2010-02-03 - 13:08
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Ayşenur
Bahçekapılı ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, "Eleştirilerimi, bakanlık sıfatıyla değil, 5 yıl Meclis Başkanlığı yapmış ve bu tüzüğü satır satır bilen bir milletvekili olarak söyledim" dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Ayşenur
Bahçekapılı ile birlikte TBMM Genel Kurulunda dün yaşanan kavga ve bu konuda
yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Genel Kurulun dünkü birleşimini yöneten TBMM Başkanvekili Güldal
Mumcu'nun kendisine yönelik, ''Bana birleşimi nasıl yönetmem konusunda talimat
verdi'' sözlerine yanıt veren Arınç, ''Bugüne kadarki birikimim, bende meydana
getirdiği stres, 'gecenin 10'una gidiyoruz, hala gensoruyu bitirememiş, daha iki
grup konuşacak, bakan savunmasını yapacak. Çok basit bir meselenin saatler
sürmesi, hatta gece yarısından sonraya sarkma ihtimalini düşündüm, biraz da
gerginliği hissettim, bunun sonunda da bir kavga olabilir, Sayın Başkan bunu
öngörmüyor, gideyim kendisini ikaz edeyim' dedim'' görüşünü dile getirdi.
Başkan ve Başkanvekilleri için dinlenme yeri olan odaya gittiğinde TBMM
Katip Üyesi Murat Özkan'ın oturduğunu, Mumcu'nun da ayakta olduğunu anlatan
Arınç, Mumcu'ya, ''Hanımefendi oturumu iyi yönetemiyorsunuz veya oturumu niçin
iyi yönetmiyorsunuz?'' dediğini aktardı.
Mumcu'nun da kendisine ''Neden?'' sorusunu yönelttiğini ifade eden Arınç,
Mumcu'ya, ''(İçtüzük hükümlerine uyun) dedim, söz isteyenler çıkıyor, hakaret
ediyorlar, mesele uzuyor, bir başka arkadaş sataşmadan söz alıyor, ona müsaade
etmiyorsunuz, sonunda sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Tarafsız ve adil olun. Siz
tarafsız ve adil bir başkanvekili olarak değil, partisinin militanı olarak
hareket eden bir başkan olarak burada bulunuyorsunuz'' görüşünü aktardığını
söyledi.
Arınç, Mumcu'nun buna itiraz ettiğini, şahsıyla ilgili başka şeyler
söylediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben de ona 'tarafsız olun, sizi bütün Meclis yakınen tanıyor, siz iyi
yönetemiyorsun. Bu gidiş kötüye gidiştir, ben sizi sadece ikaz ediyorum; içtüzüğe
uyacaksınız' dedim. 'İçtüzüğe uyuyorum' dedi. 'Uymuyorsunuz' dedim ve kapıdan
çıktım, gittim. Sayın Özkan, oturduğu yerden kalkmamıştır, bir kelime bile
söylememiştir, bir harekette bile bulunmamıştır. Çünkü ben hakaret edecek veya
onu kötüleyecek bir davranış içinde bulunamazdım. Benim edebim, ahlakım, saygım
buna izin vermezdi. Ben sadece eleştirdim 'iyi yönetmiyorsunuz, oturumu iyi
yönetin, bunun sonunda Mecliste gürültü çıkar, bu işin sonu kötü olur' dedim.
Benden sonra Elitaş gelmiş, biz birbirimizden habersiziz.
Sayın Başkan, 'yürütmenin yasamaya müdahalesi, bana talimat verdi' diyor.
Hükümetin üyesiyim ama dünkü spontane davranışım, yasama organında
milletvekilliği görevi yapan bir milletvekili olarak meydana geldi. Genel Kurulu
izliyorum, olanlardan şikayetçiyim, bu şikayetimi Sayın Başkan'a iletiyorum.
