2016-12-20 - 18:00
Komisyon üyeleri, Muğla'nın Marmaris ve Dalaman ilçelerinde incelemelerde bulunarak, 15 Temmuz gecesinin tanıklarını dinledi.
FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri Muğla'ya gitti.
AK Parti Burdur Milletvekili ve Komisyon Başkanı Reşat Petek, Başkan Vekili Selçuk Özdağ, sözcü Mihrimah Belma Satır ile komisyon üyeleri Ravza Kavakçı Kan, Hüseyin Kocabıyık, Burhanettin Ünsal ve Mehmet Erdoğan, ilk olarak Dalaman Havalimanı'nda incelemelerde bulundu. Komisyon üyelerine AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk de eşlik etti.
Havalimanında gazetecilere açıklama yapan Petek, komisyon olarak yaptıkları çalışmaların şeffaf ve açık olduğunu, her şeyi medyanın huzurunda yaptıklarını söyledi.
15 Temmuz'da yaşananlar ve FETÖ yapılanmasıyla ilgili adli makamların gerekli soruşturmaları yaptığını anımsatan Petek, "TBMM'nin biz komisyon üyelerine verdiği görevse, gerek darbe girişiminde gerekse FETÖ'nün yapılanmasıyla ilgili görgüye dayalı bilgisi olanları, elinde belgesi olanların bir kısmını mahallinde bir kısmını TBMM'de dinlemek suretiyle tarihe not düşüyoruz." dedi.
Petek, Dalaman Havalimanının da bu açıdan son derece önemli olduğunu ifade ederek, "Tarihin yazılacağı, araştırmacıların üzerinde çalışacağı konulardan birisi Dalaman Havalimanı. Zira FETÖ'nün darbede amaçladığı en temel hedeflerden birisi Cumhurbaşkanımızı yok etmek, suikast ile veya etkisiz hale getirip Akıncılar Üssüne götürmek olarak ortaya çıktığı anlaşılıyor." diye konuştu.
Marmaris'ten helikopterin Dalaman'a intikali ve uçağın buradan İstanbul'a gidişi sırasında yaşananların önemli olduğunu vurgulayan Petek, "Buradaki görgü tanıkları gerek sorumluluk mevkisinde olanlar gerek medya mensuplarının mümkün olduğunca görüşlerini alacağız. Yaptığımız çalışmalar ses kaydıyla tutanaklara geçtiği için faaliyetlerimiz bu çerçevede yapılacak." değerlendirmesinde bulundu.
Komisyon üyeleri, Dalaman'da ilk olarak Havalimanı Emniyet Müdürü Okan Karadeniz'i dinledi.
Karadeniz, komisyona verdiği bilgide, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan hava aracının havalimanına geleceği buradan da uçakla ayrılacağı talimatı üzerine gerekli tertibatı aldıkların söyledi.
Kendilerine herhangi bir şekilde "Yönetime el koyacağız, teslim alacağız" yönünde bir bilgi gelmemesine rağmen gerekli tertibatı aldıklarını anlatan Karadeniz, şöyle konuştu:
"Özellikle sayın Cumhurbaşkanımızın helikopterinin iniş yapacağı alanı güvenli hale getirdik. Burada Hava Kuvvetlerine bağlı Hava Meydan Komutanlığı ile Deniz Kuvvetlerine bağlı Deniz Hava Üs Komutanlığı bulunuyor. Bunlar Havalimanı içerisinde, ancak pistin dışında bulunuyor. Biz onların girişini Havalimanında kullanılan geniş araçlarla ve uçak merdivenleri ile kapattık. Nizamiyeyi de araç giriş ve çıkışlarına kapattık. Kısa bir sürede sayın Cumhurbaşkanımızı taşıyan helikopter geldi. Uçak daha önce gelmişti. Biz çok kısa bir süre içerisinde çoğu görevli personeli dahi uçağa yaklaştırmadan uçağın kalkışını sağladık. Cumhurbaşkanımız ve ailesi Havalimanında hiçbir binaya girmeden kısa süre içerisinde helikopterden uçağa transfer oldu."
Karadeniz, komisyon üyelerince yönetilen "Güvenlik sorunu yaşadınız mı?" sorusu üzerine ise hiçbir güvenlik sıkıntısı yaşamadıklarını, transferi çok kısa süre içerisinde gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı ve ailesinin helikopterden inip uçağa yaya olarak geçtiklerini anlatan Karadeniz, şu ifadelere yer verdi:
"Güvenliğin sağlanması için İlçe Emniyet Müdürlüğünden uzun namlulu silah talep ettik. Oradan silahlar da geldi. Nizamiyede bekleyen personele mevzuat dışında kanunda ve yönetimde hiçbir değişiklik olmadığını, bir otorite bir yönetim değişikliği olmadığını da tüm personele duyurduk. Böyle bir girişim olduğunu duyduk ama inanamadık. Yine de askeri şahısların gelip buraya el koymaması için tedbirimiz aldık ama askerden bir talimat gelmedi. Olay sırasında hava trafiği de devam ediyordu. Hava trafiği Marmaris'teki darbeci helikopterlerin buraya yönelmesi üzerine tamamen kapandı. Karartma yapıldı."
