2012-01-24 - 15:35
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, Fransa Senatosunun kararına ilişkin, ''Yakın tarihlerini okuma konusunda hipermetrop olan bir ülkenin senatosunda Türkiye yaftalanmaya çalışıldı'' dedi.
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, gündemdışı konuşmasında, dün akşam ''yakın tarihlerini okuma konusunda hipermetrop olan bir ülkenin senatosunda Türkiye'nin yaftalanmaya çalışıldığını'' ifade etti. Demirel, ''Bunların bizim tarihimizi okumak için 3-5 oturum değil, milyonlarca oturum yapmaları gerekir'' dedi.
Akdeniz Üniversitesinde yapılan yüz nakli operasyonuna değinen Demirel, ''Dünyadaki ilk rahim naklini de bu ekip yapmıştır. Şu anda ülkeye yabancı hekim getirmeye çalışan siyasetçiler için tüm bu yaşananlar bir ibret öyküsüdür. Bu onur ve heyecanı yaşamamıza vesile olan ekibe ve nakle izin veren kıymetli aileye teşekkür ediyorum'' dedi.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç da gündemdışı konuşmasında, evrensel özgürlükleri bünyesinde barındırdığını iddia eden Fransa senatosunun kararına karşı yaptırımda bulunmaları için Fransa halkına çağrıda bulundu.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ise Gazeteci Uğur Mumcu'nun öldürülüşünün yıldönümü dolayısıyla gündemdışı söz alarak, Ocak ayının faili meçhul siyasi cinayetlerin çok işlendiği bir ay olduğunu söyledi. ''Mumcu'yu katleden tetikçilerin yargılanıyormuş'' gibi yapıldığını öne süren Öztürk, Mumcu'nun neden öldürüldüğünün bir türlü açıklığa kavuşturulamadığını ifade etti. Öztürk, ''Siyasi cinayetlerin kenarından köşesinden dolanarak bu cinayetler aydınlatılamaz'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin, 34 kişinin yaşamını yitirdiği Irak sınırındaki olayla ilgili Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
BDP, TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine, Meclis gündeminin değiştirilmesine yönelik grup önerisi verdi.
Öneri üzerinde konuşan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, olayın üzerinden 26 gün geçtiğini belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olayı tazminatla geçiştirme yaklaşımını sergilediğini ileri sürdü. Kaplan, ''Başbakan, sanki o insanlar bombalanmamış, toplu katliama tabi tutulmamış, olayın sorumluları yokmuş, hatta yaşanmamış gibi bir yaklaşım içindedir. Bu tür olaylar halkların tarihinde travma yaratan olaylardır. Elinizdeki 4 saatlik heron görüntüleri niye savcılığa ulaşmadı, niye gizlilik kararı verildi. Kimse böyle insani bir konuda timsah gözyaşı dökemez. 26 gün geçti bir tek kişi sanık olarak ifadeye çağrılmadı. Bu, uluslararası ceza mahkemesinini soruşturacağı bir konu...'' dedi.
Öneri aleyhine konuşan AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar, Uludere'de yaşanan talihsiz olayın herkesin yüreğini sızlattığını belirterek, ''Bu olayın, 1990'lı yılların faili meçhulü gibi olmayacağına buradan söz veriyorum. Bu olaylar aydınlatılmalı. Suç işleyenler makam ve mevkileri ne olursa olsun yargı önünde hesap vermeli'' diye konuştu.
CHP Ordu Milletvekili İdris Yıldız, kendisinin CHP heyeti ile olay yerine gittiğini belirterek, ''Orada gördük ki Hükümet oraya gelmemiş. Bakanlar, Alaya yakın tiyatro çadırına uğrayıp geri dönmüşler. Onların acılarını orada paylaşmak, ne yaşadıklarını anlayabilmek önemliydi. Devletin gidemediği yere biz gittik'' dedi.
