2012-11-06 - 12:30
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, siyasetlerinin; zümre, elit ve istismar siyaseti değil, hizmet siyaseti olduğunu belirtti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, siyasetlerinin; zümre, elit ve istismar siyaseti değil, hizmet siyaseti olduğunu belirtti.
Erdoğan, Kızılcahamam'da geçen hafta sonu geleneksel istişare ve değerlendirme toplantılarının 19'uncusunu gerçekleştirdiklerini anımsattı.
Millet ile istişareyi olduğu gibi kendi aralarındaki istişareyi de asla ihmal etmeyen bir siyasi hareket olduklarını ifade eden Erdoğan, istişare, danışma, müzakere, ortak aklın bütün olumlu sonuçlarından, hayırlı semerelerinden bugüne kadar fazlasıyla yararlandıklarını, bundan sonra da yararlanmayı sürdüreceklerini söyledi.
Erdoğan, istişare toplantılarında sadece partinin durumu, geleceğini değil; ülkenin genel durumu ve geleceğini değerlendirdiklerini, muhasebe yaptıklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Milletin sinesinden doğmuş, millet ile olan birliğini, bütünlüğünü, sürekli güçlendirerek bugünlere gelen parti olarak, milletimizin hissiyatını en doğru şekilde anlamaya, ona en güzel şekilde tercüman olmaya çalışıyoruz. Hani hep 'biz dertliyiz, sevdalıyız' diyoruz ya. Bizim derdimiz, milletimizin derdi; bizim sıkıntımız milletimizin sıkıntısı; bizim özlemlerimiz milletin özlemleridir.
Bizim siyasetimiz zümre siyaseti, elit siyaseti, istismar siyaseti değildir, hizmet siyasetidir. Bizim siyasetimiz sadece bir etnik grubu, sadece bir inanç grubunu, sadece bir bölge insanını veya belli bir toplum kesimini değil 75 milyon vatandaşımızın tamamını kucaklamaya yöneliktir.''
Erdoğan, bunun için istişare toplantılarında ülkenin, milletin bütün meselelerini ortaya koyduklarını, bu çerçevede görüş, tespit ve önerileri değerlendirdiklerini kaydetti.
Bu görüşme ve karşılıklı fikir alışverişleri sonunda yapılaması gereken somut işler konusunda parti yönetimindeki, Meclis grubu ve Bakanlar Kurulu'ndaki arkadaşlarını görevlendirdiklerini vurgulayan Erdoğan, yılda iki kez tekrarladıkları istişare toplantıları geleneğini aynı şekilde sürdüreceklerini belirtti.
Erdoğan, bundan sonraki toplantılarını, gelecek yılın Mayıs ayında yapaklarını ifade etti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in not artırımına ilişkin, ''Önemli bir gelişme olmakla birlikte hala Türkiye'nin kredi notunun olması gereken seviyede bulunmadığını düşünüyoruz. Bütün ekonomik göstergeleri bizden daha geri olan ülkelerin A düzeyindeki kredi notuna sahip olduğu bir ortamda, bizim için hala B düzeyinde kredi notunda ısrar edilmesini hakkaniyete uygun bulmuyoruz'' dedi.
Son günlerde ekonomiyle ilgili sevindirici haberleri, arka arkaya aldıklarını ifade eden Erdoğan, ihracat rakamlarının açıklandığını, bu yılın ilk 10 ayındaki ihracatın 124,8 milyar doları bulduğunu kaydetti. Erdoğan, 12 aylık ihracatın da yaklaşık yüzde 12'lik artışla 148 milyar 363 milyon dolara ulaştığını bildirerek, ekonominin lokomotifi olarak gördükleri ihracattaki artışı bundan sonra da her türlü önlemi alarak devam ettireceklerini vurguladı.
Erdoğan, ''Bundan sonraki aylarda da ihracatımızın artışının aynı şekilde devam etmesi noktasında gerek kadro içindeki arkadaşlarımız gerek girişimcilerimiz olsun, aynı heyecanı paylaşmak suretiyle bu süreci devam ettiriyorlar'' dedi.
