2006-11-23 - 17:00
TBMM BAŞKANI ARINÇ: ''KENDİSİNE (PAPA) KARŞI GÖSTERİLER YAPILMASININ, PROTOKOLDE DAHA AŞAĞI BİR DÜZEYDE KARŞILANMASININ İSTENDİĞİNİ GAZETELERDEN OKUYORUM VE BUNDAN GERÇEKTEN ÜZÜLÜYORUM."
Dolmabahçe Sarayı'ndaki ''150 Yılında Dolmabahçe Sarayı Uluslararası Sempozyumu'' nun ardından gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Arınç, Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyareti ve Prof. Dr. Atilla Yayla'nın sözlerinin ardından yaşananları değerlendirdi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Papa 16. Benediktus'un ziyareti sırasında,
''kendisine karşı gösteriler yapılması ve protokolde daha aşağı düzeyde karşılanması
yönündeki görüşlere üzüldüğünü'' ifade ederek, ''Kendisi ile arzu edilen düzeyde,
protokolün elverdiği düzeyde görüşmeler konuşmalar yapılmalıdır'' dedi.

Dolmabahçe Sarayı'ndaki ''150 Yılında Dolmabahçe Sarayı Uluslararası
Sempozyumu'' nun ardından gazetecilerin gündemdeki konularla ilgili sorularını
yanıtladı.

Arınç, Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyaretine ilişkin bir soru üzerine,
bu konuda daha önce kendisinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri
Başkanı Ali Bardakoğlu'nun bazı değerlendirmelerde bulunduğunu, ''Katolik
dünyasının ruhani lideri ve bir devletin başkanı'' sıfatı nedeniyle Papa'nın
Türkiye ziyaretini önemli bulduğunu söyledi.

Bülent Arınç, 16. Benediktus'un bir süre önce İslam ve Hz. Muhammed ile
ilgili sözlerinin de Türkiye ve İslam dünyasında tepkiyle karşılandığını
anımsatarak, ''Bu konuşmasını eleştirdik ve doğru olmadığını söyledik. Papa'nın
da bu konuşması sebebiyle yanlış anlaşıldığını, kendi fikirlerini ifade
etmediğini, geçmişte söylenen bazı sözleri tekrarladığını ifade etmişti. Bence
çok açık bir özür dileme olmasa da bu açıklamaların bizleri tatmin ettiğini ifade
etmeliyim'' diye konuştu.

Papa'nın daha açık biçimde özür dilemesi ve hatasını telafi etmesinin
beklendiğini, ancak tepkilerin de devam etmesini anlamlı bulmadığını dile getiren
Arınç, ''Her gün bu konuyla yatıp kalkmanın, sözleri sebebiyle Papa'ya açıkça bir
düşmanlık beslemenin çok yanlış olduğunu ifade etmeliyim'' dedi.

MECLİS'İ ZİYARET ETMEYİ DÜŞÜNÜYORDU

Arınç, Papa'nın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in davetiyle Türkiye'ye
geldiğini hatırlatarak, bunun önemli bir ziyaret olduğunu ve bulunduğu konum ile
protokol gereği 16. Benediktus'un en iyi şekilde ağırlanması gerektiğini
vurguladı.

