2013-06-11 - 15:59
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu'nda, üç milletvekili gündemdışı söz aldı. Genel Kurul'da Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç milletvekillerinin sözlü soru önergelerini cevapladı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'nin tezahurat, pohpohlanma, miting alanı olmadığını ifade ederek, "TBMM Başkanı, AKP Grubu'na gerekli uyarıyı yaparak, TBMM önünü, bindirilmiş kıtaların miting alanı haline dönüştürülmesinde net tavır koymalı" diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu'nda, üç milletvekili gündemdışı söz aldı.

AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, Türk Kızılayı'nın 145. kuruluş yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, Kızılay'ın 1876 Osmanlı-Rus savaşından, 1974 Kıbrıs Barış Harikatı'na kadar ülkenin taraf olduğu bütün savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlattı. Ersoy, Türk Kızılayı'nın ayrıca Irak, Afganistan, Bosna Hersek, Filistin gibi ülkelerde, savaş ve çatışmalarda zarar gören sivil halk ve mültecilerin dost eli olduğunu söyledi.

Ersoy, Türk Kızılayı'nın, toplumsal dayanışmayı sağlamak, toplum refahının gelişmesine katkıda bulunmak gibi önemli görevler üstlenerek, afetlere müdahale, sağlık, sosyal yardım, gençlik ve eğitim alanlarında hizmet sunduğunu anlattı. Ersoy, Türk Kızılayı'nın, modern teknolojinin her türlü imkanına sahip olarak, 8 bölge merkezi, 750'ye yakın şubesi, binlerce gönüllüsü, 250 bin kişiye ulaşan acil yardım kapasitesiyle, ülkenin en büyük, örgütlü, kamu yararına çalışan derneği olduğunu belirtti.

Nerede yardıma muhtaç kişi varsa Türk Kızılayı'nın oraya yetiştiğini dile getiren Ersoy, gittiği her yere ilk ulaşan yardım ekiplerinden biri olduğunu kaydetti.

CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, çevre sorunlarına ilişkin gündemdışı konuşmasında, dikildiği öne sürülen fidanların can sularının düzenli verilip verilmediğini, toprakla buluşup buluşmadığını sordu.

HES yapımı için ne kadar orman alanının yok edildiğinin bilinmediğini ifade eden Canalioğlu, "Ormanlar, köy, dere kalmadı, yeşil alanlar aynalı gökdelenlere dönüştü, sulak alanlar satıldı" dedi.

MHP Adana Milletvekili Ali Halaman da gündemdışı konuşmasında ilinin sorunlarını dile getirdi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise yerinden söz alarak, Başbakan Erdoğan'ın, her grup toplantısından sonra TBMM önünü miting alanına çevirip, slogan, alkış ve tezahuratlarla bu şekilde kullanmasını kınadığını söyledi.

Vural, "Parlamentonun önünü miting alanına çevirenlere karşı, biz de miting alanına çevirirsek TBMM Başkanı ne yapacaktır? TBMM, tezahurat, pohpohlanma, miting alanı değildir. TBMM'nin dışını miting alanı haline çevirenlere, gidin grubunuzda ne yapıyorsa yapın diyorum. TBMM Başkanı, AKP Grubu'na gerekli uyarıyı yaparak, TBMM önünü, bindirilmiş kıtaların miting alanı haline dönüştürülmesinde net tavır koymalı" diye konuştu.

Bu arada, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesi 4. Genel Kurulu kapsamında TBMM'nin misafiri olan Azarbeycan, Kazakistan ve Kırgızistan Meclis Başkanları Genel Kurulu selamladı.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün AK Partili'lere "gerzek" ifadesini kullanması tartışmalara yol açtı.

BDP, Danışma Kurulu toplanamadığından kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylarda kullandığı biber gazlarıyla ilgili Meclis Araştırması önergesinin Genel Kurul'da bugün görüşülmesi için grup önerisi getirdi.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, biber gazı kullanımının ne sınırlandırılması ne de zararlarının araştırılması konusunda yaklaşım bulunmadığını söyledi.

Gezi Parkı eylemlerinin Türkiye'nin geneline yayıldığını ifade eden Tuncel, "Gezi Parkı meselesi Türkiye'nin geleceği meselesi. Böyle değerlendirilmezse Türkiye'de demokrasi açısından büyük yaralar olacak" dedi.

