2014-07-22 - 14:30
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmaya, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın 40. yıl dönümünü kutlayarak başladı. Erdoğan, şehitlere rahmet dileyerek, KKTC'deki tüm kardeşlerine selam ve sevgilerini iletti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletin, 10 Ağustos ile ilgili kararını verdiğine inandığını belirterek, "Sıradan bir sonuç beklemiyoruz. Bunun için rehavete kapılmadan, çok çalışmamız, çok koşturmamız gerektiğini, 9 Ağustos akşamına kadar ulaşabildiğimiz kadar çok insana ulaşmamız gerektiğini biliyoruz" dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmaya, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın 40. yıl dönümünü kutlayarak başladı. Erdoğan, şehitlere rahmet dileyerek, KKTC'deki tüm kardeşlerine selam ve sevgilerini iletti.

Girit'te İspanya'yı yenerek Avrupa Şampiyonu olan Ümit Milli Basketbol Takımı'nı kutlayan Erdoğan, başarıların artarak devamını diledi.

Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nun, 15 Temmuz'dan itibaren "torba kanun" olarak bilinen tasarıyı, yoğun şekilde görüşmeye devam ettiğini anımsattı. Erdoğan, başta Soma'daki madenci yakınları ve tüm madenciler olmak üzere, toplumun bir çok kesimine önemli haklar getirecek bu tasarının görüşmelerinin, muhalefetin engelleyici ve yavaşlatıcı tutumu nedeniyle oldukça zor ilerlediğini söyledi. Erdoğan, "Ne kadar zor olursa olsun, gece gündüz çalışmak suretiyle inşallah bu tasarıyı çıkaracak, ardından Meclis'i tatil edeceğiz" dedi.

AK Partili milletvekillerinin 26 Temmuz'a kadar illerindeki iftar ve seçim programlarına katılmamaları gerektiğini duyurduklarını anımsatan Erdoğan, Meclis'in bayram tatili arası vereceğini, bayramdan sonra çalışmalarını sürdüreceğini, tasarının görüşmelerini tamamlayacaklarını kaydetti.

Erdoğan, milletvekillerinden, Genel Kurul çalışmalarına tam kadro katılmalarını, millet için son derece önemli tasarının görüşmelerini bir an önce bitirip, tasarıyı kanunlaştırıp, daha sonra araziye çıkmalarını istedi.

Yaptıkları düzenlemeyle yurt dışındaki vatandaşlara bulundukları ülkelerde oy kullanma imkanı getirdiklerine işaret eden Erdoğan, ilk kez cumhurbaşkanlığı seçiminde, yurt dışındaki seçmenlerin bulundukları yerlerde oy kullanabileceğini anımsattı.

Erdoğan, yurt dışında 31 Temmuz- 3 Ağustos tarihleri arasında oy kullanılacağını ifade ederek, ülkelere göre, tarihlerin farklı olabileceğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Örneğin Avustralya, Kanada ve Rusya'da 31 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında, Bulgaristan ve Kazakistan'da 1- 3 Ağustos tarihleri arasında, Arnavutluk, Azerbaycan, İrlanda, Kosova, İspanya'da 3 Ağustos'ta oy kullanılacak. Bu tarihleri YSK'nın internet sitesinde öğrenmek mümkün.

Vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı ülkelerde randevu sistemi uygulanıyor. Bu ülkelerde yaşayan seçmenlerimiz, YSK'nın internet sitesinden randevu alacak, o randevuya göre gidip, oylarını kullanacak. Randevu almayanlara bilgisayar sistemiyle randevu saati verilecek. Randevu alma işlemleri dün başladı, Türkiye saati ile cuma akşamı saat 17.00'ye kadar devam edecek. Yurt dışında oy kullanacak vatandaşlarımızın, bu hususlara dikkat etmelerini, aldıkları randevu saatinde sandık başına gitmelerini, oylarını mutlaka kullanmalarını, buradan bir kez daha hatırlatıyorum."

Konuşmasından önce grupta gösterilen, gazeteci Savaş Ay'ın, Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu dönemde SSK hastaneleriyle ilgili yaptığı programa işaret eden Erdoğan, aslında bir belgesel izlediklerini söyledi. Erdoğan, 1992-1998 arasında ağırlıklı olarak SSK Genel Müdürlüğü'nü Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığını belirtti.

