2019-06-20 - 15:17
Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nin (AKDENİZ-PA) TBMM'de düzenlenen "Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki" konulu toplantısının 3'üncü oturumu, "Göç Hareketleri: Ekonomik Fırsatlara Karşı İnsani ve Güvenlik Zorlukları" başlığı altında yapıldı.
Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nin (AKDENİZ-PA) TBMM'de düzenlenen "Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki" konulu toplantısının 3'üncü oturumu, "Göç Hareketleri: Ekonomik Fırsatlara Karşı İnsani ve Güvenlik Zorlukları" başlığı altında yapıldı.
Oturumun moderatörlüğünü yürüten AKDENİZ-PA Medeniyetler Arası Diyalog ve İnsan Hakları 3. Daimi Komisyonu Başkanı Yana Chiara Ehm, terörle mücadelenin küresel boyutta algıları, nüfus hareketlerini etkilediğini, bunun da güvenlik endişeleriyle birlikte yürüdüğünü söyledi.
Göç ve güvenlik üzerine tartışmaların olduğunu aktaran Ehm, bu nedenle de mültecilerin, göçmenlerin suçlu gibi görülebildiğini, bu konuda bir söylem değişikliğine ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
Göçmen kaçakçılığıyla mücadeleye işaret eden Ehm, bu konuda ülkelerin birlikte çalışarak çözüm bulabileceğini söyledi.
Ehm, "Akdeniz'in kıyılarında benzer zorluklara sahibiz. Birbirimize ihtiyacımız var. Düzensiz göçleri azaltmak, suç ağları ile mücadele etmek için birbirimize ihtiyacımız var. Yasal ve güvenli göç yolları oluşturmak, hassas durumdaki göçmenlere yardım etmek adına birlikte çalışmalıyız. Eğer hassas kişilerin, suçluların eline geçmesin, engellemek istiyorsak onlara alternatifler sunmamız, aktif bir şekilde ülkelerin istikrarına katkıda bulunmamız lazım." diye konuştu.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uluslararası Koruma Dairesi Başkanı Harun Başıbüyük, "Türkiye'de uluslararası koruma ve geçici koruma altında bulunanların yasal statüsüne" ilişkin yaptığı sunumda, ülkesinden ayrılmak zorunda kalanlar için Türkiye'nin güvenli bir liman olduğunu belirterek, Türkiye'nin, 21. yüzyılın en büyük göç hareketi olan Suriye krizinin yönetiminde lider konumda olduğunu aktardı.
Türkiye'den 2018 itibarıyla 114 bin 537 kişinin uluslararası koruma başvurusunun alındığını ifade eden Başıbüyük, koruma talebinde bulunanlar için Türkiye'de verilen hizmetleri de anlattı.
Türkiye'nin geçici korumanın içini doldurduğunu ve bu kişilere insanca yaşama hakkı verdiğini anımsatan Başıbüyük, "Ülkemiz açık kapı ve ülkeye koşulsuz kabul politikaları izleyerek, Suriye uyruklu yabancıları geçici koruma altına almıştır." dedi.
Kayıt işlemleri tamamlanan yabancılara, "geçici koruma kimlik belgesi" verildiğini belirten Başıbüyük, belge düzenlenen yabancıların sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler, danışmanlık, tercümanlık gibi hizmetlerden yararlanabildiğini kaydetti.
Tunus Halk Temsilcileri Meclisi üyesi Bedreddin Abdelkafi, göç sorununun insani ve hukuki boyutunun parlamenterler tarafından derinlemesine incelenmesi gerektiğini belirtti.
Düzensiz göçmenlerin fakirlikten, terörden, çatışma bölgesinden, ülkeler arası çatışmadan kaçtığını vurgulayan Abdelkafi, "Göç insani bir sorundur. Bunun üstesinden gelmek için adil bir kalkınma gerekir. Kaynak ülkeye derinlemesine inmek gerekir. Yoksa göç grafiği artarak devam eder. Yoksa asla bu tartışmalarımızda samimi olamayız." dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi İnsan Ticareti ve Göçmen Kaçakçılığı Organize Suçlar Bölümü Başkanı İlias Chatzis, Akdeniz bölgesindeki büyük ölçekli nüfus hareketlerine bakıldığında, bütün ülkeleri ilgilendiren karmaşık zorlukların bulunduğunu belirtti.