Ekim ayı enflasyon rakamlarının dün açıklandığına işaret eden Erdoğan, küresel ekonomideki olumsuzlukların devam ettiği bir dönemde uyguladıkları sıkı para ve maliye politikaları sayesinde enflasyonu kontrol altında tutmaya devam ettiklerini belirtti.
Erdoğan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyesine yükselttiğini anımsattı.
Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının kredi notunu artırmasının, Türkiye'ye yatırım için gelecek uluslararası sermaye açısından teşvik edici işleve sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Bu durum, borçlanma faizlerini düşürmede de elimizi güçlendiren bir araç durumunda. Kararın açıklanmasıyla birlikte borsa tarihi, rekor seviye ulaştı. Faiz oranları da 6,7 gibi en düşük seviyeye geriledi'' dedi.
Erdoğan, bir çok uluslararası kurumsal yatırımcının, yatırım kararı verirken, yatırım yapılabilir seviyedeki ülkelere öncelik tanıdığını belirtti.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu nedenle uzun zamandır hak ettiğimiz bu gelişmeyi olumlu buluyor, ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Fitch'in kredi notumuzu yükseltmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte biz hala Türkiye'nin kredi notunun olması gereken seviyede bulunmadığını düşünüyoruz. Bütün ekonomik göstergeleri bizden daha geri olan ülkelerin A düzeyindeki kredi notuna sahip olduğu bir ortamda, bizim için hala B düzeyinde kredi notunda ısrar edilmesini hakkaniyete uygun bulmuyoruz. Fitch'in yaptığı artışı, yeterli olmasa da bu yanlışın düzeltilmesi yolunda atılmış bir adım olarak görüyoruz. Farklı eğilimlerle derecelendirme yapan bu kuruluşlara rağmen Türkiye'nin genel ekonomik performansı ve yatırım ortamıyla ilgili olumlu tablosu, zaten uluslararası yatırımcılar tarafından gayet doğru şekilde anlaşılıyor.
2002'de 1 milyar doların altında gerçekleşen doğrudan uluslararası yatırımların son 10 yılda ortalama 11 milyar doları aşması da Türkiye'ye olan güvenin somut göstergesidir. 1'e 11 artış söz konusu. Esasen uluslararası pek çok yapı gibi, kredi derecelendirme kuruluşları konusunda da hakkaniyet ölçülerine dayalı bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Yani siyasi, ideolojik yaklaşımlar istemiyoruz. Gerçekler, rakamlar neyi söylüyorsa, bunu Yunanistan için söylüyorsanız, gelin Türkiye için de söyleyin. Ama sanal tablolar üzerinden değerlendirmelerle yaptığınız açıklama, dünyayı da aldatıyor, oralarda yatırım yapanları da zor durumlara sokuyor. Dünyada yaşanan krizlerin, işte bu yeniden yapılanma ihtiyacını gündeme getirmesi ve bir zorunluluk haline dönüştürmesi gibi hayırlı sonuçları da olabiliyor. Önümüzdeki dönemde BM başta olmak üzere, ülkelerin, toplumların kaderinde söz sahibi uluslararası kuruluşların tamamının da bu şekilde bir yeniden yapılanma sürecini başlatmaları gerektiğini düşünüyoruz.''
Erdoğan, kimsenin bu olumlu gelişmelerin kendiliğinden, tesadüfen olduğunu zannetmemesi gerektiğini vurguladı. İktidara geldiklerinden bu yana uyguladıkları politikaların beraberinde başarılı sonuçları getirdiğini kaydeden Erdoğan, ''Kamu maliyesi alanındaki disiplinimiz, güçlü bankacılık sektörümüz... 10 yıl önce böyle bir şey söz konu değildi. Ama şu anda güçlü bankacılık sektörümüz var. Büyük önem verdiğimiz yapısal reformlarımız. Sonuç olarak büyüme, istihdam alanında yakalanan üst düzey performans ortadır. Son 10 yılda kişi başına düşen milli gelirde 3 katın üzerindeki artış, yüzde 70'li seviyelerden yüzde 30'lu seviyelere gerileyen borç stokunun, GSYİH'ya oranı ve daha bir çok göstergede yaşanan iyileşmeler, hep aynı istikrarlı, sağlam duruşumuzun neticesi'' diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2009'da yaşanan küresel, finansal krizde sağlam bir duruş sergilediğine işaret etti. Erdoğan, ''Bu kriz bizi teğet geçecek'' dediklerini, sonucun da bu şekilde olduğunu kaydetti.