Papa'ya geleneksel Türk misafirperverliğinin gösterilmesi gerektiğini
belirten TBMM Başkanı Bülent Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendisi ile arzu edilen düzeyde, protokolün elverdiği düzeyde görüşmeler,
konuşmalar yapılmalıdır. Bundan üç ay önce, Vatikan Büyükelçisi TBMM'de beni
ziyaret etmişti ve Papa'nın Meclis'i de ziyaret etmeyi düşündüğünü, Genel
Kurul'da milletvekillerine hitap etmesinin mümkün olup olmadığını sormuştu. Ben
de Meclis'te böyle bir gelenek olmadığını, ancak Danışma Kurulu'nun vereceği
kararla parlamento başkanlarının ve çok kısıtlı devlet başkanlarının konuşma
yaptığını söylemiştim. Ancak parlamentoyu ziyaret ederse kendileriyle görüşmekten
mutlu olacağımı ve belki milletvekillerine bir selamlama yapılabileceğini ifade
etmiştim.
Şimdi görüyorum ki Meclis ziyareti Papa'nın ziyaret programından
çıkarılmıştır ve bundan dolayı herhangi bir şey söylemek durumunda değilim. Ancak
Papa parlamentoyu ziyaret etseydi, milletimiz ve parlamentomuz adına bir konuşma
yapar ve düşüncelerimi, halkımızın hissiyatını kendilerine ifade ederdim.''

Bülent Arınç, Papa 16. Benediktus'un, Cumhurbaşkanı Sezer'i ziyaret
edeceğini ve İstanbul'da programı olduğunu belirterek, ''Kendisine karşı
gösteriler yapılmasının, protokolde daha aşağı bir düzeyde karşılanmasının
istendiğini gazetelerden okuyorum ve bundan gerçekten üzülüyorum. Biz, Türk halkı
olarak büyük medeniyetlere beşiklik, ev sahipliği yapmış bir medeniyetin
sahipleriyiz'' dedi.

TBMM Başkanı Arınç Arınç, Papa 16. Benediktus'un ziyaretine ilişkin, TBMM'de ''Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak'' adlı bir sergi açtıklarını hatırlatarak, burada
Osmanlı döneminde padişahların çıkardığı fermanlarda, gayri Müslimlere ve diğer
azınlıklara tanınan hakların sergilendiğini kaydetti.

Arınç, ''Bir yandan, 'bir arada yaşamanın en güzel örneklerini bizim
medeniyetimiz, bizim inancımız, bizim kültürümüz göstermiştir' derken, dünya
Katoliklerinin ruhani liderine karşı bundan farklı bir davranışta bulunmak önce
kendimize, medeniyetimize, kültürümüze saygısızlık olur'' diye konuştu.

''Bir yerde ifade etmiştim, 'sıkılı yumrukla el sıkılmaz' diye. Gelen kim
olursa olsun bizim konuğumuzdur. En üst düzeyde, en iyi şekilde karşılanmalıdır
ve fikirlerimiz muhataplarımıza en doğru biçimde aktarılmalıdır'' diyen Arınç,
Papa'nın ziyaretini Türkiye için önemli bulduğunu ve en iyi düzeyde karşılanması
gerektiğine inandığını yineledi.

Arınç, Medeniyetler İttifakı konusunda, ''küresel teröre karşı küresel
barış'' projelerinin desteklenmesi gerektiğini dile getirerek, Papa'nın
ziyaretinin bunların anlatılması için çok iyi bir fırsat olacağını söyledi.

ABDULLAH GÜL'ÜN YEMEK DAVETİ

Bülent Arınç, ''Papa'nın, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah
Gül'ün görüşme talebini kabul etmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna
şu karşılığı verdi:
''Şuna dikkati çekmek isterim: Parlamenter diplomaside 4 yıldan beri çok
başarı ile devam ettiğimiz bir programımız var. Onlarca ülkeyi ziyaret ediyoruz,
onlarca ülkenin parlamento başkanı, devlet başkanı, heyetler Türkiye'yi ziyaret
ediyorlar. Her ülkenin devlet başkanları, başbakanları, kralları, sultanları,
emirleri var. Bunlar kendi düzeylerinde farklı programlar uygulayabilirler.
Misafirinize saygı göstermek zorundasınız. Eğer misafiriniz bir yemek davetini
kabul etmiyor ve bunun için bir gerekçe ifade ediyorsa, buna ancak saygı
gösterilir.
Ben dünyanın pek çok yerinde buna benzer protokol kuralları ile karşılaştım.
Sizin de muhataplarınıza ziyaret etmek istediğiniz, etmek istemediğiniz veya
mekan itibarıyla tercihte bulunduğumuz kurallar olabilir. Benim gazeteden
okuduğum kadarıyla, sayın Gül'ün bir yemek davetini, Papa'nın bir dini lider
olarak dünyevi haz olarak nitelendirdiği ve böyle davetlere katılmadığı
yolunda... Buna karşı 'hayır ben böyle istiyorum' diyemezsiniz. Misafirinizin bu
düşüncesine ancak saygı gösterirsiniz. Ben bunun büyütülecek bir şey olduğunu
düşünmüyorum.''

