfırıncı dakikaya hazır olmada büyük mesafe aldık. Son rötuşlarını yapıyoruz" dedi.
Van depreminin yönetiminin uluslararası alanda örnek alındığına işaret eden Atalay, bölgeye 30 bin konteynır gönderildiğini, bir yılda 15 bin konutun teslim edildiğini belirtti. Atalay, "Van yenilendi. Bunun için sevinelim. Eksikler varsa söyleyin ama devlet oraya 5 milyar lira harcadı. Afetzedelere, evi yıkılan ya da ağır hasar görenlere 110 bin lira maliyeti olan evler 75 bin liraya verildi. 20 yıl vade, peşin ödeme yok, 2 yıl ödeme yok, vade farkı yok. Başka hangi politika uygulanır?" diye konuştu.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın operasyonel görevi olmadığını, koordinasyon kurumu olduğunu ifade eden Atalay, demokratikleşme paketinin müsteşarlığın koordinasyonunda oluştuğunu anlattı.
Atalay, Türkiye'nin reform çalışmalarının yer aldığı "Sessiz Devrim" kitabının Kürtçe ve başka dillerde yayınlandığını belirterek, şöyle devam etti:
"Kitap, 10 yıllık dönemimizin demokrasi envanteridir. Çoğunu bu Meclis gerçekleştirdi. Kitapta bizim dönemimizden önceki 2002 yılı da var. 10 yıl Türkiye'nin büyük değişim yıllarıdır. Bütün bunlar demokrasinin içinde, hukukun içinde yapıldı. AK Parti'nin dönemi demokrasi mücadelesidir, Sessiz Devrim kitabı da onun envanteridir."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, yerinden söz alarak, Atalay'ın AK Parti'nin iktidara gelmesinden önce yapılanları da kendileri yapmış gibi gösterdiğini savunarak, "Bizim dönemimizde yapılanlar özgürlükleri genişletmeye, Cumhuriyet'i güçlendirmeye yönelikti fakat kendi döneminde yapılanların hedefi Cumhuriyetin temel özelliklerini ortadan kaldırmaya yöneliktir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Atalay ise konuşmasında 2002'nin tamamında yapılan değişiklikleri kitaba aldıklarını söylediğini aktardı. Atalay, Vural'ın itirazlarını sürdürmesi üzerine "Sahipleniyoruz, hepsi bizim. Tamam mı?" dedi.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye'nin, işkence ile mücadelede çok büyük mesafe aldığını ifade etti.
Atalay, kendisine bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Atalay, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nda yabancı uzman çalışmadığını bildirdi.
AFAD için yeni binanın projesinin bittiğini, TOKİ aracılığıyla ihalesinin yapılacağını belirten Atalay, yeni binanın afet merkezi olma özelliği taşıyacağını söyledi.
Atalay, işkenceye karşı BM Sözleşmesiyle ilgili üzerinde çalıştıklarını, İnsan Hakları Kurumu'nun çalıştığını belirterek, yakın bir zamanda sivil toplum kuruluşlarıyla da bir toplantı yapılacağını kaydetti.
İşkenceyle mücadele konusunda Türkiye'nin yasal düzenlemer yaptığına işaret eden Atalay, AİHM'e en fazla şikayetin işkence suçuyla ilgiliyken, şu anda bunun olmadığını bildirdi.
Atalay, Ceza Kanunu'nu değiştirdiklerini, cezaları artırdıklarını, cezaların paraya çevrilemediğini, zamanaşımına uğramadığını vurguladı.
Başbakan Yardımcısı Atalay, Türkiye'nin, işkence ile mücadelede çok büyük mesafe aldığını ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet'te etnik ve mezhep temelli yapılanma ve kadrolaşma olmadığını belirterek, "Bu, anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuk devletine de aykırıdır. İşe alımlar, Devlet Memurları Kanunu, Diyanet'in Teşkilat Kanunu çerçevesinde liyakat esaslarına göre yapılıyor" dedi.