Bir çok gelişmiş ülkenin bile halen tam olarak atlatamadığı krizi, doğru, kararlı politikalarla yönettiklerini ifade eden Erdoğan, 2009'da üretim ve istihdam tabanının korunması için bir çok önlem aldıklarını anımsattı. Erdoğan, bu sayede yüksek büyüme hızına ulaştıklarını vurgulayarak, Türkiye ekonomisinin 2010 ve 2011 yıllarında dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduğunu söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Türk lirasının değer kazanmasından rahatsız olduğunu belirterek, ''Ulusalcı geçinip de ulusal paramızın değer kazanmasından rahatsızlık duyan bir zihniyet bu. Biz, Türk lirasının değer kazanmasından dolayı göbek değil, ey Kılıçdaroğlu, can atarız can. Ulusal onurumuz için gerekirse can veririz. Sizin gibi çakma ulusalcılar bu milli hassasiyeti anlayamazlar'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, üretim ve istihdam tabanının korunması için birçok tedbir alındığını vurgulayarak, bu sayede Türkiye ekonomisinin 2010 ve 2011 yıllarında dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin OECD ülkeleri içinde en hızlı istihdam artışı sağlayan ülke konumuna geldiğini ifade eden Erdoğan, ''Bizim hedefimiz, sürdürülebilir büyüme ortamını daimi kılmak. Bu nedenle 2011 yılında orta vadeli programımızı cari açığı azaltmaya yönelik politikalarla oluşturduk. Şimdi geldiğimiz nokta nedir? Evet, cari açık ciddi manada düşme eğilimine girdi. Bu eğilimi kalıcı kılmak için yapısal reformlarımıza devam ediyoruz. Çünkü bunu da yeterli görmüyoruz. Cari işlemler açığındaki düşüş eğilimini sürdürme hedefimiz 2013-2015 dönemini kapsayan orta vadeli programın en başka gelen amaçları arasında yer alıyor'' şeklinde konuştu.
Ekonomide risklerin her zaman ortaya çıkabileceğine dikkati çeken Erdoğan, ''Önemli olan bunlara hazırlıklı olmaktır. Gerekli tedbirleri alıp kararlılıkla bunları uygulayabilirsek neticeyi de alırız'' dedi.
Erdoğan, Avrupa ekonomilerinin önünde halen zorlu dönemeçler bulunduğunu dile getirerek, bu ülkelerden bazılarının iflasın eşiğinden döndüğünü, Avro bölgesinde tüketici ve yatırımcı güveninin derinden zedelendiğini anlattı. Bölgenin ekonomik ve siyasi geleceğine yönelik umutların zayıfladığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ülkemizde ise orta vadeli programımızla ortaya koyduğumuz politika ve hedefler, gerek ulusal, gerek uluslararası yatırımcılar tarafından son derece gerçekçi bulunuyor. Bu politikalarımız, ekonomimize olan güveni artırıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde de aynı karalılıkla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye'nin ekonomide ortaya koyduğu performans, gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında dikkatle izlenip takdirle karşılanırken, muhalefet hala başka telden çalmaya devam ediyor.''
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ekonomi gazetecileriyle yaptığı söyleşide, ekonomiyle ilgili çok sorunlu bir tablo çizdiğini ifade ederek, şunları söyledi:
''Allah'tan ki bu görüşmeyi sabah kahvaltıda yaptı. Adeta Hükümet'in ekonomik performansını yerden yere vurdu. Birkaç saat sonra da Fitch gibi çok önemli bir uluslararası kuruluş, 18 yıl sonra Türkiye'nin notunu bu seviyeye çıkartarak, Türkiye ekonomisinin ne denli başarılı olduğunu ortaya koydu. Kılıçdaroğlu, bunu ben söyleseydim dün yine inanmayacaktın. Allah'tan Fitch böyle bir açıklama yaptı. Bu açıklamayı yaptıktan sonra sen ne yaptın, onu merak ediyorum. Ama sen buna da bir şey uydurursun tabi. Çünkü bu konuda çok kabiliyetlisin.
