2014-05-20 - 15:51
TBMM Genel Kurulu'nda, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu için saygı duruşunda bulunuldu. AK Parti, CHP, MHP ve HDP'nin Soma'daki faciayla ilgili Meclis Araştırması açılmasını içeren önergelerinin Genel Kurul'daki görüşmesi Danışma Kurulu önerisiyle yarına ertelendi.
TBMM Genel Kurulu'nda, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu için saygı duruşunda bulunuldu.
Genel Kurul, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, birleşimi açtıktan sonra "Vefat eden Aslanoğlu'nun aziz hatırası önünde Genel Kurulu bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum" dedi.
Yakut, saygı duruşunun ardından, "Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, ruhu şad olsun" diyerek, milletvekillerine hem Aslanoğlu'nun vefatı hem de Soma'daki maden faciası ile ilgili olarak söz vereceğini söyledi.
Genel Kurul'da daha sonra gündemdışı konuşmalara geçildi.
CHP'nin ön sıralarının üstüne Aslanoğlu'nun fotoğrafı, madenci bareti ve çiçek konuldu. Aralarında Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Mardin Milletvekili Muammer Güler'inde olduğu çok sayıda AK Parti milletvekili, CHP sıralarına gelerek Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve Engin Altay'ya, Aslanoğlu için başsağlığı dileklerini iletti. CHP'li kadın milletvekillerinin siyah giydikleri görüldü.
Bazı AK Parti milletvekilleri de saygı duruşu öncesinde Genel Kurul'a gelerek Bakanlar Kurulu sırasına oturan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın yanına giderek ayaküstü bir süre sohbet etti.
Öte yandan, Aslanoğlu'nun vefatı nedeniyle TBMM'deki sandalye dağılımı şöyle oldu:
AK Parti: 313
CHP : 130
MHP: 52
HDP: 27
Bağımsız: 14
BDP: 2
Boş: 12
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "Manisa Soma'da kaybettiğimiz madenci kardeşlerimiz yüreğimizi kanatmış, ülkemizi yasa boğmuştur. Bundan dolayı sonsuz keder içindeyiz. Bütün milletimizi yasa boğan bu faciadan devlet ve millet olarak gerekli dersleri çıkaracağımıza inanıyorum" dedi.
Genel Kurul'da yerlerinden söz alan, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve Akif Hamzaçebi, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile bazı milletvekilleri, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden 301 işçi ve geçen hafta yaşamını yitiren CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na ilişkin üzüntülerini ve düşüncelerini aktardılar.
Milletvekillerinin ardından söz alan TBMM Başkanvekili Sadık Yakut da "Manisa Soma'da kaybettiğimiz madenci kardeşlerimiz yüreğimizi kanatmış, ülkemizi yasa boğmuştur. Bundan dolayı sonsuz keder içindeyiz. Bütün milletimizi yasa boğan bu faciadan devlet ve millet olarak gerekli dersleri çıkaracağımıza inanıyorum. Şehitlerimize yüce Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum" diye konuştu.
Aslanoğlu'nun vefatından duyduğu üzüntüyü de dile getiren Yakut, Aslanoğlu'nun mütevazı kişiliği ile milletin ve milletvekillerinin gönlünde taht kurmuş bir kişi olduğunu belirtti. Aslanoğlu'nun millete hizmetin halka ve hakka hizmet olduğunu benimsediğini kaydeden Yakut, Aslanoğlu'na Allah'tan rahmet, yakınlarına, TBMM'ye ve CHP Grubuna başsağlığı diledi. Yakut, "Mevlüt abi bugün Genel Kurul'da hakkında çok güzel sözler söylendi. Rahat uyu, ruhun şad olsun. Mekanın cennet olsun" dedi.
Yakut, AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır'a da annesinin vefatı nedeniyle başsağlığı diledi.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı da kutlayan Yakut, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla andığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu bugünkü çalışmalarına, Soma'daki maden faciasını konuşarak başladı.
Başkanvekili Sadık Yakut, gündeme geçmeden önce milletvekillerine söz verdi. Gündemdışı konuşmaların tümü, Soma'daki maden faciasına ayrıldı.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Soma'da yaşanan ilk kaza olmadığını, yıllardan beri meydana geldiğini ve son olmayacağını savunarak, "Bu olay kaza değil, katliam gibi cinayettir. Defalarca yapılan uyarılara rağmen önlem alınmamıştır" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören de aynı konuyla ilgili konuşmasında, 301 işçinin ölümüne şahit olmanın çok zor olduğunu belirterek, Allah'ın düşmanına bile böyle bir acı yaşatmamasını istedi. AK Parti'li milletvekillerinin Soma'daki kazayla ilgili Araştırma önergeleri verdiklerine işaret eden Ören, "Defalarca bu kürsüden bağırdık. Keşke bu kürsüden inmeseydim, bu bardakları, mikrofonları kırsaydık. Keşke size anlatabilseydik, bu tehlikenin adım adım geldiğini. Şimdi komisyon için önerge getiriyorsunuz, doğru yapıyorsunuz. Dün nasıl doğru yaptık siz algılamadıysanız, biz algılıyoruz. Hemen kuralım, keşke kazadan önce kursaydık. Dört gün konuşmadık, bilgi kirliliğine müsaade etmedik. Başbakan, Soma topraklarına gelince orada sukunet bitti" diye konuştu.
AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ise "Kömür, benim yaşadığım hayatı çocuklarım da yaşamasının kutsal mücadelesidir, kelle koltukta gidip sağ kurtulduğuna dua etmektir. Kömür; her gün evden çıktıktan sonra dönmemecesine helalleşmektir. Kömür; kısacık ömürdür, kazanç hırsının çocukları esir almasıdır" görüşünü ifade etti.
