2009-12-29 - 12:00
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 4/C konusunun en yakın zamanda bir utanç tablosu olmaktan çıkarılması gerektiğini belirtti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu ve beraberindeki Başkanlar Kurulu üyelerini kabul etti.
Çok uzun bir süreden beri sendikal yaşamda tahribatın yaşandığı, hak kayıplarının birbiri ardına devreye sokulduğu, ekonomik sıkıntıların geniş ölçüde çalışanlarca paylaşılmasının kaçınılmaz hale geldiği bir dönemden geçtiklerini belirten Baykal, Türk-İş'in dengeli ve ölçülü politika içinde bu durumu yönetmeye çalıştığını söyledi.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''saldırgan, suçlayıcı bir yaklaşımla'', mağdur olan TEKEL işçilerinin, işsiz kalma konusunda telaşlanmalarını anlamadan ''yan gelip yatanlara, para vermiyoruz'' dediğini anlatarak, Hükümetin yeni anlayışa gireceğini umut ederken, Erdoğan'ın dün hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Erdoğan'ın, ''Yetimin hakkını yedirmem'' dediğine işaret eden Baykal, ''Sanki Türkiye'de yetimin hakkını yemesi söz konusu olan kesim TEKEL işçileri'' diye konuştu.
Sosyal hakların görmezden gelindiğini söyleyen Baykal, 4/C konusunun en yakın zamanda bir utanç tablosu olmaktan çıkarılması gerektiğini belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'yi birbirine kattığını söyleyen Baykal, işçilerinin ve eczacıların durumunun ortada olduğunu, on binlerce insanın işsiz kalmasına yol açıldığını ifade etti.
AK Parti'nin iş adamlarına 'kenarda duruyorsunuz' diyerek sitem ettiğini hatırlatan Baykal, iş adamlarını zarara ortak etmek istediklerini savundu.
Hükümet'in Türkiye'yi ayrıştırmak isteyen bir politika izlediğini söyleyen Baykal, Türkiye'nin şantaj ve tehditlerin olduğu bir tablo ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu tabloyu 'çok acı verici bir tablo' olarak ifade eden Baykal, Türk-iş gibi, siyasi partiler gibi önemli kuruluşların ülkenin kimliğine sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Bu şekilde olumsuzlukların etkisiz hale getirilebileceğini söyleyen Baykal, TEKEL işçilerinin görüşlerine önem verdiği kaydetti.
Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:
"TEKEL'in içki bölümünü 292 milyon dolara sattın, alanlar kısa bir süre sonra 900 milyon dolara devretti. Nerede o yetimin hakkı? 900 milyon dolar eden bir işletmeyi, 292 milyona vererek, yediğin yetim hakkının hesabını sen bir versene önce. 'Yetim hakkı yedirmem' diyerek, kahramanlık taslayarak, sanki milletin hakkını koruyormuş gibi havaya girerek, işsiz bırakmanın mücadelesini vereceksin, Türkiye de seyredecek. Böyle bir şey olur mu; rica ederim. Buna karşı hep birlikte sesimizi yükselteceğiz, merak etmeyin, tam bir dayanışma içindeyiz.''
Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki aramaya ilişkin değerlendirmesinin sorulmasına Baykal, ''Bitsin öyle konuşalım. Yaşayan bir süreç. Süreç sonuçlansın, söylenecek çok şey var. Bundan önce benzer süreçler yaşadık, bu da bir yaşansın, onun da değerlendirmesini yaparız'' karşılığını verdi.
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, parlamentoda grubu bulunan 3 siyasi partiden randevu istediklerini ancak, AK Parti Grubu'ndan cevap alamadıklarını anlattı.
Kumlu, mücadelelerinin, ideolojik olarak değerlendirilmesinin kendilerini üzdüğünü, ideoloji yapmadıklarını dile getirdi.
4/C'nin farklı uygulandığına işaret eden Kumlu, parlamentoda 4/C kapsamında çalışanların ücretleri ile diğerlerinin aynı olmadığını kaydetti.
Kumlu, sağduyulu hareket etmeye çalıştıklarını ancak, Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarının ortamı gerdiğini, sosyal devlet anlayışını göremediklerini söyledi.