Bozdağ, kendisine bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Diyanet'te 118 bin 763 personel bulunduğunu bildiren Bozdağ, "Bin tane molla, melle olarak da bilinen kadro ilanı yapıldı. 992 kişi yerleştirildi. Gözlemlerimize göre verimli, hedeflediğimiz gibi, yararlı çalışma yürütülüyor. Müftülükler tarafından da takip ediliyor" diye konuştu.
Bozdağ, vekil imamlarla ilgili kadro çalışmalarının bulunmadığını ifade etti.
Diyanet'te etnik ve mezhep temelli yapılanma ve kadrolaşma olmadığını belirten Bozdağ, bunun, anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuk devletine de aykırı olduğunu kaydetti. Bozdağ, işe alımların, Devlet Memurları Kanunu, Diyanet'in Teşkilat Kanunu çerçevesinde liyakat esaslarına göre yapıldığını vurguladı.
Bozdağ, "Dini Hayat Araştırma Anketi" ne ilişkin sorular üzerine, "Soruların tamamı, insanları fişlemek değil Türkiye'nin dini hayatına dair kim nasıl bakıyor buna dair Diyanet, kendine yol, rota çizmek için sorduğu sorudur. Yoksa Alevilik, Sünnilik yok, mezhep sorusu var. Kendisini hangi mezhebe ait hissediyorsunuz sorusunu sorduk. Herkesi soruyor" şeklinde konuştu.
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in tepki göstermesi üzerine Bozdağ, bundan neden rahatsızlık duyulduğunu sordu.
Bozdağ, dini hayatı öğrenmek için yapılan çalışmada soruların da dini olacağını ifade ederek, "Dini araştırma anketinde Türkiye'de tarım, gıdayı soramayız, elbette dini konular soracağız" dedi.
Özdemir'in itirazlarını sürdürmesi üzerine Bozdağ, "İstismarı siz yapıyorsunuz. Madımak'ta, Sivas'ta, Çorum'da siz vardınız, siz ne yaptınız, boyuna istismar yapıyorsunuz. Alevi, Sünni diye bir soru var mı orada?" ifadelerini kullandı.
Genel Kurul'da daha sonra Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, AFAD, Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, BDDK ve SPK'nın 2014 bütçeleri ve 2012 yılına ait kesin hesaplarıyla Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun 2014 bütçesi kabul edildi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına İstanbul Milletvekili Celal Dinçer aldı. Dinçer, iktidarın muhalif olan ve sorunlarını dile getiren herkese darbeci yakıştırmasını yaptığını iddia etti.
Gezi olaylarında yaralananlara değinen Dinçer, nüfusu bu kadar genç olan bir ülkede gençleri sıkıştırmak ve dövmek gibi bir güvenlik konsepti olmaması gerektiğini belirtti.
Dinçer, kürsüde, Uludere'deki olayda ölenler ile şiddet gören bazı vatandaşların resimlerini gösterdi.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, Türkiye'de bugüne kadar yaşanılan afetlerin yeni ve bütünleşik bir afet yönetim düzeninin bir an önce kurulmasını gerektirdiğini ifade etti.
Acil Durum Yönetim Başkanlığı'nın (AFAD), 2014 bütçe teklifinin 840 milyon lira olduğunu belirten Eyidoğan, "Ama afet sonrası müdahale ve iyileştirmeye ayrılan pay ise bütçenin yüzde 40'ıdır. Yani, bütçe risk azaltma değil müdahale üzerine kurgulanmıştır" dedi.
Van depremine değinen Eyidoğan, AFAD'ın risk yönetimi konusunda yetkinleşmesi için köklü bir değişiklik gerektiğini, risk yönetimi kanadını oluşturmak üzere 5 ya da 6 yeni daire başkanlığı ile planlama kadrolarının geliştirilmesi zorunluluğu bulunduğunu söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Atatürk'ün kurduğu Diyanet'in, okuttuğu mevlitlerde Atatürk'e bir Fatiha'yı bile çok gördüğünü ileri sürerek, "Camilerde Atatürk'ün adının anılması adeta yasaklanmıştır. Halbuki Atatürk olmasa ne Diyanet olurdu ne de Diyanet Başkanı olurdu. Bu kadar vefasızlık Müslümanlığa sığar mı? Diyanet, dini konularda halkı aydınlatsın diye kurulmuştu ancak ülkede cinci, büyücü, üfürükçü, muskacı, hurafeci kol geziyor. Zira, Diyanet, din işlerinden başka siyaset, ticaret gibi her işi yapıyor" iddiasında bulundu.