Chatzis, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin 2018 tarihli küresel araştırmasında, 2016'da 2.5 milyon göçmenin kaçırıldığını, bunun da kaçakçılara 5.5 milyar dolar ekonomik getiri sağladığını aktardı.
Uluslararası Göç Örgütü'nün 2016 verilerinde 4 bin göçmenin Akdeniz'i geçmeye çalışırken boğulurken öldüğünü gösterdiğini aktaran Chatzis, "İnsan kaçakçılığı ve göçmen ticareti aslında ölümcül bir işletme gibi. Göçmen kaçakçılığı, insanları istismara açık hale getiriyor." dedi.
İnsan kaçakçılığı ve göçmen ticaretiyle mücadele edilmesi için kapsamlı çalışmaların ulusal ve bölgesel düzeyde gerçekleşmesi gerektiğini vurgulayan Chatzis, ayrıca sınır denetimlerinin artırılmasının, kaçakçılık güzergahlarının alternatifleşmesine yol açtığını belirtti.
Chatzis, "Bu suç ağlarını hedef alma ihtiyacı hepimiz için geçerli. Sadece sınırlarda değil, onların faaliyet gösterdiği her yerde bütüncül bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Bunları göç ve kalkınma politikaları içerisinde yedirmemiz gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Düzensiz Göçle Mücadele Dairesi Başkanı Ramazan Seçilmiş, göçmen kaçakçılarının zincirini kırmaya çalıştıklarını belirterek, "Yakaladığımız göçmen kaçakçılarının sayısında artış var. 2018'de 6 bin 278 göçmen taciri yakaladık. 14 Haziran 2019 itibarıyla da yakaladığımız kaçakçı sayısı 3 bin 473'tür." dedi.
Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nin (AKDENİZ-PA) TBMM'de düzenlenen "Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki" konulu toplantısının 3. oturumunda konuşan, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Düzensiz Göçle Mücadele Dairesi Başkanı Seçilmiş, Türkiye'nin, insan hareketliliğinin dünyada hiç görülmemiş boyutuyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Türkiye'de 3,6 milyon Suriyeli bulunduğuna dikkati çeken Seçilmiş, Suriyelilerin yanında uluslararası koruma için başvurmuş başka uyruktan insanların da ülkede bulunduğunu, Türkiye'de 1 milyon düzenli göçmenin ikamet izniyle kaldığını dile getirdi.
Türkiye'deki düzenli göçle ilgili verilerin yıldan yıla arttığına dikkati çeken Seçilmiş, 2017'de 175 bin olan düzenli göçmen sayısının, 2018'de 268 bine çıktığı bilgisini verdi.
Türkiye'ye gelen düzensiz göçmenlerin özellikle Afganistan ve Pakistan uyruklu olduğunu aktaran Seçilmiş, 2018'de yaklaşık 100 bin Afganistanlı, yaklaşık 50 bin Pakistanlı düzensiz göçmenin yakalandığını söyledi.
Türkiye'nin doğusunda da batısında düzensiz göçmenlerin yakalandığını ifade eden Seçilmiş, "2018'de ülkemizin batısında 167 bin kişi, doğu illerinde de 81 bin kişi yakalandı. Edirne'de geçen yıl 74 bin düzensiz göçmen yakalandı. Bu da toplam düzensiz göçmen sayısının 3'te 1'ine karşılık geliyor. 2019'da ise 14 Haziran itibarıyla ülke genelinde toplam 121 bin düzensiz göçmen yakalandı. Yıl sonu tahminimiz ise 200 bindir." diye konuştu.
Göçmen kaçaklığıyla mücadeleye de değinen Seçilmiş, "Göçmen kaçakçılarının zincirini de kırmaya da çalışıyoruz. Yakaladığımız göçmen kaçakçılarının sayılarında da artış var. 2018'de 6 bin 278 göçmen tacirini yakaladık. 14 Haziran 2019 itibarıyla da yakaladığımız kaçakçı sayısı 3 bin 473'tür. Bu kişiler Türkiye içerisinde yakalandılar." dedi.
