2012-12-13 - 16:39
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, yeni anayasa yapımı konusunda, ''Oybirliğiyle mutabakata varılan bir metin ortaya çıkmazsa, biz yine yolumuza devam ederiz. Taslakta bize en yakın görüşleri ortaya çıkan parti veya partilerle Anayasayı yapmak için çalışmalarımıza devam ederiz'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, yeni anayasa yapımı konusunda, ''Oybirliğiyle mutabakata varılan bir metin ortaya çıkmazsa, biz yine yolumuza devam ederiz. Taslakta bize en yakın görüşleri ortaya çıkan parti veya partilerle Anayasayı yapmak için çalışmalarımıza devam ederiz'' dedi.
Canikli, düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Yeni anayasa yazım çalışmalarını sürdüren TBMM Anayasa uzlaşma Komisyonu'nun kararlarını oybirliğiyle alması gerektiğini hatırlatan Canikli, ''Eğer oybirilğiyle mutabakata varılan bir metin ortaya çıkmazsa, biz yine yolumuza devam ederiz. Bu taslakta bize en yakın görüşleri ortaya çıkan parti veya partilerle yine Anayasa için çalışmalarımıza devam ederiz'' diye konuştu.
Ne kendilerinin ne de başka siyasi partinin tek başına Anayasa'yı yapma çoğunluğuna sahip olmadığına işaret eden Canikli, şöyle konuştu:
''AK Parti ile birlikte en az bir siyasi partinin değişikliğe onay vermesi gerekiyor. Sayın Başbakanımızın dikkat çektiği husus budur. Uzlaşma Komisyonu çalışmaları neticesinde her siyasi partinin görüşleri ortaya çıkacaktır. Hangi siyasi partinin hangi konuda, hangi siyasi partiyle ne kadar uzak ne kadar yakın olduğununu fotoğrafı da ortaya çıkacak. Bu fotoğrafa bakarak, buradan yola çıkacak bütün siyasi partilerin katılımıyla sağlanamayan bu adım veya bu teşebbüs, en yakın görüşlere sahip olan parti ve partilerle devam ettirilecektir. Başbakanımızın söylediği budur. Biz Anayasanın değiştirilmesi konusundaki kuvvetli siyasi irademizi koruyoruz. Bu milletimizin talebidir. Biz de samimiyetle Anayasanın sivil iradeyle ortaya çıkan Anayasa ile değiştirilmesini gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu konudaki iradenin gücü noktasında herhangi bir problemimiz yoktur.''
Canikli, ''Bu fotoğrafın ortaya çıkması için bir takviminiz var mı-'' sorusuna, görüşmelerin tamamlanması, bütün konuların müzakere edilmesi, bütün siyasi partilerin görüşlerini ortaya koyması gerektiğini belirterek, ''Bu fotoğrafı herkes görebilmeli ki kimin ne kadar uzak,kimin ne kadar yakın olduğu ortaya çıkabilsin'' karşılığını verdi.
''Başkanlık istemi buna dahil mi-'' sorusuna Canikli, ''Bu bütün konuların için geçerli. Kanaatimizi, görüşümüzü ifade ettik, Komisyon'a da ifade edildi. En az bir siyasi partinin katkısıyla olabileceği hususu dikkate alındığında tek başımıza yapamayacağımıza göre, hiçbir siyasi partinin tek başına gerçekleştirme kabiliyetinde olmadığına göre bütün bunlar her zaman müzakere edilebilir. Eğer bir başka siyasi partiyle çalışacaksanız doğal olarak uzlaşma olması gerekir. Uzlaşma herkesin bulunduğu noktadan adım atması demektir. Herkes pozisyonunu korumaya devam ederse o zaman uzlaşma olmaz. B planında uzlaşma olacaksa, herkesin o uzlaşmaya katkı sağlaması ve bulunduğu yerden adım atması gerekir'' diye konuştu.
Canikli, ''Başkanlık sisteminde kimi yakın görüyorsunuz-'' sorusuna, bu konuda değerlendirme yapmanın doğru olmadığını dile getirerek, bu konuda ellerinde yeteri kadar veri olmadığını söyledi. Canikli, tüm görüşler ortaya çıkmadan değerlendirme yapmanın komisyon çalışmalarını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.
