2015-01-07 - 15:25
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın ilk 12 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Mumcu, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
Osmaniye'nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü dolayısıyla söz alan AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, "Konu bayrak, vatan, ezan olunca, Türk, Kürt, Çerkez ayrımı yapılmadan omuz omuza mücadele edildi. Bugün de bu hassasiyeti taşıyoruz. Ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlere karşı biriz, beraberiz, güçlü Türkiye'yiz" dedi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, seçim bölgesindeki kar yağışı nedeniyle çok sayıda kümes hayvanının telef olduğunu, seralarda büyük zarar meyana geldiğini söyledi. Akçay, zor durumda olan Manisa çiftçisinin, kredi borçlarının ertelenmesi talebinin olduğunu ifade etti.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, Kemelpaşa ilçesi Akalan köyünde okula 650 metre uzaklıkta taş ocağı açılmak istendiğini, bunu protesto eden köy sakinlerinin güvenlik güçleri ile karşı karşıya geldiğini belirtti. Moroğlu, daha fazla kar hırsı ile açılması planlanan bu taş ocağının yapımının engellenmesi gerektiğini belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde CHP Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, CHP olarak bu düzenlemenin olumlu bir düzenleme olduğunu düşündüklerini belirterek, cezaevlerinin dış korumasının artık jandarmanın elinden alınıp yine infaz kurumu bünyesindeki dış güvenlik birimine verilmesine olumlu baktıklarını söyledi.
Dört eski Bakan hakkındaki Soruşturma Komisyonu'nun tapeleri imha etme kararı aldığını anımsatan Aldan, şöyle devam etti:
"AK Parti Grubu, bu Meclis soruşturmasına 'evet' derken niye bu tapelerin imhasını istemedi? Dolayısıyla böyle bir tabloda bu imha işlemini bu komisyon yapamaz. Henüz hazırlık soruşturması da bitmemiştir. Genel Kurul'da oylama sonuçlanıncaya kadar bu iş devam edecektir. İmha işlemine girişeceklermiş, bu açıkça suçtur. Bunu yapanlar delileri yok etme suçundan milletvekillikleri bittiği zaman yargılanırlar. Kesinlikle böyle bir imha işlemi yasaya aykırıdır. Sayın TBMM Başkanı'na da buradan sesleniyorum; lütfen bu girişimi durdursun. Genel Kurul toplantısını yapsın. Bu toplantıdan sonra sonuca göre bir karar verilebilir."
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, cezaevleri ve hükümlülerin sorunlarına değinerek, cezaevindeki çocukların buranın psikolojisini kaldıramadıkları için ciddi tıkanmalar yaşadıkları ve intihar girişiminde bulunduklarının kendilerinin, ailelerinin insan hakları kuruluşlarına yaptıkları başvurulardan anlaşıldığını söyledi.
Cezaevlerinde her gün çocuk mahpusların insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalar nedeniyle çocuk olmalarından kaynaklanan tüm haklarının ihlal edildiğini iddia eden Dora, "İnsanlık dışı bir uygulama olan çocuk cezaevleri kaldırılmalıdır, kapatılmalıdır" dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarıyla iç ve dış güvenlik adı altında iki ayrı ünite kurularak cezaevlerinde bulunan ve zaman zaman kendilerinin de eleştirdiği soruna çözüm bulunmasının amaçlandığını vurgulayarak, "Çözüm bulunması konusunda MHP hemfikirdir" diye konuştu.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Meclis Soruşturma Komisyonu'nda tapelerin imhasına ilişkin tartışmalarla ilgili, "Eğer, yasanın tayin ettiği şartlar varsa, komisyon bunu tespit etmişse, bununla ilgili evrakı imha etmek yasanın hükmü. İmha etmemek suç oluyor" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Hükümet adına konuşan Bozdağ, cezaevlerinde bulunan kişilere isnat edilen suçlar, verilen mahkeme kararları ne olursa olsun, hizmet ederken bunlara bakmadıklarını ifade etti. Onları, insan olarak, emanet olarak gördüklerini belirten Bozdağ, "Emanete nasıl bakılırsa, öyle bakmaya gayret gösteriyoruz" dedi.
Bozdağ, şu anda cezaevlerinde 4 bin 431'i kadın olmak üzere 125 bin 153 hükümlünün, 459'u kadın olmak üzere 11 bin 781'i hükmen tutuklunun, 864'ü kadın olmak üzere 22 bin 503 kişinin tutuklu bulunduğunu, toplam tutuklu ve hükümlü sayısının 159 bin 437 olduğunu belirtti.
Cezaevlerinde, ceza infaz kurumlarında görevli personel ile dış güvenliği temin eden Jandarma Genel Komutanlığı personeli tarafından hizmet sunulduğunu kaydeden Bozdağ, söz konusu personelin, bugüne kadar görevlerini başarıyla yürüttüklerini ifade etti.
