2012-10-11 - 15:25
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden üç milletvekiline gündemdışı söz verdi. Genel Kurul'da, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi görüşüldü. Görüşmelerinin ardından BDP'li milletvekillerinin ret oyu verdiği tezkere, AK Parti, CHP ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden üç milletvekiline gündemdışı söz verdi.
Yakut, daha sonra Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon yetkisinin uzatılmasıyla ilgili tezkerenin görüşmelerine başlanacağını duyurdu.
Ancak, BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, önce grup önerilerinin görüşülmesi gerektiğini ifade ederek, itiraz etti.
Bunun üzerine Yakut, birleşime ara vererek grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.
Toplantının ardından, grup önerilerinin ele alınacağını belirten Yakut'a, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, grup başkanvekilleriyle yaptığı toplantıya CHP'nin davet edilmediğini belirterek, bunun kabul edemeyeceklerini söyledi.
Bunun üzerine Yakut, birleşime ikinci kez ara vererek grup başkanvekillerini yeniden toplantıya çağırdı.
Aranın ardından BDP grup önerisinin görüşülmesine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup önerileri ile Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinin sıralaması tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, önce tezkerenin görüşüleceğini duyurduğunu ancak itiraz üzerine ara verdiğini söyledi. Eliştaş, verilen arada MHP ve BDP grup başkanvekillerinin, tezkere görüşmeleri için genel başkanlarının saat 17.00'de Genel Kurul'a geleceğini, bu nedenle tezkere görüşmelerinin daha sonraya alınması talebini, nezaketsizlik olmaması için kabul ettiklerini kaydetti.
Elitaş, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin toplantıya katılmadığını söylemesi üzerine birleşime ikinci kez ara vermesini de eleştirdi.
Tezkere görüşmeleri için Hükümet'in ve bürokrasinin yerine oturduğunu anımsatan Elitaş, başlayan bir işin yarım bırakılmasının usule aykırı olduğunu ifade etti. Elitaş, ''Gruplar adına konuşmalar için isim verilmedi, siz de sadece şahsı adına konuşacak iki ismi okudunuz. Sadece onları çağırmanız gerekiyordu, işlemde bir hata var'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da Başkanlık Divanı'nın tutumunun, doğru, insani olduğunu ifade etti.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da Elitaş'ı, ''Grup önerisi görüşmeleri başladıktan sonra böyle bir tartışma açmanızı kınıyorum'' dedi.
Tutumu üzerine açılan usul tartışmasına yanıt veren Yakut, tezkerelerin, Danışma Kurulu ve grup önerilerinden önce veya sonra işleme alınması şeklinde daha önce iki uygulamanın bulunduğuna işaret etti.
Yakut, Başbakanlık tezkeresinin önce işleme alınmasında sakınca görülmediğini ancak bazı grupların talebi üzerine işlem sırasının değiştirildiğini belirterek, bu konuda başkanlığın takdir yetkisinin bulunduğunu kaydetti. Yakut, iyi niyetli yapılan değişikliğin tartışmalı hale gelmesinin üzücü olduğunu vurgulayarak, şekilden ziyade esası tartışmanın daha yararlı olacağını dile getirdi.
Tartışmanın ardından BDP'nin, cezaevindeki tutuklu kadınların sorunlarına ilişkin Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisinin görüşmelerine geçildi. Görüşmelerden sonra BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine başlandı.
Genel Kurul'da, CHP'nin muhtarların sorunlarıyla ilgili, MHP'nin de belediyelerle ilgili araştırma önergelerinin bugün ele alınması yönündeki grup önerileri kabul edilmedi.
TBMM genel Kurulu'nda daha sonra terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine geçildi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, terör örgütü PKK'yı bertaraf etmek amacıyla tezkereyle izin istendiğini belirterek, ''Taraf olduğunuzu nasıl bertaraf edeceksiniz-'' diye sordu.
MHP Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Oktay Vural, 13 Ekim'de Ankara'da teröre karşı düzenlenecek mitingin, siyasi iradenin talebi üzerine iptal edildiğini söyledi. Demokratik hakkın engellenmesini kabul etmediklerini ifade eden Vural, ''Milletin, demokratik bir şekilde teröre karşı nasıl dimdik ayakta durduğuna ilişkin demokratik tepkinin ortaya konulması için Hükümet devreye girmeli'' diye konuştu.
Vural, TBMM olarak Hükümet'e, terör örgütüyle müzakere etmesi için değil; terörle mücadele etmesi için yetki verdiklerini belirterek, ''Taraf haline getir diye değil, bertaraf et diye veriyoruz. Bu milletin egemenliğini ortadan kaldırmak isteyen, güvenliğimizi ortadan kaldırmak isteyenlere karşı, egemenliğimizi temsil eden Türk bayrağımızın orada hakim olmasını istiyoruz'' dedi.