Bedelli askerlikle ilgili düzenlemenin bütçe görüşmeleri nedeniyle Aralık ayında değil, Ocak ayından itibaren ele alınabileceğini ifade eden Canikli, Bakanlık'ta bir çalışmanın da yapıldığını söyledi. AK Parti milletvekillerinin teklifinin kendilerine ulaştığını, bunu TBMM Başkanlığı'na sevkedileceğini belirten Canikli, ortak hükümler olması nedeniyle birleştirileceğini söyledi.
Canikli, dokunulmazlık dosyaları konusunda kriter tespit edilip edilmediği sorusuna karşılık, partinin bu konudaki düşüncesi ve yol haritasının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulduğunu, bunda değişiklik olmadığını vurguladı.
''Meclis'in gündemi bütçe nedeniyle dolu. Bu konular muhtemelen Ocak ayında hareketlenecek ve hızlanacaktır'' diyen Canikli, bugün milletvekilleriyle yapılan toplantının mutat toplantılardan biri olduğunu kaydetti. Canikli, ''Dosyaların gündeme alınmasına ilişkin formül bulundu mu-'' sorusuna karşılık, şöyle konuştu:
''Kesin olan karar şu, kriter objektif olacak. 'Şu dosya gelsin, bu dosya gelmesin, şu kişinin dosyası gelsin, bu kişinin dosyası gelmesin' gibi sübjektif değerlendirmeler içerebilecek yaklaşım içinde kesinlikle olmayacağız. Bunu sağlayabilecek elimizde yeteri kadar done var. Bunlar konuşuluyor, tartışılıyor. Bir defa terör le bağlantılı suç kavramları olabilir; bunlar çeşitlendirilebilir, detaylandırılabilir, bir kaç suç isnadı birlikte değerlendirilebilir. İhtimal olarak söylüyorum, alınmış karar veya görüş yoktur. Bir de yolsuzlukla ilgili dosyalar gözden geçirilecek. Orada da kamu vicdanını da rahatsız eden suçlar söz konusu ise bunlar değerlendirme sonucunda gündeme gelebilecek. Ama bu konuda Hükümetimizin, partimizde alınmış bir kararı yoktur. İlgililer kafa yormaya devam ediyor.''
Canikli, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili raporun sorulması üzerine, ''Resmi olarak açıklanmış rapor yok. Kamuoyunda yer alan bilgilerden yola çıkarak tartışmalar yapılıyor. O bilgiler doğruysa o konuda yargı mercine yol gösterici bir sonuç ortaya çıkmamış oluyor. Karar verecek olan yargıdır. Bundan sonraki süreçte ne olacağına yargı karar verecek'' dedi.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in konuyla ilgili açıklamasının dikkatini çektiğini belirten Canikli, ''Sayın Demirel ısrarla 'hayır eceliyle ölmüştür' diyor. Nasıl zehirlenme veya başka bir nedenden dolayı öldüğünü söylemek için elde delil olması gerekiyorsa, aynı şekilde eceliye öldüğünü söylemek için de de hem uzman hem de elde yeteri kadar bilgi olması gerekiyor. Bu çok garibime gitmiştir ve dikkatimi çekmiştir. Demirel'in böyle açıklamayı yapacak elinde ne var merak ediyorum'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Sayıştay'ın kamu kurumlarının 2011 yılı harcamalarının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin denetleme raporlarının zamanında Meclis'e gönderildiğini belirterek, ''Meclis'e gelmeyenler, bu yıl ilk kez gelmesi gereken raporlardır'' dedi.
Canikli, Sayıştay raporlarına değindi. TBMM'de bütçe görüşmeleri yapılırken Sayıştay tarafından gönderilmeyen 3 rapor üzerinden yoğun tartışma yaşandığını belirten Cankli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da konuşmasında konuyu ağırlıklı şekilde işlediğini anlattı.
Eski Sayıştay Kanunu çerçevesindeki denetimlerin etkisiz olduğunu, bir çok kurumun Sayıştay'ın denetimi dışında tutulduğunu ifade eden Canikli, belediyelerin şirketlerinin tamamının kapsam dışında olduğunu, TSK harcama ve faaliyetlerine ilişkin yüzeysel denetim yapıldığını, ayrıca bir çok kuruluşun kanunlarında kendisini kapsam dışına çıkardığını söyledi. Canikli, ''Sayıştay, yeni Sayıştay Kanunu çıkarılıncaya kadar yüzeysel denetim yapıyordu'' dedi.