Gündemdışı konuşmalara Hükümet olarak yanıt veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Soma'da 301 işçiyi kaybettiklerini belirterek, "Büyük acı yaşadık. Soma'da; iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütü ve toplumun tüm katmanlarıyla oradaydık. Diğer partilerden gelen arkadaşlarıma gösterdikleri nezakete teşekkür ediyorum" dedi.
Soma'da özel sektöre ait şirketin yerinde, Türkiye madencilik sektörünün en önemli kazasının olduğunu anlatan Yıldız, kazanın başından itibaren tüm kurumlarla birlikte orada olduklarını vurguladı. Yıldız, orada 2 bin 600 kişiyle birlikte krizin yönetildiğini söyledi.
Madenin uzunluğunun yaklaşık 4,5 kilometre, olayın cereyan ettiği yerin 150 metre daha derinde olduğunu kaydeden Yıldız, şöyle konuştu:
"Kaza; ocağa temiz hava taşıyan ana galeride meydana geldiği için karbonmonoksit zehirlenmesi, aslında bütün ocağı kapladı. Temiz hava, yangın sonucu kirlenerek üretim yerlerine ulaştı ve çalışanları etkisi altına aldı. 787 kardeşimizden, 363'ü behemehal kurtarıldı. Bu süreçte arama ve kurtarma çalışmaları, canlı çıkartma, yaralıları acilen hastanelere ulaştırma, vefat edenlerin cenaze işleri ve ailelere teslimi ile diğer işlem, kriz merkezinin gündemindeydi. Krizin doğru yönetilmesinin en önemli gerekçelerinden birinin koordinasyonun tek yerden yapılmasıdır. AK Parti ve bütün muhalefet partileri, konuya son derece nezaket gösterdi ve krizin doğru yönetilmesine katkı koydu. Orada görev yapan herkes krizin çözümüne çok ciddi katkı koydu. Tek yürek, orada hep beraber çalıştık ve DNA testleriyle beraber madende vefat eden işçi kardeşlerimizin eşleştirilmesi yapıldı. Toplamda 2 bin 743 personel ve 258 araçla beraber Soma'da bu çalışmalar devam etti.. Çok büyük bir kriz, çok ciddi bir sıkını, derin bir üzüntü ve her birimizin derinden yaralandığı bir maden kazası oldu. Tabii Cumartesi günü çalışmalar nihayetlendi. Toplam 486 işçimiz kurtarılmış oldu, 301 işçimiz de hayatını kaybetmiş oldu. Kazanın ardından ailelere manevi desteğin yanında maddi desteğin de sağlanması başladı."
Soma'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer partilerin genel başkanlarına varıncaya kadar acıyı ortakça paylaştıklarını dile getiren Yıldız, yaşanan acının "siyaset üstü" olduğuna inandıklarını vurguladı. Yıldız, şunları kaydetti:
"Eğer bir afet; doğal afet değilse orada kusur vardır. Eğer oradaki afet bir doğal afetse oradaki kusur tartışılır. Ama buradaki kusur kesinlikle tartışılmaz. Bunun paydaşları kim ve hangi kuruluş olursa olsun, bununla alakalı yapacağımız çalışmaya inanmanızı özellikle isterim. Çünkü burada insani, siyasi, idari, adli, hukuki, teknik, denetimler ve birçok yönden konunun irdelenmesi lazım. Bunların her birinin enine boyuna irdeleneceğinden hiçbirimizin şüphesi olmasın. Biz şu anda madencilikle alakalı, üretim faaliyeti biliyorsunuz o ocakta durdu. Oranın maden ocağı son derece canlı bir işletme. Maden ocağı bıraktığınız gibi kalabilen işletme değil. Maden ocakları; metangazı, karbonmonoiksit üretebilen, için içine yanabilen, bir kısım yerleri suların basabildiği canlı varlık gibi davranıyor. O yüzden bunların üretiminin durdurulması ile ocağın kapatılması ayrı ayrı şeylerdir. Zonguldak kömürün ana odağında metan varken, burada kızışma var, kömürün için için yanması var. Böyle bir karakteristiği var. Temiz hava ile kirli havanın karıştığı ve çok ince çizgi olarak yürüdüğü bir alan vardır. Buradaki en büyük sıkıntı, temiz hava yoluna karbanmonoksit blokunun gelmesidir. Bu işin odağında, rödovansla alakalı işletmecilik yapan özel sektör varır ama sorumluluk olarak hem hukuki hem insani olarak tek başına değildir. Rödovans işletmeciliği yapan TKİ ve nezaretçilerden tutun da ruhsat sahibine kadar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile beraber Çalışma Bakanlığı'nın içinde olduğu bir sorumluluk alanı var. Biz bu kazayı çok önemli tehdit olarak görüyoruz. Bu tehditten madencilik alanında şimdiye kadar yaptığımız denetimlerin, soruşturmaların ötesinde ayrı bir boyut getirmek durumundayız. Kimse istemez böyle bir kazanın olmasını. Ama olmuşsa....Şu ana kadar yaptığımız denetimleri arkadaşlarım bana sayfalar dolusu verdi. Bu kaza olduğuna göre daha farklı bir şey var. Bunların her birisi yargıya intikal ettiği ve savcılıkça yürütüldüğü için detaylarına girmemiz çok doğru olmaz. Kazanın gerekçesi ve nedenleri konusunda son derece temkinli konuştuk. Kazanın gerekçeleri, nereden çıktığı soruşturmalar sonucu ortaya çıkacak. Ruhsat sahibinin anlaşmalarından tutun da adli konularda yapılacak olan cezai işlemlere varıncaya kadar..."