Komisyon sözcücü Mihrimah Belma Satır, 15 Temmuz gecesi tüm Türkiye'nin gözünün Muğla'da olduğunu belirterek, "Yaptığınız çalışma çok önemliydi. Tüm Türkiye'nin gözü ve kulağı Muğla'daydı. Komisyon adına yaptığınız çalışmalar için teşekkür ederim." dedi.
DHM Havalimanı Başmüdürü Yaşar Kasap da olayı basından öğrendiğini ve 15 Temmuz gecesi saat 24.00 sıralarında Havalimanına geldiğini aktardı. Eşiyle helalleşerek Havalimanına intikal ettiğini dile getiren Kasap, "Hava trafik ünitesine geldim. Aynı zamanda mesleğim hava trafik kontrolörlüğü. Yıllarca bu mesleği icra ettim. O gün gerek rütbeli gerek rütbesiz veya yetkili hiçbir kimseden 'Sayın Cumhurbaşkanımız helikopter ile buraya gelecek, buradan uçakla uçacak' gibi bir bilgi almadık. Olaydan birkaç gün önce bir bakanımızın yolcu uçağıyla Havalimanımıza indiği bilgisi üzerine sayın Cumhurbaşkanımızın da buralarda olabileceğini sezdim. Buraya gelme ve uçma ihtimali olabileceğini düşündüm. Haberi aldıktan sonra gelip hava trafik ünitesine girdim." açıklamasında bulundu.
Kasap, 15 Temmuz'dan sonra Havalimanında çalışan 4 kişinin meslekten uzaklaştırıldığını, bunlardan birinin göreve tekrar döndüğünü, iki kişinin de açıkta bulunduğunu ve soruşturmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi.
Komisyon üyeleri, Muğla'nın Marmaris ilçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ayrılmasının ardından saldırı düzenlenen otelde incelemelerde bulundu.
AK Parti Burdur Milletvekili ve Komisyon Başkanı Reşat Petek, Başkan Vekili Selçuk Özdağ, sözcü Mihrimah Belma Satır ile komisyon üyeleri Ravza Kavakçı Kan, Hüseyin Kocabıyık, Burhanettin Ünsal ve Mehmet Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde bulunulduğu ve 2 polisin şehit düştüğü saldırının gerçekleştiği otelde incelemelerde bulunmak üzere Marmaris'e geldi.
Muğla Valisi Amir Çiçek, AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, otel sahibi Serkan Yazıcı'nın da eşlik ettiği komisyon üyeleri, o gece yaşananlar hakkında bilgi aldı.
Komisyon üyeleri ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklama yaptığı Grand Yazıcı Mares Otel'deki villada, ardından 30 metre mesafedeki çıkan çatışmada şehit olan polis memuru Mehmet Şahin'in kaldığı odada inceleme yaparak saldırı hakkında detaylı bilgi aldı.
Çatışmada şehit olan polis memuru Mehmet Şahin'in kaldığı odada gazetecilere açıklama yapan Komisyon Başkanı Petek, darbecilerin hukuk ve insan hakkı tanımadıklarını bildiklerini bunu da özellikle Marmaris'te gördüklerini bildirdi.
15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı'na suikast için gelen hainlerin, çetelerin, acımasızlıklarını Marmaris'te bir kez daha gördüklerini belirten Petek, "Hem burada masum bir korumayı şehit etmişler hem de her tarafta kurşun izleri var. Bunu normal bir savaşta düşman askerinin yapmayacağı şekilde yapmışlar. Bu düşmanlığı, bu hainliği kendi insanına, kendi Cumhurbaşkanına, kendi devletine karşı yapan bir örgütü artık lanetlemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok." ifadesini kullandı.
Petek, TBMM'nin 15 Temmuz darbe gecesi bütün siyasi parti temsilcileriyle beraber demokrasiyi, devleti, milleti, bayrağı savunmak için dimdik ayakta durduğunu vurguladı. Petek, ?Burada da Muğla, Marmaris halkıyla, duyarlı amirleriyle, valisiyle, devletinin yanında olan komutanlarıyla aynı duyarlılığı göstermiştir." diye konuştu.
