2006-05-24 - 13:50
Danıştay'a yapılan saldırıyı değerlendiren Başbakan Erdoğan ''Türkiye, demokrasiyle, adaletle, hukukla bu tertipleri, bu odakları bertaraf edecektir. Kimsenin tereddüdü, kuşkusu, kaygısı olmasın ki Türk milletinin güvenliği için hukuk dışı çetelerle mücadelemiz kararlılıkla devam edecek'' dedi
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştaya yapılan saldırının Türkiye'nin huzurunu sabote etmeye yönelik kanlı bir komplo olduğunu belirterek, ''Saldırının arkasından bir ihanet çetesi çıktı'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında, Danıştaya yapılan saldırıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Saldırının artık hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, Türkiye'nin huzurunu sabote etmeye yönelik kanlı bir komplo olduğunu kaydeden Erdoğan, olayın bütün boyutlarıyla Hükümetin takibinde olduğunu söyledi.
Hiçbir karanlık nokta kalmayıncaya kadar olayı takip edeceklerinden herkesin emin olmasını isteyen Erdoğan, partisinin literatüründe ''öteki'' diye bir kavram bulunmadığını kaydetti.
Milletin birlik ve beraberliğini psikolojik duvarla bölmek, milleti farklı kutuplara çekmek isteyenlerle yollarını baştan ayırdıklarını vurgulayan Erdoğan, ''Milletle kalbi bağlarımızı zayıflatacak çabalar, boşa çıkacaktır. Türkiye'yi, halkımızı bir bütün olarak kucaklıyoruz. Hiçbir gerilimin tarafı değiliz, hiçbir gerilimin tarafı da olmayacağız'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, hep uzlaşı arayışı içinde olduklarını, aklın yolunu takip ettiklerini; bundan sonra da yollarına bu şekilde devam edeceklerini bildirerek, cumhuriyetin, devletin temel ilkelerine, adalete, hukuka yürekten bağlı olduklarını, herkesten de bunu beklediklerini söyledi.
Erdoğan, Danıştaya yönelik saldırıyla kanlı komplonun arkasından ''bir ihanet çetesinin çıktığını'' bildirerek, bu çetenin hedefinin, Türkiye'deki istikrar, huzur, kalkınma olduğunu kaydetti.
"TÜRKİYE'NİN ERKEN SEÇİM DERDİ YOKTUR"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti iktidarı olarak bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler. Türkiye'nin erken seçim derdi yoktur'' dedi.
Erdoğan, yaptığı konuşmada, ''Bunu lütfen iyi kaydedin'' diyerek, ''AK Parti iktidarı olarak, bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler'' dedi.
Toplantı salonundaki partililer, Erdoğan'ın bu sözlerini, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı atarak uzun süre ayakta alkışladı.
Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'nin erken seçim derdi yoktur. Bu ülkede erken seçim talebinde bulunanlar, geçmiş alışkanlıklarının yeniden tezahürünü istiyorlar. Biz o alışkanlıkların aktörü değiliz, hiçbir zaman da o alışkanlıkların aktörü olmadık'' diye konuştu.
"DEMOKRASİ VE HUKUK VE MÜCADELEMİZDEN BİR TEK GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''açık bir provokasyon'' olarak tanımladığı Danıştaydaki saldırıyla ilgili olarak, herkesi aklıselimle hareket etmeye davet etti; kimsenin yarın pişman ve mahcup olacağı ifadelerde bulunmamasını istedi.
Erdoğan, ''Türkiye, demokrasiyle, adaletle, hukukla bu tertipleri, bu odakları bertaraf edecektir. Kimsenin tereddüdü, kuşkusu, kaygısı olmasın ki Türk milletinin güvenliği için hukuk dışı çetelerle mücadelemiz kararlılıkla devam edecek'' dedi.
Erdoğan, Danıştaydaki saldırı ve sonrasındaki süreci değerlendirdi. Siyasetin ''sözün ta kendisi'' olduğunu vurgulayan Erdoğan, bazı siyasi aktörlerin basireti elden bırakmadan, bu süreçte aklıselimin sesini yükselttiklerini kaydederek, kendilerine ülke adına teşekkür etti.
Millet nezdinde siyaset yapmak isteyenlerin, karanlık odakların, çetelerin provokatif diliyle konuşmanın kimseye bir şey kazandırmayacağını bilmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, ''Nitekim ayaküstü beyanların, aceleci yorumların sahipleri, şimdiden mahcup olmuşlardır. Buna karşı biz, siyaseti ve siyasetin dilini özenle muhafaza edeceğiz. Türkiye'nin gerilime değil, dayanışmaya ihtiyacı var. Bu ülkenin kaderini, aydınlıktan kaçan, karanlıktan medet uman kriz tacirlerine teslim etmeyeceğiz'' dedi.
Demokrasi ve hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdüreceklerini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Demokrasi ve hukuk mücadelemizde bir tek geri adım atmayacağız. Bu ülkede birileri, toplumu kategorize etmeden, milletin bir kısmını çekmecelere koymadan, toplumun bir kısmını ötekileştirmeden akıl yürütemiyor, analiz ve yorum yapamıyor olabilir. Onların akılları kendilerine diyoruz. Biz bütün milletimize aynı gözle bakıyoruz. Herkesin sevinci sevincimizdir, herkesin acısı acımızdır. Bunun da böyle bilinmesi lazım. Zira biz, reflekslerle değil, akılla siyaset yapıyoruz. Bunun için Cumhuriyetin kazanımlarını, demokrasimizin kazanımlarıyla birlikte geliştirmeye, hukuk devletimizi sağlam temeller üzerinde yükseltmeye çalışıyoruz.''
