2010-12-28 - 15:08
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, partisinin 15. Olağanüstü Kurultayı'ndaki vaatlerinin parasal kaynağıyla ilgili eleştirilere yönelik olarak, ''Verdiğimiz sözlerin bir kısmının parayla alakası yok. Akılla, insanla ilgisi var ama bunların aklı, mantığı sadece paraya çalıştığı için... Çünkü malı götürmeye alışmışlar. Bilmiyorlar, bizde akıl var mantık var'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında,
partisinin 15. Olağanüstü Kurultayı'ndaki vaatlerinin parasal kaynağıyla ilgili
eleştirilere yönelik olarak, ''Verdiğimiz sözlerin bir kısmının parayla alakası
yok. Akılla, insanla ilgisi var ama bunların aklı, mantığı sadece paraya
çalıştığı için... Çünkü malı götürmeye alışmışlar. Bilmiyorlar, bizde akıl var
mantık var'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına, Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 91. yıldönümünü kutlayarak
başlayan Kılıçdaroğlu, törenler kapsamında 1932 yılından bu yana düzenlenen
''Garnizon Koşusu''nun bu yıl güzergah tahsis edilmediği için
gerçekleştirilmemesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu, geleneklerin kentlerin tarihinde
önemli bir yeri olduğunu belirterek, bu geleneklerin yaşatılması gerektiğini
savundu.

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy'un vefatının 74. yılı olduğunu da
anımsatan Kılıçdaroğlu, ''katıksız bir Atatürkçü'' olarak nitelediği Ersoy'u
minnet, saygı ve şükranla andıklarını söyledi.

Kılıçdardoğlu, 18 Aralıkta CHP'nin 15. Olağanüstü Kurultayı'nı
gerçekleştirdiklerini ve yeni bir yönetim oluştuğunu hatırlatarak, ''Hepimiz
çalışacağız, Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz daha fazla çalışacak. Kimsenin
Ankara'da oturma lüksü yok. Hep beraber CHP'nin iktidarı için mücadele edeceğiz''
dedi.

15. Olağanüstü Kurultay'ın Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kapalı
siyasal toplantısı olma özelliğini taşıdığını ifade eden Kılıçdaroğlu, kurultayda
CHP'nin hedef ve önerilerinin ortaya konulduğunu bildirdi. CHP'nin hedefinin
''mutlu birey, mutlu aile, mutlu Türkiye'' olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bu
hedefe ulaşmak için gerekli kaynakların da düşünüldüğünü belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bazı çevrelerin CHP'nin vaatlerinin
maddi kaynağına ilişkin eleştirilerde bulunduklarına işaret eden Kılıçdaroğlu,
''(41 tane vaatte bulundunuz bunun bedeli 200 milyar lira. Siz bu sözleri nasıl
verirsiniz?). Olay çarpıtılacak ya, buradan çarpıtmaya başladılar. Verdiğimiz
sözlerin bir kısmının parayla alakası yok. Akılla, insanla ilgisi var ama
bunların aklı mantığı sadece paraya çalıştığı için... Çünkü malı götürmeye
alışmışlar. Bilmiyorlar, bizde akıl var, mantık var'' diye konuştu.

Özel yetkili mahkemeleri kaldıracaklarını, Askeri Yüksek İdare
Mahkemelerini de kaldırarak toplumu sivilleştireceklerini kaydeden Kılıçdaroğlu,
bunların gerçekleştirilmesinin parayla ilgisi olmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, mayınlı arazilerin temizlendikten sonra topraksız köylülere
verileceğini de belirten ''Böylece Mustafa Kemal'in ruhunu şad edeceğiz. Hedef
koyduğu ama gerçekleştiremediği Cumhuriyetin en büyük toprak reformunu, halkın
iktidarı yapacak'' dedi.

Yüzde 10 seçim barajının kaldırılması sözünü verdiklerini bunu halkın
iktidarında mutlaka gerçekleştireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini
''Demokrasi bunların işine gelmiyor, özgürlük bunların işine gelmiyor. Milletin
iradesi bunlarda sadece sözde. Bunların özde milletin iradesiyle yakından uzaktan
bir ilgisi yok. Dokunulmazlıkları kaldıracağız dedik bunun parayla ne ilgisi var?
Dolaylı olarak ilgisi var. Malı götürenler, malı götüremeyecek, devlet tasarruf
edecek. Bunu söylüyorum'' diye sürdürdü.