Tasarıdaki düzenlemelerin hazırlanması ihtiyacının aslında yeni oluşmadığını belirten Bozdağ, 1968 yılında, cezaevlerinin iç ve dış güvenliğinin tek elden yönetilmesinin gündeme geldiğini söyledi.
Tasarıyla, cezaevlerinin iç güvenliğinin de dış güvenliğinin de Adalet Bakanlığı tarafından sağlanacağını belirten Bozdağ, şöyle devam etti:
"Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüz bu vazifenin bütün boyutlarıyla ilgilenecektir. Bugüne kadar dış güvenlik farklı, iç güvenlik farklı uygulamaları değişik problemlere yol açtı, çift başlılığa neden oldu. Kapıda gelirken dış güvenlikte ayrı bir arama, içeri girdiğinizde iç güvenlikte ayrı bir arama, oradan birtakım idari işlemlerde mükerrer yapılmaları, vatandaşlarımız bakımından zaman ve pek çok kayıplara yol açıyor.
Öte yandan, cezaevinden herhangi bir tutuklu ve hükümlünün hastaneye ya da başka yerlere nakillerinde de ciddi koordinasyon sorunları yaşanmakta, istenildiği zaman, anında bu konuda adım atma imkanı maalesef zaman zaman bulunamıyordu. Çünkü, siz bir planlama yapıyorsunuz, dışarıda o planlamayı uygulayacak başka birisi, onun da ayrı bir planlaması var. Bunlar uymadığı zaman sorunlar çıkıyordu. İşte bu dış ve iç güvenliğin birleşmesiyle beraber otorite tekleşecek, yönetim tekleşecek, idari işlerin tamamı tekleşecek, mükerrerlikler ortadan kalkacak, hastaneye ve başka yerlere nakillerde, sevklerde yaşanan sorunların tamamı ortadan kalkmış olacak. Bunun pek çok faydasını göreceğiz."
Bekir Bozdağ, bugüne kadar Türkiye'de 257 ceza ve infaz kurumunu, şartları iyi olmadığı gerekçesiyle kapatıldığını, 2017 yılı sonuna kadar 142 ceza infaz kurumunu daha kapatmayı planladıklarını dile getirdi.
Tasarıyla, ceza infaz kurumlarında görev yapan personelin mali durumlarında da kısmi iyileştirmeler yapılacağını ifade eden Bozdağ, "Esasında bu görevi yapanlar daha fazlasını hak ediyorlar. Bütçe imkanlarımız el vermiş olsa ve daha fazlasını vermiş olsak haksızlık etmiş olmayız" dedi. Bozdağ, tasarıyla infaz koruma memurlarının fiili hizmet zamlarına ilişkin düzenlemenin de yer aldığını söyledi.
Bekir Bozdağ, cezaevlerinde yatan insanların tamamının, suçu ne olursa olsun insan olduğunu, cezalarını çektikten sonra dışarıda herkesin onlara imkan vermesi, yardımcı olması gerektiğini kaydederek, "Cezası tamamlanan insanlar, dışarı çıktıktan sonra herhangi bir özel veya kamuda çalışma imkanı bulamadığı takdirde, kapılar üzerine kapatıldığı takdirde çaresiz kalmaktadırlar. Adeta cezaevlerinin dışı, cezası infaz edilmiş insanlarımız için açık bir cezaevine dönüşüyor. Buna izin vermememiz lazım. Cezası infaz edilmiş bulunan her insanımıza iş yeri sahiplerinin ekmek ve iş imkanı sağlaması son derece önemlidir. Onları yeniden suça itecek yanlış, önyargılı, kötü uygulamaları sonlandırmamız lazım. Ben buradan bütün iş sahiplerine çağrıda bulunuyorum, lütfen cezaevlerinden çıkan insanlarımızın toplumla bütünleşmesine imkan verecek bir yakınlaşmayı sağlayalım" diye konuştu.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bozdağ, ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz koruma memurlarının yıpranma payına ilişkin düzenlemenin tasarıda yer aldığını belirtti.
Bozdağ, Meclis Soruşturma Komisyonu'nda, tapelerin imha edilmesine yönelik tartışmalara ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
"Ceza Muhakemesi Kanunu 135. maddesinde, "Şüpheli veya sanığın, tanıklıktan çekilebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alınma gerçekleştikten sonra, bu durumun anlaşılması halinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir" hükmü bulunuyor. Bu, anayasadan da kaynaklanan bir hüküm. Cumhuriyet savcılarının bunu hemen ayırması ve imha etmesi lazım.
Türkiye'de kamuoyuna mal olmuş pek çok soruşturma kapsamında, o soruşturmayla hiç alakası olmayan kişiler, örneğin soruşturuluyor ama eşinin hiç alakası yok, onlarla ilgili bütün mahrem bilgiler, bu özensizlik ve yasaya uymama nedeniyle, medya aracılığıyla herkesin bildiği konular oldu. Kişiler yıprandı, lekelendi. Bu, insan onurunu korumak bakımından önemli bir madde. Yine 137. maddede, 'Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi' düzenleniyor.
