2011-02-07 - 18:33
TBMM Genel Kurulunda konuşmaların ardından, 6. bölümde yer alan maddelerin görüşülmesine
başlandı.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan,
''Torba Tasarı'nın, AK Parti'nin ülkeyi soktuğu girdabın bir ürünü olduğunu'' öne
sürdü.
Ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim alacaklarını
yeniden yapılandıran, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler içeren, ''Torba
Tasarı''nın 6. bölümünün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, bölümün tümü üzerinde yaptığı
konuşmada, tasarının, toplumun ilgili kesimlerine kulak tıkanarak hazırlandığını
öne sürdü. Parlamentoda, uzlaşı içinde yapılan düzenlemelerin, ''İller Bankası
Kanunu'nda olduğu gibi'' çok güzel sonuçlar ortaya çıkardığına dikkati çeken
Baratalı, ''Ama bu tasarı ekleme ve çıkarmalarla amacından uzaklaşmıştır. Tasarı,
Ankara'nın içini boşaltma tasarısı haline gelmiştir'' dedi.
Şırnak'a gittiğini ve Kasrik Boğazı'ndaki arama noktasında, ''Başbakan
Erdoğan'ın Şırnak'a nasıl geldiğini'' sorduğunu anlatan Baratalı, Erdoğan'ın,
''Ankara'dan özel uçakla Mardin'e, Mardin'den Şırnak'a helikopterle geldiği,
oradan kongre salonuna geçtiğinin'' söylendiğini aktardı. Baratalı, ''O zaman
anladım ki Sayın Başbakan'ın Şırnak'ta kömür üzerinde oynanan oyunlardan, Habur
Gümrük Kapısı'ndaki sorunlardan haberi yok. Tasarı hiçbir soruna çare
olmayacaktır, tersine yeni sorunlar doğuracaktır'' diye konuştu.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, ''Geçmiş dönemlerde böyle bir
yasa tasarısı hatırlayan var mı?'' sorusuyla başladığı konuşmasında, tasarının
birbirine benzemeyen yüzlerce madde içerdiğini ileri sürdü. AK Parti'li
milletvekillerine seslenen Ayhan, şöyle devam etti:
''Sizin dönemdeki kadar borçlanılmadı, cari açık verilmedi, ithalat
yapılmadı, dış ticaret açığı verilmedi, devlet malı satılmadı. Bu tasarı, AKP'nin
ülkeyi soktuğu girdabın bir ürünüdür. Böyle bir tasarıyı Meclisin huzuruna
getirmekten AKP'li milletvekilleri bile memnun değiller. Alt Komisyon Başkanı
Recai Berber, bu tasarıdaki madde sayısını nasıl bu kadar artırdı, anlamadık?
Kendisini tebrik ettik. Bize, 'böyle bir şeyin her yıl olması gerektiğini'
söyledi. Bu akla ziyan bir durum. Ülke nasıl bu kadar sıkıntının içerisine
sokulabilir? Bu tasarı sıkıntıların göstergesi. Tasarıya bakarsanız dertli
olmayan toplum kesimi yok ve kurum yok. Tasarının hesabı ve kitabı yok. Ne
getirip götüreceği belli değil.''
BDP Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş da tasarıda, toplumun birçok
kesiminin karşı çıktığı maddeler bulunduğunu savundu. Tasarıyla, ''Daha rahat
ihale dağıtılmasını sağlamak adına'' denetimsiz bir ortam yaratılmaya
çalışıldığını öne süren Karabaş, ''Öğrenci affında bir madde var, gözden kaçıyor
sürekli olarak. 'Terör suçlarından hüküm giyenler hariç' şeklinde. Üniversite
öğrencisi olup terör suçundan hüküm giyenler kimlerdir? Ana dilde eğitim isteyen,
'kan dursun', 'ölüm olmasın' diyenler. Hırsızlar, katiller, tecavüzcüler
yararlanıyor bu aftan. Tek bir istisnası var, Kürtler yok bu tasarının içinde.
Herkes eğitim alabilir, Kürtler alamaz. Bunu anlamak gerekiyor bundan'' diye
konuştu.
Karabaş, Başbakan Erdoğan'ın, KKTC'deki protestolara ilişkin sözlerini de
''İnsanlara yönelik kullanılamayacak kelimeler var konuşma içinde'' şeklinde
eleştirdi.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ise şahsı adına söz
alarak, tasarıda yer alan maddelerin milyonlarca insanı ilgilendirdiğini
belirtti. Toplumun tüm kesimlerine yönelik barış sürecini oluşturacak düzenleme
üzerinde çalışıldığını anlatan Bilgiç, şöyle konuştu:
''Belli bir etnik grubun bu tasarı içinde yer almadığının ifade
edilmesini 'talihsizlik' olarak nitelendiriyorum. Buradaki eleştiriler, ülkedeki
genel ekonomik konjonktür üzerinde yoğunlaşıyor. Global kriz, Türkiye'de de belli
bir daralmaya neden olmuştur, biz bunu ifade ediyoruz. Şu anda toplumun
rahatlatılması için vatandaşın lehine olacak düzenlemeler yapılıyor. İşçiler
sokağa çağrılıyor. Türkiye'yi, Tunus ve Mısır ile karşılaştırma gafleti içine
düşenler var.
