2007-05-02 - 15:00
CHP GRUP TOPLANTISI
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesinin, 11. Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turuyla ilgili aldığı kararla Türkiye'nin önünü açtığını, Türkiye'yi ferahlattığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa
Mahkemesinin, 11. Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turuyla ilgili aldığı kararla
Türkiye'nin önünü açtığını, Türkiye'yi ferahlattığını söyledi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi
kararını değerlendirdi.
Anayasa Mahkemesinin, Türkiye'nin önünü açtığını, Türkiye'yi ferahlattığını
ifade eden Baykal, mahkemenin, çok sağlam bir hukuki temele dayalı olarak bunu
yaptığını kaydetti.
Anayasanın 102. maddesinde yer alan, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin üye
tamsayısının üçteiki çoğunluğunun ne anlama geldiğini hiç kimsenin izah
edemediğini, bunun cevabını Anayasa Mahkemesinin verdiğini belirten Baykal, bu
konunun hukuki tartışması olabileceğini söyledi.
Baykal, şöyle konuştu:
''Bu karar ortadayken, Anayasa Mahkemesi bu kararı aldıktan sonra, sorumlu
olması gereken çevrelerin, başta Başbakan olmak üzere kullandığı üslubu esefle
karşılıyorum. Anayasa Mahkemesi, 'Başbakan'ın işine gelmeyen bir kararı aldı'
diye, Türkiye Anayasasının en temel kurumlarından biri olan Yüksek Mahkemeye öyle
saygısız dil kullanma hakkı, Başbakan da var mı? Ne kadar yakışıksız, ne kadar
seviyesiz... Hepimizin görevi, Anayasa Mahkemesine saygı göstermektir, değer
vermektir. Elbette kararın hukuki tartışması yapılabilecektir.''
Kararın, ''Anayasa Mahkemesine yönelik bir siyasi karalama ve siyasi
suçlamaya'' dönüştürülmemesini isteyen Baykal, Anayasa Mahkemesinin çok önemli ve
saygın bir karar aldığını, bunu, hukuk tarihinin tespit edeceğini söyledi.

Baykal, ''Yaptıkları açıklamalar, bunların zihninde cumhuriyet dışında bir
projenin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bunların referansı anayasa değildir. Siz
eğer devlet adamıysanız, ülkeyi yönetiyorsanız, bakansanız, başbakansanız,
cumhurbaşkanı olmak istiyorsanız referansınız anayasa olmak zorundadır'' diye
konuştu.
Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanı
seçiminin ilk tur oylaması ve ardından yaşanan gelişmelere değindi. Baykal'ın
grup salonuna gelişi ve kürsüye çıkışı sırasında, ''Başbakan Baykal'' sloganı
atıldı.

-''TARİHİ BİR DÖNEM YAŞANIYOR''-

Konuşmasına başlarken, ''Yüzünüze bakıyorum, her zamankinden farklı bir
durum var. Daima sizleri burada güler yüzlü, kendinden emin, özgüveni yüksek,
heyecanlı, coşkulu gördüm ama bugün bir başka haliniz var. Sanki ülkemize,
demokrasimize, cumhuriyetimize çok önemli bir görev yapmış olmanın sevincini,
huzurunuzu, mutluluğunu gözlerinizden okuyorum'' diyen Baykal, şöyle devam etti:
''Bugün güzel bir gün. Parti olarak çok büyük bir görev yaptık. Türkiyemizin
aydınlık geleceğine inanan, hukukun üstünlüğüne inanan insanlar olarak gerçekten
çok büyük bir görev yaptınız, hepimize ihtiyaç duyduğumuz desteği kararlılıkla
sergilediniz. Sizden aldığımız destek, inanç ve güvenle, el birliği içinde
çabamızı çalışmalarımızı sürdürdük ve bu noktaya ulaştık. Hepinizi yürekten
kutluyorum.''
CHP lideri Baykal, tarihi bir dönem yaşandığını, bu dönemde çok büyük bir
mücadele verdiklerini ifade ederek, bu mücadelenin son birkaç haftayla sınırlı
olmadığını kaydetti.
Türkiye'nin çok ciddi bir tabloyla karşı karşıya kalmaya başladığını
gördükten sonra halka gerçekleri anlatma çabası içine girdiklerini belirten
Baykal, halkın duyarlılığını harekete geçirmeyi, olayları doğru kavramasını,
rejime, demokrasiye sahip çıkmasını sağlamayı başardıklarını söyledi.
Deniz Baykal, 2005 yılı Temmuz ayında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, o
açıklamasında ülkenin anayasal rejimini tahrip etmeye yönelik anlayışı gördüğünü
ve buna karşı devletin kurumlarının değil, milletin harekete geçmesi gerektiğine
inandığını söylediğini vurguladı.
Aradan geçen süre içinde teşhislerinin toplum tarafından paylaşıldığını
memnuniyetle izlediğini kaydeden Baykal, iktidar tarafından da bu teşhisleri
haklı çıkaran uygulamaların art arda sergilendiğini öne sürdü.