Cemevlerinin yasal statüye kavuşması, Diyanet'te Alevilerin de temsil edildiği bir idari yapı oluşması gerektiğini ifade eden Özkes, hacıların parasından Diyanet İşleri Başkanı'nın lojman tamiratına 400 bin lira harcandığını öne sürdü ve bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.
Özkes, müftü, vaiz, imam, müezzin ve Kur'an kursu öğretmenlerinin atamalarının iktidar milletvekillerinin il, ilçe başkanlarının isteklerine göre değil, mesleki başarılarına göre yapılması, vaizlerin özlük hakları iyileştirilmesini, İlahiyat mezunları ile diğer fakülte mezunları arasındaki ek gösterge farkının giderilmesi gerektiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, ekonomi yönetiminin "seçim ekonomisi yok" dediğini belirterek, "Orta Vadeli Program pek öyle demiyor. 2014 yılında kamu tasarruf oranında düşüş var, buna paralel şekilde bütçe açığı 2014 yılında artıyor. Merak ediyorum, 2014'ün bu özelliği nereden geliyor? Eğer seçimleri saymazsak doğru olabilir" dedi.
Son yıllarda enflasyon tahminlerinin hiçbiri tutmayan bir Merkez Bankası'nın piyasa tarafından ciddiye alınmasını beklemenin fazlasıyla saflık olacağını belirten Ayaydın, şöyle devam etti:
"Piyasalar da bu çerçevede kendi faizini de, kendi döviz kurunu da bulmakta, tüm bu olup bitenler ise Merkez Bankası tarafından ancak seyredilmektedir. Bu noktada yeri gelmişken sormak istiyorum: 'Yıl sonu dolar 1,92' diye kur taahhüdünü vermek doğru mudur? İşte, yıl bitiyor, 1,92 nerede kaldı? Merkez Bankası Başkanı'na güvenen bir kişi zarar eder ki ediyor, bunun bedelini kim ödeyecek? Bankanın ve de kendi itibarını ayaklar altına alan Sayın Başçı hangi yüzle o koltukta oturmaya devam ediyor?"
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan da Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın görevinin kamu düzenini sağlamak değil, "toplumu ayrıştırmak, ortalığı karıştırmak ve ülkenin birliğine, dirliğine kasteden teröristleri meşrulaştırmak" olduğunu iddia etti.
Erdoğan, şunları söyledi:
"Başlangıçta merak ettik, 'bu kurum ne iş yapacak?' diye ama çok geçmeden gördük ki açılım denen zırvanın koordinasyonunu sağlamakmış. Eskiden teröristlerle görüşmek gizli işlerdendi, ayıptı, 'siz teröristlerle görüşüyorsunuz' denilince, 'ispat etmeyen şerefsizdir' deniliyordu. Şimdi işler ilerledi. Teröristler için Habur'da karşılama törenleri düzenleniyor.Artık Diyarbakır'da Türk bayrağı olmayan, İstiklal Marşı'nın okunmadığı nevruz mitingleri yapılıyor. Teröristler ellerinde paçavralar teröristbaşının posterleri, mesajları oradan okunuyor. Bu ucube durumu ne polisler ne valiler ne savcılar görüyor."
Erdoğan'ın konuşması sırasında BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan zaman zaman tepki gösterdi.
MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, TİKA'nın AK Parti iktidarında önce adının değiştirildiğini, sonra kurumun amacı dışına çıkarak, Türk dünyasının dışında da faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.
Türk dünyasında ve Avrupa'da yaşayan Türkler'in çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Doğru, "Kerkük, Musul, Telafer'de Türkler büyük baskıyla karşı karşıya. Doğu Türkistan'da katliamlar yapılıyor. Türkiye, buralardaki sorunları uluslararası kamuoyunun gündemine taşımalı" dedi.