Yıldız, Çalışma Bakanlığı ile birlikte "çalışmalarda çakışma, dublikasyon olup olmadığı, yapılan ve yapılmayan işlerin neden olduğu"nun yer yer aldığı 70'e yakın kalem üzerinde farklı denetimlerle ilerlediklerini belirterek, "Bütün çalışmaların üzerine bazı şeylerin daha eklenmesi gerekiyor. Bu işin hukuki yanında maddi, manevi tazminatlar ve bunlarla alakalı düzenlemeler olacaktır. Adli soruşturmalarda cezai, idari soruşturmalarda ruhsat ve bağlı korelasyonlar olacaktır. Sözleşmelerin cezai sorumluluklarıyla alakalı bağlantısı tabii ki Adalet tarafından da takip edilmektedir" dedi.
Süreç içinde bazı sosyal medyada geçen ve mahcup olunacak bazı konuların işlendiğini belirten Yıldız, detaylarına girmediğini, anında oradaki hizmetlerin yapılması, yapılacak çalışmalarda daha da farklı yaklaşımların sunulacağını söyledi.
Kaza olduktan sonra dünya örneklerinin tekrar incelendiğine işaret eden Yıldız, "Bizim bununla karşılaşacağımız bir sürpriz var mı, atladığımız nokta var mı, yoksa bütün bu denetimler olduktan, proje şartları fiziki şartlar yerine gelmiş olsa işletmeye refakat konusunda mı atlama var, bütün bunlar her bir enine boyuna sergilenecek. 301 canımızı kaybettik. Ne dünya ne ahiret vebalini hiçbirimiz üstlenmez, hiçbirimiz omuzuna almaz, almaması da lazım. onların 500'e yakın çocukları var. Onların eğitiminin sonuna kadar takipçisi olacağız. Onların sıkıntılarını hafifletecek, devletin ve diğer kesimleri yanlarında hissedeceği bir yapıyı kurgulayacağız. Bu, canları geri getirmez. Ama bundan sonraki çalışmalarda bize ışık tutar" dedi.
Türkiye'de her yıl 102 milyon ton kömür kullanıldığını, bunun 80 milyon tonunun Türkiye'deki madenlerde kaynaklandığına işaret eden Yıldız, "Bizim yerli kömürü hiçbir işçimizin can güvenliğine halel getirmeden yapabiliyor olmamız lazım. Bunun çözümünü, 'her birisini kapattık ve olduğu yerde dondurduk' olmadığını hepimizin bilmesi lazım. Türkiye'deki kömür damarlarının bir kısım ülkedeki damarlardan farklı. Bize benzeyen ve hiç benzemeyen ülkeler var. Yapılan hiçbir kusuru, hiçbir hatayı makul hale getirmez. Kömürümüz şu anda bulduğumuz gibidir ve biz onu ancak bulduğumuz yerden çıkartabiliriz. Soma kazası, yalnızca Türkiye'nin en büyük maden kazası değil. Dünyada literatüre giren ve bu konuda bizim hızlıca giderebileceğimiz, kazasızlık ortamını oluşturacağımız noktaya gelmiş bulunuyoruz" diye konuştu.
Yıldız, konuyla ilgili Meclis'te kurulacak Araştırma Komisyonu ile tüm bilgileri şeffaf olarak paylaşacaklarını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nun bu haftaki gündemine ilişkin Danışma Kurulu önerisinin görüşmelerinde, "Soma" tartışma konusu oldu.
TBMM Danışma Kurulu önerisinde, Genel Kurul'da bugün grupların Soma'daki maden kazasıyla ilgili verdiği araştırma önergelerinin görüşülmesi, yarın Sayıştay'da boşalan 5 üyelik için seçim yapılması, 22 Mayıs Perşembe günü ise çalışmalarını tamamlayan araştırma komisyonu raporlarının ele alınması yer aldı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Soma'daki madenlerin durumuyla ilgili daha önce araştırma önergesi verdiklerini, ancak iktidar partisinin CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in feryadına kulak tıkadığını söyledi. Özel'in iktidar tarafından reddedilen önergesinin de bugün görüşüleceğini belirten Altay, "Ne oldu haklı çıktık. Keşke çıkmasaydık. Bu meselelere siyasi mülahazaların ötesinde bakmak gerekir. Ortaklığımız sadece konunun buraya gelesi ve yas üzerinedir" dedi.
İktidar milletvekillerinin de yaşanan acıdan dolayı yüreklerinin yandığını, ancak bunun meseleyi çözmediğini ifade eden Altay, "Bu noktadan sonra Soma özelinde Araştırma Komisyonu kurulmasının da mantığı yok. Orada artık iş soruşturma boyutuna gelmiş. Ortada yasal eksiklikler var. Parlamento'dan acilen ve derhal çıkması gereken kanunlar var. İşi ağırdan aldınız. İstediğiniz kanunları sabahlara kadar çalıştırarak çıkardınız. Ama içinde bu konu yok" diye konuştu.
