2014-07-10 - 15:27
Çözüm sürecine ilişkin Bakanlar Kurulu'na gerekli kararları almaya yetki veren Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, dört eski bakanla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu üyeliğinden istifa etti. Eyidoğan'ın istifası, TBMM Genel Kurulu'nun bilgisine sunuldu.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Gündemdışı söz alan alan CHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, son yıllarda uyuşturucu kullanımının arttığına dikkati çekti.
Özensoy, bonzaiye Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinde kolayca ulaşılabildiğini ve 5 lira gibi ucuz bir fiyatla satıldığını vurguladı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın, uyuşturucu kullanma yaşının çok düştüğünü ve alilerin dikkat etmesi gerektiğini söylediğini anımsatarak, "Bakan bu açıklamasında uyuşturucu yaşının 9'lara kadar düştüğünü ifade ediyor. Uyuşturucu kullanımıyla ilgili ailelerin dikkatini çekmek gerekir ama sadece alelade sıradan bir basın toplantısında 'aileler dikkat etsin' demekle iktidar sorumluluğunuzu nasıl üzerinizden atacaksınız merak ediyorum" dedi.
Bu arada, Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, AB eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun başkanlık divanına ilişkin yazısı okundu. Yazıda, komisyonun geçici Başkanı Rıza Türmen'in başkanlığında toplandı belirtildi.
Toplantıda komisyon başkanlığına AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü'nün, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'un başkanvekilliğine, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu sözcülüğe, AK Parti Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz'ün de katip üyeliğe seçildiği kaydedildi.
Genel Kurul'da ayrıca CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın komisyon üyeliğinden istifa ettiği duyuruldu.
Eyidoğan'ın yerine bugün Genel Kurul'da, CHP'nin bildirdiği adaylar arasından bir isim daha belirlenecek.
TBMM Genel Kurulu'nda, dört eski bakanla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'ndan istifa eden CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın yerine kura ile CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz seçildi.
Gündemdışı konuşmalar ile Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, AB eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun Başkanlık Divanı'na ilişkin yazının okunmasının ardından, 4 siyasi partinin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bugüne kadar cumhurbaşkanlarının Meclis tarafından seçildiğini ve Anayasa çerçevesinde kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugüne kadar görev yapan cumhurbaşkanlarına yönelik kullandığı "vitrin aday ve saksı" ifadesinin, Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanlarına hakaret olduğunu söyleyen Vural, "Milletvekilleri, ne bu Cumhurbaşkanını ne de ondan önceki Cumhurbaşkanlarını saksı diye göndermiş değildir. Milli iradeyi bu şekilde küçük gören bu zihniyeti kınıyorum. Başbakan'ı; bugüne kadar seçilmiş Cumhurbaşkanlarına saygı göstermeye ve bu Cumhurbaşkanlarını seçen Meclis'e, milletvekillerine, millete saygı göstermeye davet ediyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Musul konsolosluğunun basılması ve 48 kişinin rehin alınmasının üzerinden haftalar geçtiğini, hükümetin bu konudaki duyarsızlığını ve umursamaz tavrını anlayamadığını söyledi.
Musul Konsolosluğu'nun Türk toprakları olarak değerlendirildiğini belirten Altay, "Bir terör örgütü ki - Hükümet bu terör örgütüne terör örgütü diyemiyor, unsur diyor - tarafından kaçırılan 48 vatandaşımızın, konsolosluk mensuplarının akıbeti konusunda Hükümetin derhal Meclis'e bilgi vermesini talep ediyorum" diye konuştu.
