2013-01-23 - 15:00
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için kadınların içgücüne katılım ve iş yaşamında karşılaştığı sorunlara ilişkin araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu'na getirdi. Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, öğretmenlerin alan değişikliğinden sonra intiharın eşiğine geldiklerini söylediğini kaydetti.
BDP'li Birtane, öğretmenlerin alan değişikliğiyle ilgili sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, 4+4+4 uygulamasından sonra 80 bin öğretmenin norm fazlası konumuna düştüğünü öne sürdü.
Bu aşamada alan değişikliğinin devreye girdiğini belirten Birtane, bunun öğretmenleri daha da mağdur bıraktığını söyledi. Birtane, öğretmenlerin geçtikleri alanda yetersiz kaldıklarını ve verimsiz olduklarını söylediğini anlatarak, ''Öğretmenler, öğrencilerin kendilerinden faydalanamadığını, öğrencilere yeterince yararlı olamadıklarını ve bunun da psikolojilerinin bozularak depresyona girmelerine neden olduğunu söylemektedir'' dedi.
Alanlarından memnun olmayan öğretmenlerin, il dışına gitmeyi kabul etmeleri halinde tayinlerinin yapılacağının belirtildiğini kaydeden Birtane, bazı öğretmenlerin kendisine gönderdiği mektupları okudu.
Birtane, bir öğretmenin mektubunda, ''alan değişikliğinden sonra psikolojisinin bozulduğunu ve intihar eşiğine geldiklerini belirttiğini'' kaydetti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit Babıali baskını hakkında, CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan da tarım satış kooperatifleri birliklerinin güçlüklerinin değerlendirilmesi hakkında gündemdışı konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ''Cep telefonları, kredi kartları, internet, Facebook yüzünden ne kadar ailenin ayrıldığını, ne kadar aile içi şiddetin meydana geldiğini düşünmemizde yarar var'' dedi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için kadınların içgücüne katılım ve iş yaşamında karşılaştığı sorunlara ilişkin araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, öneri lehinde yaptığı konuşmada, kadınların işgücüne katılımının düşük olduğunu, 4 kadından 1'inin çalıştığını, yüzde 75'inin işsiz olduğunu belirtti.
Güler, kadının işsizine işsiz değil; ev kadını denildiğini belirterek, 18 milyon çalışan erkeğe karşın 7 milyon kadının çalışma olanağı bulduğunu ifade etti. Güler, bu durumun, kadının çalışma yaşamında açık şekilde ayrımcılığa tabi tutulduğu anlamına geldiğini kaydetti.
CHP'li Güler, çalışma hakkının, anayasa doğrultusunda erkeklere olduğu kadar kendisine de tanınmış bir hak olduğunu dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Sevim Savaşer, AK Parti iktidarında, kadınlara yönelik önemli yasal düzenlemeler yapıldığını ifade ederek, bu düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
Savaşer, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde kadın istihdamının artırılmasına yönelik alt komisyon kurulduğunu anımsattı.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, kadın denildiğinde herkesin titremesi gerektiğini, kadın meselesinin aslında erkek meselesi olduğunu belirtti.
Kadına yönelik tavır, tutum, uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Yeniçeri, yasaları değiştirerek kadına yönelik şiddetin, ekonomik, sosyal yapının değişeceğinin düşünüldüğünü aslında bunun sadece yasa meselesi olmadığını kaydetti.
Erkeğin kafa yapısını, kalıplarını değiştirmeden kadın sorunlarının çözülemeyeceğini vurgulayan Yeniçeri, ''Cep telefonları, kredi kartları, internet, sosyal paylaşım siteleri yüzünden ne kadar ailenin ayrıldığını, ne kadar aile içi şiddetin meydana geldiğini düşünmemizde yarar var'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP ve MHP, anadilde savunma hakkı getiren kanun tasarısının ''temel kanun'' olarak görüşülmesine tepki gösterdi.
AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için Meclis'in çalışma takvimine ilişkin önerisini, TBMM Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti'nin, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın, iki bölüm halinde temel kanun olarak görüşülmesini öneren grup önerisine karşı çıktı.