Altay, Soma'ya gittiklerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın işletmede her şeyin dört dörtlük olduğunu söylediğini ifade ederek, "Şimdi görüyoruz ki iktidar partisi, şirketi topun ağzına koymuş. Bu işin bir de siyasi hesabı var. Bunu verecek olanlar da sizlersiniz. Meclis'in hesap sormada hiçbir çekincesi, tereddütü olmaması gerekir. Başbakan'ın bir kişiyi yumrukladığına, tokatladığına ilişkin haberler var. Başbakan'ın gelip özür dilemesini bekliyorum. Başbakan özür dilemezse, ben bundan sonra kendisine 'Başbakan' demeyeceğim, 'sayın' hiç demeyeceğim. Demokrasilerde başbakanlar vatandaşa yumruk, tokat atamaz. Özür dilemeden gelir buraya oturursa kendisini şiddetle protesto edeceğim. Özür dilemek Başbakan'ı küçültmez" görüşünü savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, acılardan fırsat çıkarılmaması gerektiğini belirterek, acıları ranta çevirip başka partiyi hedef haline getirmeye milletin sandıkta tasvip etmediğini söyledi. Madenlerle ilglii Araştırma Komisyonu kurulduğunu, hazırlanan ayrıntılı raporun İş Güvenliği Yasası'nın çıkarılmasına sebep olduğunu dile getiren Elitaş, düzenlemeyi "Cumhuriyet tarihinin en önemli yasası" olarak değerlendirdi.
Soma'daki kaza sürecinde CHP'li milletvekillerinin verdiği Araştırma Önergesi'nin reddedilmesinin iktidara yönelik olumsuz propaganda malzemesi yapıldığını savunan Elitaş, önergenin sadece bir firmayla ilişkili olduğunu kaydetti. Elitaş, kazanın meydana geldiği işletmenin "en iyi donatılmış, en modern işletme olarak ortaya konulduğunu" anlattı.
Bu sırada CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören'in reddedilen önergeyi kendisine vermesi üzerine Elitaş, laf atan CHP'li Özel'e "okudum, sana verilmiş, altına imza atmışsın" karşılığını verdi. Önergenin reddedildiği gün gündem konusunda gruplarla anlaştıklarını hatırlatan Elitaş, yapılanın "acıyı fırsata dönüştürmekten başka bir şey olmadığını" ileri sürdü.
Soma'da meydana gelen kazayla ilgili kurulacak Araştırma Komisyonu'nun, varsa eksiklikler ve yapılması gereken yasal düzenlemeler konusunda zemin oluşturacağını anlatan Elitaş, "Altay, Başbakan dese ne olur, demese ne olur? Ben Kılıçdaroğlu'na CHP'nin seçmenlerinden oy aldığı, o seçmenlere saygımdan dolayı 'sayın' diyorum. Orada tokatladı denilen kişinin demeçleri var, bunu görmüyorsunuz. Olmayan şeylerin üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Bu, AK Parti'nin gücünde eksilme yaratmaz, gücüne güç katar" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Elitaş'a "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır. Sizin özür dilemeniz gerekir. Önergeye hayır oyu verdiğimiz için Somalı ailelerden özür dilemeniz gerekir. Şimdi alel acele bu önergeleri birleştiriyorsunuz. Biz ölümler öncesinde istemiştik. 301 kişi ölmüş. Siz özür dileme erdemini bile gösteremiyorsunuz" diyerek yanıt verdi.
CHP'li Altay da yerinden söz alarak, "Başbakan niye tokat atmadığını söylemiyor. Söylesin, özür dilerim" derken, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, işin geldiği boyuttan utanç duyduğunu, önerge konusunda Başbakan'a yanlış bilgi verildiğini söyledi.
Elitaş'ın sataşma gerekçesiyle söz istemesine, CHP'l bazı milletvekilleri "Hala utanç duymuyor. İnsanın utanması lazım" diye laf attı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, yaşanan acılardan ders çıkarılmasını isteyerek, "Soma, insanlık dersi veren büyük hikayeleriyle, vatandaşından korkan iktidar davranışlarıyla da hiçbir zaman unutulmayacak, hafızalardan silinmeyecek. Bu kaza, gerçeklerle yüzleşilmesini sağlayacak. Somalı vatandaşlara tekme savuran insan müsveddeleri, bodygard' kılıklı insanları gösterdi. 'Ne kaçıyorsun ulan' diyen, vatandaşı tokatlayan, yumruk sallayan Başbakan'ı ibretle izledik. 'bu işin fıtratında var' diyenleri de gördük. Dün reddedilen önergeleri bugün görüşelim diyenler, yaşananlardan nasıl ders aldı? Kaza olduğunda ölü sayısı konusunda 'bir takım kazmaların verdiği rakamlara inanmayın' diyenler 301 ölüme ne diyor? Atılan tekmelerin, tokatların, polisin yakaladığı kişiye sivil adamın tekme atmasına nasıl içimize sindirebiliriz, bunun hesabını da sormamız gerekmiyor mu?" diye konuştu.
Vural, cinayete dönüşen facianın bütün sorumlularının bir an önce çıkartılması ve gerekli müeyyidelerin uygulanması gerektiğini, ayrıca işletmenin bütün ilişki ağlarının otaya çıkarılmasını istedi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, dört parti grubunun üzerinde uzlaştığı ve Araştırma Komisyonu kurulmasını istediği konu görüşülürken Meclis TV yayınının kapanmamasını istedi. "Acılar üzerinden siyaset yapıyorsunuz" diyenlerin zalim olduğunu savunan Kaplan, konunun tek yolunun gensoru olduğunu belirterek, "Korkak değilseniz gensorunun görüşmelerini Meclis TV'nin yayının olmadığı Pazartesi'ne koymazsınız" dedi.
Konuşmaların ardından Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
CHP'li Hamzaçebi, önerinin kabul edilmesinin ardından söz alarak, Meclis'in tarihi bir oturum yaptığını vurgulayarak, Başkanvekili Sadık Yakut'tan görüşmelerin saat 19.00'dan sonra da Meclis TV'den yayınlanması gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, taleplerinin TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından TRT'ye iletilip gereğinin yapılmasını istedi. Bunun üzerine Yakut, birleşime ara verip konuyu Çiçek'e ileteceğini söyledi.