Seçilmiş, Türkiye ile AB arasında gerçekleşen 18 Mart mutabakatının düzensiz göçle mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, 2015 yılından bu yana Ege adalarından geçen düzensiz göçmen sayısının yüzde 96'lık bir düşüş gösterdiğini belirtti. Ege adaları üzerinden geçiş yapan Suriyelilerin sayısına da dikkati çeken Seçilmiş, 2015 yılında 479 bin olan bu sayının, yüzde 98'lik bir düşüşle 7 bin 900 olduğunu kaydetti.
Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Gökçe Ok, sadece Suriye'den gelenlere değil 196 ülkeden Türkiye'ye gelenlere "kardeşimiz" ve "misafirimiz" denildiğini söyledi. Ok, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, göç politikalarının akıl, bilim ve mantıkla yürütülmesinin yanı sıra insan ve vicdan ekseninin kaybedilmemesi noktasında dünya medeniyetine yeni bir vizyon kazandırdığını vurguladı.
Türkiye'de 2020'ye kadar devam edecek bir uyum sürecinin başlatıldığını hatırlatan Ok, bu kapsamda yapılan çalışmalara ilişkin bilgiler verdi.
Devlet kurumları, belediyeler ve sivil toplum örgütlerinin uyum konusundaki faaliyetlere katıldığını anlatan Ok, uyum konusunda, Türkiye'nin dünyaya örnek olması açısından iş birliklerine açık olduklarını belirtti.
Filistinli üye Bilal Kasım ise kendisinin de bir sığınmacı hayatı yaşadığını belirterek, şunları söyledi:
"Ailemle birlikte 1948'de İsrail işgalinden dolayı kendi topraklarımızdan kovulduk. Göç türlerine bir üçüncüsünü eklemek istiyorum. Biz Filistinliler işgalden dolayı kendi ülkesi dışına atılan, göçe zorlanan kimseleriz. Rüyamız henüz gerçekleşmedi. Nedir o rüya? Kendi yurdumuz Filistin'e geri dönmektir."
Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nin (AKDENİZ-PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, AKDENİZ-PA'nın TBMM'de düzenlenen "Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki" konulu toplantısının kapanış toplantısında yaptığı konuşmada, göçün güvenliği tehdit eden bir olay gibi algılandığını ancak güvenlik olmadığı için çoğu zaman göçün yaşandığını belirtti.
"Suriye'de, Orta Afrika'da, Afganistan'da güvenlik olsaydı göç olmayacaktı." diyen Uslu, bu olaya "kaynak ülke"lerdeki güvenliği sağlama anlamında da bakılması gerektiğini vurguladı.
Kaynak ülkelerdeki sorunlar çözülmediği sürece göç hareketlerinin devam edeceğini vurgulayan Uslu, "İnsanlar neden göç ediyor sorusunu hep beraber cevaplamamız gerekiyor. Bu sorunun cevabını bulduğumuz andan itibaren göçün çıkaracağı sonuçları da düzeltebiliriz." değerlendirmesini yaptı.
Uslu, sığınmacıların da göçmenlerin de göç sorununun kaynağı olmadığını belirtti.
Göç ve kalkınma başlıklarının da ele alınması gerektiğini söyleyen Uslu, dünyada hiç göç olmasaydı gelişmenin de olmayacağını, göçün kalkınmaya da kültürler arası diyaloğa da katkı sunduğunu kaydetti.
Göçün, medeniyetlerin ömrünü uzattığını ya da kısalttığını anlatan Uslu, "Göçü doğru yönetirsek hayat uzar, medeniyetlerin ömrü uzar." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin, sığınmacılar konusunda üzerine düşenin en iyisini yapmaya çalıştığını vurgulayan Uslu, "Biz bu konuyu insani, vicdani bir konu olarak görüyoruz. Hiç kimse destek olmasa bile, yük paylaşımına katlanmasa bile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sözü var, 'Biz gereğini yapacağız.' diyoruz. Biz gereğini yaparken, bu konudaki insani yaklaşımlara karşı duran iç kamuoyunda siyasetçiler ve oluşumlar var. Onlar bize oy kaybettirse bile herhangi bir siyasi kaygı gütmeden biz bu Suriye sorunu çözülünceye kadar Suriyeli kardeşlerimizin güven içerisinde yaşamalarını sağlayacağız." diye konuştu.