Hükümet üyesi olarak, 'yürütmenin bir organına nasıl böyle yaparsın' şeklinde,
nasıl anladı bilmiyorum, herhalde birisi bu aklı verdi kendisine. Çünkü
konuşmalarımız sırasında 'bir bakan olarak' nasıl bana böyle bir şeyi
söylersiniz' demedi. Bakanlık sıfatıyla değil, 5 yıl Meclis Başkanlığı yapmış, bu
İçtüzüğü satır satır bilen bir insan olarak, bir milletvekili spontane
davranışıyla, kendisine 'İçtüzüğe uygun yürütün bu işi, yoksa bu işin sonu kötü
olur, kötüye gider, münakaşa olur' dedim. Bunun yürütmenin yasamaya müdahalesiyle
bağlantı kurmak, ancak siyaseten ideolojik bir noktayı bize gösteriyor.''
Arınç, eleştiri hakkını kullandığını dile getirerek, ''İyi yaptım, kötü
yaptım, doğru yaptım, yanlış yaptım. Bakanlık sıfatımla, bakanlık ağırlığımla
gidip, 'şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın' diye talimat vermek benim haddim
değil. Bunu kesinlikle reddediyorum'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, CHP Grup Başkanvekili Güldal Mumcu'nun, ''Adil ve tarafsız bir yönetim
sergilemediğini'' söyledi.
Arınç, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, dün akşam genel kurulda
sonu kavgaya varan sahnelerin yaşanmasının son derece üzücü olduğunu ifade
etti.
Bu görüntü ve davranışların TBMM'nin saygınlığını ve itibarını
zedeleyebileceğini belirten Arınç, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı'nın, CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın sataşması üzerine söz
aldığını, bu sözün kesilmek istendiği, sonra Soysal'ın tekrar söz alarak
tartışmalara sebebiyet vermesi üzerine oturuma ara verildiğini hatırlattı.
Mumcu'nun, bir saat kadar sonra yaptığı konuşmasında, ''içeriye girerek
kendisine talimat verdiğini, bunun da yürütmenin yasamaya çok açık bir müdahalesi
olduğunu dile getirdiğini'' anımsatan Arınç, ''Bu sırada kulisteydim, konuşmaları
ve görüşmeleri takip ediyordum. Aslında nöbetçi Bakan değildim, gensoru benimle
de ilgili değildi ama milletvekili olarak bu görüşmeleri takip etmek, benim de
hakkımdı. İçeriye girerek birleşim bitinceye kadar bir açıklama yapmayı düşündüm.
Fakat sonradan sayın Başbakan'ın konuşması sırasında yaşanan o tatsız olaylar
sebebiyle genel kurulda bir konuşma yapma imkanım olmadı'' dedi.
Yaşanan olayların sorumlusunun şüphesiz Meclisi yöneten başkan veya
başkanvekili olduğunu belirten Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu hafta itibariyle de sayın Mumcu'nun başkanvekilliğini götürüyor
olması, geçmişte de buna benzer tartışmaların kavga boyutuna varmasa bile
arkadaşlarımızın sükunetlerini muhafaza etmeye çalışmasıyla maalesef zaman zaman
yaşanmıştır. Çünkü sayın Mumcu, adil ve tarafsız bir yönetim sergilememektedir.
Bu yasama döneminin başından itibaren, ne gariptir ki sayın başkanvekilimiz, bir
CHP'li gibi hareket etmekte, oysa o kürsüden bütün partilere eşit mesafede
olması, İçtüzüğümüze göre tarafsızlığını mutlaka muhafaza ediyor olması gerekir.