Geçmişte bu milletin yine darbeler gördüğünü ama bu darbenin toplum millet eliyle püskürtüldüğüne ilk defa şahit olduğuna değinen Petek, şunları kaydetti:
"Bugün Marmaris halkının duruşunu TBMM tutanaklarına, zabıtlarına geçirmek için buradayız. Tarih elbette yazacaktır. Biz istiyoruz ki bu milletin temsil makamı olan TBMM'nin görevlendirdiği bu komisyon da yerinde inceleyerek bunları tarihi komisyonlara işlesin. Bugün bu amaçla buradayız. Görülüyor ki milletimiz şehidini vermiş, devletini teslim etmemiş. Cumhurbaşkanı'nı teslim etmemiş. Allah'ın izniyle milletimizde bu birlik beraberlik olduktan sonra, asla ne dış düşmanlara ne içimizdeki hainlere devletimizi, milletimizi, bayrağımızı teslim etmeyeceğiz. Burada yaşananlar bir delil belgesidir. Buradaki kurşun izleri, yerlere atılan kelepçeler. Burada bizim polisimize yaptıkları işkenceye, zulümlere rağmen nasıl dik durduklarını ve mücadele ettiklerini yerinde gördük."
Petek'in konuşmasının ardından Komisyon sözcücü Mihrimah Belma Satır, Marmaris'in de tarihte ve darbe girişimi gecesinde çok önemli bir yeri bulunduğuna işaret ederek, Marmaris'e de "Gazi" unvanının verilebileceğini, Muğla milletvekilleri tarafından Meclise teklif getirilmesi halinde kendisinin de bununla ilgili kanun teklifine imza atabileceğini söyledi.
Satır, Cumhurbaşkanı'nın sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil değil ümmetin gözünü diktiği bir lider olduğunu belirterek, "Dolayısıyla o gece Cumhurbaşkanımız buradan sağ çıkmasaydı faturası çok ağır olacaktı. Hem Türkiye'ye hem dünyaya. Bu nedenle Marmaris, tarihimizde 15 Temmuz için de çok önemli. Biz komisyon olarak bunun arkasında dururuz." dedi.
Konuşmaların ardından komisyon üyeleri, darbeci askerlerin yürüdüğü güzergahtan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konakladığı villaya giderek, vatandaşları meydanlara davet ettiği yerde fotoğraf çektirdi.
15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tatil yaptığı Marmaris'teki otelden ayrılmasının ardından FETÖ/PDY mensubu askerler tarafından otele baskın düzenlenmişti.
Vali Çiçek, 15 Temmuz'da gerçekleşen darbe girişimi öncesi Dalyan'da bir şehit kızı ile gazi oğlunun düğününde bulunduğunu, olayı duyar duymaz İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya'ya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güvenliğinin sağlanması için talimat verdiğini ve kendisinin de hızlı bir şekilde Marmaris'e geçtiğini anlattı.
Kendisinin en önemli görevinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini en güvenli şekilde İstanbul'a uğurlamak olduğunu dile getiren Çiçek, "Bunun için yoğun bir güvenlik tedbiri aldık. Cumhurbaşkanımızla yaptığımız görüşme sonucu kısa süre içerisinde helikopter ile Dalaman Havalimanı'na, oradan da uçakla İstanbul'a güvenli bir şekilde gitmesini sağladık. Cumhurbaşkanımız o gece çok dirayetliydi, kendisinin arkasında milletinin olduğunu ve milletine güvendiğini söyledi." ifadelerini kullandı.
AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk ise 15 Temmuz günü TBMM'deki çalışmalar bitince Marmaris'e geldiğini aktardı.
Eşiyle yemek yerken saat 21.15 gibi İstanbul'da köprünün kapatıldığı haberini öğrenince normal bir tatbikat zannettiklerini, ilerleyen saatlerde Ankara'daki danışmanları, "Uçaklar uçuyor, anormal bir durum var." deyince bulundukları yerden kalktıklarını bildiren Öztürk, şöyle konuştu:
"Sayın Genel Sekreterimiz Abdulhamit Gül aradı, 'Neredesin?' diye sorunca otele geçtiğimi söyledim. O da bir an önce geçmemi istedi. Sonra otele geçtik, bir heyecan var ama kimse ne olduğunun farkında değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına vardığımızda saat 21.45'ti. Cumhurbaşkanımızın üç ayrı yerde korumaları vardı. Cumhurbaşkanımız bana teşkilatı sordu, 'Teşkilatı organize edin, milletin alanlarda olmasını istiyorum' dedi. Biz de vatandaşların meydandan ziyade otelin önüne gelmesini sağladık. Yarım saat içinde arkadaşlarımız gelmeye başladı. Zaten Cumhurbaşkanımız Erdoğan vatandaşı sokaklara davet etmeden önce hem teşkilat mensuplarımız hem de Marmaris halkı darbeye karşı duruş sergilemek için meydanlara toplanmaya başlamıştı."
Öztürk, 15 Temmuz gecesi milletin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan sevgisini ve teveccühünü gösterdiğini ifade etti.