Çalışma hayatının, en zor dönemlerini yaşadığını ifade eden Kumlu, Baykal'a, çalışma hayatındaki sorunlara ilişkin bir dosya sundu.
Çok uzun bir süreden beri sendikal yaşamda tahribatın yaşandığı, hak kayıplarının birbiri ardına devreye sokulduğu, ekonomik sıkıntıların geniş ölçüde çalışanlarca paylaşılmasının kaçınılmaz hale geldiği bir dönemden geçtiklerini belirten Baykal, Türk-İş'in dengeli ve ölçülü politika içinde bu durumu yönetmeye çalıştığını söyledi.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''saldırgan, suçlayıcı bir yaklaşımla'', mağdur olan TEKEL işçilerinin, işsiz kalma konusunda telaşlanmalarını anlamadan ''yan gelip yatanlara, para vermiyoruz'' dediğini anlatarak, Hükümetin yeni anlayışa gireceğini umut ederken, Erdoğan'ın dün hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Erdoğan'ın, ''Yetimin hakkını yedirmem'' dediğine işaret eden Baykal, ''Sanki Türkiye'de yetimin hakkını yemesi söz konusu olan kesim TEKEL işçileri'' diye konuştu.
Sosyal hakların görmezden gelindiğini söyleyen Baykal, 4/C konusunun en yakın zamanda bir utanç tablosu olmaktan çıkarılması gerektiğini belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'yi birbirine kattığını söyleyen Baykal, işçilerinin ve eczacıların durumunun ortada olduğunu, on binlerce insanın işsiz kalmasına yol açıldığını ifade etti.
AK Parti'nin iş adamlarına 'kenarda duruyorsunuz' diyerek sitem ettiğini hatırlatan Baykal, iş adamlarını zarara ortak etmek istediklerini savundu.
Hükümet'in Türkiye'yi ayrıştırmak isteyen bir politika izlediğini söyleyen Baykal, Türkiye'nin şantaj ve tehditlerin olduğu bir tablo ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu tabloyu 'çok acı verici bir tablo' olarak ifade eden Baykal, Türk-iş gibi, siyasi partiler gibi önemli kuruluşların ülkenin kimliğine sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Bu şekilde olumsuzlukların etkisiz hale getirilebileceğini söyleyen Baykal, TEKEL işçilerinin görüşlerine önem verdiği kaydetti.
Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:
"TEKEL'in içki bölümünü 292 milyon dolara sattın, alanlar kısa bir süre sonra 900 milyon dolara devretti. Nerede o yetimin hakkı? 900 milyon dolar eden bir işletmeyi, 292 milyona vererek, yediğin yetim hakkının hesabını sen bir versene önce. 'Yetim hakkı yedirmem' diyerek, kahramanlık taslayarak, sanki milletin hakkını koruyormuş gibi havaya girerek, işsiz bırakmanın mücadelesini vereceksin, Türkiye de seyredecek. Böyle bir şey olur mu; rica ederim. Buna karşı hep birlikte sesimizi yükselteceğiz, merak etmeyin, tam bir dayanışma içindeyiz.''
Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki aramaya ilişkin değerlendirmesinin sorulmasına Baykal, ''Bitsin öyle konuşalım. Yaşayan bir süreç. Süreç sonuçlansın, söylenecek çok şey var. Bundan önce benzer süreçler yaşadık, bu da bir yaşansın, onun da değerlendirmesini yaparız'' karşılığını verdi.
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, parlamentoda grubu bulunan 3 siyasi partiden randevu istediklerini ancak, AK Parti Grubu'ndan cevap alamadıklarını anlattı.
Kumlu, mücadelelerinin, ideolojik olarak değerlendirilmesinin kendilerini üzdüğünü, ideoloji yapmadıklarını dile getirdi.
4/C'nin farklı uygulandığına işaret eden Kumlu, parlamentoda 4/C kapsamında çalışanların ücretleri ile diğerlerinin aynı olmadığını kaydetti.
Kumlu, sağduyulu hareket etmeye çalıştıklarını ancak, Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarının ortamı gerdiğini, sosyal devlet anlayışını göremediklerini söyledi.
Çalışma hayatının, en zor dönemlerini yaşadığını ifade eden Kumlu, Baykal'a, çalışma hayatındaki sorunlara ilişkin bir dosya sundu.