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN YURT DIŞINDA BULUNMASI

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da Papa'nın
ziyareti sırasında yurt dışı gezisinde olacağının hatırlatılması üzerine de
şunları kaydetti:
''Ben bu konuda başka hiçbir şey demiyorum. Başbakan nerededir? Dışişleri
Bakanı nerede bulunuyor? Ben cumartesi günü bir yurt dışı ziyaretine gidiyorum.
Ancak olası bir Papa ziyaretine karşı da 27 Kasım akşamı dönmek istiyordum ve
programımı buna göre yapmıştım. Meclis Başkanı olarak, eğer Papa, parlamentomuzu
ziyaret etmek isteseydi, kendisini en iyi düzeyde, en iyi şekilde ağırlamak için
programımı buna göre dizayn etmiştim. Sayın Başbakan'ın ayrı programı olabilir.
Başka protokol yetkililerinin ayrı programı beni ilgilendirmez, Papa'yı da
ilgilendirmez. Kim varsa, kimlerle görüşmeyi arzu ediyorsa program buna göre
yapılır'' dedi.

PROF. DR. ATİLLA YAYLA'NIN SÖZLERİ?

Arınç, gazetecilerin, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla
Yayla'nın sözleri ve sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin soruları üzerine, son
dönemlerde Türkiye'de demokratik reformlar yapıldığını, Anayasa'nın 40 maddesinin
değiştirildiğini söyledi. Sadece kanunlar ve anayasa değişiklikleri ile kalınmadığını ve bir zihniyeti de değiştirmeye çalıştıklarını ifade eden Arınç, yargının buna göre kararlar
verdiğini, buna göre içtihatlar yapıldığını belirtti.

Arınç, son yapılan demokratik reformların en önemli unsurunun, meydana gelen
özgürlüklerin en önemli bileşkesinin fikir ve ifade özgürlüğü olduğunu
vurgulayarak, ''Bir insan düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmelidir. Yazarak,
konuşarak, söyleyerek, resim yaparak, karikatür yaparak... Ne düşünüyorsa, bunu
çok açıklıkla ve çok kolaylıkla ifade edebilmelidir'' dedi.

''BÜTÜN ÖZGÜRLÜKLERİN BİLEŞKESİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ...''

İfade özgürlüğünün insan olmanın da bir gereği olduğunu dile getiren Arınç,
''Bütün özgürlüklerin bileşkesi, ana vektörü, ifade özgürlüğüdür. Uluslararası
kurallar içerisinde, tek bir kısıtlama alanı olabilir; Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi kararlarında da ortaya konulduğu gibi, şiddet ve terörle bağlantılı
olmayacak, onu savunmayacak, onu kullanmayacak, kamu düzenini bozmayacak ve suç
işlenmesini tahrik etmeyecek. Bunun dışında her şey konuşulabilir, söylenebilir
ve ifade edilebilir'' diye konuştu.