Bodrum'daki IMSIK Hava Meydanları Harekat Eğitim Komutanı Yarbay Fethi Şahbaz da 15 Temmuz gecesi Ege Ordu'dan Yarbay Nuri olarak kendini tanıtan kişinin kendini cep telefonundan aradığını, gelecek helikopterlere yakıt ikmali yapmalarını istediğini belirtti.
Kendisinin durumdan şüphelenerek arkadaşı olan Bahattin Yücel'i aradığını bildiren Şahbaz, şöyle devam etti:
"O da 'Abi sakın onlara yakıt verme' dedi. 'Helikopterlerin bataryasını ayır, gerekirse baltayla kabloları kes' dedi. 'Ne yap et, helikopterleri oradan kaldırma' dedi. 'Yücel onlardan değil. Yücel'i ayırmaya bak' dedi. Zaten arkadaşlar da etrafımdaydı. Herkese yakıt vermeyeceğimizi söyledim. Hemen tankerlerin gayri faal hale getirilmesini istedim. Ayrıca müdahale edeceğimizi, müdahale ekibinin hazır olmasını istedim. Plastik kelepçe de bulunmasını istedim. Bu sırada jandarmaya da haber verdim. İki helikopterin geleceğini bildirdim ve müdahale için takviye ekip istedim. Bunlar yaşanırken de helikopterler gelmiş."
Şahbaz, gelen helikopterdeki pilotları tanıdığı bilgisini verdi.
O sırada yaşanan diyalogları aktaran Şahbaz, şunları kaydetti:
"Yücel'i dışarıya çıkarttım. 'Siz ne yapıyorsunuz? Neye karıştınız?" dedim. O da 'Ne oldu abi?' dedi. Haberi yok sanırım. O sırada Murat üsteğmen de geldi. Durumun ciddiyetini anlattım. Tekrar içeriye geçtik. 'Bakın' dedim, 'Bir tane helikopter düşürmüşler. F16'lar havada sizi de düşürecekler' dedim. Yücel de 'Zaten gelirken uçak falan da gördük. Ne yapacağız?' dedi. Jandarmaya haber verdiğimizi söyledim ve 'Sizi alıkoyacağız' dedim. Murat üsteğmenin telefonunu alarak nizamiyeye gönderdik. Devre arkadaşım Yücel'i de başka bir yere... İkisini birbirinden ayırdık ki helikopteri iki pilot uçuruyor. Helikopterleri uçurmamak maksadımız. Her ikisini de tanıyorum. 'Komutanım neye bulaşıp karıştıysanız vazgeçin' dedim."
Yarbay Şahbaz, gelenlere jandarmaya haber verdiklerini söyleyerek, havalanmamaları için yalvardığını dile getirdi.
Bu sırada yaşananları anlatan Şahbaz, şu ifadeleri kullandı:
"Bu sırada Sönmezateş içeriye girdi. Hakikaten içlerinde en kararlı gözüken oydu. Ürkütücü bir duruşu da vardı. Ben bilmiyordum kim olduğunu, Zeki albayım 'komutanım' deyince herhalde daha kıdemli birisi diye düşündüm. Tabii 20-25 dakika geçti. 'Ne oluyor, niye yakıt ikmali yapılmıyor?' dedi. Sert bir giriş yaptı içeriye. Benim içerideki bağırarak konuşmalarımı da duymuş zaten. Zeki albay da 'Komutanım havada uçaklar varmış. Bizi düşüreceklermiş' dedi. O arada telefon edeceğini söyledi. Ben çıktım. O da 'Tüm hava sahası bizim kontrolümüzde, hiçbir helikopter düşürülmeyecek' gibi bir laf etmiş.
Sönmezateş'i jandarma geldiği yönünde uyarmışlar. O da etrafındakilere, 'Jandarma, polis geliyor, çatışmaya hazır olun' diye emir vermiş. Bunun üzerine oradaki bazı arkadaşlar da beni aradı. Ben de jandarmayı arayıp 'Buradakiler çatışmaya hazırlanıyor, tedarikli gelin ve nizamiyeden içeriye girmeyin' dedim. Çatışma yaşanmaması için ilk olarak jandarmanın nizamiyede beklemesine ve ikna etme yoluna gittim."
Konuşmasının bir bölümünde gözyaşlarına hakim olamayan Şahbaz, helikopterlere yakıt vermemek için iki tankeri çalışamaz duruma getirdiklerini bildirerek, biri yaralı 5 kişinin alana gelen Sikorsky tipi üçüncü helikopterle tüm uyarılara rağmen havalanıp İzmir'e gittiğini, diğer iki helikopteri ise bırakmak zorunda kaldıklarını sözlerine ekledi.
İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya ve İl Jandarma Komutanı Albay Yavuz Özfidan ise komisyon üyelerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin Marmaris'ten güvenli bir şekilde ayrılması için alınan güvenlik önlemleri ile FETÖ'nün suikast timinin yakalanması için yürütülen operasyon ve çalışmalar hakkında bilgi verdi.