Doğru, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın daha aktif hale gelmesi ve TİKA'nın boşluğunu doldurması gerektiğini ifade etti.
MHP Manisa Milletvekili Sümer Oral, kamu bankalarıyla ilgili en köklü düzenlemelerin AK Parti iktidarından önce yapıldığını belirterek, "Nasıl olur da bu hükümet, 'bankacılık sistemini ben yaptım' diyebilir?" dedi. Koalisyon hükümeti döneminde oluşturulan sağlam yapının titizlikle korunması gerekirken, yeterli özenin gösterilmediğini savunan Oral, kamu maliyesinde önemli kırılmalar yaşanmaya başlandığını söyledi.
Oral, Türkiye'nin AK Parti iktidarında dünyanın en yüksek cari açık veren ülkelerinden biri haline geldiğini belirtti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, kar yağışı nedeniyle Güneydoğu Anadolu'da yaşanan sorunları anlattı. Bölgeye yardım gitmediğini ve insanların zor durumda olduğunu dile getiren Kaplan, "Kar yağınca sadece istanbul'da kriz oluyor, okullar tatil oluyor" diye konuştu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan çözüm sürecinin hassas döneme girdiğini savunarak, terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan'ın gazeteci ve akademisyen heyetiyle görüşmesi gerektiğini öne sürdü. Demokratikleşme paketini eleştiren Aydoğan, "Seçim barajını düşürmeyen, ana dilde eğitimi içermeyen, koruculuğu kaldırmayan, köye dönüşleri sağlamayan paket, demokrasi paketi değildir" dedi.
BDP Van Milletvekili Nazmi Gür de Van depreminden sonra yaşanan sorunların devam ettiğini belirterek, "Van'da TOKİ konutları dışında, iş yapan müteahhitler tek bir konut yapmadı. Van'da çivi dahi çakılmıyor" ifadesini kullandı.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise ekonomi politikalarını eleştirirken, "Milli Piyango kumardır, at yarışı kumardır. Her gün at koşturuyorsunuz. Kumar ve faize dayalı ekonomi politikası, helal değil. Bu kumarı, din istismarı yapan iktidar meşrulaştırıyor. Türkiye'de adettir her işi zıttına yaptırırlar" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Gezi Parkı olayları sırasında İstanbul'daki Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne girilmesiyle ilgili olarak, "Bu ülkede camiler hiçbir zaman böyle bir saygısızlığa, kabalığa muhatap olmamıştır" dedi.
Başbakan Yardımcıları Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri sırasında, Gezi Parkı olayları esnasında Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne girilmesi ve oradaki görüntüler iktidarla muhalefet arasında bir kez daha tartışma konusu oldu.
Kendisine bağlı ve ilişkili kuruluşların bütçeleri üzerinde hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mezhep ve tarikatlara göre yapılandırılmadığını, İslam'ın doğru anlatılması, ibadet yerlerinin yönetilmesiyle ilgili faaliyetler yürüttüğünü belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nı mezhep ya da tarikat eksenli göstermenin çok yanlış olduğunu vurgulayan Bozdağ, başkanlığın dini hayat araştırması yapmasının da Anayasa ve yasaların verdiği görevlerin içinde olduğunu ifade etti. Bozdağ, birçok kurumun aynı konuda araştırma yaptığına dikkati çekerek, "Diyanet kendi görev alanıyla ilgili araştırma neden yapmasın?" dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in açılışlarda dua etmesine yönelik eleştirileri de yanıtlayan Bozdağ, dua etmenin İslami açıdan ve bütün farklı dinlere inanan insanlar bakımından kıymetli olduğunu dile getirdi. Bozdağ, "Başkan, Çanakkale'de dua ederken Atatürk başta şehit ve gazilerimizin ruhlarına ve onları yetiştiren anne ve babaların ruhlarına hediye ediyoruz demiş. Kötü mü etmiş? Bunu her yerde yapmak doğru değildir çünkü duanın yeri, yapıldığı anlar önemli. Her yerde dua ederseniz, dini figür olmayan kişileri o duaların içine koyarsanız doğru olmaz" diye konuştu.