Soruşturma Komisyonu, adli bir komisyon olarak görev yapıyor. TBMM adına yargısal bir faaliyet yürütüyor. Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre bu faaliyeti yapıyor. Eğer, yasanın tayin ettiği bu şartlar varsa, komisyon bunu tespit etmişse , bununla ilgili evrakı imha etmek yasanın hükmü. İmha etmemek suç oluyor. Onlar tespit edecek, imha etmediği takdirde bunun cezai yaptırımı var. Bu tamamen kişilerin onurunu korumaya yönelik bir düzenlemedir. Yani sayın Bakanlarla ilgili gündeme geldi ama başka olaylarda da pek çok vatandaşımızla ilgili gündeme geldi. Esasında bu son derece önemli bir hukuki düzenleme. Dünyanın başka ülkelerinde de böyle bir düzenlemeler var."
Bozdağ, uyuşturucu maddeyle ilgili suçlardan dolayı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü sayısının 20 bin 501, tutuklu sayısının 7 bin 179 olduğunu bildirdi.
Hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili soru üzerine, "Bu konu üzerinde çalışmamız var. İnşallah bu ay içerisinde bu konudaki düzenlemeyi Meclis'e getirmiş oluruz. Bu konuda toplam bugüne kadar 3 bin 49 hükümlü, 317 tutuklu başvurdu. Bunlardan ceza tehirinden faydalanan adli hükümlü sayısı 273, tutuklu sayısı 24 oldu. Terörle ilgili hükümlü 23, tutuklu 4. Toplam 324 kişi bundan faydalandı" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında siyasi parti grupları Paris'teki silahlı saldırıyı kınadı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Fransız karikatür dergisi Charlie Hepdo?nun Paris?teki merkezine bugün yapılan silahlı saldırıda 12 kişinin katledildiğini belirterek, "Bu saldırıyı yapanlar, kimlikleri, inançları, siyasal görüşleri ne olursa olsun sadece teröristtirler ve tüm dünya kamuoyuna düşen görev, bu alçakça saldırıyı gerçekleştirenleri açıkça ve kayıtsız şartsız kınamaktır" dedi.
Bostancı, dünya gitgide daha fazla birbirine yaklaşırken ve ülkeler daha fazla farklı inanç, kimlik, anlayış istikametinde dönüşürken, bu tür saldırıların inançlar, kültürler arasında kurulan insani, saygılı ilişkilere, bir arada yaşama iradesine kastettiğini, kin ve nefret tohumlarını ekmeye çalıştığını söyledi.
Bostancı, şunları kaydetti:
"Bu tür eylemlerin, üzülerek müşahade ettiğimiz ve Avrupa medeniyeti ile derin bir karşıtlık oluşturduğuna inandığımız yabancı düşmanlığı ve islamafobi türündeki birtakım toplumsal ve politik eğilimlere bir alan açmayı hedeflediği de gözden ırak tutulmamalıdır.
Terör saldırıları sebebiyle büyük acılar yaşamış milletimiz, bu tür eylemlerin arkasında ne kadar farklı bağlar olduğunu, cinayetler vasıtasıyla şartlı reflekslerin harekete geçirilmek istendiğini çok iyi bilmektedir. Hedef dünya barışıdır. TBMM olarak Fransız halkının ve yetkililerinin acılarını paylaştığımızı bildirir, yerimizin bu tür konularda insanlığın ortak safı olduğu hususunu ifade ederiz."
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Paris'teki menfur saldırıyı CHP olarak büyük bir nefretle kınadıklarını, saldırganların bir an önce yakalanması ve cezalandırılması hususunda Fransız devleti ve halkının yanında olduklarını söyledi.
Gök, saldırıda ölenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara da acil şifa diledi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da saldırıyı HDP olarak kınadıklarını ifade ederek, "Faillerin yargı önüne çıkarılarak, bunların İslam ile asla bağlantıları olmadığının dünya kamuoyunca da bilinmesini istiyoruz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın ilk 12 maddesi kabul edildi.
Kabul edilen maddelere göre, güvenlik hizmetlerinin yürütülmesinden kurum müdürü sorumlu olacak. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde İç Güvenlik Daire Başkanlığı ile Dış Güvenlik Daire Başkanlığı kurulacak.
İç güvenlik görevlileri, cezaevlerinin iç güvenlik hizmetini yerine getirmek, açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinden kapalı kurumlara tutuklu ve hükümlü nakletmek, cezaevlerinde arama yapmakla görevli olacak.
Dış güvenlik görevlileri, dış güvenliğin yanı sıra talep edilmesi halinde açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinden kapalı ceza infaz kurumlarına tutuklu ve hükümlü nakledecek, nakil araçlarıyla sağlık kurum ve kuruluşlarında hükümlü ve tutukluların kalması için tahsis edilen yerlerle diğer ilgili yerlerde arama ve kontrol yapabilecek, iç güvenlik görevlilerinin yetersiz kaldığı, doğal afet, yangın, isyan, firar, firara teşebbüs, kurumlarda asayiş ve düzeni önemli ölçüde bozan yaygın direniş ve şiddet hareketleri, silahlı çatışma veya benzeri ciddi tehlike yaratan hallerde iç güvenliği sağlayacak.
