2013-03-19 - 13:21
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Çanakkale, İmralı canisi ve örgütüyle hayasız biçimde sürdürülen çözüm süreci için dua istenecek, destek talebinde bulunulacak ve manevi değerlerimizin istismarıyla gözleri boyayacak bir yer değildir, olmayacaktır ve inşallah da olamayacaktır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Çanakkale, İmralı canisi ve örgütüyle hayasız biçimde sürdürülen çözüm süreci için dua istenecek, destek talebinde bulunulacak ve manevi değerlerimizin istismarıyla gözleri boyayacak bir yer değildir, olmayacaktır ve inşallah da olamayacaktır'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, herkesi yakından ilgilendiren hadiselerin seyrinin umut verici olmadığını söyledi.

Hükümetin Türkiye'yi 10 yılda yangın yerine çevirdiğini, ayrımcılığa prim verdiğini, bölücülüğü şevklendirdiğini, yanlışı kurumsallaştırdığını savunan Bahçeli, ''Rotasını şaşıran, her yönden iflas eden, milli kimlikle yolunu çoktan ayıran Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye'yi kapkara, zehirli sarmaşıklarla çevrili bir sürecin içine getirmiştir. Türk milleti bu siyasi zihniyetin elinde daha fazla hırpalanmayı ve acımasızca sindirilmeyi hak etmemektedir'' dedi.

Bahçeli, gelecek yıl yapılacak yerel seçimlerin fırsat olduğunu ifade ederek, çalışmalarını her düzeyde ve her alanda yoğunlaştırdıklarını söyledi. Bu kapsamda Kocaeli ve bazı Karadeniz illerinde katıldığı programlar hakkında bilgi veren Bahçeli, bu kentlerde gördükleri ilgi ve yakınlıktan memnun olduklarını belirtti.

Yerel seçimlerin milletin uyanışına sahne olacağına inandığını dile getiren Bahçeli, ''Arkasından yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle AKP'ye bir uyarı verilecektir ve normal zamanı 2015 yılının Haziran ayı olan Milletvekilliği Genel Seçimleri'yle de AKP iktidardan uzaklaştırılacaktır. AKP iktidardan düşecek, iktidarı kaybedecek ve doğruca Yüce Divan'a gidecektir'' diye konuştu.

Bahçeli, Türk milletinin tarihi mevcudiyetinin, üzerinde yaşadığı vatan coğrafyasıyla, birlikte yaşamasını teminat ve güvenceye alan zengin milli kültürüyle, acılara birlikte göğüs germe şuuruyla, başarılara beraberce tutunma tercihiyle ve gelecekte de bir ve bütün halinde var olma ülküsüyle sağlamlaştığını belirterek, bundan geriye dönüş olmadığını söyledi.

Tüm karşı çıkış ve itirazlara rağmen, Türk milletinin var olduğunu ve var olacağını vurgulayan Bahçeli, ''İsimsiz millet inşa etmeye, Türklüğü geriye çekmeye, Anayasa'dan atmaya, mazimizi istismar edip süreç sözleriyle sündürmeye kimsenin, hele iktidar anlayışının hiç hakkı yoktur'' diye konuştu.

Devlet Bahçeli, dün 98. yıl dönümü kutlanan Çanakkale Deniz Zaferi'nin en kesif orduların maskaraya döndüğünün ve en modern savaş gemilerinin etten bir duvara çarparak denizin dibine battığının özeti olduğunu ifade ederek, ''Çanakkale'de yaşanan destan, inancın gülleye, imanın ateşe ve vatan sevgisinin mermiye galebe çalmasıyla şekillenmiş ve tescillenmiştir'' dedi.

Çanakkale'nin, bir coğrafi bölgenin adından önce, her karış toprağına bir yiğidin, bir vatan evladının uzandığı dünyanın en büyük şehitliği olduğunu dile getiren Bahçeli, ''Çanakkale, yalnızca bir ordunun verdiği ihtişamlı bir mücadele değil, binlerce yılda yoğrulmuş asil Türk milletinin, maddi ve manevi bütün güçleriyle gerçekleştirdiği bir var oluş savaşıdır. Çanakkale, dönemin en büyük küresel gücüne karşı, bir karış bile vermemek için, kanı ve canı ile vatan topraklarını mühürleyen Türk milletinin varlık mücadelesidir'' diye konuştu.