Vural, bu tasarının, temel kanun niteliğinde olmadığını savunarak, bunun, milletvekillerinin, grupların, maddeler üzerinde görüş ve düşüncelerini kısıtlayıcı bir davranış olduğunu belirtti. Vural, böyle bir önerinin işleme alınmamasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, grup önerisinin, TBMM İçtüzük çerçevesinde, hukuka uygun olduğunu ifade ederek, bundan önce daha az maddeli tasarıların, bütün partilerin oy birliğiyle Danışma Kurulu kararı şeklinde temel kanun olarak görüşüldüğünü söyledi.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ise AK Parti'nin, Meclis'in yasama yetkisini elinden aldığını; 15 maddelik tasarının, temel kanun olamayacağını kaydetti. Genç, temel kanun olup olmadığına, Başkanlık Divanı'nın değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Bu konuşmaların ardından MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, TBMM Başkanlığı'nın tavrına ilişkin usul tartışması açılmasını talep etti.
Aydın, başkanlığın tutumu üzerinde lehte yaptığı konuşmada, sadece AK Parti döneminde değil, daha önceki dönemlerde de temel kanun görüşmelerinin yapıldığını belirtti. Aydın, ''Mevzuat açık, teamüller ortadayken, bir kural hukuka uygun şekilde uygulanabiliyorsa, bu kuralı aynı şekilde uygulamak lazım. İşinize geliyordu, tamam dediniz; bu tasarıyı geciktirmek için zaman kazanmak adına, Meclis'in zamanını boşa geçirmek adına bunu yapmaya gerek yok'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, tasarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş hukukunu değiştirdiğini, 15 maddelik, bu kadar önemli bir tasarının temel kanun olamayacağını söyledi.
Şandır, ''Bu tasarıyı milletin, parlamentonun gözünden kaçırmak için İçtüzüğü de zorlayarak temel kanun yapmanızın hiçbir mantığı yoktur'' dedi.
Konuşmaların ardından Yakut, tasarının temel kanun kriterlerine uygun olduğunu, grup önerisinin işleme alınmasına dair tutumumda değişiklik olmadığını belirtti.
Daha sonra AK Parti'nin grup önerisinin görüşmelerine geçildi.
Konuşmalardan sonra grup önerisi oylanarak kabul edildi. TBMM Genel Kurulu, çalışma günleri dışında cuma ve cumartesi günleri de toplanacak.
Görüşmelerden sonra Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ana dilde savunma hakkı getiren yasa tasarısının görüşmeleri sırasında MHP, BDP ve AK Parti'li milletvekilleri arasında tartışma çıktı.
TBMM Genel Kurulu'nda, ana dilde savunma hakkı getiren, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı görüşülüyor.
MHP Grup Başakvnekili Oktay Vural, tasarının, Oslo görüşmelerinde varılan mutabakat ve terör örgütünün dayatması sonucu getirildiğini savundu.
BDP Grup Başkavnekili İdris Baluken ise Vural'ın propaganda yaptığını ileri sürerek, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'a ''Siz de buna göz yumuyorsunuz. Bir an önce bu yasanın görüşülmesiyle ilgili hassasiyetimiz var'' dedi. Yakut, görüşmelerde grup başkanvekillerine söz verdiklerini belirterek, ''O zaman bundan sonra hiçbir grup başkanvekiline söz vermeyeceğim. Dayanabilecek misiniz?'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, tasarının resmi dil ve yargı diliyle ilgili bir sakıncasının olmadığını ifade ederek, ''Milletimizin hassasiyetlerini kaşıyarak, nifak sokmak doğru bir şey olmasa gerek'' diye konuştu.
MHP milletvekilleri, Aydın'ın, ''nifak'' ifadesine tepki gösterdi. MHP Adana Milletvekili Seyfetin Yılmaz ile Ahmet Aydın arasında sözlü sataşma yaşandı.
