2014-12-01 - 14:51
AİBPA MALİ KONULAR, SOSYAL İŞLER VE EĞİTİM KOMİTESİ TOPLANTISI...
TBMM'de, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Mali Konular, Sosyal İşler ve Eğitim komitesi Toplantısı düzenlendi.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Bozkır, Avrupa Birliği'nin genişleme ve komşuluk politikasının en başarılı politika olarak önümüzdeki dönemde de uygulanmaya devam edeceğini umduğunu söyledi.

TBMM'de, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Mali Konular, Sosyal İşler ve Eğitim komitesi Toplantısı düzenlendi.

Toplantının açılışında konuşan Bozkır, Türkiye'nin Akdeniz Havzası?na yaklaşımının yapıcı bir politikaya dayandığını, buradaki amacın, bölgede barış ve refahı elde etmek, işbirliğini ve ortak mirası geliştirmek üzerine temellendiğini kaydetti.

Akdeniz İçin Birlik'in, aslında bu bölgedeki en büyük oluşum olduğunu belirten Bozkır, "Sadece bir diyalog forumu olmaktan çok öte, aynı zamanda somut projeler gerçekleştiren bir yapıdır. Çok büyük bir memnuniyetle görüyoruz ki bölgesel ve uluslararası finans kuruluşları kendi finansal desteklerini bu alana aktararak Birliğin onayladığı projelerin Akdeniz için, bölgesel kalkınma için gerçekleşmesine katkıda bulunmuşlardır" dedi.

Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi'nin, istikrarın sağlanmasında katkıda bulunmaya çalıştığına işaret eden Bozkır, şunları söyledi:

"Ne yazık ki komşu ülkelerde zor zamanlar yaşanıyor şu anda. Türkiye, Suriye gibi, Ukrayna gibi krizlerin yaşandığı bölgelerin ortasında, adeta istikrarın yaşandığı bir ada görevi görmektedir. Uluslararası toplum şu ankinden çok daha etkin olmalıdır, olabilir. Ülkelerin daha iyi organize olmaları, sorunların üzerine daha net gidebilmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla kompleks siyasi sorunların, bu Birliğin işleyişinin önüne geçmemesi gerekmektedir.

Tüm üye devletlere bir çağrı yapmak istiyorum: Mümkün olduğunca yaratıcı ve yapıcı olalım, bu sayede çevremizdeki ciddi sorunların aşılmasına katkıda bulunalım. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin genişleme ve komşuluk politikasının da en başarılı politika olarak önümüzdeki dönemde de uygulanmaya devam edeceğini umuyorum. Bölgede yaşanan ihtiyaçlar ve gereklilikler doğrultusunda ortak anlayışı teşvik edecek şekilde uygulanmasını ümit ediyorum. Ekonomik kalkınma, serbest ticaret, enerji güvenliği, kültürel diyalog, yaşa dışı göç, çevresel koruma, terörizmle mücadele, organize suçla mücadele bizim Avrupa Birliğinin komşuluk politikalarının önceliği olmaktadır. Ayrıca, bu unsurlar, dünyanın bu bölgesinde güvenli bir geleceğe yönelik önemli adımlardır.

Akdeniz?de, Akdeniz Havzası?nda sadece bölge ülkesi olarak değil, AB?yle müzakere halinde olan bir ülke olarak da Türkiye katkıda bulunmakta. Serbest ticaret anlaşmaları, Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmaları, stratejik enerji projeleri, insani yardımlar, neredeyse 2 milyon kadar Suriyeliye yaptığı insani yardımlar... Türkiye bu bölgede aktif rolüne devam ettirmektedir. Türkiye, kesinlikle Avrupa Birliği katılım sürecindeki ilerlemelere paralel olarak bu etkinliğini artırarak devam ettirecektir."