Teslimiyetçilerin Çanakkale'yi anlamayacağını savunan Bahçeli, şunları söyledi:

''Çözümcüler, bölücüler, eş başkanlar, teröristler ve elbette hainler Çanakkale'yi göremeyecekler ve bilemeyeceklerdir. Çünkü Çanakkale, Türk milletinin nabız atışı, can evi, vicdan senedi, şah damarıdır. Çünkü Çanakkale, tek dişi kalmış canavarın kuyruğunu kıstırarak def olup gittiği yerin adıdır. Çünkü Çanakkale, kınalı kuzuların şehadet ipine sımsıkı sarılarak, asalet, fazilet, ahlak, maneviyat ve vatan mücadelesi verdikleri mehabet dolu hatıraların toplamıdır.

Başbakan Erdoğan dün yaptığı konuşmasında, milliyetçilik anlayışlarının çerçevesinin Çanakkale'de çizildiğini ifade etmiş, milliyetçiliğin şehitlere sahip çıkmak olduğunu belirtmiştir. Türk milleti böylesine gel-gitleri olan, böylesine kafası karışık, böylesine bayatlamış, diliyle kalbi arasında böylesine uçurumlar olan birisini ne görmüştür, ne de yönetimi altında bulunmuştur. Sayın Başbakan, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan sen değil miydin? 'Türklükle karşıma gelmeyin' diyen sen değil miydin- Türk milletini 36'ya bölme çabasından sakınmayan, Çanakkale önlerine gelen emperyalistlerin torunlarıyla Türklüğe ve milliyetçiliğe eş güdüm halinde ve işbirliği içinde savaş açan sen değil miydin? Ne oldu da Çanakkale'de millet, milliyet ve milliyetçilik konusunda ahkam kesmeye, nasıl anlaşılacakları üzerinde kafa yormaya başladın?

Bunlarla da yetinmeyen Başbakan, sömürgeci saflarda, haçlıların nam ve hesabıyla Çanakkale önlerine gelen bazılarının, ezan sesini duyunca, kandırıldıklarını ve aldatıldıklarını gördüklerini iddia etmiştir. Kutsal topraklarda yabancıların kışkırtmasına kapılarak ecdadımıza ihanet edenleri, emperyalistlerle bir olup kuyumuzu kazanları, arkamızdan vuranları unutalım, boş verelim mi istiyorsun? Cihat ve gazayı rehber edinmiş Müslüman milletimiz, düşmanı dost, katili kardeş, hainlikleri sıradan gören omurgasız, iradesiz, ilkesiz, tarihsiz, köksüz, şahsiyetsiz, sinmiş bir kalabalık mı olsun? Düşmanlıklar elbette ilelebet yaşamaz, yaşamamalıdır. Ancak tarihten, yaşanmışlıklardan ders ve sonuç çıkarmış milletler tehlikenin ne taraftan geleceğini, asıl tehditlerin nereden doğacağını bilecek ve buna göre geleceğini planlayacaktır.''

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın milliyetçiliği ve milleti bilmediğinden Çanakkale'yi de anlayamayacağını öne sürerek, şöyle devam etti:

''Çanakkale'de yükselen millet evlatları, vatanı bölmeye, Türklüğü kovmaya, hürriyetimizi çalmaya çalışan alçaklara karşı kanlı gömlekleriyle mücadele etmişler, ülküleriyle devleşmişlerdir. Senin giydiğin gömleğinin önünde ABD, arkasında AB, bir yanında Barzani, diğer yanında Öcalan ve PKK yazarken, nasıl olur da Çanakkale'ye anlam yüklemeye, ne hakla çiğnediğin milliyetçiliği kendine mal etmeye cüret edersin?

Çözüm süreci işportasında Türk milletini kelepir fiyatla devretmeye girişenlerin, kıyılarımızı kirleten düşmanların bugünkü uzantılarıyla müzakere edenlerin, samimiyetle anlayacakları ve kabullenecekleri bir yer değildir Çanakkale. Ve elbette Çanakkale, İmralı canisi ve örgütüyle hayasız bir biçimde sürdürülen çözüm süreci için dua istenecek, destek talebinde bulunulacak ve manevi değerlerimizin istismarıyla gözleri boyayacak bir yer de değildir, olmayacaktır ve inşallah da olamayacaktır.''