Tüm sendikaları tasarının hazırlanması sürecinde çağırdık. Gelip
konuşmadılar. Bunu sokakta yapmayı tercih ediyorlar. Biz halkın içinde halkla
beraber yaşıyoruz. Biz her yerdeyiz. 81 ilin her bir karış toprağına ayak basıp,
o yörelere hizmet götürüyoruz. Bu ülkede 21 bankayı hortumlayanların çıkıp burada
global buhran üzerinden politika yapmalarını anlamak mümkün değil.''
Şahsı adına söz alan CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ise
sulama birliklerinin İçişleri Bakanlığına bağlı olmasını eleştirdi. Aslanoğlu,
''Sulama birlikleri neden İçişleri Bakanlığına bağlı? Kanallardaki suya trafik
polisi mi yön verecek? Zaten kanalların tamamı tahrip olmuş. Kanun gelsin,
buradan bir günde çıkar. Çevre Bakanı'na inanmıyorum artık. 'Kanun hazır' diyor
ya sürekli olarak'' diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise milletvekillerinin sözlü
sorularını yanıtlarken, sulama birliklerine ilişkin kanun tasarısının
hazırlandığını, Meclise sevk edildiğini ve şu anda komisyonda görüşüldüğünü
anımsattı. Eroğlu, kanunun bu hafta içerisinde ana komisyona getirileceğini
bildirdi.
Konuşmaların ardından, 6. bölümde yer alan maddelerin görüşülmesine
başlandı.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ergene ile
ilgili projeler tamamlandığı zaman, bu yıl belediyelerde atık su arıtma
tesislerin temelini atacaklarını ve böylece Ergene Nehri'ni belli bir sürede
kontrol altına alacaklarını söyledi.
Bakan Eroğlu, TBMM Genel Kurulunda, ''Torba Tasarı''nın görüşmeleri
sırasında, BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş'ın tasarıda da yer alan, ''Kamu
İhale Kanununa tabi olmadan yapım ve işletme sürelerinde müşavirlik hizmet alımı
yapılabilmesi'' konusundaki eleştirilerine yanıt verdi.
Yaptıkları her işin şeffaf olduğunu belirten Eroğlu, ''Ülkede en çok
ihale yapan İSKİ, DSİ gibi kurumların ve bakanlığın başında bulundum ve her
işimizi açık yaptık'' dedi.
Veysel Eroğlu, müşavirlik hizmet alımlarının, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve
Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun
uyarınca Kamu İhale Kanunu dışında olmasının teknik bir zaruret olduğunu ifade
ederek, şöyle konuştu:
''3996 sayılı kanun, Kamu İhale Kanununa tabi mi? Değil. O zaman, 3996
ile yapılacak işleri kontrol edecek olan mühendislik ve müşavirlik hizmetlerinin
gerek yapım gerek hizmet süresinde mutlak surette Kamu İhale Kanunu'na tabi
olmaması lazım. Bu kanuna tabi olduğu zaman, paralellik sağlamak mümkün değil.
Müşavirlik hizmetlerine çeşitli itirazlar olabiliyor, idari mahkemelere
gidiliyor, işler aksayabilir. Bu teknik bir zaruretten kaynaklanmaktadır.''
Eroğlu, muhalefet milletvekillerinin konuyu gündeme getirmesi üzerine,
Ergene Nehri'nin 120 kilometrelik ıslahını daha önce bitirdiklerini söyledi. Bu
konuda master planı hazırladıklarını ifade eden Eroğlu, şunları kaydetti:
''Çevre ve Orman Bakanlığı olarak atık su arıtma tesislerini yapan birim
değil, kontrol eden birimiz. Ama buna rağmen biz belediye başkanları ile toplantı
yaptık. Sayın Başbakanın talimatı ile Bakanlığımızın yatırım fonlarından
belediyelere belli oranda hibe olarak destek vereceğimizi ifade ettik. Ama
oradaki belediye başkanlarına söyleyin de toplantılara katılsınlar ve
vazifelerini yerine getirsinler. Ergene ile ilgili çalışmalar başladı, bizzat
kendim kontrol ediyorum. Projeler tamamlandığı zaman, bu yıl belediyelerde atık
su arıtma tesislerin temelini atacağız. Ergene Nehri'ni de belli bir sürede
kontrol altına alacağız.''