Bu arada tartışan MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk ile BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken birbirlerinin üzerine yürüdü. Araya giren milletvekilleri, her iki milletvekilini sakinleştirmeye çalışırken tartışma büyüdü. Aynı anda MHP'li Seyfettin Yılmaz ile Ahmet Aydın da birbirlerinin üzerine yürüdü. Diğer milletvekillerinin de tartışmaya katılması üzerine Genel Kurul'daki gerginlik arttı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi.
Aranın ardından söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, insanların ana dilini kullanmalarına itiraz etmediklerini, ancak bu ana dilin hukuk dili haline getirilmesine karşı olduklarını söyledi. Şandır, Ahmet Aydın'a yönelik olarak, ''Konuşmalarımızı nifak olarak değerlendiremezsiniz'' dedi.
Ahmet Aydın ise kimsenin şahsına yönelik olarak ''nifak' değerlendirmesi yapmadığını söyledi. Aydın, ''Biz 'milli birlik ve kardeşlik' diyoruz. İnsana kendini savunma hakkını vermek gerekiyor. Uygulamadaki sıkıntıyı kaldırıyoruz. Herkesin özgürlükçü davranması lazım'' diye konuştu.
MHP'li Öztürk, tasarının, Sevr'de amaçlarına ulaşamayanların ruhlarındaki ıstırabı dindirmekten başka hiçbir amaca hizmet etmeyeceğini savundu. Savunma hakkının kutsal olduğunu belirten Öztürk, ancak başka bir dilde sözlü savunma imkanı tanımanın, devletin yargı yetkisini sulandıracağını kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, ''AK Parti, bu milletin temel hak ve özgürlüklerini kimseyle pazarlık malzemesi yapmaz. Biz sadece terörün sonlandırılmasını, kanın durdurulmasını müzakerede ederiz. Bu milletin hak ve hukukunu kimseyle müzakere etmeyiz'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, parti grupları, ''anadilde savunmaya'' ve hükümlülerin cezaevinde eşleriyle görüşmesine imkan tanıyan kanun tasarısının tümü üzerinde görüşlerini dile getirdi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, bir ülkede yargılama dilinin tartışmaya açılamayacağını, aksi halde egemenliğin tartışmaya açılmış olacağını söyledi.
Tezcan, devletin resmi dilinin ve yargılama dilinin Türkçe olduğunu tartıştıracak herhangi bir pozisyonunun, Türk halkının endişeye düşmesine neden olacağını belirtti.
Türkiye'nin uzun zamandan beri savunma hakkı ihlalleriyle karşı karşıya bulunduğunu savunan Tezcan, bunun tek nedeninin, ''yargının doğrudan doğruya siyasallaşması, siyasetin kontrolü altına girmesi'' olduğunu ileri sürdü.
Türkiye'de gizli tanık terörü bulunduğunu ileri süren Tezcan, buradan adalet değil, hukuk cinayeti çıkacağını söyledi. Tezcan, savunma hakkı ihlallerini ortadan kaldıracak, savunma hakkını güvence altına alacak uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
BDP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Murat Bozlak, anadil hakkının, temel, evrensel, yaşam hakkı kadar kutsal bir hak olduğunu söyledi.
''Kürt sorununun Türkiye'nin en temel sorunu olduğunu'' iddia eden Bozlak, ''Bu sorun, siyasi, hukuki ve insani boyutları olan devasa bir sorundur. Çözümü de siyasi ve politik olacaktır, anayasa ve yasal bazda ciddi değişiklikler getirtecektir. Kürtler'in anadilde savunma hakkından bahsettiği için bu değişiklik maddesinde kıyameti koparanlar, Kürt sorununun çözümü masaya yatırıldığında acaba ne yapacaklar-'' diye sordu.
Bozlak, tasarının, Kürt sorununu çözmeye yönelik olmadığını, Hükümet'in de böyle bir iddiasının bulunmadığını belirtti.