Altay, Cumhurbaşkanlığı seçiminin nezaket içinde geçmesini arzu ettiklerini belirtti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Rojava'da Kürt halkına ve bölge halkına saldırı yapıldığını belirterek, "İnsanlık dışı eylemler yapan IŞİD çeteleri, eylemlerini bugün Kobani ve Rojava'da yoğunlaştırmış durumda. Türkiye'nin IŞİD çetelerine hala destek verdiğini gösteren belgelerden, bazı verilerden bahsedilmektedir. Türkiye'nin sınırlarının bu çetelere açık tutulması ama Rojava'da, Kobana'da sınır kapılarının Kürtlere kapalı tutulması, bu konuda Türkiye'nin soru işaretlerini giderecek açıklama yapmaması, bu konuyla ilgili kaygıları her geçen gün artırmaktadır" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine girildiğini ifade ederek, "İlk defa Cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçilecek. Bizler darbelerden sonra gelen Cumhurbaşkanları ile çalıştık, Anayasa kitapçığını fırlattıktan sonra ekonomiyi zor durumda bırakan Cumhurbaşkanları ile çalıştık. İnşallah bundan sonra halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı ile çalışacağız. Bu seçim sürecinde, birbirlerine karşı saygı ve sevgiyle, itinalı davranılmasını ben de öngörüyorum" sözlerini sarfetti.
Satır, Ramazan'ın idrak edildiği şu günler de İsrail'in masum Filistin halkına yaptığı zorbalığı ve şiddeti kınadığını söyleyerek, İsrail'e, bu saldırılardan bir an önce vazgeçmesi çağrısında bulundu.
MHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için, "kiraz üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisini" Genel Kurul'a getirdi. Öneri, konuşmaların ardından kabul edilmedi.
Dört eski bakanla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'ndan istifa eden CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın yerine gelecek milletvekili için, TBMM Genel Kurulu'nda kura çekimi yapıldı.
Kura çekimine; CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan ve CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü katıldı. TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçakapılı'nın çektiği kurada çıkan Cengiz, komisyonun yeni üyesi oldu.
Daha sonra, çözüm sürecine ilişkin tasarının görüşmelerine geçildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Milletin bizden beklediği bu meselenin çözümüdür. Milletin bizden beklediği artık Türkiye'de gözyaşının, kanın akmamasıdır" dedi.
Eker, TBMM Genel Kurulu'nda, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın görüşülmesi sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin bugüne kadar sorunu çözmek için uğraştığını ancak bir sonuç elde edemediğini vurgulan Eker, kendilerinin milletle mutabakat yaparak sorunu çözme uğraştıklarını ifade etti.
Yapılanın bu olduğunu vurgulayan Eker, şöyle devam etti:
"Hepimiz şunu biliyoruz; 1920'lerden 1980'lere kadar aslında bir sorun var. Bu sorun dışarıdan pek görünmüyor belki. Ama için için büyüyor ve kanıyor. Bunu herkes bilir. Bölgede yaşayanlar da bölgenin dışındakiler de herkes bilir. 1985'ten sonra bu sorun açık kanamalı bir hale geldi ve açık kanamalı halde devam ederken onbinlerce insan hayatını kaybetti. 1985'ten itibaren bu açık kanamalı yara bütün Türkiye'yi etkiledi. Soru sahibi milletvekillerimizin mensubu bulunduğu siyasi parti dahil olmak üzere iktidara gelen, hükümet eden, Türkiye'deki bütün partilerin denedikleri yöntemlerin hiçbirisi bu meseleyi olması gerektiği şekilde çözüme kavuşturmadı. Ne bir barış tesis edilmesine ne Türkiye'nin bu sorundan kurtulmasına hiçbirisi katkı sağlamadı. Bu sorun giderek büyüdü."
Bu sorunu tarihsel olarak milletin mutabakatıyla ve çok uzun bir süredir beklediği şekilde, barış içerisinde çözme iradesini ortaya koyduklarını vurgulayan Eker, bu girişimin aslında bunun teşebbüsü ve adımı olduğunu kaydetti.