-''BİZİM STRATEJİMİZDİ''-

CHP Genel Başkanı Baykal, ''Memnuniyetle görüyorum milletimiz, bu tablo
karşısında yerini, sorumluluğunu kimseye devretme, devletin hiçbir kurumunu
göreve çağırma, 'benim adıma bu işi siz çözün' anlayışı içine girmemiştir.
Kendisi bizzat bu konuya sahip çıkma kararı almıştır. Bu doğrultuda giderek
gelişen bir toplumsal dayanışmayı bütün ülkeye yaygınlaştırmayı başarmıştır. Bu
bizim anlayışımız, stratejimizdi'' diye konuştu.
Seçimlerden hemen sonra AK Parti yönetim kadrosunu ziyaretleri sırasında her
türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade ederken, ''Sakın ha Türkiye'nin
rotasını değiştirmeye kalkmayın'' uyarısında bulunduğunu anlatan Baykal,
kendilerine o dönemde güvenceler verildiğini söyledi. Baykal, şöyle devam etti:
''Bugün geldiğimiz noktada hepimiz çok iyi biliyoruz ki AKP'yi yöneten
kadronun zihninde ikinci bir gündem vardır ve bunun gereğini yapmak konusunda
kararlılıklarını sürdürmektedirler. Tepkiler karşısında zaman zaman gerilemekte,
gömlek değiştirdiklerini ifade etmekte ama fırsatını bulduklarında tekrar aynı
doğrultuda harekete geçmekte oldukları artık görülmüştür.
Yaptıkları açıklamalar dikkatli okuyan herkesin kavrayacağı şekilde,
bunların zihninde cumhuriyet dışında bir projenin bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Bunların referansı anayasa değildir. Halbuki demokratik hukuk devletinde her
siyasetçinin referansı anayasa olmalıdır. Eğer anayasayla durumu idare etmeye
çalışıyor ve zihninizin arkasında bir başka referansı tutuyorsanız sıkıntı çıkar.
Bunların referansı anayasa değildir bunların kendilerine özgü referansları
vardır.''
Her insanın kendi iç dünyasında özel referansları, değerleri, ilişkileri,
bağlantıları olabileceğini, bunu anlayarak saygı duyduklarını kaydeden Baykal,
''Ama siz eğer devlet adamıysanız, ülkeyi yönetiyorsanız, bakansanız
başbakansanız, cumhurbaşkanı olmak istiyorsanız referansınız anayasa olmak
zorundadır. Bu konuyu referans saklayarak geçiştiremezsiniz.''

-''ZİHİNLERİNİN ARKASI''-

''Bunların zihninin arkasında maalesef Türkiye'nin tarihi, maneviyatı,
kültürü ve değerlerinin ortaya koyduğu sistemi, laik cumhuriyet anlayışının
sıkıntıya soktuğu düşüncesi vardır'' diyen Baykal, şunları söyledi:
''Bu gelişmenin Türkiye'nin maneviyatına, değerlerine ağır tahribat
getirdiği kanaatindedirler. Bu kadronun bilinçli yöneticileri, çekirdeği dinin
Allah'la kul arasında özel bir manevi ilişki, inanç, ibadet konusu olduğu
tespitini çok yanlış, yetersiz bulmaktadır. İnancı, dini bir insanla Allah
arasında manevi bağlılık konusu olarak anlamak onlar için kesinlikle yeterli
değil. Onlar inancı topluma taşımak, kamuya taşımak kararlılığı içendedirler. O
nedenle inançları toplumsallaştırmak, kamusallaştırmak bir temel arayış haline
gelmiştir.''
Baykal, bu yaklaşımın Türkiye'nin Ortadoğu, Arap ülkeleri çizgisine çekmeye
yönelik bir anlayış olduğunu bildirdi.
(Sürecek)
(SEB-SK)
14:55 02/05/07
"
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti
yönetim kadrosunun anlayışına yönelik eleştiride bulundu. Türkiye'nin, iktidar ve
sermaye yapısının değiştirilme çabası içinde olunduğunu öne süren Baykal,
Türkiye'yi bir Ortadoğu-Arap kültür egemenliğinde bir toplum olarak planlama
projesi olduğunu söyledi.
Bu projenin, ''Cumhuriyet projesinin'' karşısında olduğunu ifade eden
Baykal, şöyle konuştu:
''Bu anlayışın sonucu Çankaya, cumhurbaşkanı seçilecek bir mevki olmaktan
çıkmış, fethedilecek bir zirve haline gelmiştir. O nedenle Çankaya, Anayasamızın
kurallarına göre oraya seçilebilecek ve hepimizi orada en iyi şekilde temsil
edebilecek birini seçme işi olmaktan çıkmıştır, bir fetih işi haline gelmiştir.''