Doğrusu Kılıçdaroğlu ne zaman Hükümeti yerse dünyadan Türkiye'ye övgüler geliyor. Ülkesine bu kadar yabancı, bu kadar ilgisiz bir ana muhalefet partisi olabilir mi? Buna önünü görememek mi denir, okuma körlüğü mü denir, kendi ülkesine şaşı bakmak mı denir; bunu ben milletimin takdirlerine bırakıyorum. Hani var ya tam bahtsız bedevi misali.
Kılıçdaroğlu bizim için 'Türk lirası çok değerli diye neredeyse göbek atacak' diyor. Doların değerini niye düşürüyor diye soruyor. İşte ulusalcı kafa bu. Ulusalcı geçinip de ulusal paramızın değer kazanmasından rahatsızlık duyan bir zihniyet bu. Biz, Türk lirasının değer kazanmasından dolayı göbek değil, ey Kılıçdaroğlu, can atarız can. Ulusal onurumuz için gerekirse can veririz. Sizin gibi çakma ulusalcılar bu milli hassasiyeti anlayamazlar. Sayın Kılıçdaroğlu, dün bizim Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın en ileri 10 ekonomisinden biri haline getiremeyeceğimizi söylemiş. Sayın Kılıçdaroğlu, her ne kadar sonuçları konusunda tereddütlü olsa 2023 hedeflerini benimsemiş gibi görünüyor. Bu güzel bir gelişme. 2023 ifadesinin patentine sahip çıkmaya çalışan Sayın Bahçeli'nin de aynı şekilde bu hedefleri benimsediğini görüyoruz. Bu da güzel gelişme.''
MHP lideri Devlet Bahçeli'yi, parti kongresinde yeniden genel başkan seçilmesiyle ilgili telgraf mesajıyla tebrik ettiğini belirten Erdoğan, bu vesileyle Bahçeli'yi bir kez daha kutladığını söyledi.
Erdoğan, Bahçeli'nin dünkü kongre konuşmasında 2023 vizyonunun patentine sahip çıkmaya çalıştığını ifade ederek, kongre konuşmasında, hiçbir somut hedef, milletin geleceğine dair somut tek bir öneri göremediklerini ifade etti. Erdoğan, ''Bir de somut olarak 'şu yapılmalıdır, şunu yapacağız' de. Böyle bir şey var mı? Yok. Kongreler, siyasi partilerin ortaya bir siyaset tasavvuru, bir program, bir proje koydukları, ülkenin önemli konularına yönelik siyasi duruşlarını deklare ettikleri toplantılardır. Maalesef MHP Kongresi'nde hamasetten, retorikten, tutarsız laf kalabalığından başka bir siyasi duruş, program, proje göremedik. Her zaman söylüyorum; lafla peynir gemisi yürümez. Milletin önüne bir gelecek tasavvuru, bir gelecek vizyonu koyamayanlar, milletin takdirine de mazhar olamazlar. İçinde ekonomi olmayan, sosyal politika olmayan, kültür olmayan, ticaret olmayan, ülkenin önemli hiçbir meselesi olmayan bir konuşma yapmak, sadece siyaset yapıyormuş gibi görünmektir, başka bir şey değildir'' diye konuştu.
Milletin, söz konusu partilerin bu yönünü çok iyi gördüğünü ve anladığını vurgulayan Erdoğan, ''Bu ülkenin, bu milletin geleceğine dair hiçbir perspektif sahibi olmayanlara diyoruz ki 'bizi izlemeye devam edin'. AK Parti olarak Türkiye'ye kazandırmaktan şeref duyduğumuz 2023 vizyonunun artık milli bir hedef haline gelmesinden dolayı memnunuz. Tabi muhalefetin bu tavrı, aynı zamanda AK Parti iktidarının 2023'e kadar süreceğinin zımni olarak da kabul edildiği anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle, muhalefet partilerinin en azından önümüzdeki 11 yıl boyunca konumlarını korumaya çalıştıklarını söyleyebiliriz'' şeklinde konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMALAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Erdoğan, Kızılcahamam'da geçen hafta sonu geleneksel istişare ve değerlendirme toplantılarının 19'uncusunu gerçekleştirdiklerini anımsattı.
