2013-07-04 - 14:45
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin birinci bölümü kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, üç milletvekili gündemdışı söz aldı.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, "şiddet ve nefret suçu" üzerine yaptığı gündemdışı konuşmada, Mısır'da "Sisi darbesi" gerçekleştiğini söyledi.
Metiner, bin yıllardır firavunların yönetiminde olan ülkede, Tahrir'den demokrasi çıkartan halkın umutlarının, askeri darbelerle bitirilmek istendiğini söyledi. Metiner, Tahrir'den demokrasi çıkarılmasından rahatsızlık duyanların, darbe çıkardığını ifade ederek, "Bu olayı, ilkeli, tutarlı bir dille eleştirmek, her demokratın olmazsa olmaz görevidir. Ama diyerek, bahane arayarak bir şekilde darbeye arka çıkan yaklaşımları tarih affetmeyecektir" dedi.
Mısır'da dün darbe gerçekleştiğinde Türkiye'de bir kısım malum çevrelerin nasıl sevindiğine tanık olduklarını belirten Metiner, bir televizyon kanalının, "Mısır'ın Tayyip'i devrildi" diye yayın yaptığını, bunun demokrasi adına utanç verici olduğunu söyledi. Metiner, Mısır'ı örnek göstererek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı tehdit eden siyasi bir dil kullanmanın, demokratik anlayışla bağdaşmayacağını belirtti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da gündemdışı konuşmasında, Türkiye'deki darbelerin kökenine bakıldığında, bölücülük ve irtica nedeniyle yapıldığının görüleceğini söyledi. Kaplan, aradan geçen 35 yıldan sonra 12 Eylül darbesinin anayasası, siyasi partiler, seçim yasalarının aynı şekilde durduğunu savundu.
Kaplan, Meclis'in, bu darbelerden, bu eziyetlerden sonra darbeyi lanetlemekten başka yolunun olmadığını ifade ederek, bütün partilerin, ortak açıklama yaparak Mısır'daki darbeyi lanetlemesi gerektiğini söyledi. Kaplan, TSK İç Hizmet Kanunu 35. maddesinde yapılacak değişikliğin, anlamlı mesaj olması açısından Genel Kurul'da bugün görüşülmesini istedi. Kaplan, darbelere lafla karşı olunamayacağını ifade ederek, darbe hukuku, darbe tehlikesinin sürdüğünü, herkesin uyanık olması gerektiğini kaydetti.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay da gündedışı konuşmasında Manisa'nın eğitim sorunlarını dile getirdi.
BDP, basın özgürlüğü ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin öneriyi TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de 68 gazetecinin tutuklu olduğunu iddia etti.
Türkiye'nin basın özgürlüğünde dünyada 122. sırada olduğunu öne süren Kaplan, tutuklu gazetecilerin isimlerini okudu. Kaplan, bu gazetecilerin çoğunun Kürtçe yayın yapan Azadiye Welat Gazetesi'nin çalışanları olduğunu ifade ederek, bölgede en çok Kürt kanalları ve Meclis TV'nin izlendiğini kaydetti.
CHP İstanbul Miletvekili Melda Onur, Gezi Parkı olaylarını milletvekili olmanın ötesinde gazeteci olarak izlediğini söyledi.
Milletvekillerinin dokunulmaz olduğunu zannettiğini ancak durumun öyle olmadığını gördüğünü ifade eden Onur, "O gün orada şenlik vardı, konserler verildi ve geç saatlere kadar arkadaşlarla oradaydık. Bana 'polis operasyon yapacak' denilince bunun mümkün olmadığını söyledim. Baktık bir hareketlenme oldu. Polislere gittim ve milletvekili olduğumuzu söyledim. Bize saldırmaz diye, milletvekileri olarak grubun önüne geçtik, ancak ayağımın dibine gaz fişekleri atıldı. Atılan bu gaz fişekleri ve biber gazı beni acıtmadı, acıtan dokunulmazlığımızın olmadığını görmek oldu" dedi.
Onur, görüştükleri İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun, "Biz o parkta hangi örgüt var, hangi milletvekili var biliyoruz" dediğini ifade ederek, "O zaman demekki Şafak Payev'in ayağının önüne atılan fişekten haberleri vardı" diye konuştu. "Polise taş atan marijinal gruplar vardı" denildiğini belirten Onur, "İlk günler böyle bir şey yoktu ama orada orantısız güç kullanılınca birileri de onları korumak istedi" şeklinde konuştu.
AK Parti Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, gazetecinin sarı basın kartına sahip olmasının, ona suç işleme hakkını vermediğini ifade ederek, "(Sarı basın kartı olan terör örgütü üyesi, hırsız olamaz) diye bir kaide yok" dedi.