Bölgedeki kaçakçılık olayının Karadeniz'deki ''ormancı-köylü'' ilişkisine benzeten Yıldız, ''Oradaki kaçakçılık bu denli yasalaşmış ve insanların geçim kaynağı olmuş. Bundan askeri alayın da herkesin de haberi var. O olayla ilgili istihbaratın nereden geldiğinin aydınlığa çıkması lazım'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Yıldız'ın ''tiyatro çadırı'' ifadesinin üzücü olduğunu belirterek, ''Taziye ortamını bile 'tiyatro çadırı' gibi nitelemek çok ayıp. Biz çadıra gitmedik, eve gittik. Bizim geleneğimizde evde taziye esastır. Bütün cenaze sahipleri, o eve geldiler. Biz onlara orada taziyede bulunduk, Kuran okuduk, Başbakan ile telefon görüşmesi yaptırdık. Bunu da bütün ekranlar verdi. Görmeyenler görsün'' açıklamasını yaptı.
CHP'lilerin gittiği yerin ''taziye çadırı'' olmadığını ifade eden Atalay, şöyle konuştu: ''Ben taziye çadırına, tiyatro çadırına demem. Ama esas sizin gittiğinizin taziye çadırı olmadığı... Başka illerden gelen, Kaymakam'a da o saldırıyı yapan, militanların yönettiği, BDP ile el ele CHP'nin orada bölge halkını tahrik ettiği...Evde cenaze sahipleriyle konuştuk. Onlar için orada tahrik ortamında gönlünü almaya, devletin onlara ilgisini sunmaya çalıştık, bu devam ediyor. Soruşturmalar da devam ediyor. Böyle hassas bir ortamda konuşurken 'tiyatro çadırı' gibi bir kavram kullanılmasını yakıştıramıyorum, ayıplıyorum, kınıyorum.''
Sataşma olduğu gerekçesiyle yeniden söz alan CHP'li Yıldız, ''Bizim örfümüzde, geleneğimizde bir şey var; eğer bir cenaze varsa, o cenaze evine gidilir, orası televizyonlardan reklam edilmez. Biz orada CHP milletvekilleri olarak hep beraber taziye çadırına, ölenlerin yakınlarının yanına gittik. Bizim gittiğimiz, sizinki gibi televizyonlardan reklam edilmedi. Gerçek anlamda taziyeye gitmiş olsaydınız o insanların yanında olurdunuz. Ne BDP ile birlikteydik, ne de sizin gibi başka şeyin peşindeydik'' diye konuştu.
BDP'li Kaplan da sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''2 gün geçiyor Hükümet, Cumhurbaşkanı, bakanlar tepkisini ortaya koymuyor ama ertesi gün bütün örgütlerini, Kaymakam ve Valileri gelecekleri organizasyonuna ayırıyorlar. Gelenekte taziyeye gelenlerin başımızın gözümüzün üstünde yeri var. Ama katliamdan sorumlu olup, katliamın üstünü örtenlerin, katlettikleri insanların cenazelerine gitme geleneği hiçbir yerde yoktur. Hiçbir katil öldürdüklerinin evine ertesi gün gidemez. Bu kadar açık konuşuyorum'' dedi.
AK Parti'li milletvekilleri, Kaplan'ın sözlerine tepki gösterdi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, olayın bütün Türkiye'nin meselesi olduğunu belirterek, ''İktidara olarak hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadık. Olayın üstünün örtülmesi bir yana, açığa çıkarılması ve hesabının sorulması için her türlü girişimi anında yaptık'' dedi.
BDP'lilerin kendisine laf atması üzerine Ensarioğlu, ''BDP tabii ki bizi eleştirecek. Konuşulması, söylenmesi gereken her şeyi konuşacağız. Biz bundan yararlanırız. Bildiğiniz bir şey varsa, ihmal ya da atladığımız bir şey varsa söyleyin. Ama bizim itirazımız sizin üslubunuza. 26 gün de 2 ay da geçse, bu olayı ortaya çıkarmak boynumuzun borcudur. Tüm sorumluluk bizim üzerimizdedir'' karşılığını verdi.