Millet ile istişareyi olduğu gibi kendi aralarındaki istişareyi de asla ihmal etmeyen bir siyasi hareket olduklarını ifade eden Erdoğan, istişare, danışma, müzakere, ortak aklın bütün olumlu sonuçlarından, hayırlı semerelerinden bugüne kadar fazlasıyla yararlandıklarını, bundan sonra da yararlanmayı sürdüreceklerini söyledi.
Erdoğan, istişare toplantılarında sadece partinin durumu, geleceğini değil; ülkenin genel durumu ve geleceğini değerlendirdiklerini, muhasebe yaptıklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Milletin sinesinden doğmuş, millet ile olan birliğini, bütünlüğünü, sürekli güçlendirerek bugünlere gelen parti olarak, milletimizin hissiyatını en doğru şekilde anlamaya, ona en güzel şekilde tercüman olmaya çalışıyoruz. Hani hep 'biz dertliyiz, sevdalıyız' diyoruz ya. Bizim derdimiz, milletimizin derdi; bizim sıkıntımız milletimizin sıkıntısı; bizim özlemlerimiz milletin özlemleridir.
Bizim siyasetimiz zümre siyaseti, elit siyaseti, istismar siyaseti değildir, hizmet siyasetidir. Bizim siyasetimiz sadece bir etnik grubu, sadece bir inanç grubunu, sadece bir bölge insanını veya belli bir toplum kesimini değil 75 milyon vatandaşımızın tamamını kucaklamaya yöneliktir.''
Erdoğan, bunun için istişare toplantılarında ülkenin, milletin bütün meselelerini ortaya koyduklarını, bu çerçevede görüş, tespit ve önerileri değerlendirdiklerini kaydetti.
Bu görüşme ve karşılıklı fikir alışverişleri sonunda yapılaması gereken somut işler konusunda parti yönetimindeki, Meclis grubu ve Bakanlar Kurulu'ndaki arkadaşlarını görevlendirdiklerini vurgulayan Erdoğan, yılda iki kez tekrarladıkları istişare toplantıları geleneğini aynı şekilde sürdüreceklerini belirtti.
Erdoğan, bundan sonraki toplantılarını, gelecek yılın Mayıs ayında yapaklarını ifade etti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in not artırımına ilişkin, ''Önemli bir gelişme olmakla birlikte hala Türkiye'nin kredi notunun olması gereken seviyede bulunmadığını düşünüyoruz. Bütün ekonomik göstergeleri bizden daha geri olan ülkelerin A düzeyindeki kredi notuna sahip olduğu bir ortamda, bizim için hala B düzeyinde kredi notunda ısrar edilmesini hakkaniyete uygun bulmuyoruz'' dedi.
Son günlerde ekonomiyle ilgili sevindirici haberleri, arka arkaya aldıklarını ifade eden Erdoğan, ihracat rakamlarının açıklandığını, bu yılın ilk 10 ayındaki ihracatın 124,8 milyar doları bulduğunu kaydetti. Erdoğan, 12 aylık ihracatın da yaklaşık yüzde 12'lik artışla 148 milyar 363 milyon dolara ulaştığını bildirerek, ekonominin lokomotifi olarak gördükleri ihracattaki artışı bundan sonra da her türlü önlemi alarak devam ettireceklerini vurguladı.
Erdoğan, ''Bundan sonraki aylarda da ihracatımızın artışının aynı şekilde devam etmesi noktasında gerek kadro içindeki arkadaşlarımız gerek girişimcilerimiz olsun, aynı heyecanı paylaşmak suretiyle bu süreci devam ettiriyorlar'' dedi.
Ekim ayı enflasyon rakamlarının dün açıklandığına işaret eden Erdoğan, küresel ekonomideki olumsuzlukların devam ettiği bir dönemde uyguladıkları sıkı para ve maliye politikaları sayesinde enflasyonu kontrol altında tutmaya devam ettiklerini belirtti.