Tasarının, anadilde savunmaya ilişkin kalıcı, köklü bir çözüm getirmediğini, eksiklikler barındırdığını, somut bir durumu aşmaya yönelik olduğunu belirten Bozlak, canı gönülden destekledikleri bir tasarı olmadığını söyledi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, devletin resmi dilinin ve yargılama dilinin Türkçe olduğuna dair kimsenin en ufak şüphesinin olmaması gerektiğini kaydetti. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mahkemelerde Türkçe bilmeyen Kürt vatandaşlarımız, sanki hiç Kürtçe konuşmuyor, savunma yapmıyor, böyle bir şey yok. Bu vatandaşlarımız veya yabancı uyruklular, kendi anadillerinde ifadelerini veriyor, savunma yapıyor, bunlar tercüman vasıtasıyla çevrilip, dosyaya giriyor. Bu düzenlemeyle farklı bir şey mi geliyor? Farklı bir düzenleme gelmiyor. Bir takım yargılamalar, sanıkların ifadesi alınamadığından dolayı kilitlenmiş durumda, sanıklar kendi dillerinde savunma yapacaklarını söylemişlerdir. Mahkemeler, sanıkların bu taleplerinin karşılanmasında şu anki mevzuat anlamında engel olmamasına rağmen maalesef bu talepleri yerine getirmemiş, yargılamalar neredeyse kilitlemiş, ilerleyememiştir. Bunun için bu düzenleme yapılıyor. Düzenlemeyle, yürürlükteki mevzuata göre çözümlenebilecek mesele daha açık ifade kullanılarak kaleme alınmıştır.''
Yargılama dilinin değişmediğini dile getiren Özel, resmi dil ve yargılama dilinin Türkçe olduğunu vurguladı.
Özel, tasarıdaki ''kendini daha iyi ifade edebileceği dil'' ibaresinin, anadilden daha geniş bir çerçeveyi ifade ettiğini kaydetti.
Özel, hiçbir etnik grubu özel hak verilmemesi, bu topraklarda yaşayan herkese temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz sağlanması gerektiğini dile getirdi.
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, kişisel görüşlerini dile getirirken, Hakkari, Mardin, Van'da, bir vatandaşın, mahkemeye, kolluk kuvvetine gittiğinde ''Türkçe bilmiyorum'' demesini halinde derhal tercüman tayin edildiğini söyledi. ''Sorun ne-'' diye soran Dibek, AİHM'de, Türkiye aleyhine adil yargılama hakkının engellendiğine dair bir kararın bulunmadığını belirtti.
Tasarıyı, AK Partililer'in hiçbirinin içine sindiremediğini savunan Dibek, ''Siyasi bir talep, düzenleme. Bunu geçireceksiniz, fütursuzca bir yaklaşım. Anayasa'ya aykırı bu düzenlemeyi nasıl geçireceksiniz?'' diye sordu.
Tasarı üzerine söz alan AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun, CHP'nin, tasarıyla ilgili kafa karışıklığı yaşadığını söylemesi üzerine, CHP milletvekilleri tepki gösterdi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, ''Bu halka gerçeği söyleyemiyorsunuz. 'Söz verdik Oslo'da, söz verdik İmralı'ya' diyemiyorsunuz. Bir süre sonra kamuda anadil hizmeti, ana dilde eğitim, ardından 20 özerk bölgeli Türkiye önerisini kabul edeceğinizi diyemediğiniz için zihin karışıklığı yaşıyorsunuz'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti'nin yalnızca millete verdiği sözleri yerine getirdiğini ifade etti. Ünal, ''AK Parti, bu milletin temel hak ve özgürlüklerini kimseyle pazarlık malzemesi yapmaz. Devletin Oslo'da, İmralı'da, kanayan yarayı, terör sorununu nihayetlendirmek için yürüttüğü süreci sabote etmeye çalışmakla suçluyorum sizi. Biz sadece terörün sonlandırılmasını, kanın durdurulmasını müzakerede ederiz. Bu milletin hak ve hukukunu kimseyle müzakere etmeyiz'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise ''Oslo'da yüzde 95 anlaşmadan söz edenler sizlerdiniz. Bu halkın zekasıyla alay ediyorsunuz. Bence daha önceki görüşmelerde kimin şerefsiz olduğunu iddia ederken ciddi ciddi düşünmeliydiniz. Çünkü bu süreç inanın sizler için bir turnusol kağıdı'' dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDA ULAŞABİLİRSİNİZ***
BDP'li Birtane, öğretmenlerin alan değişikliğiyle ilgili sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, 4+4+4 uygulamasından sonra 80 bin öğretmenin norm fazlası konumuna düştüğünü öne sürdü.