Ensarioğlu, ''Bütün soruşturmalar yapılıyor. Biz bu işi çözmeye çalışıyoruz, örtmeye değil. Kemikleri, yeraltından silahları, örgütleri, çeteleri biz çıkarıyoruz. Bu iktidara 'bir şeylerin üstünü örtüyorsunuz' demek insafsızlık değil mi- Sen vazgeçsen de biz olayların ortaya çıkarılmasından ve hesabının sorulmasından vazgeçmeyeceğiz. Ama bunlardan siyasi çıkar elde etmek ahlaksızlıktır. Tazminat ödenmediğinde 'tazminat ödenmedi' diyorsunuz, 23 bin lira ödense 'az' diyorsunuz, Başbakan kendi ödeneğinden 100 bin lira ödediğinde, buna 'kan parası' diyorsunuz. Bu kan parası değil. Bu olayda ihmali, kastı, kusuru olan kim varsa, askeri, sivil yetkili olsun, bu ortaya çıkarılacaktır. Bunun hesabı sorulacaktır. Siz de görüp mahcup olacaksınız'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Ensarioğlu'nun sözlerine tepki göstererek, ''Başbakan, babasının maaşını mı verdi? Başbakan'ın kendi ödeneği değildir. Bu siyaset terminolojisi değildir'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, Endonezya Temsilciler Meclisi Başkanı'nın daveti üzerine, bu ülkede düzenlenecek olan İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliğinin 7. Konferansına katılmak üzere beraberinde bir heyetle bu ülkeye gitmesine ilişkin Başkanlık Tezkeresi kabul edildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Fransa Senatosu'nun kararına ilişkin, ''Milletimizin onurunu ve itibarını asla yere düşürmeyeceğiz. Bu konuda alınması gereken tüm tedbirleri alacağız'' dedi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, TBMM Genel Kurulunda, birleşime verilen aranın ardından partilere Fransa Senatosu'nun kararına ilişkin söz verdi.
''Fransa Senatosu'nun kararını, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletine karşı bir düşmanlık olarak görüyoruz'' diyen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Türkiye'ye karşı bu hareketleri yapanların, bunun hiçbir anlamı olmadığını göreceklerini söyledi. Şandır, ''AKP iktidarını, Türk milletinin onurunu savunması konusunda uyarıyoruz. Bu konuda MHP olarak her türlü desteği vereceğimizi ifade etmek istiyoruz. Çünkü bu, yalnız Fransa ile kalmayacaktır. Türkiye hak etmediği bir suçlama altında çok ciddi tehlike altında kalacaktır. Kararı şiddetle ve nefretle kınıyoruz'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, kararın, Avrupa'nın üzerinde yükseldiği değerleri inkar anlamına geldiğini ifade etti. Kararın, Fransa'da yaklaşan seçimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, şöyle devam etti: ''Zira, Fransa'da tarihçiler, anayasa hukukçuları, basın mensupları yasa teklifine karşı çıkan yorumlar yapıyorlar. Fransa Senatosu'nda ifade özgürlüğünü savunan en az 60 senatör, Anayasa Konseyi'ne başvuruda bulunacaktır. Bu karar, yasanın Anayasa'ya aykırı olup olmadığını belirleyecek. 'Yasa iptal edilir' diye düşünüyoruz. Milletimizin onurunu ve itibarını asla yere düşürmeyeceğiz. Bu konuda alınması gereken tüm tedbirleri alacağız.''
Ünal'ın konuşmasının ardından yerinden AK Parti sıralarına seslenen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''Bizi hep Anayasa Mahkemesine gitmekle suçluyorsunuz ama şimdi siz de Fransa'nın Anayasa Mahkemesinden medet umuyorsunuz'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk de Fransa Senatosu'nun kararının utanç verici olduğunu belirterek, ''Fransa değerleri ve çağdaş değerler, fikir ve ifade özgürlüğü açısından utanç verici. Bu karar, Türkiye'yi değil esasında Fransa'yı rencide etmelidir. Hükümetin alacağı, doğru, yerinde ve sürdürülebilir kararların arkasında olacağız CHP olarak. Büyükelçi çekilmemeli, mücadeleyi devam ettirmek için görevinin başında kalmalıdır'' şeklinde konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise bu tür konuların yeterince tartışılmadığı için önerilen çözümlerin de yetersiz kaldığını savundu. Kaplan, ''Ermeni iddiaları konusunda benzer karar alan devletlerin sayısı 20'yi geçmiş durumda. Avrupa Parlamentosu da var. Bunun için ayrı bir tartışmanın açılması gerekiyor'' dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, partisi tarafından, ''faili meçhul cinayetlerin araştırılması'' istemiyle verilen önergelerin tümünün AK Parti milletvekilleri tarafından reddedildiğini belirterek, ''Faili meçhullerle böyle mi hesaplaşıyorsunuz-'' sorusunu yöneltti.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, ''faili meçhullerin araştırılmasına ilişkin'' önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
CHP'li Öztürk, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, AK Parti milletvekillerine hitaben, ''Faili meçhullere ilişkin verdiğimiz tüm önergeleri reddettiniz. Faili meçhullerle böyle mi hesaplaşıyorsunuz?'' dedi.