HDP'li Kaplan'ın grupların ortak önerge verip canlı yayının devamını istemesi gerektiğini söylemesi üzerine Yakut, "Gruplarla anlaşın, biz deklare ederiz" karşılığını verdi. Yakut, daha sonra birleşime ara verdi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Genel Kurul, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, birleşimi açtıktan sonra "Vefat eden Aslanoğlu'nun aziz hatırası önünde Genel Kurulu bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum" dedi.
Yakut, saygı duruşunun ardından, "Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, ruhu şad olsun" diyerek, milletvekillerine hem Aslanoğlu'nun vefatı hem de Soma'daki maden faciası ile ilgili olarak söz vereceğini söyledi.
Genel Kurul'da daha sonra gündemdışı konuşmalara geçildi.
CHP'nin ön sıralarının üstüne Aslanoğlu'nun fotoğrafı, madenci bareti ve çiçek konuldu. Aralarında Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Mardin Milletvekili Muammer Güler'inde olduğu çok sayıda AK Parti milletvekili, CHP sıralarına gelerek Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve Engin Altay'ya, Aslanoğlu için başsağlığı dileklerini iletti. CHP'li kadın milletvekillerinin siyah giydikleri görüldü.
Bazı AK Parti milletvekilleri de saygı duruşu öncesinde Genel Kurul'a gelerek Bakanlar Kurulu sırasına oturan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın yanına giderek ayaküstü bir süre sohbet etti.
Öte yandan, Aslanoğlu'nun vefatı nedeniyle TBMM'deki sandalye dağılımı şöyle oldu:
AK Parti: 313
CHP : 130
MHP: 52
HDP: 27
Bağımsız: 14
BDP: 2
Boş: 12
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, "Manisa Soma'da kaybettiğimiz madenci kardeşlerimiz yüreğimizi kanatmış, ülkemizi yasa boğmuştur. Bundan dolayı sonsuz keder içindeyiz. Bütün milletimizi yasa boğan bu faciadan devlet ve millet olarak gerekli dersleri çıkaracağımıza inanıyorum" dedi.
Genel Kurul'da yerlerinden söz alan, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve Akif Hamzaçebi, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile bazı milletvekilleri, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden 301 işçi ve geçen hafta yaşamını yitiren CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'na ilişkin üzüntülerini ve düşüncelerini aktardılar.
Milletvekillerinin ardından söz alan TBMM Başkanvekili Sadık Yakut da "Manisa Soma'da kaybettiğimiz madenci kardeşlerimiz yüreğimizi kanatmış, ülkemizi yasa boğmuştur. Bundan dolayı sonsuz keder içindeyiz. Bütün milletimizi yasa boğan bu faciadan devlet ve millet olarak gerekli dersleri çıkaracağımıza inanıyorum. Şehitlerimize yüce Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum" diye konuştu.
Aslanoğlu'nun vefatından duyduğu üzüntüyü de dile getiren Yakut, Aslanoğlu'nun mütevazı kişiliği ile milletin ve milletvekillerinin gönlünde taht kurmuş bir kişi olduğunu belirtti. Aslanoğlu'nun millete hizmetin halka ve hakka hizmet olduğunu benimsediğini kaydeden Yakut, Aslanoğlu'na Allah'tan rahmet, yakınlarına, TBMM'ye ve CHP Grubuna başsağlığı diledi. Yakut, "Mevlüt abi bugün Genel Kurul'da hakkında çok güzel sözler söylendi. Rahat uyu, ruhun şad olsun. Mekanın cennet olsun" dedi.
Yakut, AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır'a da annesinin vefatı nedeniyle başsağlığı diledi.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı da kutlayan Yakut, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla andığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu bugünkü çalışmalarına, Soma'daki maden faciasını konuşarak başladı.
Başkanvekili Sadık Yakut, gündeme geçmeden önce milletvekillerine söz verdi. Gündemdışı konuşmaların tümü, Soma'daki maden faciasına ayrıldı.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Soma'da yaşanan ilk kaza olmadığını, yıllardan beri meydana geldiğini ve son olmayacağını savunarak, "Bu olay kaza değil, katliam gibi cinayettir. Defalarca yapılan uyarılara rağmen önlem alınmamıştır" dedi.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören de aynı konuyla ilgili konuşmasında, 301 işçinin ölümüne şahit olmanın çok zor olduğunu belirterek, Allah'ın düşmanına bile böyle bir acı yaşatmamasını istedi. AK Parti'li milletvekillerinin Soma'daki kazayla ilgili Araştırma önergeleri verdiklerine işaret eden Ören, "Defalarca bu kürsüden bağırdık. Keşke bu kürsüden inmeseydim, bu bardakları, mikrofonları kırsaydık. Keşke size anlatabilseydik, bu tehlikenin adım adım geldiğini. Şimdi komisyon için önerge getiriyorsunuz, doğru yapıyorsunuz. Dün nasıl doğru yaptık siz algılamadıysanız, biz algılıyoruz. Hemen kuralım, keşke kazadan önce kursaydık. Dört gün konuşmadık, bilgi kirliliğine müsaade etmedik. Başbakan, Soma topraklarına gelince orada sukunet bitti" diye konuştu.
AK Parti Çorum Milletvekili Cahit Bağcı ise "Kömür, benim yaşadığım hayatı çocuklarım da yaşamasının kutsal mücadelesidir, kelle koltukta gidip sağ kurtulduğuna dua etmektir. Kömür; her gün evden çıktıktan sonra dönmemecesine helalleşmektir. Kömür; kısacık ömürdür, kazanç hırsının çocukları esir almasıdır" görüşünü ifade etti.