Mutabakatı milletle yaptıklarını dile getiren Eker, "Ne herhangi bir şahsın yaptığı beyanatla ne herhangi bir yerde sarfedilen bir sözle de yapmadık. Mutabakat milletle, milletin bizden beklediği bu meselenin çözümüdür. Milletin bizden beklediği artık Türkiye'de gözyaşının akmamasıdır. Milletin bizden beklediği artık Türkiye'de kanın akmamasıdır" dedi.
Diyarbakır'daki kaç annenin çocuklarıyla ilgili başvurduğu sorusuna da Eker, şu yanıtı verdi:
"126'ya çıktı. Bunlar bir şey söylüyor. Bunlar diyor ki; biz artık evlatlarımızın cenazesini görmek istemiyoruz. Bunların içerisinde daha önce çocuğunu dağda kaybedenler de var. Bunların içerisinde yakınları cezaevlerinde olanlar da var. Bu sorun bizim tek başına sorunumuz değil. Bu sorun, bütün milletin sorunudur. Sizlerin içerisinde de muhalefet partisi, iktidar partisi, Türkiye'nin bütün vatandaşları, herkesin bir şekilde bir tanıdığı bu meseleden dolayı ya cezaevine girdi ya dağa gitti ya öldü ya öldürüldü ya yüreği yandı ya ocağı söndü. Ben size soruyorum. Bu sorunun cevabını bana vermek zorunda değilsiniz. Ama siz kendinize sorun. Kendinize, çevrenize sorun ki bu sorundan canı yanan Türkiye'de ne kadar insan var. Bizim derdimiz bu sorunu çözmektir."
Eker'in konuşması sırasında bazı muhalefet milletvekillerinin, "hikaye anlatıyor" demesi üzerine Eker, "Hikaye değil bu. Hikaye sizin sorunuz" karşılığını verdi.
Bu arada TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'a düşüncelerini 2 gündür söylediğini belirterek, "Ama, lütfen, İçtüzük'ün boşluklarından faydalanarak, boşluklarını kullanarak, sizin deyiminizle ve hepimizin katıldığı deyimle, yüce Meclise, gazi Meclis'e, büyük Meclis'e uygun davranalım" dedi ve ara verdi.
Aranın ardından Oktay Vural yerinden söz alarak, Bahçekapılı'ya konuşmasını hatırlatarak, "Orası cevap makamı değil, yönetim makamı. Bir parti grubunun tasarıya karşı olmakla ilgili tutumunu değerlendirme makamı değildir" karşılığını verdi.
Bunun üzerine Bahçekapılı, "Usul tartışması mı açmak istiyorsunuz" ifadesine sinirlenen Vural, "Sizi İçtüzüğü uymaya ve milletvekillerine, TBMM'ye ve parti gruplarına nezaketli davranmaya davet ediyorum" dedi.
Bahçekapılı ise İçtüzüğü uygulamaya çalıştığını vurgulayarak, "Nezaketli davrandığımı da biliyorum, buna da inanıyorum" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Burada terör tasarısını görüşüyoruz ama iktidar milletvekilleri, Plan Bütçe Komisyonu'nda terör estiriyor. Bir milletvekilinin başka bir milletvekilinin üzerine yürümediği anların olmasını çok temenni ettik ama burada barış konuşurken iktidar partisi milletvekillerinin komisyonda terör estirmesini kınıyorum" dedi.
Altay'ın, "Bu tasarıya olumlu oy kullanacağız. Tek amacımız var; barış istiyoruz, hemen istiyoruz, herkes için istiyoruz" sözlerini, CHP'li milletvekillerinin yanısıra, AK Parti'li ve HDP'li milletvekilleri de alkışladı.
Çözüm süreci kapsamında Bakanlar Kurulu'na gerekli kararları almaya yetki de veren Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
Hükümetin, çözüm süreci kapsamında yürüteceği çalışmalar, kanunda şöyle sıralanıyor:
- Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyecek.
- Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verecek. Bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek.
- Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.
- Düzenleme kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayacak.
- Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izleyecek, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak.
- Gerekli mevzuat çalışmalarını yapacak.