Yasanın, istisna ve muafiyet olanlarının yürürlükten kaldırdığını anımsatan Canikli, şöyle konuştu:
''Kapsam dışında kuruluşların tamamı Sayıştay denetimine tabi hale getirilmiştir. Belediyelerin sahip olduğu iktisadi kuruluşlar hem KİT Komisyonu, hem Sayıştay hem de Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetimine de tabi değildi. Büyükşehir belediyelerinin çok büyük kaynaklar kullandığı, bunların önemli bölümünün AK Parti belediyelerince yönetildiği dikkate alınırsa, bunların tarihte ilk kez Sayıştay denetimine alınması AK Parti tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu son derece önemlidir. İlk defa, yürütme organının yetkisinde bulunan ve bakanlıkların teftiş kurulu ve müfettişleri tarafından kurulan denetim yetkilerinin önemli bölümü de Sayıştay'a devretmiştir. Bir kaç istisna dışında bakanlıklardaki teftiş kurulları kaldırılmıştır. Yürütme organı, kendi uhdesinde olan denetim yetkisini, kendi kontrolü dışında anayasal kuruluş olan Sayıştay'a devretmiştir. Bunlar Türkiye'de ilk kez yaşanan olaylardır. Yürütme kendisine bağlı kurumların dış denetimlerinin bağımsız kuruluş olan Sayıştay tarafından yapılmasını isteyerek denetim konusunda yaklaşımını ortaya koymuştur. Daha önce denetimden kaçılırken AK Parti, tüm kurumların yoğun şekilde denetlenmesinin önünü açmıştır.''
Sayıştay'ın 3 denetim biçimi olduğunu; bunlardan birinin uygunluk denetimi olduğunu belirten Canikli, tüm harcamaların mevzuata, kanuna, kurallara uygun yapılıp yapılmadığını denetlemesinin ''esas denetim'' olduğunu ve yıllardan beri yapıldığını, bunun sonucunda tanzim edilen raporun kesin hesap kanunu ile birlikte TBMM'ye gönderildiğini anlattı.
Canikli, ''Uygunluk denetimi yıllardan beri yapılmaktadır. 2011 kesin hesap kanunu tasarısı ile birlikte TBMM'ye gönderilmiştir. Esas denetim raporu gönderilmiştir ve TBMM'dedir. Sayıştay bu çerçevede yaptığı denetimlerde, tüm kamu kurumlarının harcamalarının hukuka uygun olu olmadığını denetleyen, bir ihlal söz konusu olduğunda hem zimmet çıkaran hem de suç unsuruyla ilgili mercilere gönderen raporlar, zamanında TBMM'ye gönderilmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu ve diğer bütün değerlendirmelerinde sanki harcamalar Sayıştay tarafından denetlenmemiş gibi bir yaklaşım ortaya konuluyor. Bu doğru değildir. Bunda sorun yok. Gelmeyen raporlar, ilk kez bu dönem gelmesi gereken raporlardır. Bu raporlar yeni yasa ile dizayn edilmeye başlandı. Eski kanunda yoktu'' dedi.
Gelmeyen raporların ''değerlendirme raporları'' olduğuna işaret eden Canikli, şöyle konuştu:
'Bunların hiçbiri hukuka, kanunlara uygun olup olmadığını, yolsuzluk, suiistimal olup olmadığını denetleyen raporlar değildir. Bu raporlarda harcamalar hukuka uygun olarak yapılmış ama ona rağmen yerindelik veya performans denetimi anlamına gelen raporlardır. Performans denetimiyle ilgili olarak ilgililer hakkında tazmin yapılamaz, suç duyurusunda bulunamaz. Burada hukuki denetimi yoktur. Bunlar da son derece önemli. Gelseydi ilk kez gelecekti. Yoksa inanılır gibi değil, Sayın Kılıçdaroğılu'nun bu konulara vakıf olduğunu düşünüyorduk. 'Tarihte ilk kez gelmedi' diyor. Bunların gerçekle alakası yoktur. Bugüne karar yapıldığı gibi Sayıştay hukukilik denetimini yapmış ve raporlarını göndermiştir. Gelmeyen raporlar, 'şöyle yapılsaydı daha iyi olurdu' diyen özü itibarıyla yerindelik denetimi yapan, kendisini idarenin yerine koyarak yapılan denetimlerdir. Değerlendirme raporları bütçe esasını içermiyor.''