''Bunların araştırılmasından neden korkuyorsunuz-'' diyen Öztürk, ''Hrant Dink olayıyla ilgili ilginç şeyler oluyor. Ben böyle dava görmedim. Karar veren hakim bir televizyon kanalında, savcı bir televizyon kanalında kendilerini savunmaya çalışıyorlar. Sonra da 'bu ülkede adil yargılanma yok' diyen insanlar hakkında fezleke hazırlanıyor'' şeklinde konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat, AK Parti hükümetleri döneminde faili meçhullerin üzerine kararlılıkla gidildiğini söyledi. Kubat, ''2002 yılından bu yana bizim dönemimizde meydana gelen faili meçhul olaylar, kolluk güçlerimizin çok etkili istihbari çalışmalarıyla anında aydınlatıldı. Danıştay ve Dink olayları buna en güzel örnek. Faili meçhul cinayetlerin üzerine kararlılıkla gidiliyor ama bunların yeri İnsan Hakları Komisyonudur'' şeklinde konuştu.
Diyarbakır'ın İçkale mevkindeki kazıda kafatasları bulunduğunu anımsatan Kubat, bu olayın üzerinde de kararlılıkla durulduğunu belirtti.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt ise faili meçhul cinayetler aydınlatılmadan demokratikleşme konusunda tek bir adım bile atılamayacağını savundu. Kurt, ''Bu sorun bu ülkede yaşayan tüm insanların asli sorunudur. Burada yapılar tartışmalar ve ileri sürülen tezler, konu hakkında yeterince bilinçli olunmadığını gösteriyor'' ifadesini kullandı.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, AK Parti'nin, faili meçhul cinayetlerin üzerindeki örtüyü kaldırdığını söyledi. 12 Eylül darbesini yapanların da yargılanacağına işaret eden Can, ''12 Eylülcüler, Mart ayında Allah'a çok şükür, hakim huzurunda hesap verecekler. Bunu da AK Parti'ye borçlusunuz. Teşekkür edin AK Parti'ye'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin, ''faili meçhullerin araştırılmasına ilişkin'' önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi. (15:35)
MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel, gündemdışı konuşmasında, dün akşam ''yakın tarihlerini okuma konusunda hipermetrop olan bir ülkenin senatosunda Türkiye'nin yaftalanmaya çalışıldığını'' ifade etti. Demirel, ''Bunların bizim tarihimizi okumak için 3-5 oturum değil, milyonlarca oturum yapmaları gerekir'' dedi.
Akdeniz Üniversitesinde yapılan yüz nakli operasyonuna değinen Demirel, ''Dünyadaki ilk rahim naklini de bu ekip yapmıştır. Şu anda ülkeye yabancı hekim getirmeye çalışan siyasetçiler için tüm bu yaşananlar bir ibret öyküsüdür. Bu onur ve heyecanı yaşamamıza vesile olan ekibe ve nakle izin veren kıymetli aileye teşekkür ediyorum'' dedi.
AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç da gündemdışı konuşmasında, evrensel özgürlükleri bünyesinde barındırdığını iddia eden Fransa senatosunun kararına karşı yaptırımda bulunmaları için Fransa halkına çağrıda bulundu.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ise Gazeteci Uğur Mumcu'nun öldürülüşünün yıldönümü dolayısıyla gündemdışı söz alarak, Ocak ayının faili meçhul siyasi cinayetlerin çok işlendiği bir ay olduğunu söyledi. ''Mumcu'yu katleden tetikçilerin yargılanıyormuş'' gibi yapıldığını öne süren Öztürk, Mumcu'nun neden öldürüldüğünün bir türlü açıklığa kavuşturulamadığını ifade etti. Öztürk, ''Siyasi cinayetlerin kenarından köşesinden dolanarak bu cinayetler aydınlatılamaz'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin, 34 kişinin yaşamını yitirdiği Irak sınırındaki olayla ilgili Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.
BDP, TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine, Meclis gündeminin değiştirilmesine yönelik grup önerisi verdi.