Erdoğan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyesine yükselttiğini anımsattı.
Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının kredi notunu artırmasının, Türkiye'ye yatırım için gelecek uluslararası sermaye açısından teşvik edici işleve sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Bu durum, borçlanma faizlerini düşürmede de elimizi güçlendiren bir araç durumunda. Kararın açıklanmasıyla birlikte borsa tarihi, rekor seviye ulaştı. Faiz oranları da 6,7 gibi en düşük seviyeye geriledi'' dedi.
Erdoğan, bir çok uluslararası kurumsal yatırımcının, yatırım kararı verirken, yatırım yapılabilir seviyedeki ülkelere öncelik tanıdığını belirtti.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bu nedenle uzun zamandır hak ettiğimiz bu gelişmeyi olumlu buluyor, ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Fitch'in kredi notumuzu yükseltmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte biz hala Türkiye'nin kredi notunun olması gereken seviyede bulunmadığını düşünüyoruz. Bütün ekonomik göstergeleri bizden daha geri olan ülkelerin A düzeyindeki kredi notuna sahip olduğu bir ortamda, bizim için hala B düzeyinde kredi notunda ısrar edilmesini hakkaniyete uygun bulmuyoruz. Fitch'in yaptığı artışı, yeterli olmasa da bu yanlışın düzeltilmesi yolunda atılmış bir adım olarak görüyoruz. Farklı eğilimlerle derecelendirme yapan bu kuruluşlara rağmen Türkiye'nin genel ekonomik performansı ve yatırım ortamıyla ilgili olumlu tablosu, zaten uluslararası yatırımcılar tarafından gayet doğru şekilde anlaşılıyor.
2002'de 1 milyar doların altında gerçekleşen doğrudan uluslararası yatırımların son 10 yılda ortalama 11 milyar doları aşması da Türkiye'ye olan güvenin somut göstergesidir. 1'e 11 artış söz konusu. Esasen uluslararası pek çok yapı gibi, kredi derecelendirme kuruluşları konusunda da hakkaniyet ölçülerine dayalı bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Yani siyasi, ideolojik yaklaşımlar istemiyoruz. Gerçekler, rakamlar neyi söylüyorsa, bunu Yunanistan için söylüyorsanız, gelin Türkiye için de söyleyin. Ama sanal tablolar üzerinden değerlendirmelerle yaptığınız açıklama, dünyayı da aldatıyor, oralarda yatırım yapanları da zor durumlara sokuyor. Dünyada yaşanan krizlerin, işte bu yeniden yapılanma ihtiyacını gündeme getirmesi ve bir zorunluluk haline dönüştürmesi gibi hayırlı sonuçları da olabiliyor. Önümüzdeki dönemde BM başta olmak üzere, ülkelerin, toplumların kaderinde söz sahibi uluslararası kuruluşların tamamının da bu şekilde bir yeniden yapılanma sürecini başlatmaları gerektiğini düşünüyoruz.''
Erdoğan, kimsenin bu olumlu gelişmelerin kendiliğinden, tesadüfen olduğunu zannetmemesi gerektiğini vurguladı. İktidara geldiklerinden bu yana uyguladıkları politikaların beraberinde başarılı sonuçları getirdiğini kaydeden Erdoğan, ''Kamu maliyesi alanındaki disiplinimiz, güçlü bankacılık sektörümüz... 10 yıl önce böyle bir şey söz konu değildi. Ama şu anda güçlü bankacılık sektörümüz var. Büyük önem verdiğimiz yapısal reformlarımız. Sonuç olarak büyüme, istihdam alanında yakalanan üst düzey performans ortadır. Son 10 yılda kişi başına düşen milli gelirde 3 katın üzerindeki artış, yüzde 70'li seviyelerden yüzde 30'lu seviyelere gerileyen borç stokunun, GSYİH'ya oranı ve daha bir çok göstergede yaşanan iyileşmeler, hep aynı istikrarlı, sağlam duruşumuzun neticesi'' diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2009'da yaşanan küresel, finansal krizde sağlam bir duruş sergilediğine işaret etti. Erdoğan, ''Bu kriz bizi teğet geçecek'' dediklerini, sonucun da bu şekilde olduğunu kaydetti.