İktidarın uygulamalarından sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin rahatsız olduğunu savunan Tuncel, "Bu ülke, baskıyla zorla yönetilemez. Başta Gezi Parkı olmak üzere bütün alanlardaki polis şiddetine son verilmeli" diye konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka da Gezi Parkı eylemlerinde polis meydanlara girmeden önce dostluk, kardeşlik ve dayanışma havasının hakim olduğunu söyledi. Nazlıaka, "Ne zaman polis soktunuz, orada mücadele eden insanlar, verdikleri mücadelenin ne kadar doğru olduğuna karar verdiler" ifadesini kullandı.

Eylemlere müdahale eden polislerin kasklarındaki sicil numaralrının kapatıldığını, savunmasız kişilere biber gazı ve tazyikli su sıkıldığını anlatan Nazlıaka, "Başbakanın eline kan bulaşmıştır, ne kadar yıkasa da çıkaramaz" dedi.

Nazlıaka'nın sözleri üzerine sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, milletvekillerinin Meclis kürsüsünden tahrik edici sözler kullanmasını kınadı.

Olayların başlamasından itibaren bütün insanları sağduyuya ve itidale davet ettiklerini vurgulayan Bahçekapılı, muhalefet sıralarına, "Bunu duymak istemediniz çünkü siz kanla besleniyorsunuz, şiddetle besleniyorsunuz. Bu eylemleri durdurmak istiyorsanız kürsünün adabına uygun konuşunuz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ise Bahçekapılı'nın sözlerine, "İktidar sarhoşluğu da adamın kafasını kıyak yapar. Siz memleketi kıyak kafayla yönetiyorsunuz. İşiniz gücünüz yalanla. Dinle, camiyle milleti yönetmek istiyorsunuz. Bir insan cami üzerinden nasıl yalan söyler?" diye karşılık verdi.

BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Gezi Parkı eylemlerinde 4 binden fazla kişinin yaralandığını, kafa travması geçirenler olduğunu, binlerce kişinin biber gazından zehirlendiğini ifade etti.

Taleplere kulak kabartılması gerektiğini dile getiren Kürkçü, "Devlet gücü demokrasiyi ezmekle meşgul. Hiçbirimiz bu kadar güçlü toplumsal tepki beklemiyorduk" dedi.

Kürkçü, konuşması sırasında kendisine laf atan bazı AK Parti'li milletvekillerine "gerzek" dedi. AK Parti sıralarından kendisine tepki gösterilmesi üzerine Kürkçü, "Hepiniz gerzeksiniz" dedi.

BDP'nin grup önerisinin aleyhinde konuşan AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, polisin orantılı güç kullanmasının herkesin ortak arzusu olduğunu kaydetti.

Gezi Parkı eylemlerinde samimi göstericileri ve samimi talepleri kullanmak isteyenler olduğunu ifade eden Şahin, "Bu gruplar kendileri yapamadıkları etkinlikleri, başkalarının vagonlarına atlayarak takip ediyorlar. Millet de onları takip ediyor" ifadesini kullandı. Şahin, muhalefet sıralarına, "Ayrıştırıcı dil kullanarak, meydanlarda millete çektirdiğiniz azabın karşılığını en kısa sürede alacaksınız" diye seslendi.

CHP Grup Başkanvekili İnce, polisin haklarını savunduklarını, özlük haklarıyla ilgili 3 kanun teklifi verdiklerini ve tekliflerin beklediğini söyledi. Polisin Gezi Parkı eylemlerindeki sert tutumuna değinen İnce, "Onlar bizim memleketin polis amcaları olamaz. Onlar, olsa olsa son 10 yılda AKP'nin işe aldığı militanlardır" ifadesini kullandı.

Daha sonra Başkanvekili Sadık Yakut, BDP'li Kürkçü'den "gerzek" sözünden dolayı özür dilemesini istedi.

Kürkçü, kullandığı kelimenin Türk Dil Kurumu'na göre, "kafası çok çalışmayan, beyin yaşıyla fizik yaşı arasında uyum olmayan" anlamına geldiğini ifade ederek, "Oturduğu yerden, sözümü kesecek şekilde laf atanların yeterince akıllı olmadıklarını düşünmekte serbestim. Kim laf atmışsa, bu lafı hak etmiştir. Lafım grubun tamamına değildir" dedi.

BDP'nin biber gazının kullanımı ve zararlarıyla ilgili araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi reddedildi.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, çevreci gerekçelerle eylem yapanlar ile Taksim'i terörize eden bölücü grupları ayrı bir grupta değerlendirmek gerektiğini söyledi.