Oturumun moderatörlüğünü yürüten AKDENİZ-PA Medeniyetler Arası Diyalog ve İnsan Hakları 3. Daimi Komisyonu Başkanı Yana Chiara Ehm, terörle mücadelenin küresel boyutta algıları, nüfus hareketlerini etkilediğini, bunun da güvenlik endişeleriyle birlikte yürüdüğünü söyledi.
Göç ve güvenlik üzerine tartışmaların olduğunu aktaran Ehm, bu nedenle de mültecilerin, göçmenlerin suçlu gibi görülebildiğini, bu konuda bir söylem değişikliğine ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
Göçmen kaçakçılığıyla mücadeleye işaret eden Ehm, bu konuda ülkelerin birlikte çalışarak çözüm bulabileceğini söyledi.
Ehm, "Akdeniz'in kıyılarında benzer zorluklara sahibiz. Birbirimize ihtiyacımız var. Düzensiz göçleri azaltmak, suç ağları ile mücadele etmek için birbirimize ihtiyacımız var. Yasal ve güvenli göç yolları oluşturmak, hassas durumdaki göçmenlere yardım etmek adına birlikte çalışmalıyız. Eğer hassas kişilerin, suçluların eline geçmesin, engellemek istiyorsak onlara alternatifler sunmamız, aktif bir şekilde ülkelerin istikrarına katkıda bulunmamız lazım." diye konuştu.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uluslararası Koruma Dairesi Başkanı Harun Başıbüyük, "Türkiye'de uluslararası koruma ve geçici koruma altında bulunanların yasal statüsüne" ilişkin yaptığı sunumda, ülkesinden ayrılmak zorunda kalanlar için Türkiye'nin güvenli bir liman olduğunu belirterek, Türkiye'nin, 21. yüzyılın en büyük göç hareketi olan Suriye krizinin yönetiminde lider konumda olduğunu aktardı.
Türkiye'den 2018 itibarıyla 114 bin 537 kişinin uluslararası koruma başvurusunun alındığını ifade eden Başıbüyük, koruma talebinde bulunanlar için Türkiye'de verilen hizmetleri de anlattı.
Türkiye'nin geçici korumanın içini doldurduğunu ve bu kişilere insanca yaşama hakkı verdiğini anımsatan Başıbüyük, "Ülkemiz açık kapı ve ülkeye koşulsuz kabul politikaları izleyerek, Suriye uyruklu yabancıları geçici koruma altına almıştır." dedi.
Kayıt işlemleri tamamlanan yabancılara, "geçici koruma kimlik belgesi" verildiğini belirten Başıbüyük, belge düzenlenen yabancıların sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler, danışmanlık, tercümanlık gibi hizmetlerden yararlanabildiğini kaydetti.
Tunus Halk Temsilcileri Meclisi üyesi Bedreddin Abdelkafi, göç sorununun insani ve hukuki boyutunun parlamenterler tarafından derinlemesine incelenmesi gerektiğini belirtti.
Düzensiz göçmenlerin fakirlikten, terörden, çatışma bölgesinden, ülkeler arası çatışmadan kaçtığını vurgulayan Abdelkafi, "Göç insani bir sorundur. Bunun üstesinden gelmek için adil bir kalkınma gerekir. Kaynak ülkeye derinlemesine inmek gerekir. Yoksa göç grafiği artarak devam eder. Yoksa asla bu tartışmalarımızda samimi olamayız." dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi İnsan Ticareti ve Göçmen Kaçakçılığı Organize Suçlar Bölümü Başkanı İlias Chatzis, Akdeniz bölgesindeki büyük ölçekli nüfus hareketlerine bakıldığında, bütün ülkeleri ilgilendiren karmaşık zorlukların bulunduğunu belirtti.
Chatzis, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin 2018 tarihli küresel araştırmasında, 2016'da 2.5 milyon göçmenin kaçırıldığını, bunun da kaçakçılara 5.5 milyar dolar ekonomik getiri sağladığını aktardı.