AK Parti iktidarında Aleviler ile ilgili ciddi çalışmalar yapıldığını ve önemli adımlar atıldığını anlatan Bozdağ, çalıştaylarda devletin Alevi vatandaşları ilk kez muhatap kabul ettiğini kaydetti. Madımak olayının 1993'te meydana geldiğini anımsatan Bozdağ, "Bize kadar pek çok hükümet geldi geçti ama orada döner kesmeye devam ettiler. Yangının olduğu oteli ve altındaki yerleri kamulaştırıp bilim ve kültür merkezi haline getirdik, anı köşesi ve kütüphane oluşturduk" şeklinde konuştu.
Din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında da Alevilikle ilgili içerik konulduğunu ifade eden Bozdağ, "En samimi, gerçek ve somut adımları biz attık. Lafını değil, icraatını yaptık. Şimdi de yeni adımlar atılması konusunda Başbakanımız görev verdi, çalışıyoruz" dedi.
Bozdağ, İstanbul'daki Gezi Parkı olayları sırasında Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne girilmesine de değinerek, şunları söyledi:
"Ayakkabılarıyla oraya giren, camilerin adabına aykırı orada bulunan bira kutularını, sigara izmaritlerini koyan, sarhoş dolaşan, birbirlerini kadınlı erkekli öpenler saygısızlıktır, bu milletin değerlerine saygısızlıktır diye cümle beklerdim. Kimse böyle cümle kurmadı. Bu ülkede camiler hiçbir zaman böyle bir saygısızlığa, kabalığa muhatap olmamıştır. Milli, manevi değerlerimiz böylesine ayaklar altına alınmamıştır."
TİKA'nın ABD Oregon'da Kızılderili okulunun su tankını yapma konusunda adım attığını dile getiren Bozdağ, bununla ilgili Türk Amerikan Konseyi Başkanı'nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ABD kongresinin memnuniyetini ilettiğini söyledi. Türkiye'nin mağdur olan, zor durumda olanlara yardım ettiğini belirten Bozdağ, "Oradaki barajlar, işletmeler onların değil. ABD Kızılderililere özel imkanlar, özel şeyler yapıyor. Orada da büyük mağduriyet var" dedi.
TİKA'nın faaliyetleri hakkında da Genel Kurul'a bilgi veren Bozdağ, dünyanın dört bir yanındaki Türk soydaşlar ve akraba topluluklarla daha iyi ilişkiler kurmak için Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı'nı kurduklarını, Anadolu Ajansı'nı dünya ajansı haline getirdiklerini, TRT'nin yeni kanallarını hayata geçirdiklerini ifade etti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, camilerin herkes için kutsal olduğunu ve buralara girmenin kuralı olduğunu dile getirdi. Gezi Parkı olayları sırasında insanların zorunlu olarak camiye sığındığını belirten İnce, "Dışarıda felaket var. Bir Müslüman da Hristiyan da Musevi de sığınabilir, ayakkabıyla da sığınabilir. Bu bilinçli, eğlenceden dönüşte yapılmış bir şey değil. Bunu sıcak siyasetin konusu yapmayalım. 'Bira içtiler, cuma günü görüntüleri yayınlayacağız' dendi, görüntü hala yok. Can havliyle camiye girenleri eleştiriyorsunuz ama İncirlik'teki, Irak'taki Amerikan askerlerinin camilere postalla, silahla girmesini, laylaylom yapmasını eleştiremiyorsunuz" diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de camide içki içilmediğini, cami müezzininin söylediğini ve bunu AK Parti'ye yakın bir gazetecinin yayınladığını ifade ederek, "Bu, inandırıcılığını yitirmiş kara propagandaya döndü. Sayın Bakan'ın bundan kaçınmasını dilerim" dedi.