Bugüne kadar sayın Mumcu'nun yönettiği genel kurul tutanaklarına bakınız, hep
itirazlar vardır. CHP'den kim el kaldırırsa sonuna kadar söz vermekte, ne
konuşursa onaylamakta. İçtüzüğün 64. maddesindeki 'başkan veya başkanvekili
tartışmalara katılamaz, kendi fikrini de ileri süremez' amir hükmüne rağmen,
bazen taraf olduğunu da açıkça göstermektedir. Sadece dünkü olaylar itibariyle
değil, merak edenler açsınlar, başkanvekillerimiz hafakanlar geçirmekte,
milletvekilleri oturduğu yerden 'tarafsız, adalet yönetim sergile, senden bunu
bekliyoruz' demektedir. Hatta bir çok milletvekili kendisinden sayın Meral
Akşener gibi olmasını tavsiye etmektedir. Çünkü Akşener'in yönetim tarzı sayın
Mumcu'ya göre çok daha adil, çok daha tarafsızdır. Bunu kendi subjektif düşüncesi
olarak, Bülent Arınç olarak söylemiyorum. Mecliste beş yıl başkanlık yaptım.
Kürsüye de her önemli konuda çıktım. Pek çok gerginlikler yaşadım ama hiç bir
gerginlik böylesi bir olayla sonuçlanmadı.
Meclisin başkanı ve başkanvekilleri mutlak tarafsız değildir.
Partilerinin milletvekili olarak yekünde görülürler. Grupların kestiği aidatları
da ödemeye devam ederler. Anayasamızın 94. maddesinin 4. fıkrası 'TBMM Başkanı,
başkanvekilleri, üyesi bulunduğu siyasi partinin veya parti grubunun Meclis
içinde veya dışında faaliyetlerine katılamazlar' diyor. Ben demiyorum, 1982
Anayasası diyor. Sayın Mumcu her Salı günü CHP'nin grup toplantısında birinci
sırada. Sayın Baykal'a olabildiğince yakın bir noktada bulunmayı kendisine görev
olarak seçmiş. Sayın Baykal kürsüde esip gürlemekte, sayın Mumcu da birinci
sıradan onu alkışlamaktadır. 'Anayasa, Anayasa' derken, bu maddesini görmezden
gelemezsiniz. Çünkü bu Anayasayı hepimiz benimsiyoruz. Beğenmediğimiz yerlerinin
de değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu Anayasa hükmüne rağmen, bu sayın bayan
her grup toplantısında en önde bulunmaktadır. Bu yüzden grup toplantısından sonra
kürsüye çıktığı zaman da tarafsız bir yönetimi ondan beklemek mümkün
olamıyor.''
'SALLAM SULLAM KÜRSÜYE GELİYOR''
Meclisin nasıl yönetileceğinin İçtüzükte olduğunu belirten Arınç, Meclisi
yöneten kişinin kendi siyasi görüşünü ifade edemeyeceğini, böyle bir davranışta,
imada bulunamayacağını dile getirdi. Arınç, ''Ama sayın başkanvekilimiz beğendiği
konularda takdirlerini ifade etmekte, beğenmediği konular olursa burun bükmekte
'zaten ben de anlamadım, nereden icap etti, nerede sataşma varmış' gibi sözlerle
maalesef bunu ifade etmektedir'' dedi.
Arınç, İçtüzüğün 65. maddesinde genel kurulda şahsiyetle uğraşmak, söz
kesmek, Meclis çalışmalarını engellemek gibi davranışlara başkanvekilinin mutlaka
mani olacağı hükmü olduğunu anımsatarak, ''Ama siz, sadece dün akşamki oturuma
bakarsanız bunun ne kadar gerçekleşmediğini görürsünüz'' diye konuştu. Arınç,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başkan müdahale edebilir, söz kesebilir. Konuşma üslubu mutlaka temiz
bir dille olacaktır. Eleştiri hakkı sonuna kadar. Bu bir haktır ama hakaret
olmayacak. Kimsenin kişiliğiyle, özel hayatıyla, hiç bir zaman çirkin bir
konuşmaya başkan izin vermeyecek. Lütfen; dünkü konuşmaların ve geçtiğimiz
günlerde yapılan konuşmalara ve bunların içeriğine baktığımızda temiz bir dil
konusunda başkanvekilimizin ve başkanvekillerimizin belki pek çoğu için de bunu
söylemek mümkün, eleştiri konusuyla hakaret ve kişilik haklarına saldırıyı ayırt
etmediğini görüyoruz.
