2010-12-28 - 12:23
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada MHP'nin kandan, karışıklıktan ve kavgadan beslenen ve bunların artmasını isteyen bir çarpık anlayışa hiçbir zaman sahip olmadığını vurgulayarak, ''Aksine iftiraları atanlar mahşeri vicdanda mahkum olacaklar ve yalpalayıp düşmekten başka bir sonları olmayacaktır'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı
konuşmada MHP'nin kandan, karışıklıktan ve kavgadan beslenen ve
bunların artmasını isteyen bir çarpık anlayışa hiçbir zaman sahip olmadığını
vurgulayarak, ''Aksine iftiraları atanlar mahşeri vicdanda mahkum olacaklar
ve yalpalayıp düşmekten başka bir sonları olmayacaktır'' dedi.

Bahçeli, 2010 yılında millet için adeta kader haline gelen ''yoksulluk, işsizlik,
açlık ve sefaletin'' katlanılamaz boyutlara ulaşarak sürdüğünü savundu.

2010 yılında ''yolsuzluk, vurgun ve talanın hız kazanarak sürdüğünü,
kanunsuzluk ve asayişsizliğin çığ gibi büyüdüğünü, Türkiye'nin hukuksuzlukların
ve ahlaksızlıkların diyarı haline geldiğini'' ileri süren Bahçeli, ''Gerçekten de
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının yaşattığı hayal kırıklıklarına ve
tahribatlara koca bir yıl daha eklenmiş bulunmaktadır'' dedi.

''Türk'ü küçülten, hakir gören, şerefli mazisini lekeleyen, saklı kalmış
kinlerini kusmak için fırsat kollayan kim varsa iktidarın pusulası bozuk
bölücülük gemisine bindiğini ve Başbakan Erdoğan'ın kaptanlığıyla hızla mesafe
almaya başladığını'' öne süren Bahçeli, şunları kaydetti:

''Dağdaki cani AKP ile birlikte umutlanmış, Türkiye'yi ortadan ikiye
ayırmak için uygun zamanı bekleyenler, bu iktidarla heyecanlanmıştır. Terörist
elebaşısı, Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığında huzura ermiş, Mondros
Mütarekesi'nden 92 yıl sonra zımnen imzalanan İmralı Mütarekesi'yle devlet bu
defada teröre boyun eğmiştir. İnsaf, izan, merhamet ve milli duygulardan nasibini
almamış olan AKP zihniyeti; deyim yerindeyse İmralı sahillerine beyaz bayrakla
çıkarak, milletimizin haysiyetini iki paralık etmiştir.

Eli kanlı katilin yattığı yerden taşeron örgütünü yönetmesine müsamaha
gösterilmiş, avukatları aracılığıyla ve AKP'nin görevlendirdiği kimliği meçhul
kişiler vasıtasıyla dağdaki ve şehirdeki uzantılarına mesajlar ve hain projeler
ulaştırılmıştır. Egemenlik haklarına sahip Türk Devleti, kendi cezaevinde yatan
bir mahkumun tehditlerine maruz kalmış, ancak hükümet bunu üstüne almayarak her
defasında topu devlete atmıştır. Biz İmralı canavarıyla yapılan görüşmeleri
deşifre ettiğimizde, öfke nöbetlerine kapılan Başbakan bizi 'şerefsizlikle' itham
ederek bu iddiamızı reddetmişti. Ancak bugün kimin şerefli, kimin şerefsiz olduğu
artık ayan beyan ortaya çıkmış ve muhataplarının alnına nesillerinden bile
çıkmayacak kara bir leke olarak kazınmıştır.''

''AK Parti ile birlikte çirkefliğin adı dik duruş, ikiyüzlülüğün adı
bariyerleri yıkmak, tavizin adı tabuları kırmak ve sırnaşmanın adı ise ezberleri
bozmak olmuştur'' diyen Bahçeli, ''demokratik açılım denilen yıkım projesinin''
Türkiye'yi sonunda ''uçurumun kenarına kadar getirdiğini'' ifade etti.