Önder, Ankara'nın Cebeci semtinde Sokullu Mehmet Paşa Camisi'nin duvarının yıkılarak bahçesine bankamatik konulduğunu ifade ederek, "İslam'da böyle bir şey yok" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ da cami avlusuna kurulan bankamatikle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı ve müftülüğün izni olmadığını kaydederek, "Cami derneği müftülük ve Diyanet'e rağmen adım atmıştır. Böyle bir şey olmaması için genelge yayınlayacağız. Cami derneğinin yaptığı saygısızlıktır" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, AK Parti döneminin demokrasi mücadelesi olduğunu belirterek, "Sessiz Devrim" kitabının da bu dönemin envanteri olduğunu söyledi.
2014 bütçesinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde, bağlı ve ilişkili kuruluşların bütçeleri üzerinde hükümet adına konuşan Atalay, AFAD'ın kurulmasıyla farklı kurumlardaki afetle mücadele birimlerinin bir araya getirildiğini ifade etti.
Afetle mücadelede bilinçlenmeyi önemli bulduklarını vurgulayan Atalay, afet riskini azaltma yönünde özellikle okullara, iş yerlerine ve bütün topluma dönük Afete Hazır Türkiye çalışmasının devam ettiğini dile getirdi. Atalay, bir afet durumunda istenilen lojistiğin zamanında temin edilmesi için Türkiye'yi 15 bölgeye ayırdıklarını ve her bölgeye lojistik depoları yapmaya başladıklarını kaydetti. Lojistik depolarında ısıtmadan aydınlatmaya ve arama kurtarma ekipmanına kadar geniş yelpazede malzeme bulunacağını anlatan Atalay, daha önce Kızılay'ın 50 bin olan çadır stokunu da 112 bine çıkardıklarını söyledi.
Afet halinde kurumların koordinasyon içinde çalışmasına büyük önem verdiklerini de dile getiren Atalay, "Afet anında sıfırıncı dakikaya hazır olmada büyük mesafe aldık. Son rötuşlarını yapıyoruz" dedi.
Van depreminin yönetiminin uluslararası alanda örnek alındığına işaret eden Atalay, bölgeye 30 bin konteynır gönderildiğini, bir yılda 15 bin konutun teslim edildiğini belirtti. Atalay, "Van yenilendi. Bunun için sevinelim. Eksikler varsa söyleyin ama devlet oraya 5 milyar lira harcadı. Afetzedelere, evi yıkılan ya da ağır hasar görenlere 110 bin lira maliyeti olan evler 75 bin liraya verildi. 20 yıl vade, peşin ödeme yok, 2 yıl ödeme yok, vade farkı yok. Başka hangi politika uygulanır?" diye konuştu.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın operasyonel görevi olmadığını, koordinasyon kurumu olduğunu ifade eden Atalay, demokratikleşme paketinin müsteşarlığın koordinasyonunda oluştuğunu anlattı.
Atalay, Türkiye'nin reform çalışmalarının yer aldığı "Sessiz Devrim" kitabının Kürtçe ve başka dillerde yayınlandığını belirterek, şöyle devam etti:
"Kitap, 10 yıllık dönemimizin demokrasi envanteridir. Çoğunu bu Meclis gerçekleştirdi. Kitapta bizim dönemimizden önceki 2002 yılı da var. 10 yıl Türkiye'nin büyük değişim yıllarıdır. Bütün bunlar demokrasinin içinde, hukukun içinde yapıldı. AK Parti'nin dönemi demokrasi mücadelesidir, Sessiz Devrim kitabı da onun envanteridir."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, yerinden söz alarak, Atalay'ın AK Parti'nin iktidara gelmesinden önce yapılanları da kendileri yapmış gibi gösterdiğini savunarak, "Bizim dönemimizde yapılanlar özgürlükleri genişletmeye, Cumhuriyet'i güçlendirmeye yönelikti fakat kendi döneminde yapılanların hedefi Cumhuriyetin temel özelliklerini ortadan kaldırmaya yöneliktir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Atalay ise konuşmasında 2002'nin tamamında yapılan değişiklikleri kitaba aldıklarını söylediğini aktardı. Atalay, Vural'ın itirazlarını sürdürmesi üzerine "Sahipleniyoruz, hepsi bizim. Tamam mı?" dedi.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye'nin, işkence ile mücadelede çok büyük mesafe aldığını ifade etti.