-Hukuki, idari ve cezai sorumlulukları olmayacak
Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkili olacak. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecek.
Kanuna göre, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyenlerin; gerekli görülmesi halinde yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verenler ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirenlerin; silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alanların, bu görevleri nedeniyle hukuki, idari ve cezai sorumluluğu doğmayacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Çözüm Süreci Yasası'na ilişkin, "Birliğe, beraberliğe vasıta olacak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının aidiyet bağlarını güçlendirecektir. Bazı görüşlerin aksine bu bir yıkım değil, inşa yasasıdır. Birlik, beraberlik ve kardeşliğin inşasıdır" dedi.
Eker, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşmasının ardından yaptığı konuşmasına, Türkiye'nin normalleştiğini, sivilleştiğini, demokratikleştiğini ifade etti.
Türkiye'nin terörün ve şiddetin gündeminden barışın ve hoşgörünün gündemine geçtiğini vurgulayan Eker, şöyle devam etti:
"Bu çerçeve yasayla yıllarca biriken ve şiddetle harmanlanan canımızı, cebimizi, yüreğimizi, evimizi yakan bir sorunu çözme iradesini, barış arzusunu ve kararlılığını ortaya koydunuz. Terör ve şiddet, baskı ve ret, inkar üzerine güç inşa eden anlayışlar demokrasi karşısında mağlup olacaktır, mağlup olmaktadır. Bu mücadelenin galibi sivil anlayıştır, bu mücadelenin galibi bütün milletimizdir. Hükümetimizin samimiyetle ve ciddiyetle yaklaştığı bu sorunun çözümünün tarafları ve muhatapları Kürdü ve Türkü ile bütün milletimizdir."
Eker, milletin bu konudaki adımları, gelişmeleri umutla, heyecanla beklediğini belirtti.
Diyarbakır'da çocukları kandırılarak veya kaçırılarak ya da kendi arzularıyla dağa gitmiş olanların annelerinin Ankara'ya geldiklerini anımsatan Eker, bunların arasında çocuklarını kaybeden veya çocukları cezaevinde olan anneler de bulunduğunu söyledi.
Eker, bu ziyaret sırasında çerçeve yasayla ilgili tasarı gündeme geldiğinde bir annenin, "yüreğimin ateşini hafiflettiniz, yüreğim serinledi. Ben bunu bir müjde olarak görüyorum. Bunu çözüm süreci konusunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriyorum ve bunun rahatlığıyla Diyarbakır'a dönüyorum" dediğine dikkati çekti.
Bu çerçeve yasanın birliğe, beraberliğe vasıta olacağını vurgulayan Eker, şunları söyledi:
"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının aidiyet bağlarını güçlendirecektir. Bazı görüşlerin aksine bu bir yıkım değil, inşa yasasıdır. Bu bir inşanın, gerçekte bir gönül yapmanın çabasıdır. Birlik ve beraberliğin inşasıdır, kardeşliğin inşasıdır.
Biz çok acılar çektik millet olarak. Daha fazla acı çekmek istemiyoruz. Bu uğurda gerekli adımları TBMM olarak, sivil siyasi kurum olarak iradeyi biz temsil ediyoruz ve milletin temsilcileri olarak bu kararlılığımızı ortaya koyuyoruz."
Eker, konuşmasının sonunda Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Memleket İsterim" şiirinden bir bölüm okudu.
Daha önce alınan Genel Kurul'un 11 Temmuz Cuma, 12 Temmuz Cumartesi, 13 Temmuz Pazar ve 14 Temmuz Pazartesi çalışma kararı, Danışma Kurulu'nun Genel Kurul'da oya sunulan yeni kararıyla kaldırıldı.
Bu kararın kabul edilmesinin ardından Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulmasına ilişkin tasarının görüşmelerine geçildi.