Türkiye'de huzuru ve istikrarı hedef alan bir çetenin suçüstü yakalandığına ve deşifre edildiğine işaret eden Erdoğan, faillerinin bağlantılarıyla birlikte ele geçirilerek adalete teslim edildiğini söyledi. Erdoğan, ''Güvenlik güçlerimize de yargımıza da güveniyoruz. Bizim için hukuk ve adalet, geleceğe dönük bir taahhüt, dilek ve temenni değildir. Bugün, hemen şimdi görülmesi, hissedilmesi gereken bir temel ihtiyaçtır. Her vatandaşım emin olsun ki hukuk ve adalet muhakkak tecelli edecektir. Bu, benim de halkımın da beklentisidir'' diye konuştu.
''BU İŞİN ÜZERİNDEYİZ''
Benzer senaryoları daha önce yaşamış olan vatandaşların nelerin, niçin yapıldığını gayet iyi bildiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Vatandaşımız şunu da biliyor; bu tür hain saldırılardan, bu tür provokatif eylemlerden en fazla rahatsız olacak kurum, hükümettir, yönetimdir. İstikrarın bozulmasını isteyecek bir Hükümet olabileceğini hangi akıl sahibi düşünebilir veya böyle bir duruma inanabilir. Biz Hükümet ve parti olarak, bütün boyutlarıyla bu işin üzerindeyiz. Bizzat şahsım da bu işi takip ediyor. Gerginlik olmaması için azami gayret sarfediyoruz. Hain eylemin bütün bağlantılarıyla çözülmesi için bütün birimlerimiz de çaba sarfediyor.''
'DEMOKRASİ ZAYIFLARSA TÜRKİYE KAYBEDER"'
Erdoğan, bu süreçte en çok aklıselimi önemsediklerini belirterek, ''Onun için herkesi aklıselime davet ediyorum. Kimse yarın pişman olacağı, mahcup olacağı ifadelerde bulunmasın'' dedi.
Herkesin, sağduyunun sesini yükseltmek zorunda olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Kimse ama kimse bedbinliğe, karamsarlığa, umutsuzluğa prim vermesin. Serinkanlılık, metanet, aklıselim, en çok böyle zamanlarda ortaya çıkmalı. Millet olarak vakur bir duruş... Eğer bunu başarabilirsek, bunu sergileyebilirsek, provokatörlerin emellerini boşa çıkarırız. Lütfen, Türkiye'nin aydınlık geleceğini her şeyden üstün tutalım. Kısır parti ve siyaset tartışmalarında kaybolmayalım. Türkiye'de eğer demokrasi zayıflarsa, iktidar olalım muhalefet olalım hepimiz, zemin kaybederiz. Olması ve yapılması gereken, demokrasiye hep birlikte sahip çıkmak, onu güçlü kılmaktır. Yani, demokrasi zayıflarsa Türkiye kaybeder.''
''TABLONUN BOZULMAMASI İÇİN HERKES GAYRET GÖSTERMELİ''
Bir ülkenin güvenliğinin sadece güvenlik güçleriyle değil, demokratik olgunlukla sağlanabileceğine dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Hak ve özgürlüklerle, insan haklarının gelişmesiyle terörizm izole edilir ve halka ulaşması ancak böyle engellenebilir. Türkiye'de huzurun bozulmasını, kargaşa çıkmasını, Türkiye'nin enerjisini kendi içinde harcamasını isteyen art niyetli odaklar da bulunabilir. 1980'li, 1990'lı yıllarda dünya yeniden yapılanırken, bütün ülkeler mesafe alırken, Türkiye iç gerilimler yüzünden tarihi fırsatları değerlendirememiştir. Bugün Türkiye, güven ve istikrarı tesis ederken o kayıp yıllarını da telafi etmeye çalışıyor. Bu güven tablosunun bozulmaması için herkesin gayret göstermesi lazım. Biz, 73 milyonluk bir ülkeyiz, büyük bir milletiz, büyük bir devletiz. Huzuru, istikrarı tesis etmek bizim görevimizdir. Bizim bütün gayretimiz bunun içindir. 3 Kasım 2002 ve şimdi geldiğimiz nokta... O gün neydik, bugün neyiz, lütfen herkes, bunun muhasebesini yapsın ve kararını da ona göre versin. Her alanda, ekonomiden tüm özgürlük alanlarına varıncaya kadar, demokratik haklarımıza varıncaya kadar bu noktada değerlendirmeyi yaparken, inanıyorum ki ibrenin ne kadar politik geliştiği çok açık, net ortaya çıkacak. Cumhuriyetin niteliklerini korumak, demokratik rejimin selametini sağlamak, milletolarak bu tür provokasyonlara karşı uyanık olmamıza bağlıdır. Son olay, bunun lüzumunu açıkça ortaya koymuştur. Milletin birlik ve düzenine kastedenler, milletin değerlerinin arkasına gizlenen çeteler, karanlık hücrelerinden çıksalar da Türkiye'yi yolundan çeviremeyeceklerdir. Türkiye, demokrasiyle, adaletle, hukukla bu tertipleri bu odakları bertaraf edecektir. Kimsenin tereddüdü, kuşkusu, kaygısı olmasın ki Türk milletinin güvenliği için hukuk dışı çetelerle mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.''
"HİÇ BİR GERİLİMİN TARAFI DEĞİLİZ, HİÇ BİR GERİLİMİN TARAFI OLMAYACAĞIZ."
Başbakan Erdoğan, attıkları her adımı bütün vatandaşlar için attıklarını ifade ederek, AK Parti'nin siyaset literatüründe ''öteki'' diye bir ayrım, bir kavram olmadığını, bundan sonra da olmayacağını söyledi.
Her kim, milletin birlik ve beraberliğini, psikolojik duvarla bölmek, milleti farklı kutuplara çekmek istiyorsa onunla yollarının ''taa baştan'' ayrıldığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz istikametimizi muhafaza ettik ve Türkiye'nin istikametiyle kendi istikametimizi bir tuttukça, açık fikirlerle yüreğimizi, emeğimizi ortaya koydukça, milletle kalbi bağlarımızı zayıflatacak bütün çabalar boşa çıkacaktır. Çünkü biz, Türkiye'yi, halkımızı bir bütün olarak kucaklıyoruz. Hiç bir gerilimin tarafı değiliz, hiç bir gerilimin tarafı da olmayacağız.