Canikli, raporların neden gelmediği konusunda CHP''li yetkililerin ''raporlar tamamlanmıştır, gönderilmesi gerekir'' dediğine işaret ederek, denetçilerin hazırladığı raporların dairelerde görüşülmeden önce Temmuz ayında yasa değişikliği yapıldığını, raporların yeni düzenlemeye göre yapılmadığının tespit edildiğini söyledi. Canikli, ''Denetçiler yeni düzenlemeye uygun olarak yeniden denetleyecek, raporlar tekrar gönderilecek. 2011 yılına ilişkin değerlendirme raporlarının gelmesine engel yok. Geç gelmiş olacak. Bu raporlar tamamlanmamıştır, olgunlaşmamıştır. Dairelerde görüşülmemiş sadece denetçilerin ham raporu vardır'' diye konuştu.
Canikli, ''Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere bu değerlendirmeleri yapanları kınıyorum. Biraz baksalar böyle olmadığını görürler. Denetimden kaçmak istesek eski kanun buna müsaitti. Ama biz tam tersini yaptık'' değerlendirmesinde bulundu.
Canikli, Kamu İhale Kurumu bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesinde tartışmalara değinerek, ''Türkiye'de yapılan ihalelerin sadece yüzde 4'ü denetime açıktır, diğerleri denetim dışında kalmıştır'' iddiasının gerçek olmadığını ifade etti.
Görüşmelerde Kamu İhale Kurumu Başkanı'nın ''Türkiye'de mevzuata uygun olarak 127 bin ihale yapılmıştır, bunlardan sadece yüzde 4'ü şikayet yoluyla kuruma gelmiştir'' dediğini kaydeden Canikli, ''Kurum'a gelmeyen 123 bin ihale Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihalesi yapılmış olanlardır. İhale yapıldıktan sonra tarafların şikayet hakkı var. Sadece yüzde 4'ü şikayet yoluyla kuruma gelmiştir. Önemli bölümü şikayet konusu dahi edilmemiştir. Bu da sistemin sağlıklı yürütüldüğü ve kurumların yaptığı ihalelerin mevzuata uygun olduğu anlamına geliyor. Şikayet edilen yüzde 4'ün kanun dışı yapıldığı anlamına gelmez. Bunların da yüzde 80'inden fazlası kurum tarafından onaylanmış, mahkemeye götürülenlerin de yüzde 19'u iptal edilmiştir'' dedi. (16.39)
Canikli, düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Yeni anayasa yazım çalışmalarını sürdüren TBMM Anayasa uzlaşma Komisyonu'nun kararlarını oybirliğiyle alması gerektiğini hatırlatan Canikli, ''Eğer oybirilğiyle mutabakata varılan bir metin ortaya çıkmazsa, biz yine yolumuza devam ederiz. Bu taslakta bize en yakın görüşleri ortaya çıkan parti veya partilerle yine Anayasa için çalışmalarımıza devam ederiz'' diye konuştu.
Ne kendilerinin ne de başka siyasi partinin tek başına Anayasa'yı yapma çoğunluğuna sahip olmadığına işaret eden Canikli, şöyle konuştu:
''AK Parti ile birlikte en az bir siyasi partinin değişikliğe onay vermesi gerekiyor. Sayın Başbakanımızın dikkat çektiği husus budur. Uzlaşma Komisyonu çalışmaları neticesinde her siyasi partinin görüşleri ortaya çıkacaktır. Hangi siyasi partinin hangi konuda, hangi siyasi partiyle ne kadar uzak ne kadar yakın olduğununu fotoğrafı da ortaya çıkacak. Bu fotoğrafa bakarak, buradan yola çıkacak bütün siyasi partilerin katılımıyla sağlanamayan bu adım veya bu teşebbüs, en yakın görüşlere sahip olan parti ve partilerle devam ettirilecektir. Başbakanımızın söylediği budur. Biz Anayasanın değiştirilmesi konusundaki kuvvetli siyasi irademizi koruyoruz. Bu milletimizin talebidir. Biz de samimiyetle Anayasanın sivil iradeyle ortaya çıkan Anayasa ile değiştirilmesini gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu konudaki iradenin gücü noktasında herhangi bir problemimiz yoktur.''
