2012-04-04 - 12:37
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda, 2011'de Bingöl'de düzenlenen bombalı terör eylemi sonucu hayatını kaybeden Nesibe Hatice Belgin'in eşi ve Veysel Belgin'in babası Kadri Belgin, Çankırı Valisine düzenlenen bombalı terör eylemi sonucu hayatını kaybeden Şehit Polis Memuru Nurettin Cinsoy'un eşi Münevver Cinsoy dinlendi.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan, "Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesi" Alt Komisyonu, Başkanvekili Naci Bostancı başkanlığında toplandı.
Bingöl'de bir mağazanın önünde meydana gelen bombalı terör saldırısı sonucu eşi ve oğlunu kaybeden Kadri Belgin şöyle konuştu: "Olay günü eşim çocuklara alışveriş yapmak için bir mağazaya gideceğini söyledi. Yarım saat sonra olay yerine ulaştım. Korucu olan akrabalarım ellerinde silahlarla oraya gelmişlerdi. Ancak ben terör örgütünün yapmak istediğinin bu olduğunu söyledim ve oyuna gelmemeleri için onları sakinleştirmeye çalıştım. 'Galeyana gelmeyin' dedim. Çünkü bunu düzenleyenlerin amacı, halkı kışkırtmak ve iç kargaşaya neden olmaktır. Geride kalan 3 çocuğumun psikolojilerini düşündüğüm için ne eşime, ne de çocuğuma ağlayabildim. Psikolojim bozuldu, işimi bıraktım. Hayatım alt üst oldu, iş yapamıyorum, işe giremiyorum. Gündüzleri kahvede vakit geçiriyorum ancak akşam eve geldiğimde aynı olayı yeniden yaşıyorum."
Belgin, örgüt üyelerinin daha önceden Bingöl'e gelerek keşif yaptıklarını ve en kalabalık yerleri tespit ettiklerini, protokolün esnaf ziyaretleri nedeniyle mağaza önünün bombalı eylem yeri olarak seçildiğini ifade etti. Olay günü sokakta yer alan kameraların bozuk olduğunun söylendiğini ve polis kamerasının sadece çarşaflı bir kadını gösterdiğini söyleyen Belgin "Polis görüntülerinden şüpheleniyorum" dedi.
"Bu olayların bitmesi için canımı bile vermeye razıyım yeter ki bitsin" diyen Kadri Belgin, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Bingöl halkı yüzde 100 Müslümandır ve Türkiye Cumhuriyeti'nin daima yanında yer almıştır. Bingöl'ün şanssızlığı, coğrafi konumudur. Dağlık ve ormanlık alanlar olduğu için bu bölgeyi kullanıyorlar. Devletimiz maalesef Güneydoğu ve Doğu bölgelerine 30 yıldır sahip çıkamamıştır. Bu konuda sınıfta kalmıştır. Terör örgütünün Bingöl'de kullandığı çocuklar fakir aile çocuklarıdır. Bu olayları Kürtlere mal etmemek lazım. Nasıl El Kaide'nin yaptıkları 'Müslümanlar adına' olarak kabul edilmiyorsa, terör örgütünün yaptıkları da Kürtlere mal edilemez Kürt meselesi, Kürt sorunu yoktur. Biz bugüne kadar sorun mu yarattık? Örgüte destek verenler mazot, eroin, hayvan kaçakçılığı yapanlardır. Kürt sorunu demesinler, bu terör mafya sorunudur" diye konuştu.
"Üniformalı birini gördüğüm zaman içim cız ediyor" diyen Münevver Cinsoy ise şunları söyledi: "Karakolun üstünde oturuyorduk. Bomba sesi duyduk. Yine birinin canı yandı dedim. Meğer benim canım yanmış. Eşimi kaybettikten sonra depresyona girdik. Özellikle oğlum olaydan çok etkilendi. Hayatımız acı içinde geçti. Ama çocuklarım için dik durmak zorundaydım. Her şehit haberi duyduğumda olayı tekrar yaşıyorum. Bizim de hayallerimiz vardı ama hiçbiri gerçekleşmedi."
"Terör örgütünün bu ülkeye yaptıklarını sizin yüzünüze bakınca anlıyoruz" diyen AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, teröre karşı dik durulması gerektiğini sadece bu acıyı yaşayanların değil, yanlışı fark edenlerin de bunu anlatması gerektiğini söyledi.