AK Parti Burdur Milletvekili ve Komisyon Başkanı Reşat Petek, Başkan Vekili Selçuk Özdağ, sözcü Mihrimah Belma Satır ile komisyon üyeleri Ravza Kavakçı Kan, Hüseyin Kocabıyık, Burhanettin Ünsal ve Mehmet Erdoğan, ilk olarak Dalaman Havalimanı'nda incelemelerde bulundu. Komisyon üyelerine AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk de eşlik etti.
Havalimanında gazetecilere açıklama yapan Petek, komisyon olarak yaptıkları çalışmaların şeffaf ve açık olduğunu, her şeyi medyanın huzurunda yaptıklarını söyledi.
15 Temmuz'da yaşananlar ve FETÖ yapılanmasıyla ilgili adli makamların gerekli soruşturmaları yaptığını anımsatan Petek, "TBMM'nin biz komisyon üyelerine verdiği görevse, gerek darbe girişiminde gerekse FETÖ'nün yapılanmasıyla ilgili görgüye dayalı bilgisi olanları, elinde belgesi olanların bir kısmını mahallinde bir kısmını TBMM'de dinlemek suretiyle tarihe not düşüyoruz." dedi.
Petek, Dalaman Havalimanının da bu açıdan son derece önemli olduğunu ifade ederek, "Tarihin yazılacağı, araştırmacıların üzerinde çalışacağı konulardan birisi Dalaman Havalimanı. Zira FETÖ'nün darbede amaçladığı en temel hedeflerden birisi Cumhurbaşkanımızı yok etmek, suikast ile veya etkisiz hale getirip Akıncılar Üssüne götürmek olarak ortaya çıktığı anlaşılıyor." diye konuştu.
Marmaris'ten helikopterin Dalaman'a intikali ve uçağın buradan İstanbul'a gidişi sırasında yaşananların önemli olduğunu vurgulayan Petek, "Buradaki görgü tanıkları gerek sorumluluk mevkisinde olanlar gerek medya mensuplarının mümkün olduğunca görüşlerini alacağız. Yaptığımız çalışmalar ses kaydıyla tutanaklara geçtiği için faaliyetlerimiz bu çerçevede yapılacak." değerlendirmesinde bulundu.
Komisyon üyeleri, Dalaman'da ilk olarak Havalimanı Emniyet Müdürü Okan Karadeniz'i dinledi.
Karadeniz, komisyona verdiği bilgide, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan hava aracının havalimanına geleceği buradan da uçakla ayrılacağı talimatı üzerine gerekli tertibatı aldıkların söyledi.
Kendilerine herhangi bir şekilde "Yönetime el koyacağız, teslim alacağız" yönünde bir bilgi gelmemesine rağmen gerekli tertibatı aldıklarını anlatan Karadeniz, şöyle konuştu:
"Özellikle sayın Cumhurbaşkanımızın helikopterinin iniş yapacağı alanı güvenli hale getirdik. Burada Hava Kuvvetlerine bağlı Hava Meydan Komutanlığı ile Deniz Kuvvetlerine bağlı Deniz Hava Üs Komutanlığı bulunuyor. Bunlar Havalimanı içerisinde, ancak pistin dışında bulunuyor. Biz onların girişini Havalimanında kullanılan geniş araçlarla ve uçak merdivenleri ile kapattık. Nizamiyeyi de araç giriş ve çıkışlarına kapattık. Kısa bir sürede sayın Cumhurbaşkanımızı taşıyan helikopter geldi. Uçak daha önce gelmişti. Biz çok kısa bir süre içerisinde çoğu görevli personeli dahi uçağa yaklaştırmadan uçağın kalkışını sağladık. Cumhurbaşkanımız ve ailesi Havalimanında hiçbir binaya girmeden kısa süre içerisinde helikopterden uçağa transfer oldu."
Karadeniz, komisyon üyelerince yönetilen "Güvenlik sorunu yaşadınız mı?" sorusu üzerine ise hiçbir güvenlik sıkıntısı yaşamadıklarını, transferi çok kısa süre içerisinde gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı ve ailesinin helikopterden inip uçağa yaya olarak geçtiklerini anlatan Karadeniz, şu ifadelere yer verdi:
"Güvenliğin sağlanması için İlçe Emniyet Müdürlüğünden uzun namlulu silah talep ettik. Oradan silahlar da geldi. Nizamiyede bekleyen personele mevzuat dışında kanunda ve yönetimde hiçbir değişiklik olmadığını, bir otorite bir yönetim değişikliği olmadığını da tüm personele duyurduk. Böyle bir girişim olduğunu duyduk ama inanamadık. Yine de askeri şahısların gelip buraya el koymaması için tedbirimiz aldık ama askerden bir talimat gelmedi. Olay sırasında hava trafiği de devam ediyordu. Hava trafiği Marmaris'teki darbeci helikopterlerin buraya yönelmesi üzerine tamamen kapandı. Karartma yapıldı."