Türkiye'nin bütünlüğünden gözümüzü ayırmadık, ayırmayacağız. Biz, sadece biz oy verenlerin değil, bütün vatandaşlarımızın, 73 milyonun Hükümeti olarak, herkesin huzur ve güvenliği için çalışıyoruz. Türkiye'yi yolundan çevirmek isteyenler, ülkemizin kalkınma yürüyüşünü durduramayacaklar.
Her konuda uzlaşı arayışı içinde olduk, aklın yolunu takip ettik, bundan sonra da yolumuza bu şekilde devam edeceğiz. Herkesten beklentimiz de bu konuda azami hassasiyet gösterilmesidir.
Cumhuriyetimizin değerlerine, kazanımlarına, demokrasimizin ilkelerine, adalete, hukuka, milletimizin birliğine ve beraberliğine yürekten bağlı olduğumuz gibi, herkesten de bunu bekliyoruz.
Türkiye'nin kamplaşmacı, kutuplaşmacı, ayrıştırıcı, bölücü nifak siyasetinden neler çektiğini, neler kaybettiğini geçmişten bu yana çok iyi biliyoruz. Acı tecrübelerden geçen halkımız da bunu çok iyi biliyor.''
''SOĞUKKANLILIKLA, AKLI SELİMLE...''
Ekonomik ve siyasi istikrarıyla Türkiye'nin, AB'ye üyelik yolunda tarihi bir fırsat yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin bu tarihi fırsatı heba etmeyeceğini bildirdi. Siyasi ve ekonomik istikrarın bozulmasının Türkiye'ye maliyetini herkesin hesap etmesini isteyen Erdoğan, ''Aksi bir ihtimalin, sadece Hükümeti değil, 73 milyonun tamamını etkileyeceğini her akıl sahibi takdir edecektir'' diye konuştu.
Soğukkanlılıkla, aklı selimle Türkiye'nin büyük idealleri için çaba sarf ettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, 73 milyonun huzur, istikrar ve güvenliği için çalışmaya kararlı olduklarını belirterek, kısır polemiklerin, akıl süzgecinden geçmemiş ayak üstü yorumların, ortamı geren yaralayıcı suçlamaların, sen-ben çekişmelerinin Türkiye'ye geçmişte hiç bir yararı olmadığını, bugün de yarın da yararı olmayacağına dikkati çekti.
''ÇETENİN HEDEFİ; İSTİKRARDIR, HUZURDUR...''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
''Toplumun arasına nifak tohumu ekenler; tetikçilerle, çetelerle, karanlık hücrelerle, provokasyonlarla milletimizi birbirine düşürmeye muktedir olamayacaklar. Kanlı komplonun arkasından bir ihanet çetesi çıktı. Şimdi daha iyi görülmüştür ki bu çetenin hedefi, Türkiye'de
istikrardır, huzurdur, gelişmedir, kalkınmadır. Ülkemizin giderek güçlenen demokratik süreci hedef almıştır. Terörle, şiddetle karanlık emeller peşinde koşanlar, bir kez daha karanlık yüzleriyle gösterdiler ki, provokatörlerin birer maşa olarak kullandıkları tetikçiler, her zaman toplumun ortak aklını, toplumun vicdanını hedef almaktadırlar. Ama bu kez failler meçhule kaçırılamadı, bağlantılarıyla birlikte ele geçirildiler. İnanıyorum ki düğümler bir bir çözülüyor, çözülecektir.
Bu gelişmeler karşısında millet olarak üzüntümüzü artıran olaylardan birisi de bazı siyasi aktörlerin, bu provokasyonlar karşısında durumdan vazife çıkarmaları ve hezeyanla, siyasetin meşru dilini terk ederek, provokatif, ayrıştırıcı bir kriz diline dört elle sarılmalarıdır.
Ne yazık ki bugün hala katilin gerçek yüzüyle yüzleşmekten kaçınanların da olduğunu görüyoruz. Bu akla zarar, aceleci, endişe verici reaksiyonlar, yanlış olmuştur. Zira böyle durumlarda demokrasiye, siyasete her zamankinden daha fazla sahip çıkılmalıydı.''
EKONOMİDEKİ İYİLEŞME...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkedeki güven ve istikrar ortamının Türkiye'yi bugünlere taşıdığını, yarınlara da taşıyacağını ifade ederek, ''Bu gerçekten rahatsız olanlar, ekonomiye kararsız bir yön çizerek istikrarı hedef almaktadırlar. Biz, bu oyuna hiçbir zaman gelmedik, gelmeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, iktidarda bulundukları 3.5 yılda yaşanan krizlerin millette açtığı yaralarını, tedavi ettiklerini söyledi.
Ekonomide köklü yapısal değişiklik yaptıklarını belirten Erdoğan, bugün Türkiye ekonomisinin çok daha güçlü, sağlam, sağlıklı bir temel üzerinde yoluna devam ettiğini ifade etti.
Başbakan Erdoğan, ''Türkiye ekonomide bu atılımı nasıl gerçekleştirmiştir, umutların tükendiği Türkiye, bugün nasıl olmuş da dünyanın güçlenen ekonomileri arasında yerini almıştır?'' sorusunun, bugün en can alıcı, kritik soru olduğunu söyledi.
Çok farklı yorumlar yapılabileceğini ve buna saygı duyacaklarını kaydeden Erdoğan, bu yorumların bazılarının isabetli, bazılarının ise isabetsiz çıktığını bildirdi. Erdoğan, böyle yorumlar yapılıyor diye izledikleri yoldan vazgeçmeyeceklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, mali disiplinden taviz veremeyeceklerini ifade ederek, Türkiye'nin dış politikasıyla, güvenliğiyle, demokratikleşme ve insan hakları alanındaki atılımlarıyla, AB üyeliğine çok yaklaşmasıyla, hoşgörü, diyalog ve uzlaşma ortamıyla ekonomide bugünkü seviyeyi yakalayabildiğini; seviyenin, bundan sonra artarak devam edeceğini bildirdi.