Güvenli, nitelikli basın kuruluşlarının varlığının demokratik sürecin devamı için şart olduğunu belirten Enç, "Muhalefet kadar en az biz de tarafsız basın istiyoruz. Eski görüntüleri arşiv yazısı bile yazmadan yeniymiş gibi veren basın kuruluşlarını kınıyorum" diye konuştu. Enç, basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için önemil adımlar attıklarını ve basın özgürlüğünü genişletmeye devam edeceklerini kaydetti.
Enç, konuşmasından sonra kendisine laf atan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'e, "Çok komiksin sen ya" dedi.
Konuşmaların ardından BDP'nin önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, hiçbir darbecinin, meşru siyasetçilere vereceği ders olamayacağını belirtti.
MHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için geçici köy korucularının sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
Öneri lehinde söz alan MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, korucuların ve ailelerinin, zor şartlarda devlete ve millete bağlılığını ıspatladığını söyledi. Türkoğlu, korucuların, bölge arazisini iyi tanıdığı, terör örgütü mensuplarının nerede barınacağını, güçlerinin neler olabileceğini bildiği için PKK tarafından büyük tehdit olarak algılandığını söyledi.
Türkoğlu, korucuların, 365 gün 24 saat eşkiyanın hedef tahtası olduğunu ifade ederek, korucuların sorunlarının bir an önce çözülmesi gerektiğini belirtti. Türkoğlu, korucuların, dik duruşları ve hizmetleri karşılığı aldığı ücretlerin açlık sınırı altında olduğunu ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, öneri lehinde yaptığı konuşmada, güvenlik güçlerinin eğitiminin önemine işaret etti. Gök, yapılan bir araştırmaya göre, geçici köy korucusu olma isteğinin en önemli nedeninin işsizlik, yoksulluk olduğunu söyledi.
Gök, köy korucularının çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini bu konuda kanun teklifi verdiklerini belirtti. Gök, ancak köy koruculuğunun kaldırılarak devletin asli güçlerinin yerine getirilmesini önerdiklerini söyledi.
AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, köy korucularının hatırı sayılır maaş aldığını söyledi. Ersoy, geçici köy korucularının özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığını belirtti.
Ersoy, Mısır'daki askeri müdahaleye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Ersoy, darbelerin meşru kabul edilmesinin, millet iradesine ve seçilmişlere yapılabilecek en büyük hakaret olduğunu ifade etti.
Bazı siyasetçilerin 'ama'lı, 'velakin'li açıklamalar yapmasının, bundan Türk siyasetçilerinin dersler çıkarmasını tavsiye etmesinin üzüntü verici olduğunu kaydeden Ersoy, hiçbir darbecinin, meşru siyasetçilere vereceği ders olamayacağını dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda "darbe" tartışması yaşandı. Birbirlerinin üzerine yürüyen AK Parti ve CHP'li milletvekillerini, diğer milletvekilleri araya girerek ayırdı.
Genel Kurul'da, CHP'nin Çorum olaylarıyla ilgili verdiği araştırma önergesinin bugüne ele alınması önerisi görüşüldü.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, bütün darbelere olduğu gibi Mısır'daki darbenin karşısında olduklarını belirtti.
Çorum olayları öncesinde söylenen tahrik edici sözlerin bugün Gezi Parkı olayları çerçevesinde yetkililer tarafından söylenenlerle benzerlikler taşıdığını öne süren Köse, "Acılarımızı tazelemek için değil bir daha böylesine acılar yaşanmasın diye unutmamak ve unutturmamak gerekir. Gerçek failleri ve arkasında duranları bulup cezalandırmak için unutmamak ve unutturmamak gerekir. Unutmayacağız ve unutturmayacağız" dedi
Köse, Çorum'da bir parka İskilipli Atıf Hoca'nın isminin verilmesini eleştirdi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, gerçekten darbeye karşı olanların "darbeye karşıyım ama" diyerek cümleye devam edemeyeceğini söyledi.
İskilipli Atıf Hoca'nın göstermelik mahkemelerle katledildiğini belirten Can, onun isimini yaşatmanın, bir parka ismini vererek Çorum Belediye Başkanı'na nasip olduğunu kaydetti. Can, darbelere zemin oluşturmak için faili meçhul cinayetlerin oluşturulduğunu vurguladı.
CHP'li Köse, yeniden söz alarak "Hukukçular bilir, bir mahkemenin verdiği karar ancak iadeyi muhakeme kararıyla ya da TBMM'nin alacağı af kararıyla ortadan kaldırılabilir. İskiliple Atıf Hoca için ikisi de geçerli değildir. Onun isminin parka verilmesi suçu ve suçluyu övmektir. Zamanı gelince yargılanacaksınız" görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Ramazan Can'ın konuşmasıyla ilgili yerinden açıklama yaparken, AK Parti sıralarından darbelerle ilgili laf atıldı. Altay, laf atan AK Parti'li milletvekiline "Terbiyesizlik yapma, ben konuşurken müdahele etme" diye tepki gösterdi.