Dün, Osman Durmuş'un kavgalara sebebiyet veren o çirkin benzetmesini
söylüyor, arkasından Çetin Soysal çıkıyor. Grup başkanvekilimiz de buna
itirazları bildirmek için söz istiyor. Söz verirken bile vermek istemediği,
'nerede böyle bir şey var, nereden konuşmak istiyorsunuz' gibi sözler... Sadece
üslup konusunda dikkat edilmesi gereken şeyler söylüyor. Ondan sonra sayın
Bahçekapılı'nın ilk cümlesinde söz istiyor. Niçin söz istediğini ifade edeceksin.
Söz verip vermeme yetkisi başkana ait. Ceketinin düğmeleri açık, sallam sullam
kürsüye geliyor. Başkan bunu büyük bir memnuniyetle karşılıyor. O yine
konuşmalarında sataşmalarına devam ediyor.''
Arınç, Meclis başkanlığı yaptığı 5 yıl boyunca Meclisi adaletli ve
tarafsız yönettiği konusunda geçmiş dönemde, başka Deniz Baykal olmak üzere, CHP
grubundan takdir aldığını, bunun da her yerde ifade edildiğini söyledi.
''Ben başkalarının kürsüde veya arkasından yaptığı şeyi odasına giderek
yüzüne karşı söyledim'' diyen Arınç, ''O odaya Bakanlar da giriyor. Genel kurulda
bir önerge veriliyor, O önerge üzerinde Bakan da geliyor, muhalefet partilerinin
grup başkanvekilleri de geliyor ve çalışma yapıyorlar. Başkanın odasında, Bakanın
riyasetinde çalışma yapılırken, yürütmenin yasamaya müdahalesi sayılmıyor da,
benim içeriye girmem mi müdahale oluyor. Bunun böyle karşılanması fevkalade
yanlıştır. Kötü bir saptırmadır. Bunu reddediyorum. Ben bir milletvekiliyim,
yönetimde gördüğüm aksaklığı sayın başkana ifade ediyorum'' diye konuştu. (13:08)
+ Devamını ilgili dökümanlar kısmında bulabilirsiniz.+
Bahçekapılı ile birlikte TBMM Genel Kurulunda dün yaşanan kavga ve bu konuda
yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Genel Kurulun dünkü birleşimini yöneten TBMM Başkanvekili Güldal
Mumcu'nun kendisine yönelik, ''Bana birleşimi nasıl yönetmem konusunda talimat
verdi'' sözlerine yanıt veren Arınç, ''Bugüne kadarki birikimim, bende meydana
getirdiği stres, 'gecenin 10'una gidiyoruz, hala gensoruyu bitirememiş, daha iki
grup konuşacak, bakan savunmasını yapacak. Çok basit bir meselenin saatler
sürmesi, hatta gece yarısından sonraya sarkma ihtimalini düşündüm, biraz da
gerginliği hissettim, bunun sonunda da bir kavga olabilir, Sayın Başkan bunu
öngörmüyor, gideyim kendisini ikaz edeyim' dedim'' görüşünü dile getirdi.
Başkan ve Başkanvekilleri için dinlenme yeri olan odaya gittiğinde TBMM
Katip Üyesi Murat Özkan'ın oturduğunu, Mumcu'nun da ayakta olduğunu anlatan
Arınç, Mumcu'ya, ''Hanımefendi oturumu iyi yönetemiyorsunuz veya oturumu niçin
iyi yönetmiyorsunuz?'' dediğini aktardı.
Mumcu'nun da kendisine ''Neden?'' sorusunu yönelttiğini ifade eden Arınç,
Mumcu'ya, ''(İçtüzük hükümlerine uyun) dedim, söz isteyenler çıkıyor, hakaret
ediyorlar, mesele uzuyor, bir başka arkadaş sataşmadan söz alıyor, ona müsaade
etmiyorsunuz, sonunda sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Tarafsız ve adil olun. Siz
tarafsız ve adil bir başkanvekili olarak değil, partisinin militanı olarak
hareket eden bir başkan olarak burada bulunuyorsunuz'' görüşünü aktardığını
söyledi.
