2009-04-01 - 17:00
TBMM Başkanı Köksal Toptan,''Millet olarak bu başarılarla gurur duyuyor, ama yeterli görmüyoruz. Edebiyatçılarımızın, sanatçılarımızın artık daha çok okunmasını, tanınmasını ve daha çok ödül almasını istiyoruz''
TBMM Başkanı Köksal Toptan ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ankara
Devlet Resim ve Heykel Müzesinde, ''Bir Değişimin Öyküsü: 2 Kültür ve Turizm
Yayınları 2008'' adlı sergi ve panelin açılışına katıldı.
Konuşmasına, ''Kitapsever, edebiyatsever, sanatsever insanlar her şeyi,
tüm güzellikleri, iyilikleri severler'' diyerek başlayan Toptan, yoğun ve
sıkıntılı bir dönemin ardından bu toplantıya katılmaktan mutlu olduğunu
söyledi.
İnsanlık tarihine bakıldığında kültüre, edebiyata, sanata önem veren
toplumların önder toplumlar olduklarının görüldüğüne işaret eden Toptan, ''Bunun
tersi, kültür ve sanat alanında ilerleyemeyen toplumların ise duygu ve düşünce
fakirliği içinde olduğunu görüyoruz'' dedi.
Anadolu topraklarının değişik uygarlıklara ev sahipliği yaptığını anlatan
Toptan, Antalya'daki Patara bölgesindeki antik parlamento binasının Kültür ve
Turizm Bakanlığının 20 yıldır süren çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarıldığını
ifade etti. Binanın onarımı için TBMM olarak Bakanlığa destek olduklarını aktaran
Toptan, ''Dileğimiz, 2010 yılında, yani Meclisimizin açılışının 90. yıl dönümünde
buranın da açılması ve burada mümkünse dünya parlamento başkanları toplantısının
gerçekleştirilmesidir'' diye konuştu.
''Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız göreve başladığında kendilerinden bir
ricada bulundum, benim hayalim olan ve Türkiye'nin tüm zenginliklerini, tarihini
ortaya koyan Ankara veya İstanbul'da çok büyük bir müze... Sayın Bakanımız, bunun
üzerinde duruyor, biliyorum'' diyen Toptan, Günay'ın bu konudaki çalışmaları
hayata geçirmeye hazırlandıklarını belirtmesi üzerine, ''Harikasınız, çok
teşekkür ediyorum. Bu müthiş bir şey, muazzam bir şey'' karşılığını verdi.
Türk kültür mirasının tanıtılması için yürütülen çalışmaları heyecanla
takip ettiğini dile getiren Toptan, Kültür ve Turizm Bakanlığının Türk
eserlerinin yabancı dillere kazandırılmasını amaçlayan TEDA Projesi'nin bu
alandaki en başarılı çalışmalardan olduğunu kaydetti. Toptan, yurt dışına
gittiğinde kitabevlerini de ziyaret ettiğini ve vitrinlerde Türk yazarlarının
eserlerini görünce büyük heyecan duyduğunu söyledi.
Türk yazarlarının sayısının arttığını, gençlerin kitap fuarlarına ilgi
gösterdiğini belirten Toptan, Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'nü kazanmasının Türk
edebiyatının başarılarının en önemli göstergesi olduğunu kaydetti. Toptan, şöyle
konuştu:
''Yazarlarımızın eserlerinin başka dillere çevrilerek düşünce
köprülerinin kurulması bizlere gurur vermektedir. İnsanlığın geleceğe dönük
simgesi olan edebiyat, kültür ve sanat evrensel bir anlayışa kavuştuğu zaman tüm
dünyanın konuştuğu ortak bir dile dönüşmektedir.
Yeteneği, özverili çalışmalarıyla insanlığa en anlamlı eserleri sunan
edebiyatçı ve sanatçılar, barışın, umudun, dostluğun, hoşgörünün, sevginin
elçiliğini yaparak toplumların yakınlaşmasını sağlamaktadır. Bu alanda kazanılan
ve kazanılacak başarılar, Türkiye'ye ilişkin birtakım ön yargıları da ortadan
kaldırmakta, uluslararası konumumuzu daha da güçlendirmektedir. Kültür ve turizm
zenginliklerini tanıtan eserler sayesinde ise turizm sektörümüz gelişmekte ve
çeşitlilik kazanmaktadır. Millet olarak bu başarılarla gurur duyuyor, ama yeterli
görmüyoruz. Edebiyatçılarımızın, sanatçılarımızın artık daha çok okunmasının,
tanınmasının ve daha çok ödül almasını istiyoruz.''
-''HEPSİNİ BİZİM SAYIYORUZ''-
Günay da yaptığı konuşmada, dün akşam Samsun Devlet Tiyatrosu'nun
perdelerini açtığını, Ankara'da ise eski adliye binasının iki mahkeme salonunun
kültür salonlarına dönüştürüldüğünü kaydetti.