Dış güvenlik görevlileri, hükümlü ve tutukluların sevk, nakil ve duruşmaları sırasında veya bulundukları yerde meydana gelen olaylarda yakalama yapabilecek, gerekli hallerde kurum içerisindeki aramalara katılacak, kuruma girişlerde ve gerektiğinde çıkışlarda arama yapacak, adli yargı mahkemelerince tutuklanan ve askeri cezaevinde bulunan asker kişilerin duruşmalara veya sivil ceza infaz kurumlarına sevk ve nakil işlemlerini de gerçekleştirecek.
İç güvenlik görevlileri, cezaevi müdürü tarafından, geçici olarak dış güvenlik hizmetlerinde görevlendirilebilecek. Bu görevliler, dış güvenlik görevlisinin hak ve yetkilerine sahip olacak.
Güvenlik görevlileri, kanunlarla verilen görevleri yaparken; isyan, direniş, firar, firara teşebbüs veya asayişi bozan benzeri olayların ortaya çıkması halinde, bu olayların önlenmesi, saldırının veya saldırıda bulunanların etkisiz hale getirilmesi, direnişin sona erdirilmesi amacıyla veya kanuna uygun bir emrin ifası sırasında aktif veya pasif direniş gösterilmesi halinde zor kullanmaya yetkili olacak.
Zor kullanmadan önce, ilgililere asayişi bozan tutum ve davranışlarına ya da direnmeye devam etmeleri halinde zor kullanılacağı uyarısı yapılacak. Asayişi bozan olayların veya direnmenin niteliği, kapsam ve derecesi göz önünde bulundurularak uyarı yapılmadan da zor kullanılabilecek.
Güvenlik görevlileri acil hallerde, kullanacağı araç ve gereç ile zor kullanmanın derecesini kendisi takdir edecek. Diğer hallerde kurum müdürünün, yokluğunda kurumda bulunan en üst amirin talimatı doğrultusunda hareket edilecek.
Güvenlik görevlileri kendilerine, kuruma, kurumların toplu olarak bulunduğu kampüslerle eklentilerine, nakil aracına, hükümlü ve tutuklulara veya hükümlü ve tutuklular tarafından diğer kişilere yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın Türk Ceza Kanunu'nun meşru savunma ve zorunluluk hallerine ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacak.
Sevk ve nakiller sırasında hükümlü ve tutuklulara kelepçe takılması da dahil her türlü tedbir alınacak.
Güvenlik görevlileri, ateşli silah bulundurabilecek veya taşıyabilecek. Dış güvenlik görevlilerine bedeli karşılığında zati demirbaş silah verilecek.
Güvenlik görevlileri kanunen yetkili kılındıkları haller dışında kurum içine silahla giremeyecek. Müdahale biriminde görevli olanlarla dış güvenlik görevlileri, silahla müdahaleyi gerektiren durumlarda cezaevi içine silahla girebilecek.
Güvenlik görevlileri şu hallerde silah kullanabilecek:
- Meşru savunma hakkının kullanılması,
- Bedeni kuvvet veya maddi güç kullanarak etkisiz hale getiremediği asayişi bozan bir olay veya direniş karşısında, bu olayın önlenmesi ya da direnişin sona erdirilmesi,
- Hükümlü ve tutuklunun cezaevinden veya nakil ve sevk sırasında kaçmaya kalkışması ya da bu maksatla saldırıda bulunması,
- Korumakla görevli oldukları kurum, yer, tesis, araç ve silaha karşı saldırıda bulunulması veya kendisine teslim edilmiş kişilerin kaçırılmaya kalkışılması, bunlara karşı vuku bulacak saldırıyı başka türlü savuşturma imkanının bulunmaması,
- Saldırı veya karşı koymaya elverişli silah, alet veya eşyaların teslimi istendiği halde, verilmeyerek direnişte bulunulması veya teslim edilmiş silah, alet veya eşyaların tekrar alınmasına teşebbüs edilmesi,
- Kurumlarda kavga, kargaşa, direnme veya isyan çıkması.
İç güvenlik görevlileri hiçbir şekilde cezaevi içerisinde ateşli silah bulunduramayacak, taşıyamayacak ve kullanamayacak.
Ateşli silahla müdahaleyi gerektiren durumlarda, kuruma silahla girilmesine, kurumun en üst amirinin talebi üzerine, Genel Müdürlük görüşü alınarak, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından karar verilebilecek.
Tasarı, cezaevlerinin dış güvenliğiyle tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerinde yetki, 5 yıl içinde jandarmadan Adalet Bakanlığı bünyesindeki dış güvenlik görevlilerine geçmesine ilişkin düzenlemeyi de içeriyor.