Bunun üzerine CHP ve AK Parti grubu milletvekilleri arasında itiş kakış yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut birleşime ara verdi. Tartışma arada da devam etti. CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar ile AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç birbirinin üzerine yürüdü.
Ardından CHP Bursa Milletvekili Kemal Ekinci ile AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, birbirlerinin yakalarından tuttu. Tartışmaya AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün ve AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu da katıldı. Baştopçu, CHP'li Akar'a "Bunu senin yanına bırakmayacağım" diye bağırdı. Baştopçu'nun üzerine yürümek isteyen Akar'ı, CHP'li milletvekilleri tutarak, dışarı çıkardı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi de tartıştı. "Darbe yapanların Allah belisanı versin" diyen Çelebi'ye Elitaş, "Versin" karşılığını verdi. Bunun üzerine "Darbeden yararlananların da... Yeter artık" diye bağırdığı duyuldu.
Tartışan milletvekillerini diğer milletvekilleri ayırarak Genel Kurul'dan dışarı çıkardı.
Aranın ardından önerge üzerinde BDP grubu adına söz alan Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Mısır'da darbe olduğunu, bazı şahsiyetlerin postal seslerinden devrim yaratmaya çalıştığını söyledi. Sakık, "Askeri darbeden devrim yaratılır mı? Biz, dünyanın neresinde olursa olsun, amasız lakinsiz şekilde darbecilere karşıyız. Her darbeci alkçaktır. Ülkemizde de yapanlar alçaktır" dedi.
Barış görüşmeleri sürerken, karakol yapılamayacağını; köy korucu kadrosu tahsis edilemeyeceğini; havadan kontrollerin yapılamayacağını öne süren Sakık, "Başbakan iki kelimeyle 'barış görüşmeleri devam ederken karakol yapımları asla olmayacak' dese ülkedeki iklim değişir" diye konuştu.
Lice'deki olayların uyuşturucuyla bağlantısının kurulduğunu belirten Sakık, "El vicdan. PKK'nın uyuşturucu ile mücadele ettiği bütün dünyada biliniyor. Avrupada aileler bu konuda minnettarlıklarını ifade ediyorlar. Bu konuda bir bağlantı bulursanız ben milletvekilliğinden istifa etmeye hazırım. İftira ve yalanlarla bu iş yürümez" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, yerinden söz alarak, "Bir terör örgütünü burada övmek hiçbir milletvekiline yakışan bir hareket değildir, terör örgütünü övenleri şiddetle kınıyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, PKK'nın uyuşturucu, insan ticareti yaptığıyla ilgili hükümler olduğunu belirterek, "PKK'yı Meclis kürsüsünden kimse aklamaya kalkmasın" dedi.
Sırrı Sakık'ın "PKK'nın benim övgülerime ihtiyacı yok. PKK siyasi bir harekettir" sözleri milletvekillerinin tepkisine yol açtı.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Teklif"in görüşmelerine geçildi.
Kamuda 100 bin sözleşmeli personelin devlet memurluğu kadrosuna geçirilmesini öngören "Torba Kanun" teklifindeki madde Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin, daha önce 4/B, sağlık personeli ve mahali idarelerden 96 bin 505 personeli ilgilendiren düzenlemesinin kapsamı, verilen önergenin kabul edilmesiyle genişletildi.
Buna göre, Atatürk Dil Tarih Yüksek Kurumu, MGK Genel Sekreterliği, TOKİ, Başbakanlık, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Adalet Akademisi, Türk Patent Enstitüsü, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, SGK, Kamu Düzeni ve Müsteşarlığı, TRT, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, ÖSYM, GAP İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya Ovası Projesi bölge kalkınma idari başkanlıkları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında çalışanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarının merkez teşkilatlarının büyük ölçekli bilgi işlem birimlerinde, bilişim hizmetlerini yürütenler de kadroya alınacak. Bu kurumlardan da 3 bin 439 sözleşmeli personelin faydalanacak.
4-B, mahalli idareler, ve sağlık personeli ile TRT'de çalışan sözleşmeli personel 30 gün içinde, diğerleri ise 60 gün içinde başvurursa devlet memurluğu kadrosuna geçirilecek.
Düzenleme, halen sınav süreci devam eden 4/B'lileri de kapsayacak.