Atalay, kendisine bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Atalay, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nda yabancı uzman çalışmadığını bildirdi.
AFAD için yeni binanın projesinin bittiğini, TOKİ aracılığıyla ihalesinin yapılacağını belirten Atalay, yeni binanın afet merkezi olma özelliği taşıyacağını söyledi.
Atalay, işkenceye karşı BM Sözleşmesiyle ilgili üzerinde çalıştıklarını, İnsan Hakları Kurumu'nun çalıştığını belirterek, yakın bir zamanda sivil toplum kuruluşlarıyla da bir toplantı yapılacağını kaydetti.
İşkenceyle mücadele konusunda Türkiye'nin yasal düzenlemer yaptığına işaret eden Atalay, AİHM'e en fazla şikayetin işkence suçuyla ilgiliyken, şu anda bunun olmadığını bildirdi.
Atalay, Ceza Kanunu'nu değiştirdiklerini, cezaları artırdıklarını, cezaların paraya çevrilemediğini, zamanaşımına uğramadığını vurguladı.
Başbakan Yardımcısı Atalay, Türkiye'nin, işkence ile mücadelede çok büyük mesafe aldığını ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet'te etnik ve mezhep temelli yapılanma ve kadrolaşma olmadığını belirterek, "Bu, anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuk devletine de aykırıdır. İşe alımlar, Devlet Memurları Kanunu, Diyanet'in Teşkilat Kanunu çerçevesinde liyakat esaslarına göre yapılıyor" dedi.
Bozdağ, kendisine bağlı kuruluşların 2014 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Diyanet'te 118 bin 763 personel bulunduğunu bildiren Bozdağ, "Bin tane molla, melle olarak da bilinen kadro ilanı yapıldı. 992 kişi yerleştirildi. Gözlemlerimize göre verimli, hedeflediğimiz gibi, yararlı çalışma yürütülüyor. Müftülükler tarafından da takip ediliyor" diye konuştu.
Bozdağ, vekil imamlarla ilgili kadro çalışmalarının bulunmadığını ifade etti.
Diyanet'te etnik ve mezhep temelli yapılanma ve kadrolaşma olmadığını belirten Bozdağ, bunun, anayasanın eşitlik ilkesine ve hukuk devletine de aykırı olduğunu kaydetti. Bozdağ, işe alımların, Devlet Memurları Kanunu, Diyanet'in Teşkilat Kanunu çerçevesinde liyakat esaslarına göre yapıldığını vurguladı.
Bozdağ, "Dini Hayat Araştırma Anketi" ne ilişkin sorular üzerine, "Soruların tamamı, insanları fişlemek değil Türkiye'nin dini hayatına dair kim nasıl bakıyor buna dair Diyanet, kendine yol, rota çizmek için sorduğu sorudur. Yoksa Alevilik, Sünnilik yok, mezhep sorusu var. Kendisini hangi mezhebe ait hissediyorsunuz sorusunu sorduk. Herkesi soruyor" şeklinde konuştu.
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in tepki göstermesi üzerine Bozdağ, bundan neden rahatsızlık duyulduğunu sordu.
Bozdağ, dini hayatı öğrenmek için yapılan çalışmada soruların da dini olacağını ifade ederek, "Dini araştırma anketinde Türkiye'de tarım, gıdayı soramayız, elbette dini konular soracağız" dedi.
Özdemir'in itirazlarını sürdürmesi üzerine Bozdağ, "İstismarı siz yapıyorsunuz. Madımak'ta, Sivas'ta, Çorum'da siz vardınız, siz ne yaptınız, boyuna istismar yapıyorsunuz. Alevi, Sünni diye bir soru var mı orada?" ifadelerini kullandı.
Genel Kurul'da daha sonra Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, AFAD, Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, BDDK ve SPK'nın 2014 bütçeleri ve 2012 yılına ait kesin hesaplarıyla Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun 2014 bütçesi kabul edildi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