YÖK'ün kaldırılması Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun Atatürk'ün
vasiyeti doğrultusunda eski konumuna getirilmesi yönündeki vaatlerinin
gerçekleştirilmesinde de maddi sıkıntının söz konusu olmadığını vurgulayan
Kılıçdaroğlu, iki kurum için gerekli kaynağın Atatürk'ün İş Bankasındaki
hisselerinin geliri olacağını söyledi.

Kamuda taşeron işçiliği kaldıracakları sözünü verdiklerini bunu devlete
ek yük değil, çalışanlara ek haklar getireceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, CHP'nin
vaatlerinin kaynağının belli olduğunu olan kaynakları akılcı kullanımıyla gerekli
finansmanın sağlanacağını belirtti.

CHP'nin Siyasi Ahlak Yasasını da mutlaka hayata geçireceğini dile getiren
Kılıçdaroğlu, ''Siyasi ahlaktan söz ediyorlar mı hiç? Etrafından bile
dolaşmıyorlar. Siyasi ahlakın olmadığı bir yerde kul hakkını koruyamayız. Kul
hakkının korumasının birinci kuralı siyasi ahlak yasasını getirmektir. Ahlaklı
adam siyaset yapsın. Bunu istiyoruz. Bunun parayla ilgisi var mı?'' diye
konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
yoksulluğu gidereceğini ifade ederek, ''Benim adım Kemal; hesabımızı yaparız, biz
hesap adamıyız, onlar gibi üfürmeyiz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP
Olağanüstü Kurultayında verdikleri sözlere ilişkin hatırlatmalarda bulundu.
İktidara geldiklerinde Kamu İhale Kanunu'nu değiştireceklerini, devletin,
vatandaşın cebinden para çıkmayacağını, birilerinin hortumculuk yapmayacağını
anlatan Kılıçdaroğlu, getirdikleri önerilerle kaynak tüketmediklerini, kaynak
yarattıklarını kaydetti.

Üniversitelere, bilimsel, mali ve yönetsel özerklik getireceklerini dile
getiren Kılıçdaroğlu, gençlerin üniversite yönetiminde yer alacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu, İstanbul Üniversitesinde öğrencilerin 1 yıl süreyle aranabileceğine
yönelik çıkan haberleri anımsatarak, ''Size diyorum 'AKP'nin demokrasi,
özgürlüklerle ilgisi yok' diye. Siz bu kararla, üniversiteyi potansiyel suçlu
hale getiriyorsunuz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, siyasetin finansmanını şeffaflaştıracaklarını, bunun da
parayla, pulla direkt ilgisinin bulunmadığını kaydetti.

''41 vaatte bulundunuz, bunun için 200 katrilyona ihtiyaç var, bunu
nereden bulacaksınız?'' diyerek, kıyametin koparıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu,
şunları kaydetti:

''Rahatsız oluyorlar; neden? Biz, demokrasi ve özgürlüğü amaç edinmiş bir
siyasal partiyiz, onlar demokrasiyi amaç değil, araç edinmiş bir siyasal parti,
aramızdaki temel farklılık bu. Biz, demokrasi, özgürlük, insan hakları,
kadın-erkek eşitliği istiyoruz, onlar devleti özgür kılmak için değil, devleti
ele geçirmek için çaba harcıyorlar. Onların amaçları ile bizim amaçlarımız
arasında taban tabana zıtlık var. Onun için onların söylemlerine güvenmememiz
gerekiyor.

Sadece AKP mi bunu söylüyor. Bir de AKP'nin geniş bir 'hık deyiciler'
grubu var. Başbakan ne derse, 'haklısınız efendim...' Hık deyiciler de
düşünmüyorlar. 'Bir kağıt kalem alalım, hesabını yapalım, bunların dedikleri ne
kadar doğru yanlış' denilmiyor. Biri 200 katrilyon dedi ya o rakam AKP'nin resmi
rakamı. Doğru, o değil.''

Kılıçdaroğlu, The Economist Dergisi'nin 2010 yılı demokrasi endeksini
yayımladığına, ''tam, kusurlu ve melez demokrasiler'' diye ayrıma gittiğine
işaret ederek, Türkiye'nin ''melez demokrasiler grubunda'' yer aldığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, ''Çünkü başımızda melez iktidar var. Bu iktidarla ancak bu kadar
demokrasi...'' görüşünü savundu.

Türkiye'nin nimetlerine değil, külfetlerine talip olduklarını dile
getiren Kılıçdaroğlu, aralarındaki farkın bu olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu,
''Kendileri, yakınları, yedi göbekleri Türkiye'nin nimetlerine talip oldu.
Dürüst, namuslu kişiliğimizle, temiz siyaset anlayışımızla, Türkiye'nin
külfetlerine talibiz'' diye konuştu.