Bir çok gelişmiş ülkenin bile halen tam olarak atlatamadığı krizi, doğru, kararlı politikalarla yönettiklerini ifade eden Erdoğan, 2009'da üretim ve istihdam tabanının korunması için bir çok önlem aldıklarını anımsattı. Erdoğan, bu sayede yüksek büyüme hızına ulaştıklarını vurgulayarak, Türkiye ekonomisinin 2010 ve 2011 yıllarında dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduğunu söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Türk lirasının değer kazanmasından rahatsız olduğunu belirterek, ''Ulusalcı geçinip de ulusal paramızın değer kazanmasından rahatsızlık duyan bir zihniyet bu. Biz, Türk lirasının değer kazanmasından dolayı göbek değil, ey Kılıçdaroğlu, can atarız can. Ulusal onurumuz için gerekirse can veririz. Sizin gibi çakma ulusalcılar bu milli hassasiyeti anlayamazlar'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, üretim ve istihdam tabanının korunması için birçok tedbir alındığını vurgulayarak, bu sayede Türkiye ekonomisinin 2010 ve 2011 yıllarında dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin OECD ülkeleri içinde en hızlı istihdam artışı sağlayan ülke konumuna geldiğini ifade eden Erdoğan, ''Bizim hedefimiz, sürdürülebilir büyüme ortamını daimi kılmak. Bu nedenle 2011 yılında orta vadeli programımızı cari açığı azaltmaya yönelik politikalarla oluşturduk. Şimdi geldiğimiz nokta nedir? Evet, cari açık ciddi manada düşme eğilimine girdi. Bu eğilimi kalıcı kılmak için yapısal reformlarımıza devam ediyoruz. Çünkü bunu da yeterli görmüyoruz. Cari işlemler açığındaki düşüş eğilimini sürdürme hedefimiz 2013-2015 dönemini kapsayan orta vadeli programın en başka gelen amaçları arasında yer alıyor'' şeklinde konuştu.
Ekonomide risklerin her zaman ortaya çıkabileceğine dikkati çeken Erdoğan, ''Önemli olan bunlara hazırlıklı olmaktır. Gerekli tedbirleri alıp kararlılıkla bunları uygulayabilirsek neticeyi de alırız'' dedi.
Erdoğan, Avrupa ekonomilerinin önünde halen zorlu dönemeçler bulunduğunu dile getirerek, bu ülkelerden bazılarının iflasın eşiğinden döndüğünü, Avro bölgesinde tüketici ve yatırımcı güveninin derinden zedelendiğini anlattı. Bölgenin ekonomik ve siyasi geleceğine yönelik umutların zayıfladığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ülkemizde ise orta vadeli programımızla ortaya koyduğumuz politika ve hedefler, gerek ulusal, gerek uluslararası yatırımcılar tarafından son derece gerçekçi bulunuyor. Bu politikalarımız, ekonomimize olan güveni artırıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde de aynı karalılıkla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye'nin ekonomide ortaya koyduğu performans, gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında dikkatle izlenip takdirle karşılanırken, muhalefet hala başka telden çalmaya devam ediyor.''
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ekonomi gazetecileriyle yaptığı söyleşide, ekonomiyle ilgili çok sorunlu bir tablo çizdiğini ifade ederek, şunları söyledi:
''Allah'tan ki bu görüşmeyi sabah kahvaltıda yaptı. Adeta Hükümet'in ekonomik performansını yerden yere vurdu. Birkaç saat sonra da Fitch gibi çok önemli bir uluslararası kuruluş, 18 yıl sonra Türkiye'nin notunu bu seviyeye çıkartarak, Türkiye ekonomisinin ne denli başarılı olduğunu ortaya koydu. Kılıçdaroğlu, bunu ben söyleseydim dün yine inanmayacaktın. Allah'tan Fitch böyle bir açıklama yaptı. Bu açıklamayı yaptıktan sonra sen ne yaptın, onu merak ediyorum. Ama sen buna da bir şey uydurursun tabi. Çünkü bu konuda çok kabiliyetlisin.