Maddeye göre, 26 Haziran 2013 yılına kadar kurumlarda sözleşmeli çalışan yaklaşık 100 bin kişi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devlet memurluğu kadrosuna alınacak.
TBMM Genel Kurulu'nda Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerinde, değişiklik önergesi üzerinde söz alan CHP'li Genç, hükümete yönelik çeşitli eleştirileri dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim ismini verdik başka bir yere de Pir Sultan Abdal ile Hacı Bektaş Veli ismini verelim" dediğini aktaran Genç, "Ya bu kadar bal kabağı gibi bir laf söylenmez" dedi. Genç'in bu sözlerine, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
TBMM Başkanıvekili Sadık Yakut da "Haddinizi bilin. Hiçbir zaman TBMM kürsüsü Sayın Cumhurbaşkanı'na hakaret kürsüsü değildir, konuşmalarınıza dikkat edin" diyerek Genç'i uyardı.
Kamer Genç, süresinin dolmasına rağmen kürsüde konuşmaya devam edince, Yakut, idare amirlerini göreve çağırdı ve birlemişe ara verdi.
Genç'i bazı CHP milletvetvekilleri kürsüden uzaklaştırdı.
Yakut, verilen aranın ardından Genç?e, İçtüzük?ün 161. maddesinin "Görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanı'na, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'na ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'na, Başkanlık görevini yerine getiren Başkanvekili'ne hakarette bulunmak, sövmek veya onları tehdit etmek yahut Türkiye Cumhuriyeti'ne veya onun anayasa düzenine sövmek" fıkrası uyarınca üç birleşim Genel Kurul?dan çıkarma cezası verilmesini teklif etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, usul tartışması açarak, verilen arada, Sadık Yakut?un yanına iktidar partisini yetkililerinin girdiğini, doğru olanın tüm grupların grup başkanvekilleriyle bir araya gelinmesi olduğunu kaydetti.
?Elbette Sayın Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı'dır ve günlük siyasi tartışmaların dışında tutulması gerekir? ifadesini kullanan Hamzaçebi, Genç?in söylediği söze "talihsiz, amacını aşmış" denilebileceğini arcak bu sözden hakaret kastını almadığını bildirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise "Hakareti, küfürlerini rutin bir hale getirmesine rağmen Hamzaçebi?nin burada o milletvekilini savunma pozisyona düşmesini üzüntüyle ifade ediyorum? diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekilleri Mehmet Şandır, Yakut?un tüm gruplarla görüşerek karar almasını beklediklerini kaydederek, "Devleti yönetenlere hakaret edilmesini tasvip edemeyiz" yorumunda bulundu.
Sadık Yakut da kararı hiçbir siyasi parti yetkilisiyle değerlendirmediğini, tamamen kendi düşüncesi olduğunu belirtti.
Kendini savunmak için kürsüye çıkan Kamer Genç, "Abdullah Gül'ü kendime Cumhurbaşkanı olarak kabul etmiyorum. AKP'nin noterliğini yapan kişidir. Hiçbir tasarrufunda tarafsızlığı yoktur. Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkmamıştır, saygı duymuyorum? eleştirilerini getirdi.
"Fırsatınız olsa beni diri diri yakarsınız" diyen Genç, sözlerini, "Bana ne ceza verirseniz verin, vız gelir tırıs gider" diyerek tamamladı.
Genç?e konuşmasını ardından üç birleşim Genel Kurul?dan çıkama cezası verildi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Genç?in sözlerinin ceza gerektirmediğini öne sürerek, birleşime ara verilmesi halinde Genç?in Genel Kurul?dan ayrılacağını söyledi.
Yakut'un birleşime ara vermesinin ardından Genç, Genel Kurul?dan ayrıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin birinci bölümü kabul edildi.
Temel kanun olarak görüşülen teklifin 1. bölümünde yer alan 23 madde kabul edildi. Kabul edilen bölümde yer alan belli başlı düzenlemeler şöyle:
"Kamu kurum ve kuruluşlarında 100 bin sözleşmeli personel, kadroya alınacak.
Vekil Kur?an kursu öğreticisi olarak görev yapanlar ile 4 Mayıs 2005 ile 30 Haziran 2013 tarihleri arasında en az 3 ay süreyle bu görevde bulunanlar kadroya geçirilecek.
Spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis ya da şans oyunları oynatan ve oynanmasına yer ya da imkan sağlayanlara yönelik para ve hapis cezaları artırılacak.
Sürücü belgeleri süreli olarak verilecek. İlk defa sürücü belgesi alanlar, en az bir yıl süreyle aday sürücü olarak kabul edilecek.
İzin verilen vakıf, kurum ve kuruluşlar dışında "Diyanet" kelimesi isim olarak kullanılamayacak."