CHP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamadığı için "güvenlik güçlerince uygulanan orantısız gücün nedenlerine ilişkin" araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'un gündemine getirdi.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, öneri lehinde söz alarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yatıştırma dili değil, toplumu birbirine düşüren çatıştırma dili kullandığını ileri sürdü.

Tezcan, "Allah hepinizi, başta Başbakan'ı ıslah etsin. Bir Başbakan, milletine dönüp dini ve milli değerleriyle kıştırtır mı?" diye sordu.

Erdoğan'ın, "akil Taksim" yaratma peşinde olduğunu savunan Tezcan, Taksim Platformu'nu, mücadeleyi yürütenleri yok sayarak, kendine yakın kişileri temsilci diye belirleyip, konuşmaya çağırdığını öne sürdü.

Tezcan, "Yeniçeri isyanı diyorlar, niye rahatsızsınız, siz iki yıldan bu yana yeni Osmanlıcılık hevesinde değil misiniz? Bu heveste olanlar Yeniçeri isyanına hazır olmalılar. Onlar, Yeniçeri isyanı yapmıyorlar, onlar özgürlükleri için mücadele ediyor. Bu millet, çocuklarını size yedirmeyecek, AKP iktidarına çocuklarımızı yedirtmeyeceğiz" diye konuştu.

Sataşma gerekçesiyle AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı söz istedi. Bahçekapılı, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'tan, Genel Kurul'da kavasın görevlendirilmesini isteyerek, şunları kaydetti:

"Lüften hizmetlileri görevlendirir misiniz, biraz önceki konuşmacının salyaları ve tükürükleri bu kürsüyü pisletmiş. Burada tükürükleri var. Ellerimi buraya değdirmeden konuşuyorum. Önce kendi tükürüklerini temizleyeceksin, burayı kirletmeyeceksin.

Erdoğan konuşuyor diye siyaset yapma olanağı buldunuz, acıyorum size. Alkışlayın arkadaşlar, bir şey bulmuşlar. Düştüğünüz acizlikten, siyaset üretememenizden utanın. Doğru düzgün konuşun, küfretmeyin. Ellerimi buraya koyamıyorum hala, salyalar var burada. Küfretmeye gelirse onu da yapmasını biliriz, o ağızla da konuşmasını biliriz. Ama biz sizin seviyenize inmeyeceğiz. Siz her türlü müziği dinleyen, tiyatroyu, sanatı bilen insanlarsınız, biz cahiliz, özür dileriz. Ama sandıkta çıkan halkın temsilcileriyiz."

Bahçekapılı'nın konuşmasından sonra kavas, elindeki bezle kürsüyü sildi. Bunun üzerine CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, ayağa kalkarak kavasa tepki gösterdi.

Tezcan da bu sefer Bahçekapılı'ya sataşma gerekçesiyle karşılık verdi. Tezcan, Bahçekapılı'nın telaşını anladığını, Başbakan'a borcunu ödediğini, "bir dahaki dönemi nasıl olurum da garanti edebilirimin" hesabını yaptığını savundu. Tezcan, "Başbakan'ın peygamber olduğunu ifade eden bir grubun, grup başkanvekili olduğu için Başbakan'a söylenen her söz kendini rahatsız ediyor. Bunları anlatırken, heyecanından ağzından akan salyalar, biraz önce görevliler tarafından silindi. Kürsüyü son kullanan belliydi. Temiz dil deniliyor, ayyaş, kafası kıyak gençlik, alkolikler diyen kim bakın. El ele tutuşan çocukların, el ele tutuşmasından bile ahlak dışı bir şey anlayan kültür, hangi kültürdür dönüp bakın. Kimin ağzının salyalarının nereye aktığını göreceksiniz" dedi.

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, İnce'ye, "Sizin kavasa bağırma hakkınız yok, senin kölen değil, görevini yapıyor" diye tepki gösterdi. CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da sinirlenerek Buldan'a doğru yürüdü, araya BDP Van Milletvekili Nazmi Gür girdi. Gür ile Aslanoğlu'nun tartşmasını, milletvekilleri sakinleştirmeye çalıştı. TBMM Başkanvekili Yakut, tartışmanın uzaması üzerine birleşime ara verdi.

Aradan sonra Tezcan'a Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da yanıt verdi.

