2011-04-14 - 12:25
TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU BAŞKANI ÜSKÜL'ÜN BASIN TOPLANTISI?
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 1980 tarihinde gözaltındayken kaybolduğu iddia edilen, Cemil Kırbayır olayını araştırmak üzere kurulan alt komisyonun çalışmaları hakkında bilgi verdi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, parlamentoda
düzenlediği basın toplantısında, 1980 tarihinde gözaltındayken kaybolduğu iddia
edilen, Cemil Kırbayır olayını araştırmak üzere kurulan alt komisyonun çalışmaları
hakkında bilgi verdi.

Üskül, 16 Şubat 2011 tarihinde Kars Cumhuriyet Başsavcılığı ile görüştüklerini,
Cemil Kırbayır hakkında yürütülen soruşturmalar ile ilgili bilgi ve evrak istediklerini ve
Savcılığın da gerekli bilgi ve evrakı komisyonlarına ulaştırdığını söyledi.

Başsavcılık ile görüşmelerinde, Cemil Kırbayır'ın kaybolması ile ilgili herhangi bir
soruşturmanın başlatılmadığını öğrendiklerini ifade eden Üskül," Herhangi bir
soruşturmanın başlatılmadığının öğrenilmesi üzerine gerekli bilgi ve paylaşımın
ardından hazırlık soruşturması başlatılmıştır" diye konuştu.

Ailenin iddialarına göre, Kırbayır'ın 13 Eylül 1980'de evinden alınıp
247. Piyade Alayına, orada bir hafta tutulduktan sonra da Kars Askeri
Gözetimevine gönderildiğini, sorgu evi olarak kullanılan Dede Korkut Eğitim
Enstitüsünde emniyet personelince sorgulandığını, işkenceye tabi tutulduğunu ve 8
Ekim 1980'de öldürüldüğünü anımsatan Üskül, polisin ise gözaltında tutulduğu
yerden kaçtığına ilişkin tutanak tuttuğunu kaydetti.

Kırbayır'ın annesi Berfo Kırbayır'ın oğlunun mezarının olması için
kemiklerini talep ettiğini hatırlatan Üskül, alt komisyonun bir takım çalışmalar
yaptığını kaydettiği.

Öğrendikleri birinci şeyin; Kırbayır'ın yok olmasının ardından Kars'ta
Cumhuriyet Savcılığının hiçbir soruşturma yapmadığı olduğunu dile getiren Üskül,
Kars Cumhuriyet Başsavcılığının kendilerinin bilgi istemesinden hemen sonra bir
soruşturma başlattığını ve o soruşturmanın halen devam ettiğini anlattı.

Üskül, o dönemde emniyet, MİT ve sıkıyönetimde görev yapan kişilerin
isimlerini istediklerini, Emniyet ve MİT'ten çok kısa sürede yanıt aldıklarını,
ancak Milli Savunma Bakanlığından henüz bir yanıt alamadıklarını bildirdi.

O dönemde görev yapan polis ve bekçiler, MİT görevlileri, Cemil Kırbayır
ile birlikte gözetimevinden sorgu evine götürülen 3 kişi, gözetimevine
Kırbayır'ın götürülüşüne tanık olanlar ve Kırbayır ile ilgili bilgi sahibi başka
kişileri de dinlediklerini kaydeden Üskül, şunları söyledi:

''Bütün bunlardan şöyle bir sonuç çıkıyor: Kırbayır, 13 Eyül 1980'de
yakalanmıştır. Bir hafta kadar Göle'de tutulmuştur, sonra Kars'a nakledilmiştir.
Kars'ta gözetimevine alınmıştır. O sırada gözetimevinde yüzlerce insan
bulunmaktadır. Bir polis ekibi sorguya alınması istenen kişileri gözetimevinden
almakta sorguevine götürmekte, sorgu bittikten sonra da gözetimevine tekrar
götürmektedir. Sorguevinde, emniyet görevlileri, MİT gözlemcisi ve sıkıyönetim
görevlileri sorgulamada bulunmaktadır. Bu düzen içinde Kırbayır, 8 Ekim 1980'de
sorguevine getirilmiştir. Birlikte getirildiği 3 kişi aynı gün götürüldüğü halde
Kırbayır, götürülmemiştir. Kırbayır'ın kaçtığına ilişkin bir tutanak tutulmuştur.
Kaçmasından sorumlu sayılan 3 polis memuruna kınama cezası verilmiştir ki kınama
cezası hafif bir cezadır.''

