2015-04-23 - 16:11
TBMM'NİN AÇILIŞININ 95. YIL DÖNÜMÜ DOLAYISIYLA GENEL KURUL ÖZEL GÜNDEMLE TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 95. yıl dönümü dolayısıyla, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, başkanlığında özel gündemle toplandı.
TBMM Genel Kurulu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM'nin açılışının 95. yıl dönümü dolayısıyla, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, başkanlığında özel gündemle toplandı.

Çiçek, yaptığı konuşmada, 1919?da Samsun?dan başlayan kutlu yolculuğun, 9 Eylül 1922?de İzmir?de zaferle sonuçlandığını, dönemin emperyalist güçlerine karşı Türk milletinin kahraman evlatlarının yeni bir destan yazdığını ifade etti.

Günümüzden 716 yıl önce Söğüt?te göndere çekilen bayrağın bir daha yere düşmemesi için yeni ufuklar açıldığını vurgulayan Çiçek, "Devletimizi yıkılma, milletimizi dağılma noktasına getiren sebepler üzerinde kafa yorulmuş ve yenilenmenin alt yapısı kurulmuştur. Hürriyet ve bağımsızlığımızı bir daha tehlikeye düşürmemek için modern Türkiye?nin temelleri 95 yıl önce atılmıştır" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 95 yıldır milli iradenin tecelli ettiği kurum olduğunu belirten Cemil Çiçek, millet iradesinin, 95 yıl önce, yokluk, yoksunluk içindeki bir imparatorluğun yıkıntılarından modern gelişmiş bir devlet inşa ettiğini söyledi.

Çiçek, "O irade ki hiçbir işgali, dayatmayı, kısıtlılığı kabul etmemiş; emperyalistlerin kendisine biçtiği gömleği yırtıp atmış ve kendi kaderini tayin etmek için en zor şartlara göğüs germiştir. O nedenledir ki biz bu yüce Meclise 'Gazi Meclis' diyoruz. Tarihsel anlamı, sıradan bir demokratik kurumdan ya da temsil makamından çok daha fazladır. Bu milletin sadece düşünce ve görüşlerinin temsil edildiği bir kurum değil doğrudan varlığının vücut bulduğu bir kurumdur. Böyle ayrıcalıklı bir Mecliste görev yapmak hem hepimiz için haklı bir gurur kaynağı, hem de ağır bir sorumluluktur " diye konuştu.

TBMM'nin açılması ile Türk tarihinde bir dönemin kapandığını ve yeni bir dönemin açıldığını anlatan TBMM Başkanı Çiçek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle, 'Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır; o da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.' O sebeple TBMM açıldığı andan itibaren Türk milletinin yegane temsilcisi olmuştur. Ülkemizin bağımsızlığını canlarından aziz bilen kurucu büyüklerimiz yaptıkları çalışmalarla, milletimizi tarih sahnesinden çekilmekten kurtarmışlardır. Onlar yaptıkları görevle milli tarihimize altın harflerle kaydedilmişlerdir.

Türk milleti, 23 Nisan 1920?de Türkiye Büyük Millet Meclisi?ni açarak, tarih sahnesine yeniden döndüğünü bütün dünyaya ilan etmiştir. Bu nedenle bugün bizlerin coşku günüdür. Hepimize kutlu olsun."

Cemil Çiçek, bir milletin birliği ve dirliği bozulduğunda, birliği yeniden tesis etmenin, mukavemet güçlerini oluşturmanın son derece güç olduğunu ifade ederek, "O yüce insanlar sayesinde, zorbalığa boyun eğilmemiş ve büyük emperyalist oyun bozulmuştur. Şunu iyi bilmeli ve her zaman hatırda tutmalıyız ki, ülkemize, milletimize yönelik oyunlar, saldırılar, kurulan tuzaklar bitmemiştir. Bundan sonra da bitmeyecektir. Değişik adlarla, değişik senaryolarla bu gün de devam etmektedir" dedi.

Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

"Son günlerde bazı şahısların ve bazı parlamentoların Ermeni diasporasının ve arkasındaki güçlerin milletimize karşı yürüttükleri bir iftira ve karalama kampanyasına şahit oluyoruz. Tek yanlı ön yargılı tarihi gerçeklikten ve objektiflikten uzak bu söylem ve kararlarla bir tezgah kurulmaktadır. Bu yüce çatı altında Meclis Başkanı olarak belirtmek isterim ki 1915?te Ermeni çetecilerinin eline silah tutuşturanlar, binlerce, on binlerce masum Osmanlı vatandaşının, kardeşlerimizin kanın akıtılmasını teşvik eden, tahrik eden her türlü desteği sağlayanlarla, günümüzde ülkemizi kana bulayan, binlerce vatandaşımızın kanını akıtıp yüreğimizi dağlayan teröristlere silah veren, eğiten, teşvik eden her türlü desteği veren aynı adreslerdir, aynı çevrelerdir.

