2012-09-24 - 17:30
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ OKTAY VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP'li Vural: "Biri sosyalist enternasyonal, birisi Oslo'da memleketin birlik ve bütünlüğünü peşkeş çekiyor. Bunlar maalesef 'aynı sudan içtik aynı yoldan ilerliyoruz, ikimiz de pkk'nın taleplerini sindire sindire hazmettire hazmettire kabul ettirmek için çalışıyoruz' diyor."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Oslo sürecini ve Balyoz yargılamasının sonuçlarını değerlendirdi.

Balyoz yargılama sürecinin sonunda verilen kararlarla ilgili olarak "aslında toplumun vicdanının rahat olmadığını" belirten Oktay Vural, "bu süreçte siyasi müdahalelerin, adil yargılama sürecini nasıl etkilediği ortaya çıkmıştır. Toptancı bir yargı anlayışı uygulanmış ve bu yönüyle bakıldığı zaman bu süreçler içerisinde maalesef sorumluluklar ayırt edilememiştir, neden adli bir yargılama süreci bu kadar etkilenmiştir? Bu sürecin siyasileştirilmiş olması, Yürütmenin baskısı altında bu sürecin götürülmüş olması bu verilen kararları vicdanlara sığdırmamıştır" şeklinde konuştu.

Başbakan'ın yargılama süreci devam ederken "biz darbecileri yargılıyoruz, tutukluyoruz" meyanındaki sözlerini "bu süreçleri siyasi yönüyle kullanmak" olduğunu ifade eden Vural, "Başbakan'ın karar verildikten sonra da 'süreç bitmedi, bir bakalım' demesi bu süreçlere yapılan siyasi müdahale halinin nasıl halkın vicdanını yansıtan bir karar çıkmasını engellediğinin ortaya çıkması bakımından dikkat çekicidir" dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın balyozla ilgili "nihai bir karar olmamasından memnuniyet duyduğunu" açıkladığını hatırlatan Vural, bundan sonraki süreçte Yargıtay kararının beklendiğini belirtti. "Bu konuda sorumlu olan olmayan ve kendisinin haberi olmadığı bir takım girişimler konusunda mahkum edilmesinden dolayı şikayetçi olanlar dikkate alındığı zaman bu MHP'nin yargı süreçlerinin siyasileştirilmesinin yürütmenin yargı üzerinde baskı oluşturmasının ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceği konusundaki endişesini haklı çıkartmıştır" şeklinde konuşan Vural, "bu bir sonuçtur bu sonuca etki eden siyasilerin böyle bir sonucun oluşması noktasında sorumluluklarını hatırlatmak istiyorum. Bu kadar özenle bir sorumluluk tespitinin yapılması, adil bir yargılama olması siyasileşmemesi noktasındaki uyarılarımıza rağmen bu süreçlerin çoğu maalesef siyasileşmiş özellikle Yürütmenin de bu süreçleri siyasi olarak kullanmıştır" ifadelerine yer verdi.

Balyoz davası ile ilgili olarak "AKP ve CHP, birisi savcı oluyordu, birisi avukat oluyordu, sonuçta ne oldu? Ağlayan insanlar, benim ne günahım var diyen insanlar ve bunların üzerinden siyaset üretmek isteyen insanlar. Kim sorumlu kim değil? Şu anda maalesef bir sis bombası var. O bakımdan bu adil yargılama sürecinin işlememiş olması netice itibarıyla Türkiye'de adil yargılamayı etkileyen bir takım güç odaklarının olduğunu ortaya koyuyor ki bu güç odaklarının başında da maalesef bu yargı süreçlerini siyasileştirenler olmuştur" diye konuşan MHP Grup Başkanvekili Vural, "Yargıtay süreci nasıl gelişecek ne olacak bilemiyoruz ama bu süreçler maalesef kamu vicdanını, adaletin vicdanlara sığmasını engellemiş, bizatihi adalete olan güveni azaltmıştır" dedi. Vural şunları kaydetti:

"Savunma hakkı yok edilmiştir. Sahte delil üretme, delillerin değerlendirme aşamaları, bunları neden kimler yok etmiştir? Böyle bir sürecin adil bir yargılama olmadığına ilişkin kanaati güçlendirmesi noktasında bu süreçlere müdahale edenlerin hiç mi sorumluluğu yoktur? O bakımdan bu müdahaleci anlayışın kendisini sorgulaması gerekiyor."