Bu aşamada alan değişikliğinin devreye girdiğini belirten Birtane, bunun öğretmenleri daha da mağdur bıraktığını söyledi. Birtane, öğretmenlerin geçtikleri alanda yetersiz kaldıklarını ve verimsiz olduklarını söylediğini anlatarak, ''Öğretmenler, öğrencilerin kendilerinden faydalanamadığını, öğrencilere yeterince yararlı olamadıklarını ve bunun da psikolojilerinin bozularak depresyona girmelerine neden olduğunu söylemektedir'' dedi.
Alanlarından memnun olmayan öğretmenlerin, il dışına gitmeyi kabul etmeleri halinde tayinlerinin yapılacağının belirtildiğini kaydeden Birtane, bazı öğretmenlerin kendisine gönderdiği mektupları okudu.
Birtane, bir öğretmenin mektubunda, ''alan değişikliğinden sonra psikolojisinin bozulduğunu ve intihar eşiğine geldiklerini belirttiğini'' kaydetti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit Babıali baskını hakkında, CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan da tarım satış kooperatifleri birliklerinin güçlüklerinin değerlendirilmesi hakkında gündemdışı konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ''Cep telefonları, kredi kartları, internet, Facebook yüzünden ne kadar ailenin ayrıldığını, ne kadar aile içi şiddetin meydana geldiğini düşünmemizde yarar var'' dedi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için kadınların içgücüne katılım ve iş yaşamında karşılaştığı sorunlara ilişkin araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, öneri lehinde yaptığı konuşmada, kadınların işgücüne katılımının düşük olduğunu, 4 kadından 1'inin çalıştığını, yüzde 75'inin işsiz olduğunu belirtti.
Güler, kadının işsizine işsiz değil; ev kadını denildiğini belirterek, 18 milyon çalışan erkeğe karşın 7 milyon kadının çalışma olanağı bulduğunu ifade etti. Güler, bu durumun, kadının çalışma yaşamında açık şekilde ayrımcılığa tabi tutulduğu anlamına geldiğini kaydetti.
CHP'li Güler, çalışma hakkının, anayasa doğrultusunda erkeklere olduğu kadar kendisine de tanınmış bir hak olduğunu dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Sevim Savaşer, AK Parti iktidarında, kadınlara yönelik önemli yasal düzenlemeler yapıldığını ifade ederek, bu düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
Savaşer, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde kadın istihdamının artırılmasına yönelik alt komisyon kurulduğunu anımsattı.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, kadın denildiğinde herkesin titremesi gerektiğini, kadın meselesinin aslında erkek meselesi olduğunu belirtti.
Kadına yönelik tavır, tutum, uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Yeniçeri, yasaları değiştirerek kadına yönelik şiddetin, ekonomik, sosyal yapının değişeceğinin düşünüldüğünü aslında bunun sadece yasa meselesi olmadığını kaydetti.
Erkeğin kafa yapısını, kalıplarını değiştirmeden kadın sorunlarının çözülemeyeceğini vurgulayan Yeniçeri, ''Cep telefonları, kredi kartları, internet, sosyal paylaşım siteleri yüzünden ne kadar ailenin ayrıldığını, ne kadar aile içi şiddetin meydana geldiğini düşünmemizde yarar var'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP ve MHP, anadilde savunma hakkı getiren kanun tasarısının ''temel kanun'' olarak görüşülmesine tepki gösterdi.
AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için Meclis'in çalışma takvimine ilişkin önerisini, TBMM Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti'nin, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın, iki bölüm halinde temel kanun olarak görüşülmesini öneren grup önerisine karşı çıktı.