Gündemdışı konuşmalara Hükümet olarak yanıt veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Soma'da 301 işçiyi kaybettiklerini belirterek, "Büyük acı yaşadık. Soma'da; iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütü ve toplumun tüm katmanlarıyla oradaydık. Diğer partilerden gelen arkadaşlarıma gösterdikleri nezakete teşekkür ediyorum" dedi.
Soma'da özel sektöre ait şirketin yerinde, Türkiye madencilik sektörünün en önemli kazasının olduğunu anlatan Yıldız, kazanın başından itibaren tüm kurumlarla birlikte orada olduklarını vurguladı. Yıldız, orada 2 bin 600 kişiyle birlikte krizin yönetildiğini söyledi.
Madenin uzunluğunun yaklaşık 4,5 kilometre, olayın cereyan ettiği yerin 150 metre daha derinde olduğunu kaydeden Yıldız, şöyle konuştu:
"Kaza; ocağa temiz hava taşıyan ana galeride meydana geldiği için karbonmonoksit zehirlenmesi, aslında bütün ocağı kapladı. Temiz hava, yangın sonucu kirlenerek üretim yerlerine ulaştı ve çalışanları etkisi altına aldı. 787 kardeşimizden, 363'ü behemehal kurtarıldı. Bu süreçte arama ve kurtarma çalışmaları, canlı çıkartma, yaralıları acilen hastanelere ulaştırma, vefat edenlerin cenaze işleri ve ailelere teslimi ile diğer işlem, kriz merkezinin gündemindeydi. Krizin doğru yönetilmesinin en önemli gerekçelerinden birinin koordinasyonun tek yerden yapılmasıdır. AK Parti ve bütün muhalefet partileri, konuya son derece nezaket gösterdi ve krizin doğru yönetilmesine katkı koydu. Orada görev yapan herkes krizin çözümüne çok ciddi katkı koydu. Tek yürek, orada hep beraber çalıştık ve DNA testleriyle beraber madende vefat eden işçi kardeşlerimizin eşleştirilmesi yapıldı. Toplamda 2 bin 743 personel ve 258 araçla beraber Soma'da bu çalışmalar devam etti.. Çok büyük bir kriz, çok ciddi bir sıkını, derin bir üzüntü ve her birimizin derinden yaralandığı bir maden kazası oldu. Tabii Cumartesi günü çalışmalar nihayetlendi. Toplam 486 işçimiz kurtarılmış oldu, 301 işçimiz de hayatını kaybetmiş oldu. Kazanın ardından ailelere manevi desteğin yanında maddi desteğin de sağlanması başladı."
Soma'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer partilerin genel başkanlarına varıncaya kadar acıyı ortakça paylaştıklarını dile getiren Yıldız, yaşanan acının "siyaset üstü" olduğuna inandıklarını vurguladı. Yıldız, şunları kaydetti:
"Eğer bir afet; doğal afet değilse orada kusur vardır. Eğer oradaki afet bir doğal afetse oradaki kusur tartışılır. Ama buradaki kusur kesinlikle tartışılmaz. Bunun paydaşları kim ve hangi kuruluş olursa olsun, bununla alakalı yapacağımız çalışmaya inanmanızı özellikle isterim. Çünkü burada insani, siyasi, idari, adli, hukuki, teknik, denetimler ve birçok yönden konunun irdelenmesi lazım. Bunların her birinin enine boyuna irdeleneceğinden hiçbirimizin şüphesi olmasın. Biz şu anda madencilikle alakalı, üretim faaliyeti biliyorsunuz o ocakta durdu. Oranın maden ocağı son derece canlı bir işletme. Maden ocağı bıraktığınız gibi kalabilen işletme değil. Maden ocakları; metangazı, karbonmonoiksit üretebilen, için içine yanabilen, bir kısım yerleri suların basabildiği canlı varlık gibi davranıyor. O yüzden bunların üretiminin durdurulması ile ocağın kapatılması ayrı ayrı şeylerdir. Zonguldak kömürün ana odağında metan varken, burada kızışma var, kömürün için için yanması var. Böyle bir karakteristiği var. Temiz hava ile kirli havanın karıştığı ve çok ince çizgi olarak yürüdüğü bir alan vardır. Buradaki en büyük sıkıntı, temiz hava yoluna karbanmonoksit blokunun gelmesidir. Bu işin odağında, rödovansla alakalı işletmecilik yapan özel sektör varır ama sorumluluk olarak hem hukuki hem insani olarak tek başına değildir. Rödovans işletmeciliği yapan TKİ ve nezaretçilerden tutun da ruhsat sahibine kadar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile beraber Çalışma Bakanlığı'nın içinde olduğu bir sorumluluk alanı var. Biz bu kazayı çok önemli tehdit olarak görüyoruz. Bu tehditten madencilik alanında şimdiye kadar yaptığımız denetimlerin, soruşturmaların ötesinde ayrı bir boyut getirmek durumundayız. Kimse istemez böyle bir kazanın olmasını. Ama olmuşsa....Şu ana kadar yaptığımız denetimleri arkadaşlarım bana sayfalar dolusu verdi. Bu kaza olduğuna göre daha farklı bir şey var. Bunların her birisi yargıya intikal ettiği ve savcılıkça yürütüldüğü için detaylarına girmemiz çok doğru olmaz. Kazanın gerekçesi ve nedenleri konusunda son derece temkinli konuştuk. Kazanın gerekçeleri, nereden çıktığı soruşturmalar sonucu ortaya çıkacak. Ruhsat sahibinin anlaşmalarından tutun da adli konularda yapılacak olan cezai işlemlere varıncaya kadar..."