Erdoğan, ihracattaki artışın demokratikleşmeden soyutlanamayacağını; üretimdeki, uluslararası yatırımlardaki artışın, toplumun geleceğe iyimser bakmasından, umut dolu olmasından ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
TÜRKİYE'YE DUYULAN GÜVEN
''3.5 yılda istikrar sağlanmamış olsaydı, piyasalar bu hükümete güven duymasaydı, eğer bizim politikalarımıza, kararlılığımıza yönelik şüpheleri olsaydı, Türkiye ekonomisi bu başarılara imza atamaz, bu tarihi rekorları elde edemezdi'' diyen Erdoğan, son birkaç haftadır meydana gelen dalgalanmaların, bazılarını mutlu ettiğini ve oralardan bir şeyler çıkarmanın gayreti içine girdiklerini söyledi.
Olaya 3 Kasım 2002'den itibaren bakılması gerektiğini, dalgalı kur uygulanması yaptıkları piyasalara müdahalede aceleci davranmadıklarını dile getiren Erdoğan, böyle yürüdükleri için oluşan istikrar ve güven ortamının, aynı şekilde devam edeceğini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, ''Ülkemizdeki huzur, güven, diyalog ortamı, demokratikleşme çabaları, her şeyin ötesinde güven ve istikrar ortamı Türkiye'yi bugünlere taşımıştır, yarınlara da taşıyacaktır'' dedi.
Erdoğan, ''Bunu bilenler, bu gerçeğin farkında olanlar, bu gerçekten rahatsız olanlar, ekonomiye kararsız bir yön çizerek istikrarı hedef almaktadırlar. Biz, bu oyuna hiçbir gelmedik, gelmeyeceğiz'' diye konuştu.
''Bunu lütfen iyi kaydedin; AK Parti iktidarı olarak, bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler'' diyen Erdoğan'ı, partililer, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı atarak, uzun süre ayakta alkışladı.
''KAYBEDECEK OLAN TÜRKİYE''
Erdoğan, ''İstikrara ve güven ortamına bir zarar gelmesi durumunda, ekonominin iyiye değil de 'Allah vermesin' kötüye gitmesi durumunda bundan kaybedecek olanın hükümetin değil, topyekün Türkiye'nin kendisi'' olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, ekonomide en önemli unsurlardan birisinin ''gelecekle ilgili beklentilerin iyi olması'' olduğunu dile getirdi.
Geleceğe iyimser bakarak, istikrarı, sürdürülebilirliği öngören bir ortamda başarının kaçınılmaz olduğunu, kimsenin moral bozma girişimine girmemesini isteyen Erdoğan, ''Hiç kimse, şu istikrara bir dokunayım da acaba buradan biraz oy kazanabilir miyim hesabı yapmasın, hiç kimse karamsarlık pompalayıp rant elde etmeye çalışmasın. Türkiye için o günler tamamen geçmişte kalmıştır. Çok şükür ki Türkiye ekonomisi, hamdolsun 3.5 yıllık dönemde bir çok sınavlardan geçmiş, bu sınavları başarıyla atlatmıştır'' dedi.
PİYASALARDAKİ HAREKETLİLİK
Faizlerde, döviz kurlarında, borsada inişler çıkışlar yaşandığını ve bunların, işleyen, dinamik bir piyasa ekonomisinde doğal hareketler olduğunu, bunlardan kaçılamayacağını dile getiren Erdoğan, Türkiye ekonomisinde yaşanan hareketliliğin benzerinin tüm dünyada da yaşandığını anımsattı.
Başbakan Erdoğan, 10 Mayıs'ta ABD Merkez Bankası'nın yeni faiz oranlarını açıkladıktan sonra sadece Türkiye'de değil, dünyada hareketlilik yaşandığını kaydetti. İMKB'nin yüzde 14.6 oranında değer kaybetmişken, Rusya'da bu oranın 19.11, Macaristan'da 13.8, Brezilya'da 13.5, Çek Cumhuriyeti'nde 10.30, Meksika'da 12.38, Polonya'da 8.90 olduğunu ifade eden Erdoğan, aynı dönemde New York, Frankfurt ve Tokyo borsalarının da değer kaybettiğini vurguladı.
''Hareketlilik Türkiye'ye has bir hareketlilik değil, Tüm gelişmekte olan hatta gelişmiş ülkelerde Türkiye'dekinden az ya da çok aynı hareketliliği görüyoruz'' diyen Erdoğan, bu hareketliliği yakından izlediklerini ve gerektiğinde de önlemleri aldıklarını söyledi.
''SEÇİM EKONOMİSİ BEKLENMESİN''
Türkiye'nin dünya ülkelerinden ayrı yaşayamayacağını, ekonomide nerede bir şey oluyorsa bunun etkisinin Türkiye'de görüleceğini ifade eden Erdoğan, ''Kimse rehavet beklemesin, gevşeme beklemesin. Popülizm beklemesin, hele seçim ekonomisini hiç kimse aklından bile geçirmesin.
Bin bir zorlukla sıkıntıyla, mücadeleyle, gayretle, sabırla geldiğimiz bu noktadan geriye gidiş, kazanımlardan geri dönüş... Bunu aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Sıkı bütçe uygulamalarımız, disiplinli para politikalarımız aynen devam edecek'' diye konuştu.
Türkiye'nin dünya ekonomileriyle iç içe olması için bazı ülkelere gittiklerini dile getiren Erdoğan, ''Hanelerinde oturup yorum yapanlar bizim bu heyecanımızı, bu aşkımızı paylaşamazlar. Bu farklı bir şey'' dedi.
Grup toplantısının kapalı bölümü yapılmazken, Başbakan Erdoğan konuşmasının ardından TBMM'deki makamına geçti. Erdoğan, toplantıdan sonra, AK Parti Mardin Milletvekili Beşir
Hamidi'nin Meclise getirdiği, Hasankeyf'i Yaşatma Derneği Başkanı ve eski Hasankeyf Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı olan çoban Ahmet lakaplı Ahmet Akdeniz ile görüştü.