Vural, bu tasarının, temel kanun niteliğinde olmadığını savunarak, bunun, milletvekillerinin, grupların, maddeler üzerinde görüş ve düşüncelerini kısıtlayıcı bir davranış olduğunu belirtti. Vural, böyle bir önerinin işleme alınmamasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, grup önerisinin, TBMM İçtüzük çerçevesinde, hukuka uygun olduğunu ifade ederek, bundan önce daha az maddeli tasarıların, bütün partilerin oy birliğiyle Danışma Kurulu kararı şeklinde temel kanun olarak görüşüldüğünü söyledi.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ise AK Parti'nin, Meclis'in yasama yetkisini elinden aldığını; 15 maddelik tasarının, temel kanun olamayacağını kaydetti. Genç, temel kanun olup olmadığına, Başkanlık Divanı'nın değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Bu konuşmaların ardından MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, TBMM Başkanlığı'nın tavrına ilişkin usul tartışması açılmasını talep etti.
Aydın, başkanlığın tutumu üzerinde lehte yaptığı konuşmada, sadece AK Parti döneminde değil, daha önceki dönemlerde de temel kanun görüşmelerinin yapıldığını belirtti. Aydın, ''Mevzuat açık, teamüller ortadayken, bir kural hukuka uygun şekilde uygulanabiliyorsa, bu kuralı aynı şekilde uygulamak lazım. İşinize geliyordu, tamam dediniz; bu tasarıyı geciktirmek için zaman kazanmak adına, Meclis'in zamanını boşa geçirmek adına bunu yapmaya gerek yok'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, tasarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş hukukunu değiştirdiğini, 15 maddelik, bu kadar önemli bir tasarının temel kanun olamayacağını söyledi.
Şandır, ''Bu tasarıyı milletin, parlamentonun gözünden kaçırmak için İçtüzüğü de zorlayarak temel kanun yapmanızın hiçbir mantığı yoktur'' dedi.
Konuşmaların ardından Yakut, tasarının temel kanun kriterlerine uygun olduğunu, grup önerisinin işleme alınmasına dair tutumumda değişiklik olmadığını belirtti.
Daha sonra AK Parti'nin grup önerisinin görüşmelerine geçildi.
Konuşmalardan sonra grup önerisi oylanarak kabul edildi. TBMM Genel Kurulu, çalışma günleri dışında cuma ve cumartesi günleri de toplanacak.
Görüşmelerden sonra Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ana dilde savunma hakkı getiren yasa tasarısının görüşmeleri sırasında MHP, BDP ve AK Parti'li milletvekilleri arasında tartışma çıktı.
TBMM Genel Kurulu'nda, ana dilde savunma hakkı getiren, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı görüşülüyor.
MHP Grup Başakvnekili Oktay Vural, tasarının, Oslo görüşmelerinde varılan mutabakat ve terör örgütünün dayatması sonucu getirildiğini savundu.
BDP Grup Başkavnekili İdris Baluken ise Vural'ın propaganda yaptığını ileri sürerek, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'a ''Siz de buna göz yumuyorsunuz. Bir an önce bu yasanın görüşülmesiyle ilgili hassasiyetimiz var'' dedi. Yakut, görüşmelerde grup başkanvekillerine söz verdiklerini belirterek, ''O zaman bundan sonra hiçbir grup başkanvekiline söz vermeyeceğim. Dayanabilecek misiniz?'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, tasarının resmi dil ve yargı diliyle ilgili bir sakıncasının olmadığını ifade ederek, ''Milletimizin hassasiyetlerini kaşıyarak, nifak sokmak doğru bir şey olmasa gerek'' diye konuştu.
MHP milletvekilleri, Aydın'ın, ''nifak'' ifadesine tepki gösterdi. MHP Adana Milletvekili Seyfetin Yılmaz ile Ahmet Aydın arasında sözlü sataşma yaşandı.
Bu arada tartışan MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk ile BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken birbirlerinin üzerine yürüdü. Araya giren milletvekilleri, her iki milletvekilini sakinleştirmeye çalışırken tartışma büyüdü. Aynı anda MHP'li Seyfettin Yılmaz ile Ahmet Aydın da birbirlerinin üzerine yürüdü. Diğer milletvekillerinin de tartışmaya katılması üzerine Genel Kurul'daki gerginlik arttı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi.