Doğrusu Kılıçdaroğlu ne zaman Hükümeti yerse dünyadan Türkiye'ye övgüler geliyor. Ülkesine bu kadar yabancı, bu kadar ilgisiz bir ana muhalefet partisi olabilir mi? Buna önünü görememek mi denir, okuma körlüğü mü denir, kendi ülkesine şaşı bakmak mı denir; bunu ben milletimin takdirlerine bırakıyorum. Hani var ya tam bahtsız bedevi misali.
Kılıçdaroğlu bizim için 'Türk lirası çok değerli diye neredeyse göbek atacak' diyor. Doların değerini niye düşürüyor diye soruyor. İşte ulusalcı kafa bu. Ulusalcı geçinip de ulusal paramızın değer kazanmasından rahatsızlık duyan bir zihniyet bu. Biz, Türk lirasının değer kazanmasından dolayı göbek değil, ey Kılıçdaroğlu, can atarız can. Ulusal onurumuz için gerekirse can veririz. Sizin gibi çakma ulusalcılar bu milli hassasiyeti anlayamazlar. Sayın Kılıçdaroğlu, dün bizim Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın en ileri 10 ekonomisinden biri haline getiremeyeceğimizi söylemiş. Sayın Kılıçdaroğlu, her ne kadar sonuçları konusunda tereddütlü olsa 2023 hedeflerini benimsemiş gibi görünüyor. Bu güzel bir gelişme. 2023 ifadesinin patentine sahip çıkmaya çalışan Sayın Bahçeli'nin de aynı şekilde bu hedefleri benimsediğini görüyoruz. Bu da güzel gelişme.''
MHP lideri Devlet Bahçeli'yi, parti kongresinde yeniden genel başkan seçilmesiyle ilgili telgraf mesajıyla tebrik ettiğini belirten Erdoğan, bu vesileyle Bahçeli'yi bir kez daha kutladığını söyledi.
Erdoğan, Bahçeli'nin dünkü kongre konuşmasında 2023 vizyonunun patentine sahip çıkmaya çalıştığını ifade ederek, kongre konuşmasında, hiçbir somut hedef, milletin geleceğine dair somut tek bir öneri göremediklerini ifade etti. Erdoğan, ''Bir de somut olarak 'şu yapılmalıdır, şunu yapacağız' de. Böyle bir şey var mı? Yok. Kongreler, siyasi partilerin ortaya bir siyaset tasavvuru, bir program, bir proje koydukları, ülkenin önemli konularına yönelik siyasi duruşlarını deklare ettikleri toplantılardır. Maalesef MHP Kongresi'nde hamasetten, retorikten, tutarsız laf kalabalığından başka bir siyasi duruş, program, proje göremedik. Her zaman söylüyorum; lafla peynir gemisi yürümez. Milletin önüne bir gelecek tasavvuru, bir gelecek vizyonu koyamayanlar, milletin takdirine de mazhar olamazlar. İçinde ekonomi olmayan, sosyal politika olmayan, kültür olmayan, ticaret olmayan, ülkenin önemli hiçbir meselesi olmayan bir konuşma yapmak, sadece siyaset yapıyormuş gibi görünmektir, başka bir şey değildir'' diye konuştu.
Milletin, söz konusu partilerin bu yönünü çok iyi gördüğünü ve anladığını vurgulayan Erdoğan, ''Bu ülkenin, bu milletin geleceğine dair hiçbir perspektif sahibi olmayanlara diyoruz ki 'bizi izlemeye devam edin'. AK Parti olarak Türkiye'ye kazandırmaktan şeref duyduğumuz 2023 vizyonunun artık milli bir hedef haline gelmesinden dolayı memnunuz. Tabi muhalefetin bu tavrı, aynı zamanda AK Parti iktidarının 2023'e kadar süreceğinin zımni olarak da kabul edildiği anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle, muhalefet partilerinin en azından önümüzdeki 11 yıl boyunca konumlarını korumaya çalıştıklarını söyleyebiliriz'' şeklinde konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMALAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