Uluslararası Göç Örgütü'nün 2016 verilerinde 4 bin göçmenin Akdeniz'i geçmeye çalışırken boğulurken öldüğünü gösterdiğini aktaran Chatzis, "İnsan kaçakçılığı ve göçmen ticareti aslında ölümcül bir işletme gibi. Göçmen kaçakçılığı, insanları istismara açık hale getiriyor." dedi.
İnsan kaçakçılığı ve göçmen ticaretiyle mücadele edilmesi için kapsamlı çalışmaların ulusal ve bölgesel düzeyde gerçekleşmesi gerektiğini vurgulayan Chatzis, ayrıca sınır denetimlerinin artırılmasının, kaçakçılık güzergahlarının alternatifleşmesine yol açtığını belirtti.
Chatzis, "Bu suç ağlarını hedef alma ihtiyacı hepimiz için geçerli. Sadece sınırlarda değil, onların faaliyet gösterdiği her yerde bütüncül bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Bunları göç ve kalkınma politikaları içerisinde yedirmemiz gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Düzensiz Göçle Mücadele Dairesi Başkanı Ramazan Seçilmiş, göçmen kaçakçılarının zincirini kırmaya çalıştıklarını belirterek, "Yakaladığımız göçmen kaçakçılarının sayısında artış var. 2018'de 6 bin 278 göçmen taciri yakaladık. 14 Haziran 2019 itibarıyla da yakaladığımız kaçakçı sayısı 3 bin 473'tür." dedi.
Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nin (AKDENİZ-PA) TBMM'de düzenlenen "Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki" konulu toplantısının 3. oturumunda konuşan, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Düzensiz Göçle Mücadele Dairesi Başkanı Seçilmiş, Türkiye'nin, insan hareketliliğinin dünyada hiç görülmemiş boyutuyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Türkiye'de 3,6 milyon Suriyeli bulunduğuna dikkati çeken Seçilmiş, Suriyelilerin yanında uluslararası koruma için başvurmuş başka uyruktan insanların da ülkede bulunduğunu, Türkiye'de 1 milyon düzenli göçmenin ikamet izniyle kaldığını dile getirdi.
Türkiye'deki düzenli göçle ilgili verilerin yıldan yıla arttığına dikkati çeken Seçilmiş, 2017'de 175 bin olan düzenli göçmen sayısının, 2018'de 268 bine çıktığı bilgisini verdi.
Türkiye'ye gelen düzensiz göçmenlerin özellikle Afganistan ve Pakistan uyruklu olduğunu aktaran Seçilmiş, 2018'de yaklaşık 100 bin Afganistanlı, yaklaşık 50 bin Pakistanlı düzensiz göçmenin yakalandığını söyledi.
Türkiye'nin doğusunda da batısında düzensiz göçmenlerin yakalandığını ifade eden Seçilmiş, "2018'de ülkemizin batısında 167 bin kişi, doğu illerinde de 81 bin kişi yakalandı. Edirne'de geçen yıl 74 bin düzensiz göçmen yakalandı. Bu da toplam düzensiz göçmen sayısının 3'te 1'ine karşılık geliyor. 2019'da ise 14 Haziran itibarıyla ülke genelinde toplam 121 bin düzensiz göçmen yakalandı. Yıl sonu tahminimiz ise 200 bindir." diye konuştu.
Göçmen kaçaklığıyla mücadeleye de değinen Seçilmiş, "Göçmen kaçakçılarının zincirini de kırmaya da çalışıyoruz. Yakaladığımız göçmen kaçakçılarının sayılarında da artış var. 2018'de 6 bin 278 göçmen tacirini yakaladık. 14 Haziran 2019 itibarıyla da yakaladığımız kaçakçı sayısı 3 bin 473'tür. Bu kişiler Türkiye içerisinde yakalandılar." dedi.