40 yıldır kanlı terör eylemleriyle maddi manevi bize çok acı verdiler. Şimdi de sözde soykırım yalanları ile yeni bir saldırı başlattılar. Bunu iyi anlamamız lazım. Bu söylemlerde bulunanlar ve karar alanların bazılarının elleri tarihte kirli ve kanlıdır. Kirli ve kanlı ellerini bizim elbiselerimiz üzerinde temizlemeye çalışıyorlar."

Birinci Cihan Savaşı'nın, insanlığın yaşadığı en kanlı savaşlardan biri olarak hatırlandığını, 20 milyondan fazla değişik dinlerden, etnik kökenlerden ve milletlerden insanın hayatını kaybettiğini anlatan Çiçek, "Ocaklara ateş düşmüş ülkeler harabeye dönmüştür. Ölenlerin hangi etnik kökenden olduğunun önemi yok. Biz hepsinin acısını paylaşıyoruz. Kaldı ki Ermeniler bizim tarihimizde, kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. İnsan acılar üzerinden siyaset de yapmaz ayrım da yapmaz. 20 milyon içinden sadece bir etnik kökene mensup olanları yücelterek diğer milyonları göz ardı ederek ayrımcılık yapılamaz" diye konuştu.

Çiçek, "Irkçılığın, ayrımcılığın, nefret söylemlerinin ve İslamofobinin tırmandığı bir dönemde kisvesi ve sıfatı ne olursa olsun, sorumluluk taşıyan kişilere tek yanlı suçlamalar ve iftiralar yakışmaz. Bu söylemler her geçen gün daha çok ihtiyacını duyduğumuz barışa da hizmet etmez. Hele hele hukuku hiçe sayan ve kendini hukukun üstünde görerek acılardan husumet çıkarmaya ve bunun üzerinden ülkemize karşı bir siyasi karalamaya kapı açanlar kendini uluslar arası bir ceza mahkemesi ya da tarihçiler kurulu yerine koyarak karar alan parlamentolar, sorumsuz bir iş yapmış olurlar. Bundan böyle herkes bilmelidir ki milletimize, özellikle de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza, onların çocuklarına bu kararlar ve bu söylemler sebebiyle, okullarda, sokaklarda ve iş yerlerinde bir ayrımcılık yapılırsa, nefret söylemleri giderek artarsa, o takdirde bu sorumluluk, bu kararı alanlara, bu söylemlerde bulunanlara aittir" uyarısında bulundu.

TBMM olarak 2005 yılında oybirliği ile alının kararla, dünyaya 1915 olaylarının tüm yönleriyle aydınlatılması için çağrıda bulunduklarını aktaran Çiçek, " Bu çağrıyı ancak kendine özgüveni olan milletler yapar. Biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız ve bunu her vesileyle söyledik. Ancak buna yanaşılmayacağını da biliyoruz. Çünkü bu işin arkasından bu kampanyayı sürdüren ve destekleyenlerin çıkacağından hiç şüphem yoktur. Tarihi acılara istismar mantığı ile yaklaşarak hukuki bir kavram olan soykırımı siyasallaştıracaklarına Akdeniz?in ortasında hayatını kaybeden 700?den fazla göçmeni hatırlamaları ve rahatsız olmaları gerekir" eleştirisinde bulundu.

Anadolu?yu kendine yurt edinen milletlerin her zaman uyanık durması gerektiğine işaret eden Çiçek, birliğini bozan, düşmanın oyununa gelen milletlerin tarih sahnesinden silindiğini söyledi.

Enerjisini koruyan milletlerin tarihin öznesi olmaya devam ettiğini belirten Çiçek, "Bizim de her zaman dinç ve uyanık olmamız gerekir. Birliğimize ve dirliğimize kastedenlere fırsat vermememiz gerekir. Geçmişimiz geleceğimizin referansıdır ama teminatı değildir. Millet, senlik benlik kavgasına girdiğinde, adalet mülkün temeli olmaktan çıktığında, devleti yönetenler vurdumduymaz olduğunda, hürriyet ve istiklalin tehlikeye düşmesi kaçınılmazdır. Milli uyum bozulduğunda, dirlik ve düzenimize kast edenlerin amaçlarına ulaşacaklarından şüphe duyulmamalıdır" diye konuştu.