Bozkır, yeni AB stratejisi, yeni AB iletişimi stratejisi sayesinde ve Ulusal Eylem Planı?nın 2014-2015 ilk aşamasıyla bu başarıları elde edilebileceğini umduğunu belirterek, "Ulusal Eylem Planımızın ikinci aşaması müktesebatla uyumun 2015-2019 dönemini kapsayacak kısmının açılışını bugün sizlere de ilan etmiş oluyorum. Ayrıca, bizim bu çabalarımızın karşılığının AB üye ülkeleri tarafından da gösterilmesini bekliyoruz. Aynı anlayışı, kararlılığı onlardan da bekliyoruz. Böylece somut olarak Akdeniz Bölgesi de bundan faydalanacaktır" diye konuştu.

Avrupa-Akdeniz Ekonomik Kurumlar Forumu Başkanı Jean Lois Reiffers, yatırımların teşviki ve yatırımların nasıl korunabileceği konusuna değindi.

Yabancı yatırımcıların, özellikle siyasi risklere karşı tahammülsüz olduğuna dikkati çeken Reiffers, "Yani yabancı yatırımcılar, yatırımların millileştirilmesi gibi bir durumu kabul etmezler. Dolayısıyla siyasi kriz olduğu andan itibaren sermaye geri kaçar" dedi.

Ülkelerin yabancı yatırımcı çekebilmek için her şeyi yaptığını belirten Reiffers, bunun aslında sağlıksız bir durum olduğunu, ortak bir yatırım kanunun çıkarılması gerektiğini söyledi.

Avrupa Yatırım Bankası Ankara Temsilcisi Lara Tassan Zanin, önümüzdeki 7 yıl içinde Türkiye'de dahil olmak üzere bölgede 12 milyar avroluk bir kaynak aktarımının söz konusu olacağını ifade etti. Zanin, "Bizim için önemli olan bölgede iyi proje bulabilmek. Bu kapsamda, borç vermenin yanı sıra danışmanlık sistemimiz de var. Neyi finanse edeceğimiz çok önemli" dedi.

Zanin, enerji alanında, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarını önemsediklerini, bunun Akdeniz için güneş enerjisi anlamına geldiğini kaydetti.

Türkiye Yatırım, Destek ve Tanıtım Ajansı Baş Proje Direktörü Necmettin Kaymaz, Türkiye açısından yabancı yatırımcıyı çeken faktörleri anlattı.

Kaymaz, piyasanın alabilirliği ve erişimi, kişi başına düşen gelir, küresel ve bölgesel pazarlara erişimin Türkiye için belirleyici unsurlardan bazıları olduğunu söyledi.

Necmettin Kaymaz, ekonomisi her yıl ortalama yüzde 5 oranında büyüyen Türkiye'nin, dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olduğunu, bu durumun, yabancı yatırımcıların dikkatini çektiğini kaydetti.

Türkiye'de 2002 yılında 20 milyondan fazla kişinin yoksul olduğunu anlatan Kaymaz, 2013 yılı itibariyle bu rakamın 1,5 milyona indiğini ifade etti. Bu durumun da yatırımcılar için önemli olduğuna dikkati çeken Kaymaz, çünkü tüketici tabanının genişlediğini vurguladı. Türkiye'de 2002 yılında geliri 10 bin doların üzerinde bulunan hane halkı sayısının 5,3 milyon olduğunu anımsatan Kaymaz, bu rakamın 18 milyona ulaştığını söyledi.

Kaymaz, Akdeniz'in kalbinde olan Türkiye'nin coğrafi konumunun da yatırımcılar için önemli olduğunu belirtti.

Ülkenin 2003 yılı itibariyle kapsamlı bir reform geçirdiğini anlatan Kaymaz, "Eskiden bir şirket kurmak 38 gün sürüyordu. Şimdi ise 6 günde bir şirket kurulabiliyor. Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırımı, ABD'den daha açık. Bu da Türk piyasasının ne kadar liberal olduğunu gösteriyor" dedi.

Necmettin Kaymaz, Türkiye'nin ekonomideki başarısında özellikle siyasi istikrarın ve siyasi liderliğin önemli olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu işe derinlemesine inandığını anlatan Kaymaz, "Özel sektör girişimlerine büyük önem veriyor. Bizim ekonomideki başarımızın arkasında yatan en önemli sebep bu bence" diye konuştu.

Katılımcılar, Türkiye'nin ekonomik gelişim sürecinin bölgede model olarak alınabileceğini ifade etti.