Arınç, Mumcu'nun buna itiraz ettiğini, şahsıyla ilgili başka şeyler
söylediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben de ona 'tarafsız olun, sizi bütün Meclis yakınen tanıyor, siz iyi
yönetemiyorsun. Bu gidiş kötüye gidiştir, ben sizi sadece ikaz ediyorum; içtüzüğe
uyacaksınız' dedim. 'İçtüzüğe uyuyorum' dedi. 'Uymuyorsunuz' dedim ve kapıdan
çıktım, gittim. Sayın Özkan, oturduğu yerden kalkmamıştır, bir kelime bile
söylememiştir, bir harekette bile bulunmamıştır. Çünkü ben hakaret edecek veya
onu kötüleyecek bir davranış içinde bulunamazdım. Benim edebim, ahlakım, saygım
buna izin vermezdi. Ben sadece eleştirdim 'iyi yönetmiyorsunuz, oturumu iyi
yönetin, bunun sonunda Mecliste gürültü çıkar, bu işin sonu kötü olur' dedim.
Benden sonra Elitaş gelmiş, biz birbirimizden habersiziz.
Sayın Başkan, 'yürütmenin yasamaya müdahalesi, bana talimat verdi' diyor.
Hükümetin üyesiyim ama dünkü spontane davranışım, yasama organında
milletvekilliği görevi yapan bir milletvekili olarak meydana geldi. Genel Kurulu
izliyorum, olanlardan şikayetçiyim, bu şikayetimi Sayın Başkan'a iletiyorum.
Hükümet üyesi olarak, 'yürütmenin bir organına nasıl böyle yaparsın' şeklinde,
nasıl anladı bilmiyorum, herhalde birisi bu aklı verdi kendisine. Çünkü
konuşmalarımız sırasında 'bir bakan olarak' nasıl bana böyle bir şeyi
söylersiniz' demedi. Bakanlık sıfatıyla değil, 5 yıl Meclis Başkanlığı yapmış, bu
İçtüzüğü satır satır bilen bir insan olarak, bir milletvekili spontane
davranışıyla, kendisine 'İçtüzüğe uygun yürütün bu işi, yoksa bu işin sonu kötü
olur, kötüye gider, münakaşa olur' dedim. Bunun yürütmenin yasamaya müdahalesiyle
bağlantı kurmak, ancak siyaseten ideolojik bir noktayı bize gösteriyor.''
Arınç, eleştiri hakkını kullandığını dile getirerek, ''İyi yaptım, kötü
yaptım, doğru yaptım, yanlış yaptım. Bakanlık sıfatımla, bakanlık ağırlığımla
gidip, 'şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın' diye talimat vermek benim haddim
değil. Bunu kesinlikle reddediyorum'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, CHP Grup Başkanvekili Güldal Mumcu'nun, ''Adil ve tarafsız bir yönetim
sergilemediğini'' söyledi.
Arınç, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, dün akşam genel kurulda
sonu kavgaya varan sahnelerin yaşanmasının son derece üzücü olduğunu ifade
etti.
Bu görüntü ve davranışların TBMM'nin saygınlığını ve itibarını
zedeleyebileceğini belirten Arınç, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı'nın, CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın sataşması üzerine söz
aldığını, bu sözün kesilmek istendiği, sonra Soysal'ın tekrar söz alarak
tartışmalara sebebiyet vermesi üzerine oturuma ara verildiğini hatırlattı.
Mumcu'nun, bir saat kadar sonra yaptığı konuşmasında, ''içeriye girerek
kendisine talimat verdiğini, bunun da yürütmenin yasamaya çok açık bir müdahalesi
olduğunu dile getirdiğini'' anımsatan Arınç, ''Bu sırada kulisteydim, konuşmaları
ve görüşmeleri takip ediyordum. Aslında nöbetçi Bakan değildim, gensoru benimle
de ilgili değildi ama milletvekili olarak bu görüşmeleri takip etmek, benim de
hakkımdı. İçeriye girerek birleşim bitinceye kadar bir açıklama yapmayı düşündüm.