Türkiye'nin kültür ve sanat alanlarının çoğaltılması gerektiğini ve bu
konuda maddi desteklerde bulunduklarını anlatan Günay, yarın açılacak bu iki
salonun kendisinin görev yaptığı 18 ay içindeki 14. salon olacağını belirtti.
Günay, ''Bu da Türkiye'nin kültür yaşamının geriye gittiği, tiyatroların,
sahnelerin, sanat mekanlarının kapandığı gibi bir söylemin bir yanlış bilgi
olarak toplumda dolaşmasına rağmen, bizim maddi olarak bu alanda yaptığımız
gayretlerin, hizmetlerin nişanesi olarak toplumumuzun bilgisine sunulmaktadır''
dedi.
Kültür alanında çalışmalarının büyük gayretlerle sürdürüldüğünü ifade
eden Günay, ''Biz kültürümüzün bütün varlıklarını, Anadolu topraklarında ne
varsa, toprak altında, toprak üstünde ne varsa bizim sayarak bütün varlıkları
korumak, olabildiğince kendi insanımıza tanıtmak, sonra dönüp dünyaya tanıtmak
konusunda bir çalışmayı, bir yöntemi, bir politikayı, yaklaşımı benimsiyoruz''
diye konuştu.
Yayıncılık alanında da geçmişte sahip olunanların hepsini en yüksek
çağdaş uygarlık düzeyine taşımaya çalıştıklarını aktaran Günay, bunları Türk
insanının da bilmesi, öğrenmesi konusunda bir ortak çaba sergilediklerini ve
çalışmaları dünyaya da duyurduklarını belirtti. Günay, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Yayın alanında ciddi bir politika değişikliğini hayata geçiriyoruz.
Daha önceki yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, sanki yayın dünyasında bir yayın
kuruluşuymuş gibi faaliyetler göstermiş. Yayın yapmak, çok sayıda yayın yapmak,
böylece yayın dünyasına nicel bir katkıda bulunmak gibi bir yöntem benimsemiş. Bu
anlayışı bir süreden beri değiştiriyoruz. Nitel bir yaklaşımla, nitel bir kalite
yükseltme, nitel bir yücelik katma anlayışı içinde yeni bir bakış açısıyla
yolumuza devam ediyoruz. Özel sektörle ciddi bir işbirliği içindeyiz. Yayın
dünyasındaki öteki kuruluşlarla rekabet etmiyoruz, onların standartlarını
yükseltecek bir anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz. Böylece daha kaliteye önem
veren bir başka bakış açışını gerçekleştiriyoruz.''
Bu konuda yayın dünyasındaki kuruluşlarla işbirliği ve destekleme
anlayışı içinde bulunduklarını anlatan Bakan Günay, ''Alternatif bir yayınevi
gibi çalışmak yerine nitelikli, prestij yayınlar yapmaya çalışıyoruz'' diye
konuştu.
Günay, 2000'lerde yılda 200-250 kitap yayımlarken, şimdi 10-15 kitap
yayımladıklarını, ancak bunların kültür alanında başvuru kaynağı olabilecek
nitelikte eserler olduklarını söyledi. Yayın standartlarını Türk Standartları
Enstitüsü ile de işbirliği yaparak artırmaya çalıştıklarını belirten Günay,
sektörel bir standartlaşmayı yürürlüğe koymayı da hedeflediklerini kaydetti.
5. Ulusal Yayın Kongresi'ni 2009 yılı içinde yazarlar, yayıncılar,
çevirmenler, dağıtımcılar, meslek örgütleri ile yayıncılık dünyasının bütün
sorunlarını tartışmak üzere toplayacaklarını ifade eden Günay, çevirmenlerin ve
telif ajanslarının sorunlarına yönelik bir çalışma içinde de bulunduklarını ve bu
konuda da bir sempozyumun gerçekleştirileceğini bildirdi.
Frankfurt Kitap Fuarı'nın başarılı geçtiğini ve uluslararası fuarlarda
Türk edebiyatının dışa açılması konusundaki hedeflerin sürdürüleceğine işaret
eden Günay, ''Bu kitap fuarları sonrasında eserleri Türkiye'ye gelişigüzel
biçimde geri getirmek yerine, oradaki prestijli kurumlarla, akademik çevrelerle
ciddi işbirlikleri yaparak her ülkeye araştırmacıların başvurduklarında kaynak
elde edebilecekleri her ülkeye bir Türkiye kitaplığı kurma gayretimiz var''
dedi.
