2010-12-07 - 15:55
BDP eş başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada
İstanbul'da güvenlik güçlerinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın rektörlerle
görüşmesini protesto eden öğrencilere yönelik müdahalesini eleştirirken, ''Bir
grup genci onlarca polisin ayakları altında ezdiren AKP anlayışını mahkum etmek
için mücadele edeceğiz'' dedi.
BDP eş Başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada
İstanbul'da güvenlik güçlerinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın rektörlerle
görüşmesini protesto eden öğrencilere yönelik müdahalesini eleştirirken, ''Bir
grup genci onlarca polisin ayakları altında ezdiren AKP anlayışını mahkum etmek
için mücadele edeceğiz'' dedi.
Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, özellikle son
yıllarda üniversite öğrencileri üzerindeki baskının arttığını savundu.
İstanbul'daki gösteride, ''öğrencilerin meydan dayağına çekildiğini,
adeta linç edildiğini'' ileri süren Kışanak, kameraların önünde gençlere işkence
uygulandığını söyledi. Gençlerin demokratik mücadelelerinin hiç bir zaman
sindirilemeyeceğini belirten Kışanak, ''Biz de bu mücadelede onların yanında
olacağız, onlara destek vereceğiz'' dedi.
Öğrencilerin, Başbakan Erdoğan'ın üniversite rektörleri ile yaptığı
toplantıya temsilci göndermek istediğini, ancak bu demokratik talep karşısında
''meydan dayağından geçirildiklerini'' savunan Kışanak, ''Ama o toplantıda Sayın
Başbakan'ın kızı boy gösteriyordu. Başbakan'ın kızına serbest olan bir toplantı,
bu ülkenin üniversite geçliğine kapalı. İşte AKP'nin demokrasi ve özgürlük
anlayışı böyle. Her şey kendisi için özgürlük alanı, ancak kendisi dışındaki
herkese, her şey yasak'' diye konuştu.
AK Parti grubundan bir sözcünün, konuyu değerlendirirken, ''polis
görevini yapmayacak mı?'' şeklinde bir ifade kullandığını belirten Kışanak,
şunları söyledi:
''Polisin görevleri arasında, linç etmek, meydan dayağı çekmek, çocuk
düşürecek derecede darp etmek ve işkence yapmak var mı? Hangi yasada bu yazıyor?
Demokratik hiç bir ülkede, hiç bir güvenlik gücünün böyle bir görevi olamaz. Ama
eğer AKP'nin özel bir görevlendirmesi var ise bunu da çıksın kamuoyuna açıklasın.
Acaba hangi genelge ile bu yetkiyi verdiler? 'Yere düşen öğrencinin üzerinde
tepinmek de sizin görevinizdir' diye yazdılar mı?''
BDP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu
Üyesi Akın Birdal'ın, komisyonun bu konuda harekete geçmesi için başvuruda
bulunduğunu belirten Kışanak, parti olarak bu olayın peşini bırakmayacaklarını
ifade etti. Kışanak, ''Bir grup genci onlarca polisin ayakları altında ezdiren
AKP anlayışını mahkum etmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Emniyet Müdürü
açığa alınıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, rektörlerle yaptığı görüşmede, Kürt sorununun da
gündeme geldiğini belirten Kışanak, Erdoğan'ın, ''Bu sorun artık inkar edilemez.
Bu sorunu üniversiteler de gündemine almalıdır'' dediğini ifade etti. Bunun geç
kalmış bir söylem olduğunu savunan Kışanak, şöyle devam etti:
''Ama söylemi önemli buluyoruz. Çünkü Başbakan daha önce, 'Düşünmezseniz,
Kürt sorunu yok olur' diyen bir Başbakan'dı. Bugün bu noktaya gelmiş olmasını
önemsiyoruz.
Kürt sorunu siyasal bir sorundur. Başka bir yere havale edilecek bir
sorun değil. Siyasi çözüm üretilmesi gereken bir sorundur. Başbakan, kendisi
öncelikle bu sorumluluğu almalı ve siyasi çözüm projesini kamuoyu ile paylaşmalı.