MHP tasarının kapalı oturumda yapılması için önerge verdi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, önergenin yapılan üç oylamasında da karar yeter sayısı bulunamaması üzerine birleşimi 15 Temmuz Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Gündemdışı söz alan alan CHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, son yıllarda uyuşturucu kullanımının arttığına dikkati çekti.
Özensoy, bonzaiye Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinde kolayca ulaşılabildiğini ve 5 lira gibi ucuz bir fiyatla satıldığını vurguladı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın, uyuşturucu kullanma yaşının çok düştüğünü ve alilerin dikkat etmesi gerektiğini söylediğini anımsatarak, "Bakan bu açıklamasında uyuşturucu yaşının 9'lara kadar düştüğünü ifade ediyor. Uyuşturucu kullanımıyla ilgili ailelerin dikkatini çekmek gerekir ama sadece alelade sıradan bir basın toplantısında 'aileler dikkat etsin' demekle iktidar sorumluluğunuzu nasıl üzerinizden atacaksınız merak ediyorum" dedi.
Bu arada, Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, AB eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun başkanlık divanına ilişkin yazısı okundu. Yazıda, komisyonun geçici Başkanı Rıza Türmen'in başkanlığında toplandı belirtildi.
Toplantıda komisyon başkanlığına AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü'nün, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'un başkanvekilliğine, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu sözcülüğe, AK Parti Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz'ün de katip üyeliğe seçildiği kaydedildi.
Genel Kurul'da ayrıca CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın komisyon üyeliğinden istifa ettiği duyuruldu.
Eyidoğan'ın yerine bugün Genel Kurul'da, CHP'nin bildirdiği adaylar arasından bir isim daha belirlenecek.
TBMM Genel Kurulu'nda, dört eski bakanla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'ndan istifa eden CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın yerine kura ile CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz seçildi.
Gündemdışı konuşmalar ile Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, AB eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun Başkanlık Divanı'na ilişkin yazının okunmasının ardından, 4 siyasi partinin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bugüne kadar cumhurbaşkanlarının Meclis tarafından seçildiğini ve Anayasa çerçevesinde kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugüne kadar görev yapan cumhurbaşkanlarına yönelik kullandığı "vitrin aday ve saksı" ifadesinin, Meclis tarafından seçilen Cumhurbaşkanlarına hakaret olduğunu söyleyen Vural, "Milletvekilleri, ne bu Cumhurbaşkanını ne de ondan önceki Cumhurbaşkanlarını saksı diye göndermiş değildir. Milli iradeyi bu şekilde küçük gören bu zihniyeti kınıyorum. Başbakan'ı; bugüne kadar seçilmiş Cumhurbaşkanlarına saygı göstermeye ve bu Cumhurbaşkanlarını seçen Meclis'e, milletvekillerine, millete saygı göstermeye davet ediyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Musul konsolosluğunun basılması ve 48 kişinin rehin alınmasının üzerinden haftalar geçtiğini, hükümetin bu konudaki duyarsızlığını ve umursamaz tavrını anlayamadığını söyledi.
Musul Konsolosluğu'nun Türk toprakları olarak değerlendirildiğini belirten Altay, "Bir terör örgütü ki - Hükümet bu terör örgütüne terör örgütü diyemiyor, unsur diyor - tarafından kaçırılan 48 vatandaşımızın, konsolosluk mensuplarının akıbeti konusunda Hükümetin derhal Meclis'e bilgi vermesini talep ediyorum" diye konuştu.