-''İSLAM ALEMİNE HAYIRLI OLSUN'' AÇIKLAMASI-

AK Parti yönetim kadrosunun, nasıl bir cumhurbaşkanı seçileceğiyle ilgili ek
yeni kriterler ilan ettiklerini ileri süren Baykal, Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül'ün, cumhurbaşkanı adayı olduğunun açıklanmasından sonra,
bir bakanın ''İslam alemine hayırlı olsun'' açıklamasında bulunduğu öne sürdü.
Baykal, şöyle konuştu:
''Bu yaklaşım içinde Çankaya'ya, sadece bir zirve olarak değil, bir temsili
niteliğinde önem taşıyan bir mevki olarak değil, yetkileriyle de devletin pek çok
kurumunu şekillendirecek, yani hukuk kurumlarını, eğitim kurumları belirleyecek,
silahlı kuvvetleri belirleyecek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu
belirleyecek, yetkileriyle de bu anlayış bakımından özel bir önem verilmiştir.''

-''...TEHDİT KARŞISINDA SAĞLANMIŞ BAŞARI''-

Bu nedenle ''Türkiye'yi germe pahasına, kapalı devre cumhurbaşkanı adayını
belirleme çalışması yapıldığını'' savunan Baykal, ''Bugün sağladığınız başarı, 80
yıllık laik cumhuriyetimize yönelik bu olumsuz tehdit karşısında sağlanmış bir
başarıdır'' diye konuştu.
Baykal, gelinen noktada, Türkiye'nin çok önemli bir tehlikenin içinden
çıkarıldığını kaydetti.

-ELEŞTİRİLERE YANIT-

Bu süreçte CHP'ye yöneltilen eleştirilere de yanıt veren Baykal, ''sine-i
millet kaçağı'' denildiğini, bu haksızlığı dayanışma içinde aştıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı seçiminden önce, genel seçimlerin yapılmasını istediklerini,
bu öneriye, ''istikrar, ekonomi bozulur'' şeklinde eleştiri aldıklarını anımsatan
Baykal, gelinen bu noktada, ''seçim yapılmalı'' diyenleri tebessüm ve zevkle
izleme fırsatı bulduklarını kaydetti.
Baykal, ''CHP'de aday çıkarsın'' denildiğini ancak böyle bir durumda ise
TBMM Genel Kuruluna girmek durumunda kalacaklarına dikkati çekti.
Baykal, 367 tartışmasının ciddiye alınması çağrısında bulunduklarını, yoksa
Anayasa Mahkemesine başvuracaklarını ilan ettiklerini anlatarak, bunu, mahkemenin
önceden hazırlığını yapması için dile getirdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı seçimi konusunda, ''uzlaşma ve mutabakata ihtiyaç olduğunu''
söylediğini, ''AKP'li hiçbir kimse cumhurbaşkanı seçilemez deme hakkını kendinde
görmediğini'' dile getirdiğini ifade eden Baykal, bu süreçte Türkiye'nin bir
krizle karşılaşmaması için ''en iyi niyetli, en uzlaşmacı, en toparlayıcı, en
uyumlu yaklaşımı ortaya koyduklarını'' savundu.
Baykal, ''Anayasa uygulansın, Anayasa işlesin'' diye Anayasa Mahkemesine
gittiklerini ifade etti.