2002'de terörle mücadeleyi kazanan bir Türkiye'nin, 2012'de terör örgütünün muhatap alındığı bir Türkiye haline dönüştüğünü savunan Vural, tezkerelerin, Hükümet'in siyasi girişim ve uyarılarının başarısız olduğunu söylediğini belirtti. Vural, tezkerelere bakıldığında Hükümet'in, başarısız bir terörle mücadele anlayışını ortaya koyduğunu gösterdiğini öne sürerek, ''PKK terör örgütünü bertaraf etmek amacıyla tezkereyle izin istiyorsunuz. Taraf olduğunuzu nasıl bertaraf edeceksiniz-'' diye sordu.
Vural, sözlerini, ''2002'de terörist başı İmralı'da hücresini yolunu bulamayan bir mahkumdu, bugün Türkiye'ye yol haritası sunacak hale gelmiştir. 2002'de gardiyanların muhatabı olan İmralı canisi, şimdi siyasi iradenin muhatabı olmuştur. 2002'de 'devlete hizmet etmeye hazırım' diyen İmralı canisi, bugün 'Devlet bana nasıl hizmet eder' noktasına gelmiştir. 2002'de şehitlerimiz için gözyaşı dökülürdü, bugün teröristler için gözyaşı döken emniyet amirlerinin, bunu insani ve vicdanı bulanların yönettiği ülke var. 2002'de her yer PKK için güvensizdi, şimdi her yer adeta güvenli bölge haline getirildi. 2002'de teröristler yalnızca dağdaydı, şimdi şehirlerimizin ortasında kaymakamı, öğretmeni kaçırıyor. Dün İmralı canisi terörist başıydı, bugün Genelkurmay Başkanı terörist başı oldu'' diye tamamladı.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Meclis'in açılışının hemen ardından TBMM gündemine gelen konulardan birinin yine ''savaş'' tezkeresi olduğunu, bunun, adeta her yıl tekrarlanan bir rutin haline geldiğini söyledi. Buldan, Meclis'in ilk mesaisini, ''savaş hazırlıkları için yapmasının hazin olduğunu, akılla izan edilemeyeceğini'' savundu.
Buldan, ''Herkesin refah, barış, güven içinde yaşadığı bir yurt haline getirdiniz mi bu ülkeyi; maalesef sağlayamadınız. Yüzyıllık imha, inkar, savaş politikaları her zaman olduğu gibi daha fazla kaybettirdi; bizlere, halkımıza, hepimize. Savaşın milyar dolarlık maliyeti, Türkiye halklarını daha da fakirleştirmiştir. Çözümsüzlük, Filistin-İsrail örneğinde nasıl olağanlaştırılmışsa, Türkiye'de de ölümler olağanlaştırıldı. Kaybedilen hayatlar, düzenlenen törenler günlük mesai haline gelmiştir'' diye konuştu.
Devlet tarafından, ''Şehitler ölmez, vatan bölünmez'' gibi, ''hamaset'' sloganlarıyla ölüme güzellik katıldığını öne süren Buldan, düşük yoğunluklu savaşın, orta yoğunluklu savaşa dönüştüğünü, savaş harcamalarına ağırlık verildiğini iddia etti.
''Bu savaş nasıl başladıysa öyle de bitebilir'' diyen Buldan, onurlu ve kalıcı bir barış ortamı sağlanabileceğini, bunun için tarafların samimi, güven veren adımları atmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Buldan, sözlerini şöyle tamamladı:
''Her seferinde 'Kürt kardeşlerim' diyorsan sonra da 'anadilde eğitim hakkı yoktur' diyorsun, inkar ediyorsun, ret ediyorsun, gasp ediyorsun. Zalimlik değilde bu yaptığınız ne- Anadiliniz size ne kadar haksa bize de o kadar haktır. Ezeli beri bu coğrafyada dili, kültürü ile Kürt olarak yaşayan bir halkın dilini asla pazarlık konusu yapmayacağı çok iyi bilinmeli. Kürtçe seçmeli dersin yeterli olduğunu kimse bize söylemesin. Anadil seçiliyor mu ki seçmeli anadil dersi olsun- Korkarım ki bu zihniyetle yakında hızınızı alamayıp, seçmeli millet kavramını ortaya atıp, seçmeli Kürt kavramını ortaya atacaksınız. Yaşamını yitiren insan olduktan sonra geriye kalan acının telafisini yapmak imkansızdır. Sayın Başbakan'dan, halkına karşı sorumlu davranarak, hiçbir hesaptan çekinmeden adım atmasını, kanlı sürece son verecek müzakereleri acilen başlatmasını talep ediyoruz. Tezkereye, ret oyu kullanacağız.''
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, AK Parti Hükümeti'nin dış politikasını eleştirerek, ''Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde süt dökmüş kedi gibiydiniz. Mavi Marmara olayında 9 vatandaşımız katledildi. Hala İsrail'e özür diletemediniz'' ifadelerini kullandı.
Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri sırasında CHP Grubu adına söz alan Çıray, Türkiye'nin çok kötü yönetildiğini, gerçeklerin Hükümet tarafından çarpıtıldığını iddia etti.