Türk dilinin, kültürünün dünyaya açılması hedefiyle Yunus Emre
Enstitüsü'nün de kapılarını açacağını dile getiren Günay, ''Bizim şiarımız,
Mustafa Kemal Atatürk'ün o unutulmaz sözüdür: Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli
kültürdür'' diye konuştu.
Devlet Resim ve Heykel Müzesinde, ''Bir Değişimin Öyküsü: 2 Kültür ve Turizm
Yayınları 2008'' adlı sergi ve panelin açılışına katıldı.
Konuşmasına, ''Kitapsever, edebiyatsever, sanatsever insanlar her şeyi,
tüm güzellikleri, iyilikleri severler'' diyerek başlayan Toptan, yoğun ve
sıkıntılı bir dönemin ardından bu toplantıya katılmaktan mutlu olduğunu
söyledi.
İnsanlık tarihine bakıldığında kültüre, edebiyata, sanata önem veren
toplumların önder toplumlar olduklarının görüldüğüne işaret eden Toptan, ''Bunun
tersi, kültür ve sanat alanında ilerleyemeyen toplumların ise duygu ve düşünce
fakirliği içinde olduğunu görüyoruz'' dedi.
Anadolu topraklarının değişik uygarlıklara ev sahipliği yaptığını anlatan
Toptan, Antalya'daki Patara bölgesindeki antik parlamento binasının Kültür ve
Turizm Bakanlığının 20 yıldır süren çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkarıldığını
ifade etti. Binanın onarımı için TBMM olarak Bakanlığa destek olduklarını aktaran
Toptan, ''Dileğimiz, 2010 yılında, yani Meclisimizin açılışının 90. yıl dönümünde
buranın da açılması ve burada mümkünse dünya parlamento başkanları toplantısının
gerçekleştirilmesidir'' diye konuştu.
''Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız göreve başladığında kendilerinden bir
ricada bulundum, benim hayalim olan ve Türkiye'nin tüm zenginliklerini, tarihini
ortaya koyan Ankara veya İstanbul'da çok büyük bir müze... Sayın Bakanımız, bunun
üzerinde duruyor, biliyorum'' diyen Toptan, Günay'ın bu konudaki çalışmaları
hayata geçirmeye hazırlandıklarını belirtmesi üzerine, ''Harikasınız, çok
teşekkür ediyorum. Bu müthiş bir şey, muazzam bir şey'' karşılığını verdi.
Türk kültür mirasının tanıtılması için yürütülen çalışmaları heyecanla
takip ettiğini dile getiren Toptan, Kültür ve Turizm Bakanlığının Türk
eserlerinin yabancı dillere kazandırılmasını amaçlayan TEDA Projesi'nin bu
alandaki en başarılı çalışmalardan olduğunu kaydetti. Toptan, yurt dışına
gittiğinde kitabevlerini de ziyaret ettiğini ve vitrinlerde Türk yazarlarının
eserlerini görünce büyük heyecan duyduğunu söyledi.
Türk yazarlarının sayısının arttığını, gençlerin kitap fuarlarına ilgi
gösterdiğini belirten Toptan, Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'nü kazanmasının Türk
edebiyatının başarılarının en önemli göstergesi olduğunu kaydetti. Toptan, şöyle
konuştu:
''Yazarlarımızın eserlerinin başka dillere çevrilerek düşünce
köprülerinin kurulması bizlere gurur vermektedir. İnsanlığın geleceğe dönük
simgesi olan edebiyat, kültür ve sanat evrensel bir anlayışa kavuştuğu zaman tüm
dünyanın konuştuğu ortak bir dile dönüşmektedir.
Yeteneği, özverili çalışmalarıyla insanlığa en anlamlı eserleri sunan
edebiyatçı ve sanatçılar, barışın, umudun, dostluğun, hoşgörünün, sevginin
elçiliğini yaparak toplumların yakınlaşmasını sağlamaktadır. Bu alanda kazanılan
ve kazanılacak başarılar, Türkiye'ye ilişkin birtakım ön yargıları da ortadan
kaldırmakta, uluslararası konumumuzu daha da güçlendirmektedir. Kültür ve turizm
zenginliklerini tanıtan eserler sayesinde ise turizm sektörümüz gelişmekte ve
çeşitlilik kazanmaktadır. Millet olarak bu başarılarla gurur duyuyor, ama yeterli
görmüyoruz. Edebiyatçılarımızın, sanatçılarımızın artık daha çok okunmasının,
tanınmasının ve daha çok ödül almasını istiyoruz.''
-''HEPSİNİ BİZİM SAYIYORUZ''-
Günay da yaptığı konuşmada, dün akşam Samsun Devlet Tiyatrosu'nun
perdelerini açtığını, Ankara'da ise eski adliye binasının iki mahkeme salonunun
kültür salonlarına dönüştürüldüğünü kaydetti.