Üniversiteler, bunun önünü açan, bu konuda olanak, imkan yaratan bir pozisyonda
olmalıdır. Ancak, öncelikle hükümetin, Kürt sorunu konusunda nasıl bir çözüm
öngördüğü açığa çıkmalıdır. Kendisi siyasal sorumluluk almaktan kaçınarak, adeta
topu atarcasına sağa sola görevler vererek bu işin altından kalkamaz. Biz, 'Bu
sorunun anayasal düzeyde çözümü nedir' bunu öğrenmek istiyoruz. Kürt sorununun
kaynağı inkarcı, tekçi, vesayetçi anayasadır. AKP hükümeti yeni anayasayı vaat
olarak toplumun önüne koyuyor. 'Bana oy verirseniz ben de size yeni anayasa
veririm' demek istiyor. Sen nasıl bir anayasa öngörüyorsun, önce bunları
kamuoyuna sun.
Başbakan'ın, Kürt sorunu konusunda topu taca atmaktan vazgeçip anayasal
düzeyde Kürt sorununa nasıl bir çözüm önerdiğini artık kamuoyuna açıklaması
gerekir.''
AK Parti sözcülerinin, BDP'ye yönelik olarak ''Sinn Fein kadar cesur
olsunlar'' şeklinde ifade kullandıklarını belirten Kışanak, partilerinin, Kürt
sorunun çözümü konusunda cesur olduğunu, ağır bedeller ödediğini söyledi.
Kışanak, ''Biz verdiğimiz mücadele ile senin de eğer istersen kimliğini açıkça
ifade edebilme hakkını savunuyoruz sayın sözcü. Bu mücadele olmasaydı, kendi
kimliğini gizleyen bir insan olarak politika yapacaktın'' dedi.
Kışanak, öncelikle AK Parti'nin, halkı kandırma hesaplarından vazgeçerek
çözüm politikalarında cesur olması gerektiğini ifade etti.
Gültan Kışanak, Kürt sorununun çözümü kapsamında Mecliste ''Hakikatleri
araştırma komisyonu'' kurulması gerektiğini sözlerine ekledi. (15.55)
İstanbul'da güvenlik güçlerinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın rektörlerle
görüşmesini protesto eden öğrencilere yönelik müdahalesini eleştirirken, ''Bir
grup genci onlarca polisin ayakları altında ezdiren AKP anlayışını mahkum etmek
için mücadele edeceğiz'' dedi.
Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, özellikle son
yıllarda üniversite öğrencileri üzerindeki baskının arttığını savundu.
İstanbul'daki gösteride, ''öğrencilerin meydan dayağına çekildiğini,
adeta linç edildiğini'' ileri süren Kışanak, kameraların önünde gençlere işkence
uygulandığını söyledi. Gençlerin demokratik mücadelelerinin hiç bir zaman
sindirilemeyeceğini belirten Kışanak, ''Biz de bu mücadelede onların yanında
olacağız, onlara destek vereceğiz'' dedi.
Öğrencilerin, Başbakan Erdoğan'ın üniversite rektörleri ile yaptığı
toplantıya temsilci göndermek istediğini, ancak bu demokratik talep karşısında
''meydan dayağından geçirildiklerini'' savunan Kışanak, ''Ama o toplantıda Sayın
Başbakan'ın kızı boy gösteriyordu. Başbakan'ın kızına serbest olan bir toplantı,
bu ülkenin üniversite geçliğine kapalı. İşte AKP'nin demokrasi ve özgürlük
anlayışı böyle. Her şey kendisi için özgürlük alanı, ancak kendisi dışındaki
herkese, her şey yasak'' diye konuştu.
AK Parti grubundan bir sözcünün, konuyu değerlendirirken, ''polis
görevini yapmayacak mı?'' şeklinde bir ifade kullandığını belirten Kışanak,
şunları söyledi:
''Polisin görevleri arasında, linç etmek, meydan dayağı çekmek, çocuk
düşürecek derecede darp etmek ve işkence yapmak var mı? Hangi yasada bu yazıyor?