''Milletimize psikolojik harekat uygulayan bir Başbakan'ın zorbalık rejiminde bu kürsüde çok açık sözlü olmalıyız'' ifadesini kullanan Çıray, ''Suriye'nin ben düşürdüm diye ilan ettiği uçağımızda 2 şehit vermemize sessiz kalan Sayın Başbakan, isteseydi önleyebileceği elim Akçakale olayı üzerene geçen hafta alelacele savaş tezkeresi getiriyor. O kadar acele getiriyor ki sabaha alıyorlar tezkereyi. Biz acaba öğleden sonra savaşacaklar mı diye beklerken AKP sözcüleri televizyonlara dağılıp 'biz bu tezkereyi savaş için çıkarmadık' demeye başlıyorlar. Bu o kadar ileri gitti ki Sayın Başbakan blöf yapmıyoruz demek zorunda kaldı. İnandırıcılıklarını kaybettiler ama bu Hükümet'in düştüğü durum bizi üzüyor'' şeklinde konuştu.
Başbakan'ın ve AK Parti Hükümeti'nin inandırıcılığını kaybettiğini öne süren Çıray, ''Çünkü siz Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde süt dökmüş kedi gibiydiniz. Mavi Marmara olayında 9 vatandaşımız katledildi. Hala İsrail'e özür diletemediniz. En önemlisi gittikçe yalnızlaşıyorsunuz. Yalnızlaştıkça sertleşiyorsunuz. Keşke Başbakan büyük Türkiye'nin ağırlığını taşıyabilseydi. O zaman caydırıcı olmak için tezkereye gerek kalmazdı'' ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılma sürecini hatırlatan Çıray, Türkiye'nin ağırlığının bu o dönemde böyle bir süreci yönetmeye yettiğini öne sürdü.
Çıray şöyle devam etti:
''Bizim Başbakan korkuyor. Bunu sadece TÜSİAD Başkanı sezmiş olsa sorun yok da bütün dünya bizim Başbakan'ın korktuğunu fark etmeye başladı. İşte böyle zamanlarda korkak ve başarısız siyasetçiler, başarısızlıklarını örtmek için, diktalarını pekiştirmek için savaşı çare görebilirler.
CHP sadece milli davaların yanında yer alır. Suriye meselesi Türkiye'nin milli davası değildir. Daha önemlisi mevcut Dışişleri Bakanı yüzünden milli felaketimiz olabilir. Çünkü Suriye'yi karıştırdığımız yetmedi, şimdi de uçak meselesi yüzünden Rusya ile bozuşuyoruz. Üstelik enerjide Türkiye'yi tam göbeğinden Rusya'ya bağlamışken. Bütün bunlara rağmen Suriye milli davamız olsaydı eğer, savaşa en önde gitmeyen namertti. Siz savaşmak için milli dava mı arıyorsunuz- İşte ilk hedefiniz Kıbrıs o zaman. Kıbrıs'ta bizim hakkımız olan gazı, petrolü paylaşıyorlar, gık çıkaramıyorsunuz.''
''Bu ilkbaharda yapmanız gereken tek şey var, yürüyüp Irak'ın kuzeyine gireceksiniz kardeşim. Yok 'gir' emrini başkalarından bekliyorsanız, şehitlerin kanında boğulursunuz'' diyen Çıray, Başbakan Erdoğan'ın ''Biz aşiret reisleriyle muhatap olmayız'' dediği halde AK Parti Kongresi'nde Barzani'ye ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' diye tezahüratta bulunulduğunu iddia etti.
Türkiye'nin bir aşiret devleti olmadığını belirten Çıray, ''Bizim muhatabımız Irak merkezi Hükümetidir'' dedi.
Siyasetin bu kadar iki yüzlülüğü kaldıramayacağını ifade eden Çıray, bu tezkerenin de öncekiler gibi olmamasını dileyerek, tezkereye olumlu oy vereceklerini kaydetti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Çıray'ın 20 dakika konuştuğunu, ancak konuşmasında hiç fikir kırıntısı olmadığını öne sürerek, ''Konuşmasında sadece hakaret var. 'Acziyet' diye, 'nankör' diye hitap ediyor. Etrafı acizlerle dolu insan başkasını da aciz olarak görür. Herhalde karşısında bir ayna var, kendisine konuşuyor'' ifadelerini kullandı. Elitaş, AK Parti Kongresi'nde Barzani için ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı atılmadığını, oradaki gençler tarafından Başbakan Erdoğan'a yönelik olarak bu sloganın atıldığını ifade etti.
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, PKK'nın, Türkiye'nin gelişmesini istemeyen iç ve dış mihrakların kullandığı cinayet şebekesi olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümet'e verilen yetkiyi 1 yıl daha uzatan Başbakanlık Tezkeresi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan İşler, PKK terör örgütünün saldırılarının sürdüğünü söyledi.
''Örgütün kadın, yaşlı çocuk demeksizin gerçekleştirdiği saldırılarda artış var'' diyen İşler, bu saldırıların, kapsamlı siyasi reformların hayata geçirildiği bir dönemde artmasının tesadüf olmadığına işaret etti.