Erdoğan, "Bu süreç içinde Sayın Çağan'ın da o dönemin bakanı olarak açıklamalarını duydunuz. O acı, o çirkin, sağlığı tehdit eden tablonun, hiçbir sorumlusu yok. Bakan, 'sorumlu değilim' diyor, çünkü diyor geçmişten böyle gelmiş. Genel Müdür zaten hiç sorumlu değil, sadece sırıtıyor, her zamanki pişkinliğiyle. Sorumlu değil, sen genel müdürsün. O hastanelerin tuvaletlerinin hali, vatandaşın yattığı yerin hali, kuyrukların hali ne, vatandaşa 'bugün git yarın gel' bunun hali ne? Böyle bir tavır, yaklaşım olabilir mi? Bunları ne yazık ki bu ülke yaşadı" diye konuştu.

Artık sağlıkta bunları yaşamadıklarını, tarih olduğunu vurgulayan Erdoğan, daha idealini nasıl getirebileceklerinin gayreti içinde olduklarını kaydetti.

Bir ekranda 1992-1998 dönemi, diğer ekranda da kendi dönemlerinin ortaya konulması gerektiğini belirten Erdoğan, teşkilatlarının, bunu halka yansıtma fırsatını bulacağını söyledi.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz bunu yaşadık ama bu denli bunun ileri gittiği noktasında inanın benim bile farkında olmadığımı şimdi daha yakından hissettim. 6-7 yıl siz, SSK Genel Müdürlüğü yapacaksınız, bu süre içinde de hiçbir vebaliniz, günahınız olmayacak, sıkılmadan '10 yıl önce daha iyiydi, bugün daha kötü' diyeceksiniz. Gerekçesi, İstanbul'un nüfusu ciddi manada artıyor. Tamam da senin dönemindeki nüfusa bak, bugünkü nüfusa var. 1994-1999 arası İstanbul'un nüfusu 7 milyon civarındaydı, şimdi 14 milyonu aşmış durumda. Şu anda İstanbul'un hastanelerini gezin, bakın, bu rezaleti göremezsiniz. Biz bütün bunları aşabilmek için özel sektör, vakıf hastaneleri, bunları tek çatı altında toplayarak, vatandaşımıza tercih imkanı getirdik. Böyle kalabalıklar, kuyrukta uzun süre bekleme, artık kalmadı, tarih oldu. Bu dertli olmayı gerektirir. Bir insanın derdi varsa bu işi çözer, bu millete sevdası varsa çözer. Sizin böyle derdiniz, sevdanız olmazsa, vatandaşı, milleti... O tuvaletin halini gördünüz. Bu tuvaletlerde yaşamak, bu millete reva mı? O hastaların hali, o yavrunun bir kolunun kesilmek suretiyle protez takılması, bunlar o yavruya layık mı? 3 yaşından 6 yaşına kadar o çileyi çekiyor. Aynı şeklide kadıncağız, kadın hastalıklarından dolayı git, sonra böbreğini alıp göndersinler. Olacak şey mi bunlar? Bunlar bu ülkede yaşandı. Şu anda birbirine yakın safta olduğu bir beyefendi, o da eski bakanlardan, sağlıktan sorumluydu, Okuyan, '5 milyar dolar zararla ayrıldı, Rahşan affıyla kurtardı' diyor. O zamanın bakanı Sayın Okuyan söylüyor. Bunlar, bu ülkeyi bu hale getirdiler. Allah'a hamdolsun ki bu millet, bunların bu yönetim anlayışından kısa zamanda kurtuldu da işte şimdi yeni Türkiye'ye adım attık. Bunlar hep eski Türkiye'nin görüntüleridir. Allah bir daha bizleri bu eski Türkiye'ye döndürmesin. AK Parti iktidarıyla da Allah'ın izniyle bir daha dönmeyecek."

Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini dile getirdi. Erdoğan, 5 Temmuz'da Samsun'dan ilk adımı attıklarını anımsatarak, Erzurum, Denizli, Tokat, Yozgat, Antalya, Şanlıurfa, Sakarya, Tekirdağ, Bursa, Ordu, Hatay olmak üzere 12 ilde miting yaptıklarını belirtti.

Bu mitinglerin yanı sıra bu şehirlerde, İstanbul ve Ankara'da iftar buluşmalarıyla vatandaşlarla biraraya geldiklerini vurgulayan Erdoğan, en son Hatay mitinginin, sıcağa rağmen muhteşem, akşam iftar sofrasının ise çok daha muhteşem olduğunu anlattı. Erdoğan, 40 bini aşkın İskenderunlu'nun iftar sofrasına katıldığını dile getirdi.

Erdoğan, ramazan ayında olmalarına, havanın sıcaklığına rağmen şehirlerde son derece coşkulu şekilde karşılandıklarını, havaalanından miting meydanlarına kadar vatandaşların sevgi gösterine mazhar olduklarını söyledi.

