2010-10-21 - 13:30
TBMM BAŞKANI VEKİLİ PAKDİL, GAZETECİLERİN SORULARINI CEVAPLADI
TBMM ve Cumhuriyet Üniversitesinin (CÜ), Maliye Bakanlığı, Dünya Bankası ve Sivas Valiliğinin katkılarıyla CÜ Kültür Merkezi'nde düzenlediği ''Maliye Politikalarının Oluşturulmasında Parlamentonun Rolü'' konulu sempozyumun açılışına katılan Pakdil, program çıkışında basın mensuplarının sorularını cevapladı.

TBMM ve Cumhuriyet Üniversitesinin (CÜ), Maliye Bakanlığı, Dünya Bankası
ve Sivas Valiliğinin katkılarıyla CÜ Kültür Merkezi'nde düzenlediği ''Maliye
Politikalarının Oluşturulmasında Parlamentonun Rolü'' konulu sempozyumun
açılışına katılan Pakdil, program çıkışında basın mensuplarının sorularını
cevapladı.

Bir gazetecinin ''Başörtüsü konusunun Meclis dışında tartışılmasını nasıl
değerlendirdiğini'' sorması üzerine Pakdil, şöyle konuştu:

''Şimdi Türkiye'nin bütün sorunları, Mecliste görüşülür. Eğer Türkiye'de
bir sorun varsa veya çözülmesi bekleyen bir mesele söz konusu ise bunun Mecliste
görüşülmesi, siyasi partiler arasında müzakere konusu olması çok doğal bir
husustur. Türkiye'nin yıllara dayanan böyle bir sorunu var. Özellikle üniversite
ağırlıklı olarak şimdi siyasi partilerimizin genel başkanları tarafından,
Başbakanımız tarafından ifade edilmiş husus vardı. Anamuhalefet partisi genel
başkanının da bu hususta bir çözüme ulaştırma noktasındaki bir niyeti söz konusu
oldu. Halk oylaması süreci içerisinde ifade edildi. Bütün bunlar hep birlikte
değerlendiriliyor. MHP'nin de bu hususta bir açıklamaları var. Dolayısıyla bu
sorun bir an önce Türkiye'nin gündeminden kalksın, bitsin anlamında bir
çalışmalar var. Ve bunlar, doğal olan çalışmalar vardır. Çünkü nihayetinde milli
iradenin temsil edildiği yer TBMM'dir. Eğer bir sorun varsa bunun TBMM'de,
TBMM'nin yapısını teşkil eden siyasi partiler arasında görüşülmesi doğal olan bir
husustur. Ümit ediyorum ki inşallah bu konularla ilgili hayırlı bir neticeye
varılır ve Türkiye yıllardır görüşülen böyle bir sorunu da aşmış olur. Burada
diyeceğim budur.''

''Bu konuda muhalefetin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu
üzerine Pakdil, şunları kaydetti:

''Siyaset bir süreçtir, bir müzakere sürecidir. Herkes düşüncelerini,
görüşlerini ortaya koyar ama nihayetinde değerlendirmeler yapılarak doğru olanı
bulmak lazımdır. Yani uluslararası, evrensel hukuka uygun olan dünyanın bütün
ülkelerinde uygulanan bir hakikati yerine getirmek görevi vardır. Bu hususta bize
göre, sana göre, bana göre değil de evrensel hukukun, uluslararası hukukun, yani
insan haklarının gereğini yerine getirmek hepimizin görevidir diye düşünüyorum
ben şahsen. İnşallah o da yakın zamanda çözüme ulaşır. Zaten yasalarda olmayan
bir yasaklamanın söz konusu olduğunu görüyoruz. Ümit ederiz ki çözülür, çünkü
herkesin bu hususta açık bir irade beyanı var. 'Çözelim' diyorlar. 'Çözelim'
deniyorsa da çözülsün. Bizim de diyeceğimiz o.''