İşler, ''PKK, Türkiye'nin gelişmesini istemeyen iç ve dış mihrakların kullandığı bir cinayet şebekesidir. Terör, Türkiye'nin güçlü ekonomisini, ileri demokrasisini hedef almaktadır. Terör hiç bir şekilde Kürt kardeşlerimizin haklarını savunmamaktadır. Terör örgütü Kürtlerin haklarını savunsaydı, kundaktaki bebeği, çocukları öldürür müydü- Kürtlere hizmet eden doktorları, öğretmenleri öldürür müydü-'' diye konuştu.
PKK'nın, Türkiye'ye karşı dışarıdan kullanılan bir maşa olduğunu ifade eden İşler, sahada çaresiz kalan, eylem yapamaz duruma gelen örgütün şimdi caddeleri, sokakları ve okulları hedefine aldığını vurguladı. İşler, ''Kürt kardeşlerimizin despotizme, baskıya, zulme karşı bölgede esen bahar rüzgarlarından etkilenerek, kendilerine her türlü baskı, şantaj, tehdit uygulayan; canına, malına ve özgürlüğüne kasteden bu menfur terör örgütüne ve onun mensuplarına karşı Kürt baharı başlatmasının zamanı gelmiştir'' dedi.
İşler, AK Parti'ye karşı yapılan darbe planları ve ekonomik krizlerden sonuç alamayanların elinde kalan tek unsurun terör olduğunu söyledi.
Irak'ın kuzeyindeki PKK kamplarında teröristlere eğitim verildiğini, Türkiye'ye karşı yapılacak saldırılar için üs olarak kullanıldığını ifade eden İşler, tezkerenin tek amacının terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki varlığına son vermek olduğunu belirtti. İşler, terörle mücadelenin iktidarıyla ve muhalefetiyle herkesçe yapılması gerektiğine işaret ederek, ''Tezkerenin süresinin bir yıl daha uzatılması konusunda desteklerinizi esirgemeyeceğinizi umuyorum'' dedi.
İşler, AK Parti'nin dış politikada onurlu bir politika izlediğini ve kimseden talimat almadan, dik durarak adımlarını attığını kaydetti. Arap baharı başladığı zaman, ''biz, zalimlerin diktatörlerin yanında yer almayacağız, mazlum halkların yanında yer alacağız'' dediklerini anımsatan İşler, bu çizgiden şaşmadıklarını söyledi. İşler, ''Esed ile önceden iyi olduğumuz eleştirisi yapılıyor. Ancak biz Esed ile kol kola iken, o toplarını halka çevirmemişti'' diye konuştu.
Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden bir partinin bu konuda bugün yanlış tarafta kaldığını savunan İşler, ''CHP olarak Esed'e heyet gönderen siz değil miydiniz-'' diye sordu.
Esed'le CHP heyetinin yanyana çekilmiş fotoğrafını gösteren İşler, ''İşte Esed'le yanyanasınız'' dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Barzani'nin AK Parti Kongresi'nde, alkışlarla karşılandığını, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' tezahüratları atıldığını söyledi.
''2007'den bu yana aldığınız tezkerelerin hangisini kullandınız-'' diye soran Hamzaçebi, ''Cumhuriyeti o zamanki milletin temsilcisi olan CHP kurdu, biz bununla övünüyoruz ama anlaşılan sizin cumhuriyetle bir sorununuz var'' diye konuştu.
Hamzaçebi, ''Evet Esed'e gittik, sorunu yerinde tespit etmek için gittik ama Başbakan gibi tatil yapmadık'' dedi.
Bunun üzerine kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Esed'i Türkiye'ye davet ettiğini inkar etmediklerini ifade ederek, ''Misafir olarak davet etmiştir, Türk milletinin evsahipliği çerçevesinde yerinde 'hoşgeldiniz' demiştir, bunu 50 kere anlattık, arif olana bir kere anlatmak yeter'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümet'e verilen yetkiyi 1 yıl daha uzatan Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.
BDP'li milletvekillerinin ret oyu verdiği tezkere, AK Parti, CHP ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.
Tezkerede, Irak'ın kuzey bölgesinde yuvalanmış PKK terör unsurlarından kaynaklanan ve Türk halkının huzur, güvenliğiyle ülkesinin milli birliğine, güvenliğine, toprak bütünlüğüne yöneltilmiş terörist saldırıların ve açık tehdidin devam ettiği belirtildi. Tezkerede, şunlar kaydedildi:
''Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfeden Türkiye, PKK teröristlerinin Irak'ın kuzeyindeki mevcudiyetine ve ülkemize yönelik terörist saldırılara son verilmesini sağlamak amacıyla askeri faaliyetlerini başarıyla yürütmekte, siyasi ve diplomatik girişimlerini ve uyarılarını sürdürmektedir.
Türkiye'ye yönelik olarak devam eden terörist saldırılara ve tehdide karşı, terörizmle mücadelenin bir parçası olarak uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri almak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükümetçe belirlenecek şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Irak'ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla, sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere, Irak'ın PKK teröristlerinin yuvalandıkları kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi için TBMM'nin 17 Ekim 2007 tarihli ve 903 sayılı kararıyla Hükümete verilen ve son olarak 5 Ekim 2011 tarihli ve 1005 sayılı Kararı ile bir yıl uzatılan izin süresinin, 17 Ekim 2012 tarihinden itibaren 1 yıl daha uzatılmasını Anayasanın 92. maddesi uyarınca arz ederim.''