Yıldız, Çalışma Bakanlığı ile birlikte "çalışmalarda çakışma, dublikasyon olup olmadığı, yapılan ve yapılmayan işlerin neden olduğu"nun yer yer aldığı 70'e yakın kalem üzerinde farklı denetimlerle ilerlediklerini belirterek, "Bütün çalışmaların üzerine bazı şeylerin daha eklenmesi gerekiyor. Bu işin hukuki yanında maddi, manevi tazminatlar ve bunlarla alakalı düzenlemeler olacaktır. Adli soruşturmalarda cezai, idari soruşturmalarda ruhsat ve bağlı korelasyonlar olacaktır. Sözleşmelerin cezai sorumluluklarıyla alakalı bağlantısı tabii ki Adalet tarafından da takip edilmektedir" dedi.
Süreç içinde bazı sosyal medyada geçen ve mahcup olunacak bazı konuların işlendiğini belirten Yıldız, detaylarına girmediğini, anında oradaki hizmetlerin yapılması, yapılacak çalışmalarda daha da farklı yaklaşımların sunulacağını söyledi.
Kaza olduktan sonra dünya örneklerinin tekrar incelendiğine işaret eden Yıldız, "Bizim bununla karşılaşacağımız bir sürpriz var mı, atladığımız nokta var mı, yoksa bütün bu denetimler olduktan, proje şartları fiziki şartlar yerine gelmiş olsa işletmeye refakat konusunda mı atlama var, bütün bunlar her bir enine boyuna sergilenecek. 301 canımızı kaybettik. Ne dünya ne ahiret vebalini hiçbirimiz üstlenmez, hiçbirimiz omuzuna almaz, almaması da lazım. onların 500'e yakın çocukları var. Onların eğitiminin sonuna kadar takipçisi olacağız. Onların sıkıntılarını hafifletecek, devletin ve diğer kesimleri yanlarında hissedeceği bir yapıyı kurgulayacağız. Bu, canları geri getirmez. Ama bundan sonraki çalışmalarda bize ışık tutar" dedi.
Türkiye'de her yıl 102 milyon ton kömür kullanıldığını, bunun 80 milyon tonunun Türkiye'deki madenlerde kaynaklandığına işaret eden Yıldız, "Bizim yerli kömürü hiçbir işçimizin can güvenliğine halel getirmeden yapabiliyor olmamız lazım. Bunun çözümünü, 'her birisini kapattık ve olduğu yerde dondurduk' olmadığını hepimizin bilmesi lazım. Türkiye'deki kömür damarlarının bir kısım ülkedeki damarlardan farklı. Bize benzeyen ve hiç benzemeyen ülkeler var. Yapılan hiçbir kusuru, hiçbir hatayı makul hale getirmez. Kömürümüz şu anda bulduğumuz gibidir ve biz onu ancak bulduğumuz yerden çıkartabiliriz. Soma kazası, yalnızca Türkiye'nin en büyük maden kazası değil. Dünyada literatüre giren ve bu konuda bizim hızlıca giderebileceğimiz, kazasızlık ortamını oluşturacağımız noktaya gelmiş bulunuyoruz" diye konuştu.
Yıldız, konuyla ilgili Meclis'te kurulacak Araştırma Komisyonu ile tüm bilgileri şeffaf olarak paylaşacaklarını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nun bu haftaki gündemine ilişkin Danışma Kurulu önerisinin görüşmelerinde, "Soma" tartışma konusu oldu.
TBMM Danışma Kurulu önerisinde, Genel Kurul'da bugün grupların Soma'daki maden kazasıyla ilgili verdiği araştırma önergelerinin görüşülmesi, yarın Sayıştay'da boşalan 5 üyelik için seçim yapılması, 22 Mayıs Perşembe günü ise çalışmalarını tamamlayan araştırma komisyonu raporlarının ele alınması yer aldı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Soma'daki madenlerin durumuyla ilgili daha önce araştırma önergesi verdiklerini, ancak iktidar partisinin CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in feryadına kulak tıkadığını söyledi. Özel'in iktidar tarafından reddedilen önergesinin de bugün görüşüleceğini belirten Altay, "Ne oldu haklı çıktık. Keşke çıkmasaydık. Bu meselelere siyasi mülahazaların ötesinde bakmak gerekir. Ortaklığımız sadece konunun buraya gelesi ve yas üzerinedir" dedi.
İktidar milletvekillerinin de yaşanan acıdan dolayı yüreklerinin yandığını, ancak bunun meseleyi çözmediğini ifade eden Altay, "Bu noktadan sonra Soma özelinde Araştırma Komisyonu kurulmasının da mantığı yok. Orada artık iş soruşturma boyutuna gelmiş. Ortada yasal eksiklikler var. Parlamento'dan acilen ve derhal çıkması gereken kanunlar var. İşi ağırdan aldınız. İstediğiniz kanunları sabahlara kadar çalıştırarak çıkardınız. Ama içinde bu konu yok" diye konuştu.
Altay, Soma'ya gittiklerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın işletmede her şeyin dört dörtlük olduğunu söylediğini ifade ederek, "Şimdi görüyoruz ki iktidar partisi, şirketi topun ağzına koymuş. Bu işin bir de siyasi hesabı var. Bunu verecek olanlar da sizlersiniz. Meclis'in hesap sormada hiçbir çekincesi, tereddütü olmaması gerekir. Başbakan'ın bir kişiyi yumrukladığına, tokatladığına ilişkin haberler var. Başbakan'ın gelip özür dilemesini bekliyorum. Başbakan özür dilemezse, ben bundan sonra kendisine 'Başbakan' demeyeceğim, 'sayın' hiç demeyeceğim. Demokrasilerde başbakanlar vatandaşa yumruk, tokat atamaz. Özür dilemeden gelir buraya oturursa kendisini şiddetle protesto edeceğim. Özür dilemek Başbakan'ı küçültmez" görüşünü savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, acılardan fırsat çıkarılmaması gerektiğini belirterek, acıları ranta çevirip başka partiyi hedef haline getirmeye milletin sandıkta tasvip etmediğini söyledi. Madenlerle ilglii Araştırma Komisyonu kurulduğunu, hazırlanan ayrıntılı raporun İş Güvenliği Yasası'nın çıkarılmasına sebep olduğunu dile getiren Elitaş, düzenlemeyi "Cumhuriyet tarihinin en önemli yasası" olarak değerlendirdi.
