2014-01-29 - 13:11
TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU...
TBMM İnsan Haklarını İnleme Komisyonu, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün başkanlığında toplandı. Komisyon, Suriye'deki işkence fotoğraflarını kınayan bir bildiri yayınladı. Ayrıca Komisyon'da, Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi, Antalya'daki cezaevleri ve Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi ile Ankara Numune Hastanesi Hasta Mahpus Bölümü'nde yapılan incelemelere ilişkin raporları kabul etti.
TBMM İnsan Haklarını İnleme Komisyonu, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün'ün başkanlığında toplandı. Komisyon, Suriye'deki işkence fotoğraflarını kınayan bir bildiri yayınladı.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Suriye fotoğrafları ile ilgili hazırlanan bildiriyi okudu.

Bildiride, Dünyanın önemli savaş suçları mahkemesinde savcılık yapan kişilerce hazırlanarak 20 Ocak 2014 tarihinde yayınlanan özel bir raporda, Suriye'de rejime muhalif yaklaşık 11 bin kişinin işkence sonucu öldürüldüğünün kanıtlandığı belirtildi.

Raporda, işkence yöntemi olarak aç bırakma, tel, kayış gibi materyallerle boğma ve dayağa sıklıkla başvurulduğunun, hem elde edilen fotoğraflardan hem de tanıklarla yapılan mülakatlardan anlaşıldığı ifade edilen bildiride, şöyle denildi:

"Gerçekten rapor ve görüntüler Suriye'de nasıl bir vahşet yaşandığını, insan haklarının nasıl çiğnendiğini çarpıcı biçimde göstermektedir. Bütün bir dünyanın bilgisine sunulan bu fotoğraflar, kelimenin tam anlamıyla bir utanç belgesidir. İnanıyoruz ki bunları gören her insanın tüyleri diken diken olmuştur. Bu insanlık suçuna birinci elden tanıklık eden fotoğraflar, Suriye'de insanlık adına ne varsa, bütün değerlerin diktatoryal rejim tarafından alaşağı edildiğinin belgesi niteliğindedir.

Suriye'de eli kanlı rejim, gerçekte o insanların şahsında insanlığa dair bütün değerleri öldürdüğünü ortaya koymuş bulunmaktadır. Öldürülen insanlıktır, insanlığımızdır. O yüzden İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak varlık nedenimize yöneltilmiş bu ölümcül darbe karşısında sessiz ve seyirci kalmamız asla düşünülemez. Suriye rejimini, bu dehşetengiz vahşetine artık dur demeye çağırıyoruz. Komisyonumuz Suriye'deki gelişmeleri bundan sonra da yakından izlemeye devam edeceğini belirtir, Suriye rejiminin hiç değilse bu andan itibaren kendi halkının yaşam hakkına saygılı olması gerektiğini önemle hatırlatırız. Bilinmelidir ki çağımız Hitlerin, Miloseviçlerin çağı değildir. Bugün olmazsa yarın ama mutlaka bir gün bu katliamları yapanlardan hesap sorulacağının unutulmaması gerektiğini Suriye rejimine hatırlatmak isteriz. Bu zulüm ve vahşet artık dursun, yeni ölümler olmasın istiyoruz."

CHP'li Ağbaba, Suriye Dışişleri ve BM'nin bu fotoğrafları kabul etmediğini iddia ederek, "Ancak AA ve TRT, büyük bir olaymış gibi bu fotoğrafların üzerine atladı ve yayınladı. Kim yaparsa yapsın insanlık dışıdır bu fotoğraflar. Ama bu noktada bizim ülkemiz yetkililerinin bir sorumluğu var mıdır, yok mudur buna bakmak lazım. Hükümetin orada dökülen kanda büyük payı vardır. Bizim ülkemizde akan kanların sorumlusu da hükümettir, Mesela Reyhanlı'daki saldırılar. Oradaki terör örgütlerine terör örgütü diyorsanız sizi tebrik ederim. El Kaide MİT ile işbiriliği yaptığını herkes biliyor" dedi.