Manisa'nın Kula AK Parti ilçe teşkilatı Başbakan Erdoğan'a yöresel ev maketi hediye etti.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında, Danıştaya yapılan saldırıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Saldırının artık hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, Türkiye'nin huzurunu sabote etmeye yönelik kanlı bir komplo olduğunu kaydeden Erdoğan, olayın bütün boyutlarıyla Hükümetin takibinde olduğunu söyledi.
Hiçbir karanlık nokta kalmayıncaya kadar olayı takip edeceklerinden herkesin emin olmasını isteyen Erdoğan, partisinin literatüründe ''öteki'' diye bir kavram bulunmadığını kaydetti.
Milletin birlik ve beraberliğini psikolojik duvarla bölmek, milleti farklı kutuplara çekmek isteyenlerle yollarını baştan ayırdıklarını vurgulayan Erdoğan, ''Milletle kalbi bağlarımızı zayıflatacak çabalar, boşa çıkacaktır. Türkiye'yi, halkımızı bir bütün olarak kucaklıyoruz. Hiçbir gerilimin tarafı değiliz, hiçbir gerilimin tarafı da olmayacağız'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, hep uzlaşı arayışı içinde olduklarını, aklın yolunu takip ettiklerini; bundan sonra da yollarına bu şekilde devam edeceklerini bildirerek, cumhuriyetin, devletin temel ilkelerine, adalete, hukuka yürekten bağlı olduklarını, herkesten de bunu beklediklerini söyledi.
Erdoğan, Danıştaya yönelik saldırıyla kanlı komplonun arkasından ''bir ihanet çetesinin çıktığını'' bildirerek, bu çetenin hedefinin, Türkiye'deki istikrar, huzur, kalkınma olduğunu kaydetti.
"TÜRKİYE'NİN ERKEN SEÇİM DERDİ YOKTUR"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti iktidarı olarak bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler. Türkiye'nin erken seçim derdi yoktur'' dedi.
Erdoğan, yaptığı konuşmada, ''Bunu lütfen iyi kaydedin'' diyerek, ''AK Parti iktidarı olarak, bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler'' dedi.
Toplantı salonundaki partililer, Erdoğan'ın bu sözlerini, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı atarak uzun süre ayakta alkışladı.
Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'nin erken seçim derdi yoktur. Bu ülkede erken seçim talebinde bulunanlar, geçmiş alışkanlıklarının yeniden tezahürünü istiyorlar. Biz o alışkanlıkların aktörü değiliz, hiçbir zaman da o alışkanlıkların aktörü olmadık'' diye konuştu.
"DEMOKRASİ VE HUKUK VE MÜCADELEMİZDEN BİR TEK GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''açık bir provokasyon'' olarak tanımladığı Danıştaydaki saldırıyla ilgili olarak, herkesi aklıselimle hareket etmeye davet etti; kimsenin yarın pişman ve mahcup olacağı ifadelerde bulunmamasını istedi.
Erdoğan, ''Türkiye, demokrasiyle, adaletle, hukukla bu tertipleri, bu odakları bertaraf edecektir. Kimsenin tereddüdü, kuşkusu, kaygısı olmasın ki Türk milletinin güvenliği için hukuk dışı çetelerle mücadelemiz kararlılıkla devam edecek'' dedi.
Erdoğan, Danıştaydaki saldırı ve sonrasındaki süreci değerlendirdi. Siyasetin ''sözün ta kendisi'' olduğunu vurgulayan Erdoğan, bazı siyasi aktörlerin basireti elden bırakmadan, bu süreçte aklıselimin sesini yükselttiklerini kaydederek, kendilerine ülke adına teşekkür etti.
Millet nezdinde siyaset yapmak isteyenlerin, karanlık odakların, çetelerin provokatif diliyle konuşmanın kimseye bir şey kazandırmayacağını bilmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, ''Nitekim ayaküstü beyanların, aceleci yorumların sahipleri, şimdiden mahcup olmuşlardır. Buna karşı biz, siyaseti ve siyasetin dilini özenle muhafaza edeceğiz. Türkiye'nin gerilime değil, dayanışmaya ihtiyacı var. Bu ülkenin kaderini, aydınlıktan kaçan, karanlıktan medet uman kriz tacirlerine teslim etmeyeceğiz'' dedi.
Demokrasi ve hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdüreceklerini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Demokrasi ve hukuk mücadelemizde bir tek geri adım atmayacağız. Bu ülkede birileri, toplumu kategorize etmeden, milletin bir kısmını çekmecelere koymadan, toplumun bir kısmını ötekileştirmeden akıl yürütemiyor, analiz ve yorum yapamıyor olabilir. Onların akılları kendilerine diyoruz. Biz bütün milletimize aynı gözle bakıyoruz. Herkesin sevinci sevincimizdir, herkesin acısı acımızdır. Bunun da böyle bilinmesi lazım. Zira biz, reflekslerle değil, akılla siyaset yapıyoruz. Bunun için Cumhuriyetin kazanımlarını, demokrasimizin kazanımlarıyla birlikte geliştirmeye, hukuk devletimizi sağlam temeller üzerinde yükseltmeye çalışıyoruz.''
Türkiye'de huzuru ve istikrarı hedef alan bir çetenin suçüstü yakalandığına ve deşifre edildiğine işaret eden Erdoğan, faillerinin bağlantılarıyla birlikte ele geçirilerek adalete teslim edildiğini söyledi. Erdoğan, ''Güvenlik güçlerimize de yargımıza da güveniyoruz. Bizim için hukuk ve adalet, geleceğe dönük bir taahhüt, dilek ve temenni değildir. Bugün, hemen şimdi görülmesi, hissedilmesi gereken bir temel ihtiyaçtır. Her vatandaşım emin olsun ki hukuk ve adalet muhakkak tecelli edecektir. Bu, benim de halkımın da beklentisidir'' diye konuştu.