Demokratik hiç bir ülkede, hiç bir güvenlik gücünün böyle bir görevi olamaz. Ama
eğer AKP'nin özel bir görevlendirmesi var ise bunu da çıksın kamuoyuna açıklasın.
Acaba hangi genelge ile bu yetkiyi verdiler? 'Yere düşen öğrencinin üzerinde
tepinmek de sizin görevinizdir' diye yazdılar mı?''
BDP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu
Üyesi Akın Birdal'ın, komisyonun bu konuda harekete geçmesi için başvuruda
bulunduğunu belirten Kışanak, parti olarak bu olayın peşini bırakmayacaklarını
ifade etti. Kışanak, ''Bir grup genci onlarca polisin ayakları altında ezdiren
AKP anlayışını mahkum etmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Emniyet Müdürü
açığa alınıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, rektörlerle yaptığı görüşmede, Kürt sorununun da
gündeme geldiğini belirten Kışanak, Erdoğan'ın, ''Bu sorun artık inkar edilemez.
Bu sorunu üniversiteler de gündemine almalıdır'' dediğini ifade etti. Bunun geç
kalmış bir söylem olduğunu savunan Kışanak, şöyle devam etti:
''Ama söylemi önemli buluyoruz. Çünkü Başbakan daha önce, 'Düşünmezseniz,
Kürt sorunu yok olur' diyen bir Başbakan'dı. Bugün bu noktaya gelmiş olmasını
önemsiyoruz.
Kürt sorunu siyasal bir sorundur. Başka bir yere havale edilecek bir
sorun değil. Siyasi çözüm üretilmesi gereken bir sorundur. Başbakan, kendisi
öncelikle bu sorumluluğu almalı ve siyasi çözüm projesini kamuoyu ile paylaşmalı.
Üniversiteler, bunun önünü açan, bu konuda olanak, imkan yaratan bir pozisyonda
olmalıdır. Ancak, öncelikle hükümetin, Kürt sorunu konusunda nasıl bir çözüm
öngördüğü açığa çıkmalıdır. Kendisi siyasal sorumluluk almaktan kaçınarak, adeta
topu atarcasına sağa sola görevler vererek bu işin altından kalkamaz. Biz, 'Bu
sorunun anayasal düzeyde çözümü nedir' bunu öğrenmek istiyoruz. Kürt sorununun
kaynağı inkarcı, tekçi, vesayetçi anayasadır. AKP hükümeti yeni anayasayı vaat
olarak toplumun önüne koyuyor. 'Bana oy verirseniz ben de size yeni anayasa
veririm' demek istiyor. Sen nasıl bir anayasa öngörüyorsun, önce bunları
kamuoyuna sun.
Başbakan'ın, Kürt sorunu konusunda topu taca atmaktan vazgeçip anayasal
düzeyde Kürt sorununa nasıl bir çözüm önerdiğini artık kamuoyuna açıklaması
gerekir.''
AK Parti sözcülerinin, BDP'ye yönelik olarak ''Sinn Fein kadar cesur
olsunlar'' şeklinde ifade kullandıklarını belirten Kışanak, partilerinin, Kürt
sorunun çözümü konusunda cesur olduğunu, ağır bedeller ödediğini söyledi.
Kışanak, ''Biz verdiğimiz mücadele ile senin de eğer istersen kimliğini açıkça
ifade edebilme hakkını savunuyoruz sayın sözcü. Bu mücadele olmasaydı, kendi
kimliğini gizleyen bir insan olarak politika yapacaktın'' dedi.
Kışanak, öncelikle AK Parti'nin, halkı kandırma hesaplarından vazgeçerek
çözüm politikalarında cesur olması gerektiğini ifade etti.
Gültan Kışanak, Kürt sorununun çözümü kapsamında Mecliste ''Hakikatleri
araştırma komisyonu'' kurulması gerektiğini sözlerine ekledi. (15.55)