Tasarının görüşmeleri, 141. madde üzerinde sürüyor.
(22.55)
''Torba Tasarı'nın, AK Parti'nin ülkeyi soktuğu girdabın bir ürünü olduğunu'' öne
sürdü.
Ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim alacaklarını
yeniden yapılandıran, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler içeren, ''Torba
Tasarı''nın 6. bölümünün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, bölümün tümü üzerinde yaptığı
konuşmada, tasarının, toplumun ilgili kesimlerine kulak tıkanarak hazırlandığını
öne sürdü. Parlamentoda, uzlaşı içinde yapılan düzenlemelerin, ''İller Bankası
Kanunu'nda olduğu gibi'' çok güzel sonuçlar ortaya çıkardığına dikkati çeken
Baratalı, ''Ama bu tasarı ekleme ve çıkarmalarla amacından uzaklaşmıştır. Tasarı,
Ankara'nın içini boşaltma tasarısı haline gelmiştir'' dedi.
Şırnak'a gittiğini ve Kasrik Boğazı'ndaki arama noktasında, ''Başbakan
Erdoğan'ın Şırnak'a nasıl geldiğini'' sorduğunu anlatan Baratalı, Erdoğan'ın,
''Ankara'dan özel uçakla Mardin'e, Mardin'den Şırnak'a helikopterle geldiği,
oradan kongre salonuna geçtiğinin'' söylendiğini aktardı. Baratalı, ''O zaman
anladım ki Sayın Başbakan'ın Şırnak'ta kömür üzerinde oynanan oyunlardan, Habur
Gümrük Kapısı'ndaki sorunlardan haberi yok. Tasarı hiçbir soruna çare
olmayacaktır, tersine yeni sorunlar doğuracaktır'' diye konuştu.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, ''Geçmiş dönemlerde böyle bir
yasa tasarısı hatırlayan var mı?'' sorusuyla başladığı konuşmasında, tasarının
birbirine benzemeyen yüzlerce madde içerdiğini ileri sürdü. AK Parti'li
milletvekillerine seslenen Ayhan, şöyle devam etti:
''Sizin dönemdeki kadar borçlanılmadı, cari açık verilmedi, ithalat
yapılmadı, dış ticaret açığı verilmedi, devlet malı satılmadı. Bu tasarı, AKP'nin
ülkeyi soktuğu girdabın bir ürünüdür. Böyle bir tasarıyı Meclisin huzuruna
getirmekten AKP'li milletvekilleri bile memnun değiller. Alt Komisyon Başkanı
Recai Berber, bu tasarıdaki madde sayısını nasıl bu kadar artırdı, anlamadık?
Kendisini tebrik ettik. Bize, 'böyle bir şeyin her yıl olması gerektiğini'
söyledi. Bu akla ziyan bir durum. Ülke nasıl bu kadar sıkıntının içerisine
sokulabilir? Bu tasarı sıkıntıların göstergesi. Tasarıya bakarsanız dertli
olmayan toplum kesimi yok ve kurum yok. Tasarının hesabı ve kitabı yok. Ne
getirip götüreceği belli değil.''
BDP Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş da tasarıda, toplumun birçok
kesiminin karşı çıktığı maddeler bulunduğunu savundu. Tasarıyla, ''Daha rahat
ihale dağıtılmasını sağlamak adına'' denetimsiz bir ortam yaratılmaya
çalışıldığını öne süren Karabaş, ''Öğrenci affında bir madde var, gözden kaçıyor
sürekli olarak. 'Terör suçlarından hüküm giyenler hariç' şeklinde. Üniversite
öğrencisi olup terör suçundan hüküm giyenler kimlerdir? Ana dilde eğitim isteyen,
'kan dursun', 'ölüm olmasın' diyenler. Hırsızlar, katiller, tecavüzcüler
yararlanıyor bu aftan. Tek bir istisnası var, Kürtler yok bu tasarının içinde.
Herkes eğitim alabilir, Kürtler alamaz. Bunu anlamak gerekiyor bundan'' diye
konuştu.
Karabaş, Başbakan Erdoğan'ın, KKTC'deki protestolara ilişkin sözlerini de
''İnsanlara yönelik kullanılamayacak kelimeler var konuşma içinde'' şeklinde
eleştirdi.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç ise şahsı adına söz
alarak, tasarıda yer alan maddelerin milyonlarca insanı ilgilendirdiğini
belirtti. Toplumun tüm kesimlerine yönelik barış sürecini oluşturacak düzenleme
üzerinde çalışıldığını anlatan Bilgiç, şöyle konuştu:
''Belli bir etnik grubun bu tasarı içinde yer almadığının ifade
edilmesini 'talihsizlik' olarak nitelendiriyorum. Buradaki eleştiriler, ülkedeki
genel ekonomik konjonktür üzerinde yoğunlaşıyor. Global kriz, Türkiye'de de belli
bir daralmaya neden olmuştur, biz bunu ifade ediyoruz. Şu anda toplumun
rahatlatılması için vatandaşın lehine olacak düzenlemeler yapılıyor. İşçiler
sokağa çağrılıyor. Türkiye'yi, Tunus ve Mısır ile karşılaştırma gafleti içine
düşenler var.