Başbakan Erdoğan'ın şehidi bilemeyeceğini ve şehitlerin hakkını koruyamayacağını öne süren Bahçeli, ''Dün Çanakkale önlerinde dünyayı başımıza yıkmayı amaçlayanların üç nesil sonraki evlatlarıyla kol kola girmiş, kanlı projelerin eş başkanlık görevini üstlenmiştir. Şundan eminiz ki bugünkü siyasi zihniyetin temsilcileri dün Çanakkale'de bulunsaydı, düşman saflarında Müslüman Türk milletine mermi sıkar, top atar ve ölüm kusardı'' dedi.

Bahçeli, Erdoğan'ın tarafının belli olduğunu ifade ederek, ''Milliyetçi Hareket Partisi, şehitlerimizin emanetçisi, Türklüğün bekçisi, milliyetçiliğin bereketli sancağı, Türk milletinin hizmetkarı ve Türkiye'nin son şansı olarak senin ve hedeflerinin muarızıdır. AKP ise Çanakkale'de durdurulanların elçisi, Sakarya'da tekmelenenlerin ileri karakolu, Dumlupınar'da kovulanların ta kendisidir'' şeklinde konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in açıklamalarından TBMM'nin PKK'nın hedefleri için seferber edileceğinin anlaşıldığını belirterek, ''TBMM'yi Kandile çevirmeye gayret eden ahlaksızlar dikkat ediniz. Öcalan'ı sözde barış ve çözüm elçisi sıfatıyla millet huzuruna çıkarmaya çalışan pervasızlar ayağınızı denk alınız'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iki gün sonra Nevruz Bayramı'nın kutlanacağını anımsattı.

Nevruz Bayramı'nın, Türk milletinin bir değeri olarak yüzlerce yıldır kutlandığını anlatan Bahçeli, ''Nevruz kavuşmanın, paylaşmanın, engin muhabbetin, hoşgörü ve sevginin gür akan ve debisi yüksek milli ve manevi nehridir. Bu nehirde bin yıllık kardeşliğimiz akmaktadır'' dedi.

Nevruz Bayramı'nın aslına sadık olarak kutlanmasını, yeniden maddi ve manevi anlamda diriliş ve doğruluşa vesile olmasını dileyen Bahçeli, şöyle konuştu:

''Bu iyi ve olumlu düşüncelerimize rağmen bu yılki nevruzun tamamıyla bölücü emellere ipotek ettirildiği, İmralı canisinin hezeyan ve küstahlıklarına sahne olacağı şimdiden anlaşılmıştır. Maalesef tüm olumlu ve samimi görüşlerimiz, kutlanacak Nevruz Bayramı'nda sakatlanacak, katilden, eli kanlı teröristten beklenen tılsımlı açıklamalar her şeyin önüne geçecektir. Nevruz Bayramı'na henüz zaman varken, AKP iktidarı geçtiğimiz Pazar günü PKK maşası BDP ve bölücü mihraklara ortam açmış, kutlama yapmaları için ikramda bulunmuştur. Merakım, AKP milletvekili değerli arkadaşlarımın, bu ortam içinde Nevruz Bayramı'nı hangi duygularla ve nasıl kutlayacağıdır.

Başta İstanbul Kazlıçeşme olmak üzere, İmralı canisinin posterleri artık hiçbir çekinme veya korku emaresi gösterilmeden ulu orta asılmış, terörist başına özgürlük mesajları saygısızca verilmiş, Kürt kökenli kardeşlerimize statü talebi dillendirilmiştir. Ülkemizin değişik yerlerinde, isyankarlar bölücülük kartelinin vahşi ve barbar piyonları millet ve devlete alenen meydan okumuşlardır. Verilen tavizler PKK ve yandaşlarını şımartmış ve coşturmuş, adeta bağımsız Kürdistan provaları yapılmıştır.

Bu ortamda Türk bayrağı provokasyon vasıtası olarak görülmüş, millet ve vatan değerlerini savunanlar provokatörler olarak itham edilmiştir. AKP'nin yönetimindeki Türkiye'de Türklük suç, milliyetçilik suçlu, millet kusurlu, bayrak tahrik, Türkçe ayıp, vatan pay edilecek sahipsiz arazi olarak görülür duruma gelmiş ve bu şekilde tanımlanmıştır.''