''BU İŞİN ÜZERİNDEYİZ''
Benzer senaryoları daha önce yaşamış olan vatandaşların nelerin, niçin yapıldığını gayet iyi bildiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Vatandaşımız şunu da biliyor; bu tür hain saldırılardan, bu tür provokatif eylemlerden en fazla rahatsız olacak kurum, hükümettir, yönetimdir. İstikrarın bozulmasını isteyecek bir Hükümet olabileceğini hangi akıl sahibi düşünebilir veya böyle bir duruma inanabilir. Biz Hükümet ve parti olarak, bütün boyutlarıyla bu işin üzerindeyiz. Bizzat şahsım da bu işi takip ediyor. Gerginlik olmaması için azami gayret sarfediyoruz. Hain eylemin bütün bağlantılarıyla çözülmesi için bütün birimlerimiz de çaba sarfediyor.''
'DEMOKRASİ ZAYIFLARSA TÜRKİYE KAYBEDER"'
Erdoğan, bu süreçte en çok aklıselimi önemsediklerini belirterek, ''Onun için herkesi aklıselime davet ediyorum. Kimse yarın pişman olacağı, mahcup olacağı ifadelerde bulunmasın'' dedi.
Herkesin, sağduyunun sesini yükseltmek zorunda olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Kimse ama kimse bedbinliğe, karamsarlığa, umutsuzluğa prim vermesin. Serinkanlılık, metanet, aklıselim, en çok böyle zamanlarda ortaya çıkmalı. Millet olarak vakur bir duruş... Eğer bunu başarabilirsek, bunu sergileyebilirsek, provokatörlerin emellerini boşa çıkarırız. Lütfen, Türkiye'nin aydınlık geleceğini her şeyden üstün tutalım. Kısır parti ve siyaset tartışmalarında kaybolmayalım. Türkiye'de eğer demokrasi zayıflarsa, iktidar olalım muhalefet olalım hepimiz, zemin kaybederiz. Olması ve yapılması gereken, demokrasiye hep birlikte sahip çıkmak, onu güçlü kılmaktır. Yani, demokrasi zayıflarsa Türkiye kaybeder.''
''TABLONUN BOZULMAMASI İÇİN HERKES GAYRET GÖSTERMELİ''
Bir ülkenin güvenliğinin sadece güvenlik güçleriyle değil, demokratik olgunlukla sağlanabileceğine dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Hak ve özgürlüklerle, insan haklarının gelişmesiyle terörizm izole edilir ve halka ulaşması ancak böyle engellenebilir. Türkiye'de huzurun bozulmasını, kargaşa çıkmasını, Türkiye'nin enerjisini kendi içinde harcamasını isteyen art niyetli odaklar da bulunabilir. 1980'li, 1990'lı yıllarda dünya yeniden yapılanırken, bütün ülkeler mesafe alırken, Türkiye iç gerilimler yüzünden tarihi fırsatları değerlendirememiştir. Bugün Türkiye, güven ve istikrarı tesis ederken o kayıp yıllarını da telafi etmeye çalışıyor. Bu güven tablosunun bozulmaması için herkesin gayret göstermesi lazım. Biz, 73 milyonluk bir ülkeyiz, büyük bir milletiz, büyük bir devletiz. Huzuru, istikrarı tesis etmek bizim görevimizdir. Bizim bütün gayretimiz bunun içindir. 3 Kasım 2002 ve şimdi geldiğimiz nokta... O gün neydik, bugün neyiz, lütfen herkes, bunun muhasebesini yapsın ve kararını da ona göre versin. Her alanda, ekonomiden tüm özgürlük alanlarına varıncaya kadar, demokratik haklarımıza varıncaya kadar bu noktada değerlendirmeyi yaparken, inanıyorum ki ibrenin ne kadar politik geliştiği çok açık, net ortaya çıkacak. Cumhuriyetin niteliklerini korumak, demokratik rejimin selametini sağlamak, milletolarak bu tür provokasyonlara karşı uyanık olmamıza bağlıdır. Son olay, bunun lüzumunu açıkça ortaya koymuştur. Milletin birlik ve düzenine kastedenler, milletin değerlerinin arkasına gizlenen çeteler, karanlık hücrelerinden çıksalar da Türkiye'yi yolundan çeviremeyeceklerdir. Türkiye, demokrasiyle, adaletle, hukukla bu tertipleri bu odakları bertaraf edecektir. Kimsenin tereddüdü, kuşkusu, kaygısı olmasın ki Türk milletinin güvenliği için hukuk dışı çetelerle mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.''
"HİÇ BİR GERİLİMİN TARAFI DEĞİLİZ, HİÇ BİR GERİLİMİN TARAFI OLMAYACAĞIZ."
Başbakan Erdoğan, attıkları her adımı bütün vatandaşlar için attıklarını ifade ederek, AK Parti'nin siyaset literatüründe ''öteki'' diye bir ayrım, bir kavram olmadığını, bundan sonra da olmayacağını söyledi.
Her kim, milletin birlik ve beraberliğini, psikolojik duvarla bölmek, milleti farklı kutuplara çekmek istiyorsa onunla yollarının ''taa baştan'' ayrıldığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz istikametimizi muhafaza ettik ve Türkiye'nin istikametiyle kendi istikametimizi bir tuttukça, açık fikirlerle yüreğimizi, emeğimizi ortaya koydukça, milletle kalbi bağlarımızı zayıflatacak bütün çabalar boşa çıkacaktır. Çünkü biz, Türkiye'yi, halkımızı bir bütün olarak kucaklıyoruz. Hiç bir gerilimin tarafı değiliz, hiç bir gerilimin tarafı da olmayacağız.
Türkiye'nin bütünlüğünden gözümüzü ayırmadık, ayırmayacağız. Biz, sadece biz oy verenlerin değil, bütün vatandaşlarımızın, 73 milyonun Hükümeti olarak, herkesin huzur ve güvenliği için çalışıyoruz. Türkiye'yi yolundan çevirmek isteyenler, ülkemizin kalkınma yürüyüşünü durduramayacaklar.