Çalışma süresinin tamamlanmasının ardından, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Mumcu, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
Osmaniye'nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü dolayısıyla söz alan AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, "Konu bayrak, vatan, ezan olunca, Türk, Kürt, Çerkez ayrımı yapılmadan omuz omuza mücadele edildi. Bugün de bu hassasiyeti taşıyoruz. Ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlere karşı biriz, beraberiz, güçlü Türkiye'yiz" dedi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, seçim bölgesindeki kar yağışı nedeniyle çok sayıda kümes hayvanının telef olduğunu, seralarda büyük zarar meyana geldiğini söyledi. Akçay, zor durumda olan Manisa çiftçisinin, kredi borçlarının ertelenmesi talebinin olduğunu ifade etti.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, Kemelpaşa ilçesi Akalan köyünde okula 650 metre uzaklıkta taş ocağı açılmak istendiğini, bunu protesto eden köy sakinlerinin güvenlik güçleri ile karşı karşıya geldiğini belirtti. Moroğlu, daha fazla kar hırsı ile açılması planlanan bu taş ocağının yapımının engellenmesi gerektiğini belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde CHP Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, CHP olarak bu düzenlemenin olumlu bir düzenleme olduğunu düşündüklerini belirterek, cezaevlerinin dış korumasının artık jandarmanın elinden alınıp yine infaz kurumu bünyesindeki dış güvenlik birimine verilmesine olumlu baktıklarını söyledi.
Dört eski Bakan hakkındaki Soruşturma Komisyonu'nun tapeleri imha etme kararı aldığını anımsatan Aldan, şöyle devam etti:
"AK Parti Grubu, bu Meclis soruşturmasına 'evet' derken niye bu tapelerin imhasını istemedi? Dolayısıyla böyle bir tabloda bu imha işlemini bu komisyon yapamaz. Henüz hazırlık soruşturması da bitmemiştir. Genel Kurul'da oylama sonuçlanıncaya kadar bu iş devam edecektir. İmha işlemine girişeceklermiş, bu açıkça suçtur. Bunu yapanlar delileri yok etme suçundan milletvekillikleri bittiği zaman yargılanırlar. Kesinlikle böyle bir imha işlemi yasaya aykırıdır. Sayın TBMM Başkanı'na da buradan sesleniyorum; lütfen bu girişimi durdursun. Genel Kurul toplantısını yapsın. Bu toplantıdan sonra sonuca göre bir karar verilebilir."
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, cezaevleri ve hükümlülerin sorunlarına değinerek, cezaevindeki çocukların buranın psikolojisini kaldıramadıkları için ciddi tıkanmalar yaşadıkları ve intihar girişiminde bulunduklarının kendilerinin, ailelerinin insan hakları kuruluşlarına yaptıkları başvurulardan anlaşıldığını söyledi.
Cezaevlerinde her gün çocuk mahpusların insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalar nedeniyle çocuk olmalarından kaynaklanan tüm haklarının ihlal edildiğini iddia eden Dora, "İnsanlık dışı bir uygulama olan çocuk cezaevleri kaldırılmalıdır, kapatılmalıdır" dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarıyla iç ve dış güvenlik adı altında iki ayrı ünite kurularak cezaevlerinde bulunan ve zaman zaman kendilerinin de eleştirdiği soruna çözüm bulunmasının amaçlandığını vurgulayarak, "Çözüm bulunması konusunda MHP hemfikirdir" diye konuştu.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Meclis Soruşturma Komisyonu'nda tapelerin imhasına ilişkin tartışmalarla ilgili, "Eğer, yasanın tayin ettiği şartlar varsa, komisyon bunu tespit etmişse, bununla ilgili evrakı imha etmek yasanın hükmü. İmha etmemek suç oluyor" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Hükümet adına konuşan Bozdağ, cezaevlerinde bulunan kişilere isnat edilen suçlar, verilen mahkeme kararları ne olursa olsun, hizmet ederken bunlara bakmadıklarını ifade etti. Onları, insan olarak, emanet olarak gördüklerini belirten Bozdağ, "Emanete nasıl bakılırsa, öyle bakmaya gayret gösteriyoruz" dedi.
Bozdağ, şu anda cezaevlerinde 4 bin 431'i kadın olmak üzere 125 bin 153 hükümlünün, 459'u kadın olmak üzere 11 bin 781'i hükmen tutuklunun, 864'ü kadın olmak üzere 22 bin 503 kişinin tutuklu bulunduğunu, toplam tutuklu ve hükümlü sayısının 159 bin 437 olduğunu belirtti.
Cezaevlerinde, ceza infaz kurumlarında görevli personel ile dış güvenliği temin eden Jandarma Genel Komutanlığı personeli tarafından hizmet sunulduğunu kaydeden Bozdağ, söz konusu personelin, bugüne kadar görevlerini başarıyla yürüttüklerini ifade etti.