Tüm sendikaları tasarının hazırlanması sürecinde çağırdık. Gelip
konuşmadılar. Bunu sokakta yapmayı tercih ediyorlar. Biz halkın içinde halkla
beraber yaşıyoruz. Biz her yerdeyiz. 81 ilin her bir karış toprağına ayak basıp,
o yörelere hizmet götürüyoruz. Bu ülkede 21 bankayı hortumlayanların çıkıp burada
global buhran üzerinden politika yapmalarını anlamak mümkün değil.''
Şahsı adına söz alan CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ise
sulama birliklerinin İçişleri Bakanlığına bağlı olmasını eleştirdi. Aslanoğlu,
''Sulama birlikleri neden İçişleri Bakanlığına bağlı? Kanallardaki suya trafik
polisi mi yön verecek? Zaten kanalların tamamı tahrip olmuş. Kanun gelsin,
buradan bir günde çıkar. Çevre Bakanı'na inanmıyorum artık. 'Kanun hazır' diyor
ya sürekli olarak'' diye konuştu.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise milletvekillerinin sözlü
sorularını yanıtlarken, sulama birliklerine ilişkin kanun tasarısının
hazırlandığını, Meclise sevk edildiğini ve şu anda komisyonda görüşüldüğünü
anımsattı. Eroğlu, kanunun bu hafta içerisinde ana komisyona getirileceğini
bildirdi.
Konuşmaların ardından, 6. bölümde yer alan maddelerin görüşülmesine
başlandı.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ergene ile
ilgili projeler tamamlandığı zaman, bu yıl belediyelerde atık su arıtma
tesislerin temelini atacaklarını ve böylece Ergene Nehri'ni belli bir sürede
kontrol altına alacaklarını söyledi.
Bakan Eroğlu, TBMM Genel Kurulunda, ''Torba Tasarı''nın görüşmeleri
sırasında, BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş'ın tasarıda da yer alan, ''Kamu
İhale Kanununa tabi olmadan yapım ve işletme sürelerinde müşavirlik hizmet alımı
yapılabilmesi'' konusundaki eleştirilerine yanıt verdi.
Yaptıkları her işin şeffaf olduğunu belirten Eroğlu, ''Ülkede en çok
ihale yapan İSKİ, DSİ gibi kurumların ve bakanlığın başında bulundum ve her
işimizi açık yaptık'' dedi.
Veysel Eroğlu, müşavirlik hizmet alımlarının, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve
Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun
uyarınca Kamu İhale Kanunu dışında olmasının teknik bir zaruret olduğunu ifade
ederek, şöyle konuştu:
''3996 sayılı kanun, Kamu İhale Kanununa tabi mi? Değil. O zaman, 3996
ile yapılacak işleri kontrol edecek olan mühendislik ve müşavirlik hizmetlerinin
gerek yapım gerek hizmet süresinde mutlak surette Kamu İhale Kanunu'na tabi
olmaması lazım. Bu kanuna tabi olduğu zaman, paralellik sağlamak mümkün değil.
Müşavirlik hizmetlerine çeşitli itirazlar olabiliyor, idari mahkemelere
gidiliyor, işler aksayabilir. Bu teknik bir zaruretten kaynaklanmaktadır.''
Eroğlu, muhalefet milletvekillerinin konuyu gündeme getirmesi üzerine,
Ergene Nehri'nin 120 kilometrelik ıslahını daha önce bitirdiklerini söyledi. Bu
konuda master planı hazırladıklarını ifade eden Eroğlu, şunları kaydetti:
''Çevre ve Orman Bakanlığı olarak atık su arıtma tesislerini yapan birim
değil, kontrol eden birimiz. Ama buna rağmen biz belediye başkanları ile toplantı
yaptık. Sayın Başbakanın talimatı ile Bakanlığımızın yatırım fonlarından
belediyelere belli oranda hibe olarak destek vereceğimizi ifade ettik. Ama
oradaki belediye başkanlarına söyleyin de toplantılara katılsınlar ve
vazifelerini yerine getirsinler. Ergene ile ilgili çalışmalar başladı, bizzat
kendim kontrol ediyorum. Projeler tamamlandığı zaman, bu yıl belediyelerde atık
su arıtma tesislerin temelini atacağız. Ergene Nehri'ni de belli bir sürede
kontrol altına alacağız.''
Tasarının görüşmeleri, 141. madde üzerinde sürüyor.
(22.55)