Aranın ardından söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, insanların ana dilini kullanmalarına itiraz etmediklerini, ancak bu ana dilin hukuk dili haline getirilmesine karşı olduklarını söyledi. Şandır, Ahmet Aydın'a yönelik olarak, ''Konuşmalarımızı nifak olarak değerlendiremezsiniz'' dedi.
Ahmet Aydın ise kimsenin şahsına yönelik olarak ''nifak' değerlendirmesi yapmadığını söyledi. Aydın, ''Biz 'milli birlik ve kardeşlik' diyoruz. İnsana kendini savunma hakkını vermek gerekiyor. Uygulamadaki sıkıntıyı kaldırıyoruz. Herkesin özgürlükçü davranması lazım'' diye konuştu.
MHP'li Öztürk, tasarının, Sevr'de amaçlarına ulaşamayanların ruhlarındaki ıstırabı dindirmekten başka hiçbir amaca hizmet etmeyeceğini savundu. Savunma hakkının kutsal olduğunu belirten Öztürk, ancak başka bir dilde sözlü savunma imkanı tanımanın, devletin yargı yetkisini sulandıracağını kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, ''AK Parti, bu milletin temel hak ve özgürlüklerini kimseyle pazarlık malzemesi yapmaz. Biz sadece terörün sonlandırılmasını, kanın durdurulmasını müzakerede ederiz. Bu milletin hak ve hukukunu kimseyle müzakere etmeyiz'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, parti grupları, ''anadilde savunmaya'' ve hükümlülerin cezaevinde eşleriyle görüşmesine imkan tanıyan kanun tasarısının tümü üzerinde görüşlerini dile getirdi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, bir ülkede yargılama dilinin tartışmaya açılamayacağını, aksi halde egemenliğin tartışmaya açılmış olacağını söyledi.
Tezcan, devletin resmi dilinin ve yargılama dilinin Türkçe olduğunu tartıştıracak herhangi bir pozisyonunun, Türk halkının endişeye düşmesine neden olacağını belirtti.
Türkiye'nin uzun zamandan beri savunma hakkı ihlalleriyle karşı karşıya bulunduğunu savunan Tezcan, bunun tek nedeninin, ''yargının doğrudan doğruya siyasallaşması, siyasetin kontrolü altına girmesi'' olduğunu ileri sürdü.
Türkiye'de gizli tanık terörü bulunduğunu ileri süren Tezcan, buradan adalet değil, hukuk cinayeti çıkacağını söyledi. Tezcan, savunma hakkı ihlallerini ortadan kaldıracak, savunma hakkını güvence altına alacak uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
BDP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Murat Bozlak, anadil hakkının, temel, evrensel, yaşam hakkı kadar kutsal bir hak olduğunu söyledi.
''Kürt sorununun Türkiye'nin en temel sorunu olduğunu'' iddia eden Bozlak, ''Bu sorun, siyasi, hukuki ve insani boyutları olan devasa bir sorundur. Çözümü de siyasi ve politik olacaktır, anayasa ve yasal bazda ciddi değişiklikler getirtecektir. Kürtler'in anadilde savunma hakkından bahsettiği için bu değişiklik maddesinde kıyameti koparanlar, Kürt sorununun çözümü masaya yatırıldığında acaba ne yapacaklar-'' diye sordu.
Bozlak, tasarının, Kürt sorununu çözmeye yönelik olmadığını, Hükümet'in de böyle bir iddiasının bulunmadığını belirtti.