Bu seyir içinde yaptıkları değerlendirmeyi aktaran Üskül, şöyle
konuştu:

''Cemil Kırbayır'a sorguevinde işkence yapılmıştır. Bilgisine
başvurduğumuz bazı kamu görevlileri o sorguevinde işkence yapıldığını ve Cemil
Kırbayır'ın kaçmasının mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Bize göre de bir
kişinin oradan kaçma ihtimali yoktur. Sorguya getirilen kişi gözleri bağlı
getiriliyor, sorgulamayı beklerken hücreye konulmaktadır, sonra yine gözleri
bağlı sorgu odasına alınmaktadır, sorgu sırasında da bu kişinin gözlerinin bağlı
olması gerekmektedir. Gözlerinin bağlı kalması için ellerinin arkadan bağlı
olması gerekir. Sorgulamadan önce ya da sonra kalorifer borusuna kelepçelenen bir
kişinin kaçma ihtimali aşağı yukarı yoktur. 2. ya da 3. kattan atladığı
söyleniyor. Bunu başarması da akla uygun gelmemektedir. Atlaması halinde ise
koşarak oradan uzaklaşması son derece zor görünmektedir.''

Dede Korkut Eğitim Enstitüsünü yerinde incelediklerini, yerleşim
biriminin dışında olduğunu anlatan Üskül, pek çok güvenlik görevlisinin olduğu
bir yerde Kırbayır'ın kaçmasının zor göründüğünü anlattı.

Üskül, alt komisyonun çalışmalarını rapor haline getireceğini belirterek,
görevliler hakkında soruşturma açma ve gereğini yapmanın Kars Cumhuriyet
Başsavcılığının görev alanı içine girdiğini, elde ettikleri bilgileri Başsavcılık
ile paylaştıklarını dile getirdi.

Üskül, ''Çok geç olmayan bir tarihte Cumhuriyet Başsavcılığı da
soruşturmasını tamamlayıp gereğini yapacaktır'' dedi.

Soruları da cevaplayan Üskül, ''Size göre gözaltındayken öldürüldü mü?''
sorusuna ''Bizim kanaatimiz o yöndedir'' yanıtını verdi.

Üskül, bir başka soru üzerine, net bilgi alamadıklarını, ancak
Kırbayır'ın akıbetinin ne olduğunu bilen birkaç kişinin olduğu kanaatinde
olduklarını söyledi. Üskül, ''Vicdan sahibi bu birkaç kişinin konuşmasını, yer
göstermesini bekliyoruz'' dedi.

Üskül, bilen kişilerin kimler olduğu konusunda izlenimlerinin olduğunu
belirterek, ''Ancak bunu sizinle paylaşamam şu anda'' diye konuştu.

''Bu kişiler devlet görevlisi mi?'' sorusuna karşılık da Üskül, ''Teorik
olarak sorguevinde sorgulanan bir kişi işkence sırasında ölmüşse, onu ortadan
kaldıracak kişiler herhalde orada görev yapan kişilerdir. Başkası olabilir mi?''
dedi.

Bu kişilerin hayatta olup olmadığının sorulması üzerine ise Üskül, bir
bölümünün hayatta olduğunu söyledi.

Yeniden milletvekili adayı olmaması ile ilgili kırgınlığının olup
olmadığının sorulması üzerine ise Üskül, ''Hayır'' karşılığını verdi. Biraz tatil
yapacağını söyleyen Üskül, ''Benim gibi bir insanın siyasetten uzak durma
ihtimali olabilir mi? Siyaset illa milletvekili olarak yapılmaz. Tabii ki
ilgileneceğim'' dedi. (12.25)