İkinci bölüm üzerinde yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, "şiddet ve nefret suçu" üzerine yaptığı gündemdışı konuşmada, Mısır'da "Sisi darbesi" gerçekleştiğini söyledi.
Metiner, bin yıllardır firavunların yönetiminde olan ülkede, Tahrir'den demokrasi çıkartan halkın umutlarının, askeri darbelerle bitirilmek istendiğini söyledi. Metiner, Tahrir'den demokrasi çıkarılmasından rahatsızlık duyanların, darbe çıkardığını ifade ederek, "Bu olayı, ilkeli, tutarlı bir dille eleştirmek, her demokratın olmazsa olmaz görevidir. Ama diyerek, bahane arayarak bir şekilde darbeye arka çıkan yaklaşımları tarih affetmeyecektir" dedi.
Mısır'da dün darbe gerçekleştiğinde Türkiye'de bir kısım malum çevrelerin nasıl sevindiğine tanık olduklarını belirten Metiner, bir televizyon kanalının, "Mısır'ın Tayyip'i devrildi" diye yayın yaptığını, bunun demokrasi adına utanç verici olduğunu söyledi. Metiner, Mısır'ı örnek göstererek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı tehdit eden siyasi bir dil kullanmanın, demokratik anlayışla bağdaşmayacağını belirtti.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da gündemdışı konuşmasında, Türkiye'deki darbelerin kökenine bakıldığında, bölücülük ve irtica nedeniyle yapıldığının görüleceğini söyledi. Kaplan, aradan geçen 35 yıldan sonra 12 Eylül darbesinin anayasası, siyasi partiler, seçim yasalarının aynı şekilde durduğunu savundu.
Kaplan, Meclis'in, bu darbelerden, bu eziyetlerden sonra darbeyi lanetlemekten başka yolunun olmadığını ifade ederek, bütün partilerin, ortak açıklama yaparak Mısır'daki darbeyi lanetlemesi gerektiğini söyledi. Kaplan, TSK İç Hizmet Kanunu 35. maddesinde yapılacak değişikliğin, anlamlı mesaj olması açısından Genel Kurul'da bugün görüşülmesini istedi. Kaplan, darbelere lafla karşı olunamayacağını ifade ederek, darbe hukuku, darbe tehlikesinin sürdüğünü, herkesin uyanık olması gerektiğini kaydetti.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay da gündedışı konuşmasında Manisa'nın eğitim sorunlarını dile getirdi.
BDP, basın özgürlüğü ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin öneriyi TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de 68 gazetecinin tutuklu olduğunu iddia etti.
Türkiye'nin basın özgürlüğünde dünyada 122. sırada olduğunu öne süren Kaplan, tutuklu gazetecilerin isimlerini okudu. Kaplan, bu gazetecilerin çoğunun Kürtçe yayın yapan Azadiye Welat Gazetesi'nin çalışanları olduğunu ifade ederek, bölgede en çok Kürt kanalları ve Meclis TV'nin izlendiğini kaydetti.
CHP İstanbul Miletvekili Melda Onur, Gezi Parkı olaylarını milletvekili olmanın ötesinde gazeteci olarak izlediğini söyledi.
Milletvekillerinin dokunulmaz olduğunu zannettiğini ancak durumun öyle olmadığını gördüğünü ifade eden Onur, "O gün orada şenlik vardı, konserler verildi ve geç saatlere kadar arkadaşlarla oradaydık. Bana 'polis operasyon yapacak' denilince bunun mümkün olmadığını söyledim. Baktık bir hareketlenme oldu. Polislere gittim ve milletvekili olduğumuzu söyledim. Bize saldırmaz diye, milletvekileri olarak grubun önüne geçtik, ancak ayağımın dibine gaz fişekleri atıldı. Atılan bu gaz fişekleri ve biber gazı beni acıtmadı, acıtan dokunulmazlığımızın olmadığını görmek oldu" dedi.
Onur, görüştükleri İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun, "Biz o parkta hangi örgüt var, hangi milletvekili var biliyoruz" dediğini ifade ederek, "O zaman demekki Şafak Payev'in ayağının önüne atılan fişekten haberleri vardı" diye konuştu. "Polise taş atan marijinal gruplar vardı" denildiğini belirten Onur, "İlk günler böyle bir şey yoktu ama orada orantısız güç kullanılınca birileri de onları korumak istedi" şeklinde konuştu.
AK Parti Antalya Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, gazetecinin sarı basın kartına sahip olmasının, ona suç işleme hakkını vermediğini ifade ederek, "(Sarı basın kartı olan terör örgütü üyesi, hırsız olamaz) diye bir kaide yok" dedi.