Canikli, ''Bu fotoğrafın ortaya çıkması için bir takviminiz var mı-'' sorusuna, görüşmelerin tamamlanması, bütün konuların müzakere edilmesi, bütün siyasi partilerin görüşlerini ortaya koyması gerektiğini belirterek, ''Bu fotoğrafı herkes görebilmeli ki kimin ne kadar uzak,kimin ne kadar yakın olduğu ortaya çıkabilsin'' karşılığını verdi.
''Başkanlık istemi buna dahil mi-'' sorusuna Canikli, ''Bu bütün konuların için geçerli. Kanaatimizi, görüşümüzü ifade ettik, Komisyon'a da ifade edildi. En az bir siyasi partinin katkısıyla olabileceği hususu dikkate alındığında tek başımıza yapamayacağımıza göre, hiçbir siyasi partinin tek başına gerçekleştirme kabiliyetinde olmadığına göre bütün bunlar her zaman müzakere edilebilir. Eğer bir başka siyasi partiyle çalışacaksanız doğal olarak uzlaşma olması gerekir. Uzlaşma herkesin bulunduğu noktadan adım atması demektir. Herkes pozisyonunu korumaya devam ederse o zaman uzlaşma olmaz. B planında uzlaşma olacaksa, herkesin o uzlaşmaya katkı sağlaması ve bulunduğu yerden adım atması gerekir'' diye konuştu.
Canikli, ''Başkanlık sisteminde kimi yakın görüyorsunuz-'' sorusuna, bu konuda değerlendirme yapmanın doğru olmadığını dile getirerek, bu konuda ellerinde yeteri kadar veri olmadığını söyledi. Canikli, tüm görüşler ortaya çıkmadan değerlendirme yapmanın komisyon çalışmalarını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.
Bedelli askerlikle ilgili düzenlemenin bütçe görüşmeleri nedeniyle Aralık ayında değil, Ocak ayından itibaren ele alınabileceğini ifade eden Canikli, Bakanlık'ta bir çalışmanın da yapıldığını söyledi. AK Parti milletvekillerinin teklifinin kendilerine ulaştığını, bunu TBMM Başkanlığı'na sevkedileceğini belirten Canikli, ortak hükümler olması nedeniyle birleştirileceğini söyledi.
Canikli, dokunulmazlık dosyaları konusunda kriter tespit edilip edilmediği sorusuna karşılık, partinin bu konudaki düşüncesi ve yol haritasının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulduğunu, bunda değişiklik olmadığını vurguladı.
''Meclis'in gündemi bütçe nedeniyle dolu. Bu konular muhtemelen Ocak ayında hareketlenecek ve hızlanacaktır'' diyen Canikli, bugün milletvekilleriyle yapılan toplantının mutat toplantılardan biri olduğunu kaydetti. Canikli, ''Dosyaların gündeme alınmasına ilişkin formül bulundu mu-'' sorusuna karşılık, şöyle konuştu:
''Kesin olan karar şu, kriter objektif olacak. 'Şu dosya gelsin, bu dosya gelmesin, şu kişinin dosyası gelsin, bu kişinin dosyası gelmesin' gibi sübjektif değerlendirmeler içerebilecek yaklaşım içinde kesinlikle olmayacağız. Bunu sağlayabilecek elimizde yeteri kadar done var. Bunlar konuşuluyor, tartışılıyor. Bir defa terör le bağlantılı suç kavramları olabilir; bunlar çeşitlendirilebilir, detaylandırılabilir, bir kaç suç isnadı birlikte değerlendirilebilir. İhtimal olarak söylüyorum, alınmış karar veya görüş yoktur. Bir de yolsuzlukla ilgili dosyalar gözden geçirilecek. Orada da kamu vicdanını da rahatsız eden suçlar söz konusu ise bunlar değerlendirme sonucunda gündeme gelebilecek. Ama bu konuda Hükümetimizin, partimizde alınmış bir kararı yoktur. İlgililer kafa yormaya devam ediyor.''