-''AL SANA MİTİNG''-

Baykal, CHP'ye ''niye miting yapmıyorsun, miting yap'' denildiğini ifade
ederek, CHP olarak miting yapmayı inatla reddettiklerini, bütün toplumun bu
konuda duyarlı hale gelmesini sağlamaya çalıştıklarını kaydetti. Baykal, ''Miting
yapmadık. Sonunda işte Ankara Tandoğan'da 'al sana miting' denildi, İstanbul
Çağlayan'da 'al sana miting' denildi.'' diye konuştu.
Salondakiler, Baykal'ın bu sözlerine, ''Türkiye laiktir, laik kalacak'' diye
sloganla karşılık verdi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, DSP'ye bütünleşme çağrısında bulundu.
Solun bütünleşmesinin, konuşmaya çok elverişli bir konu olduğunu ifade eden
Baykal, bunların çok dikkatli ele alınması gerektiğini söyledi.
Baykal, sol birikimin, 2002 seçimlerinde CHP etrafında yer bulduğunu ifade
ederek, solda bütünleşmenin çok büyük önem taşıdığına olan inancını dile getirdi.
Baykal, bu bütünleşmeyi, ortak ilkeleri, ahlakları çerçevesinde gerçekleştirmek
durumunda olduklarını vurguladı.
Bülent Ecevit'in, DSP ve CHP'de hem genel başkanlık hem de o dönemde
başbakanlık yaptığını, iki partinin ortak simgesi olduğunu belirten Baykal, ''Gün
olmuştur önemli siyasi desteğe sahip olmuştur, gün olmuştur yüzde 1 düzeyine
düşmüştür. Bunların önemi yoktur'' dedi.

-''SİYASETE, ECEVİT'İN ZORLAMASIYLA BAŞLADIM''-

Ecevit'in daima, alçakgönüllülüğü, ahlakı, vatanseverliği, gerçek bir sosyal
demokrat yaşamıyla, zihinlerinde çok özel, saygın bir yeri olduğunu belirten
Baykal, siyasi yaşamına, Ecevit'in ısrarı ve zorlamasıyla başladığını ifade etti.
Baykal, siyasi yaşamı boyunca Ecevit ile beraber olduklarını, kader
ortaklığı yaptıklarını; 12 Mart muhtırası karşısında birlikte gözyaşı
döktüklerini söyledi.
CHP Lideri Baykal, partisinin, Türkiye'nin alternatif siyasi iktidarı ve
tarihine, kurucusuna yakışan bir parti olduğunu savundu.

-''PARADA GÖZÜMÜZ YOK''-

DSP'ye, Ecevit'in kurduğu bir parti olarak değer verdiklerini, saygı
duyduklarını ifade eden Baykal, Ecevit kimliğiyle, DSP ve CHP kimliğinin
bütünleşmesinin önünde hiçbir engelin olmaması gerektiğini vurguladı.
Bu ayrışmayı haklı gösterecek ne ideolojik, ne ahlaki, ne de siyasi çıkara
dayalı bir gerekçeyi ortaya koymanın mümkün olduğunu belirten Baykal, bu
ayrışmanın bir anlamı olmadığını belirtti.
''Ecevit, ortak noktamızdır'' diyen Baykal, Ecevit'in sosyal demokrasinin
saygın bir lideri olduğunu kaydetti.
Baykal, şöyle konuştu:
''Biz sadece DSP ile değil, DSP ile birlikte Ecevit'le bütünleşmek ve
Ecevit'i gelecek kuşaklara büyük bir lider olarak aktarmak istiyoruz.
İnanıyorum ki Ecevit'in adına konulacak ödüllerle, yapılacak yarışmalarla,
CHP'nin Bilim, Kültür ve Sanat Platformuyla, CHP'nin en güzel platformlarıyla,
Ecevit adının buluşmasını sağlamaya ihtiyaç var. Bunu, tüm DSP'li kardeşlerimizle
birlikte yapmak istiyoruz.
Olay, DSP'nin son seçimde aldığı yüzde 1 oy konusu değildir, var olduğu
söylenen parası da değildir. O parada pulda da gözümüz yok. Arkadaşlarımız, bir
vakıfta o parayı toplasınlar, Ecevit, sosyal demokrasi adına nasıl uygun
görüyorlarsa çalışma yapsınlar, o vakfın yönetiminde sadece onlar bulunsunlar.
Bunların hepsi doğaldır. Hiçbir bekleyişimiz yoktur. Biz, sosyal demokrasiyi ayrı
tutmanın sorumluluğunu taşımak istemiyoruz. Biz Ecevit ve DSP ile bütünleşmek
istiyoruz.''
Baykal'ın bu sözleri, grupta bulunanlar tarafından alkışlarla karşılandı.