Güvenli, nitelikli basın kuruluşlarının varlığının demokratik sürecin devamı için şart olduğunu belirten Enç, "Muhalefet kadar en az biz de tarafsız basın istiyoruz. Eski görüntüleri arşiv yazısı bile yazmadan yeniymiş gibi veren basın kuruluşlarını kınıyorum" diye konuştu. Enç, basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için önemil adımlar attıklarını ve basın özgürlüğünü genişletmeye devam edeceklerini kaydetti.
Enç, konuşmasından sonra kendisine laf atan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'e, "Çok komiksin sen ya" dedi.
Konuşmaların ardından BDP'nin önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, hiçbir darbecinin, meşru siyasetçilere vereceği ders olamayacağını belirtti.
MHP, Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamadığı için geçici köy korucularının sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
Öneri lehinde söz alan MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, korucuların ve ailelerinin, zor şartlarda devlete ve millete bağlılığını ıspatladığını söyledi. Türkoğlu, korucuların, bölge arazisini iyi tanıdığı, terör örgütü mensuplarının nerede barınacağını, güçlerinin neler olabileceğini bildiği için PKK tarafından büyük tehdit olarak algılandığını söyledi.
Türkoğlu, korucuların, 365 gün 24 saat eşkiyanın hedef tahtası olduğunu ifade ederek, korucuların sorunlarının bir an önce çözülmesi gerektiğini belirtti. Türkoğlu, korucuların, dik duruşları ve hizmetleri karşılığı aldığı ücretlerin açlık sınırı altında olduğunu ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, öneri lehinde yaptığı konuşmada, güvenlik güçlerinin eğitiminin önemine işaret etti. Gök, yapılan bir araştırmaya göre, geçici köy korucusu olma isteğinin en önemli nedeninin işsizlik, yoksulluk olduğunu söyledi.
Gök, köy korucularının çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini bu konuda kanun teklifi verdiklerini belirtti. Gök, ancak köy koruculuğunun kaldırılarak devletin asli güçlerinin yerine getirilmesini önerdiklerini söyledi.
AK Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, köy korucularının hatırı sayılır maaş aldığını söyledi. Ersoy, geçici köy korucularının özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığını belirtti.
Ersoy, Mısır'daki askeri müdahaleye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Ersoy, darbelerin meşru kabul edilmesinin, millet iradesine ve seçilmişlere yapılabilecek en büyük hakaret olduğunu ifade etti.
Bazı siyasetçilerin 'ama'lı, 'velakin'li açıklamalar yapmasının, bundan Türk siyasetçilerinin dersler çıkarmasını tavsiye etmesinin üzüntü verici olduğunu kaydeden Ersoy, hiçbir darbecinin, meşru siyasetçilere vereceği ders olamayacağını dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda "darbe" tartışması yaşandı. Birbirlerinin üzerine yürüyen AK Parti ve CHP'li milletvekillerini, diğer milletvekilleri araya girerek ayırdı.
Genel Kurul'da, CHP'nin Çorum olaylarıyla ilgili verdiği araştırma önergesinin bugüne ele alınması önerisi görüşüldü.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, bütün darbelere olduğu gibi Mısır'daki darbenin karşısında olduklarını belirtti.
Çorum olayları öncesinde söylenen tahrik edici sözlerin bugün Gezi Parkı olayları çerçevesinde yetkililer tarafından söylenenlerle benzerlikler taşıdığını öne süren Köse, "Acılarımızı tazelemek için değil bir daha böylesine acılar yaşanmasın diye unutmamak ve unutturmamak gerekir. Gerçek failleri ve arkasında duranları bulup cezalandırmak için unutmamak ve unutturmamak gerekir. Unutmayacağız ve unutturmayacağız" dedi
Köse, Çorum'da bir parka İskilipli Atıf Hoca'nın isminin verilmesini eleştirdi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, gerçekten darbeye karşı olanların "darbeye karşıyım ama" diyerek cümleye devam edemeyeceğini söyledi.
İskilipli Atıf Hoca'nın göstermelik mahkemelerle katledildiğini belirten Can, onun isimini yaşatmanın, bir parka ismini vererek Çorum Belediye Başkanı'na nasip olduğunu kaydetti. Can, darbelere zemin oluşturmak için faili meçhul cinayetlerin oluşturulduğunu vurguladı.
CHP'li Köse, yeniden söz alarak "Hukukçular bilir, bir mahkemenin verdiği karar ancak iadeyi muhakeme kararıyla ya da TBMM'nin alacağı af kararıyla ortadan kaldırılabilir. İskiliple Atıf Hoca için ikisi de geçerli değildir. Onun isminin parka verilmesi suçu ve suçluyu övmektir. Zamanı gelince yargılanacaksınız" görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Ramazan Can'ın konuşmasıyla ilgili yerinden açıklama yaparken, AK Parti sıralarından darbelerle ilgili laf atıldı. Altay, laf atan AK Parti'li milletvekiline "Terbiyesizlik yapma, ben konuşurken müdahele etme" diye tepki gösterdi.