Yargı sürecinin "gündemi değiştirmenin bir aracı olarak kullanıldığını" ifade eden Vural, "Balyoz dalgalarının sürekli olarak dalgaların AKP hükümetinin sıkıntıya geldiği zamanlarda olduğunu, şimdi de bu balyoz dava süreci ve karar süreciyle, CHP'nin gündeme getirdiği Oslo sürecini meşrulaştırmak ve son zam olaylarının üzerini örtmek için istismar edildiğini" belirtti.

"Asıl gündemi karartmak ve Oslo görüşmelerini meşrulaştırmak için ana muhalefet partisinin ön ayak olduğunu sözlerine ekleyen Vural, "bu arada hükümetin de zamları bir araç olarak kullandığını" ifade etti. MHP'li Vural, "Daha önce 4+4+4 tartışmalarının zam+zam+zam şeklinde üzerinin kapatıldığını" belirten Vural, "bugün de balyozla ilgili kararın verilmesi sırasında millete balyozu indirdiler. Zam balyozunu indirdiler. Fırsat bu fırsattır dediler. Millet hazır bunu tartışıyorken, gelin zammı bindirelim dediler. Millet terörü tartışıyordu, millet AKP'nin terör karşısında acizliğini tartışıyordu. Şimdi aceleye getirildiği anlaşılan bu kararla aslında bir bakıyoruz ki Türkiye'de artık terörle mücadele tartışılmaz oldu. İşte yargı süreçleri, terörle mücadelede hükümetin zafiyetini sorgulama ortamında gündemi değiştirdi, Oslo sürecini hazmettirmek için de bir araç olarak kullanıldı, zam için de hükümet bulunmaz nimettir dedi ve zammı maalesef milletimize dayadılar" şeklinde konuştu.

Başbakan'ın "büyüme hızındaki göreceli düşüş bilinçli olarak uyguladığımız politikaların neticesidir" sözlerini hatırlatan Vural, "bu zamlar neyin neticesidir? Niye bunlardan bahsetmiyor Sayın Başbakan? Rezervimiz 110 milyar dolar olmuşmuş. Millette cepte para kalmadı ki. Milleti bitirdiler, balyozu da vurdular milletin başına, balyoz tartışmalarıyla bu tartışmaların da önünü kapattılar, kötü yönetiyorlar, bedelini millete ödetiyorlar. Başbakan bu zamlardan hiç bahsetmiyor" dedi. Oktay Vural şunları kaydetti:

"Maalesef geldiğimiz bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde bu süreçler milleti sindirmek için bir araç olarak kullanılıyor. Sürekli bunlar yapılıyor. Bir bomba atılıyor, sis bombası, vuruyorlar millete. 4+4+4'le bir araya getirdiler. Bir de o günlerde 12 Eylül davasının açılışı da vardı, fırsat bu fırsat. Fırsat buldukça milletin sırtına biniyorlar. Vuruyorlar ama Türkiye'nin gündeminde var mı bunlar? Yok. Varsa yoksa yargılama süreçleri. Hükümet milleti ezmek için bunları fırsat olarak kullanıyor ve bir takım siyasi tartışmalarla milletin gündeminin oluşmasını engelliyor. Biliyorsunuz şöyle bir deyiş vardır, kazı uyandırmadan yolma sanatıdır diye, işte bunlar da milleti uyandırmadan zam yapma sanatını öğrenmişler. Ben daha önce zam üstüne çul serme diye ifade etmiştim. Aynı şekilde şimdi zam üstüne balyoz serdiler. Türkiye'de bugün geldiğimiz bu noktada 19 milyon kişi borç ve faiz yükü altında eziliyor. 15 milyon iken 4 yılda 19 milyona çıkmış. Ve Türkiye'de 62,6 milyon kişi evinden uzak bir haftalık tatil yapamıyor. 43,5 milyon kişi haftada bir evine et tavuk götüremez hale gelmiş. Babacan diyor ki 'zor bir dönemdeyiz bütçedeki denge Türkiye'deki huzurun istikrarın temelidir. Zammı istikrar için yaptık' diyor. Ne biçim istikrardır ki ne istikbalimiz kaldı ne istiklalimiz kaldı. Nerede istikrar dış politikada mı istikrar var? Türkiye'de güvende mi istikrar var? Hangi istikrardan bahsediyorsunuz? Hükümetin içerisinde m istikrar var? Al birini vur ötekine. Hepsi birbirini eleştirir hale gelmiş. Türkiye yönetilemez bir hale gelmiş."