Tasarıdaki düzenlemelerin hazırlanması ihtiyacının aslında yeni oluşmadığını belirten Bozdağ, 1968 yılında, cezaevlerinin iç ve dış güvenliğinin tek elden yönetilmesinin gündeme geldiğini söyledi.
Tasarıyla, cezaevlerinin iç güvenliğinin de dış güvenliğinin de Adalet Bakanlığı tarafından sağlanacağını belirten Bozdağ, şöyle devam etti:
"Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüz bu vazifenin bütün boyutlarıyla ilgilenecektir. Bugüne kadar dış güvenlik farklı, iç güvenlik farklı uygulamaları değişik problemlere yol açtı, çift başlılığa neden oldu. Kapıda gelirken dış güvenlikte ayrı bir arama, içeri girdiğinizde iç güvenlikte ayrı bir arama, oradan birtakım idari işlemlerde mükerrer yapılmaları, vatandaşlarımız bakımından zaman ve pek çok kayıplara yol açıyor.
Öte yandan, cezaevinden herhangi bir tutuklu ve hükümlünün hastaneye ya da başka yerlere nakillerinde de ciddi koordinasyon sorunları yaşanmakta, istenildiği zaman, anında bu konuda adım atma imkanı maalesef zaman zaman bulunamıyordu. Çünkü, siz bir planlama yapıyorsunuz, dışarıda o planlamayı uygulayacak başka birisi, onun da ayrı bir planlaması var. Bunlar uymadığı zaman sorunlar çıkıyordu. İşte bu dış ve iç güvenliğin birleşmesiyle beraber otorite tekleşecek, yönetim tekleşecek, idari işlerin tamamı tekleşecek, mükerrerlikler ortadan kalkacak, hastaneye ve başka yerlere nakillerde, sevklerde yaşanan sorunların tamamı ortadan kalkmış olacak. Bunun pek çok faydasını göreceğiz."
Bekir Bozdağ, bugüne kadar Türkiye'de 257 ceza ve infaz kurumunu, şartları iyi olmadığı gerekçesiyle kapatıldığını, 2017 yılı sonuna kadar 142 ceza infaz kurumunu daha kapatmayı planladıklarını dile getirdi.
Tasarıyla, ceza infaz kurumlarında görev yapan personelin mali durumlarında da kısmi iyileştirmeler yapılacağını ifade eden Bozdağ, "Esasında bu görevi yapanlar daha fazlasını hak ediyorlar. Bütçe imkanlarımız el vermiş olsa ve daha fazlasını vermiş olsak haksızlık etmiş olmayız" dedi. Bozdağ, tasarıyla infaz koruma memurlarının fiili hizmet zamlarına ilişkin düzenlemenin de yer aldığını söyledi.
Bekir Bozdağ, cezaevlerinde yatan insanların tamamının, suçu ne olursa olsun insan olduğunu, cezalarını çektikten sonra dışarıda herkesin onlara imkan vermesi, yardımcı olması gerektiğini kaydederek, "Cezası tamamlanan insanlar, dışarı çıktıktan sonra herhangi bir özel veya kamuda çalışma imkanı bulamadığı takdirde, kapılar üzerine kapatıldığı takdirde çaresiz kalmaktadırlar. Adeta cezaevlerinin dışı, cezası infaz edilmiş insanlarımız için açık bir cezaevine dönüşüyor. Buna izin vermememiz lazım. Cezası infaz edilmiş bulunan her insanımıza iş yeri sahiplerinin ekmek ve iş imkanı sağlaması son derece önemlidir. Onları yeniden suça itecek yanlış, önyargılı, kötü uygulamaları sonlandırmamız lazım. Ben buradan bütün iş sahiplerine çağrıda bulunuyorum, lütfen cezaevlerinden çıkan insanlarımızın toplumla bütünleşmesine imkan verecek bir yakınlaşmayı sağlayalım" diye konuştu.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bozdağ, ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz koruma memurlarının yıpranma payına ilişkin düzenlemenin tasarıda yer aldığını belirtti.
Bozdağ, Meclis Soruşturma Komisyonu'nda, tapelerin imha edilmesine yönelik tartışmalara ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
"Ceza Muhakemesi Kanunu 135. maddesinde, "Şüpheli veya sanığın, tanıklıktan çekilebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alınma gerçekleştikten sonra, bu durumun anlaşılması halinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir" hükmü bulunuyor. Bu, anayasadan da kaynaklanan bir hüküm. Cumhuriyet savcılarının bunu hemen ayırması ve imha etmesi lazım.
Türkiye'de kamuoyuna mal olmuş pek çok soruşturma kapsamında, o soruşturmayla hiç alakası olmayan kişiler, örneğin soruşturuluyor ama eşinin hiç alakası yok, onlarla ilgili bütün mahrem bilgiler, bu özensizlik ve yasaya uymama nedeniyle, medya aracılığıyla herkesin bildiği konular oldu. Kişiler yıprandı, lekelendi. Bu, insan onurunu korumak bakımından önemli bir madde. Yine 137. maddede, 'Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi' düzenleniyor.