Miting meydanlarının kalabalıklığını ve sonuna kadar coşkulu, heyecanlı olduğunu görmenin kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Açıkçası milletimiz 10 Ağustos ile ilgili inanıyorum ki kararını vermiş durumda. Sadece meydanlar değil yaptığımız kamuoyu araştırmaları da yoklamalar, analizler ve 10 Ağustos'a yönelik sonucu tahminde, sevsin sevmesin ama bir gerçeği şimdiden ortaya koyuyor. Rabbim inşallah 10 Ağustos akşamı, bu tabloyu beraberce görmeyi bizlere nasip etsin. Sıradan bir sonuç beklemiyoruz. Bunun için rehavete kapılmadan, çok çalışmamız, çok koşturmamız gerektiğini, 9 Ağustos akşamına kadar ulaşabildiğimiz kadar çok insana ulaşmamız gerektiğini biliyoruz."

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden bir başka senaryoyu deniyorlar. Çatı aday diyorlar, ortak aday diyorlar. Kardeşim, bunların hepsi yalan. Gezi'de başaramadıklarını, 17 ve 25 Aralık'ta, 30 Mart'ta başaramadıklarını, şimdi 10 Ağustos'ta başarmaya çalışıyorlar. İsrail zulmüne ses çıkarmayacak, Gazze için sesini yükseltmeyecek, dengeleri gözetecek, sessiz, tepkisiz bir cumhurbaşkanı ile Türkiye'yi susturmak, sindirmek istiyorlar. Türkiye'nin de İsrail için nöbet tutmasını istiyorlar. Proje bu" dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, CHP tabanında "ithal adaya, dayatma adaya" karşı çok ciddi bir tepki olduğunu öne sürerek, "CHP tabanı, kendisine aday dayatılmasına, ardından da genel müdürlerinin ifadesi ile 'tıpış tıpış sandığa gideceksiniz' denilmesine karşı tavrını, tepkisini 10 Ağustos'ta inanıyorum ki sandıkta gösterecektir" ifadesini kullandı.

"Ortak aday" Ek İhsanoğlu'nun, kendisini 9-10 partinin desteklediğini söylediğini aktaran Erdoğan, "Kendisini desteklediğini açıkladığı partilerin toplamının oy oranı yüzde 1'i bile bulmuyor" diye konuştu. İhsanoğlu'nun artık kendisini destekleyen partilerin adını bile saymadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Niye? Çünkü kendisine destek açıklamasında bulunan partiler, hem MHP tabanını, hem BBP tabanını, hem de diğer irili ufaklı partilerin tabanını rahatsız edecek nitelikte. Çatının altına kimlerin girdiğine dikkat edin. Çatının altında CHP ve MHP vardı, şimdi o çatının altında CHP ve MHP ile birlikte BBP var, Sosyalist İşçi Partisi, Devrimci Halk Partisi var. Devlet Bahçeli, dayatmalara boyun eğdi. Gitti, partisini Sosyalist İşçi Partisi ile, Devrimci Halk Partisi ile aynı çatının altına yerleştirdi. Sayın Devlet Bahçeli'ye yeni yol arkadaşları hayırlı olsun. Başta MHP ve BBP olmak üzere bu partilere gönül vermiş kardeşlerim, inanıyorum ki bu kirli ittifaka, bu kirli yol arkadaşlığına 10 Ağustos'ta gereken cevabı vereceklerdir. Şu anda zaten BBP'de itirazlar başladı. Partilerinin bu kirli koalisyon içinde yer almasından rahatsız olan omurgalı siyasetçiler, tepkilerini cesaretle ortaya koymaya başladılar. Karşımızda bir koalisyon var. Bu koalisyon, eski Türkiye koalisyonu. Bu koalisyonda sadece siyasi partiler yok. Bu koalisyonda o malum işveren çevreleri var, o malum medya var ve elbette Pensilvanya ihanet şebekesi var. Dikkat edin, kurumsal kimliklerini bir kenara bıraktılar, siyasetlerini, ilkelerini, fikirlerini, ideolojilerini bir kenara bıraktılar, adeta omurgalarından sıyrıldılar ve yeni Türkiye'nin karşısına dikildiler. Yeni Türkiye, Allah'ın izniyle bu koalisyonu aşıp geçecek, bu koalisyona çok güzel bir ders verecektir. Milletim, bu koalisyonu çok iyi biliyor, çok yakından tanıyor. İnanıyorum ki aziz millet, 10 Ağustos'ta bu eski Türkiye koalisyonunu dağıtacaktır. Sadece AK Parti'ye gönül vermiş kardeşlerimiz değil, CHP, MHP, HDP ve diğer bütün partilere gönül vermiş kardeşlerim, bu koalisyona tepkisini sandıkta koyacak, hep birlikte yeni Türkiye'nin inşaasına destek verecektir."

İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı operasyonun 15. gününe girdiğini ve Gazze'de 600'e yakın canın şehit olduğunu ifade eden Erdoğan, şehit olanların 100'den fazlasının çocuk olduğuna, şehitlerin arasında kadınların da bulunduğuna dikkati çekti. "İsrail, tarihte örneği görülmemiş bir şımarıklık içinde maalesef çok büyük rahatlık içinde tarihin asla unutmayacağı katliamlarından birini daha yapıyor" diyen Erdoğan, İsrail'in 1948'de Deir Yasin'de başlattığı katliamlara periyodik olarak sistemli şekilde devam ettiğini söyledi. 1982'de Sabra ve Şatilla'da, 1990 ve 1996'da Kudüs'te, 2002'de Cenin'de 2009'da Gazze'de pek çok katliam gerçekleştiren İsrail'in kana doymadığını dile getiren Erdoğan, 1948'de yapılan o ilk katliamın dünyadan ve İslam coğrafyasından gereken tepkiyi almayınca İsrail'in her yıl katliamlarına yenisini eklediğini vurguladı. Erdoğan, dünyanın sustuğunu, tepkisiz kaldığını, korktuğunu ve hatta kendisine destek açıklamaları yaptığını gören İsrail'in Filistin'i adım adım işgal etmeyi ve Filistinlileri de tek tek öldürmeyi sürdürdüğünü anlattı.

Şu anda şehit sayısının 600'e yaklaştığına işaret eden Erdoğan, buna rağmen BM'den, batılı ülkelerden ve İslam ülkelerinin çoğunluğundan İsrail'in şımarıklığına, hukuksuzluğuna ve vahşetine yönelik ciddi bir tepki olmadığını kaydetti. Erdoğan, şunları söyledi:

"Dünya, çocukların ölümünü sadece seyrediyor. Dünya, kumsallarda oynayan çocukların ölümüne, hastanelere, ibadethanelere yapılan saldırılara sadece seyirci kalıyor. Devletler, bu insanlık dışı, bu barbarca katliama seyirci kalırken, Allah'a hamdolsun, halklar sokaklara çıkıyor. Devletlerinin engellemesine rağmen tepkilerini mertçe, yiğitçe ortaya koyuyorlar. Buradan, Gazze için eylem yapan Londra'yı, Paris'i, Brüksel'i, Belgrad'ı, Kopenhag'ı Berlin'i tebrik ediyor, insanlık için ayağa kalkanları selamlıyorum. Ürdün, Lübnan, Güney Afrika, Şili, Venezuela, Pakistan ve diğer tüm ülke halklarına, Gazze için yüreklerini ortaya koydukları için teşekkür ediyor, hepsini yürekten kutluyorum. İnşallah halkların, insanların bu hassasiyeti, bu yürekli duruşu devletlerini de dize getirecek, devletlerinin de insani, vicdani bir tutum sergilemesini sağlayacaktır."

Bölgede, İsrail'in insanlık dışı, barbarca katliamlarına, cesaretle sesini çıkarabilen iki ülke bulunduğunu ve bunlardan birinin Mısır olduğunu belirten Erdoğan, Mısır'da halkın oyları ile işbaşına gelen Mursi'nin ilk icraatlarından birinin Gazze'ye insani yardım götürülmesi için hayati önemde olan Refah sınır kapısını açmak olduğunu anlattı. Mursi'nin 1 yıllık iktidarı boyunca Filistin davasının yanında durduğunu, İsrail'e karşı tek başına hakkı savunduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Muhammed Mursi'nin bu dik duruşu, bu onurlu duruşu, bu omurgalı duruşu, elbette birilerini rahatsız etti. Tahrir gösterileri dediler, özgürlük dediler, Mısır'da askeri darbe yaptılar, Mursi hükümetini devirdiler, binlerce masumu katlettiler, başta Mursi olmak üzere binlerce masumu hapse attılar ve bunlardan da ciddi bir kısmını idama mahkum ettiler. Dikkatinizi çekiyorum, darbecilerin ilk yaptığı iş, Gazze'ye giden Refah kapısını kapatmak oldu. Mısır'da demokrasiye yönelik darbe olduğu halde, binerce masum öldürüldüğü halde batı dünyasından kimse çıkıp da bu darbeye darbe diyemedi, bu darbeyi kınayamadı. Şu anda bütün bölge ülkeleri ile bütün batı devletleri ile birlikte işte Mısır da Gazze'deki çocuk katliamını sadece seyrediyor. Darbe yönetiminin çünkü karakteri budur."