Altay, Cumhurbaşkanlığı seçiminin nezaket içinde geçmesini arzu ettiklerini belirtti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Rojava'da Kürt halkına ve bölge halkına saldırı yapıldığını belirterek, "İnsanlık dışı eylemler yapan IŞİD çeteleri, eylemlerini bugün Kobani ve Rojava'da yoğunlaştırmış durumda. Türkiye'nin IŞİD çetelerine hala destek verdiğini gösteren belgelerden, bazı verilerden bahsedilmektedir. Türkiye'nin sınırlarının bu çetelere açık tutulması ama Rojava'da, Kobana'da sınır kapılarının Kürtlere kapalı tutulması, bu konuda Türkiye'nin soru işaretlerini giderecek açıklama yapmaması, bu konuyla ilgili kaygıları her geçen gün artırmaktadır" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine girildiğini ifade ederek, "İlk defa Cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçilecek. Bizler darbelerden sonra gelen Cumhurbaşkanları ile çalıştık, Anayasa kitapçığını fırlattıktan sonra ekonomiyi zor durumda bırakan Cumhurbaşkanları ile çalıştık. İnşallah bundan sonra halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı ile çalışacağız. Bu seçim sürecinde, birbirlerine karşı saygı ve sevgiyle, itinalı davranılmasını ben de öngörüyorum" sözlerini sarfetti.
Satır, Ramazan'ın idrak edildiği şu günler de İsrail'in masum Filistin halkına yaptığı zorbalığı ve şiddeti kınadığını söyleyerek, İsrail'e, bu saldırılardan bir an önce vazgeçmesi çağrısında bulundu.
MHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için, "kiraz üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisini" Genel Kurul'a getirdi. Öneri, konuşmaların ardından kabul edilmedi.
Dört eski bakanla ilgili kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'ndan istifa eden CHP İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan'ın yerine gelecek milletvekili için, TBMM Genel Kurulu'nda kura çekimi yapıldı.
Kura çekimine; CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan ve CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü katıldı. TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçakapılı'nın çektiği kurada çıkan Cengiz, komisyonun yeni üyesi oldu.
Daha sonra, çözüm sürecine ilişkin tasarının görüşmelerine geçildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Milletin bizden beklediği bu meselenin çözümüdür. Milletin bizden beklediği artık Türkiye'de gözyaşının, kanın akmamasıdır" dedi.
Eker, TBMM Genel Kurulu'nda, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın görüşülmesi sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin bugüne kadar sorunu çözmek için uğraştığını ancak bir sonuç elde edemediğini vurgulan Eker, kendilerinin milletle mutabakat yaparak sorunu çözme uğraştıklarını ifade etti.
Yapılanın bu olduğunu vurgulayan Eker, şöyle devam etti:
"Hepimiz şunu biliyoruz; 1920'lerden 1980'lere kadar aslında bir sorun var. Bu sorun dışarıdan pek görünmüyor belki. Ama için için büyüyor ve kanıyor. Bunu herkes bilir. Bölgede yaşayanlar da bölgenin dışındakiler de herkes bilir. 1985'ten sonra bu sorun açık kanamalı bir hale geldi ve açık kanamalı halde devam ederken onbinlerce insan hayatını kaybetti. 1985'ten itibaren bu açık kanamalı yara bütün Türkiye'yi etkiledi. Soru sahibi milletvekillerimizin mensubu bulunduğu siyasi parti dahil olmak üzere iktidara gelen, hükümet eden, Türkiye'deki bütün partilerin denedikleri yöntemlerin hiçbirisi bu meseleyi olması gerektiği şekilde çözüme kavuşturmadı. Ne bir barış tesis edilmesine ne Türkiye'nin bu sorundan kurtulmasına hiçbirisi katkı sağlamadı. Bu sorun giderek büyüdü."
Bu sorunu tarihsel olarak milletin mutabakatıyla ve çok uzun bir süredir beklediği şekilde, barış içerisinde çözme iradesini ortaya koyduklarını vurgulayan Eker, bu girişimin aslında bunun teşebbüsü ve adımı olduğunu kaydetti.
Mutabakatı milletle yaptıklarını dile getiren Eker, "Ne herhangi bir şahsın yaptığı beyanatla ne herhangi bir yerde sarfedilen bir sözle de yapmadık. Mutabakat milletle, milletin bizden beklediği bu meselenin çözümüdür. Milletin bizden beklediği artık Türkiye'de gözyaşının akmamasıdır. Milletin bizden beklediği artık Türkiye'de kanın akmamasıdır" dedi.