''Bu iktidar, Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzlukların yapıldığı
iktidardır. Yolsuzluk eşittir AKP olarak biliniyor. Onun için bunlara 'adaletten
kaçanlar partisi' deniliyor. Yolsuzluk yapmasa, adaletten kaçar mı?'' diyen
Kılıçdaroğlu, ''AK Parti ne yaparsa yapsın, nereye kaçarsa kaçsın, yoksulluğu
tarihe gömeceklerini, aile sigortasını çıkaracaklarını'' söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Yoksulluğu sömürüyorsun. Yerine gelince dindarlığı
kimseye bırakmıyorsun. Aç bir oku bakalım o kitapları, 'sağ elin verdiğini, sol
el görmeyecek' diyor, senin yaptığın ne?'' diye sordu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bizim söylemlerimizden sonra, bunlar ellerine kağıt, kalem aldılar,
Türkiye'de 16 milyon yoksul varmış. Biz değil, onlar itiraf etmeye başlıyor. Biz
bunları söyleyince 'yoksul sayısı çok fazla, bunların yoksulluğunu
gideremezsiniz' dediler. Ne söyledim: benin adım Kemal; ben bu yoksulluğu
gidereceğim. Bunlar kömür, makarna veriyorlar ya orada bile yolsuzluk yapıyorlar.
Sayın Başbakan 'insaf, dinin yarısıdır' diyordu. O yardımda bile yolsuzluk varsa,
hangi dinden, imandan bahsediyorsun.

Sanıyorlar ki aklımıza geldi söyledik, biz bir şey söylersek en az 50 kez
düşünmüşüzdür, uzmanlarıyla oturmuşuzdur. Devlette yardım yapan kaç kurum var,
bütçeleri nedir, kaç kişi çalışıyor; onlar bilmezler ama biz biliriz. Biz
hesabımızı yaparız, biz hesap adamıyız, onlar gibi üfürmeyiz. Doğrusu neyse adam
gibi söyleriz. Aile sigortasını biz söyledik ama bununla ilgili yasa 1971'de
Parlamentodan geçmiş. Şimdi 2011'e giriyoruz, ağızlarına bile alamıyorlar.

Kaynak da para da var ama sen o kaynakları kullanmasını bilmiyor, çarçur
ediyorsun, o kaynakları alıp birilerine yediriyorsun, yolsuzluk yapıyorsun. Biz
aile sigortası deyince aklına fakir, fukara geliyor, 'bütçede para yok.' İran'a
kullanmadığın doğalgaz için 1 milyar 300 milyon dolar ödedin, aklına hiç mi fakir
fukara gelmedi.''

Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın, ''Bunlar hesap bilmezler''' dediğini
belirterek, AK Parti'nin, ''hesap, kitap, program, plan bilmediğini'' savundu.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

''Neye dayanarak söylüyorum; yasalara göre, belli dönemlerde çıkması
gereken planlar, programlar var; orta vadeli plan mesela. Zamanında
çıkaramadılar, zamanında plan, program yapamayan bir iktidar düşünün, gelmiş bize
hesap soracak. Biz sana hesap soruyoruz, sen bu planı yapacak karatta (ölçüde)
bir hükümet değilsen, orada ne işin var. Bu hükümete, pırlanta hükümeti diyoruz.
Fakir fukaranın ekmeğinden vergi alır, pırlantadan, yakuttan, inciden vergi
almaz. Fakir fukaranın derdinden de anlamazlar.

'Mazottan ÖTV'yi kaldıracağız' dedik, 'vay efendim nasıl kaldırırsınız.'
Niçin para yokmuş, sıra çiftçiye gelince mi para yok. Senin yandaşların köşeyi
dönerken, devletin Hazinesini hortumlarken para var da çiftçiye mi yok? Bir
sözcüsü de Mecliste konuşuyor ÖTV'nin yükü 28-30 katrilyonmuş. Bunun yükü binde
33, yani 3,6 milyar lira. Bunlar hesap bilmiyor, milleti kandırıyorlar. Millete
yalan söylemeyin.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Hıdır'' diyerek kendisini küçümsemeye çalıştığını öne
sürerek, ''Hıdır'ın aslı Hızır'dır. Halkın sorunlarına Hızır gibi yetişeceğiz''
dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Erdoğan'ın bütçe
görüşmeleri sırasında ''Adınız Kemal mi Hıdır mı bilmem ama...'' dediğini
anımsattı.