Ağbaba'nın konuşmasının son bölümünü yüksek sesle yapması üzerine AK Parti'li Metiner, "Sesini yükseltme. Sesini yükseltmeden konuşacaksın" diye bağırdı.

Ağbaba'nın, "Sen kimsin? Burada başkan var, sen kim oluyorsun bana müdahale ediyorsun" sözleri üzerine Metiner, "Burada terör estiremezsin" dedi.

Metiner, daha sonra masada bulunan pet su bardağını Ağbaba'ya fırlattı. Ağbaba da önündeki pet su bardağını Metiner'e attı. Pet bardaklardaki sular etrafa saçıldı.

Ağbaba, ayrıca masada duran cam bardağı Metiner'in üzerine attı. Metiner'e gelmeyen cam bardak, karşı duvara çarpıp kırıldı ve salonda bulunanların üzerine saçıldı. Bu sırada salonda bulunan gazeteciler ve uzmanlar kendilerini korumaya çalıştı.

Komisyonun diğer milletvekilleri araya girerek kavgayı sonlandırdı. Komisyon Başkanı Üstün de toplantıya bir süre ara verdi.

Komisyon Başkanı, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, kavganın ardından verilen aradan sonra, hiç tasvip etmeyecekleri bir olayın yaşandığını belirtti. Üstün, Ağbaba'ya yönelik, "Sizin de konuşmanızı yaparken tahrik edici konuşmamanızı öneririm" dedi.

Ağbaba, Üstün'e "Siz yazın, biz yazdıklarınızı konuşalım o zaman" karşılığını verdi.

Ağbaba'nın, "Burası insan hakları komisyonu, ismi üzerinde. Dolayısıyla bu komisyondakilerin öncelikle insan olması lazım" sözlerine, AK Partililer tepki gösterdi.

Ağbaba, "Konuşmalarımı beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama ben kimsenin kafasına su şişesi fırlatmıyorum. Böyle bir haydutluk, eşkıyalık olabilir mi? Küfretmek alçaklıktır, su atmak da alçaklıktır" dedi. AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Ağbaba'ya "Sen alçak oğlu alçaksın" karşılığını verdi.

Metiner, "Öncelikle su attığım için doğru bir iş yaptığımı kabul etmem, medeni insanlarız. Su atma eylemini kendime yakıştıramadım, kınadığımı belirtiyorum. Ancak kendi hükümetinizi 'katil' diye suçlayamazsınız ve bu komisyonun değerli üyelerine karşı sesinizi yükselterek konuşamazsınız. İtiraz ettiğim yer burasıdır" ifadelerini kullandı.

Metiner ile Ağbaba'nın birbirine sataşmaları bir süre devam etti. Ardından cezaevleri alt komisyon raporlarının görüşmelerine geçildi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi, Antalya'daki cezaevleri ve Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi ile Ankara Numune Hastanesi Hasta Mahpus Bölümü'nde yapılan incelemelere ilişkin raporları kabul etti.

Üstün, toplantının başında yaptığı konuşmada, komisyon üyesi AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı'nın Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı; AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'ın da Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı olduğunu anımsatarak, "İhsan Şener de bizi bırakmadı ama Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı oldu. Komisyonda çalışmak böyle bir şey. Bir dönem bile dolmadan arkadaşlar güzel yerlere geldi" dedi.

Üstün, komisyonun yeni üyeleri AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir ve CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse'yi de tebrik etti.

Mağdur hakları konusunda Meclis'te panel düzenlediklerini anımsatan Üstün, "Orada konuşulanları rapor haline getiriyoruz. Adalet Bakanlığı'nca yürütülen çalışmalar sonucunda, mağdur hakları taslağı hazırlanmış durumda. Bu çalışma sonunda Meclis'e bir tasarı ya da teklif gelince, bu çalışmalarda sona ulaşmış olacağız" dedi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, gündeme geçmeden önce söz alarak, Suriye'deki işkence fotoğrafları hakkında hazırlanan bildiriyi okuyarak, "Suriye'deki vahşetle ilgili kamuoyuna 55 bin fotoğraf yansıdı. Bu fotoğraflar oradaki vahşetin ne düzeyde olduğunu gösteriyor. Bu vahşeti kınamamız gerekiyor" dedi.