Türkiye'nin kültür ve sanat alanlarının çoğaltılması gerektiğini ve bu
konuda maddi desteklerde bulunduklarını anlatan Günay, yarın açılacak bu iki
salonun kendisinin görev yaptığı 18 ay içindeki 14. salon olacağını belirtti.
Günay, ''Bu da Türkiye'nin kültür yaşamının geriye gittiği, tiyatroların,
sahnelerin, sanat mekanlarının kapandığı gibi bir söylemin bir yanlış bilgi
olarak toplumda dolaşmasına rağmen, bizim maddi olarak bu alanda yaptığımız
gayretlerin, hizmetlerin nişanesi olarak toplumumuzun bilgisine sunulmaktadır''
dedi.
Kültür alanında çalışmalarının büyük gayretlerle sürdürüldüğünü ifade
eden Günay, ''Biz kültürümüzün bütün varlıklarını, Anadolu topraklarında ne
varsa, toprak altında, toprak üstünde ne varsa bizim sayarak bütün varlıkları
korumak, olabildiğince kendi insanımıza tanıtmak, sonra dönüp dünyaya tanıtmak
konusunda bir çalışmayı, bir yöntemi, bir politikayı, yaklaşımı benimsiyoruz''
diye konuştu.
Yayıncılık alanında da geçmişte sahip olunanların hepsini en yüksek
çağdaş uygarlık düzeyine taşımaya çalıştıklarını aktaran Günay, bunları Türk
insanının da bilmesi, öğrenmesi konusunda bir ortak çaba sergilediklerini ve
çalışmaları dünyaya da duyurduklarını belirtti. Günay, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Yayın alanında ciddi bir politika değişikliğini hayata geçiriyoruz.
Daha önceki yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, sanki yayın dünyasında bir yayın
kuruluşuymuş gibi faaliyetler göstermiş. Yayın yapmak, çok sayıda yayın yapmak,
böylece yayın dünyasına nicel bir katkıda bulunmak gibi bir yöntem benimsemiş. Bu
anlayışı bir süreden beri değiştiriyoruz. Nitel bir yaklaşımla, nitel bir kalite
yükseltme, nitel bir yücelik katma anlayışı içinde yeni bir bakış açısıyla
yolumuza devam ediyoruz. Özel sektörle ciddi bir işbirliği içindeyiz. Yayın
dünyasındaki öteki kuruluşlarla rekabet etmiyoruz, onların standartlarını
yükseltecek bir anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz. Böylece daha kaliteye önem
veren bir başka bakış açışını gerçekleştiriyoruz.''
Bu konuda yayın dünyasındaki kuruluşlarla işbirliği ve destekleme
anlayışı içinde bulunduklarını anlatan Bakan Günay, ''Alternatif bir yayınevi
gibi çalışmak yerine nitelikli, prestij yayınlar yapmaya çalışıyoruz'' diye
konuştu.
Günay, 2000'lerde yılda 200-250 kitap yayımlarken, şimdi 10-15 kitap
yayımladıklarını, ancak bunların kültür alanında başvuru kaynağı olabilecek
nitelikte eserler olduklarını söyledi. Yayın standartlarını Türk Standartları
Enstitüsü ile de işbirliği yaparak artırmaya çalıştıklarını belirten Günay,
sektörel bir standartlaşmayı yürürlüğe koymayı da hedeflediklerini kaydetti.
5. Ulusal Yayın Kongresi'ni 2009 yılı içinde yazarlar, yayıncılar,
çevirmenler, dağıtımcılar, meslek örgütleri ile yayıncılık dünyasının bütün
sorunlarını tartışmak üzere toplayacaklarını ifade eden Günay, çevirmenlerin ve
telif ajanslarının sorunlarına yönelik bir çalışma içinde de bulunduklarını ve bu
konuda da bir sempozyumun gerçekleştirileceğini bildirdi.
Frankfurt Kitap Fuarı'nın başarılı geçtiğini ve uluslararası fuarlarda
Türk edebiyatının dışa açılması konusundaki hedeflerin sürdürüleceğine işaret
eden Günay, ''Bu kitap fuarları sonrasında eserleri Türkiye'ye gelişigüzel
biçimde geri getirmek yerine, oradaki prestijli kurumlarla, akademik çevrelerle
ciddi işbirlikleri yaparak her ülkeye araştırmacıların başvurduklarında kaynak
elde edebilecekleri her ülkeye bir Türkiye kitaplığı kurma gayretimiz var''
dedi.
Türk dilinin, kültürünün dünyaya açılması hedefiyle Yunus Emre
Enstitüsü'nün de kapılarını açacağını dile getiren Günay, ''Bizim şiarımız,
Mustafa Kemal Atatürk'ün o unutulmaz sözüdür: Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli
kültürdür'' diye konuştu.