Arınç, Prof. Dr. Atilla Yayla'nın bir bilim adamı olduğunu ifade ederek,
kendisinin kitapları bulunduğunu, aynı zamanda yazar olduğunu ve periyodik olarak
bazı gazetelerde yazılarının yayınlandığını hatırlattı. Bülent Arınç, ''İzmir'de
yaptığı bir konuşma sırasında hoşa gitmeyen, beğenilmeyen, tasvip edilmeyen bazı
şeyler söylemiş olabilir. Bundan dolayı bir linç kampanyasına girilmesini,
kendisinin üniversite ilişkisinin kesilmek istenmesini, ifade özgürlüğü açısından
çok tehlikeli buluyorum, çok yanlış buluyorum ve bu kampanyanın içerisinde
bulunanları da kınıyorum'' dedi.

''ATATÜRK, HEPİMİZİN ORTAK DEĞERİDİR''

TBMM Başkanı Bülent Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
''Atatürk, hepimizin ortak değeridir. Cumhuriyetimiz'in kurucusudur,
bağımsızlık mücadelemizin ender büyük komutanlarından birisidir ve bugün
Türkiye'de Atatürk sevgisi yerleşmiş ve kökleşmiştir. Atatürk'ün hatırasına
alenen hakaret etmeyi yasaklayan bir kanun da bulunmaktadır.
Atilla Yayla'nın konuşmasında, Atatürk'ü aşağılayan, küçülten, ona açıkça
hakaret eden bir cümle yoktur. Öyle olsaydı buna hepimiz tepki gösterir, hepimiz
kınar, esasen kanunen suç olduğu için de bir şekilde yargı önüne çıkardı. Ancak
takip edebildiğim kadarıyla Atilla Yayla, Atatürkçülük ideolojisi olarak
konuşulan, Kemalizm olarak söylenen bazı konularda eleştiriler yapmıştır. Bu
eleştirileri sadece o da yapmıyor. Türkiye'de pek çok insan bu konuda fikirlerini
söylemiş olabilir.''

ERMENİ KONFERANSI ÖRNEĞİ?

Arınç, geçtiğimiz günlerde de yaşandığı için halen canlı bir hatıra olarak
duran bir olaya da değinmek istediğini ifade ederek, Türkiye'nin uluslararası
platformda Ermeni soykırımı yapmakla suçlandığını ve son olarak Fransa'da, bunu
kabul etmeyenlere ceza yaptırımı öngören bir kanunun kabul edildiğini hatırlattı.

Türkiye'de de geçtiğimiz yıl yapılan Ermeni konferansını anımsatan Arınç,
''Halen devam eden biçimde, profesör titri taşıyan, bazı üniversitelerde
ders veren akademisyenler, bizim düşüncemizin aksine, kabul etmediğimiz biçimde,
Türkler'in Ermeniler'e soykırım yaptığını ifade ettiler. Bunlar mahkeme kararı
olmasına rağmen bir üniversitemizde sempozyum da yaptılar'' dedi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Biz de bunu kabul etmemekle birlikte, onların bunu söyleme hakları
bulunduğunu ifade ettik ve bu sempozyumun yapılması gerektiğini de söyledik. En
azından ben bunu savundum. Buna karşı çıkanları da, 'yapmayın, yanlış
yapıyorsunuz' dedim. Şimdi o öğretim üyeleri halen üniversitelerinde ders
veriyorlar. Hiçbir üniversite yönetimi, o akademisyenler için 'siz Türkler'in
Ermeniler'i kestiğini söylüyorsunuz, katliam ya da soykırım yaptığını
söylüyorsunuz. Sizi öğretim üyeliğinden atıyorum' demedi, ders verme haklarını
gasp etmedi. Onlar bu beğenmediğimiz fikirlerini konuşmaya devam ediyorlar. Hal
böyle iken, bir liberal düşünce sahibi Atilla Yayla'nın kendi üniversitesinde
ders verme hakkından mahrum edilmesini, hatta üniversite öğretim üyeliğinden
çıkarılacak bir sürecin başlamasını çok yanlış buluyorum. Böyle bir linç
kampanyasının Türkiye'ye yakışmadığını ifade ediyorum. Ben Yayla ve onun gibi
kişilerin ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunan bir düşünceye sahibim.''