Bunun üzerine CHP ve AK Parti grubu milletvekilleri arasında itiş kakış yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut birleşime ara verdi. Tartışma arada da devam etti. CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar ile AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç birbirinin üzerine yürüdü.
Ardından CHP Bursa Milletvekili Kemal Ekinci ile AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, birbirlerinin yakalarından tuttu. Tartışmaya AK Parti Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün ve AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu da katıldı. Baştopçu, CHP'li Akar'a "Bunu senin yanına bırakmayacağım" diye bağırdı. Baştopçu'nun üzerine yürümek isteyen Akar'ı, CHP'li milletvekilleri tutarak, dışarı çıkardı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi de tartıştı. "Darbe yapanların Allah belisanı versin" diyen Çelebi'ye Elitaş, "Versin" karşılığını verdi. Bunun üzerine "Darbeden yararlananların da... Yeter artık" diye bağırdığı duyuldu.
Tartışan milletvekillerini diğer milletvekilleri ayırarak Genel Kurul'dan dışarı çıkardı.
Aranın ardından önerge üzerinde BDP grubu adına söz alan Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Mısır'da darbe olduğunu, bazı şahsiyetlerin postal seslerinden devrim yaratmaya çalıştığını söyledi. Sakık, "Askeri darbeden devrim yaratılır mı? Biz, dünyanın neresinde olursa olsun, amasız lakinsiz şekilde darbecilere karşıyız. Her darbeci alkçaktır. Ülkemizde de yapanlar alçaktır" dedi.
Barış görüşmeleri sürerken, karakol yapılamayacağını; köy korucu kadrosu tahsis edilemeyeceğini; havadan kontrollerin yapılamayacağını öne süren Sakık, "Başbakan iki kelimeyle 'barış görüşmeleri devam ederken karakol yapımları asla olmayacak' dese ülkedeki iklim değişir" diye konuştu.
Lice'deki olayların uyuşturucuyla bağlantısının kurulduğunu belirten Sakık, "El vicdan. PKK'nın uyuşturucu ile mücadele ettiği bütün dünyada biliniyor. Avrupada aileler bu konuda minnettarlıklarını ifade ediyorlar. Bu konuda bir bağlantı bulursanız ben milletvekilliğinden istifa etmeye hazırım. İftira ve yalanlarla bu iş yürümez" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, yerinden söz alarak, "Bir terör örgütünü burada övmek hiçbir milletvekiline yakışan bir hareket değildir, terör örgütünü övenleri şiddetle kınıyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, PKK'nın uyuşturucu, insan ticareti yaptığıyla ilgili hükümler olduğunu belirterek, "PKK'yı Meclis kürsüsünden kimse aklamaya kalkmasın" dedi.
Sırrı Sakık'ın "PKK'nın benim övgülerime ihtiyacı yok. PKK siyasi bir harekettir" sözleri milletvekillerinin tepkisine yol açtı.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Teklif"in görüşmelerine geçildi.
Kamuda 100 bin sözleşmeli personelin devlet memurluğu kadrosuna geçirilmesini öngören "Torba Kanun" teklifindeki madde Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin, daha önce 4/B, sağlık personeli ve mahali idarelerden 96 bin 505 personeli ilgilendiren düzenlemesinin kapsamı, verilen önergenin kabul edilmesiyle genişletildi.
Buna göre, Atatürk Dil Tarih Yüksek Kurumu, MGK Genel Sekreterliği, TOKİ, Başbakanlık, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Adalet Akademisi, Türk Patent Enstitüsü, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, SGK, Kamu Düzeni ve Müsteşarlığı, TRT, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, ÖSYM, GAP İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya Ovası Projesi bölge kalkınma idari başkanlıkları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında çalışanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarının merkez teşkilatlarının büyük ölçekli bilgi işlem birimlerinde, bilişim hizmetlerini yürütenler de kadroya alınacak. Bu kurumlardan da 3 bin 439 sözleşmeli personelin faydalanacak.
4-B, mahalli idareler, ve sağlık personeli ile TRT'de çalışan sözleşmeli personel 30 gün içinde, diğerleri ise 60 gün içinde başvurursa devlet memurluğu kadrosuna geçirilecek.
Düzenleme, halen sınav süreci devam eden 4/B'lileri de kapsayacak.
Maddeye göre, 26 Haziran 2013 yılına kadar kurumlarda sözleşmeli çalışan yaklaşık 100 bin kişi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devlet memurluğu kadrosuna alınacak.