Adının Kemal olduğunu öğrendiği için Başbakan'ı kutladığını belirten
Kılıçdaroğlu, ''Bu güzel bir şey. Kafasında yer etmiş. Daha da edecek. Kemal onun
beyninde markalaşacak'' diye konuştu.

Erdoğan'ın kendisine Hıdır diyerek küçümsemeye çalıştığını ifade eden
Kılıçdaroğlu, her adın kendisi için onur olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, ''İster
Ali, ister Kemal, ister Kerem, ister Ömer, ister Muhammet deyin. Her insanın ismi
benim için onurdur. O adı taşımak benim için onurdur. Kemal adının yanında
herhangi bir yurttaşın isminin bana verilmesinden onur duyarım. Recep Bey belki
alınabilir ama ben onur duyuyorum. İnsanımın adını da soyadını da geçmişini de
inancını da seviyorum. İnsanı insan olduğu için seviyorum'' dedi.

Anadolu'da ve Balkanlar'da onlarca Hıdır Baba türbesi olduğunu belirten
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Sayın Başbakan bilmez mi o anne ve babalar çocuklarına niye Hıdır adını
takıyorlar. Hıdır'ın aslı Hızır'dır. Anadolu'da Bozatlı Hızır derler. Bozatlı
Hızır yardımcın olsun derler. Başbakan bunları unuttu. Halktan koptu. Çamlıca'da
etrafı çift duvarla örülü villasında oturuyor. Başbakan halktan koptu da
konuşmasını hazırlayan danışmanları da mı halktan koptu? Hıdır'ı niye
küçümsüyorsunuz? Biz halkın sorunlarına Hızır gibi yetişeceğiz. Anadolu'da herkes
bana her insanın ismini verebilir. Yurttaşımın ne ismi varsa başımın üzerinde.
Bana her ismi verebilirsiniz ama bana kimse Recep Bey diyemez. Çünkü, Recep Bey
halkını kandıran adam demektir. Çünkü, Recep Bey siyasete yırtık ayakkabı ile
girip dünyalığını yapan adam demektir. Çünkü, Recep Bey millete din iman
edebiyatı yapıp kul hakkı yiyen adamdır. Çünkü, Recep Bey yolsuzluklara kol kanat
geren adam demektir. Çünkü, Recep Bey, sabah 'Ofer'i tanımıyorum, öğleden sonra
hatırlamıyorum, akşam galiba tanıyorum' diyen adam demektir. Bana Recep
diyebilirler, Recep Bey hayır. Recep ayrı, Recep Bey ayrı. Bu Recep Beyler en çok
nerede görülür? Size bir ip ucu vereyim. Aziz Nesin'in Zübük kitabını okursanız,
orada çok var.''

Başbakan Erdoğan'ın bütçe konuşması sırasında kendisinin kooperatif evine
villa dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Bir Kemal sözü daha veriyorum. Gel
Çamlıca'daki ev ile onu değiştirelim. Söz veriyorum Çamlıca'daki evi Kızılay'a
bağışlayacağım. Söz. Kemal'in sözü'' diye konuştu.

Mal varlığının CHP'nin internet sitesinde yer aldığını, aynısının TBMM
arşivlerinde bulunduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan'ın TBMM'ye
verdiği mal varlığının aynısını AKP'nin internet sitesinde yayınlamasını
bekliyorum. Düzgün adamsa, altına basacak imzayı, fotokopisini internet sitesinde
yayımlayacak. Öyle şu kadar param var, iki laf arka arkaya yazacak, rakamları
toplayacak... Hayır, isim isim, yer yer, alacaklısı borçlusu... Ben nasıl
gösteriyorsam sen de öyle göster. Madem temiz siyaset diyoruz. Bakalım
gösterebilecek misin? Bakalım yüreğin var mı?'' dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Kayseri'deki yolsuz iddiaları konusunda da
değerlendirmeler yaptı.

Olayın bir kişinin rüşvet almasının, rüşvetin paylaşılmasının ötesinde
olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Bir ucunda belediye, bir ucunda vilayet, bir
ucunda adliye var. Yani, organize bir suç var. Bu üçlü yapı içerisinde bir dosya
kapatılıyor. Soruşturuluyor. Soruşturulurken kapatılıyor'' görüşünü dile
getirdi.

Kılıçdaroğlu, söylediklerinin tamamının doğru olduğunu belirterek,
İçişleri Bakanı'nın ''CHP belge saklıyor'' dediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu,
''Koskoca İçişleri Bakanısın. Emniyet, istihbarat sana bağlı. Gizliyorlar dediği
metni biz bir gün önce basına dağıtmışız. Kayseri'deki olayı niye kapatıyorsun?''
diye konuştu.