Vatanın birliği, milletin hürriyeti, devletin bağımsızlığı söz konusu olunca kader birliği edilmesi gerektiğini ifade eden Çiçek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu duyarlılığı 95 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin açılışını gerçekleştiren büyüklerimiz gösterdi. Bugün de bizler, devletimizin bağımsızlığına, milletimizin hürriyetine kastedenler olduğunda aynı duyarlılığı göstermeliyiz. Milletimizin menfaatleri söz konusu olduğunda kişisel menfaatlerimizden feragat etmek gibi bir sorumluluğumuz vardır.

Birinci Meclis?in sahip olduğu yüce ruha, bugüne kadar sahip çıktığımız gibi, bugünden sonra da sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Çünkü varlığımızı ülkemize ve milletimize borçluyuz. Milletimizin ve devletimizin çıkarlarını kendi çıkarlarımızın üstünde tutmalıyız".

"Şartlar ne olursa olsun, Birinci Meclis bize her zaman örnek olacak ve olağanüstü şartlar altında bile hukuku ve adaleti üstün tutacağız. İlk Meclis?in kuruluş ilkelerinden sapmamalı, demokrasimizi yaşatmalı, istiklal ve hürriyetimizi hiçbir şeyle değişmemeliyiz" diyen Cemil Çiçek sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin iradesi, milletin iradesidir. Bu iradeye her zaman sahip çıkacağız. Unutulmamalıdır ki, 23 Nisan 1920 herhangi bir gün değildir. Taşıdığı mana itibarıyla bu tarihi çocuklarımız, gençlerimize en doğru şekilde öğrenmelidir. Onlar bu ülkünün neferleridir. Çocuklarımız ve gençlerimizin yaşadıkları toprakların değerini anlamaları için, dedelerinin, ninelerinin geçmişte verdikleri mücadeleyi bilmeleri gerekmektedir. Bu kutlu gün vesilesiyle çocuklarımızın ve gençlerimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı?nı kutluyorum. Onlar yarınlarımızın güvencesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin doğum günü sayılan bu günü başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Meclisimizin Kurucu Üyelerine borçluyuz. Onları rahmet, minnet ve şükranla anıyorum."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Meclis'in açılışının 95. yıl dönümü nedeniyle, TBMM Genel Kurulu'nda düzenlenen özel oturumda yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin 92. yılında, egemenliğin en büyük sembolü gazi TBMM'nin çatısı altında olmanın onurunu ve şerefini hep birlikte yaşadıklarını söyledi.

Türkiye'nin ve dünyanın bütün çocuklarının Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı yürekten kutladığını belirten Davutoğlu, vatandaşların da Regaip Kandili'ni de tebrik etti.

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin, Çanakkale Savaşları'nın 100. yıl dönümünde, bütün dünyayı ağırladığı şu günlerde, eş zamanlı olarak kutlanan milli egemenlik bayramında destansı tarihi yoğun olarak hissettiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Çanakkale destanını yazan komutanlardan biri olan Mustafa Kemal, o büyük mücadeleden sadece 5 yıl sonra TBMM'nin ilk başkanı ve istiklal mücadelemizin öncüsü olacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Çanakkale ve İstiklal Savaşı'ndaki şehit ve gazilerimizi hürmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz, ruhları şad olsun. 23 Nisan 1920 tarihinden itibaren millet iradesini temsil eden ve egemenlik hakkını milletten yana kullanarak, bu yüce çatı altında görev yapan bütün milletvekillerimizi de şükranla anıyoruz. Bugün dünyanın bütün gözlerinin üzerinde olduğu Türkiye Cumhuriyeti, TBMM ile eş zamanlı olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Bu Meclis Türkiye'nin kurucu Meclisidir. Ulus semtindeki mütevazi TBMM binasında, milletin bütün unsurlarının temsilcileri ile birlikte istiklal mücadelesi yönetilmiş, tarih yeniden yazılmış, esaret altına alınmak ve parçalanmak istenen aziz milletimiz yeniden ve ebediyen istiklaline kavuşmuştur. TBMM, istiklal mücadelesinin karargahı ve merkezi ve gazi bir Meclis olarak, al bayrağımızdan sonra bağımsızlık ve istikbalimizin en önemli simgesidir."