Her konuda uzlaşı arayışı içinde olduk, aklın yolunu takip ettik, bundan sonra da yolumuza bu şekilde devam edeceğiz. Herkesten beklentimiz de bu konuda azami hassasiyet gösterilmesidir.
Cumhuriyetimizin değerlerine, kazanımlarına, demokrasimizin ilkelerine, adalete, hukuka, milletimizin birliğine ve beraberliğine yürekten bağlı olduğumuz gibi, herkesten de bunu bekliyoruz.
Türkiye'nin kamplaşmacı, kutuplaşmacı, ayrıştırıcı, bölücü nifak siyasetinden neler çektiğini, neler kaybettiğini geçmişten bu yana çok iyi biliyoruz. Acı tecrübelerden geçen halkımız da bunu çok iyi biliyor.''
''SOĞUKKANLILIKLA, AKLI SELİMLE...''
Ekonomik ve siyasi istikrarıyla Türkiye'nin, AB'ye üyelik yolunda tarihi bir fırsat yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin bu tarihi fırsatı heba etmeyeceğini bildirdi. Siyasi ve ekonomik istikrarın bozulmasının Türkiye'ye maliyetini herkesin hesap etmesini isteyen Erdoğan, ''Aksi bir ihtimalin, sadece Hükümeti değil, 73 milyonun tamamını etkileyeceğini her akıl sahibi takdir edecektir'' diye konuştu.
Soğukkanlılıkla, aklı selimle Türkiye'nin büyük idealleri için çaba sarf ettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, 73 milyonun huzur, istikrar ve güvenliği için çalışmaya kararlı olduklarını belirterek, kısır polemiklerin, akıl süzgecinden geçmemiş ayak üstü yorumların, ortamı geren yaralayıcı suçlamaların, sen-ben çekişmelerinin Türkiye'ye geçmişte hiç bir yararı olmadığını, bugün de yarın da yararı olmayacağına dikkati çekti.
''ÇETENİN HEDEFİ; İSTİKRARDIR, HUZURDUR...''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
''Toplumun arasına nifak tohumu ekenler; tetikçilerle, çetelerle, karanlık hücrelerle, provokasyonlarla milletimizi birbirine düşürmeye muktedir olamayacaklar. Kanlı komplonun arkasından bir ihanet çetesi çıktı. Şimdi daha iyi görülmüştür ki bu çetenin hedefi, Türkiye'de
istikrardır, huzurdur, gelişmedir, kalkınmadır. Ülkemizin giderek güçlenen demokratik süreci hedef almıştır. Terörle, şiddetle karanlık emeller peşinde koşanlar, bir kez daha karanlık yüzleriyle gösterdiler ki, provokatörlerin birer maşa olarak kullandıkları tetikçiler, her zaman toplumun ortak aklını, toplumun vicdanını hedef almaktadırlar. Ama bu kez failler meçhule kaçırılamadı, bağlantılarıyla birlikte ele geçirildiler. İnanıyorum ki düğümler bir bir çözülüyor, çözülecektir.
Bu gelişmeler karşısında millet olarak üzüntümüzü artıran olaylardan birisi de bazı siyasi aktörlerin, bu provokasyonlar karşısında durumdan vazife çıkarmaları ve hezeyanla, siyasetin meşru dilini terk ederek, provokatif, ayrıştırıcı bir kriz diline dört elle sarılmalarıdır.
Ne yazık ki bugün hala katilin gerçek yüzüyle yüzleşmekten kaçınanların da olduğunu görüyoruz. Bu akla zarar, aceleci, endişe verici reaksiyonlar, yanlış olmuştur. Zira böyle durumlarda demokrasiye, siyasete her zamankinden daha fazla sahip çıkılmalıydı.''
EKONOMİDEKİ İYİLEŞME...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkedeki güven ve istikrar ortamının Türkiye'yi bugünlere taşıdığını, yarınlara da taşıyacağını ifade ederek, ''Bu gerçekten rahatsız olanlar, ekonomiye kararsız bir yön çizerek istikrarı hedef almaktadırlar. Biz, bu oyuna hiçbir zaman gelmedik, gelmeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, iktidarda bulundukları 3.5 yılda yaşanan krizlerin millette açtığı yaralarını, tedavi ettiklerini söyledi.
Ekonomide köklü yapısal değişiklik yaptıklarını belirten Erdoğan, bugün Türkiye ekonomisinin çok daha güçlü, sağlam, sağlıklı bir temel üzerinde yoluna devam ettiğini ifade etti.
Başbakan Erdoğan, ''Türkiye ekonomide bu atılımı nasıl gerçekleştirmiştir, umutların tükendiği Türkiye, bugün nasıl olmuş da dünyanın güçlenen ekonomileri arasında yerini almıştır?'' sorusunun, bugün en can alıcı, kritik soru olduğunu söyledi.
Çok farklı yorumlar yapılabileceğini ve buna saygı duyacaklarını kaydeden Erdoğan, bu yorumların bazılarının isabetli, bazılarının ise isabetsiz çıktığını bildirdi. Erdoğan, böyle yorumlar yapılıyor diye izledikleri yoldan vazgeçmeyeceklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, mali disiplinden taviz veremeyeceklerini ifade ederek, Türkiye'nin dış politikasıyla, güvenliğiyle, demokratikleşme ve insan hakları alanındaki atılımlarıyla, AB üyeliğine çok yaklaşmasıyla, hoşgörü, diyalog ve uzlaşma ortamıyla ekonomide bugünkü seviyeyi yakalayabildiğini; seviyenin, bundan sonra artarak devam edeceğini bildirdi.