''Damat Ferit kabinelerinin içişleri bakanlarını aratmayan bir zihniyete
sahip ilgili koordinatör bakanın, geçen yıl açılım sürecinin iki somut sonucunun
gerçekleşeceğinden bahsettiğini'' anımsatan Bahçeli, ''Bunlardan birincisi
terörün sonlandırılması ya da minimum seviyeye indirilmesi; diğeri de demokrasi
standartlarının yükseltilmesidir. Ne var ki bugün geldiğimiz bu aşamada, bölücü
terör, devletle pazarlık yapar hale gelmiş ve demokrasi zedelenmiştir'' dedi.
Bahçeli, şunları söyledi:

''Partimizi zan ve töhmet altında bırakarak 'terör biterse MHP de biter,
ekmeği suyu bu' diye nitelendiren çürümüş zihniyetlere diyebileceğim şimdilik
şudur: MHP, kandan, karışıklıktan ve kavgadan beslenen ve bunların artmasını
isteyen bir çarpık anlayışa hiçbir zaman sahip olmamıştır. Aksine iftiraları
atanlar mahşeri vicdanda mahkum olacaklar ve yalpalayıp düşmekten başka bir
sonları olmayacaktır. Sözümüz kardeşliğe, birliğe ve dirliğe yöneliktir, amacımız
Türk milletinin bağımsız yaşaması, huzurlu olması ve sonsuza kadar son vatanında
var olmasıdır. Bunun hilafına, bize gıybette bulunanlar müfteridir ve kötü
niyetlerine esir olanlardır. Bizim ekmeğimiz de suyumuz da Türk'tür, Türkçe'dir,
Türk tarihidir ve Türk milletine ait olan her değerdir. Bunu dışında, terörün
ekmeğimiz ve suyumuz olduğuna dönük hayasızca iftira atanlar; önce ekmeğini
yediği, suyunu içtiği Türk vatanına ve Türk milletine yönelik ihanet
girişimlerinin hesabını vermelidirler ve sonra da yüzleri kalırsa bize laf
yetiştirmeye çalışmalıdırlar. PKK açılımının koordinatörlüğü ve en hararetli
militanlığını yapan bu şahsın da Yüce Divan'a gitmesi artık kaçınılmazdır.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''İki dilli
hayat'' talebinin, ''siyasi bölücülerin Türk devleti eliyle yeni bir millet
yaratma girişimi'' olduğunu belirterek, ''Bu talep kesinkes milletimizi
ayıracaktır'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''demokratik
özerk Kürdistan zırvasının yalnızca bir avuç kendini bilmezin çalışması ya da
hazırladığı taslak olmadığını'' ifade ederek, ''Şüphesiz sütre gerisinde AKP
hükümeti bulunmaktadır'' diye konuştu. Bahçeli, şunları kaydetti:

''Egemen Türk devletinin cezaevinde yatan müebbet ceza almış bölücü bir
mahkum, eğer Türkiye'nin bölünmesine ve ayrılmasına dönük projelerini,
fikirlerini dışarıdaki yandaşlarına, terör örgütüne ve taraftarlarına
ulaştırabiliyorsa burada aklımıza iki şey gelmektedir: Ya muazzam bir güvenlik ve
kontrol zafiyeti vardır ve bundan faydalanan İmralı canavarı dışarıyı
yönlendirmektedir ya da çok ciddi bir hükümet operasyonu vardır ve terör örgütü
elebaşısı suflörlük yapmaktadır. Zira aklımıza başkaca üçüncü bir şık
gelmemektedir. İmralı'dan hain projelerin dışarıya çıkmasına müsamaha
gösteriliyorsa, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü beka düzeyinde
tehlikelere atılıyorsa, o zaman AKP hükümetinin Türkiye Cumhuriyeti'ni
bildirimsiz feshetmek gibi bir niyeti olduğu ortaya çıkacaktır.''

Başbakan Erdoğan'ın ''Ülkemiz üzerinde ameliyat yaptırtmam'' dediğini
anımsatan Bahçeli, ''Esasen cerrah olarak eline körleştirdiği demokrasi bıçağı
ile paslandırdığı özgürlük neşterini almış ve Türk'e dair ne varsa kesmiş ve
kanatmıştır'' dedi.