Komisyon sözcücü Mihrimah Belma Satır, 15 Temmuz gecesi tüm Türkiye'nin gözünün Muğla'da olduğunu belirterek, "Yaptığınız çalışma çok önemliydi. Tüm Türkiye'nin gözü ve kulağı Muğla'daydı. Komisyon adına yaptığınız çalışmalar için teşekkür ederim." dedi.
DHM Havalimanı Başmüdürü Yaşar Kasap da olayı basından öğrendiğini ve 15 Temmuz gecesi saat 24.00 sıralarında Havalimanına geldiğini aktardı. Eşiyle helalleşerek Havalimanına intikal ettiğini dile getiren Kasap, "Hava trafik ünitesine geldim. Aynı zamanda mesleğim hava trafik kontrolörlüğü. Yıllarca bu mesleği icra ettim. O gün gerek rütbeli gerek rütbesiz veya yetkili hiçbir kimseden 'Sayın Cumhurbaşkanımız helikopter ile buraya gelecek, buradan uçakla uçacak' gibi bir bilgi almadık. Olaydan birkaç gün önce bir bakanımızın yolcu uçağıyla Havalimanımıza indiği bilgisi üzerine sayın Cumhurbaşkanımızın da buralarda olabileceğini sezdim. Buraya gelme ve uçma ihtimali olabileceğini düşündüm. Haberi aldıktan sonra gelip hava trafik ünitesine girdim." açıklamasında bulundu.
Kasap, 15 Temmuz'dan sonra Havalimanında çalışan 4 kişinin meslekten uzaklaştırıldığını, bunlardan birinin göreve tekrar döndüğünü, iki kişinin de açıkta bulunduğunu ve soruşturmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi.
Komisyon üyeleri, Muğla'nın Marmaris ilçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ayrılmasının ardından saldırı düzenlenen otelde incelemelerde bulundu.
AK Parti Burdur Milletvekili ve Komisyon Başkanı Reşat Petek, Başkan Vekili Selçuk Özdağ, sözcü Mihrimah Belma Satır ile komisyon üyeleri Ravza Kavakçı Kan, Hüseyin Kocabıyık, Burhanettin Ünsal ve Mehmet Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde bulunulduğu ve 2 polisin şehit düştüğü saldırının gerçekleştiği otelde incelemelerde bulunmak üzere Marmaris'e geldi.
Muğla Valisi Amir Çiçek, AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, otel sahibi Serkan Yazıcı'nın da eşlik ettiği komisyon üyeleri, o gece yaşananlar hakkında bilgi aldı.
Komisyon üyeleri ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklama yaptığı Grand Yazıcı Mares Otel'deki villada, ardından 30 metre mesafedeki çıkan çatışmada şehit olan polis memuru Mehmet Şahin'in kaldığı odada inceleme yaparak saldırı hakkında detaylı bilgi aldı.
Çatışmada şehit olan polis memuru Mehmet Şahin'in kaldığı odada gazetecilere açıklama yapan Komisyon Başkanı Petek, darbecilerin hukuk ve insan hakkı tanımadıklarını bildiklerini bunu da özellikle Marmaris'te gördüklerini bildirdi.
15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı'na suikast için gelen hainlerin, çetelerin, acımasızlıklarını Marmaris'te bir kez daha gördüklerini belirten Petek, "Hem burada masum bir korumayı şehit etmişler hem de her tarafta kurşun izleri var. Bunu normal bir savaşta düşman askerinin yapmayacağı şekilde yapmışlar. Bu düşmanlığı, bu hainliği kendi insanına, kendi Cumhurbaşkanına, kendi devletine karşı yapan bir örgütü artık lanetlemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok." ifadesini kullandı.
Petek, TBMM'nin 15 Temmuz darbe gecesi bütün siyasi parti temsilcileriyle beraber demokrasiyi, devleti, milleti, bayrağı savunmak için dimdik ayakta durduğunu vurguladı. Petek, ?Burada da Muğla, Marmaris halkıyla, duyarlı amirleriyle, valisiyle, devletinin yanında olan komutanlarıyla aynı duyarlılığı göstermiştir." diye konuştu.