Diyarbakır'daki kaç annenin çocuklarıyla ilgili başvurduğu sorusuna da Eker, şu yanıtı verdi:
"126'ya çıktı. Bunlar bir şey söylüyor. Bunlar diyor ki; biz artık evlatlarımızın cenazesini görmek istemiyoruz. Bunların içerisinde daha önce çocuğunu dağda kaybedenler de var. Bunların içerisinde yakınları cezaevlerinde olanlar da var. Bu sorun bizim tek başına sorunumuz değil. Bu sorun, bütün milletin sorunudur. Sizlerin içerisinde de muhalefet partisi, iktidar partisi, Türkiye'nin bütün vatandaşları, herkesin bir şekilde bir tanıdığı bu meseleden dolayı ya cezaevine girdi ya dağa gitti ya öldü ya öldürüldü ya yüreği yandı ya ocağı söndü. Ben size soruyorum. Bu sorunun cevabını bana vermek zorunda değilsiniz. Ama siz kendinize sorun. Kendinize, çevrenize sorun ki bu sorundan canı yanan Türkiye'de ne kadar insan var. Bizim derdimiz bu sorunu çözmektir."
Eker'in konuşması sırasında bazı muhalefet milletvekillerinin, "hikaye anlatıyor" demesi üzerine Eker, "Hikaye değil bu. Hikaye sizin sorunuz" karşılığını verdi.
Bu arada TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'a düşüncelerini 2 gündür söylediğini belirterek, "Ama, lütfen, İçtüzük'ün boşluklarından faydalanarak, boşluklarını kullanarak, sizin deyiminizle ve hepimizin katıldığı deyimle, yüce Meclise, gazi Meclis'e, büyük Meclis'e uygun davranalım" dedi ve ara verdi.
Aranın ardından Oktay Vural yerinden söz alarak, Bahçekapılı'ya konuşmasını hatırlatarak, "Orası cevap makamı değil, yönetim makamı. Bir parti grubunun tasarıya karşı olmakla ilgili tutumunu değerlendirme makamı değildir" karşılığını verdi.
Bunun üzerine Bahçekapılı, "Usul tartışması mı açmak istiyorsunuz" ifadesine sinirlenen Vural, "Sizi İçtüzüğü uymaya ve milletvekillerine, TBMM'ye ve parti gruplarına nezaketli davranmaya davet ediyorum" dedi.
Bahçekapılı ise İçtüzüğü uygulamaya çalıştığını vurgulayarak, "Nezaketli davrandığımı da biliyorum, buna da inanıyorum" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Burada terör tasarısını görüşüyoruz ama iktidar milletvekilleri, Plan Bütçe Komisyonu'nda terör estiriyor. Bir milletvekilinin başka bir milletvekilinin üzerine yürümediği anların olmasını çok temenni ettik ama burada barış konuşurken iktidar partisi milletvekillerinin komisyonda terör estirmesini kınıyorum" dedi.
Altay'ın, "Bu tasarıya olumlu oy kullanacağız. Tek amacımız var; barış istiyoruz, hemen istiyoruz, herkes için istiyoruz" sözlerini, CHP'li milletvekillerinin yanısıra, AK Parti'li ve HDP'li milletvekilleri de alkışladı.
Çözüm süreci kapsamında Bakanlar Kurulu'na gerekli kararları almaya yetki de veren Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
Hükümetin, çözüm süreci kapsamında yürüteceği çalışmalar, kanunda şöyle sıralanıyor:
- Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyecek.
- Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verecek. Bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek.
- Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.
- Düzenleme kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayacak.
- Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izleyecek, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak.
- Gerekli mevzuat çalışmalarını yapacak.
-Hukuki, idari ve cezai sorumlulukları olmayacak
Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkili olacak. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecek.