CHP'li Köse, bildiriyi eksik bulmakla birlikte içeriğine katıldığını söyledi. 55 bin fotoğraf gerçekmiş gibi konuşmalar yapıldığını ifade eden Köse, "Hangi işkenceci işkence yaparken 55 bin fotoğraf çeker. Bu olayı iyice araştırmadan, olaya bodoslama atlamak komisyonun işlevine yakışmaz" sözlerini sarfetti.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da "Elbette Suriye'deki bu vahşeti kınamamız gerekiyor ama oraya silah gönderen ülkeler de kınanmalıdır. Oraya kim silah gönderiyorsa o da o katliamın ortağıdır" diye konuştu.

Komisyonda daha sonra bazı cezaevlerindeki incelemelere ilişkin raporlar görüşüldü. CHP'li Ağbaba, cezaevlerinde mahkumlara istedikleri televizyonu izleme, istedikleri gazeteyi okuma imkanının verilmediğini savundu.

Çıplak aramanın Türkiye cezaevlerinin bir gerçeği olduğunu belirten Ağbaba, "Hala çıplak arama uygulamasının olması Hükümet politikasıdır. Bundan vazgeçilmelidir. Çıplak aramalara son verilmelidir" dedi. Ağbaba, iletişim özgürlüğünün mahkumlara sağlanması gerektiğini söyledi.

CHP'li Köse, çıplak aramanın güvenlik açısından zorunlu olup olmadığını ve cezaevlerinde hangi televizyon kanallarının izlenme imkanı olup olmadığının Adalet Bakanlığı'na sorulmasını talep etti.

İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün de Ağbaba'nın, Antalya'daki cezaevinde tecavüz iddiasıyla ilgili ifadelerin yer aldığı rapora atıfta bulunarak, "Olmamış bir olayı olmuş gibi göstermek hem kendimize hem ülkemize ve hem de o insanlara haksızlık olur" dedi.

Gelen rivayetleri tahlil etmeden raporlaştırmanın uygun olmadığını belirten Üstün, çıplak aramanın kanunlarda ve AB mevzuatında da yerinin olduğunu, "olmasın" demenin güvenlik açısından mümkün olmadığını ifade etti. Bu aramanın insan haklarına, onuruna daha da uygun hale getirilebileceğini dile getiren Üstün, son dönemde bazı cezaevlerinde ameliyat elbisesi altında bu aramanın yapıldığını ve bu uygulamanın yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti.

AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu ise alt komisyon raporlarıyla ilgili bilgi verdi.

CHP'li Ağbaba, Kırıkkale Cezaevi raporu görüşülürken, cezaevinde tırnak makası yutan ve ağzını diken bir mahkumun kaldığını belirterek, o mahkumun cezaevinde değil hastanede kalması gerektiğini söyledi. Ağbaba, cezaevine Kürtçe tercüman ayda bir geldiği için, mahkumlara gelen Kürtçe mektupların hemen verilemediğini, tercüman gelip tercümesini yaptıktan sonra verildiğini kaydetti.

Müzakerelerin ardından; Cezaevleri Alt Komisyonu'nun, Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi, Antalya'daki cezaevleri ve Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi ile Ankara Numune Hastanesi Hasta Mahpus Bölümü'nde yapılan incelemeler sonunda hazırladığı raporlar kabul edildi.

Cezaevleri Alt Komisyonu raporunda, Ankara Çocuk Cezaevi'nde kalan çocukların, infaz koruma memurları tarafından önceden hazırlanan bir program/plan çerçevesinde dövüldüğü ve eziyete maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların tamamen gerçeğe aykırı olduğu belirtilerek, "Rutin bir sayımda görülebileceği üzere, üniteye toplamda 4 görevlinin girdiği ve olayların başlamasını tetikleyen hadisenin bir çocuğun infaz koruma görevlisine kafa atması olduğu görüntülerden net olarak izlenebilmektedir" denildi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki Cezaevleri Alt Komisyonu, 6 Ocak 2014 tarihinde Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu?nda yaptığı incelemelerini raporlaştırdı.