Öneri üzerinde konuşan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, olayın üzerinden 26 gün geçtiğini belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olayı tazminatla geçiştirme yaklaşımını sergilediğini ileri sürdü. Kaplan, ''Başbakan, sanki o insanlar bombalanmamış, toplu katliama tabi tutulmamış, olayın sorumluları yokmuş, hatta yaşanmamış gibi bir yaklaşım içindedir. Bu tür olaylar halkların tarihinde travma yaratan olaylardır. Elinizdeki 4 saatlik heron görüntüleri niye savcılığa ulaşmadı, niye gizlilik kararı verildi. Kimse böyle insani bir konuda timsah gözyaşı dökemez. 26 gün geçti bir tek kişi sanık olarak ifadeye çağrılmadı. Bu, uluslararası ceza mahkemesinini soruşturacağı bir konu...'' dedi.
Öneri aleyhine konuşan AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar, Uludere'de yaşanan talihsiz olayın herkesin yüreğini sızlattığını belirterek, ''Bu olayın, 1990'lı yılların faili meçhulü gibi olmayacağına buradan söz veriyorum. Bu olaylar aydınlatılmalı. Suç işleyenler makam ve mevkileri ne olursa olsun yargı önünde hesap vermeli'' diye konuştu.
CHP Ordu Milletvekili İdris Yıldız, kendisinin CHP heyeti ile olay yerine gittiğini belirterek, ''Orada gördük ki Hükümet oraya gelmemiş. Bakanlar, Alaya yakın tiyatro çadırına uğrayıp geri dönmüşler. Onların acılarını orada paylaşmak, ne yaşadıklarını anlayabilmek önemliydi. Devletin gidemediği yere biz gittik'' dedi.
Bölgedeki kaçakçılık olayının Karadeniz'deki ''ormancı-köylü'' ilişkisine benzeten Yıldız, ''Oradaki kaçakçılık bu denli yasalaşmış ve insanların geçim kaynağı olmuş. Bundan askeri alayın da herkesin de haberi var. O olayla ilgili istihbaratın nereden geldiğinin aydınlığa çıkması lazım'' diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Yıldız'ın ''tiyatro çadırı'' ifadesinin üzücü olduğunu belirterek, ''Taziye ortamını bile 'tiyatro çadırı' gibi nitelemek çok ayıp. Biz çadıra gitmedik, eve gittik. Bizim geleneğimizde evde taziye esastır. Bütün cenaze sahipleri, o eve geldiler. Biz onlara orada taziyede bulunduk, Kuran okuduk, Başbakan ile telefon görüşmesi yaptırdık. Bunu da bütün ekranlar verdi. Görmeyenler görsün'' açıklamasını yaptı.
CHP'lilerin gittiği yerin ''taziye çadırı'' olmadığını ifade eden Atalay, şöyle konuştu: ''Ben taziye çadırına, tiyatro çadırına demem. Ama esas sizin gittiğinizin taziye çadırı olmadığı... Başka illerden gelen, Kaymakam'a da o saldırıyı yapan, militanların yönettiği, BDP ile el ele CHP'nin orada bölge halkını tahrik ettiği...Evde cenaze sahipleriyle konuştuk. Onlar için orada tahrik ortamında gönlünü almaya, devletin onlara ilgisini sunmaya çalıştık, bu devam ediyor. Soruşturmalar da devam ediyor. Böyle hassas bir ortamda konuşurken 'tiyatro çadırı' gibi bir kavram kullanılmasını yakıştıramıyorum, ayıplıyorum, kınıyorum.''
Sataşma olduğu gerekçesiyle yeniden söz alan CHP'li Yıldız, ''Bizim örfümüzde, geleneğimizde bir şey var; eğer bir cenaze varsa, o cenaze evine gidilir, orası televizyonlardan reklam edilmez. Biz orada CHP milletvekilleri olarak hep beraber taziye çadırına, ölenlerin yakınlarının yanına gittik. Bizim gittiğimiz, sizinki gibi televizyonlardan reklam edilmedi. Gerçek anlamda taziyeye gitmiş olsaydınız o insanların yanında olurdunuz. Ne BDP ile birlikteydik, ne de sizin gibi başka şeyin peşindeydik'' diye konuştu.