Komisyon Başkanı Naci Bostancı şöyle konuştu: "Bugün önemli bir gün. 12 Eylül faillerinin ve rol alanların yargılanmaya başladıkları gün. Bu yargılama, Türkiye'nin demokrasi bakımından aldığı yolu da göstermiş olacak. Terör olayları da demokrasi zemininde düşünülmelidir. Halk iradesi, siyasi irade haline dönüştüğünde sorunları çözeceğimizi ve ilham verici fırsatlar yakalayabileceğimizi düşünüyorum."(12:37)
Bingöl'de bir mağazanın önünde meydana gelen bombalı terör saldırısı sonucu eşi ve oğlunu kaybeden Kadri Belgin şöyle konuştu: "Olay günü eşim çocuklara alışveriş yapmak için bir mağazaya gideceğini söyledi. Yarım saat sonra olay yerine ulaştım. Korucu olan akrabalarım ellerinde silahlarla oraya gelmişlerdi. Ancak ben terör örgütünün yapmak istediğinin bu olduğunu söyledim ve oyuna gelmemeleri için onları sakinleştirmeye çalıştım. 'Galeyana gelmeyin' dedim. Çünkü bunu düzenleyenlerin amacı, halkı kışkırtmak ve iç kargaşaya neden olmaktır. Geride kalan 3 çocuğumun psikolojilerini düşündüğüm için ne eşime, ne de çocuğuma ağlayabildim. Psikolojim bozuldu, işimi bıraktım. Hayatım alt üst oldu, iş yapamıyorum, işe giremiyorum. Gündüzleri kahvede vakit geçiriyorum ancak akşam eve geldiğimde aynı olayı yeniden yaşıyorum."
Belgin, örgüt üyelerinin daha önceden Bingöl'e gelerek keşif yaptıklarını ve en kalabalık yerleri tespit ettiklerini, protokolün esnaf ziyaretleri nedeniyle mağaza önünün bombalı eylem yeri olarak seçildiğini ifade etti. Olay günü sokakta yer alan kameraların bozuk olduğunun söylendiğini ve polis kamerasının sadece çarşaflı bir kadını gösterdiğini söyleyen Belgin "Polis görüntülerinden şüpheleniyorum" dedi.
"Bu olayların bitmesi için canımı bile vermeye razıyım yeter ki bitsin" diyen Kadri Belgin, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Bingöl halkı yüzde 100 Müslümandır ve Türkiye Cumhuriyeti'nin daima yanında yer almıştır. Bingöl'ün şanssızlığı, coğrafi konumudur. Dağlık ve ormanlık alanlar olduğu için bu bölgeyi kullanıyorlar. Devletimiz maalesef Güneydoğu ve Doğu bölgelerine 30 yıldır sahip çıkamamıştır. Bu konuda sınıfta kalmıştır. Terör örgütünün Bingöl'de kullandığı çocuklar fakir aile çocuklarıdır. Bu olayları Kürtlere mal etmemek lazım. Nasıl El Kaide'nin yaptıkları 'Müslümanlar adına' olarak kabul edilmiyorsa, terör örgütünün yaptıkları da Kürtlere mal edilemez Kürt meselesi, Kürt sorunu yoktur. Biz bugüne kadar sorun mu yarattık? Örgüte destek verenler mazot, eroin, hayvan kaçakçılığı yapanlardır. Kürt sorunu demesinler, bu terör mafya sorunudur" diye konuştu.
"Üniformalı birini gördüğüm zaman içim cız ediyor" diyen Münevver Cinsoy ise şunları söyledi: "Karakolun üstünde oturuyorduk. Bomba sesi duyduk. Yine birinin canı yandı dedim. Meğer benim canım yanmış. Eşimi kaybettikten sonra depresyona girdik. Özellikle oğlum olaydan çok etkilendi. Hayatımız acı içinde geçti. Ama çocuklarım için dik durmak zorundaydım. Her şehit haberi duyduğumda olayı tekrar yaşıyorum. Bizim de hayallerimiz vardı ama hiçbiri gerçekleşmedi."
"Terör örgütünün bu ülkeye yaptıklarını sizin yüzünüze bakınca anlıyoruz" diyen AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, teröre karşı dik durulması gerektiğini sadece bu acıyı yaşayanların değil, yanlışı fark edenlerin de bunu anlatması gerektiğini söyledi.
Komisyon Başkanı Naci Bostancı şöyle konuştu: "Bugün önemli bir gün. 12 Eylül faillerinin ve rol alanların yargılanmaya başladıkları gün. Bu yargılama, Türkiye'nin demokrasi bakımından aldığı yolu da göstermiş olacak. Terör olayları da demokrasi zemininde düşünülmelidir. Halk iradesi, siyasi irade haline dönüştüğünde sorunları çözeceğimizi ve ilham verici fırsatlar yakalayabileceğimizi düşünüyorum."(12:37)