Fakat sonradan sayın Başbakan'ın konuşması sırasında yaşanan o tatsız olaylar
sebebiyle genel kurulda bir konuşma yapma imkanım olmadı'' dedi.
Yaşanan olayların sorumlusunun şüphesiz Meclisi yöneten başkan veya
başkanvekili olduğunu belirten Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu hafta itibariyle de sayın Mumcu'nun başkanvekilliğini götürüyor
olması, geçmişte de buna benzer tartışmaların kavga boyutuna varmasa bile
arkadaşlarımızın sükunetlerini muhafaza etmeye çalışmasıyla maalesef zaman zaman
yaşanmıştır. Çünkü sayın Mumcu, adil ve tarafsız bir yönetim sergilememektedir.
Bu yasama döneminin başından itibaren, ne gariptir ki sayın başkanvekilimiz, bir
CHP'li gibi hareket etmekte, oysa o kürsüden bütün partilere eşit mesafede
olması, İçtüzüğümüze göre tarafsızlığını mutlaka muhafaza ediyor olması gerekir.
Bugüne kadar sayın Mumcu'nun yönettiği genel kurul tutanaklarına bakınız, hep
itirazlar vardır. CHP'den kim el kaldırırsa sonuna kadar söz vermekte, ne
konuşursa onaylamakta. İçtüzüğün 64. maddesindeki 'başkan veya başkanvekili
tartışmalara katılamaz, kendi fikrini de ileri süremez' amir hükmüne rağmen,
bazen taraf olduğunu da açıkça göstermektedir. Sadece dünkü olaylar itibariyle
değil, merak edenler açsınlar, başkanvekillerimiz hafakanlar geçirmekte,
milletvekilleri oturduğu yerden 'tarafsız, adalet yönetim sergile, senden bunu
bekliyoruz' demektedir. Hatta bir çok milletvekili kendisinden sayın Meral
Akşener gibi olmasını tavsiye etmektedir. Çünkü Akşener'in yönetim tarzı sayın
Mumcu'ya göre çok daha adil, çok daha tarafsızdır. Bunu kendi subjektif düşüncesi
olarak, Bülent Arınç olarak söylemiyorum. Mecliste beş yıl başkanlık yaptım.
Kürsüye de her önemli konuda çıktım. Pek çok gerginlikler yaşadım ama hiç bir
gerginlik böylesi bir olayla sonuçlanmadı.
Meclisin başkanı ve başkanvekilleri mutlak tarafsız değildir.
Partilerinin milletvekili olarak yekünde görülürler. Grupların kestiği aidatları
da ödemeye devam ederler. Anayasamızın 94. maddesinin 4. fıkrası 'TBMM Başkanı,
başkanvekilleri, üyesi bulunduğu siyasi partinin veya parti grubunun Meclis
içinde veya dışında faaliyetlerine katılamazlar' diyor. Ben demiyorum, 1982
Anayasası diyor. Sayın Mumcu her Salı günü CHP'nin grup toplantısında birinci
sırada. Sayın Baykal'a olabildiğince yakın bir noktada bulunmayı kendisine görev
olarak seçmiş. Sayın Baykal kürsüde esip gürlemekte, sayın Mumcu da birinci
sıradan onu alkışlamaktadır. 'Anayasa, Anayasa' derken, bu maddesini görmezden
gelemezsiniz. Çünkü bu Anayasayı hepimiz benimsiyoruz. Beğenmediğimiz yerlerinin
de değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu Anayasa hükmüne rağmen, bu sayın bayan
her grup toplantısında en önde bulunmaktadır. Bu yüzden grup toplantısından sonra
kürsüye çıktığı zaman da tarafsız bir yönetimi ondan beklemek mümkün
olamıyor.''