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Yakut, daha sonra Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon yetkisinin uzatılmasıyla ilgili tezkerenin görüşmelerine başlanacağını duyurdu.
Ancak, BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, önce grup önerilerinin görüşülmesi gerektiğini ifade ederek, itiraz etti.
Bunun üzerine Yakut, birleşime ara vererek grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.
Toplantının ardından, grup önerilerinin ele alınacağını belirten Yakut'a, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, grup başkanvekilleriyle yaptığı toplantıya CHP'nin davet edilmediğini belirterek, bunun kabul edemeyeceklerini söyledi.
Bunun üzerine Yakut, birleşime ikinci kez ara vererek grup başkanvekillerini yeniden toplantıya çağırdı.
Aranın ardından BDP grup önerisinin görüşülmesine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup önerileri ile Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinin sıralaması tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, önce tezkerenin görüşüleceğini duyurduğunu ancak itiraz üzerine ara verdiğini söyledi. Eliştaş, verilen arada MHP ve BDP grup başkanvekillerinin, tezkere görüşmeleri için genel başkanlarının saat 17.00'de Genel Kurul'a geleceğini, bu nedenle tezkere görüşmelerinin daha sonraya alınması talebini, nezaketsizlik olmaması için kabul ettiklerini kaydetti.
Elitaş, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin toplantıya katılmadığını söylemesi üzerine birleşime ikinci kez ara vermesini de eleştirdi.
Tezkere görüşmeleri için Hükümet'in ve bürokrasinin yerine oturduğunu anımsatan Elitaş, başlayan bir işin yarım bırakılmasının usule aykırı olduğunu ifade etti. Elitaş, ''Gruplar adına konuşmalar için isim verilmedi, siz de sadece şahsı adına konuşacak iki ismi okudunuz. Sadece onları çağırmanız gerekiyordu, işlemde bir hata var'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da Başkanlık Divanı'nın tutumunun, doğru, insani olduğunu ifade etti.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da Elitaş'ı, ''Grup önerisi görüşmeleri başladıktan sonra böyle bir tartışma açmanızı kınıyorum'' dedi.
Tutumu üzerine açılan usul tartışmasına yanıt veren Yakut, tezkerelerin, Danışma Kurulu ve grup önerilerinden önce veya sonra işleme alınması şeklinde daha önce iki uygulamanın bulunduğuna işaret etti.
Yakut, Başbakanlık tezkeresinin önce işleme alınmasında sakınca görülmediğini ancak bazı grupların talebi üzerine işlem sırasının değiştirildiğini belirterek, bu konuda başkanlığın takdir yetkisinin bulunduğunu kaydetti. Yakut, iyi niyetli yapılan değişikliğin tartışmalı hale gelmesinin üzücü olduğunu vurgulayarak, şekilden ziyade esası tartışmanın daha yararlı olacağını dile getirdi.
Tartışmanın ardından BDP'nin, cezaevindeki tutuklu kadınların sorunlarına ilişkin Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisinin görüşmelerine geçildi. Görüşmelerden sonra BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine başlandı.
Genel Kurul'da, CHP'nin muhtarların sorunlarıyla ilgili, MHP'nin de belediyelerle ilgili araştırma önergelerinin bugün ele alınması yönündeki grup önerileri kabul edilmedi.
TBMM genel Kurulu'nda daha sonra terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşülmesine geçildi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, terör örgütü PKK'yı bertaraf etmek amacıyla tezkereyle izin istendiğini belirterek, ''Taraf olduğunuzu nasıl bertaraf edeceksiniz-'' diye sordu.
MHP Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Oktay Vural, 13 Ekim'de Ankara'da teröre karşı düzenlenecek mitingin, siyasi iradenin talebi üzerine iptal edildiğini söyledi. Demokratik hakkın engellenmesini kabul etmediklerini ifade eden Vural, ''Milletin, demokratik bir şekilde teröre karşı nasıl dimdik ayakta durduğuna ilişkin demokratik tepkinin ortaya konulması için Hükümet devreye girmeli'' diye konuştu.
Vural, TBMM olarak Hükümet'e, terör örgütüyle müzakere etmesi için değil; terörle mücadele etmesi için yetki verdiklerini belirterek, ''Taraf haline getir diye değil, bertaraf et diye veriyoruz. Bu milletin egemenliğini ortadan kaldırmak isteyen, güvenliğimizi ortadan kaldırmak isteyenlere karşı, egemenliğimizi temsil eden Türk bayrağımızın orada hakim olmasını istiyoruz'' dedi.
2002'de terörle mücadeleyi kazanan bir Türkiye'nin, 2012'de terör örgütünün muhatap alındığı bir Türkiye haline dönüştüğünü savunan Vural, tezkerelerin, Hükümet'in siyasi girişim ve uyarılarının başarısız olduğunu söylediğini belirtti. Vural, tezkerelere bakıldığında Hükümet'in, başarısız bir terörle mücadele anlayışını ortaya koyduğunu gösterdiğini öne sürerek, ''PKK terör örgütünü bertaraf etmek amacıyla tezkereyle izin istiyorsunuz. Taraf olduğunuzu nasıl bertaraf edeceksiniz-'' diye sordu.