Soma'daki kaza sürecinde CHP'li milletvekillerinin verdiği Araştırma Önergesi'nin reddedilmesinin iktidara yönelik olumsuz propaganda malzemesi yapıldığını savunan Elitaş, önergenin sadece bir firmayla ilişkili olduğunu kaydetti. Elitaş, kazanın meydana geldiği işletmenin "en iyi donatılmış, en modern işletme olarak ortaya konulduğunu" anlattı.
Bu sırada CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören'in reddedilen önergeyi kendisine vermesi üzerine Elitaş, laf atan CHP'li Özel'e "okudum, sana verilmiş, altına imza atmışsın" karşılığını verdi. Önergenin reddedildiği gün gündem konusunda gruplarla anlaştıklarını hatırlatan Elitaş, yapılanın "acıyı fırsata dönüştürmekten başka bir şey olmadığını" ileri sürdü.
Soma'da meydana gelen kazayla ilgili kurulacak Araştırma Komisyonu'nun, varsa eksiklikler ve yapılması gereken yasal düzenlemeler konusunda zemin oluşturacağını anlatan Elitaş, "Altay, Başbakan dese ne olur, demese ne olur? Ben Kılıçdaroğlu'na CHP'nin seçmenlerinden oy aldığı, o seçmenlere saygımdan dolayı 'sayın' diyorum. Orada tokatladı denilen kişinin demeçleri var, bunu görmüyorsunuz. Olmayan şeylerin üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Bu, AK Parti'nin gücünde eksilme yaratmaz, gücüne güç katar" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Elitaş'a "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır. Sizin özür dilemeniz gerekir. Önergeye hayır oyu verdiğimiz için Somalı ailelerden özür dilemeniz gerekir. Şimdi alel acele bu önergeleri birleştiriyorsunuz. Biz ölümler öncesinde istemiştik. 301 kişi ölmüş. Siz özür dileme erdemini bile gösteremiyorsunuz" diyerek yanıt verdi.
CHP'li Altay da yerinden söz alarak, "Başbakan niye tokat atmadığını söylemiyor. Söylesin, özür dilerim" derken, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, işin geldiği boyuttan utanç duyduğunu, önerge konusunda Başbakan'a yanlış bilgi verildiğini söyledi.
Elitaş'ın sataşma gerekçesiyle söz istemesine, CHP'l bazı milletvekilleri "Hala utanç duymuyor. İnsanın utanması lazım" diye laf attı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, yaşanan acılardan ders çıkarılmasını isteyerek, "Soma, insanlık dersi veren büyük hikayeleriyle, vatandaşından korkan iktidar davranışlarıyla da hiçbir zaman unutulmayacak, hafızalardan silinmeyecek. Bu kaza, gerçeklerle yüzleşilmesini sağlayacak. Somalı vatandaşlara tekme savuran insan müsveddeleri, bodygard' kılıklı insanları gösterdi. 'Ne kaçıyorsun ulan' diyen, vatandaşı tokatlayan, yumruk sallayan Başbakan'ı ibretle izledik. 'bu işin fıtratında var' diyenleri de gördük. Dün reddedilen önergeleri bugün görüşelim diyenler, yaşananlardan nasıl ders aldı? Kaza olduğunda ölü sayısı konusunda 'bir takım kazmaların verdiği rakamlara inanmayın' diyenler 301 ölüme ne diyor? Atılan tekmelerin, tokatların, polisin yakaladığı kişiye sivil adamın tekme atmasına nasıl içimize sindirebiliriz, bunun hesabını da sormamız gerekmiyor mu?" diye konuştu.
Vural, cinayete dönüşen facianın bütün sorumlularının bir an önce çıkartılması ve gerekli müeyyidelerin uygulanması gerektiğini, ayrıca işletmenin bütün ilişki ağlarının otaya çıkarılmasını istedi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, dört parti grubunun üzerinde uzlaştığı ve Araştırma Komisyonu kurulmasını istediği konu görüşülürken Meclis TV yayınının kapanmamasını istedi. "Acılar üzerinden siyaset yapıyorsunuz" diyenlerin zalim olduğunu savunan Kaplan, konunun tek yolunun gensoru olduğunu belirterek, "Korkak değilseniz gensorunun görüşmelerini Meclis TV'nin yayının olmadığı Pazartesi'ne koymazsınız" dedi.
Konuşmaların ardından Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
CHP'li Hamzaçebi, önerinin kabul edilmesinin ardından söz alarak, Meclis'in tarihi bir oturum yaptığını vurgulayarak, Başkanvekili Sadık Yakut'tan görüşmelerin saat 19.00'dan sonra da Meclis TV'den yayınlanması gerektiğini söyledi. Hamzaçebi, taleplerinin TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından TRT'ye iletilip gereğinin yapılmasını istedi. Bunun üzerine Yakut, birleşime ara verip konuyu Çiçek'e ileteceğini söyledi.
HDP'li Kaplan'ın grupların ortak önerge verip canlı yayının devamını istemesi gerektiğini söylemesi üzerine Yakut, "Gruplarla anlaşın, biz deklare ederiz" karşılığını verdi. Yakut, daha sonra birleşime ara verdi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