-''KAVGA ETMEK ÜZERE MEVZİLENMEK İSTEMİYORUZ''-

''Söz konusu olan, içtenlikli, dürüst ve hepimizi bütünleyecek bir
birleşmedir'' diyen Baykal, birleşiyor gibi yapıp, daha sonra kavga etmek üzere
mevzilenmeyi istemediklerini söyledi.
Nihai ve kalıcı bir bütünleşme istediklerini ifade eden Baykal, seçime
yönelik bir siyasi pazarlık için işbirliği değil, iyi ve kötü günde, kucak kucağa
bir bütünleşme istediklerini bildirdi.
Baykal, partilerin yetkili kurullarının, kurultaylarının toplanıp, birleşme
kararının birlikte alınabileceğini; birleşmenin gerektirdiği görev bölümünü de
kurultay kararıyla gerçekleştirebileceklerini vurguladı. Baykal,
''Arkadaşlarımızı, partinin en yetkili noktalarında değerlendiririz. Önümüzdeki
seçime yönelik işbirliğinin çerçevesinde birlikte konuşuruz. Kimse kimseyi
aldatma peşinde değildir. Toplumun önünde, açık, şeffaf, ahlaklı, dürüst, samimi,
birleştirici çalışmaya derhal gireriz'' diye konuştu.

-''İSTEMEKLE KALMIYORUZ, TALEP EDİYORUZ''-

Milletin, meydanların ve kendilerinin, ''Sen bana biraz milletvekilliği ver,
sonra ayrılalım, öbür tarafa geçelim''i istemediğini dile getiren Baykal, ''Ama
birleşme, bütünleşme başımızla beraber. Bunu istiyoruz, istemekle kalmıyoruz,
talep ediyoruz. Gelin bunu yapalım'' dedi.
Hiç kimsenin özel duygularını, toplumun talebinin önüne geçirmeye hakkı
olmadığını belirten Baykal, toplumun talep ve ihtiyacının ortada olduğunu
söyledi.
Baykal, ''Belki herkes üzülecektir. Bilinmesi gerekir ki onlar gözyaşı ile
karar alacaksa, o sadece onların gözyaşı değil, hepimizin gözyaşı olacaktır.
Birlikte ağlayacağız, birlikte güleceğiz'' diye konuştu.
Parlamentoda üçte bir çoğunluğa sahip bulunan CHP'nin, 1 Marttan itibaren ne
sonuçlar aldığının görüldüğünü belirten Baykal, ''Üçte bir ile bunu yapanlara,
inşallah milletimiz destek verecek, yarın çok daha fazla oyla, Türkiye'yi nasıl
ayağa kaldırdığımızı hep beraber göstereceğiz'' dedi.

-''CUMHURBAŞKANI, SENİN PARTİZANIN DEĞİL''-

Baykal, milletin egemenliğinin TBMM'de temsil edildiğini ifade ederek,
getirilen önerinin, ''milletin egemenliğine şirk koşma'' olduğunu öne sürdü.
Baykal, şöyle devam etti:
''(Yeni bir egemen yaratacağız, seçilmiş bir padişah inşa edeceğiz. Şimdi
seçemedik.) Senin anlayış eksikliğinden seçemedin. Bu anlayışla seçmen mümkün
değildi. Sen kendi partizanını dayatmak istedin, seçemedin. Cumhurbaşkanı, senin
partizanın değil. Kendi partizanını şimdi bir başka şekilde seçmeyi deneyeceksin.
Cumhurbaşkanı konusu, kızgınlık, hırsla, intikam alma, 'biz size gösteririz'
anlayışı içinde ele alınacak bir konu değildir.''
Parlamentoda üçte iki çoğunluğuna sahip AK Parti'nin ülkeye istikrar
getiremediğini savunan Baykal, Türkiye'nin ihtiyacının, AK Parti'yi destekleyerek
istikrar sağlamak olamayacağını söyledi.
Baykal, kartopunun yuvarlanmaya başladığını, Ankara, İstanbul, Manisa,
Çanakkale'de Anadolu'nun dört bir yanında halkın, Cumhuriyete, laikliğe,
demokrasiye ve Atatürk'e sahip çıktığını vurguladı.
Tandoğan ve Çağlayan'da yapılan mitinglere işaret eden Baykal, ''Zannetmeyin
ki o gördükleriniz, göreceklerinizin tamamıdır. Ondan çok daha fazlası arkada,
geliyor'' dedi.
Bunların, meydan coşkusundan ibaret sanılmaması gerektiğini ifade eden
Baykal, bu kişilerin çok bilinçli olduğunu; ne yaptığını bildiğini söyledi.
Baykal, kendisine ''saldırma'' ihtiyacı hissedilmesinin, ''Eyvah bunlar
geliyorlar'' kaygısından kaynaklandığını öne sürdü.