Vural, sözlerini, ''2002'de terörist başı İmralı'da hücresini yolunu bulamayan bir mahkumdu, bugün Türkiye'ye yol haritası sunacak hale gelmiştir. 2002'de gardiyanların muhatabı olan İmralı canisi, şimdi siyasi iradenin muhatabı olmuştur. 2002'de 'devlete hizmet etmeye hazırım' diyen İmralı canisi, bugün 'Devlet bana nasıl hizmet eder' noktasına gelmiştir. 2002'de şehitlerimiz için gözyaşı dökülürdü, bugün teröristler için gözyaşı döken emniyet amirlerinin, bunu insani ve vicdanı bulanların yönettiği ülke var. 2002'de her yer PKK için güvensizdi, şimdi her yer adeta güvenli bölge haline getirildi. 2002'de teröristler yalnızca dağdaydı, şimdi şehirlerimizin ortasında kaymakamı, öğretmeni kaçırıyor. Dün İmralı canisi terörist başıydı, bugün Genelkurmay Başkanı terörist başı oldu'' diye tamamladı.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Meclis'in açılışının hemen ardından TBMM gündemine gelen konulardan birinin yine ''savaş'' tezkeresi olduğunu, bunun, adeta her yıl tekrarlanan bir rutin haline geldiğini söyledi. Buldan, Meclis'in ilk mesaisini, ''savaş hazırlıkları için yapmasının hazin olduğunu, akılla izan edilemeyeceğini'' savundu.
Buldan, ''Herkesin refah, barış, güven içinde yaşadığı bir yurt haline getirdiniz mi bu ülkeyi; maalesef sağlayamadınız. Yüzyıllık imha, inkar, savaş politikaları her zaman olduğu gibi daha fazla kaybettirdi; bizlere, halkımıza, hepimize. Savaşın milyar dolarlık maliyeti, Türkiye halklarını daha da fakirleştirmiştir. Çözümsüzlük, Filistin-İsrail örneğinde nasıl olağanlaştırılmışsa, Türkiye'de de ölümler olağanlaştırıldı. Kaybedilen hayatlar, düzenlenen törenler günlük mesai haline gelmiştir'' diye konuştu.
Devlet tarafından, ''Şehitler ölmez, vatan bölünmez'' gibi, ''hamaset'' sloganlarıyla ölüme güzellik katıldığını öne süren Buldan, düşük yoğunluklu savaşın, orta yoğunluklu savaşa dönüştüğünü, savaş harcamalarına ağırlık verildiğini iddia etti.
''Bu savaş nasıl başladıysa öyle de bitebilir'' diyen Buldan, onurlu ve kalıcı bir barış ortamı sağlanabileceğini, bunun için tarafların samimi, güven veren adımları atmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Buldan, sözlerini şöyle tamamladı:
''Her seferinde 'Kürt kardeşlerim' diyorsan sonra da 'anadilde eğitim hakkı yoktur' diyorsun, inkar ediyorsun, ret ediyorsun, gasp ediyorsun. Zalimlik değilde bu yaptığınız ne- Anadiliniz size ne kadar haksa bize de o kadar haktır. Ezeli beri bu coğrafyada dili, kültürü ile Kürt olarak yaşayan bir halkın dilini asla pazarlık konusu yapmayacağı çok iyi bilinmeli. Kürtçe seçmeli dersin yeterli olduğunu kimse bize söylemesin. Anadil seçiliyor mu ki seçmeli anadil dersi olsun- Korkarım ki bu zihniyetle yakında hızınızı alamayıp, seçmeli millet kavramını ortaya atıp, seçmeli Kürt kavramını ortaya atacaksınız. Yaşamını yitiren insan olduktan sonra geriye kalan acının telafisini yapmak imkansızdır. Sayın Başbakan'dan, halkına karşı sorumlu davranarak, hiçbir hesaptan çekinmeden adım atmasını, kanlı sürece son verecek müzakereleri acilen başlatmasını talep ediyoruz. Tezkereye, ret oyu kullanacağız.''
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, AK Parti Hükümeti'nin dış politikasını eleştirerek, ''Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde süt dökmüş kedi gibiydiniz. Mavi Marmara olayında 9 vatandaşımız katledildi. Hala İsrail'e özür diletemediniz'' ifadelerini kullandı.
Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümete verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri sırasında CHP Grubu adına söz alan Çıray, Türkiye'nin çok kötü yönetildiğini, gerçeklerin Hükümet tarafından çarpıtıldığını iddia etti.