Raporda, bazı medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, "cezaevinde kalan bazı çocuk mahpusların fiziki şiddet ve kötü muameleye maruz bırakıldığı, çocukların sarı renkli bir gaza maruz kaldığı, çocuklara tazyikli su sıkıldığı ve doktorların muayenesinin engellendiği" iddialarına yer verildiği belirtildi.

Fiziki şiddet iddialarına konu olan 2 ünitede (C-10, C-12) kalan çocuklarla görüşüldüğü belirtilen raporda, olay gününe ilişkin kamera kayıtlarının izlendiği kaydedildi.

16-17 yaş grubunda olan çocukların tamamının terörle bağlantılı suçlar nedeniyle tutuklu olarak bulunduğu, olaya karışan 8 çocuktan 4?ünün İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu?na; 4?ünün ise Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu?na nakledildiği belirtildi.

Olay gününe ilişkin çocuklarına ifadesine yer verilen raporda, C-10 ünitesinde bulunan F.E'nin, "Fiziki şiddete maruz kaldığımız olay günü H.E. isimli arkadaşımız çok hastaydı sayım için aşağı inemedi. H.E. 'Ben hastayım biraz anlayışlı olun' dedi. Görevli memur kabul etmedi, 'mutlaka ineceksin, sen gelmezsen gitmeyeceğiz' diye diretti. Görevli memurlar ayak ayaküstüne attı. A.D. arkadaşımız 'ayağınızı indirin bize saygısızlık yapmayın' dedi. Ardından baş infaz koruma memuru küfür etmeye başladı. Arkadaşlarımızdan B.D. küfretmemesi için uyardı. Görevli 'siz kimsiniz, dediklerimizi yapacaksınız' dedi. B.D. arkadaşımıza tokat atması sonrasında kavga başladı. İlk önce biz bir şey yapmadık, sonra hepsi üzerimize geldiler. İri yarı infaz koruma memurları bizim sırtımıza vurdular. Olay gerçekleştiğinde 20-30 gardiyan geldi. Bizi müşadiyeye kadar dövdüler" sözleri raporda yer aldı.

Raporda, izlenen kamera görüntülerinden olayın şu şekilde olduğu belirtildi:

"C-10 ünitesinde ortak alanı gösteren kamerada bir baş infaz koruma memuru ile 3 infaz koruma memurunun içeri girdiği ve bir süre sonra oturduğu görülmektedir. Bu sırada ismi H.E. olduğu öğrenilen ve hasta olduğu iddia edilen çocuk mahpusun yukarı kattan bir şeyler söylediği görülmektedir. Yine bu esnada, alt kattaki bir çocuğun el ve kol hareketleri yaparak, C-12 ünitesiyle işaretleşmeye çalıştığı fark edilmiştir. Ardından alt katta oturan infaz koruma memurları ile çocukların arasında gergin olduğu gözlenen bir tartışmanın başladığı ve bir çocuğun infaz koruma memuruna kafa attığı görülmektedir. Bu fiil sonrası birden ortalığın karıştığı çocukların çek çek saplarını sopa olarak kullanarak saldırmaya başladığı, hasta olduğu için üst katta olduğu iddia edilen çocuğun üst kattan inerek tekme savurmaya başladığı izlenen görüntülerden açıkça tespit edilebilmektedir. Bu saldırılara karşın, infaz koruma memurlarının soğukkanlı davranmaya çalıştığı gözlenmiştir.