Soruşturma Komisyonu, adli bir komisyon olarak görev yapıyor. TBMM adına yargısal bir faaliyet yürütüyor. Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre bu faaliyeti yapıyor. Eğer, yasanın tayin ettiği bu şartlar varsa, komisyon bunu tespit etmişse , bununla ilgili evrakı imha etmek yasanın hükmü. İmha etmemek suç oluyor. Onlar tespit edecek, imha etmediği takdirde bunun cezai yaptırımı var. Bu tamamen kişilerin onurunu korumaya yönelik bir düzenlemedir. Yani sayın Bakanlarla ilgili gündeme geldi ama başka olaylarda da pek çok vatandaşımızla ilgili gündeme geldi. Esasında bu son derece önemli bir hukuki düzenleme. Dünyanın başka ülkelerinde de böyle bir düzenlemeler var."
Bozdağ, uyuşturucu maddeyle ilgili suçlardan dolayı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü sayısının 20 bin 501, tutuklu sayısının 7 bin 179 olduğunu bildirdi.
Hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili soru üzerine, "Bu konu üzerinde çalışmamız var. İnşallah bu ay içerisinde bu konudaki düzenlemeyi Meclis'e getirmiş oluruz. Bu konuda toplam bugüne kadar 3 bin 49 hükümlü, 317 tutuklu başvurdu. Bunlardan ceza tehirinden faydalanan adli hükümlü sayısı 273, tutuklu sayısı 24 oldu. Terörle ilgili hükümlü 23, tutuklu 4. Toplam 324 kişi bundan faydalandı" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında siyasi parti grupları Paris'teki silahlı saldırıyı kınadı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Fransız karikatür dergisi Charlie Hepdo?nun Paris?teki merkezine bugün yapılan silahlı saldırıda 12 kişinin katledildiğini belirterek, "Bu saldırıyı yapanlar, kimlikleri, inançları, siyasal görüşleri ne olursa olsun sadece teröristtirler ve tüm dünya kamuoyuna düşen görev, bu alçakça saldırıyı gerçekleştirenleri açıkça ve kayıtsız şartsız kınamaktır" dedi.
Bostancı, dünya gitgide daha fazla birbirine yaklaşırken ve ülkeler daha fazla farklı inanç, kimlik, anlayış istikametinde dönüşürken, bu tür saldırıların inançlar, kültürler arasında kurulan insani, saygılı ilişkilere, bir arada yaşama iradesine kastettiğini, kin ve nefret tohumlarını ekmeye çalıştığını söyledi.
Bostancı, şunları kaydetti:
"Bu tür eylemlerin, üzülerek müşahade ettiğimiz ve Avrupa medeniyeti ile derin bir karşıtlık oluşturduğuna inandığımız yabancı düşmanlığı ve islamafobi türündeki birtakım toplumsal ve politik eğilimlere bir alan açmayı hedeflediği de gözden ırak tutulmamalıdır.
Terör saldırıları sebebiyle büyük acılar yaşamış milletimiz, bu tür eylemlerin arkasında ne kadar farklı bağlar olduğunu, cinayetler vasıtasıyla şartlı reflekslerin harekete geçirilmek istendiğini çok iyi bilmektedir. Hedef dünya barışıdır. TBMM olarak Fransız halkının ve yetkililerinin acılarını paylaştığımızı bildirir, yerimizin bu tür konularda insanlığın ortak safı olduğu hususunu ifade ederiz."
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Paris'teki menfur saldırıyı CHP olarak büyük bir nefretle kınadıklarını, saldırganların bir an önce yakalanması ve cezalandırılması hususunda Fransız devleti ve halkının yanında olduklarını söyledi.
Gök, saldırıda ölenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara da acil şifa diledi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da saldırıyı HDP olarak kınadıklarını ifade ederek, "Faillerin yargı önüne çıkarılarak, bunların İslam ile asla bağlantıları olmadığının dünya kamuoyunca da bilinmesini istiyoruz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı'nın ilk 12 maddesi kabul edildi.
Kabul edilen maddelere göre, güvenlik hizmetlerinin yürütülmesinden kurum müdürü sorumlu olacak. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde İç Güvenlik Daire Başkanlığı ile Dış Güvenlik Daire Başkanlığı kurulacak.
İç güvenlik görevlileri, cezaevlerinin iç güvenlik hizmetini yerine getirmek, açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinden kapalı kurumlara tutuklu ve hükümlü nakletmek, cezaevlerinde arama yapmakla görevli olacak.
Dış güvenlik görevlileri, dış güvenliğin yanı sıra talep edilmesi halinde açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinden kapalı ceza infaz kurumlarına tutuklu ve hükümlü nakledecek, nakil araçlarıyla sağlık kurum ve kuruluşlarında hükümlü ve tutukluların kalması için tahsis edilen yerlerle diğer ilgili yerlerde arama ve kontrol yapabilecek, iç güvenlik görevlilerinin yetersiz kaldığı, doğal afet, yangın, isyan, firar, firara teşebbüs, kurumlarda asayiş ve düzeni önemli ölçüde bozan yaygın direniş ve şiddet hareketleri, silahlı çatışma veya benzeri ciddi tehlike yaratan hallerde iç güvenliği sağlayacak.