Başbakan Davutoğlu, bu Meclis'in yeryüzünde başka bir eşinin olmadığına işaret ederek, şunları söyledi:

"Bu çatı ülkemiz için, milletimiz için, vatanımız ve vatandaşlarımız için birliğin sembolüdür. Bu çatı altında milletimizin bütün unsurları temsil edilmiştir ve her türlü ayrımcılık reddedilmiştir. Bu çatı altında kimse imtiyaz sahibi olmadığı gibi, hiç kimse ayrımcılığa maruz bırakılamaz. Bu çatı altındaki her milletvekili, milletin, ülkenin, vatanın emanetini omuzlarında hisseder. Bu çatı altında Türkiye'nin bütün renkleri, desenleri, kokuları, dağları, ırmakları, ovaları bir araya gelmiştir. Burada kimsenin etnik veya mezhebi kimliğine, siciline bakılmaz; zira burada olmak Türkiye?ye ait olmak demektir. O aidiyet dünyanın en şerefli aidiyeti, bu mensubiyet dünyanın en onurlu mensubiyetidir. Bize düşen birlik ve beraberlik ruhunu yücelterek insanımızın onurunu, hak ve adalet temelinde temsil etmektir. Birkaç gün önce ilan ettiğimiz 2023 sözleşmesinde ifade ettiğimiz üzere; 'Yüz yıl önce Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı?nın acıları üzerinde onurlu bir İstiklal Savaşı vererek Cumhuriyetimizi kuran neslin torunları olarak bizler, bu onurlu savaş sonunda özgürleştirilen vatanımızın asli sahipleriyiz.' 'Etnik, dini, mezhebi ve bölgesel zenginliğimiz, kadim ortak geçmişimizin güzel yansımalarıdır ve vatanımızın asli sahipleri ve devletimizin eşit vatandaşları olduğumuz gerçeğinin en güçlü dayanaklarıdır.' Bugün, yani 23 Nisan günü, bizi biz kılan manevi duyguları ve tarihi beraberliğimizden gelen çoğulcu karakterimizi en çok hissettiğimiz günlerden biridir. Dolayısıyla 23 Nisan birliğin, tevhidin, istiklalin, dayanışmanın günüdür."

Davutoğlu, milli egemenliği temsil eden TBMM'nin bir çok kere vesayet altına alınmak istendiğini, haksız tutumlara maruz bırakıldığını, bazen de kapatılmak zorunda kaldığını söyledi.

Kurtuluş Savaşını, İstiklal Mücadelesini temsil eden, yedi düvele karşı mücadele azmini ateşleyen TBMM'nin defalarca egemenlik hakkını milletten almak isteyenlerin darbelerine muhatap olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Cumhuriyeti cumhurdan, demokrasiyi demostan yani halktan, Meclis'i milletten esirgemek isteyen ve milli egemenliği gölgelemek isteyenler olmuş ama neticede hep milli irade tecelli etmiş ve TBMM asli görevine tekrar dönmüştür. Bu vesileyle şehit Başbakan Adnan Menderes'i ve demokrasi yolunda mücadele vermiş bütün milletvekillerimizi rahmetle, şükranla anıyorum. Allah?a şükürler olsun ki, son yıllarda inşa ettiğimiz demokratik istikrar düzeni sayesinde Türkiye, küresel bir güç olarak dünyanın en itibarlı ülkeleri arasına girerken, TBMM de dünyanın en saygın yasama organları arasına girmiştir" dedi.

Başbakan Davutoğlu, 95 senedir alnında, kalbinde ve ruhunda, "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" ibaresi yer alan TBMM'nin, daima milletin meclisi olarak kalacağını ve hiçbir vesayet odağının himayesine girmeyeceğini belirterek, "Hakimiyet, bilakayduşart milletindir" diye konuştu.

Hiçbir vesayet odağı ve hiçbir şer şebekesinin Türkiye?yi demokrasiden, özgürlükten, adaletten, merhametten, şefkatten geri döndüremeyeceğine işaret eden Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarıyla kucaklaşma yolunda tarihi adımlar attığını, bundan geriye tek adım atmayacağını bildirdi.

Davutoğlu, Türkiye'nin bugün dünyanın en güçlü ve en saygın ülkeleri arasında yer aldığını, G-20 ülkeleri dönem Başkanlığı yaparken de 78 milyon vatandaşıyla mutlu ve mesut insanların ülkesi olmak için büyük bir çaba içinde bulunduğunu söyledi.