''Milletimize psikolojik harekat uygulayan bir Başbakan'ın zorbalık rejiminde bu kürsüde çok açık sözlü olmalıyız'' ifadesini kullanan Çıray, ''Suriye'nin ben düşürdüm diye ilan ettiği uçağımızda 2 şehit vermemize sessiz kalan Sayın Başbakan, isteseydi önleyebileceği elim Akçakale olayı üzerene geçen hafta alelacele savaş tezkeresi getiriyor. O kadar acele getiriyor ki sabaha alıyorlar tezkereyi. Biz acaba öğleden sonra savaşacaklar mı diye beklerken AKP sözcüleri televizyonlara dağılıp 'biz bu tezkereyi savaş için çıkarmadık' demeye başlıyorlar. Bu o kadar ileri gitti ki Sayın Başbakan blöf yapmıyoruz demek zorunda kaldı. İnandırıcılıklarını kaybettiler ama bu Hükümet'in düştüğü durum bizi üzüyor'' şeklinde konuştu.
Başbakan'ın ve AK Parti Hükümeti'nin inandırıcılığını kaybettiğini öne süren Çıray, ''Çünkü siz Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde süt dökmüş kedi gibiydiniz. Mavi Marmara olayında 9 vatandaşımız katledildi. Hala İsrail'e özür diletemediniz. En önemlisi gittikçe yalnızlaşıyorsunuz. Yalnızlaştıkça sertleşiyorsunuz. Keşke Başbakan büyük Türkiye'nin ağırlığını taşıyabilseydi. O zaman caydırıcı olmak için tezkereye gerek kalmazdı'' ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılma sürecini hatırlatan Çıray, Türkiye'nin ağırlığının bu o dönemde böyle bir süreci yönetmeye yettiğini öne sürdü.
Çıray şöyle devam etti:
''Bizim Başbakan korkuyor. Bunu sadece TÜSİAD Başkanı sezmiş olsa sorun yok da bütün dünya bizim Başbakan'ın korktuğunu fark etmeye başladı. İşte böyle zamanlarda korkak ve başarısız siyasetçiler, başarısızlıklarını örtmek için, diktalarını pekiştirmek için savaşı çare görebilirler.
CHP sadece milli davaların yanında yer alır. Suriye meselesi Türkiye'nin milli davası değildir. Daha önemlisi mevcut Dışişleri Bakanı yüzünden milli felaketimiz olabilir. Çünkü Suriye'yi karıştırdığımız yetmedi, şimdi de uçak meselesi yüzünden Rusya ile bozuşuyoruz. Üstelik enerjide Türkiye'yi tam göbeğinden Rusya'ya bağlamışken. Bütün bunlara rağmen Suriye milli davamız olsaydı eğer, savaşa en önde gitmeyen namertti. Siz savaşmak için milli dava mı arıyorsunuz- İşte ilk hedefiniz Kıbrıs o zaman. Kıbrıs'ta bizim hakkımız olan gazı, petrolü paylaşıyorlar, gık çıkaramıyorsunuz.''
''Bu ilkbaharda yapmanız gereken tek şey var, yürüyüp Irak'ın kuzeyine gireceksiniz kardeşim. Yok 'gir' emrini başkalarından bekliyorsanız, şehitlerin kanında boğulursunuz'' diyen Çıray, Başbakan Erdoğan'ın ''Biz aşiret reisleriyle muhatap olmayız'' dediği halde AK Parti Kongresi'nde Barzani'ye ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' diye tezahüratta bulunulduğunu iddia etti.
Türkiye'nin bir aşiret devleti olmadığını belirten Çıray, ''Bizim muhatabımız Irak merkezi Hükümetidir'' dedi.
Siyasetin bu kadar iki yüzlülüğü kaldıramayacağını ifade eden Çıray, bu tezkerenin de öncekiler gibi olmamasını dileyerek, tezkereye olumlu oy vereceklerini kaydetti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Çıray'ın 20 dakika konuştuğunu, ancak konuşmasında hiç fikir kırıntısı olmadığını öne sürerek, ''Konuşmasında sadece hakaret var. 'Acziyet' diye, 'nankör' diye hitap ediyor. Etrafı acizlerle dolu insan başkasını da aciz olarak görür. Herhalde karşısında bir ayna var, kendisine konuşuyor'' ifadelerini kullandı. Elitaş, AK Parti Kongresi'nde Barzani için ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı atılmadığını, oradaki gençler tarafından Başbakan Erdoğan'a yönelik olarak bu sloganın atıldığını ifade etti.
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, PKK'nın, Türkiye'nin gelişmesini istemeyen iç ve dış mihrakların kullandığı cinayet şebekesi olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümet'e verilen yetkiyi 1 yıl daha uzatan Başbakanlık Tezkeresi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan İşler, PKK terör örgütünün saldırılarının sürdüğünü söyledi.
''Örgütün kadın, yaşlı çocuk demeksizin gerçekleştirdiği saldırılarda artış var'' diyen İşler, bu saldırıların, kapsamlı siyasi reformların hayata geçirildiği bir dönemde artmasının tesadüf olmadığına işaret etti.
İşler, ''PKK, Türkiye'nin gelişmesini istemeyen iç ve dış mihrakların kullandığı bir cinayet şebekesidir. Terör, Türkiye'nin güçlü ekonomisini, ileri demokrasisini hedef almaktadır. Terör hiç bir şekilde Kürt kardeşlerimizin haklarını savunmamaktadır. Terör örgütü Kürtlerin haklarını savunsaydı, kundaktaki bebeği, çocukları öldürür müydü- Kürtlere hizmet eden doktorları, öğretmenleri öldürür müydü-'' diye konuştu.