C-12 ünitesindeki görüntülerde C-10?la gerçekleştirilen işaretleşme sonrası hareketlenme yaşandığı görülmektedir. İlk olarak akvaryum adlı infaz koruma memurunun yer aldığı bölmeye ulaşılmaya çalışıldığı, buradaki memurun kapıları kilitleyerek kendini dışarı attığı görülmektedir. Ünitede yalnız başına kalan çocukların akvaryum bölmesindeki bilgisayar dahil pek çok kamu malına ve etrafa zarar verdiği görülmektedir. C-12 ünitesinin üst katındaki kameradan ise bu esnada bazı çocukların dolap ve yataklarla üst kata barikat kurmaya çalıştığı, ellerinde tencere ve diğer mutfak malzemesi taşıdıkları görülmektedir. Bu görüntüler bir süre sonra kaybolmaktadır. Zira ışıklar çocuklar tarafından kapatılmakta ve üst kattaki kamera bir çocuk tarafından kırılmaktadır. C-12 ünitesine infaz koruma memurlarının su ve yangın tüpü ile müdahalede bulunduğu yine kameralardan tespit edilmektedir. Çocukların yukardan attığı dolap benzeri ağır cismin yangın tüpünü ezdiği ve patlamasına sebep olduğu görülmektedir. Görüntülerden tespit edildiği kadarıyla, her iki ünitedeki olaya aktif olarak müdahale eden personel sayısının 15?e ulaşmayacağı değerlendirilmektedir. Koridorlarda izlenen görüntülerde çocukların iki infaz koruma memuru eşliğinde götürüldüğü, bu esnada fiziki şiddet türü bir müdahalenin yapılmadığı görülmüştür."

Raporda, cezaevinin, ceza infaz kurumundan çok eğitim birimini andırdığı, çocuklara sunulan fiziki şartlar ve psiko-sosyal servis hizmetleri faaliyetlerinin oldukça üstün standartlarda olduğu belirterek, "Çocukların infaz koruma memurları tarafından önceden hazırlanan bir program/plan çerçevesinde dövüldüğü ve eziyete maruz bırakıldığı yönündeki iddialar tamamen gerçeklere aykırıdır. Zira rutin bir sayımda görülebileceği üzere, üniteye toplamda 4 görevlinin girdiği ve olayların başlamasını tetikleyen hadisenin bir çocuğun infaz koruma görevlisine kafa atması olduğu, görüntülerden net olarak izlenebilmektedir" denildi.

Sayıları 20 ile 50 arasında değişen infaz koruma memurlarının çocuklara müdahale ettiği iddiasının asılsız olduğu, görüntülerde olaylara aktif müdahale eden personel sayısının 15?i aşmayacağının görüldüğü belirtilen raporda, şöyle denildi:

"Çocuklara biber gazı sıkıldığı, işkence amaçlı ıslatıldıkları iddialarının gerçeği yansıtmadığı değerlendirilmektedir. Zira Kurumun çocukları barındırması nedeniyle kurumda biber gazı bulunmamaktadır. Suyun ise, C-12 ünitesinde barikat kuran çocukların 'burayı yakacağız' demesi üzerine, müessif bir olaya sebep vermemek için kullanıldığı öğrenilmiştir.

Çocukların olayı önceden tasarlamış oldukları yönünde bir kanaat oluşmuştur. Zira C-10 ünitesinde olay başlamadan önce, bir çocuğun C-12 ünitesiyle işaretleştiği kamera görüntülerinden izlenmektedir. Çocukların doktorlar tarafında muayene edilmediği yönündeki iddiaları doğrulamak mümkün değildir. Zira Komisyonumuza sunulan adli muayene raporlarında çocukların tıbbi muayenelerinin ayrıntılı bir şekilde yapıldığı görülmektedir. Ayrıca çocukların vücutlarının çeşitli yerlerinde ödem, çizgi halinde ekimoz ve lezyon türü unsurların bulunduğunun not edildiği görülmektedir. Çocukların doktor raporlarında gözlenen ödem, ekimoz ve lezyon türü sorunlar, ceza infaz kurumu görevlileri ile çocuklar arasında cereyan eden arbede esnasında oluşması mümkün boyutlardadır. Çocukların saldırısına maruz kalan ve barikat kuran çocuklara müdahalede eden infaz koruma memurlarından zarar gören 12?sinin, 1 ile 7 gün arasında değişen istirahat raporu almak zorunda kaldığı tespit edilmiştir."

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****