"Demokratik istikrarı özenle koruyarak, Türkiye?nin istikbal davasına sahip çıkacağımızdan herkesin emin olmasını dileriz. Demokratik irademiz, vatandaşlarımız, TBMM?nin, yani milletin, halkın, vatandaşın onuruna bundan böyle kimse gölge düşüremeyecektir" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bütün farklılıklarımızla beraber biz, bir ve beraberiz. Farklı siyasi partiler olarak aynı çatı altında, milletimizin onurunu muhafaza ve müdafaa etmek hepimizin en büyük idealidir. Farklılıklarımızı koruyarak, her türlü tek tipleştirmeye karşı çıkarak muhalefetiyle, iktidarıyla insanlarımızın hukukunu temsil ediyoruz. Bu idealimizi takip ederek halkımızın her anlamda güçlenmesine, demokratik hak ve özgürlüklerin her alanda gelişmesine öncülük edeceğiz."

Davutoğlu, bugün Yemen?den Libya?ya, Suriye?den Afrika?ya büyük acıların yaşandığını ve her gün yüzlerce masum insanın acımasızca öldürüldüğü bildirdi.

Zulümlere seyirci kalanların, bu coğrafyada 100 yıl önce yaşanan acıları kullanarak yeni nefret suçları işlediklerini vurgulayan Davutoğlu, "Dinler arası, mezhepler arası, etnik gruplar arası mücadeleyi körükleyen, kapanan yaraları ısrarla açmak ve kanatmak isteyen kışkırtıcı beyan ve açıklamaların Avrupa Parlamentosu gibi, bölgesel ve küresel barışı gözetmesi gereken kurumlardan gelmesi, Avrupa?nın ve insanlığın geleceği adına endişe ve kaygı vericidir" dedi.

Başbakan Davutoğlu, "20. yüzyılın başındaki savaşlarda büyük bedeller ödemiş bir millet olarak, 78 milyon vatandaşımızla birlikte, bütün siyasi partilerimizle ve bütün unsurlarımızla beraber ülkemize yöneltilen bühtan ve iftiraları reddediyoruz ve şiddetle telin ediyoruz" diye konuştu.

Türkiye?ye karşı bir nefret söylemi geliştirenlerin, tarih ve insanlık önünde mahcup olacaklarını, hesap vereceklerini belirten Davutoğlu, "Bizler 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışını yüzyıllarca yaşatmış ve sayısız inancı, kavmi yüzyıllarca bir arada, barış içinde, kardeşçe yaşatmış, çoğulculuğun tarihteki en başarılı örneğini sergilemiş bir milletiz. Meclisi Mebusan?dan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, vatandaşlarımızı temsil eden üyelerin kimliklerine, aidiyetlerine bakıldığında görülecek tek şey ayrımcılığın, tek tipçiliğin reddedilmiş olduğu gerçeğidir. Bu çoğulcu yapının dünyada başka bir örneği yoktur" ifadesini kullandı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, sonsuza kadar herkesin hukukunu savunacaklarını ve insan onurunu muhafazayı en üstün değer kabul edeceklerini söyledi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bizler öncelikle kendi vatandaşlarımız olmak üzere, daima insanlığın onurunu savunacak ve adaletin taşıyıcısı olacağız. Başkalarının yanlışları bizi hiçbir zaman adaletsizliğe sevk etmeyecek, millet olarak, ülke olarak demokrasiden, insan hak ve hürriyetlerinden, mazlumların yanında olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz istiklal harbimizin, sadece aziz milletimizin değil, mazlum milletlerin de onur mücadelesi olduğunun bilincindeyiz. Bundan sonra da emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı, nerede bir ses yükselirse onun yanında olacak, her türlü baskı ve zulme karşı da mazlumlarla birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Sizlerle aynı hissiyata sahip olduğumuzdan emin olarak ve sizlerle birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde yaşayan bütün vatandaşlarımızın dirliği, birliği ve huzuru için çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. İç politikamızın, dış politikamızın esası, kendimiz için istediğimizi başkası için istemek, daima hak ve adaletten yana olmak, daima insan onurunu en yüce değer olarak savunmaktır. Bu hissiyatla, hepinizin 23 Nisan Bayramı'nı yürekten kutluyor, dünyanın bütün çocuklarına sevgi ve selamlarımızı iletiyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın, Cumhuriyetimizi ebediyete kadar payidar kılsın."

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****