Canikli, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili raporun sorulması üzerine, ''Resmi olarak açıklanmış rapor yok. Kamuoyunda yer alan bilgilerden yola çıkarak tartışmalar yapılıyor. O bilgiler doğruysa o konuda yargı mercine yol gösterici bir sonuç ortaya çıkmamış oluyor. Karar verecek olan yargıdır. Bundan sonraki süreçte ne olacağına yargı karar verecek'' dedi.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in konuyla ilgili açıklamasının dikkatini çektiğini belirten Canikli, ''Sayın Demirel ısrarla 'hayır eceliyle ölmüştür' diyor. Nasıl zehirlenme veya başka bir nedenden dolayı öldüğünü söylemek için elde delil olması gerekiyorsa, aynı şekilde eceliye öldüğünü söylemek için de de hem uzman hem de elde yeteri kadar bilgi olması gerekiyor. Bu çok garibime gitmiştir ve dikkatimi çekmiştir. Demirel'in böyle açıklamayı yapacak elinde ne var merak ediyorum'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Sayıştay'ın kamu kurumlarının 2011 yılı harcamalarının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin denetleme raporlarının zamanında Meclis'e gönderildiğini belirterek, ''Meclis'e gelmeyenler, bu yıl ilk kez gelmesi gereken raporlardır'' dedi.
Canikli, Sayıştay raporlarına değindi. TBMM'de bütçe görüşmeleri yapılırken Sayıştay tarafından gönderilmeyen 3 rapor üzerinden yoğun tartışma yaşandığını belirten Cankli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da konuşmasında konuyu ağırlıklı şekilde işlediğini anlattı.
Eski Sayıştay Kanunu çerçevesindeki denetimlerin etkisiz olduğunu, bir çok kurumun Sayıştay'ın denetimi dışında tutulduğunu ifade eden Canikli, belediyelerin şirketlerinin tamamının kapsam dışında olduğunu, TSK harcama ve faaliyetlerine ilişkin yüzeysel denetim yapıldığını, ayrıca bir çok kuruluşun kanunlarında kendisini kapsam dışına çıkardığını söyledi. Canikli, ''Sayıştay, yeni Sayıştay Kanunu çıkarılıncaya kadar yüzeysel denetim yapıyordu'' dedi.
Yasanın, istisna ve muafiyet olanlarının yürürlükten kaldırdığını anımsatan Canikli, şöyle konuştu:
''Kapsam dışında kuruluşların tamamı Sayıştay denetimine tabi hale getirilmiştir. Belediyelerin sahip olduğu iktisadi kuruluşlar hem KİT Komisyonu, hem Sayıştay hem de Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetimine de tabi değildi. Büyükşehir belediyelerinin çok büyük kaynaklar kullandığı, bunların önemli bölümünün AK Parti belediyelerince yönetildiği dikkate alınırsa, bunların tarihte ilk kez Sayıştay denetimine alınması AK Parti tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu son derece önemlidir. İlk defa, yürütme organının yetkisinde bulunan ve bakanlıkların teftiş kurulu ve müfettişleri tarafından kurulan denetim yetkilerinin önemli bölümü de Sayıştay'a devretmiştir. Bir kaç istisna dışında bakanlıklardaki teftiş kurulları kaldırılmıştır. Yürütme organı, kendi uhdesinde olan denetim yetkisini, kendi kontrolü dışında anayasal kuruluş olan Sayıştay'a devretmiştir. Bunlar Türkiye'de ilk kez yaşanan olaylardır. Yürütme kendisine bağlı kurumların dış denetimlerinin bağımsız kuruluş olan Sayıştay tarafından yapılmasını isteyerek denetim konusunda yaklaşımını ortaya koymuştur. Daha önce denetimden kaçılırken AK Parti, tüm kurumların yoğun şekilde denetlenmesinin önünü açmıştır.''
Sayıştay'ın 3 denetim biçimi olduğunu; bunlardan birinin uygunluk denetimi olduğunu belirten Canikli, tüm harcamaların mevzuata, kanuna, kurallara uygun yapılıp yapılmadığını denetlemesinin ''esas denetim'' olduğunu ve yıllardan beri yapıldığını, bunun sonucunda tanzim edilen raporun kesin hesap kanunu ile birlikte TBMM'ye gönderildiğini anlattı.