PKK'nın, Türkiye'ye karşı dışarıdan kullanılan bir maşa olduğunu ifade eden İşler, sahada çaresiz kalan, eylem yapamaz duruma gelen örgütün şimdi caddeleri, sokakları ve okulları hedefine aldığını vurguladı. İşler, ''Kürt kardeşlerimizin despotizme, baskıya, zulme karşı bölgede esen bahar rüzgarlarından etkilenerek, kendilerine her türlü baskı, şantaj, tehdit uygulayan; canına, malına ve özgürlüğüne kasteden bu menfur terör örgütüne ve onun mensuplarına karşı Kürt baharı başlatmasının zamanı gelmiştir'' dedi.
İşler, AK Parti'ye karşı yapılan darbe planları ve ekonomik krizlerden sonuç alamayanların elinde kalan tek unsurun terör olduğunu söyledi.
Irak'ın kuzeyindeki PKK kamplarında teröristlere eğitim verildiğini, Türkiye'ye karşı yapılacak saldırılar için üs olarak kullanıldığını ifade eden İşler, tezkerenin tek amacının terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki varlığına son vermek olduğunu belirtti. İşler, terörle mücadelenin iktidarıyla ve muhalefetiyle herkesçe yapılması gerektiğine işaret ederek, ''Tezkerenin süresinin bir yıl daha uzatılması konusunda desteklerinizi esirgemeyeceğinizi umuyorum'' dedi.
İşler, AK Parti'nin dış politikada onurlu bir politika izlediğini ve kimseden talimat almadan, dik durarak adımlarını attığını kaydetti. Arap baharı başladığı zaman, ''biz, zalimlerin diktatörlerin yanında yer almayacağız, mazlum halkların yanında yer alacağız'' dediklerini anımsatan İşler, bu çizgiden şaşmadıklarını söyledi. İşler, ''Esed ile önceden iyi olduğumuz eleştirisi yapılıyor. Ancak biz Esed ile kol kola iken, o toplarını halka çevirmemişti'' diye konuştu.
Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden bir partinin bu konuda bugün yanlış tarafta kaldığını savunan İşler, ''CHP olarak Esed'e heyet gönderen siz değil miydiniz-'' diye sordu.
Esed'le CHP heyetinin yanyana çekilmiş fotoğrafını gösteren İşler, ''İşte Esed'le yanyanasınız'' dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Barzani'nin AK Parti Kongresi'nde, alkışlarla karşılandığını, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' tezahüratları atıldığını söyledi.
''2007'den bu yana aldığınız tezkerelerin hangisini kullandınız-'' diye soran Hamzaçebi, ''Cumhuriyeti o zamanki milletin temsilcisi olan CHP kurdu, biz bununla övünüyoruz ama anlaşılan sizin cumhuriyetle bir sorununuz var'' diye konuştu.
Hamzaçebi, ''Evet Esed'e gittik, sorunu yerinde tespit etmek için gittik ama Başbakan gibi tatil yapmadık'' dedi.
Bunun üzerine kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Esed'i Türkiye'ye davet ettiğini inkar etmediklerini ifade ederek, ''Misafir olarak davet etmiştir, Türk milletinin evsahipliği çerçevesinde yerinde 'hoşgeldiniz' demiştir, bunu 50 kere anlattık, arif olana bir kere anlatmak yeter'' diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümet'e verilen yetkiyi 1 yıl daha uzatan Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.
BDP'li milletvekillerinin ret oyu verdiği tezkere, AK Parti, CHP ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.
Tezkerede, Irak'ın kuzey bölgesinde yuvalanmış PKK terör unsurlarından kaynaklanan ve Türk halkının huzur, güvenliğiyle ülkesinin milli birliğine, güvenliğine, toprak bütünlüğüne yöneltilmiş terörist saldırıların ve açık tehdidin devam ettiği belirtildi. Tezkerede, şunlar kaydedildi:
''Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfeden Türkiye, PKK teröristlerinin Irak'ın kuzeyindeki mevcudiyetine ve ülkemize yönelik terörist saldırılara son verilmesini sağlamak amacıyla askeri faaliyetlerini başarıyla yürütmekte, siyasi ve diplomatik girişimlerini ve uyarılarını sürdürmektedir.
Türkiye'ye yönelik olarak devam eden terörist saldırılara ve tehdide karşı, terörizmle mücadelenin bir parçası olarak uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri almak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükümetçe belirlenecek şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Irak'ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla, sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere, Irak'ın PKK teröristlerinin yuvalandıkları kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi için TBMM'nin 17 Ekim 2007 tarihli ve 903 sayılı kararıyla Hükümete verilen ve son olarak 5 Ekim 2011 tarihli ve 1005 sayılı Kararı ile bir yıl uzatılan izin süresinin, 17 Ekim 2012 tarihinden itibaren 1 yıl daha uzatılmasını Anayasanın 92. maddesi uyarınca arz ederim.''
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