Dış güvenlik görevlileri, hükümlü ve tutukluların sevk, nakil ve duruşmaları sırasında veya bulundukları yerde meydana gelen olaylarda yakalama yapabilecek, gerekli hallerde kurum içerisindeki aramalara katılacak, kuruma girişlerde ve gerektiğinde çıkışlarda arama yapacak, adli yargı mahkemelerince tutuklanan ve askeri cezaevinde bulunan asker kişilerin duruşmalara veya sivil ceza infaz kurumlarına sevk ve nakil işlemlerini de gerçekleştirecek.
İç güvenlik görevlileri, cezaevi müdürü tarafından, geçici olarak dış güvenlik hizmetlerinde görevlendirilebilecek. Bu görevliler, dış güvenlik görevlisinin hak ve yetkilerine sahip olacak.
Güvenlik görevlileri, kanunlarla verilen görevleri yaparken; isyan, direniş, firar, firara teşebbüs veya asayişi bozan benzeri olayların ortaya çıkması halinde, bu olayların önlenmesi, saldırının veya saldırıda bulunanların etkisiz hale getirilmesi, direnişin sona erdirilmesi amacıyla veya kanuna uygun bir emrin ifası sırasında aktif veya pasif direniş gösterilmesi halinde zor kullanmaya yetkili olacak.
Zor kullanmadan önce, ilgililere asayişi bozan tutum ve davranışlarına ya da direnmeye devam etmeleri halinde zor kullanılacağı uyarısı yapılacak. Asayişi bozan olayların veya direnmenin niteliği, kapsam ve derecesi göz önünde bulundurularak uyarı yapılmadan da zor kullanılabilecek.
Güvenlik görevlileri acil hallerde, kullanacağı araç ve gereç ile zor kullanmanın derecesini kendisi takdir edecek. Diğer hallerde kurum müdürünün, yokluğunda kurumda bulunan en üst amirin talimatı doğrultusunda hareket edilecek.
Güvenlik görevlileri kendilerine, kuruma, kurumların toplu olarak bulunduğu kampüslerle eklentilerine, nakil aracına, hükümlü ve tutuklulara veya hükümlü ve tutuklular tarafından diğer kişilere yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın Türk Ceza Kanunu'nun meşru savunma ve zorunluluk hallerine ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacak.
Sevk ve nakiller sırasında hükümlü ve tutuklulara kelepçe takılması da dahil her türlü tedbir alınacak.
Güvenlik görevlileri, ateşli silah bulundurabilecek veya taşıyabilecek. Dış güvenlik görevlilerine bedeli karşılığında zati demirbaş silah verilecek.
Güvenlik görevlileri kanunen yetkili kılındıkları haller dışında kurum içine silahla giremeyecek. Müdahale biriminde görevli olanlarla dış güvenlik görevlileri, silahla müdahaleyi gerektiren durumlarda cezaevi içine silahla girebilecek.
Güvenlik görevlileri şu hallerde silah kullanabilecek:
- Meşru savunma hakkının kullanılması,
- Bedeni kuvvet veya maddi güç kullanarak etkisiz hale getiremediği asayişi bozan bir olay veya direniş karşısında, bu olayın önlenmesi ya da direnişin sona erdirilmesi,
- Hükümlü ve tutuklunun cezaevinden veya nakil ve sevk sırasında kaçmaya kalkışması ya da bu maksatla saldırıda bulunması,
- Korumakla görevli oldukları kurum, yer, tesis, araç ve silaha karşı saldırıda bulunulması veya kendisine teslim edilmiş kişilerin kaçırılmaya kalkışılması, bunlara karşı vuku bulacak saldırıyı başka türlü savuşturma imkanının bulunmaması,
- Saldırı veya karşı koymaya elverişli silah, alet veya eşyaların teslimi istendiği halde, verilmeyerek direnişte bulunulması veya teslim edilmiş silah, alet veya eşyaların tekrar alınmasına teşebbüs edilmesi,
- Kurumlarda kavga, kargaşa, direnme veya isyan çıkması.
İç güvenlik görevlileri hiçbir şekilde cezaevi içerisinde ateşli silah bulunduramayacak, taşıyamayacak ve kullanamayacak.
Ateşli silahla müdahaleyi gerektiren durumlarda, kuruma silahla girilmesine, kurumun en üst amirinin talebi üzerine, Genel Müdürlük görüşü alınarak, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından karar verilebilecek.
Tasarı, cezaevlerinin dış güvenliğiyle tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerinde yetki, 5 yıl içinde jandarmadan Adalet Bakanlığı bünyesindeki dış güvenlik görevlilerine geçmesine ilişkin düzenlemeyi de içeriyor.
Çalışma süresinin tamamlanmasının ardından, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