Seçilmiş, Türkiye ile AB arasında gerçekleşen 18 Mart mutabakatının düzensiz göçle mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, 2015 yılından bu yana Ege adalarından geçen düzensiz göçmen sayısının yüzde 96'lık bir düşüş gösterdiğini belirtti. Ege adaları üzerinden geçiş yapan Suriyelilerin sayısına da dikkati çeken Seçilmiş, 2015 yılında 479 bin olan bu sayının, yüzde 98'lik bir düşüşle 7 bin 900 olduğunu kaydetti.
Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Gökçe Ok, sadece Suriye'den gelenlere değil 196 ülkeden Türkiye'ye gelenlere "kardeşimiz" ve "misafirimiz" denildiğini söyledi. Ok, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, göç politikalarının akıl, bilim ve mantıkla yürütülmesinin yanı sıra insan ve vicdan ekseninin kaybedilmemesi noktasında dünya medeniyetine yeni bir vizyon kazandırdığını vurguladı.
Türkiye'de 2020'ye kadar devam edecek bir uyum sürecinin başlatıldığını hatırlatan Ok, bu kapsamda yapılan çalışmalara ilişkin bilgiler verdi.
Devlet kurumları, belediyeler ve sivil toplum örgütlerinin uyum konusundaki faaliyetlere katıldığını anlatan Ok, uyum konusunda, Türkiye'nin dünyaya örnek olması açısından iş birliklerine açık olduklarını belirtti.
Filistinli üye Bilal Kasım ise kendisinin de bir sığınmacı hayatı yaşadığını belirterek, şunları söyledi:
"Ailemle birlikte 1948'de İsrail işgalinden dolayı kendi topraklarımızdan kovulduk. Göç türlerine bir üçüncüsünü eklemek istiyorum. Biz Filistinliler işgalden dolayı kendi ülkesi dışına atılan, göçe zorlanan kimseleriz. Rüyamız henüz gerçekleşmedi. Nedir o rüya? Kendi yurdumuz Filistin'e geri dönmektir."
Akdeniz Parlamenter Asamblesi'nin (AKDENİZ-PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, AKDENİZ-PA'nın TBMM'de düzenlenen "Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki" konulu toplantısının kapanış toplantısında yaptığı konuşmada, göçün güvenliği tehdit eden bir olay gibi algılandığını ancak güvenlik olmadığı için çoğu zaman göçün yaşandığını belirtti.
"Suriye'de, Orta Afrika'da, Afganistan'da güvenlik olsaydı göç olmayacaktı." diyen Uslu, bu olaya "kaynak ülke"lerdeki güvenliği sağlama anlamında da bakılması gerektiğini vurguladı.
Kaynak ülkelerdeki sorunlar çözülmediği sürece göç hareketlerinin devam edeceğini vurgulayan Uslu, "İnsanlar neden göç ediyor sorusunu hep beraber cevaplamamız gerekiyor. Bu sorunun cevabını bulduğumuz andan itibaren göçün çıkaracağı sonuçları da düzeltebiliriz." değerlendirmesini yaptı.
Uslu, sığınmacıların da göçmenlerin de göç sorununun kaynağı olmadığını belirtti.
Göç ve kalkınma başlıklarının da ele alınması gerektiğini söyleyen Uslu, dünyada hiç göç olmasaydı gelişmenin de olmayacağını, göçün kalkınmaya da kültürler arası diyaloğa da katkı sunduğunu kaydetti.
Göçün, medeniyetlerin ömrünü uzattığını ya da kısalttığını anlatan Uslu, "Göçü doğru yönetirsek hayat uzar, medeniyetlerin ömrü uzar." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin, sığınmacılar konusunda üzerine düşenin en iyisini yapmaya çalıştığını vurgulayan Uslu, "Biz bu konuyu insani, vicdani bir konu olarak görüyoruz. Hiç kimse destek olmasa bile, yük paylaşımına katlanmasa bile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sözü var, 'Biz gereğini yapacağız.' diyoruz. Biz gereğini yaparken, bu konudaki insani yaklaşımlara karşı duran iç kamuoyunda siyasetçiler ve oluşumlar var. Onlar bize oy kaybettirse bile herhangi bir siyasi kaygı gütmeden biz bu Suriye sorunu çözülünceye kadar Suriyeli kardeşlerimizin güven içerisinde yaşamalarını sağlayacağız." diye konuştu.