Bölgede, Mısır'la birlikte Filistin davasına sahip çıkan diğer ülke Türkiye olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin Filistin davasının yanında durmasının, Türkiye'nin İsrail'e hukuku hatırlatmasının, Türkiye'nin zalimin değil mazlumun yanında dimdik, onurlu, şerefli, omurgalı durmasının, birilerini rahatsız ettiğini dile getirdi. Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Önce Gezi olayları dediler, sokak hareketleri üzerinden hükümeti devirmeyi hedeflediler ama başaramadılar. Mısır'da uyguladıkları senaryo, hamdolsun Türkiye'de tutmadı. Sokak eylemleri ile deviremedikleri hükümeti, maşaları olan Pensilvanya'yı kullanarak yargı darbesi ile devirmek istediler, bunu da başaramadılar. Türkiye'yi susturamadılar. Türkiye'yi sindiremediler ve sindirtemediler. Şu anda cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden bir başka senaryoyu deniyorlar. Çatı aday diyorlar, ortak aday diyorlar. Kardeşim, bunların hepsi yalan. Gezi'de başaramadıklarını, 17 ve 25 Aralık'ta, 30 Mart'ta başaramadıklarını, şimdi 10 Ağustos'ta başarmaya çalışıyorlar. İsrail zulmüne ses çıkarmayacak, Gazze için sesini yükseltmeyecek, dengeleri gözetecek, sessiz, tepkisiz bir cumhurbaşkanı ile Türkiye'yi susturmak, sindirmek istiyorlar. Türkiye'nin de İsrail için nöbet tutmasını istiyorlar. Proje bu. Türkiye'nin de İsrail için konforlu rakip olmasını istiyorlar. Ama bunların hesaba katmadıkları bir nokta var, Türkiye, o eski Türkiye değil. Türkiye'ye gündem dayatamazsınız, Türkiye'nin gündemini belirleyemezsiniz. Türkiye'ye artık zalimler için, zalim ve terörist devletler için nöbet tutturamazsınız. Türkiye'ye o eski günlerde olduğu gibi parmak sallayarak istikamet çizemezsiniz. Bu Türkiye, yeni Türkiye'dir, tam bağımsız Türkiye'dir. Ne içerideki işbirlikçilere ne dışarıdaki mütekebbirlere boyun eğecek bir Türkiye yok."

İsrail'in Nisan 2002'de Cenin mülteci kampında 21. yüzyılın ilk toplu kıyımını gerçekleştirdiğine işaret eden Erdoğan, Cenin kentinin ablukaya alındığını, 14 bin insanın yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşadığı Cenin'in günlerce İsrail'in füzelerinin hedefi olduğunu söyledi. Çocuk yaşlı, kadın demeden ve hedef gözetmeden Cenin'in tamamının yerle bir edildiğini, bin 500 Filistinli'nin yaralandığını, şehrin adeta haritadan silindiğini aktaran Erdoğan, içeriye günlerce gazeteci, insani yardım örgütü alınmadığını, İsrail askerlerinin Filistinlileri toplu mezarlara gömdüğünü ifade etti. Erdoğan, şunları kaydetti:

"O günlerde Türkiye'de çok enteresan bir şey oldu. Merhum Bülent Ecevit, partisinin grup toplantısında bu insanlık dışı eyleme, bu vahşete, bu barbarlığa tepki koydu ve İsrail'in yaptığını soykırım olarak niteledi. Sonra ne oldu, biliyor musunuz? Başta İsrail olmak üzere tüm egemen güçler, içerideki işbirlikçileri ile birlikte merhum Bülent Ecevit'e karşı toplu halde saldırı başlattılar. 'Sen, nasıl soykırım dersin?' Öyle dediler. Maalesef merhum Bülent Ecevit, 15 günde tam 4 kez özür diledi, sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyledi. İşte böyle bir Türkiye istiyorlar, Türkiye sussun, Türkiye görmesin, duymasın, Türkiye hizada dursun istiyorlar. Kardeşlerim, biz bugün varız, yarın olmayacağız ama ben istiyorum ki biz olsak da olmasak da artık bu milletin iradesi, bu ülkenin istiklali, hiçkimsenin, hiçbir ülke ve odağın ipoteği altına alınmasın."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***