Türkiye'de ''bir Kürt sorunu değil, terör ve bölücülük sorunu olduğunu''
ifade eden Bahçeli, ''Esas itibarıyla Kürt sorunu demek bir yönüyle, Türk
milletini oluşturan bir kısım vatandaşlarımızın sorun olduklarını ikrar anlamına
gelecektir'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın ''Kürtçülüğe karşı olduğu kadar, Türkçülüğe da karşı
olduğu'' yönündeki sözlerini de hatırlatan Bahçeli, şunları söyledi:

''Recep Tayyip Erdoğan'a hatırlatmak isterim ki karşı olduğun Türkçülük
hiçbir zaman bölücü ve ayırıcı bir yanlışa düşmemiştir. Kan dökmek ve bölünmek
için dağlara çıkmamıştır. Irkçılıktan uzak kalmış, birleştirici ve
bütünleştiricilikten ödün vermemiştir. Zaten farklı bir durum olsaydı, emin ol ki
sen bugün Başbakan olamazdın. Sen Türkçülüğün Esasları'nı yazan rahmetli Ziya
Gökalp'ın şiirini okuduğundan dolayı kısa süreli cezaevine girdin. Sonra da bu
mağduriyeti siyasi hayatın boyunca hep kullandın. İstismar ettin, Türklükle
ilgili her değeri fütursuzca karşına aldın. Bu büyük milletin isminin Türk
olduğunu hep ihmal ettin, görmezden geldin. Şimdi de Türkçülükle, Kürtçülüğü
karşı karşıya getirmek amacıyla yeni bir oyun oynamak için harekete geçtin. Acaba
aklının bir köşesinde Türklerle Kürtlerin çatışması için bir niyet mi
taşıyorsun?''

Bahçeli, ''Başbakan'ın dürüstlük ve samimiyet sınavından geçmesi için
sekiz ana hususu yerine getirmesi'' gerektiğini ifade ederek, bunları şöyle
sıraladı:
'
'Milli devlet olarak üniter siyasi yapıda kurulmuş Cumhuriyetin
temellerinin hiçbir şekilde sulandırılamayacağı ve Anayasa'nın ilk üç maddesinde
ifadesini bulan ilkelere sadık kalınacağı tereddüte ve farklı yorumlara mahal
bırakmayacak şekilde Başbakan tarafından ortaya konulmalıdır.

Başbakan, Türk milletini 36 etnik grup olarak tasnif etmekten ve
Türkiyelilik kavramının Türk milli kimliği yerine geçmesi ısrarından artık
vazgeçmek durumundadır.

Türkçenin sadece resmi dil değil, aynı zamanda eğitim dili olduğunu, bu
nedenle Türkçeden başka ikinci dil isteklerinin Türk Milli Eğitim sistemi içine
sokulmasının kabul edilemeyeceğini açıkça söylemelidir.

Seçimler sonrası yeni Anayasa ile PKK'nın milli kimlik, dil ve yönetim
taleplerinin karşılanmayacağını şimdiden ilan etmelidir.

İmralı ile yürütülen pazarlık ve müzakere sürecini derhal kesmeli,
terörist başının İmralı'dan örgütü yönetmesi önlenmelidir.

Başlattığı PKK açılımının tarihi bir hata olduğunu anlayarak bunu
sonlandırmalıdır.

Barzani ve Talabani'nin peşinden sürüklenerek bunlara Türkiye'nin
sorunları hakkında bilirkişi ve arabulucu gibi söz söyleme imkanı vermekten
vazgeçmelidir.

Terörle etkili mücadele için siyasi kararlılık sergilemelidir.

1 Ağustos 2009'da Polis Akademisi'nde Türkiye için en uygun bölünme
modellerini tartışmaya açan ve bu süreci bölünme eşiğine kadar getiren PKK
açılımı sürecinin koordinatörü İçişleri Bakanının da bulunduğu makamda bir gün
dahi durmayarak hemen istifa etmesi ya da görevinden alınması gerekmektedir.''

Hain tahrikler ve girişimler karşısında CHP'nin ''sessiz ve tepkisiz
kalmasının endişe verici olduğunu'' açıkladıklarını belirten Bahçeli, CHP Genel
Başkanı'nın gecikmeli olarak yaptığı ve sadece dil konusu ve Belçika örneği
üzerinde durduğu açıklamasının da soru işaretlerini gidermeye yetmeyeceği
söyledi.

Irak Cumhurbaşkanı'nın bir toplantı için Türkiye'ye geldiğini, iç
politikayı ilgilendiren konularda görüş ileri sürdüğünü dile getiren Bahçeli,
''Kendi ülkesi işgalin ve saldırının ortasındayken, ülkemizde demokrasiyle ilgili
görüşler serdetmesi düşündürücü olmuştur. Hiçbir yabancının, Türkiye'nin iç
politikasıyla ilgili görüş ileri sürmesi, yorum yapması ve tavsiyelerde bulunması
aymazlık ve densizliktir. Bizim aşiret reisliğinden kurtulamamış zihniyetlerden
alacağımız ve öğreneceğimiz bir şey de yoktur'' dedi.