Kanuna göre, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyenlerin; gerekli görülmesi halinde yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verenler ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirenlerin; silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alanların, bu görevleri nedeniyle hukuki, idari ve cezai sorumluluğu doğmayacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Çözüm Süreci Yasası'na ilişkin, "Birliğe, beraberliğe vasıta olacak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının aidiyet bağlarını güçlendirecektir. Bazı görüşlerin aksine bu bir yıkım değil, inşa yasasıdır. Birlik, beraberlik ve kardeşliğin inşasıdır" dedi.
Eker, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşmasının ardından yaptığı konuşmasına, Türkiye'nin normalleştiğini, sivilleştiğini, demokratikleştiğini ifade etti.
Türkiye'nin terörün ve şiddetin gündeminden barışın ve hoşgörünün gündemine geçtiğini vurgulayan Eker, şöyle devam etti:
"Bu çerçeve yasayla yıllarca biriken ve şiddetle harmanlanan canımızı, cebimizi, yüreğimizi, evimizi yakan bir sorunu çözme iradesini, barış arzusunu ve kararlılığını ortaya koydunuz. Terör ve şiddet, baskı ve ret, inkar üzerine güç inşa eden anlayışlar demokrasi karşısında mağlup olacaktır, mağlup olmaktadır. Bu mücadelenin galibi sivil anlayıştır, bu mücadelenin galibi bütün milletimizdir. Hükümetimizin samimiyetle ve ciddiyetle yaklaştığı bu sorunun çözümünün tarafları ve muhatapları Kürdü ve Türkü ile bütün milletimizdir."
Eker, milletin bu konudaki adımları, gelişmeleri umutla, heyecanla beklediğini belirtti.
Diyarbakır'da çocukları kandırılarak veya kaçırılarak ya da kendi arzularıyla dağa gitmiş olanların annelerinin Ankara'ya geldiklerini anımsatan Eker, bunların arasında çocuklarını kaybeden veya çocukları cezaevinde olan anneler de bulunduğunu söyledi.
Eker, bu ziyaret sırasında çerçeve yasayla ilgili tasarı gündeme geldiğinde bir annenin, "yüreğimin ateşini hafiflettiniz, yüreğim serinledi. Ben bunu bir müjde olarak görüyorum. Bunu çözüm süreci konusunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriyorum ve bunun rahatlığıyla Diyarbakır'a dönüyorum" dediğine dikkati çekti.
Bu çerçeve yasanın birliğe, beraberliğe vasıta olacağını vurgulayan Eker, şunları söyledi:
"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının aidiyet bağlarını güçlendirecektir. Bazı görüşlerin aksine bu bir yıkım değil, inşa yasasıdır. Bu bir inşanın, gerçekte bir gönül yapmanın çabasıdır. Birlik ve beraberliğin inşasıdır, kardeşliğin inşasıdır.
Biz çok acılar çektik millet olarak. Daha fazla acı çekmek istemiyoruz. Bu uğurda gerekli adımları TBMM olarak, sivil siyasi kurum olarak iradeyi biz temsil ediyoruz ve milletin temsilcileri olarak bu kararlılığımızı ortaya koyuyoruz."
Eker, konuşmasının sonunda Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Memleket İsterim" şiirinden bir bölüm okudu.
Daha önce alınan Genel Kurul'un 11 Temmuz Cuma, 12 Temmuz Cumartesi, 13 Temmuz Pazar ve 14 Temmuz Pazartesi çalışma kararı, Danışma Kurulu'nun Genel Kurul'da oya sunulan yeni kararıyla kaldırıldı.
Bu kararın kabul edilmesinin ardından Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulmasına ilişkin tasarının görüşmelerine geçildi.
MHP tasarının kapalı oturumda yapılması için önerge verdi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, önergenin yapılan üç oylamasında da karar yeter sayısı bulunamaması üzerine birleşimi 15 Temmuz Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