BDP'li Kaplan da sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''2 gün geçiyor Hükümet, Cumhurbaşkanı, bakanlar tepkisini ortaya koymuyor ama ertesi gün bütün örgütlerini, Kaymakam ve Valileri gelecekleri organizasyonuna ayırıyorlar. Gelenekte taziyeye gelenlerin başımızın gözümüzün üstünde yeri var. Ama katliamdan sorumlu olup, katliamın üstünü örtenlerin, katlettikleri insanların cenazelerine gitme geleneği hiçbir yerde yoktur. Hiçbir katil öldürdüklerinin evine ertesi gün gidemez. Bu kadar açık konuşuyorum'' dedi.
AK Parti'li milletvekilleri, Kaplan'ın sözlerine tepki gösterdi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, olayın bütün Türkiye'nin meselesi olduğunu belirterek, ''İktidara olarak hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadık. Olayın üstünün örtülmesi bir yana, açığa çıkarılması ve hesabının sorulması için her türlü girişimi anında yaptık'' dedi.
BDP'lilerin kendisine laf atması üzerine Ensarioğlu, ''BDP tabii ki bizi eleştirecek. Konuşulması, söylenmesi gereken her şeyi konuşacağız. Biz bundan yararlanırız. Bildiğiniz bir şey varsa, ihmal ya da atladığımız bir şey varsa söyleyin. Ama bizim itirazımız sizin üslubunuza. 26 gün de 2 ay da geçse, bu olayı ortaya çıkarmak boynumuzun borcudur. Tüm sorumluluk bizim üzerimizdedir'' karşılığını verdi.
Ensarioğlu, ''Bütün soruşturmalar yapılıyor. Biz bu işi çözmeye çalışıyoruz, örtmeye değil. Kemikleri, yeraltından silahları, örgütleri, çeteleri biz çıkarıyoruz. Bu iktidara 'bir şeylerin üstünü örtüyorsunuz' demek insafsızlık değil mi- Sen vazgeçsen de biz olayların ortaya çıkarılmasından ve hesabının sorulmasından vazgeçmeyeceğiz. Ama bunlardan siyasi çıkar elde etmek ahlaksızlıktır. Tazminat ödenmediğinde 'tazminat ödenmedi' diyorsunuz, 23 bin lira ödense 'az' diyorsunuz, Başbakan kendi ödeneğinden 100 bin lira ödediğinde, buna 'kan parası' diyorsunuz. Bu kan parası değil. Bu olayda ihmali, kastı, kusuru olan kim varsa, askeri, sivil yetkili olsun, bu ortaya çıkarılacaktır. Bunun hesabı sorulacaktır. Siz de görüp mahcup olacaksınız'' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Ensarioğlu'nun sözlerine tepki göstererek, ''Başbakan, babasının maaşını mı verdi? Başbakan'ın kendi ödeneği değildir. Bu siyaset terminolojisi değildir'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, Endonezya Temsilciler Meclisi Başkanı'nın daveti üzerine, bu ülkede düzenlenecek olan İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliğinin 7. Konferansına katılmak üzere beraberinde bir heyetle bu ülkeye gitmesine ilişkin Başkanlık Tezkeresi kabul edildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Fransa Senatosu'nun kararına ilişkin, ''Milletimizin onurunu ve itibarını asla yere düşürmeyeceğiz. Bu konuda alınması gereken tüm tedbirleri alacağız'' dedi.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, TBMM Genel Kurulunda, birleşime verilen aranın ardından partilere Fransa Senatosu'nun kararına ilişkin söz verdi.
''Fransa Senatosu'nun kararını, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletine karşı bir düşmanlık olarak görüyoruz'' diyen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Türkiye'ye karşı bu hareketleri yapanların, bunun hiçbir anlamı olmadığını göreceklerini söyledi. Şandır, ''AKP iktidarını, Türk milletinin onurunu savunması konusunda uyarıyoruz. Bu konuda MHP olarak her türlü desteği vereceğimizi ifade etmek istiyoruz. Çünkü bu, yalnız Fransa ile kalmayacaktır. Türkiye hak etmediği bir suçlama altında çok ciddi tehlike altında kalacaktır. Kararı şiddetle ve nefretle kınıyoruz'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, kararın, Avrupa'nın üzerinde yükseldiği değerleri inkar anlamına geldiğini ifade etti. Kararın, Fransa'da yaklaşan seçimlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, şöyle devam etti: ''Zira, Fransa'da tarihçiler, anayasa hukukçuları, basın mensupları yasa teklifine karşı çıkan yorumlar yapıyorlar. Fransa Senatosu'nda ifade özgürlüğünü savunan en az 60 senatör, Anayasa Konseyi'ne başvuruda bulunacaktır. Bu karar, yasanın Anayasa'ya aykırı olup olmadığını belirleyecek. 'Yasa iptal edilir' diye düşünüyoruz. Milletimizin onurunu ve itibarını asla yere düşürmeyeceğiz. Bu konuda alınması gereken tüm tedbirleri alacağız.''