Kılıç, Erdoğan'a, TBMM çatısı altında, milletvekili sıfatı taşıyan birisi tarafından hiçbir şekilde ağza alınmaması gereken ifadelerle, ağır bir saldırıda bulunduğunu ifade etti. Kılıç, bu sözleri, konuşmacıya olduğu gibi iade ettiğini belirtti.

Sokakta eylemlerin olduğuna işaret eden Kılıç, TBMM'nin siyasetin merkezi, siyasetin yapılacağı yerin TBMM, iktidarın ve muhalefetin süreci yönetmesi gereken yerin TBMM olduğunu söyledi. Kılıç, burada kullanılan dilin sokağa örnek olması gerektiğini dile getirerek, Taksim'de yaşanları fotoğrafın tek karesiyle değerlendirmenin azciyet olacağını belirtti.

Kılıç, İstanbul Valisi ve polis tarafından paylaşılan fotoğraflara işaret ederek, "Bu fotoğraflarda adına eylemci denilen bazı kişilerin belinde, polis tarafından alındıkan sora ruhsatsız olduğu görülen tabancalar bulundu. Molotof kokteyli, ele geçirilen bıçakların, diğer silahların, 12 kg mutfak tüplerinin ne işi var Taksim Meydanı'nda? Çevreci gerekçelerle eylem yapanları ayrı bir katogoride tutmak lazım ama Taksim'i terörize eden, bölücü grupları ayrı bir grupta değerlendirmek lazım" görüşünü dile getirdi.

Grup önerisi aleyinde söz alan AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, polisin bu ülkenin evladı ve herkese lazım olduğunu dile getirdi.

Polisin yıpratılmamasını isteyen Köksal, 250 bin kişinin olduğu teşkilatta iyisi, kötüsü, yanlış yapanın da olabileceğini söyledi. 10 gün boyunca uyumadan görev yapan polislerin bulunduğunu işaret eden Köksal, bu polislere kimsenin küfür, hakaret etmemesini, tahrik politikasından vazgeçilmesini istedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da öneri lehinde yaptığı konuşmada, polisin, hukuk devletinin gereklerini yaptığını, kişiselleştirilemeyeceğini, kişilerin gücü haline dönüştürülemeyeceğini kaydetti. Vural, polisin, başbakanın polisi değil, halkın vicdanı olduğunu ifade etti.

AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel de görevli kavasa yönelik davranışı, "Kavasın üzerine şiddet uygulanmasını şiddetle kınıyoruz. Hepimizin saygı duyması gerekir. Buraya suyu değiştirmeye gelebiliyorsa kürsüyü temizlemek de asli görevi. Polise yürüdüğünüz gibi kavasa yürüyerek şiddetinizi ıspat ettiniz" diye eleştirdi.

AK Parti Grubu olarak polisi sevdiklerini, arkasında olduklarını dile getiren Özel, "Desteklemiyorsunuz bari küfretmeyin" dedi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, "go kart" pistlerini yasal disipline kavuşturmayı hedeflediklerini söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sözlü soru önergelerini yanıtlayan Kılıç, Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda barınan öğrencilere 10 ay boyunca aylık 201 lira yemek katkısı verildiğini belirtti. Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda 309 bin 613 kişiye yemek yardımı yapıldığını ifade eden Kılıç, uygulamayı ciddiyetle sürdürdüklerini vurguladı.

Sakarya'daki bir "go kart" pistinde meydana gelen kazada bir gencin hayatını kaybettiğini anımsatan Kılıç, bu pistlerin açık eğlence yeri statüsünde olduğunu kaydetti. Bu nedenle pistler için herhangi bir bakanlıktan değil, belediyelerden işletme ruhsatı alınması gerektiğini ifade eden Kılıç, "Bu gibi yerlerin disiplin altına alınması yönünde Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu'nu harekete geçirdik. Sektörün temsilcileriyle görüşmelere başladılar. Gerek olması halinde bu konuyu yasal disipline kavuşturmayı hedefliyoruz" dedi.

Çeşitli illerdeki spor tesisi yatırımları hakkında bilgi veren Kılıç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki yurt projelerini anlattı. Kılıç, Türkiye genelinde 184 yurt inşaatının devam ettiğini ve tamamlandığında 100 binden fazla yatak kapasitesi artışı olacağını bildirdi.