Mülkiye müfettişlerinin olaya neden el koymadığını soran Kılıçdaroğlu,
belediyeden görevlendirilen bilirkişinin davalının şüphelisi olduğunu ileri
sürdü. Kılıçdaroğlu, ''Yani ciğeri kediye emanet etmişler'' dedi.

Atanan bilirkişinin atanmadan bir gün önce ''hiçbir şey yok burada'' diye
rapor yazdığını yineleyen Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın ''kağıt parçası'' dediği
belgede, Vali Vekilinin olayın ''rüşvet, irtikap'' kapsamına girdiğini,
dolayısıyla izin alınmasına gerek olmadan Cumhuriyet Savcısı tarafından
soruşturulması gerektiği değerlendirmesinde bulunduğunu söyledi.

Bir başsavcının ''kimin elinde ne belge varsa getirsin'' dediğini
kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

'Allah aşkına o savcının görevi ne? Belgeyi toplayacak o değil mi? Bizden
bir belge istiyor. Olur, göstereyim. İhbarı yapan kişinin el defteri. Nereden ne
kadar para almış, parayı kimlere dağıtmış, hepsini yazmış. Merak ediyorum mahkeme
dosyasında olan bu el defteri hiç soruşturuldu mu? Hayır. Peki insaf dinin
yarısıdır diyordu Başbakan. Allah aşkına dinin tamamı değil mi?

İstiyoruz ki olayın üzerine gidilsin. 26 tane iddia var. 26 iddianın
12'si hiç soruşturma konusu yapılmamış. Belediye Başkanı bir televizyon
programında dedi ki o iddiayı ortaya atan belediye işçisinin iddialarının bir
tanesi dahi doğrunun yanından geçerse ben belediye başkanlığından istifa
edeceğim. Bilmediği bir şey vardı. Benzer bir şey başka mahkemede görüşülüyordu
ve o mahkeme bir bilirkişi heyeti tayin etmişti. O bilirkişi heyeti iddia
sahibinin, yani rüşveti toplayan adamın bütün iddialarını doğruluyordu. Mahkeme
kararı çıktı ortaya. İstifa etti mi bu belediye başkanı? Niye istifa etsin
arkasında kapı gibi Recep Bey var. Yolsuzluklardan sorumlu Recep Bey.''

Korkudan Mülkiye müfettişi görevlendirilmediğini öne süren Kılıçdaroğlu,
''Ya bir şey tespit edilirse... Bir şey değil çok tespit edilir'' dedi.

''Rüşvet toplayan çocuğun babasının ifadelerinin de ellerinde olduğunu'',
bu ifadeye de hiç bakılmadığını belirten Kılıçdaroğlu, konu yargıya intikal
edince toplanan milyarlarca paranın bir kısmının iade edildiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, ''Kim ödüyor bu paraları? Adam diyor ki 'Ben para mara ödemedim.
Benim mal varlığım ortada.' Şikayetçi olunmasın diye kim ödüyor bu paraları?''
diye sordu.

Belediye mührünün belediyenin namusu olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu,
''Belediyenin mührü yıllardır rüşvet toplayan bir adamın cebinde geziyorsa sen
belediye başkanlığı koltuğunda nasıl oturuyorsun?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, tam bir rüşvet çarkının söz konusu olduğunu ve organize bir
şekilde kapatıldığını savundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Başbakana yine sesleniyorum: Recep Bey unvanını
sürdürmek istiyorsan sessizliğini koru. Ama Recep Bey bana yakışmıyor ben Tayyip
Beyim, halktan yanayım, kul hakkı yiyenlerden hesap soracağım diyorsan mülkiye
müfettişi görevlendir'' diye konuştu.

Kayseri'de Belediye Başkanına destek amacıyla tam sayfa ilan verildiğini
de anımsatan Kılıçdaroğlu, ilanın parasını kimin verdiğini sordu. Kimsenin bu
soruya cevap vermediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Bizim sorumuz Fransızca değil,
Arapça değil. Sokaktaki vatandaşa sorsan anlar. Eğer yüreklerinde Allah korkusu
olsa bu olayın üzerine giderler'' dedi.

Olayda en doğru çalışan kurumun Emniyet Müdürlüğü olduğunu belirten
Kılıçdaroğlu, ''Oradaki polislerin tamamını yürekten kutladığını'' ifade etti.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında DİSK yöneticilerine polis müdahalesini de
eleştirdi.
(15.08)