Tasarının, anadilde savunmaya ilişkin kalıcı, köklü bir çözüm getirmediğini, eksiklikler barındırdığını, somut bir durumu aşmaya yönelik olduğunu belirten Bozlak, canı gönülden destekledikleri bir tasarı olmadığını söyledi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, devletin resmi dilinin ve yargılama dilinin Türkçe olduğuna dair kimsenin en ufak şüphesinin olmaması gerektiğini kaydetti. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Mahkemelerde Türkçe bilmeyen Kürt vatandaşlarımız, sanki hiç Kürtçe konuşmuyor, savunma yapmıyor, böyle bir şey yok. Bu vatandaşlarımız veya yabancı uyruklular, kendi anadillerinde ifadelerini veriyor, savunma yapıyor, bunlar tercüman vasıtasıyla çevrilip, dosyaya giriyor. Bu düzenlemeyle farklı bir şey mi geliyor? Farklı bir düzenleme gelmiyor. Bir takım yargılamalar, sanıkların ifadesi alınamadığından dolayı kilitlenmiş durumda, sanıklar kendi dillerinde savunma yapacaklarını söylemişlerdir. Mahkemeler, sanıkların bu taleplerinin karşılanmasında şu anki mevzuat anlamında engel olmamasına rağmen maalesef bu talepleri yerine getirmemiş, yargılamalar neredeyse kilitlemiş, ilerleyememiştir. Bunun için bu düzenleme yapılıyor. Düzenlemeyle, yürürlükteki mevzuata göre çözümlenebilecek mesele daha açık ifade kullanılarak kaleme alınmıştır.''
Yargılama dilinin değişmediğini dile getiren Özel, resmi dil ve yargılama dilinin Türkçe olduğunu vurguladı.
Özel, tasarıdaki ''kendini daha iyi ifade edebileceği dil'' ibaresinin, anadilden daha geniş bir çerçeveyi ifade ettiğini kaydetti.
Özel, hiçbir etnik grubu özel hak verilmemesi, bu topraklarda yaşayan herkese temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz sağlanması gerektiğini dile getirdi.
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, kişisel görüşlerini dile getirirken, Hakkari, Mardin, Van'da, bir vatandaşın, mahkemeye, kolluk kuvvetine gittiğinde ''Türkçe bilmiyorum'' demesini halinde derhal tercüman tayin edildiğini söyledi. ''Sorun ne-'' diye soran Dibek, AİHM'de, Türkiye aleyhine adil yargılama hakkının engellendiğine dair bir kararın bulunmadığını belirtti.
Tasarıyı, AK Partililer'in hiçbirinin içine sindiremediğini savunan Dibek, ''Siyasi bir talep, düzenleme. Bunu geçireceksiniz, fütursuzca bir yaklaşım. Anayasa'ya aykırı bu düzenlemeyi nasıl geçireceksiniz?'' diye sordu.
Tasarı üzerine söz alan AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun, CHP'nin, tasarıyla ilgili kafa karışıklığı yaşadığını söylemesi üzerine, CHP milletvekilleri tepki gösterdi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, ''Bu halka gerçeği söyleyemiyorsunuz. 'Söz verdik Oslo'da, söz verdik İmralı'ya' diyemiyorsunuz. Bir süre sonra kamuda anadil hizmeti, ana dilde eğitim, ardından 20 özerk bölgeli Türkiye önerisini kabul edeceğinizi diyemediğiniz için zihin karışıklığı yaşıyorsunuz'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti'nin yalnızca millete verdiği sözleri yerine getirdiğini ifade etti. Ünal, ''AK Parti, bu milletin temel hak ve özgürlüklerini kimseyle pazarlık malzemesi yapmaz. Devletin Oslo'da, İmralı'da, kanayan yarayı, terör sorununu nihayetlendirmek için yürüttüğü süreci sabote etmeye çalışmakla suçluyorum sizi. Biz sadece terörün sonlandırılmasını, kanın durdurulmasını müzakerede ederiz. Bu milletin hak ve hukukunu kimseyle müzakere etmeyiz'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise ''Oslo'da yüzde 95 anlaşmadan söz edenler sizlerdiniz. Bu halkın zekasıyla alay ediyorsunuz. Bence daha önceki görüşmelerde kimin şerefsiz olduğunu iddia ederken ciddi ciddi düşünmeliydiniz. Çünkü bu süreç inanın sizler için bir turnusol kağıdı'' dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDA ULAŞABİLİRSİNİZ***