Suat Kılıç, 2012-2013 öğretim yılında 1 milyon 304 bin 109 üniversite öğrencisinin burs ve kredi aldığını belirterek, 455 bin kişiye karşılıksız burs verildiğini dile getirdi. Burs uygulamasına senenin 12 ayı devam edildiğinin altını çizen Kılıç, çıkarılan kanunla kredi ödemelerinin işe girme şartına bağlandığını vurguladı. Kılıç, gençlerin haciz takibine maruz kaldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu söyledi.

Akdeniz Oyunları'nın bu yıl Mersin'de yapılacağını anımsatan Kılıç, oyunlara 24 ülkeden 32 branşta 5 bin 500 sporcunun katılacağını dile getirdi. "2020 İstanbul Olimpiyat Oyunları adaylığı öncesindeki vizyon çalışmaları kapsamında Mersin'de ortaya koyduğumuz tablo kayda değerdir" diyen Kılıç, tesislerin 6 ay ile 18 aylık zaman diliminde yetişmesinin "Türk mucizesi" olarak tanımlandığını vurguladı.

Mersinde'ki tesislerin 12'sinin yeni yapıldığını anlatan Kılıç, yeni tesislerin maliyetinin KDV hariç 382 milyon lira, restorasyonla birlikte tüm tesislerin maliyetinin yaklaşık 500 milyon lira olduğunu kaydetti.

Türkiye'de son 10 yılda lisanslı sporcu sayısının yaklaşık 400 binden 4 milyona ulaştığına dikkati çeken Kılıç, Türkiye genelindeki 14 milyon genci, sportif yetenekleri bakımından tarama faaliyetine başlayacaklarını da belirtti.

Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç, dopinge "sıfır tolerans" ile yaklaştıklarının altını çizerek, şöyle konuştu:

"Doping yapan bir sporcunun, kanıtlanmış olması kaydıyla, bizim gözümüzde sportif anlamda yeri ve değerinin olması mümkün değil. Profesyonel bir sporcu, antrenör, kulüp, federasyon doping içeren maddelerin neler olduğunu bilmektedir. Hiçbir sporcunun 'bu yiyecekte veya içecekte doping olduğunu bilme şansım yok' deme imkanı yoktur. Kazanılan madalyaların, göndere çekilen bayrağımızın, okunan İstiklal Marşımızın bu kavramla yıpratılmasına gönlümüz de, aklımız da, uygulamalarımız da, kanunlarımız da razı değil. Numuneler alınmakta, lisanslı laboratuvarlara gönderilmekte, gereği harfiyen yerine getirilmektedir. Hiçbir sporcumuz kendini bu konuya alet edemez, etmemelidir. Sporcu ifadesiyle, kullanılan her bir doping, sporcunun kendini tabutuna çaktığı çividir. Dopingli çıkan sporcunun antrenörünün de aynı yaptırıma maruz kalacağı yeni düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Sporcular müsabakalara antrenör nezaretinde hazırlanıyor. Kendi sporcusuna sahip çıkmayan, onunla duygudaş olmayan bir antrenörün Türk sporuna vereceği hizmet yoktur."

Kılıç, TÜBİTAK'ın bilim insanlarına verdiği destek hakkında da bilgi verdi.

TÜBİTAK'ın, 2003 yılında bin 527, 2009'da 18 bin 141, 2012'de 18 bin 424 bilim insanını desteklediğini anlatan Kılıç, geçen yıl araştırmacılara 75 milyon lira burs ve destek aktarıldığını söyledi. Kılıç, 2013'te yaklaşık 20 bin kişiye 122 milyon lira fon kullanıldırılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Türk öğrenci ve araştırmacılara yönelik burs programlarına ek olarak, bilimsel etkileşimin gelişimini desteklemek, uluslararası araştırma zincirini geliştirmek ve Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla yurt dışındaki araştırmacıların Türkiye'ye gelmesi için de destek programları yürütüldüğünü anlatan Kılıç, bunlara yurt dışındaki Türk araştırmacıların da katılabileceğini belirtti.

Kılıç, 2012'de konuk araştırmacı programına 400 başvuru yapıldığını, 221 bilim insanına 1 milyon 261 bin lira destek sağlandığını, bunlardan 19'unun Türk bilim insanı olduğunu kaydetti.

Bu arada, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, Diyarbakır Cezaevi'nin, Diyarbakır İnsan Hakları ve Demokrasi Müzesi olmasına dair kanun teklifinin, komisyona havale edilmesinin üzerinden 45 gün geçtiği için doğrudan Genel Kurul gündemine alınması teklifi de reddedildi.

Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.