Geçmişte bu milletin yine darbeler gördüğünü ama bu darbenin toplum millet eliyle püskürtüldüğüne ilk defa şahit olduğuna değinen Petek, şunları kaydetti:
"Bugün Marmaris halkının duruşunu TBMM tutanaklarına, zabıtlarına geçirmek için buradayız. Tarih elbette yazacaktır. Biz istiyoruz ki bu milletin temsil makamı olan TBMM'nin görevlendirdiği bu komisyon da yerinde inceleyerek bunları tarihi komisyonlara işlesin. Bugün bu amaçla buradayız. Görülüyor ki milletimiz şehidini vermiş, devletini teslim etmemiş. Cumhurbaşkanı'nı teslim etmemiş. Allah'ın izniyle milletimizde bu birlik beraberlik olduktan sonra, asla ne dış düşmanlara ne içimizdeki hainlere devletimizi, milletimizi, bayrağımızı teslim etmeyeceğiz. Burada yaşananlar bir delil belgesidir. Buradaki kurşun izleri, yerlere atılan kelepçeler. Burada bizim polisimize yaptıkları işkenceye, zulümlere rağmen nasıl dik durduklarını ve mücadele ettiklerini yerinde gördük."
Petek'in konuşmasının ardından Komisyon sözcücü Mihrimah Belma Satır, Marmaris'in de tarihte ve darbe girişimi gecesinde çok önemli bir yeri bulunduğuna işaret ederek, Marmaris'e de "Gazi" unvanının verilebileceğini, Muğla milletvekilleri tarafından Meclise teklif getirilmesi halinde kendisinin de bununla ilgili kanun teklifine imza atabileceğini söyledi.
Satır, Cumhurbaşkanı'nın sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil değil ümmetin gözünü diktiği bir lider olduğunu belirterek, "Dolayısıyla o gece Cumhurbaşkanımız buradan sağ çıkmasaydı faturası çok ağır olacaktı. Hem Türkiye'ye hem dünyaya. Bu nedenle Marmaris, tarihimizde 15 Temmuz için de çok önemli. Biz komisyon olarak bunun arkasında dururuz." dedi.
Konuşmaların ardından komisyon üyeleri, darbeci askerlerin yürüdüğü güzergahtan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konakladığı villaya giderek, vatandaşları meydanlara davet ettiği yerde fotoğraf çektirdi.
15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tatil yaptığı Marmaris'teki otelden ayrılmasının ardından FETÖ/PDY mensubu askerler tarafından otele baskın düzenlenmişti.
Vali Çiçek, 15 Temmuz'da gerçekleşen darbe girişimi öncesi Dalyan'da bir şehit kızı ile gazi oğlunun düğününde bulunduğunu, olayı duyar duymaz İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya'ya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güvenliğinin sağlanması için talimat verdiğini ve kendisinin de hızlı bir şekilde Marmaris'e geçtiğini anlattı.
Kendisinin en önemli görevinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini en güvenli şekilde İstanbul'a uğurlamak olduğunu dile getiren Çiçek, "Bunun için yoğun bir güvenlik tedbiri aldık. Cumhurbaşkanımızla yaptığımız görüşme sonucu kısa süre içerisinde helikopter ile Dalaman Havalimanı'na, oradan da uçakla İstanbul'a güvenli bir şekilde gitmesini sağladık. Cumhurbaşkanımız o gece çok dirayetliydi, kendisinin arkasında milletinin olduğunu ve milletine güvendiğini söyledi." ifadelerini kullandı.
AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk ise 15 Temmuz günü TBMM'deki çalışmalar bitince Marmaris'e geldiğini aktardı.
Eşiyle yemek yerken saat 21.15 gibi İstanbul'da köprünün kapatıldığı haberini öğrenince normal bir tatbikat zannettiklerini, ilerleyen saatlerde Ankara'daki danışmanları, "Uçaklar uçuyor, anormal bir durum var." deyince bulundukları yerden kalktıklarını bildiren Öztürk, şöyle konuştu:
"Sayın Genel Sekreterimiz Abdulhamit Gül aradı, 'Neredesin?' diye sorunca otele geçtiğimi söyledim. O da bir an önce geçmemi istedi. Sonra otele geçtik, bir heyecan var ama kimse ne olduğunun farkında değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına vardığımızda saat 21.45'ti. Cumhurbaşkanımızın üç ayrı yerde korumaları vardı. Cumhurbaşkanımız bana teşkilatı sordu, 'Teşkilatı organize edin, milletin alanlarda olmasını istiyorum' dedi. Biz de vatandaşların meydandan ziyade otelin önüne gelmesini sağladık. Yarım saat içinde arkadaşlarımız gelmeye başladı. Zaten Cumhurbaşkanımız Erdoğan vatandaşı sokaklara davet etmeden önce hem teşkilat mensuplarımız hem de Marmaris halkı darbeye karşı duruş sergilemek için meydanlara toplanmaya başlamıştı."
Öztürk, 15 Temmuz gecesi milletin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan sevgisini ve teveccühünü gösterdiğini ifade etti.
Bodrum'daki IMSIK Hava Meydanları Harekat Eğitim Komutanı Yarbay Fethi Şahbaz da 15 Temmuz gecesi Ege Ordu'dan Yarbay Nuri olarak kendini tanıtan kişinin kendini cep telefonundan aradığını, gelecek helikopterlere yakıt ikmali yapmalarını istediğini belirtti.