Ünal'ın konuşmasının ardından yerinden AK Parti sıralarına seslenen CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ''Bizi hep Anayasa Mahkemesine gitmekle suçluyorsunuz ama şimdi siz de Fransa'nın Anayasa Mahkemesinden medet umuyorsunuz'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk de Fransa Senatosu'nun kararının utanç verici olduğunu belirterek, ''Fransa değerleri ve çağdaş değerler, fikir ve ifade özgürlüğü açısından utanç verici. Bu karar, Türkiye'yi değil esasında Fransa'yı rencide etmelidir. Hükümetin alacağı, doğru, yerinde ve sürdürülebilir kararların arkasında olacağız CHP olarak. Büyükelçi çekilmemeli, mücadeleyi devam ettirmek için görevinin başında kalmalıdır'' şeklinde konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise bu tür konuların yeterince tartışılmadığı için önerilen çözümlerin de yetersiz kaldığını savundu. Kaplan, ''Ermeni iddiaları konusunda benzer karar alan devletlerin sayısı 20'yi geçmiş durumda. Avrupa Parlamentosu da var. Bunun için ayrı bir tartışmanın açılması gerekiyor'' dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, partisi tarafından, ''faili meçhul cinayetlerin araştırılması'' istemiyle verilen önergelerin tümünün AK Parti milletvekilleri tarafından reddedildiğini belirterek, ''Faili meçhullerle böyle mi hesaplaşıyorsunuz-'' sorusunu yöneltti.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, ''faili meçhullerin araştırılmasına ilişkin'' önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
CHP'li Öztürk, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, AK Parti milletvekillerine hitaben, ''Faili meçhullere ilişkin verdiğimiz tüm önergeleri reddettiniz. Faili meçhullerle böyle mi hesaplaşıyorsunuz?'' dedi.
''Bunların araştırılmasından neden korkuyorsunuz-'' diyen Öztürk, ''Hrant Dink olayıyla ilgili ilginç şeyler oluyor. Ben böyle dava görmedim. Karar veren hakim bir televizyon kanalında, savcı bir televizyon kanalında kendilerini savunmaya çalışıyorlar. Sonra da 'bu ülkede adil yargılanma yok' diyen insanlar hakkında fezleke hazırlanıyor'' şeklinde konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat, AK Parti hükümetleri döneminde faili meçhullerin üzerine kararlılıkla gidildiğini söyledi. Kubat, ''2002 yılından bu yana bizim dönemimizde meydana gelen faili meçhul olaylar, kolluk güçlerimizin çok etkili istihbari çalışmalarıyla anında aydınlatıldı. Danıştay ve Dink olayları buna en güzel örnek. Faili meçhul cinayetlerin üzerine kararlılıkla gidiliyor ama bunların yeri İnsan Hakları Komisyonudur'' şeklinde konuştu.
Diyarbakır'ın İçkale mevkindeki kazıda kafatasları bulunduğunu anımsatan Kubat, bu olayın üzerinde de kararlılıkla durulduğunu belirtti.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt ise faili meçhul cinayetler aydınlatılmadan demokratikleşme konusunda tek bir adım bile atılamayacağını savundu. Kurt, ''Bu sorun bu ülkede yaşayan tüm insanların asli sorunudur. Burada yapılar tartışmalar ve ileri sürülen tezler, konu hakkında yeterince bilinçli olunmadığını gösteriyor'' ifadesini kullandı.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, AK Parti'nin, faili meçhul cinayetlerin üzerindeki örtüyü kaldırdığını söyledi. 12 Eylül darbesini yapanların da yargılanacağına işaret eden Can, ''12 Eylülcüler, Mart ayında Allah'a çok şükür, hakim huzurunda hesap verecekler. Bunu da AK Parti'ye borçlusunuz. Teşekkür edin AK Parti'ye'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, CHP'nin, ''faili meçhullerin araştırılmasına ilişkin'' önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi. (15:35)