TBMM Genel Kurulu'nda Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerinde, değişiklik önergesi üzerinde söz alan CHP'li Genç, hükümete yönelik çeşitli eleştirileri dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim ismini verdik başka bir yere de Pir Sultan Abdal ile Hacı Bektaş Veli ismini verelim" dediğini aktaran Genç, "Ya bu kadar bal kabağı gibi bir laf söylenmez" dedi. Genç'in bu sözlerine, AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
TBMM Başkanıvekili Sadık Yakut da "Haddinizi bilin. Hiçbir zaman TBMM kürsüsü Sayın Cumhurbaşkanı'na hakaret kürsüsü değildir, konuşmalarınıza dikkat edin" diyerek Genç'i uyardı.
Kamer Genç, süresinin dolmasına rağmen kürsüde konuşmaya devam edince, Yakut, idare amirlerini göreve çağırdı ve birlemişe ara verdi.
Genç'i bazı CHP milletvetvekilleri kürsüden uzaklaştırdı.
Yakut, verilen aranın ardından Genç?e, İçtüzük?ün 161. maddesinin "Görüşmeler sırasında Cumhurbaşkanı'na, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'na ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'na, Başkanlık görevini yerine getiren Başkanvekili'ne hakarette bulunmak, sövmek veya onları tehdit etmek yahut Türkiye Cumhuriyeti'ne veya onun anayasa düzenine sövmek" fıkrası uyarınca üç birleşim Genel Kurul?dan çıkarma cezası verilmesini teklif etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, usul tartışması açarak, verilen arada, Sadık Yakut?un yanına iktidar partisini yetkililerinin girdiğini, doğru olanın tüm grupların grup başkanvekilleriyle bir araya gelinmesi olduğunu kaydetti.
?Elbette Sayın Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı'dır ve günlük siyasi tartışmaların dışında tutulması gerekir? ifadesini kullanan Hamzaçebi, Genç?in söylediği söze "talihsiz, amacını aşmış" denilebileceğini arcak bu sözden hakaret kastını almadığını bildirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise "Hakareti, küfürlerini rutin bir hale getirmesine rağmen Hamzaçebi?nin burada o milletvekilini savunma pozisyona düşmesini üzüntüyle ifade ediyorum? diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekilleri Mehmet Şandır, Yakut?un tüm gruplarla görüşerek karar almasını beklediklerini kaydederek, "Devleti yönetenlere hakaret edilmesini tasvip edemeyiz" yorumunda bulundu.
Sadık Yakut da kararı hiçbir siyasi parti yetkilisiyle değerlendirmediğini, tamamen kendi düşüncesi olduğunu belirtti.
Kendini savunmak için kürsüye çıkan Kamer Genç, "Abdullah Gül'ü kendime Cumhurbaşkanı olarak kabul etmiyorum. AKP'nin noterliğini yapan kişidir. Hiçbir tasarrufunda tarafsızlığı yoktur. Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkmamıştır, saygı duymuyorum? eleştirilerini getirdi.
"Fırsatınız olsa beni diri diri yakarsınız" diyen Genç, sözlerini, "Bana ne ceza verirseniz verin, vız gelir tırıs gider" diyerek tamamladı.
Genç?e konuşmasını ardından üç birleşim Genel Kurul?dan çıkama cezası verildi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Genç?in sözlerinin ceza gerektirmediğini öne sürerek, birleşime ara verilmesi halinde Genç?in Genel Kurul?dan ayrılacağını söyledi.
Yakut'un birleşime ara vermesinin ardından Genç, Genel Kurul?dan ayrıldı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin birinci bölümü kabul edildi.
Temel kanun olarak görüşülen teklifin 1. bölümünde yer alan 23 madde kabul edildi. Kabul edilen bölümde yer alan belli başlı düzenlemeler şöyle:
"Kamu kurum ve kuruluşlarında 100 bin sözleşmeli personel, kadroya alınacak.
Vekil Kur?an kursu öğreticisi olarak görev yapanlar ile 4 Mayıs 2005 ile 30 Haziran 2013 tarihleri arasında en az 3 ay süreyle bu görevde bulunanlar kadroya geçirilecek.
Spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis ya da şans oyunları oynatan ve oynanmasına yer ya da imkan sağlayanlara yönelik para ve hapis cezaları artırılacak.
Sürücü belgeleri süreli olarak verilecek. İlk defa sürücü belgesi alanlar, en az bir yıl süreyle aday sürücü olarak kabul edilecek.
İzin verilen vakıf, kurum ve kuruluşlar dışında "Diyanet" kelimesi isim olarak kullanılamayacak."
İkinci bölüm üzerinde yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