Kendisinin durumdan şüphelenerek arkadaşı olan Bahattin Yücel'i aradığını bildiren Şahbaz, şöyle devam etti:
"O da 'Abi sakın onlara yakıt verme' dedi. 'Helikopterlerin bataryasını ayır, gerekirse baltayla kabloları kes' dedi. 'Ne yap et, helikopterleri oradan kaldırma' dedi. 'Yücel onlardan değil. Yücel'i ayırmaya bak' dedi. Zaten arkadaşlar da etrafımdaydı. Herkese yakıt vermeyeceğimizi söyledim. Hemen tankerlerin gayri faal hale getirilmesini istedim. Ayrıca müdahale edeceğimizi, müdahale ekibinin hazır olmasını istedim. Plastik kelepçe de bulunmasını istedim. Bu sırada jandarmaya da haber verdim. İki helikopterin geleceğini bildirdim ve müdahale için takviye ekip istedim. Bunlar yaşanırken de helikopterler gelmiş."
Şahbaz, gelen helikopterdeki pilotları tanıdığı bilgisini verdi.
O sırada yaşanan diyalogları aktaran Şahbaz, şunları kaydetti:
"Yücel'i dışarıya çıkarttım. 'Siz ne yapıyorsunuz? Neye karıştınız?" dedim. O da 'Ne oldu abi?' dedi. Haberi yok sanırım. O sırada Murat üsteğmen de geldi. Durumun ciddiyetini anlattım. Tekrar içeriye geçtik. 'Bakın' dedim, 'Bir tane helikopter düşürmüşler. F16'lar havada sizi de düşürecekler' dedim. Yücel de 'Zaten gelirken uçak falan da gördük. Ne yapacağız?' dedi. Jandarmaya haber verdiğimizi söyledim ve 'Sizi alıkoyacağız' dedim. Murat üsteğmenin telefonunu alarak nizamiyeye gönderdik. Devre arkadaşım Yücel'i de başka bir yere... İkisini birbirinden ayırdık ki helikopteri iki pilot uçuruyor. Helikopterleri uçurmamak maksadımız. Her ikisini de tanıyorum. 'Komutanım neye bulaşıp karıştıysanız vazgeçin' dedim."
Yarbay Şahbaz, gelenlere jandarmaya haber verdiklerini söyleyerek, havalanmamaları için yalvardığını dile getirdi.
Bu sırada yaşananları anlatan Şahbaz, şu ifadeleri kullandı:
"Bu sırada Sönmezateş içeriye girdi. Hakikaten içlerinde en kararlı gözüken oydu. Ürkütücü bir duruşu da vardı. Ben bilmiyordum kim olduğunu, Zeki albayım 'komutanım' deyince herhalde daha kıdemli birisi diye düşündüm. Tabii 20-25 dakika geçti. 'Ne oluyor, niye yakıt ikmali yapılmıyor?' dedi. Sert bir giriş yaptı içeriye. Benim içerideki bağırarak konuşmalarımı da duymuş zaten. Zeki albay da 'Komutanım havada uçaklar varmış. Bizi düşüreceklermiş' dedi. O arada telefon edeceğini söyledi. Ben çıktım. O da 'Tüm hava sahası bizim kontrolümüzde, hiçbir helikopter düşürülmeyecek' gibi bir laf etmiş.
Sönmezateş'i jandarma geldiği yönünde uyarmışlar. O da etrafındakilere, 'Jandarma, polis geliyor, çatışmaya hazır olun' diye emir vermiş. Bunun üzerine oradaki bazı arkadaşlar da beni aradı. Ben de jandarmayı arayıp 'Buradakiler çatışmaya hazırlanıyor, tedarikli gelin ve nizamiyeden içeriye girmeyin' dedim. Çatışma yaşanmaması için ilk olarak jandarmanın nizamiyede beklemesine ve ikna etme yoluna gittim."
Konuşmasının bir bölümünde gözyaşlarına hakim olamayan Şahbaz, helikopterlere yakıt vermemek için iki tankeri çalışamaz duruma getirdiklerini bildirerek, biri yaralı 5 kişinin alana gelen Sikorsky tipi üçüncü helikopterle tüm uyarılara rağmen havalanıp İzmir'e gittiğini, diğer iki helikopteri ise bırakmak zorunda kaldıklarını sözlerine ekledi.
İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya ve İl Jandarma Komutanı Albay Yavuz Özfidan ise komisyon üyelerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin Marmaris'ten güvenli bir şekilde ayrılması için alınan güvenlik önlemleri ile FETÖ'nün suikast timinin yakalanması için yürütülen operasyon ve çalışmalar hakkında bilgi verdi.