Herkesin işine bakması ve kendi ülkesine odaklanması gerektiğini ifade
eden Bahçeli, ''Türkiye'nin cezaevinde yatan bölücü bir mahkuma milletimizin
gözünün içine baka baka selam gönderilmesi diklenmektir, tavır koymaktır. Kendi
topraklarını işgal edenlerle sarmaş dolaş olanların, benzer alçalmayı ülkemizde
de sürdürmesi gafletten öte kendini bilmezliktir, hayasızlığın daniskasıdır''
diye konuştu.

Gelinen bugünkü noktada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Diyarbakır'a
yapacağı ziyaretin önem kazandığını söyleyen Bahçeli, ''Devletin başı olan Sayın
Cumhurbaşkanı'nın Diyarbakır'da Anayasal konumuna ve yeminine uygun olarak bu
konularda gereken hassasiyeti göstereceğini beklediğimizi ifade etmek isterim.
Aksi takdirde, kaçınılmaz olarak Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki rol
paylaşımının devam ettiği sonucuna varmamıza kimse karşı çıkamayacak, buna da
itiraz edilemeyecektir. Bundan en başta yara alacak da Cumhurbaşkanlığı makamı
olacaktır'' dedi.

''Milli ve üniter devlet yapımızın korunması ve iki dilli hayata müsaade
edilmemesinin'' herkesin üstünde titremesi gereken bir husus olduğunu kaydeden
Bahçeli, ''Eğer özerklik talepleri, ayrı bayrak ve dil istekleri şirazesinden
çıkarsa, milli ve üniter devlet yapısını muhafaza etmek mümkün olmayacaktır. İki
dilli hayat talebi, siyasi bölücülerin Türk devleti eliyle yeni bir millet
yaratması girişimidir ve kesinkes milletimizi ayıracaktır'' diye konuştu.
Bahçeli, şunları kaydetti:

''Türk milletinin içinden kim farklı bir millet çıkarmanın arayışındaysa
ve Türk vatanını taksim etmenin kim peşindeyse, unutmasınlar ki karşılarında dağ
gibi MHP vardır ve bu emellerine asla geçit vermeyecektir. Türkiye'yi ateşe
sürüklemeye, kutlu vatan topraklarını ayırmaya, özerklik adı altında bağımsız
dört parçalı bir Kürdistan'ın temellerini atmaya hiç kimsenin gücü
yetmeyecektir.

Vurulup tertemiz alnından sere serpe yatanların, bir hilal uğruna batan
güneşlerin, cephe de mermisi bitse de 'süngüm var' diyenlerin kutlu emanetini
ayıracak, dağıtacak ve parçalayacak birileri daha anasının karnından
doğmamıştır.

İki dilli, iki bayraklı ve özerk bir yönetimi esas alarak konfederasyon
özlemlerini gerçekleştirmeye çalışanlar ve bağımsızlığın duble yollarını şimdiden
inşa etmeye yeltenenler Türk milletinin ipek eldiven içindeki çelikten yumruğunu
mutlaka yiyeceklerdir. Hiç kimse rüyaya kapılmasın, yanılıp yenilip hayaller
kurmasın. Bizim ne verilecek bir çakıl taşımız vardır ne de arkamızı dönüp
gideceğimiz toprak parçamız vardır. Ne yüzüstü bırakıp gideceğimiz insanımız ne
de yeniden çizilecek sınırımız vardır. Bu irademize rağmen, Türkiye'yi bölmeyi ve
milletimizi parçalamayı düşünenler varsa; bu şer ve fitne mahfillerin hesabını
sormak ve yakalarından yapışmak MHP'nin bir şeref ve siyasi namus meselesi
olacaktır ve hadlerini bildirmek için de her daim hazır olacağız.''

Bahçeli, konuşması sırasında vefatının 74. yılı dolayısıyla Mehmet Akif
Ersoy'u andı.

İstanbul'da Velibaba Cemevine saldıranların bir an önce yakalanarak
adalet önüne çıkarılmasını beklediğini ifade eden Bahçeli, sporda centilmenliğine
ve rekabetine yakışmayan kavga görüntülerinin de tehlikeli gelişmelerin habercisi
niteliğinde olduğunu söyledi.(12:23)