Bir basın mensubunun merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin
düşmesiyle ilgili ortaya atılan bazı iddialar hakkındaki sorusu üzerine ise
Pakdil, ''Tabii ki öncelikle Muhsin Başkan'a Allah'tan rahmet diliyorum. Toplumun
gönlünde yer etmiş olan bir insanın sevgisi var. Geçmişe yönelik olarak yaşanmış
olan dolu bir hayat var. Millete adanmış olan bir hayat var'' dedi.

Kaza sonrasındaki süreçte bulunduğunu anımsatan Pakdil, ''Arama
çalışmaları sırasındaki o günkü kargaşa, iklim şartlarının o anlamda bir
olumsuzluğu ve kaza mahalline sonradan ulaşılmış olması bu hususta pek çok konuyu
gündeme getirdi'' diye konuştu.

Pakdil, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu 'karbonmonoksit zehirlenmesi' diye bir husus var işte. Adli tıp
raporlarında olduğu iddia edilen bir konu. Meclisimiz ta baştan iktidarıyla,
muhalefetiyle birlikte bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ön görmüştü. O
Araştırma Komisyonu malumunuz kuruldu. Sonrasında çalışmalarını tamamlayamadı.
Tekrar yeni bir komisyon çalışmalarına başladı ve şu anda komisyon, çalışmalarını
devam ettiriyor. İlk komisyon içerisinde görüşülemeyen bir kısım görevliler veya
kendisini bu işle ilgili gören insanlarla ilgili olarak görüşmeler tamamlandı.
Tahmin ediyorum bir-iki görüşülecek ilgili kaldı. Onlarla da görüşüldükten sonra
raporlar teslim edilecek, Araştırma Komisyonu'nun raporu... Bu hususta değişik
üniversitelerden tabii teknik bazda görüşler, düşünceler alındı. Bir de işin adli
boyutu var. Nihayetinde bu rapor tamamlandıktan sonra tabii ki adli süreç ümit
ediyorum daha hızlanacaktır. Burada bilinmesi gereken husus şu. Eldeki bütün
bilgiler, bulgular değerlendirilecektir ve hakikate o anlamda ulaşılacaktır. Yani
burada helikopterden kaynaklanan bir sıkıntı mı söz konusudur, uçuş anlamında
yoksa pilotun kendi cesaretiyle, diğer şeylerle bir pilotaj hatası mı söz konusu,
bu hususta teknik, bu konuyla ilgili olan uzman kişilerin de değişik görüşleri
var. Ama bütün bunların hepsi derlenip toparlanarak konu bir hakikate
ulaşacaktır. Biraz önce de ifade ettim, rahmetli Eşref Bitlis'in, rahmetli
Cumhurbaşkanımız Sayın Özal'ın da bu ölümleriyle ilgili olarak aileleri
tarafından veya yakınları tarafından veya ilgilenen kişiler tarafından ortaya
atılan görüşler ışığında bu mesele de tekrar toplum gündemindeydi zaten. Tekrar
yerleşti.''

Türkiye'de bir hukuk düzeni içerisinde bunların hepsinin araştırılacağını
vurgulayan Pakdil, sözlerini şöyle tamamladı:

''Gördüğünüz gibi tekrar savcılıklar, ilgili kişilerin hem ailelerinin,
hem de diğer kişilerin görüşlerine başvurdu. Onların ifadelerine başvurdu. Şimdi
tekrar zaten bu süreç de devam ediyor. Adli kısma intikal ettiğinde onlar da aynı
şekilde bilgisi, belgesi olan bütün insanları dinleyerek bir neticeye
varacaklardır. Şu anda hemen peşin bir kısım hükümleri vermek kolay olmayabilir.
Çünkü teknik bir kısım bilgiler, bir kısmı tıbbi olan bilgiler, ama bunlar
nihayetinde elde bilgi olarak duruyor. Adli Tıp'ın raporları da duruyor. Hepsini
hep birlikte değerlendirip hep beraber göreceğiz ama hakikat her neyse kaza
mıdır, pilotaj hatası mıdır, uçuştan kaynaklanan bir problem midir, helikopterle
ilgili bir husus mudur, diğerleri midir onlar açığa çıkacaktır diye
düşünüyorum.''(13:30)