Canikli, ''Uygunluk denetimi yıllardan beri yapılmaktadır. 2011 kesin hesap kanunu tasarısı ile birlikte TBMM'ye gönderilmiştir. Esas denetim raporu gönderilmiştir ve TBMM'dedir. Sayıştay bu çerçevede yaptığı denetimlerde, tüm kamu kurumlarının harcamalarının hukuka uygun olu olmadığını denetleyen, bir ihlal söz konusu olduğunda hem zimmet çıkaran hem de suç unsuruyla ilgili mercilere gönderen raporlar, zamanında TBMM'ye gönderilmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu ve diğer bütün değerlendirmelerinde sanki harcamalar Sayıştay tarafından denetlenmemiş gibi bir yaklaşım ortaya konuluyor. Bu doğru değildir. Bunda sorun yok. Gelmeyen raporlar, ilk kez bu dönem gelmesi gereken raporlardır. Bu raporlar yeni yasa ile dizayn edilmeye başlandı. Eski kanunda yoktu'' dedi.
Gelmeyen raporların ''değerlendirme raporları'' olduğuna işaret eden Canikli, şöyle konuştu:
'Bunların hiçbiri hukuka, kanunlara uygun olup olmadığını, yolsuzluk, suiistimal olup olmadığını denetleyen raporlar değildir. Bu raporlarda harcamalar hukuka uygun olarak yapılmış ama ona rağmen yerindelik veya performans denetimi anlamına gelen raporlardır. Performans denetimiyle ilgili olarak ilgililer hakkında tazmin yapılamaz, suç duyurusunda bulunamaz. Burada hukuki denetimi yoktur. Bunlar da son derece önemli. Gelseydi ilk kez gelecekti. Yoksa inanılır gibi değil, Sayın Kılıçdaroğılu'nun bu konulara vakıf olduğunu düşünüyorduk. 'Tarihte ilk kez gelmedi' diyor. Bunların gerçekle alakası yoktur. Bugüne karar yapıldığı gibi Sayıştay hukukilik denetimini yapmış ve raporlarını göndermiştir. Gelmeyen raporlar, 'şöyle yapılsaydı daha iyi olurdu' diyen özü itibarıyla yerindelik denetimi yapan, kendisini idarenin yerine koyarak yapılan denetimlerdir. Değerlendirme raporları bütçe esasını içermiyor.''
Canikli, raporların neden gelmediği konusunda CHP''li yetkililerin ''raporlar tamamlanmıştır, gönderilmesi gerekir'' dediğine işaret ederek, denetçilerin hazırladığı raporların dairelerde görüşülmeden önce Temmuz ayında yasa değişikliği yapıldığını, raporların yeni düzenlemeye göre yapılmadığının tespit edildiğini söyledi. Canikli, ''Denetçiler yeni düzenlemeye uygun olarak yeniden denetleyecek, raporlar tekrar gönderilecek. 2011 yılına ilişkin değerlendirme raporlarının gelmesine engel yok. Geç gelmiş olacak. Bu raporlar tamamlanmamıştır, olgunlaşmamıştır. Dairelerde görüşülmemiş sadece denetçilerin ham raporu vardır'' diye konuştu.
Canikli, ''Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere bu değerlendirmeleri yapanları kınıyorum. Biraz baksalar böyle olmadığını görürler. Denetimden kaçmak istesek eski kanun buna müsaitti. Ama biz tam tersini yaptık'' değerlendirmesinde bulundu.
Canikli, Kamu İhale Kurumu bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesinde tartışmalara değinerek, ''Türkiye'de yapılan ihalelerin sadece yüzde 4'ü denetime açıktır, diğerleri denetim dışında kalmıştır'' iddiasının gerçek olmadığını ifade etti.
Görüşmelerde Kamu İhale Kurumu Başkanı'nın ''Türkiye'de mevzuata uygun olarak 127 bin ihale yapılmıştır, bunlardan sadece yüzde 4'ü şikayet yoluyla kuruma gelmiştir'' dediğini kaydeden Canikli, ''Kurum'a gelmeyen 123 bin ihale Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihalesi yapılmış olanlardır. İhale yapıldıktan sonra tarafların şikayet hakkı var. Sadece yüzde 4'ü şikayet yoluyla kuruma gelmiştir. Önemli bölümü şikayet konusu dahi edilmemiştir. Bu da sistemin sağlıklı yürütüldüğü ve kurumların yaptığı ihalelerin mevzuata uygun olduğu anlamına geliyor. Şikayet edilen yüzde 4'ün kanun dışı yapıldığı anlamına gelmez. Bunların da yüzde 80'inden fazlası kurum tarafından onaylanmış, mahkemeye götürülenlerin de yüzde 19'u iptal edilmiştir'' dedi. (16.39)