Bahçeli, Kürt kökenli vatandaşların, milletin eşit, saygın ve yeri dolmayacak fertleri, bin yıllık kardeşliğin mukaddes temsilcileri olduğunu vurgulayarak, siyasi, sosyal, ekonomik haklardan yararlandıklarını söyledi. Devlet Bahçeli, ''Bize göre, ülkemizin her yöresinde eşit ve onurlu bir şekilde yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimi sözde Kürt sorunu nağmesiyle terörün peşine takmak, PKK'yı temsilcileri gibi sunmak en büyük soysuzluktur'' dedi.

AK Parti'nin, terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeleri sıklaştırdığını ve ihanet adımlarını hızlandırdığını öne süren Bahçeli, dün yeni bir BDP heyetinin Öcalan ile görüştüğünü, Kandil'den, Avrupa'dan ve partilerinden yazılan cevabi mektupları teslim ettiğini anımsattı.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bölücü siyasetin duayenleri, AKP icazetiyle, şehitlerimizi andığımız, Çanakkale Deniz Zaferi'ni idrak ettiğimiz ve hatta Ergenekon Davası'nda müebbet ceza taleplerinin yağmur gibi yağdığı bir günde, İmralı canisiyle buluşmuşlardır. Başbakan Erdoğan Çanakkale'de şehitlerimizi istismar ederken, az ötede terörist başıyla 3 BDP'linin buluşmasını ve kucaklaşmasını ayarlamış, bölücü çöpçatanlığa soyunmuştur. Terör kurmak ve terörist olmakla suçlanan genelkurmay başkanları, ömür boyu ceza teklifiyle eziyete ve hukuksuzluğa uğrarken, gerçek terörist başı sözde çözüm ve barış ortağı olarak takdim edilmiş, mesajları kamuoyuna hevesle aktarılmıştır.

Diyebilirim ki Başbakan Erdoğan, İmralı canisiyle yürüttüğü pazarlıkların ana teması olan 'Al Başkanlığı, Ver Özerkliği' takasına yeni halkalar eklemiştir. Bu çerçevede görünen gerçek şudur; 'Al PKK'yı, Al Özerkliği, ne Yaparsan Yap TSK'yı', 'Çıkar PKK'yı, İçeri At TSK'yı', 'Kurtar PKK'yı, Mahkum Et TSK'yı'. Olan budur, tüm gelişmelerin istikameti buraya doğru gitmektedir. Başbakan Erdoğan PKK-yla birlikte, Türk milletine ve Türk ordusuna tuzak kurmakta, kara çalmakta ve değirmen gibi öğütmektedir.''

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin çok kötü duruma düşürüldüğünü ve İmralı'da yatan teröristin ağzına bakar hale getirildiğini savunarak, ''Türkiye'yi yöneten bu iktidar anlayışı Pandora'nın kutusunu açmış, bölücü terör örgütüne ruhunun ve vicdanının tapusunu bedelsiz devretmiştir'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ileri demokrasisinin, gerçek anlamda PKK demokrasisi olduğunu iddia eden Bahçeli, ''PKK rest çektikçe AKP pusmaktadır. PKK sözde jest yaptıkça AKP mest olmaktadır. İmralı canisi mesaj verdikçe Başbakan sinmekte, saklanmakta, ağzını dahi açamamaktadır. Fırsat bulursa da yurt dışına kaçmaktadır. Türk milleti böylesi bir iktidara layık değildir'' dedi.

Öcalan'ın bildik ezberlerini ''tarihi mesaj'' diyerek, birkaç gün sonra duyuracağını savunan Bahçeli, terör örgütü ele başının önümüzdeki günlerde muhtemelen sözde demokratikleşme ve çift taraflı ateşkes çağrısında bulunacağını, serbest kalmanın arayışında olacağını, TBMM'nin devreye girmesini bekleyeceğini, yasal ve anayasal değişiklikler talep edeceğini, terör örgütünün ''mekap'' yöntemiyle sınır dışına çıkması temennisinde bulunacağını, özerk bir yönetimin hayata geçirilmesini şifreli sözlerle muhataplarına ileteceğini iddia etti.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in açıklamalarına göre TBMM'nin terör örgütünün hedeflerine seferber edileceğini savunan Bahçeli, şunları söyledi:

''Milli hakimiyetin bu kutlu çatısı, Gazilik unvanıyla baş tacımız olan bu büyük millet eseri çözülmeye, çöküşe ve çürümeye payanda yapılacaktır. Ancak iyi bilinsin ki, Türk milletinin bu mukaddes emanetini, kurtuluşumuzun ana karargahını ve kalbini, PKK'nın önüne paspas etmeye çalışanlara fırsat vermeyiz ve hepsinin de alnını karışlarız. Türk milletinden yüz bulan, bununla yetinmeyerek astarını da isteyen AKP köhnemişliğinin, TBMM'yi eşkıyanın oyuncağı haline çevirmesine göz yummayız, izin vermeyiz ve bu şehit emanetinin şerefiyle de oynatmayız.

TBMM'yi Kandil'e çevirmeye gayret eden ahlaksızlar dikkat ediniz. Öcalan'ı sözde barış ve çözüm elçisi sıfatıyla millet huzuruna çıkarmaya çalışan pervasızlar ayağınızı denk alınız.

Köklü çözüm peşinde olduklarını söyleyenler size söylüyorum, İmralı kölesi olan, Kandil muhipliğinde karar kılan ve PKK kılavuzluğunda demokratikleşme arayan reziller, size açıklıyorum, 'Türkiye'nin İmralı sürecine ihtiyacı vardır' diyenler size bildiriyorum, 'Hiç bu kadar iyimser olmamıştık, iyi şeyler olacak' kuruntusuna kapılanlar size beyan ediyorum, 8 kamu görevlimizin tutanakla bırakılmasını jest olarak yorumlayan, iyi niyet olarak gören zavallılar size diyorum, parantez açıp kapatmakla uğraşan, 'Ya birlikte yürüyeceğiz, ya da bizi lime lime edecekler' ifadeleriyle Türk milletine ölümü gösteren gafiller size haykırıyorum, milli devlet yapısının talepleri karşılayamadığından dolayı güncellenmesi gerektiğini söyleyen şaşırmış ve esir olmuş zihniyetler size konuşuyorum, 'İşler iyi gidiyor, bu işi bitireceğiz, dua edin, destek verin, Öcalan'ın doğru söylediğine doğru deriz' yaygarasını koparan katranlaşmış vicdanlar sizlere sesleniyorum; başaramayacaksınız, muvaffak olamayacaksınız, firavun tavırlarınızla önümüzü tıkayamayacaksınız.

Sizin doğrunuz Öcalan'ın doğrusu olsun, bizim doğrumuz Türk milletidir. Sizin piriniz Öcalan, rehberiniz PKK, bölünme trafonuz Kandil olsun; bizim yeminimiz Türk milletinin varlığı korumak ve Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü sağlama almaktır. İkazla bildiririm ki Milliyetçi Hareket Partisi ve Türk milleti son sözünü henüz söylememiştir. Türk devletinin kolonlarını devirmeye, Türk milletinin maddi ve manevi hazinesini çarçur etmeye, milli kimliğini bölücülük alevinde yakmaya kalkışanlar; Milliyetçi Hareket Partisi olduğu sürece kabusu yaşayacaklar, seraba batacaklar, hayal balonu kafalarında patlayacaktır.''

Bu arada MHP'nin TBMM Grup toplantısına, Balyoz Planı Davası'nın tutuklu sanığı MHP'den İstanbul Milletvekili seçilen Engin Alan'ın eşi Nevin Alan da katıldı. Alan, en ön sırada Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın yanında oturdu.

Konuşmasının ardından Alan ile tokalaşan Bahçeli, ''Şeref verdiniz. Katılmanız konuşmamı heyecanlandırdı'' dedi.

Grup toplantısından ayrılırken soruları yanıtlayan Bahçeli, Ergenekon Davası'nda Cumhuriyet Savcısı'nın verdiği esas hakkındaki mütalaayla ilgili olarak, ''Yağmur gibi müebbet hapis cezası talebinde bulundular'' dedi. Mahkemenin sonuçlanmadığını belirten Bahçeli, mahkeme heyetinin vicdanen hareket edeceğini, dosyaya göre değerlendirme yapacağını ve kararın beklenmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, mütalaada örgüt liderinden bahsedilmediğinin belirtilmesi üzerine, ''Lidersiz örgüt olmaz'' dedi.