Erdoğan, ihracattaki artışın demokratikleşmeden soyutlanamayacağını; üretimdeki, uluslararası yatırımlardaki artışın, toplumun geleceğe iyimser bakmasından, umut dolu olmasından ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
TÜRKİYE'YE DUYULAN GÜVEN
''3.5 yılda istikrar sağlanmamış olsaydı, piyasalar bu hükümete güven duymasaydı, eğer bizim politikalarımıza, kararlılığımıza yönelik şüpheleri olsaydı, Türkiye ekonomisi bu başarılara imza atamaz, bu tarihi rekorları elde edemezdi'' diyen Erdoğan, son birkaç haftadır meydana gelen dalgalanmaların, bazılarını mutlu ettiğini ve oralardan bir şeyler çıkarmanın gayreti içine girdiklerini söyledi.
Olaya 3 Kasım 2002'den itibaren bakılması gerektiğini, dalgalı kur uygulanması yaptıkları piyasalara müdahalede aceleci davranmadıklarını dile getiren Erdoğan, böyle yürüdükleri için oluşan istikrar ve güven ortamının, aynı şekilde devam edeceğini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, ''Ülkemizdeki huzur, güven, diyalog ortamı, demokratikleşme çabaları, her şeyin ötesinde güven ve istikrar ortamı Türkiye'yi bugünlere taşımıştır, yarınlara da taşıyacaktır'' dedi.
Erdoğan, ''Bunu bilenler, bu gerçeğin farkında olanlar, bu gerçekten rahatsız olanlar, ekonomiye kararsız bir yön çizerek istikrarı hedef almaktadırlar. Biz, bu oyuna hiçbir gelmedik, gelmeyeceğiz'' diye konuştu.
''Bunu lütfen iyi kaydedin; AK Parti iktidarı olarak, bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler'' diyen Erdoğan'ı, partililer, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı atarak, uzun süre ayakta alkışladı.
''KAYBEDECEK OLAN TÜRKİYE''
Erdoğan, ''İstikrara ve güven ortamına bir zarar gelmesi durumunda, ekonominin iyiye değil de 'Allah vermesin' kötüye gitmesi durumunda bundan kaybedecek olanın hükümetin değil, topyekün Türkiye'nin kendisi'' olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, ekonomide en önemli unsurlardan birisinin ''gelecekle ilgili beklentilerin iyi olması'' olduğunu dile getirdi.
Geleceğe iyimser bakarak, istikrarı, sürdürülebilirliği öngören bir ortamda başarının kaçınılmaz olduğunu, kimsenin moral bozma girişimine girmemesini isteyen Erdoğan, ''Hiç kimse, şu istikrara bir dokunayım da acaba buradan biraz oy kazanabilir miyim hesabı yapmasın, hiç kimse karamsarlık pompalayıp rant elde etmeye çalışmasın. Türkiye için o günler tamamen geçmişte kalmıştır. Çok şükür ki Türkiye ekonomisi, hamdolsun 3.5 yıllık dönemde bir çok sınavlardan geçmiş, bu sınavları başarıyla atlatmıştır'' dedi.
PİYASALARDAKİ HAREKETLİLİK
Faizlerde, döviz kurlarında, borsada inişler çıkışlar yaşandığını ve bunların, işleyen, dinamik bir piyasa ekonomisinde doğal hareketler olduğunu, bunlardan kaçılamayacağını dile getiren Erdoğan, Türkiye ekonomisinde yaşanan hareketliliğin benzerinin tüm dünyada da yaşandığını anımsattı.
Başbakan Erdoğan, 10 Mayıs'ta ABD Merkez Bankası'nın yeni faiz oranlarını açıkladıktan sonra sadece Türkiye'de değil, dünyada hareketlilik yaşandığını kaydetti. İMKB'nin yüzde 14.6 oranında değer kaybetmişken, Rusya'da bu oranın 19.11, Macaristan'da 13.8, Brezilya'da 13.5, Çek Cumhuriyeti'nde 10.30, Meksika'da 12.38, Polonya'da 8.90 olduğunu ifade eden Erdoğan, aynı dönemde New York, Frankfurt ve Tokyo borsalarının da değer kaybettiğini vurguladı.
''Hareketlilik Türkiye'ye has bir hareketlilik değil, Tüm gelişmekte olan hatta gelişmiş ülkelerde Türkiye'dekinden az ya da çok aynı hareketliliği görüyoruz'' diyen Erdoğan, bu hareketliliği yakından izlediklerini ve gerektiğinde de önlemleri aldıklarını söyledi.
''SEÇİM EKONOMİSİ BEKLENMESİN''
Türkiye'nin dünya ülkelerinden ayrı yaşayamayacağını, ekonomide nerede bir şey oluyorsa bunun etkisinin Türkiye'de görüleceğini ifade eden Erdoğan, ''Kimse rehavet beklemesin, gevşeme beklemesin. Popülizm beklemesin, hele seçim ekonomisini hiç kimse aklından bile geçirmesin.
Bin bir zorlukla sıkıntıyla, mücadeleyle, gayretle, sabırla geldiğimiz bu noktadan geriye gidiş, kazanımlardan geri dönüş... Bunu aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Sıkı bütçe uygulamalarımız, disiplinli para politikalarımız aynen devam edecek'' diye konuştu.
Türkiye'nin dünya ekonomileriyle iç içe olması için bazı ülkelere gittiklerini dile getiren Erdoğan, ''Hanelerinde oturup yorum yapanlar bizim bu heyecanımızı, bu aşkımızı paylaşamazlar. Bu farklı bir şey'' dedi.
Grup toplantısının kapalı bölümü yapılmazken, Başbakan Erdoğan konuşmasının ardından TBMM'deki makamına geçti. Erdoğan, toplantıdan sonra, AK Parti Mardin Milletvekili Beşir
Hamidi'nin Meclise getirdiği, Hasankeyf'i Yaşatma Derneği Başkanı ve eski Hasankeyf Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı olan çoban Ahmet lakaplı Ahmet Akdeniz ile görüştü.
Manisa'nın Kula AK Parti ilçe teşkilatı Başbakan Erdoğan'a yöresel ev maketi hediye etti.