Oslo süreci ile "başka merkezlerde planlanmış projelerin tekrar milletin önüne yeni CHP ile getirildiğini" sözlerine ekleyen Vural, "Başbakan kendisi ne diyor? Önceki gün yaptığı görüşmede, pkk ile müzakeredeki yarışında kendilerinden bir boy öne geçmeye çalışan ana muhalefete sesleniyor diyor ki, Oslo belgeleri diyerek elinizde salladığınız o fotokopiler sosyalist enternasyonalde imzaladığınız belgelerin üstünü örtmez. Diyor ki tencere dibin kara, seninki benden kara diyor. Al birini vur ötekine. Fotokopiler diyor, fotokopi varsa aslı da vardır demektir. Biri sosyalist enternasyonal, birisi Oslo'da memleketin birlik ve bütünlüğünü peşkeş çekiyor. Biz Oslo'da pkk ile masaya oturduk ama siz de sosyalist enternasyonale Türkiye'yi şikâyet ettiniz, Birleşmiş Milletleri göreve çağırdınız diyor. Şu iki zihniyete bakın. Peki, bu iki zihniyet kendilerine oy veren vatandaş iradesiyle mi bunları oluşturuyorlar? Bu kâğıt parçalarını bu projeleri ellerine tutuşturanlar kimler? Bunlar maalesef aynı sudan içtik aynı yoldan ilerliyoruz, ikimiz de pkk'nın taleplerini sindire sindire hazmettire hazmettire kabul ettirmek için çalışıyoruz diyor" şeklinde konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Vural, CHP'ye "CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Meclis'te masayı kuralım diyor. Sen kimsin pkk'yla Meclis'te masayı kuralım diyen? Ne masasıymış o? Bu masayı yedi düveli Sevr'de getirdiler de 'kürdistan meselesi vardır' diyerek millete dayatmak istediler de, bu millet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le milli Kurtuluş Savaşı'nda bunu yırttı attı. Biz sahada kaybetmedik ki masada kaybedelim sen kim oluyorsun?" diye seslendi.

"Pkk bölücü terör örgütü ve siyasal kürtçülerin iktidarı da ana muhalefeti de vesayet altına aldığını" sözlerine ekleyen Vural, "Pkk vesayetinde siyaset olmaz. Silahın egemenliğine dayalı siyaset olmaz. Siz millet egemenliği için geldiniz. Pkk'yı muhatap görüyorsanız gidin onlarla görüşün. Pkk'nın taleplerini dile getiren birden fazla parti çıkmaya başladı" ifadelerine yer verdi.

Başbakan'a "Sayın Başbakan fotokopi diyor. Aslı varsa o zaman git kck iddianamesinde mutabakatın aslının Oslo'da hakem devlette olduğunu söyle. Mit soruşturmasının önünü aç. Aslını, fotokopisini herkes görsün" diye seslenen Vural, "Bu millet Habur'u hazmetmedi, Oslo'yu hazmetmedi. Şimdi CHP kalktı Oslo'yu hazmettirmeye çalışıyor. Bölücü terör, bölücülük tarihin hiçbir noktasında böyle bir iktidar ve böyle bir ana muhalefet yakalamamıştır. O da bu şansı değerlendirmek istiyor" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ve hükümet sözcüsü Çelik'in "milleti aptal yerine koyarak Oslo görüşmeleri ile ilgili kaset ve belgeler seçimden önce çıktı ve millet bize yüzde 50 oy verdi, yani millet bunu onayladı dediklerini" ifade eden Vural, "ne zaman çıktı kasetler? 14 Eylül 2011'de. Mutabakat metni? 9 Şubat 2012'de. Seçim ne zaman yapılmıştı? 12 Haziran 2011. İnsaf yani, yalana bakın. Kimse söylemiyor. Yaptıkları yanlışa milleti ortak ediyorlar. Sizde yürek varsa sizde ciğer varsa o zaman getirin bu protokolleri açıklayın ve millete sunalım. Bir taraftan diyorlar ki Oslo'daki görüşme diye kâğıt parçasını sallıyorlar, yok öyle bir şey diyorlar. Şimdi de diyorlar ki Oslo görüşmelerini onayladılar diyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun" şeklinde konuştu.