'SALLAM SULLAM KÜRSÜYE GELİYOR''
Meclisin nasıl yönetileceğinin İçtüzükte olduğunu belirten Arınç, Meclisi
yöneten kişinin kendi siyasi görüşünü ifade edemeyeceğini, böyle bir davranışta,
imada bulunamayacağını dile getirdi. Arınç, ''Ama sayın başkanvekilimiz beğendiği
konularda takdirlerini ifade etmekte, beğenmediği konular olursa burun bükmekte
'zaten ben de anlamadım, nereden icap etti, nerede sataşma varmış' gibi sözlerle
maalesef bunu ifade etmektedir'' dedi.
Arınç, İçtüzüğün 65. maddesinde genel kurulda şahsiyetle uğraşmak, söz
kesmek, Meclis çalışmalarını engellemek gibi davranışlara başkanvekilinin mutlaka
mani olacağı hükmü olduğunu anımsatarak, ''Ama siz, sadece dün akşamki oturuma
bakarsanız bunun ne kadar gerçekleşmediğini görürsünüz'' diye konuştu. Arınç,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başkan müdahale edebilir, söz kesebilir. Konuşma üslubu mutlaka temiz
bir dille olacaktır. Eleştiri hakkı sonuna kadar. Bu bir haktır ama hakaret
olmayacak. Kimsenin kişiliğiyle, özel hayatıyla, hiç bir zaman çirkin bir
konuşmaya başkan izin vermeyecek. Lütfen; dünkü konuşmaların ve geçtiğimiz
günlerde yapılan konuşmalara ve bunların içeriğine baktığımızda temiz bir dil
konusunda başkanvekilimizin ve başkanvekillerimizin belki pek çoğu için de bunu
söylemek mümkün, eleştiri konusuyla hakaret ve kişilik haklarına saldırıyı ayırt
etmediğini görüyoruz.
Dün, Osman Durmuş'un kavgalara sebebiyet veren o çirkin benzetmesini
söylüyor, arkasından Çetin Soysal çıkıyor. Grup başkanvekilimiz de buna
itirazları bildirmek için söz istiyor. Söz verirken bile vermek istemediği,
'nerede böyle bir şey var, nereden konuşmak istiyorsunuz' gibi sözler... Sadece
üslup konusunda dikkat edilmesi gereken şeyler söylüyor. Ondan sonra sayın
Bahçekapılı'nın ilk cümlesinde söz istiyor. Niçin söz istediğini ifade edeceksin.
Söz verip vermeme yetkisi başkana ait. Ceketinin düğmeleri açık, sallam sullam
kürsüye geliyor. Başkan bunu büyük bir memnuniyetle karşılıyor. O yine
konuşmalarında sataşmalarına devam ediyor.''
Arınç, Meclis başkanlığı yaptığı 5 yıl boyunca Meclisi adaletli ve
tarafsız yönettiği konusunda geçmiş dönemde, başka Deniz Baykal olmak üzere, CHP
grubundan takdir aldığını, bunun da her yerde ifade edildiğini söyledi.
''Ben başkalarının kürsüde veya arkasından yaptığı şeyi odasına giderek
yüzüne karşı söyledim'' diyen Arınç, ''O odaya Bakanlar da giriyor. Genel kurulda
bir önerge veriliyor, O önerge üzerinde Bakan da geliyor, muhalefet partilerinin
grup başkanvekilleri de geliyor ve çalışma yapıyorlar. Başkanın odasında, Bakanın
riyasetinde çalışma yapılırken, yürütmenin yasamaya müdahalesi sayılmıyor da,
benim içeriye girmem mi müdahale oluyor. Bunun böyle karşılanması fevkalade
yanlıştır. Kötü bir saptırmadır. Bunu reddediyorum. Ben bir milletvekiliyim,
yönetimde gördüğüm aksaklığı sayın başkana ifade ediyorum'' diye konuştu. (13:08)
+ Devamını ilgili dökümanlar kısmında bulabilirsiniz.+