"Siyaset bir takım insanların palavralarını pazarlama alanı değildir. Siyaset sorumluluk ister, vicdan ister. Doğru söz ister" diye konuşan Oktay Vural, "Analar ağlamasın, açılımı getirdik dediler. Topçuları, popçuları, yazarları topladılar. Ne için yapıyorsunuz? Analar ağlamasın diye. Açılımı onun için yaptık dediler. Geçenlerde açılımla ilgili İsmet Yılmaz, 'açılım da demokratikleşme de terör örgütünü durdurmaz' dedi. Teröre karşı daha fazla demokrasi idi hani çözümünüz? Kandırın milleti, kandırın bakalım. Bedelini millet ödeyecek" dedi. Oktay Vural şunları kaydetti:

"Şimdi kalkmış CHP'nin Milletvekilleri boy boy mülakatlar veriyorlar. Kürtler Türkiye'den ayrılacakmış da, Hüseyin Aygün, bir şey yapılmazsa kürtler kanlı bir şekilde ayrılır diyor. Şuna bakın. Bu coğrafyada her yerde yaşayan insanlar birlik ve bütünlüğünü korumak adına milli Kurtuluş Savaşını yaptı. Bakıyorsunuz, Sezgin Tanrıkulu boy boy demeçleri, 'arap baharı var, kürtlerin Suriye'nin kuzeyinde kazanımları var bunlardan vazgeçmeleri mümkün değil. Türkiye'de de dönüşüm olması gerekiyor. Dönüşüm olmazsa çok kan dökülür' Kanla bizi tehdit ediyorlar. Bu zihniyetle de nasıl terörle mücadele edeceğiz? Nasıl terörle mücadele edenlerin azimlerini koruyacağız? Dönüşüm varmış, bu dönüşüm geriye dönemezmiş, Türkiye'de yerel yönetimler özerkliğinin kabul edilmesi gerekiyormuş. Siz değil sizin yedi düveliniz gelse bu milletin milli egemenliğini ayrıştıramayacaktır."

"Bugün bu milletin askerine, polisine, mühendisine, öğretmenine halkına kurşun sıkan bomba atan pkk olmasına rağmen kürt kökenli insanlarda ne ayrıştırıcılık, ne çatışma ortaya çıkmıştır. Bu millet huzur içerisinde halkı beraber birlikte yaşamaya devam etmektedir. Sen kim oluyorsun da Türkiye'yi başka ülkelerle mukayese ediyorsun? Yabancıların ortaya koyduğu projeler doğrultusunda hazmettirmek için birer araç olarak kullanılan bu zihniyet, Türkiye'nin sorunlarını çözmek yerine bu sorunlara teslim olmak isteyen bir zihniyettir. Bu sorunların kendilerini kuşattığı bir zihniyettir" ifadelerine yer veren Vural, bu şekilde Türkiye'nin meselelerinin çözülemeyeceğini belirtti.

MHP'li Vural kendisini Doğu ve Güneydoğu'daki insanların telefonla aradığını ve 'pkk terör örgütüne bu bölgeyi teslim etmeyin, devlet nasıl teslim eder' dediklerini söyledi. Oktay Vural, "Türkiye'de milli devleti aşındırmak için özerklik, milli egemenliği ortadan kaldırmak için egemenliğin güç ekseninde etnik kimliklere göre paylaşılması gibi konuların aynı zamanda bop projesinin amaçları olduğunu" sözlerine ekleyerek "Hangi kurumun neden dönüştüğü, kimlerin dönüştürdüğünün hesabını o kurumlara destek verenlerin sorması gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, dokunulmazlıklarla ilgili olarak sorulan bir soru üzerine, "Millete dokunanlara millet de dokunsun istiyoruz. Millete acı verenler millet dokunsun istiyoruz. Millet adına yargı dokunsun istiyoruz. Bu kadar açık ve net. İmtiyazları mı var bunların, Türkiye'de suç işleme imtiyazı olanlar mı var? Geçen gün İzmir'de idim. Çocuğunu, soy ismini taşıyan çocuğunun mezarını eliyle düzelten baba? Hiç mi vicdanlar sızlamaz? Türkiye'de hak silahı eline geçiren, adam öldürenin mi olacak? Millet hakkını araması için silah mı dayaması lazım bir yerlere? Onun için hukuka aykırı suç işleyenlerle ilgili, milletin vicdanı yaralanmışsa milletin vicdanını yaralayanlara karşı millet dokunsun istiyoruz. Hukuk nezdinde dokunsun istiyoruz" diye cevap verdi. (17:30)

Banu Doğan